Obeah, Obe, Obi ne demek? | Obeah, Obe, Obi anlamı nedir? | Obeah, Obe, Obi

Obeah, Obe, Obi anlamı nedir?

Obeah, Obe, Obi ne demek?

Obeah, Obe, Obi anlamı nedir?

Obeah, Obe, Obi | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özellikle Batı Hint Adalarında ve ABD'de zenciler tarafından uygulanan bir çeşit büyü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kerpiç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerobic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerobics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Meydan korkusu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agoraphobie

tıp alan korkusu

Bazı kişilerin alan, park, sokak vb. açık alanlarda duydukları ürkeklik hastalığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia. agoraphobia alan korkusu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). oksijensiz yaşayabilen; oksijenin yokluğu ile ilgili veya oksijen yokluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaerobic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiliz düşmanı; ingiliz aleyhtarı. Anglopho'bia (i). ingiliz aleyhtarlığı, ingiliz düşmanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(Ing). ylldlnm ve gök gürültüsünden aşım korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i) astrobiyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otobiyografi , bir yazarın kendi hal tercümesi. autobiograph'ical (s). kendihayatından bahseden yazarın biyografisine ait. autobiographically (z). kendi hayat hikâyesi ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomobıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan bağışı toplayan araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Biberlemek). Biber saçmak, mec. Yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. fizik). Makara, umumî olarak silindir biçimindeki bir iskelete sarılmış, iletken tellerden mürekkep bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbin. spool. coil. roller. quill. reel. sheave. spiral. winding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbin. coil. pirn. reel. spool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbin. coil. spool. armature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezici kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın camların kenarından bakılınca görülen, yeşile çalar mavi renk.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bakır Kaplı Alüminyum Tel. Kulaklıkların yüksek frekansta ses performansı, hareketli parçaların kütlesi azaldıkça arttığından, Sony, geleneksel bobinlerden %30 daha hafifliğiyle önemli bir performans artışı sağlayan bakır kaplamalı bir alüminyum tel bobin geliştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). manastırda yaşayan tarikat mensubu. cenobit'ical (s). bir tarikata ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İkinci Dünya Savaşında Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasından bu yana yaşanan en kötü nükleer felaket. 25-26 Nisan 1986’da güvenlik sistemleri denenirken bir dizi insan hatası soncunda Priapat Nehri üzerinde bulunan Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktörü istikrarsız bir hale geldi ve kontrolden çıktı. 26 Nisan sabahı, saat 1: 23’te güçlü bir buhar patlamasıyla reaktörün içindeki su buharı 1.000 tonluk metal kapağı havaya uçurmuş, kalın beton duvarı delmiş ve çok zehirli radyoaktif bir buharın oluşmasına yol açan büyük bir hidrojen patlamasına yol açmıştır. Radyoaktif serpintiler Sovyetler Birliği’nin doğusu, doğu ve güney, batı ve kuzey Avrupa’da ciddi bir kirlenmeye yol açmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarı veya yeşil renkte olan ve bazen de kuyumculukta kullanılan bir mineral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). kapalı yerlerde bulunma fobisi, klostrofobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlikte harbeden devletlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). seferberliğin bitmesi, asker terhisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ask). terhis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itaatsizlik, baş kaldırma, serkeşlik. disobedient (s). itaatsiz, asi, serkeş. disobediently (z). itaatsizce, serkeşçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). itaatsizlik etmek, boyun eğmemek, serkeşlik etmek, emre karşı gelmek, söz dinlememek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). soymak, elbisesini çıkarmak; soyunmak. disrobing room soyunma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. giydirmek (elbise).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phobie

ruh. b. yılgı

Belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağan dışı güçlü korku.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phoby. phobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bazı şeylere ve hallere karşı duyulan, hastalık halindeki korku.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. küre, top, yuvarlak; arz küresi, dünya; yetkisini belirtmek üzere hükümdarların taşıdığı altın top; dünya küresi modeli; f. küre haline koymak, küre şeklini almak. globefish i. kirpi balığı. globe flower i., bot. altın top. globetrotter i. durm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya cinsinden bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnsanın ve birçok hayvanların karınlarının ortasındaki deliğimsi şekil ki, rahimde cenîn iken barsak gibi bir bağ ile anasına bağlı olup anasının kanı oradan kendi bedenine geçip dolaşır. Ar. surre, Fars. nâf: Çocuğun göbeğini kesmek; göbeğinde bir sancı vardır.

