Oat ne demek? | Oat anlamı nedir? | Oat

Oat anlamı nedir?

Oat ne demek?

Oat anlamı nedir?

Oat | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (gen.) (çoğ.) yulaf tanesi, yulaf, (bot.) Avena sativa; yulaf sapından yapılmış çalgı borusu. oat grass çayır yulafı. oatmeal (i.) yulaf ezmesi. feel one's oats (k.dili) kendini beğenmek, kendini yüksek görmek; zinde olmak. sow one's wild oats (k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). yüzmekte; su dolmuş; su basmış; havada. Rumors are afloat. Ortalıkta şayialar dolaşıyor. The firm is afloat. şirket masrafım çIkarıyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. benzoik asidin tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

k.dili teke, erkek keçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. şişirmek, hava vermek, kabartmak; balık tutsülemek; şişmek, kabarmak; i, bayt. hayvanın yediği yeşilliklerin mayalanmasından dolayı işkembe veya bağırsak yollarında gaz toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzlanmış ve tutsülenmiş ringa balığı; aynı şekilde hazırlanmış uskumru, çiroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mavi üniformalı polis, asker veya talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kayık, sandal, gemi, filika; kayık tabak; f. sandalla gezmek; sandal ile taşımak, nakletmek. be all in the same boat aynı halde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıkla taşıma ücreti. boat hook den. kanca, çengelli uzun sırık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıkhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sandal, kayık, gemi v.b.'nin eğlence yeri olarak kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir geminin alabileceği miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıkçı. boatmanship i. kayık kullanma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. porsun, marinel başı, lostromo. boatswain's chair izbarço iskele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek direkli küçük yelkenli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (f). palto, ceket; kat, tabaka; (f). kaplamak, geçmek (boya vb) coat hanger elbise askısı, askı. coat of armas hanedan arması. coat of paint bir kat boya. coattail , coattails (f) frakın kuyrukları. dress coat frak on his coattails sayesinde. coatin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney ve Orta Amerika'ya mahsus kedi büyüklüğünde bir cins memeli hayvan, (zool). Nasua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük sandal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hırvat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hırvatistan. Croatian (s)., (i). Hırvat; (i). Hırvatça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). amansız; (i). katil, katil tipli adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). portatif bot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su üstünde yüzen herhangi bir şey; sal; olta mantarı; şamandıra, duba; geçit resminde kullanılan süslü araba; (den). pervane tahtası; mala; dondurmalı gazoz; (çoğ). tiyatro sahnesinin ön kısmındaki ışıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yüzmek, batmamak, su yüzünde durmak, su yüzünde gitmek; hava akımına kapılarak sürüklenmek; hayal gibi hareket etmek, dolaşmak; yüzdürmek; su basmak; sala yüklemek; (hisse senetlerini ve tahvilleri) satışa arzetmek; yaymak, neşretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzen kimse veya şey; bir işten öbür işe geçen kimse; çeşitli yerlerde kanuna aykırı olarak oy kullanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzen; bağlı olmayan; gezici, seyyar, sabit olmayan; değişen. floating anchor (bak). sea anchor. floating bridge yüzen köprü dubalı köprü. floating capital (tic). döner sermaye. floating debt gayri muntazam borç. floating derrick (den). gezer maç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). faltboat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. over ile şeytanca bir zevk duymak, bir diğerinin başarısızlığını zevkle seyretmek; Oh olsun ! demek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keçi, teke; astr. Oğlak burcu; argo şakaya hedef olan kimse; zampara. goatherd i. keçi çobanı. get one's goat argo bir kiınsenin sinirine dokunmak, kızdırmak. the sheep and the goats iyiler ve kötüler. striped goatfish barbunya, zool. Muslus barba

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sivri sakal, keçi sakalı, yalnız çenede olan sakal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teke sakalı, (bot.) Tragopogon pratensis .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keçi postu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, keçisağan, (zool.) Caprimulgus europaeus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) palto .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İngilizlerin dört penilik eski bir gümüş parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dövülmüs kabuksuz buğday veya yulaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gambot .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzen ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun etekli entari, sabahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. donmuş nehir veya göl üstünden geçmeye mahsus yelkenli kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni başlamış, gelişmemiş, inkişaf etmemiş, tamamlanmamış. inchoative s, gram bir hareketin başladığını gösteren (zaman, kip).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horozibiği, bot. Amaranthus tricolor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

geniş ve düz dipli nehir salı. Kentucky coffee tohumlan kahve yerine kullanllan uzun bir agaç, bot. Gymnocladusdioicus; bu agacın tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cankurtaran sandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isteksiz, istemeyen. nothing loath isteyerek, karşı koymayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nefret etmek, hiç sevmemek; tiksinmek, iğrenmek. loathing i. nefret. loathingly z. nefretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tiksindirici, nefrete layık, iğrenç. loathsomely z. nefret edilecek surette. loathsomeness i. iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli geminin en büyük sandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kale hendeği; f. etrafna böyle hendek çevirmek. moated s. hendekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motorlu sandal, motorbot, deniz motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ant, yemin: küfür, Iânet. administer an oath (huk.) yemin ettirmek, ant içirmek. take an oath yemin etmek, ant içmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iç etekliği, jupon; etekliğe benzer şey; (şaka) kadın; elek. fincan, cam izolatör. petticoat government kadın hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. patrol torpedo boat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski İngiliz askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. kayık, sandal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkalarının cezasını ve sorumluluğunu yüklenen kimse; (eski) Musevilerin günahlarını çöle götürmek üzere başıboş bırakılan keçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). domuz yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içinde temsil verilen vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürat motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kakım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş taşımakta kullanılan tahta kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şekerle kaplamak; ballandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüppe; ortaçağda zırh üstüne giyilen cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgaları aşabilmeye elverişli kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

frak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğaz, gırtlak; dar geçit. cut one's own throat k.dili kendi kendine zarar vermek, bindiği dalı kesmek. have a lump in one's throat boğazı tıkanmak; yüreğinin yağı erimek. have a sore throat boğazı ağrımak. jump down one's throat k.dili boğazına

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. römorkör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönek adam, prensip değiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Alman denizaltısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. astar, astar boyası, taban boya; iç ceketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cankurtaran sandalı, filika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külrengi ötlegen, zool. Sylvia communis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by