öc, öç ne demek? | öc, öç anlamı nedir? | öc, öç

öc, öç anlamı nedir?

öc, öç ne demek?

öc, öç anlamı nedir?

öc, öç | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.İntikam. Öc almak = İntikam almak.

2.Bahis, ödül: Öç tutmak (bu mânâsı eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z), küstahça; eğri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). bunun için, buna mahsus; bu zamana kadar. ad hoc committee kısa sureli ve tek bir vazife için kurulan komite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taraf tutma, taraftarlık ; savunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savunan kimse, müdafi kimse, taraftar. devil's advocate tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak, müdafaa etmek, sahip çıkmak, korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ödağacı (bot). Aquilaria agallocha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz ve namuslu erkek. - Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin silah arkadaşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor. spin doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahsis etmek, yerini tayin etmek. alloca'tion (i). tahsis etme, yerini tayin etme, tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söylev, nutuk, hitabe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağa tırmanmaya mahsus demir uçlu uzun baston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insanı evrenin merkezi olarak kabul eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., oto vuruntu kesici yakıt ilâvesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antakya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplumsal örgüt ve yararlara karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahiy; keşif; ifşa olunma. apoc'alyp'tic (s). vahye ait. apocalyptically (z). vahiy şeklinde, vahiy ifade ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırmak. apocopate (s). son harfi veya sesi kaldırılmış (kelime). apocope (i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Eski Ahit'e bağlı olup İbranice metinleri bulunmadığı için herkesSe Kitabı Mukaddes'in metnine dahil edilmeyen ve bazı kiliselerce mukaddes kabul edilen bir takım kitaplar, apokrifa. apocryphal (s). apokrifaya ait; doğruluğu kabul edilmey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpiskoposun idaresi altındaki bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokratlık, aristokrasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokrat; asilzade, kibar kimse, hâkim sınıftan biri; aristokrasi taraftarı. aristocrat'ic (s). aristokrasiye ait, asil, çok kibar. aristocrat'ically (z). aristokratça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe).

1.Yunan filozoflarından Aristo’nun görüşleri. 2.Bu felsefe yolunda bulunma hali.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplumdan kaçan, merdümgiriz ; toplumun yararını düşünmeyen, egoist, menfaatperest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). arkadaş, dost; serik, ortak; uye,aza; (f). arkadaşlık etmek; ortak etmek, birleştirmek; benzetmek, yakıştırmak, aralannda iliski kurmak; ortakllk kurmak, ,serik olmak;(s). arkadas olan, ortak çıkar ve ilişkileri olan; tam üyelik h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Assosiated Press haber ajansı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurum, cemiyet; arkadaşlık, birlik; şirket association football (ing). futbol. association of ideas çagrışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birliğe ait. associative faculty çağrışım yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glowworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı ‘soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.

Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4’ünü, florasan ampul ise yüzde 10’unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına... Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.

Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.

Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.

Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.

Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kınkanatlılardan, karanlıkta vakit vakit parlayan maruf böcek. (Campyris noctiluca).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok fena, pek çirkin, iğrenç, menfur; gaddar, zalim, kalpsiz atrociously (z). zalimlikle, gaddarcasına; korkunç bir şekilde. atrociousness (i). zulüm gaddarlık, iğrençlik, menfur oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaddarlık, kütülük şenaat , canavarlık. atrocities (i).(çoğ). mezalirn.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kil). kendi kendini idare eden, müstakil, başına buyruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esas yerli, bir yerin kadim insanı (hayvanı, bitkisi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yerli, kadim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otoklav, sterilizator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otokrasi, bir hükumdarın mutlak hâkimiyeti, istibdat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diktator, müstebit kimse, otokrat.autocratic (s). müstebit. autocratically (z). müstebit bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). kendi vücudundan alınan bir madde ile aşılanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., avocado pear perse ağacınn meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatörce meşgale, iş, meşguliyet, hobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avoset, (zool). Recurvirostra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizkadayıfı, zool. Alaria esculenta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Balkı).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iskoç. yassı yulaf veya arpa ekmeği, pide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzeydeki tabakalar altındaki asıl kaya; en alt seviye; temel ilkeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bessemer ameliyesi; Bessemer'in bulduğu çelik yapma usulü. Bessemer steel Bessemer çelidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucu aşağı doru kıvrık olan musluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bifokal, çift odaklı. bifocal glasses, bifocals i. bifokal camlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. melon şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. iki hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. iki gözün de kullanılmasını icap ettiren; i sık sık coğ. aynı anda iki gözle bakılabilen dürbün veya teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayati kimya, biyokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyosferin üç sahasından biri: deniz, tatlı su veya kara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bitki ve hayvanların yeryüzündeki dağılışını ve bunun sebeplerini İnceleyen ilim, hayatî coğrafya, biyojeografi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyah erkek keklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir gaye etrafında birleşen parti, grup veya milletler, blok; bir konuda beraberce oy kullanmak icin birleşen değişik partilerin meclis üyeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük parça (ağaç, kaya v.b.); bitişik bir sıra bina; blok; iki kavşak arasındaki mesafe; tahta tezgah; mezatlarda tellalın üzerinde satış yaptığı tahta; üzerinde kelle uçurulan tahta; şapka kalıbı; makara; d.y. sinyalleri beraber çalışan hat bölüm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den., ask. muhasara, denizden kuşatma, abluka; f. denizden abluka etmek, kuşatmak; etrafını çevirmek. blockader i. abluka eden düşman gemisi. run the blockade ablukayı yarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkanma, blokaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. duvarlarında silah atmak için delikler bulunan mustahkem küçük bina; kaba kütüklerden inşa edilmiş ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesep, zürriyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okumuş kadın; entellektüel kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Birden çevirip boşaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lee side. lee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials Code Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators - Publishes the National Building Code every three years, with yearly supplements Most commonly referred to in the northeast United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators, International, Inc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators International, Inc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators, International, Country Club Hills, IL One of the U S model code organizations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials Conference of America, an organization that writes the guidelines for basic community building codes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minimum model regulatory code for the protection of public health, safety, welfare and property by regulating and controlling the design, construction, quality of materials, use, occupancy, location and maintenance of all buildings and structures within

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators- One of the various U S agencies that write building codes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Medium-sized Thean rodent, generally found in large herds which can devour all vegetation in sight like overgrown cicadas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials Code Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn the helm to the lee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bocalamak, şaşırmak, kararsızlık göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. flounder. vacillate. waver. wobble. to falter. to flounder. to stumble. to waver. to vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veer. to falter. to act in a confused manner. baffle. flounder. fluctuate. to get oneself tied up. vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kupes (balık), zool. Box vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük hayvan, haşarat çeşidi. (Fr. insecte). Ateşböceği = Kıçındaki fosforu aralık aralık parlatan bilinen sinek ki mayısta çıkar. Fars. şeb-tâb. Ağustosböceği = Orak kuşu, cırcır. Ekinböceği = Ekine musallat olan bir cins bit. Uzunböcek = Yılan. Ipekböceği = İpek yapan maruf böcek. Ar. dûd-el-kazz. Tesbihböceği = Ar. kanfese. Hamamböceği = Karafatma, oldukça İri bir cins böcek. Ar. kaker. Hanıtnböceği = Karalı kırmızılı uçar güzel bir küçük böcek. Hırsızların böceği = Hırsızları arayan. Sümüklüböcek = Salyangozun kabuksuzu. Kuduz böceği = Zeruh (galatı: Kunduz). Mayısböceği = Gülleri bozan küçük, yeşil ve parlak bir böcek. Böcekkabuğu = Yeşili ile mavi arasında güzel ve parlak bir renk. Bokböceği (bk.) Bok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insect. bug. beetle. crawler. lobster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. insect. beetle. bug haşere. crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insect. beetle. blight. bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entomology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böceğin ısırdığı yerde şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve şişlik görülür. Böceğin zehirli olabileceğini düşünerek aşağıda tarif edilen işlem yapılır. Vakit kaybetmeden böceğin soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca bağlanır. Sonra böceğin soktuğu yer iki parmak arasına alınıp, sıkılır ve zehirli kanın akması sağlanır. Daha sonra aşağıdaki reçetelerden biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pırasa