2.Lahana, marul gibi bazı sebze ve meyvelerin ortası, merkezi: Marul, salata göbek bağlamış. Karpuz göbeği. 3.mec. Orta, merkez, kalbgâh: Ta göbeğinde, şehrin göbeğinde, tavan göbeği, keçe, şal göbeği. 4.Kuşak, batın, karın, zürriyet, nesil: Beş göbek torunu.

5.Hayvanın göbek tarafı postundan ibaret kürk, Fars. nâfe (bu mânâ ile sıfat gibi de kullanılır): Göbek kürk. Göbeği düşmek = Göbek fıtkına uğramak. Göbek sökülmek = Çok zor görmek. Göbektaşı = Hamamın ortasında göbeğin üzerine yatılıp kendini ovdurmaya mahsus mermer döşeli yüksekçe yer. Kadıngöbeği = Bir çeşit hamur tatlısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbilical. omphalic. belly. belly button. navel. umbilicus. core. heart. center. centre. midpoint. bay window. branch. center-piece. centre-piece. omphalos. pod. spare tire. spare tyre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belly. navel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hub. core. nucleus. navel. pot-belly. the middle. the central part. generation. nave. armature. kern. vortex. rosette. bossing. boss. knop. center point. focus. midpoint. umbilicus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name given to a child when its umbilical cord is cut. middle name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infant's belly band. umbilical cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellydance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music for a belly dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heated marble platform on which one lies to sweat in a Turkish bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Lahana ve salata gibi şeylerin göbek bağlaması: Lahanalar daha göbeklenmedi. 2.Şişmanlayıp göbek bağlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pounchy. to get a pot-belly. to develop a heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göbeği olan, göbek bağlamış: Göbekli marul, göbekli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellied. paunchy. potbellied. bellied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paunchy. potbellied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naveled. pot-bellied. paunchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki Rumca’dan). Bacaksız çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÖBELEK) (i.). Yemeği yapılan bir mantar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ve genç zağar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) goblen duvar halısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aracı, arabulucu: simsar, tellâl .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Gobi Çölü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D. Amerikan fıstığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Alyuvarların en önemli cevheri. Birleşiminde demir, azot, oksijen, kömür ve kükürt vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemoglobin. haemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The normal coloring matter of the red blood corpuscles of vertebrate animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In arterial blood, it is always combined with oxygen, and is then called oxyhemoglobin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Blood crystal, under Blood. a hemoprotein composed of globin and heme that gives red blood cells their characteristic color; function primarily to transport oxygen from the lungs to the body tissues; 'fish have simpler hemoglobin than mammals'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the iron-protein component in the red blood cells that carries oxygen to body tissues. substance in the red blood cells that supplies oxygen to the cells of the body. iron-containing, oxygen-carrying pigment in red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The iron-containing pigment of the red blood cells which carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance contained within red blood cells that carries oxygen from the lungs throughout the body Hemoglobin is responsible for the color of red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hemoglobin is a substance contained within the red blood cells and is responsible for their color It has the unique property of combining reversibly with oxygen and is the medium by which oxygen is transported within the body It takes up oxygen as blood p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying part of the red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molecule in the red blood cell that carries oxygen Hemoglobin combines with oxygen in the lungs and releases it in the tissues It is what makes blood red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen from the lungs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen to all parts of the body Hemoglobin is measured in grams per deciliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein inside your red blood cells It is the part of the red blood cell that carries oxygen from your lungs to the rest of your body Hemoglobin also carries sugar, because sugars can stick to all kinds of proteins in your body. a type of protein in the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues where the oxygen is readily released and CO2 from the tissues to the lungs where it is released. the iron-containing pigment of the red blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An iron-containing conjugated protein or respiratory pigment occurring in the red blood cells of vertebrates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A respiratory protein contained in red blood cells that transports oxygen from the lungs to the tissues of the body Its structure consists of two pairs of globin chains and a heme group that binds the oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This protein carries oxygen in the blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Iron-containing pigment of the red blood cells that carries oxygen from the lungs to the tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein in red blood cells that transports oxygen and carbon dioxide and gives blood its red color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component of red blood cells that carries oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protein found in red blood cells that carries oxygen Hemoglobin gives blood its red colour. an iron-containing respitory pigment of red blood cells that is made up of a globin composed of four subunits Each subunit is linked to a heme molecule that fu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The oxygen-carrying pigment of red blood cells, it is manufactured in bone marrow, and composed of iron-containing heme and the protein globin Many types of hemoglobin have been identified, however adult and fetal types are considered to be normal Tests t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hemoglobin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobby. pastime. avocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobby. avocation. pastime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kuduz hastalığı; sudan korkma illeti. hydrophobic s. kuduz hastalığına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kımıldanamaz, kımılda tılamaz; hareketsiz. immobil'ity i. hareket sizlik, yerinden kımıldamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerinde durdurmak, tespit etmek, kımıldanmaz hale getirmek; tıb. sargı ile tespit etmek;tic. tedavülde olan paranın değerini muhafaza için bir kısmını tedavülden çekmek; askeri kuvveti savaşamaz hale getirmek. immobiliza'tion i tespit etme, hareke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şerefsizlik, iffetsizlik, dürüst olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) İngiliz kralı

