Oba ne demek? | Oba anlamı nedir? | Oba

Oba anlamı nedir?

Oba ne demek?

Oba anlamı nedir?

Oba | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birkaç bölüklü büyük ve uzun göçebe çadırı.

2.Çadır halkı, göçebe ailesi. 3.Çadırlardan müteşekkil küçük .topluluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large nomad tent. nomad group. encampment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a group of nomads (under the authority of a chief. large tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On-Base Average.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On Base Average See On Base Percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Output-Based Aid [TOP].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optical Brightening Agent Optical whiteners Completely synthetic substances which refract light and make it appear white to the human eye OCR PAPER Optical Character Recognition Paper, woodfree paper intended for automatic optical scanning OFFSET PAPER Pa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çadırlarda yaşayan göçebe ailelerin meydana getirdiği topluluk. 2.Genellikle bölmeli göçebe cadın. 3.Yabancı. 4.Zeka ya da yetenekleri olağanüstü işler başaracak kadar üstün olan kimse, dahi. 5.Ova.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akrobat, cambaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cambazlık, akrobasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilotun uçakla havada yaptığı marifet gösterileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir akrobatın yaptığı hareketlerin biri veya hepsi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acrobatie

cambazlık

Cambazın işi veya mesleği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). El üzerinde denge hareketleri, tehlikeli sıçramalar yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acrobate

cambaz

Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. acrobat cambaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat , equilibrist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmen tasvip etmek, onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenme, tensip , tasdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Almanya'da geniş ve düzgun araba yolu, otoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baobap ağacı, (bot). Adansonia digitata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Baobap cinsinden olan ağaçlar fasilesi, baobapgüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik, Sudan dillerinden). Orta Afrika’da yetişen bir cins ağaç ki dünyadaki ağaçların en büyüğüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Baobabiyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki loplu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kobalt. cobalt blue kobalt mavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. şûbân ve çûbân). Ehlî hayvanları gezdirip otlatan adam: Koyun, keçi, sığır çobanı. Çoban armağanı çam sakızı = Küçük hediye. Çoban aldatan = Kırlangıçtan büyücek bir kuş, alaca tavuk. Çoban iğnesi, püskülü, değneği, düdüğü, süzgeci, tarafı, dağarcığı tuzluğu, minaresi = şitli bitkiler. Çoban köpeği = Sürüyü beklemeye mahsus köpek. Çoban merhemi — Terementi ve mumyağı vesaire ile yapılan bir nevi merhem. Çoban yıldızı = Zühre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shepherd. herdsman. sheepman. cowman. grazier. shieling. bucolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herdsman. shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herdsman. shepherd. sheepherder. flockman. sheperd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çobankesesi): Turpgillerden, bir çeşit yaban bitkisidir. Meyveleri, torbaya benzer. Yaprakları rozet şeklinde olup, demet görünümündedir. Çiçekleri beyazdır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Ağrıları giderip, vücuda rahatlık verir. Burun kanamalarını durdurur.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(meyhaneciotu): Lohusagillerden, nemli yerlerde yetişen, uzun ve yeşil yapraklı bir bitkidir. Sapları sivri, kısa ve parlaktır. Çiçekleri de çana benzer. Hekimlikte kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ilex auifolium): Çobanpüskülügillerden; hekimlikte yaprakları kullanılan bir bitkidir. 300 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanın sanat ve vazifesi: Köyde çobanlık ediyor, koyun, sığır, hergele çobanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Kırlangıçtan büyücek, uzunca kuyruklu, bir çeşit keçisağan: Bu kuş insanı yanına yaklaştırdığı halde yakalanmamasıyle tanınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightjar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanlara mahsus veya lâyık bir surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden yabanî bir bitki ve bunun torbayı andıran meyvesi (capsella pastoris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Turpgillerden yabani bir bitki, kuş ekmeği (thlaspi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karabuğdayın bir çeşidi (polygonum aviculare) .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Loğusaotu familyasından bir bitki, meyhaneci otu (asarum europaeum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Itır çiçeği cinsinden kokulu bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanpüskülügillerden bir süs bitkisi (ilex aquifolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ilex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, beyaz çiçekli bir bitki (scandix).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zühre, Çulpan, Venüs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ecza). ikinci defa damıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). küre şekline sokmak; (s). küre şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, uygun görmeyiş, tensip etmeyiş, tenkit; memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (ikisi) aynıderecede muhtemel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas stove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas burner / heater. kerosene / oil stove. gas heater. oilstove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. global