Hazırlanışı : 1 adet pırasa uzunlamasına yarılıp, böceğin soktuğu yere sarılır. 1 saat sonra yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Osmanlı devrinde bir zabıta Amiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Böcek yiyen, böcekle beslenen hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insectivorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor ile yeşil arasında ve madenî bir parlaklıkta olan renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ekin, zahire vesaire). Böcek peyda etmek, böceklerle kaplanarak bozulmak, bitlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livestock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Biz insanlar kendimizi tabiattaki en mükemmel varlık olarak kabul eder, dünyanın asıl sahibi olduğumuzu zannederiz. Oysa diğer canlılar bir yana insanlar böceklerle yaptığı savaştan bile galip çıkamamıştır. Bir kere böcekler, insanın ortaya çıkmasından milyonlarca yıl önce de dünyada yaşıyorlardı.

O devirlerde onlarla birlikle yaşayan, başta dinazorlar olmak üzere, bir çok canlı türü tabiattan silindikleri halde, onlar çoğalma kapasiteleri ve farklılaşarak yeni türler çıkarma yetenekleri sayesinde günümüze kadar gelebilmişler, okyanusların derinlikleri hariç dünyanın her köşesinde yaşamayı başarmışlardır.

İnsan en baştan beri böceklerle savaş halindedir. Bilim ve teknolojinin bu kadar gelişmesine rağmen insan bu savaşta nihai zafere ulaşamamıştır. Halbuki böcekler fare piresi ile yayılan veba mikrobu aracılığıyla tarihte 100 milyonun üzerinde insanın ölmesine sebep olmuşlardır. Böceklerle taşınan virüs, bakteri ve mikropların insana verdiği zarar ve zayiata tarih boyunca hiç bir savaş sebep olamamıştır.

İlk bakışta boyutlarının küçüklüğü böcekler için bir dezavantaj olarak görülebilir. Oysa böceklerin insanlarla savaşlarındaki başarılarının en önemli faktörlerinden biri de bu boyutlarındaki küçüklüktür. Böcekler bu bedenleri ile her yere girebilmekte, kolaylıkla kaçabilmekte, saklanabilmekte, gıdamıza ortak olmakta, evimizde yaşamakta hatta kanımızı bile emebilmektedirler.

Böceklerin beden yapılarının küçük olması, onların çok kuvvetli bir kas sistemine ve inanılmaz fiziksel özelliklere sahip olmalarını sağlamıştır. Bacak uzunluğu 1,2 milimetre olan bir pire 196 milimetre yüksekliğe sıçrar ve 330 milimetre uzaklığa rahatça atlar.

Eğer insanoğlu kendi bedenine göre pire kadar kuvvetli olabilseydi bacak uzunluğu 90 santimetre olan ortalama bir insan 146 metre yüksekliğe sıçrayabilir, 247 metre uzağa atlayabilirdi. Muhteşem kas yapıları nedeni ile bir kaç milimetre boyunda olan bir sinek saniyede 330 kez kanat çırpabilir, küçük bir karınca ağırlığının 50 katı kadar bir yükü itebilir.

Böcekler üreme bakımından da insanlardan çok üstündürler.

Bir çift sineğin bıraktığı yumurtaların hepsi yaşasa ve bunlar erginleştikten sonra hepsi üremeye devam edebilse 5 ay içerisinde sayıları inanılmaz bir miktara ulaşırdı (l91’in yanına 18 tane sıfır koyun). İükür ki tabiatın dengeleri hiçbir zaman buna müsaade etmez.

Böceklerin bir çoğu insan kemiğinden daha sert, daha dayanıklı ve hafif, mekanik ve kimyasal dış etkenlere hatta aside dayanıklı bir dış iskelete veya beden duvarına sahiptirler.

Ayrıca böceklerin dünyada yaşadıkları yerlerde nüfus yoğunlukları da çoktur. Çekirgelerin sürü halindeki uçuşlarında 320 kilometrekarelik bir alanı kapladıkları görülmüştür. Ormanlık bir bölgede 4 bin 500 metrekarelik bir alanda, toprağın üstünde ve altında 65 milyon böcek yaşayabilmektedir. Eğer dünyadaki bütün böcekler bir araya gelebilselerdi, bunların toplam ağırlığı, dünyamızda yaşayan tüm insanların ve hayvanların ağırlıklarının toplamından fazla olurdu.

Şimdiye kadar böceklerin hep zararlarını anlattık. İpeği yapan ipek böceği ya da balı yapan arı da birer böcektir. Çiçeklerin ve meyvelerin çoğunun üremeleri böceklerin taşıdıkları tozlarla olur.

O halde dünyamızın bu üstün yaratıkları ile savaşla, iyi ile kötüyü ayırt etmeye, tabiatın dengesini bozmamaya çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Zaten şimdilik her iki taraf da belirgin bir üstünlük sağlamış değillerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Böceği olan, böceklenmek suretiyle bozulmuş olan yiyecek, tahıl vs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., asağ., Fr., (argo) Alman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert ve siyah bir çeşit bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bucurgat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dung beetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., the ile, A.B.D., (argo) geri kalmış bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palavra; palavracı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. paskalya çöreği hamuru ile yapılmış tatlı çörek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. brokar, bir yüzü kabartmalı kumaş; f. desenli olarak dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek kabartmalı bir çeşit kumaş; özellikle ispanya ve italya'ya has bir çeşit renkli süs mermeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karnıbahara benzer bir bitki: kıvırcık lahana; bu bitkinin yaprakları ve sapları yenen ve göbek vermeyen bir çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broşür, küçük kitap, risale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broş, iğne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kasık fıtığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğdiş edilmiş boğa, öküz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dulavratotu, bot. Arctium lappa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen). (çoğ). but, kalça, kıç,(colloq) popo, kaba et; (den). geminin kıçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kapadokya (merkezi Kayseri olan eski bir Roma devletinin üzerinde bulundugu bölge).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). papaz cüppesi; papaz, din adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yabani hardal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takozla desteklemek, destek koymak; (den). kızağa çekmek. chock-block (s). palanga makaraları birbirine kavuşmuş; dopdolu; sıkışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). odun parçası, takoz; (den). yomalık büyük kurt ağzı; kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dopdolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). çikolata; koyu kahverengi; (s). çikolatalı, çikolata ile yapılmış; çikolata renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tree cricket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cricket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolambaçlı yoldan konuşma, gereksiz kelimeler kullanma; dolambaçlı söz veya deyim. circumlocutory (s). dolambaclı söz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çorabın iki tarafında bilekten yukarı doğru çıkan. ajur clocked (s). ajurlu, süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus yaprakları kokainli bir bitki, (bot). Erythroxylon coca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kokain cocainism (i)., (tıb). kokain kullanma alışkanlığı, kokain iptilâsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog -ci) (bot). içli çekirdek, içi yenir çekirdek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kuyruksokumu kemiği, koksiks, paldım kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bacakları çok tüylü iri bir cins tavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırmız. cochineal insect kırmızböceği, (zool). Coccus ilicis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., anat koklea, kulak salyangozu. cochlear duct anat salyangoz kanalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). horoz; horoz ötüşü; herhangi bir erkek kuş; önder, slang horoz; rüzgârgülü; valf, anahtar, musluk; tüfek horozu, tabanca horozu; ateşe hazır oluş; yukarı doğru kıvrılma (şapka kenarı); kaba penis, kamış; (f). tüfek horozunu ateşe hazır du