1.James'e veya zamanına ait; 17. yüzyıl İngiliz mimari şekline ait; (i.) bu devirde yaşamış önemli kimse.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Fransa ihtilâli sırasmda şiddet dönemini başlatan politikacı; Dominik tarikatında papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. jacobin

tepeden inmeci

Tepeden inme taraftarı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. jacobinisme

tepeden inmecilik

Egemen güçlerin, toplumun çıkarına birtakım görüşleri, uygulamaları topluma benimsetmesine dayanan akım.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak ve ortası çukur bir hamur tatlısı, bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. claustrophobie

tıp kapalı yer korkusu

Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik) Sulak çayırlarda yetişen, zehirsiz bir mantar çeşidi (agaricus campestris).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yuvarlakça kısım; kulak memesi; ciğerin yuvarlak ucu, lop; mak. yuvarlak olmayan çarkın çıkıntılı tarafı; jeol. karada bulunan geniş bir buz tabakasının çıkıntılı ucu. lobed s. yuvarlak uçlu, loplu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bir bitki cinsi (lobelia).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lobby

mim. dalan

Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobby. pressure group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobby. waiting room. political lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobby. pressure group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobby. waiting room. political lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tekerlekleri vasıtasıyla istenilen yere çekilebilen buhar makinesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tıbbın mikroplarla uğraşan kolu.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MMC hafıza kartlarından boyut olarak daha küçük ancak özellik olarak daha geliştirilmiş kartlardır. Düşük voltaj ve yüksek veri transferi için tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dengede hareket düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yer değiştirebilen, devingen, serbest hareket eden; akışkan; kolay değişen (çehre); değişken, kararsız (fikir); ask. seyyar (ordu). mobile home araba ile çekilebilen tekerlekli ev. mobility i. devingenlik; değişkenlik; akışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mobilisé

hareketli

Hareketi olan, yer değiştirebilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put in a state of readiness for active service in war, as an army corps. cause to move around; 'circulate a rumor' make ready for action or use; 'marshal resources' get ready for war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make ready for action or use; 'marshal resources'. call to arms; of military personnel. get ready for war. cause to move around; 'circulate a rumor'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seferber etmek, silah altına almak, harekete getirmek mobilization ; seferberlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Döşeme eşyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furniture. furnishings. fitment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furniture. appointments. furnishing. furnishings. piece of furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of furniture. seller of furniture. furniture shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of furniture. furniture store. furnisher. furniture dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished. provided with furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfurnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfurnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, tıb yalnız kalmaktan korkma, yalnızlık korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nairobi, Kenya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEVBET) (i. A.).