1. küresel,

2.toptan

1. Dünya ölçüsünde geniş bir bakış açısıyla benimsenen.

2.Toplu bir biçimde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involving the entire earth; not limited or provincial in scope; 'global war'; 'global monetary policy'; 'neither national nor continental but planetary'; 'a world crisis'; 'of worldwide significance'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to anything in computing that extends over the whole system For example, a 'global search and replace' means that any occurrence of a specified word will be found, and replaced by another specified word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to an entire entity, such as a Windows NT domain or a collection of trusted/trusting domains Windows NT distinguishes global groups from local groups; local groups have permissions only for objects on the server in which the local group exists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In programming languages, pertaining to information defined in one subdivision of a program and used in at least one other subdivision of the program; pertaining to information available to more than one program or subroutine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As distinct from 'Global Coordination,' a 'Global' organization is simply one which has sales internationally, but doesn't necessarily coordinate work globally The company isn't a multinational company either, in that it doesn't have a big presence in mul

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variable, configuration section, procedure etc having a scope which is unlimited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This defines the scope of a variable or procedure If they are made global they can be accessed from anywhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic search on the Library catalogue which searches all fields of the record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A global variable is one that is outside every set of braces and is available in every scope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Global means the whole world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to or governing all of the operations of an instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A setting that effects everything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to information available to more than one program or subroutine IBM. pertaining to the CCSDS sphere of influence [610 0-G-5] [620 0-B-1].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either refers to status given on a bot/eggdrop to mean all or another word for global is worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variable or function that is accessible from any NewtonScript code Source: NPG.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole output sound may be EQ-ed The tone controls on a hifi amplifier are, therefore, global EQ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Learners who like to have the big picture and plug new information into this picture They want all of the information first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term meaning throughout the data To update cost rates 'Globally' just means that all employees will be updated at once by a set percentage rather than having to be amended individually. paging/browsing through page by page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Worldwide, including the U S.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object that has been created with the GLOBAL attribute and exported to all nodes in a multiprocessor system. the international dimension is completely integrated in these teaching materials Different terms and theories are discussed in an originally gl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across the board , global , globally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün dünyayı kapsayan; küresel, cihanşümul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japonya'da dama tahtasında oynanan bir oyun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düzenli olarak kodlanmış bilgi yollayan bir uydu ağıdır ve uydularla aramızdaki mesafeyi ölçerek yeryüzündeki kesin yerimizi tespit etmemezi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Global yer belirleme sisteminin kısa yazımı. Uydular aracılığıyla anlık yerinizi bulmanıza olanak sağlayan bir sistem.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtimal dahilinde olmayan, umulmayan. improbability i. ihtimal dahilinde olmayış improbably z. ihtimal olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) soru işareti ile ünlem işaretinden icat edilmiş karışık bir işaret .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) izobar, eşbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Hava basıncı eşit olan noktalar, böyle noktaları birleştiren eğri; eşbası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hava basıncı eşit olan (yerler).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isobare

coğ. eş basınç

Hava basınçları eşit olan yeryüzü noktalarını birleştirdiği varsayılan eğri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isobar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isobar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabalık, battallık, hantallık: Konuştukları dilin kobadlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. kimya). Co senbolü ile gösterilen beyaz renkli bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cobalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hem insanlara hem de hayvanlara zararlı nitelik taşımakla birlikte tıpta kullanılan radyoaktif kobalt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Kemirgenlerden tavşandan küçük bir hayvan (cavia cobaya).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavy. guinea pig. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavy. guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig. cavy. laboratory animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. toparlak kısma ait, lopa ait, loplu. lobar pneumonia akciğer lopu zatürreesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. yuvarlak kısımları olan, loplu; kenarları sarkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sepicilikte ve boya işlerinde kullanılan helile ağaç meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Hint Okyanusunda Nikobar adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Sabaha ait musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mübalağa etmek, abartmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pelesenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Autobahn

otoyol

Hızlı bir trafik akımı sağlamak amacıyla yapılan, çok şeritli, çift yönlü geniş yol.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeway. expressway. highway. motorway. autobahn. superhighway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autobahn. motorway. expressway. freeway otoyol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoroute. express highway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uykusuzluk ve asabiyet hallerinde kullanılan bir uyku ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. olasıcılık, probabilizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olasılık, ihtimal; muhtemel şey. in all probability her ihtimale göre. What are the probabilities? Tahminler nedir?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Mutlak hakikati inkâr eden; gerçeğin ancak az veya çok ihtimaller arasında bulunabileceğini ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. probabilisme