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). saman yığını, ot yığını; (f). saman yığmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz ötmesi, kukuriku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok neşeli, şen; çarpık, bozuk; övüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şapkaya takılan rozet veya düğme, kokart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayali bir tembellik ve lüks diyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pırasalı tavuk çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük horoz; büyüklük taslamaya özenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibikli ve rengarenk tüylü birkaç çeşit papağan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz yumurtasından hâsıl olduğu farzolunan hayali bir yılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (den). Iengeri fondaya alesta etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük sandal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayısböceği, (zool). Melolontha vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sabah, slang karga bokunu yemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz dövüştüren kimse. cocker spaniel bir cins spanyel köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yavru horoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaşı gözlü; çarpık, eğri; argo saçma, budala; argo kufelik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz dovüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahta at, oyuncak at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili kendine aşırı güvenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarak; midye ve istiridyeye benzer eti yenir bir deniz hayvanı, (zool). Cardium edule; bu hayvanın kabuğu; küçük hafif sandal. cockleshell (i). tarak kabuğu; küçük hafif sandal; kırışık. corn cockle karamuk, (bot). Agrostemma githago It warmed the co

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) buruşturmak, buruşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delice; buğdaygiller arasında yetişen zararlı ot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dulavratotu; kazık otu; pıtrak, (bot). Xanthium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çatı arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Londralı, bilhassa Londra'ya has şive ile konuşan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilot kabini; gemilerin kıç tarafında bulunan alçak güverte; eski harp gemilerinde revir; horoz dovüşlerinin yapıldığı yer; mücadele alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hamamböceği, (zool). Blatta orientalis; karafatma, (zool). Carabus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz ibiği; horoz ibiği çiçeği; züppe kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). nişan tahtası; (f). hedefe atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendinden fazla emin, kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güdük kuyruklu at; saf kan olmayan at; asil diye geçinen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kokteyl; karides kokteyli; meyva kokteyli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili kendini beğenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hindistancevizi agacı ve meyvası; (s). hindistancevizi liflerinden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kakao; kakao rengi cocoa bean kakao çekirdeği. cocoa butter kakao yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). bilinç beraberliğindeki zihni süreçler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük hindistancevizi, (bot). Cocos nucifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı çöcök = körpe, yavru).

1.İnsan yavrusu: Erkek çocuk, kız çocuk.

2.Genç, delikanlı. Ar. fetâ: İyi çocuktur.

3.mec. Hoppa mizaçlı, aklı bir şeye ermeyen. Çoluk çocuk = Aile, ev halkı.

4.Bir ailenin yavrusu, evlât: Ali’nin iki çocuğu var.

5.Teklifsiz arkadaşlar arasında, erkek şahıs: Ahmet’i yirmi yıldır tanırım, iyi çocuktur. Çocuk aldırmak = Ana rahmindeki cenini ameliyatla aldırmak. Çocuk bahçesi = Çocukların oynaması ve hava alması için hazırlanmış bahçe. Çocuk düşürmek = Çocuğu vaktinden önce ve ölü olarak doğurmak. Çocuğu olmak = Çocuğu doğmak. Çocuklar =’ Teklifsiz konuşmalarda «arkadaşlar!» demektir. Çocuk oyuncağı = Önem verilmeye değmeyen. Çocuk peydahlamak = Evli olmadan gebe kalmak. Çocuktan al haberi = Gizli tutulan bir şey çocukların rasgele söyledikleri bir sözle anlaşıldığı zaman söylenir. Çocuk yapmak = İsteyerek çocuk sahibi olmak. Çocuk yuvası = Çalışan kadınların iş saatlerinde küçük çocuklarını bıraktıkları bakımevi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infant. junior. infantile. child. kid. youngster. baby. infant. son. brat. chit. juvenile. mite. moppet. seed. paed-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child. kid. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child. infant. chap. chit. kiddie kiddy. mite. nipper. scion. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby buggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gocart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby-sitter. baby-minder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyminder. babysitter. nurse. nursemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion. miscarriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde poliomelitis denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. Çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık mikrop kapıldıktan 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için Salk aşısı veya Sabin aşısı yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a boy's job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mevzu olarak çocuğu alıp her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten ilim, çocuk ilmi, pedagoji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuklara yakışır hal ve surette: Çocukça hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish. immature. infantile. puerile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çocukcuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük çocuk (ekseriya sevgi için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen gelişme bozukluklarının çoğu kötü beslenmeden kaynaklanır. Bunun yanı sıra; geçirilen bir hastalıktan kaynaklanan veya irsi olarak da gelişme bozukluğu görülebilir. Nedeni test etmek için doktora başvurmak gerekir. Gelişmeye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sinirli yaprakotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 avuç sinirli yaprak out konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah akşam birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Çocuk gibi hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çocuk hali ve zamanı. Ar. tufûliyyet, sabâvet: Çocukluğunda pek yaramazdı.

2.Hoppa tabiatlı, düşüncesiz hareket: Onun yaptığı çocukluğu bebekler yapmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childhood. infancy. boyhood. childishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childhood. childishness. infancy. puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukça, çocuk gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish. childlike. infantile. puerile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boyish. childish. puerile. soppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childless. without issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yan yana koymak veya oturtmak; sıraya koymak, düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıraya koyma, düzenleme, sözdizimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acıelma, acıhıyar, ebucehilkarpuzu, (bot). Citrullus colocynthis; bundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine karıştırarak hazırlamak, tertip etmek yapmak; uydurmak, kurmak (hikaye, yalan). concoction (i). karışım, tertip; birbiri ile uyuşmayan şeyleri karıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortak olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ortak, müşterek, beraber çalışan; (i). arkadaş, ortak, refik. consocia'tion (i). beraber çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, meclis; toplantıya davet; kilise temsiicileri meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kroşe, tığla işlenen dantel; (f). kroşe yapmak, tığ ile işlemek. crochet hook tığ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). maviye veya yeşile çalan silikattan mürekkep bir maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanak, çömlek, toprak tencere, kap; (ing). yaşlı veya sakat at; argo âciz veya beceriksiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanak çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). damın çıkıntılı yerlerine süs olarak konulan oyma yaprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). timsah, (zool). Crocodylus; krokodil; bu hayvanın derisi. crocodile tears yalancıktan ağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). safran, (bot). Crocus sativus; çiğdem, (bot). Colchicum autumnale; bir çeşit maden parlatma tozu, demir peroksit. yellow crocus pas lâlesi, sarı çiğdem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). güvercin gübresi ile yayılan, mantardan gelen ve akciğerde yara açan bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ek (zool). (bot). hücre, hücreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Demokles. sword of Damocles Demokles'in kılıcı, her an tehdit eden bir tehlike.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