1.Sıra: Şimdi nöbet bize geldi. 2.Kere, defa, sefer: Bu nöbet böyle olsun, o işi bir nöbette görmeli. 3.Sıra ile görülmüş bir işten herkese isabet eden kısım: Bugün benim nöbetimdir.

4.Karakol ve nokta hizmeti: Nöbet beklemek, nöbette olmak, nöbete girmek.

5.Eskiden günün belirli saatlerinde vezir kapılarında çalınan mehter: Kapısında nöbet çalınıyor.

6.Sıtma vesair hastalığın günde, iki veya üç günde bir kere gelen kriz hâli: Benim sıtmam, başağrım nöbete bindi.Sıtma: Akşamları nöbet leliyor. Nöbetle, nöbetleşe = Sıra ile.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. guard duty. turn. turn of duty. turn of work. attack. bout. ictus. invasion. paroxysm. police. post. sentry. sentry-go. spell. tour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. guard duty. turn. turn of duty. turn of work. attack. bout. ictus. invasion. paroxysm. police. post. sentry. sentry-go. spell. tour. fit. guard. shift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. turn. onset. fit. attack. bout. crisis. guard duty. regular turn. return draft. seizure. spasm. spell. tour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mehter-hâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Nöbet bekleyen, nöbette bulunarr. Ben, bugün nöbetçiyim, nöbetçi er, kapısında nöbetçi vardır.

2.İşçiye nezaret edip nöbete koyan adam. Nöbetçi subayı.

3.(denizcilik) Nöbetçi gemi = Donanmada dış işlere bakan gemi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. sentry. watchman. guardsman. picket. sentinel. warder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. sentinel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentry. person on duty. watchman. guard. picket. sentinel. watch. watcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Nöbetçi hizmeti, nöbet bekleyen adamın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being on duty. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. protection duty. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıra ile nöbet tutarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by turns. in rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take turns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) asılzadelere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) asalet, soyluluk, asılzadelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özellikle Batı Hint Adalarında ve ABD'de zenciler tarafından uygulanan bir çeşit büyü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itaat, itaat etme, söz dinleme, boyun eğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) itaatli, söz dinleyen, yumuşak başlı. your obedient servant eski kulunuz, bendeniz (mektuplarda imza ile kullanılırdı). obediently (z.) itaatkar olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hürmetle eğilme; hürmet, saygı, riayet. pay veya do obeisance hürmet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yığın, top, bölük, takım: Halk öbek öbek oturmuştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuft. group. mass. heap. pile. block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block, group. heap. pile. mass. clump. mound. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. obélisque

dikili taş

Önemli bir olayın durumu veya bir zaferin anısı için dikilmiş tek parça yüksek taş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright, four- sided pillar, gradually tapering as it rises, and terminating in a pyramid called pyramidion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is ordinarily monolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Egyptian obelisks are commonly covered with hieroglyphic writing from top to bottom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Dagger, n., 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mark or designate with an obelisk. a stone pillar having a rectangular cross section tapering towards a pyramidal top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a stone pillar having a rectangular cross section tapering towards a pyramidal top. a character used in printing to indicate a cross reference or footnote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright 4-sided usually monolithic pillar that gradually tapers as it rises and terminates in a pyramid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tapering, four-sided pillar of stone which was usually inscribed with hieroglyphs to honour a pharaoh Most were made of granite The biggest Egyptian obelisk now stands in Rome and is nearly 31 metres tall The biggest still in Egypt is 29 5 metres high a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright, four-sided pillar, gradually tapering as it rises, and ending in a pyramid called a pyramidion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tapering four-sided pillar made of stone It is said that some of the obelisk at the Temple of Karnek were plated in gold, to catch the sun's rays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vertical stone pillar of needle shape with pyramidion on the top Its origin ties it to the Egyptian sun cult They are always carved from a single stone The tapered top part of them were usually covered with gold or electrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Though the name is derived from the Greek obeliskos, meaning 'a small spit',. tall, tapered, four-sided monolith with a pyramid-shaped peak, associated with the power of the sun god; most were carved from pink granite quarried in Aswan and were either cap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikili taş, dört köşeli sütun; (matb.) başvurma işareti, (+).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çok şişman. obesity (obi'sıti, obes'ıti) (i.) şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) itaat etmek, söz dinlemek, denileni yapmak; tabi olmak, boyun eğmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) obeah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japon kadın ve çocuklarının kimono üstüne bağladıkları enli kuşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(k.dili), (bak.) obituary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk.) bir hakim tarafından resmi olmayarak ileri sürülen fikir; rasgele söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) bir öIü hakkında yazılan kısa biyografi; (s.) birinin öIümüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ekim; (İng.) ekim ayında yapılan bira veya elma suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autobiographie