fel. olasıcılık

Bilginin ancak olasılık değeri olduğunu, kesin doğrunun bilinemeyeceğini, bilginin yalnız olasılığa erişebileceğini ileri süren teoriye dayalı kuşkucu öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olasılı, muhtemel. It is more than probable... Büyük bir ihtimalle... probably z. belki de, galiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. boğaza kaçan bir şeyi çıkarmaya mahsus cerrah mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. onaylama yetkisine ait; i. vasiyetnamenin resmen onaylanması; f. vasiyetnameyi resmen onaylatmak. probate court veraset mahkemesi. probate duty bir nevi veraset vergisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. hafif bir suçtan dolayı gözaltına alınma; (memuru) deneme süresi; gözaltı; kanıtlama; huk. vasiyetnamenin onaylanması. probation officer hafif suçluyu gözaltında bulunduran memur. probational, probationary s. deneme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözaltında olan hafif suçlu; deneme devresinde olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denemeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. tövbesiz, günahkâr, sefil, melun; i. kötü yola sapmış kimse, ahlâkı bozuk kimse; f. ebedi ceza vermek (günahkâra); uygun görmemek, tensip etmemek; lânetlemek. reproba'tion i. lânetleme; tensip etmeme; melunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. roba). Giyilecek şey, esvap, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoke. woman's dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gummed tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İçinde ateş yanan ve dumanı bir saç boru ile dışarıya çıkarılan ısıtıcı; çeşitleri olur: Çinî, saç, dökme soba: Mutfak sobası = Üzerinde yemek pişirmeye mahsus olanı; fırını ve su ısınacak yeri de vardır.

2.Kışın soğuğa dayanamayan çiçek vesair bitkileri saksı ile koymak ve mevsimsiz çiçek, meyve yetiştirmek için üstü ve güneşe bakan tarafları camla örtülü, mahfuz ve içinde ateş yanan kap. (mec.): Sobada yetişmek = Pek çabuk ilerlemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stove. free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater. stove. kiln. furnace. heating stove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japanese buckwheat noodles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Japanese noodle made from buckwheat flour The buckwheat gives soba a dark brownish gray color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Buckwheat from which is made a wide variety of noodles. buckwheat noodles; a common, cheap food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soba yapan, soba kuran veya tâmir eden işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker. repairer or installer of stoves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. temel. stereobatic s. temele ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. sıra halindeki sütunların ortak tabanı, ortak sütun oturmalığı, ortak seki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tütün; tömbeki. tobacco box tütun kutusu. tobacco heart tıb. çok tütün içmekten ileri gelen kalp hastalığı. tobacco pipe pipo, tütün çubuğu. tobacco pouch tütün torbası. İng. tütüncü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tütün satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç loplu, üç kısımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında adalar, Venezuela’nın kuzeydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 11 00 Kuzey enlemi, 61 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 5,128 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Ovalar ve dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: El Cerro del Aripo 940 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, asfalt.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %14.62.

daimi ekinler: %9.16.

Diğer: %76.22 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 40 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 1,065,842 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.87 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -11.07 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 25.05 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 66.76 yıl.

Erkeklerde: 65.71 yıl.

Kadınlarda: 67.86 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.74 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %3.2 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 29,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,900 (2003 verileri).

Ulus: Trinidad ve Tobagolu.

Nüfusun etnik dağılımı: zenci %39.5, Doğu Hindistan %40.3, melez %18.4, beyaz %0.6, Çinli ve diğer %1.2.

Din: Roma Katolikleri %29.4, Hindu %23.8, Anglikan %10.9, Müslüman %5.8, Presbyterian %3.4, diğer %26.7.

Diller: İngilizce (resmi), Hindi, Fransızca, İspanyolca, Çince.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.6.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %98 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Trinidad ve Tobago Cumhuriyeti.

kısa şekli : Trinidad and Tobago.

Yönetim biçimi: Parlamenter demokrasi.

Başkent: Port-of-Spain.

İdari bölümler: 9 bölge, 3 belediye ve 1 semt; Couva/Tabaquite/Talparo, Diego Martin, Mayaro/Rio Claro, Penal/Debe, Princes Town, Sangre Grande, San Juan/Laventille, Siparia, Tunapuna/Piarco.

Bağımsızlık günü: 31 Ağustos 1962 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 31 Ağustos (1962).

Anayasa: 1 Ağustos 1976.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Ulusla


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Trinidad ve Tobago.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iri ve kaba, kuvvetli, zıpır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yobaz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by