enginler, denizde ölenlerin kabri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çıkmaz iki taraflı karşı koymanın sonucu olarak her iki tarafın hareketsiz kalışı ; (f). çıkmaza sokmak, çıkmaza girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kaynatarak özünü elde etmek. decoction (i). kaynatma; bir şeyi kaynatarak elde edilen öz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (papaz) rütbesinden mahrum etmek ; cüppesini çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demokrasi, elerki; demokrasi rejimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demokrat kimse. democrat'ic (s). demokrasiye ait, demokratik, halkçı. Democratic Party Demokratik Parti. democrat'ically (z). demokratik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehousing. storage business. storage operation. storekeeping. storing business. trade of storing. warehouse company / concern. warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilisece sonradan veya ikinci derecede muteber sayılan mukaddes kitaplara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diş lokması kasası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). piskoposluk bölgesi. diocesan (s)., (i). piskoposluk bölgesine ait; (i). bu bölgeyi idare eden piskopos; bu bölgede bulunan papaz veya fert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kısmı koparılıp senet gibi alâkalı kimsenin eline verilen bir yaprağın deftere bağlı kalan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, münasebetini kesmek, ilgisini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yerinden çıkarmak; (tıb).. mafsaldan çıkarmak; bozmak. disloca'tion (i)., (tıb). çıkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, tefrik etmek; kim ayrıştırmak, bir cismi terkip eden unsurları birbirinden ayırmak. dissocia'tion (i). ayırma, ayrılma, tefrik; (kim). çözüşme; (psik). şahsiyetin çözülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Derecesi profesör ile asistan arasında olan üniversite öğretim üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate professor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate-professor. lecturer. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant professor. associate professor. dozent. lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı (A.B.D.). üniversitelerinde okutman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate professorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate professorship. lectureship. readership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uysal, halim selim, yumuşak başlı. docil'ity (i). yumuşak başlılık, uysalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karabuğdaya benzer bir ot. patience dock labada, (bot). Rumex patientia sour dock kuzukulağı, (bot). Rumex acetosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahkemede sanık yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (den). havuz, gemi havuzu, dok: iskele, rıhtım; (f). rıhtıma yanaşmak, havuza çekmek, havuza girmek. dockage (i). havuz veya rıhtım ücreti. docker (i). havuz veya tersane işçisi. dockmaster (i). tersane müdürü. dockyards (i). tersane. floa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (zool). hayvan kuyruğunun etli kısmı; (f). kuyruğunu kesmek; ücret, indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (huk). özet, hulasa; (huk). karar defteri; (huk). bekleyen davalar listesi; gündem, yapılacak işler listesi; paket etiketi; (f). özetlemek, hulasa etmek, listeye kaydetmek; etiket yapıştırmak. on the docket yapılacak işler listesinde, gün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). doktor, tabip, hekim, veteriner, diş doktoru; herhangi bir bilim dalmda doktora yapmış olan kimse; makinalarda birtakım kolaylıklar sağlayan kısımlar; (f)., k.dili doktorluk etmek, tedavi etmek; ilaç içmek, tedavi edilmek; tamir etmek; düze

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kurama, nazariyeci; (s). kuramsal, nazari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuram veya doktrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akide, öğreti, doktrin, düstur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). belge, vesika; senet, delil; (f). tevsik etmek, belgelerle ispat etmek. documenta'tion (i). tevsik, belgelerle ispatlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dökümanter, belgelere dayanan, belgesel, yazılı. documentary bills vesikalı poliçeler. documentary credit (tic). vesikalı kredi. documentary film belgesel filim, dökümanter filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doliko sefal, uzunkafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sesin yankılanmasından faydalanarak bir cismin bulunduğu yön ve uzaklığı saptama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendini merkez olarak alan, başka kişileri veya şeyleri kendi durumuna göre düşünen; (fels). kişinin algıladığı şekilde varlığı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. elektro kardiyogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. yasal elektrik, elektroşimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. elektrikli sandalyede idam etmek; elektrik akımı vererek öldürmek. electrocu'tion i. elektrikle idam; elektrik çarpması sonucunda ölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. beyinden elektrik akımı geçirilerek uygulanan tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz söyleme sanatı veya yeteneği, hitabet, güzel ve etkili söz söyleme veya yazma, belagat. elocutionist i. belâgat sahibi kimse, hatip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. hasta bir uzvu ilâçlı bir sıvı veya yağla ovmak. embroca'tion i. bu çekilde ovma; bu işte kullanılan yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. toptan, bir bütün halinde, hep birden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalbin iç zarı, endokard. endocardial s. kalbin içinde; kalbin iç zarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. meyvanın iç. dokusu, endokarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol iç ifrazata ait .endocrine glands iç salgı bezleri, iç ifrazat guddeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. T.). Sade kendi menfaat ve istifadesini düşünen, menfaatperes

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. eosen, üçüncü zaman arazisinin en eski tabakası, tersiyen tabakalarının eskisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) deprem merkezi üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) devir, çağ, çığır; tarih, zaman. mark an epoch yeni bir devir açmak. epochal (s.) yeni bir devre ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gece ile gündüzün eşit olduğu zamana ait, ekinoksa ait;ekvatora ait; (i.) ekvator üstünde güneşin geçtiği daire, göksel ekvator; ekinoks fırtınası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaçamaklı, şüphe kaldırır, iki anlama gelebilen; iki anlamlı,belirsiz, müphem, muğlak, kapalı equivocally (z.) şüphe kaldırır bir surette, müphem surette, kapalı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) iki anlama gelecek söz söylemek, müphem veya kaçamaklı dil kullanmak. equivoca'tion (i.) kaçamak, çift anlamlı sözle aldatma. equiv'ocator (i.) kaçamak ifade kullanan kimse. equiv'ocator'y (s.) kaçamaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, iriyan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Koçak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) alyuvar, eritrosit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kendi ırkının üstünlüğüne inanış. ethnocentric (s.) kendi Irkının üstünlüğüne inanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (cogr.) Akdeniz'de esen kuvvetli kuzeydoğu rüzgarı, poyraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zihinde uyandırma,aklına getirme; huk davanın daha yüksek bir mahkemeye ref'i ve devri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çağıran, davet eden, uyandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) meyvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). kukla oyunundaki bebekler; kukla oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Rabat.

Nüfus: 28.559.000.

Yüzölçümü: 458.730 km2+Batı sahra topr.

Komşuları: Güneyinde Batı Sahra, Doğusunda Cezayir.

Önemli Şehirleri: Kazablanka (2.600.000), Rabat (556.000), Fas (852.000).