ed. öz yaşam öyküsü

Bir kişinin kendi yaşam öyküsü üzerine yazdığı yazı veya eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autobiography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autobiography. autobiography özyaşamöyküsü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autobiography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autobiographique

öz yaşam öyküsüne dayalı

Bir kişinin kendi yaşam öyküsü üzerine yazdığı esere dayalı olarak yapılmış.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.). Motorlu, binek arabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automotive. automobile. auto. car. motorcar. autocar. motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automobile. car. motorcar. auto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car. automobile. motor car. passenger car. coach. auto. high- involvement product. motor. para transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) aşırı derecede korku veya nefret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fobi, fobya, korku, belli bir şey veya duruma karşı duyulan aşırı korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız ışıkta yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıktan korkma, Işık fobisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ana kuvvet, hareketin ilk kaynağı; doğudan batıya doğru yirmi dört saatte dönerek gökcisimlerini taşıyan hayali gök küresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. araştırmak, incelemek; sonda ile yoklamak, sondaj yapmak; i. cerrah mili, sonda; A.B.D. araştırma; insansız uzay roketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğruluk, dürüstlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. cüppe, kisve, uzun elbise, biniş; resmi elbise, kaftan; kürk atkı; f. kaftan giydirmek veya giymek. robes of state resmi ve uzun hükümdar kıyafeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .Amerika'ya mahsus kızıl göğuslü bir ardıçkuşu; (ing.) kızıl gerdan, nar bülbülü, zool. Erithacus rubecula Robin Goodfellow (ing.) mit. yaramaz peri. robin's egg blue ardıçkuşu yumurtasının rengi olan yeşilimsi açık mavi. Robin Hood ingiliz efsanele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. çukurları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. islavlardan korkan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. snobisme

züppelik

Züppeye yakışır davranış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar arabası, motorlu kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Home free (said by a player on reaching base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach base before sb else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. kendine hâkim, ölçülü, dengeli, ılımlı, temkinli, makul; ciddi, ağır başlı; içki etkisinde olmayan; gösterişsiz; f. dizginlemek; ayılmak, ayıltmak. sober down ciddileşmek, ciddileştirmek; uslanmak, uslandırmak, aklını başına getirmek. sobermin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yüzü gülmeyen kimse, fazla ağır başlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stroboscope. strobe light foto, k.dili. elektronik flaş; hızla tekrarlanan elektronik flaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) zool. bazı denizanalarının bölünerek ürediği safha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çam kozalağı. strobiliform s. kozalak şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bedeninde üç bölme bulunan ve şimdi soyları tükenmiş olan deniz böcekleri takımından bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft, Intel ve Samsung tarafından geliştirilen, tablet PC’Ierden daha küçük, ultra portatif kişisel bilgisayarlar. Windows XP Tablet Edition kullanırlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. elbisesini çıkarmak, soymak; soyunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm VAIO sistemleri ile birlikte gelen yazılım paketi, herkesin AV-IT’nin tüm potansiyelinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için dikkatle seçilmiştir. VAIO için Adobe® Yazılım Paketi size fotoğraf ve video düzenleme sanatına hakim olmanız ve şirket içerisinde veya ötesinde kolayca dağıtabilmek için kendi PDF dosyalarınızı yaratmanız için gerekli araçları sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. danaayağı, bot. Arum maculatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin tüm giysileri, giyecekler; gardırop, giysi dolabı; tiyatro kostümleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabancı düşmanlığı veya korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by