Din: %99 Sünni Müslüman.

Dil: Resmi Dili Arapça, Berberice.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi.

Tarih: Fas topraklarına ilk yerleşenler berberlerdi. Onları Romalılar ve Kartejinler (Carthaginians) izledi. 683’te Araplar burayı fethettiler.veYüzyıllarda bir Berberi imparatorluk zayıf durumdaki Kuzey Afrika’yı ve İspanya’nın büyük bölümünü Fas’tan yönetti.

Fas’ın bir bölümü 19. yy.da İspanyol yönetimine girdi. Kalan kısmını ise 20. yy. başlarında Fransa kontrolü altına aldı. 1911-33 yılları arasında kabile ayaklanmaları son buldu. Ülke 2 Mart 1956’da bağımsız oldu. Uluslararası bir liman olan Tanca 1956’da Fas’a geçti. İspanya Sahrasının üçte ikisi büyüklüğündeki 70.000 milkarelik fosfat zengini toprakları ele geçirdi. Kalanı ise Moritanya elde etti. İspanya Şubat’ta geri çekildi. Bir gerilla hareketi olanPolisario, 287 Şubat’ta bölgenin bağımsızlığını ilan etti ve Cezayir’in de desteği ile saldırılar düzenlemeye başladı. 1980’de Moritanya, Palisario cephesi bir anlaşma imzalayarak Eski İspanyol Sahrasının bu bölümünden vazgeçince Fas burayı işgal etti.

Uzun yıllar süren çatışmalardan sonra, Fas önemli şehir alanlarını kontrol altına aldı. Ama Polisaro gerillaları geniş ve nüfusu seyrek çöllerde rahatça hareket edebilmektedir. 1990’da iki taraf bir ateşkes andlaşması imzaladı. Birleşmiş Milletler Batı Sahra’nın bağımsız mı, yoksa Fas’a mı bağlı olacağını belirlemek için bir referandum düzenlemeyi planlamıştır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vahşi, yırtıcı, kudurmuş: (k).dili felâket. ferociously (z). vahşice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahşilik, vahşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atın topuğu; topuk kılları; topuk mafsalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit tütsülenmiş mezit balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. phytogeography

coğ. bitki coğrafyası

Yeryüzünün bitki örtüsünü ve bu örtünün çevreyle ilgisini inceleyen coğrafya bilimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yün gibi, yünlü, (bot). top top yumuşak tüylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pamuk gibi top top olmak (bulut); topaklamak (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün yumağına benzer ufak topak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yün gibi yünlü; pamuğu benzer ufak ufak parçaları olan; top top yünle kaplı. flocculence,-cy (i). yün gibi olma top top olma, topaklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. li) (i). yün yumağı gibi herhangi bir şey; (anat). beyinciğin bir kısmı: (astr). kalsiyum ile hidrojenden ibaret olup güneşin çevresinde bulunan ve buluta benzer şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sürü; küme: güruh kalabalık, yığın: cemaat, grup, zümre: (f). sürü halini almak, sürü halinde gitmek, toplanmak, üşüşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saç veya yün yumağı şiltelere doldurulan kaba pamuk veya paçavra, kıtık; duvar kağıdına kumaş görünüşü kazandırmakta kullanılan ince ince kesilmiş kumaş veya yün parçaları: (kim)., (çoğ). pamuğa benzer ufak parçalar. flock bed kıtık şilte. flocky

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz) odaksal mihraki. focal distance odak mesafesi. focal plane (foto). bir objektifin odağını içine alan düzlem filim yeri. focal point toplanma noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mihraka getirmek, bir merkezde toplamak, mihrakı ayar etmek: (tıb). bir noktada toplanmak (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. cuses, ci), (f). (ed veyased, ing veya sing) odak, mihrak: belirli bir noktayı iyi görebilmek için göz veya aleti ayar etme; (mat). odak noktası, faaliyet merkezi; (f). bir noktaya getirmek, odağı ayar etmek; dikkatini toplamak. in focus o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alın üzerine sarkan saç demeti perçem; (mak). başlık çivisi, kilit pini. take time by the forelock fırsatı yakalamak, fırsatı kaçırmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). rahip cüppesi; cüppe; iş gömleği, iş elbisesi; redingot; frak; redingota benzer asker ceketi; kadın elbisesi, rop; (f). cüppe giydirmek, papaz tayin etmek. frock coat redingot, frak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, den ahşap geminin dip kerestesi, döşek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i dövuiş horoZu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas burner / fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırım, katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerküresinin merkezine ait; bu merkezden görülen veya ölçülen; merkez olarak yerkü- resine ait olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orkestrada çan sesi çıkaran alet, tınlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir yerden bir yere gitme, Ar. rihlet, intikal, hicret: Birçok kuş cinsleri mevsime göre iklimden iklime göç ederler.

2.Taşınma, ev değiştirme: Yazın yalıya göç eder. Oturduğum ev satıldığı için diğer bir eve göç edeceğim.

3.Bir yerden çadırları kaldırıp başka bir yere konma: Göçebe kavimler daima göç ederler.

4.Kaçma, saklanma, erkeğe görünmeme: Kaç göç = NAmahremlik.

5.Ev eşyası, döşeme, mutfak vesair kapkacağı: Bir göç geçiyor, acaba kimindir? Göç arabası. Kendileri gitti, göçleri geride kaldı. Göç-oba ve bundan: Göçebe, göçeve = Deve güdücü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migratory. immigration. migration. emigration. drift. exodus. expatriation. transmigration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigration. exodus. immigration. migration. settlement. change of abode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigration. immigration. exodus. move. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immigrate. migrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to migrate. expatriate. immigrate. move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oyuncak çocuk arabası; çocuğu yürümeye alıştırmak için kullanılan tekerlekli sandalye; çocuk arabası; hafif araba; (bak.) gokart .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerde oturmayıp çadırla konar göçer olan topluluklar. Ar. bedevi: Arabistan göçebeleri. Göçebelerin ahlâk ve Adetleri. Göçebe kavim, adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomad. wandering. migratory. roving. migrant. vagrant. nomad. wanderer. immigrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migrant. nomad. nomandic. migratory. migrating. wandering. nomadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomad. wanderer. nomadic. migrant. migratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Göçebe olma hali. 2.Devamlı bir yeri olmayıp sık sık yer değiştirme hali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomadic life. migration. wandering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜCEN) (i.). Kerkenesebenzer arkası yeşil ve karnı beyaz bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Göçken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer değiştiren, bir yerde durmaz. Ar. seyyâr: Göçer çadır, göçer hastahane. Konar göçer = Bedevî, göçebe, yürük: Konur göçer kavimlerden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Göçen, Göçgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run over. to transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çökertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knock down. to demolish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tavşan yavrusu.

2.Benekli tavşan.

3.Kır sansarı: Göçgen kürkü. Yergöçgeni = Köstebek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göçecek hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cave in. collapse. immigration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir yerden bir yere gitmek, göç etmek Osm. rihlet, intikal etmek, muhaceret eylemek: Öbür dünyaya göçtü.

2.Çadırı kaldırıp başka yere konmak: Göçebeler, hayvanlarına otlak bulabilmek için daima konup göçerler.

3.Ev nakletmek, taşınmak: Yaylaya, köşke göçeceğiz.

4.Irtihal etmek, ölmek, vefat etmek: O da göçmüş.

5.İçeriye yıkılmak, batmak, çökmek: Kuyu göçtü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migrate. emigrate. immigrate. trek. fall in. die. dent. go hence. transmigrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dent. immigrate. migrate. to migrate. to fall down. cave in. to emigrate. to move house. to dent. to collapse. to cave in. to die. to pass away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to emigrate. to migrate. to move off / to. to migrate seasonally. to fall down. to cave in. to collapse. to sink. to break. to fail. to pass. to slump. to die. dent. depart. tumble down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Muhacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migratory. migrant. emigrant. immigrant. emigrant. migrant. settler. incomer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigrant. immigrant. migrant. settler. migratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emigree. immigration. settler. emigrant. evacuée. immigrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immigration. migration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

migration. the state of being a migrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Bulgarca’dan). Tek parça tulum postundan yapılan kalın ve kaba kürk ki, yolcular ve bekçilerle soğuklarda durmak mecburiyetinde bulunanlar giyer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidence. cave in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Bazı kimyevi maddelerin yahut elektrik, ısı, ışık gibi kuvvetlerin tesiriyle protoplazmanın yer değiştirmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to offend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pirelenmek, (bk.) Kocunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take offense. to take offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take offense at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölmek, vefat, irtihal etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makamı veya diziyi, başka bir perde üzerine nakletme, şed, Fr. transposition.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. musiki). Bir makamı veya diziyi, başka bir perde üzerine nakletmek, şed yapmak, Fr. transposer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Naklettirmek, yerini değiştirtmek, Osm. rlhlet ettirmek: Bu soğuk, leylekleri götürecektir.

2.Kakıp sokmak, batırmak: Kazığı yere göçürmek.

3.Yutmak, hırsla yemek: Herif bir tepsi böreği göçürdü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Göçürme İşine mevzu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Asıl durağından başka .bir perdeye nakledilmiş, şed makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarı bukleli saçları olan kimse; düğünçiceği, (bot.) Ranunculus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ing.) sebzeci, manav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bakkal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D. bakkal dükkanı; (çoğ.) bakkaliye, bakkalın sattığı eşya .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) girift nakış, meneviş; (mim.) sarılı veya bükülü iki üç telden ibaret pervaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tüfek kundağı,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezit balığı, (zool.) Melanogrammus aeglefinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach. roach. black beetle. croton bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hamak, (den.) branda yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladybird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) diz veya ayak dayayacak minder, puf; ot öbeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hasar, tahribat, zarar ziyan . cry havoc savaşlarda askere yağma emri vermek. make havoc of harabeye çevirmek; tahrip etmek; kırıp geçirmek. play havoc with harap etmek, yerle bir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ot yığını, tınaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir makinada dönen parçaların dingili veya yastığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güneşin merkezine ait; güneşi merkez kabul eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köknara benzer bir çam ağacl, (bot). Tsuga; baldıran, ağıotu, (bot). Conium maculatum. water hemlock su baldıranı, (bot). Cicuta virosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (oto). yüksek oktanlı (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tümsek, tepecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). beyinde bulunan iki beyaz çıkıntının her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şarap ve baharattan yapılmış eski bir likör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hipokrat, ünlü Yunan hekimi. Hippocrat'ic (s). Hipokrat'a ait; tıpla ilgili. Hippocratic oath Hipokrat yemini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Helikon dağında Müzlere adanmış pınar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Din hizmetlerinde vazifeli kimse.

2.Öğretmen.

3.Üstad. (bk.) HAce.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master. teacher. preceptor. hodja.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hodja. teacher öğretmen. teacher. muslim teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professor. teacher. hodja. muslim preacher. preceptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خواجه] hoca. 2.sahip. 3.efendi. 4.üstad.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoca olma hâli veya işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank and duties of a hodja. teaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (A.B.D)., (k).dili rehin; (f). rehine koymak. in hock rehinde; (k).dili hapiste; borçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). at gibi hayvanların içdizi; (f). topal etmek (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ren şarabı, beyaz Alman şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hokey oyunu; hokey sopası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rehinci dükkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak; sarhoş etmek, sersemletmek; içine uyuşturucu madde katmak (içki).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sihirbazın sözleri; göz boyayıcı hareketler, hokus pokus; hokkabazlık, hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gülhatmi, (bot). Althaea rosea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle yangın yüzünden birçok kimse ve şeyin mahvolması; ateşte yakılan kurban. the Holocaust Nazilerin yaptıklan Musevi Katliamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hologram AF (Otomatik Odaklama), zayıf aydınlatma koşullarında odaklamanın yapılması için lazer hologramı kullanır ve odaklamanın daha doğru yapılmasını sağlar. Sistem Lazer Sınıf 1 şartnamesinin gereklerini yerine getirdiğinden, insan gözü için yüksek düzeyde güvenlik sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merkezleri bir olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, eski, argo içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binektaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yuvarlak tepe, tümsek yer. hummocky s. tümsek, tümsekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidrokarbon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hidrosel, husye veya skrotumda su toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. beyinde su toplanmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyinde su toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroklorit. hydrochloric s. klorhidrik. hydrochloric acid hidroklorik asit, tuzruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. hidrojen ile siyanürun bileşiminden meydana gelen. hydrocyanic acid hidrosiyanür asit, siyanür asidi (çok kuvvetli bir zehir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski mim. hamam ve odaları ısıtmaya mahsus yeraltı ısıtma tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bombanın patladığı yer, etki alanı merkezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalık kuruntusu; karasevda, melankoli. hypochondriac i., s. hastalık kuruntusu olan kimse; s. kuruntulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçültme ve sevgi isim şekillerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikiyüzlülük, mürailik, riyakârlık, riya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikiyüzlü kimse. hypocrit'ical s. mürai, ikiyüzlü. hypocrit'ically z. riyakârlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal migration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerleşmiş geleneklere karşı çıkma; azizlerin resimlerini parçalama. iconoclast i. yerleşmiş gelenekleri hiçe sayan kimse; putkıran, azizlerin resimlerini parçalayan kimse, özellikle sekizinci ve dokuzuncu yuzyıllarda Doğu kiliselerinde resimleri orta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahmaklık, bönlük, dimağ zaylflığı; delilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Bu alemle utkulu olacaksın (Büyük Kostantin'in ibaresi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ana veya baba yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindiçini. Indo- chinese' s., i. (çoğ.- nese') Hindiçini halkına veya lisanına ait; i. Hindiçini halkından biri; Çince-Tibetçe dil grubundan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. herhangi bir düşünce sisteminin esaslarını öğretmek; telkin etmek, (fikir) aşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masumiyet, suçsuzluk; safiyet, saflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. masum, suçsuz, kabahatsiz, günahsız, zararsız; saf, aklı ermez; azade; kanuni, hilesiz; i. masum kimse veya çocuk; aptal kimse. innocent emusement zararsız eğlence. innocently z. masumca, saflıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zararsız, incitmeyen. innocuously z. zararsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aşılamak; ağaç aşılamak; mec. aşılamak (fikir). inoculable s. aşılanabilir. inoculation i. aşı; aşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine bağlamak, birbirine kenetlemek; (mak.) birlikte işlemeleri için manivelaları birbirine bağlamak. interlocking directorates idare heyetleri ekseriyetle aynı üyelerden meydana geldiğinden birlikte çalışan şirketler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başkası ile konuşan kimse; ABD komedyen üçlüsünü sorularıyle yöneten ortadaki adam. interlocution (i.) konuşma, mükâleme, muhavere. interloc'utory (s.) konuşmaya ait, konuşma niteliğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) okyanuslar arasında bulunan, okyanusları birbirine bağlayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dua, niyaz, münacat; toplu halde dua etme; dua cümleleri. invocatory (s.) dua veya münacat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli, şen, hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silkworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sericulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geri alınamaz, değişmez, değiştirilemez, feshedilemez. irrevocable letter of credit (dönülemez) akreditif. irrevocabil'ity, irrev'ocableness (i.) geri alınamaz oluş, feshedilemez oluş. irrev'ocably (z.) feshedilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Büyük Britanya adasının kuzey kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İskoçya halkından olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eşzamanlı. isochronism (i.) eşzamanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) haritada mıknatısın aynı eğilim veya düşüşünü gösteren. isoclinal lines bunu gösteren çizgiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit stove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. en iyi vaziyeti elde etmek için manevra yapmak; cokey sıfatıyle ata binmek; hile yapmak. jockey for position (karşılaşmalarda) daha avantajlı bir yer aramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cokey, yarış atı binicisi. jockey cap uzunca siperli kasket. jockey club at yarışlarını idare eden kulüp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şempanze veya buna benzer maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sporcuların kullandığı haya bağı, suspansuar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şakacı, latifeci; hoş, eğlenceli. jocosity , jocoseness i. şakacılık, latifecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaka cinsinden, şakalı, şaka yollu; şakacı. jocularly z. şaka olarak. jocular'ity i. şakacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşe, neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden ve hâlen bazı yerlerde, Müslüman kadınların erkeklere görünmemeleri, bir arada oturup konuşmaktan kaçınmaları Adeti. bk. Kaç.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

17. yüzyılda Macaristan’ın Sobatzka Kalesi’nin Osmanlı muhafızları çok sevdikleri bir koçu özenle besliyorlardı. İkinci Viyana Kuşatması ile başlayan felaketli devirde kale Almanlar tarafından kuşatıldı. Kurtuluş imkanı göremeyen askerler bir sabah vakti kaleden fırlayarak düşmanı yarıp Budin yoluna doğru yöneldiler. Onlarla beraber fırlayan koç da sahiplerini yalnız bırakmamış iri boynuzları ile önüne çıkan düşman askerini yaralayarak, kendini tutturmadan askerlerle beraber Budin’e gelmişti. Bu gazi ve cengaver koç Budin’de büyük bir şöhret kazandı. Ancak ne yazık ki aynı yılın kurban bayramında kesildi!

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kambiyo üzerinde oynayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Güneydoğu Asya’da, Tayland Körfezi kıyısında, Tayland, Vietnam ve Laos arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 13 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: toplam: 181,040 km².

Kara: 176,520 km².

Su: 4,520 km².

Sınırları: toplam: 2,572 km.

sınır komşuları: Laos 541 km, Tayland 803 km, Vietnam 1,228 km.

Sahil şeridi: 443 km.

İklimi: Tropikal muson iklimi hakimdir. Muson mevsimi Haziran’dan Ekim ayına kadardır. Kasım-Mayıs ayları dönemlerinde hava kurudur. Kışları kuzeyde biraz soğuktur, bütün yıl boyunca ülke genelinde ısı aynıdır.

Arazi yapısı: Ülke topraklarının büyük bölümünü orta kesimdeki geniş ovalar kaplamaktadır ve doğu kesimini boydan boya aşarak güneye doğru akan Mekong Irmağı egemendir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Tayland Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: Phnum Aoral 1,810 m.

Doğal kaynaklar: Kereste, değerli taşlar, demir yatakları, manganez, fosfat, hidrolik güç potansiyeli.

Arazi kullanımı: İşlenebilir topraklar: %20.44.

ekinler: %0.59.

Diğer: %78.97 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 2,700 km²(2003 verileri).

Doğal afetler: Muson yağmurları (Haziran - Kasım ayları arasında); su baskınları; arada sırada görülen kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 13,881,427 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %35.6 (erkek 2,497,595; kadın 2,447,754).

15-64 yaş: %61 (erkek 4,094,946; kadın 4,370,159).

65 yaş ve üzeri: %3.4 (erkek 180,432; kadın 290,541) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.78 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.02 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.94 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.62 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.95 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 68.78 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 59.29 yıl.

Erkek: 57.35 yıl.

Kadın: 61.32 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.37 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %2.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan kişi sayısı: 170,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 15,000 (2003 verileri).

Ulus: Kamboçyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Khmerler %90, Vietnamlılar %5, Çinliler %1, diğer %4.

Dinler: Budist %95, diğer %5.

Dil: Khmer (resmi) %95, Fransızca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %73.6.

Erkek: %84.7.

Kadın: %64.1 (2004 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kamboçya Krallığı.

kısa şekli : Kamboçya.

Yerel tam adı: Preahreacheanachakr Kampuchea.

yerel kısa şekli: Kampuchea.

Eski adı: Khmer Cumhuriyeti, Kamboçya Cumhuriyeti.

ingilizce: Cambodia.

Yönetim şekli: Cumhuriyet.

Başkent: Phnom Penh.

İdari bölmeler: 20 eyalet ve 4 belediye; Banteay Mean Cheay, Batdambang, Kampong Cham, Kampong Chhnang, Kampong Spoe, Kampong Thum, Kampot, Kandal, Kaoh Kong, K


Ülke by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanto okuyan şarkıcı kadın.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçı ağarmamış ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couple. pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband and wife. married couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the married state. matrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı koca olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of husbands and their wives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: carosse’tan). Eski bir araba çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gazinoyu idare eden adam, gazinocu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .bin kalori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyo dalgalarının ölçü birimi, saniyede bin devir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limekiln.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragonfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su üstünde uçan, başı irice, vücudu narin ve iri vücutlu zarkanatlı bir böcek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) New York'un en eski Hollanda yerlileri soyundan olan kimse; New York şehri yerlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) diz altından büzgülü bol pantolon, golf pantolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) vurmak, çarpmak; tokuşmak; at veya on ile çalmak, vurmak (kapı); (mak.) vurmak (benzin); çarpışmak; ABD, argo kusur bulmak, tenkit etmek, titizlik etmek; (i.) vurma, vuruş, darbe; kapı çalınması. knock ebout tekrar tekrar vurmak, şiddetle s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) her işe gelir; kaba ve dayanıklı (eşya); (i.), (den.) iki yelkenli hafif yat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yere serici (darbe), mat edici; portatif, taşınmak için sökülür kurulur (eşya); (i.) yere serme; portatif eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalan veya vuran şey veya kimse; kapı tokmağı; (İng.) kapı kapı dolaşan satıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çarpık bacaklı, yürürken dizleri birbirine dokunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koyun aygırı, damızlık erkek koyun.

2.İyi cinsten iri ve beşli erkek koyun kl, meraklıları yavru iken alıp büyütürler (İstanbul’ca başlıca bu mânâ ile kullanılır).

3.mec. Yiğit adam: Koç yiğit. Ekmeğine koç = ikrâm edici, cömert, Ar. mükrlm, eli, kapısı açık. Koçbaşı = Vaktiyle kale kapılarını kırmak için kullanılan Alet. Koç boynuzu =

1.İklîlü’ül-melek denilen bitkinin bir çeşidi. 2.Top kundağında halat takılacak kuvvetli çengel.

3.(denizcilik) Halat bağlanmak üzere sert ağaçtan veya demir ve pirinçten iki tarafı kulaklı bir parça ki, güvertenin çeşitli yerlerine mıhlanır. Koçkatımı = Koçların bir müddet ayrıldıktan sonra koyunlara salıverilmesi ve bunun mevsimi ki, sonbaharda olur. Koçkatımı fırtınası = O mevsimde olan fırtına.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. coach

sp. çalıştırıcı

Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ram. tup. aries. bottle-holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coach. ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ram. sturdy-looking young man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Üzerine ip tutturmaya yarayan iki kulaklı çengel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyük, Ar. cesîm: Koca bina; koca dağ; koskoca ev.

2.İhtiyar, yaşlı, Fars. pîr, Ar. şeyh, müsîn: Koca adam; kocamak.

3.Eski, Ar. kadîm, meşhur: Koca Mustafa Paşa; Koca RAgıb Paşa.

4.İktidar ve tedbir sahibi, büyük, akıllı: Koca Sinan, Koca Hayreddin Paşa ne deniz muharebeleri etti. 5.Er, Ar. zevç, halîl: O kadının kocası sağ mıdır? Kocaoğlan = Ayı. Kocabaşı = Bir köy ihtiyarlarının birincisi, muhtar, (denizcilik) Koca reis = Şileplerde ikinci kaptan. Kocakarı = İhtiyar kadın, Fars. pîre-zen, Ar. acûz. Kocakarı soğuğu = Ar. berd-ül-acOz. Karı koca — Zevç ve zevce, Ar. zevceyn. Karı koca kavgası = Kıskançlık kavgası. Kara-koca = Ağarmamış İhtiyar, saçı, sakalı siyah yaşlı adam. Kocaya varmak = Evlenmek, ere gitmek. Kocayemişi = Çileğe benzer hafif bir cins dağ meyvesi ki, bir çeşidine tavulga derler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. spouse. feller. fellow. goodman. hubby. the old man. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consort. gargantuan. great. husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. very big. very large. consort. hubby. mate. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eş. Ev ve ailenin yaşça en büyüğü. 2.İri, kocaman. 3.Akıllı, tedbirli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaşlı, ulu, yiğit

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawfinch flurcun. beet pancar. şekerpancarı. hawfinch flurcun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köy ihtiyar heyetinin başı, muhtar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam, yiğit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yürekli, eli açık. 2.Yüce gönüllü. 3.Konuk sev(Erkek İsmi) 4.Yiğit, korkmayan kişi, savaşçı. 5.Açık kestane renginde olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyar kadın. Kocakarı IIScı = Hekim olmayanlarca tavsiye edilen ve çoğu eczane dışındaki maddelerden yapılan sözde İliç. Kocakarı soğuğu = İlkbaharda belli günlere rastlayan soğuk havalar, Ar. berdü’l-acûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crone. old woman. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. old woman. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk remedy. nostrum. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde yiğitlik ve yiğitlik övgüsü terennüm eden bir form (şekil) ve çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büyük çaylak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kocalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşi olan kadın: Kocalı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a husband. married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.ihtiyarlık. Ar. şeyhûhet, Fars. ptrî.

2.Zevçlik, Ar. zevciyyet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a husband. old age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İhtiyarlamak, ihtiyar olmak (kocamak daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlatmak, bk. Kocatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). iki el yan yana getirilerek meydana gelen, çift avuç: Bir koçam şeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing old. aging. senescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlamak, Osm pîr olmak. «Kocalmak» dan daha doğrudur: Gönül kocamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow old. age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to age. to grow old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). iri, büyük, cesîm, koskoca: Kocaman adam, ağaç, taş (başlıca çocuk dilinde kullanılır ve «mini mini» zıddıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. huge. enormous. giant. bulky. colossal. cyclopean. elephantine. fab. frightful. gargantuan. gigantean. gigantic. gross. hulking. hulky. jumbo-sized. mammoth. monster. prodigious. rousing. tearing. thumping. thundering. tremendous. walloping. wha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. colossal. enormous. gigantic. great. huge. immense. jumbo. massive. monstrous. tremendous. walloping. large. gargantuan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. big. colossal. great. hefty. monstrous. ponderous. tremendous. whacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Lahana ve marul gibi yapraklı bazı sebzelerin köklerine bitişik sert göbek: Lahana kesilince koçanının bir parçası yerde, bir parçası içinde kalır.

2.Mısır buğdayı gibi bazı hububatta tanelerin bitişik oldukları sert va silindir şeklinde şey: Mısır koçanı.

3.Bazı defterlerin ikiye bölünmüş yapraklarından müşteri veya aboneye verilen üst kısmı kesildikten sonra defterde kalan alt kısmı, Fr. souche: Abonelerin isimleri koçanlarda kayıtlıdır; koçan defteri. Koçan gibi sert, donmuş, dik: Soğuktan elleri koçan olmuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn-cob. stub. counterfoil. coupon. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

core. corncob. stem. heart. stub. counterfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cob. stem or heart. book of stubs. counterfoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koçt. bk. Koçu.

2.Arabacı, et koşmasını bilen adam.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kılavuz, rehb(Erkek İsmi) 2.Yağmur bulutu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Zevci olmayan, dul yahut evlenmemiş kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husbandless. widowed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kocasız olma hâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being husbandless. widowhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İhtiyarlatmak: üzüntüler kadıncağızı vakitsiz kocattı.

2.Çok yormak, çok zahmet vermek: Bu işler beni kocattı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put years on sb. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koç gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Fundagillerden, beyaz veya pembe çiçekli, çileğe benzer meyveler veren bir bitki (arbutus unedo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden kale kapılarını zorlamakta kullanılan ağır direk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük şey, yavru, genç, civelek.

2.Deve yavrusu («köşek» de denilir).

3.Köçekçe oynayan oyuncu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Köçekçe oynayan köçeklerin meydana getirdikleri topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde dindışı bir küçük form (şekil). Köçeklerin oynamasına mahsus şarkı veya türkülerden ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde köçekçe’lerden meydana gelen köçek süiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (deve) Yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı, yürekli (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Koçer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koçu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koçucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dövüş için terbiye ounmun İri koç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koç gibi davranmak, yiğitlenmek, yüreklenmek, azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) . Sarmak, sarılmak, Osm. derâğuş etmek, kucağa almak, bağra basmak, bk. Kucmak, kucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kucaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oda gibi her :arr pencereli eski bir çeşit araba.

2.Takoymaya mahsus altı boş, yâni yerden yüksek anbar.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koçu arabasını kullanan kişi. Koçu: Gelin arabası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Koçu denilen araoasürücüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Damarına basmak, tedirgin etmek.

2.Karıştırmak, kuşkulandırmak, bk. Gocundurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Alınmak, huylanmak, işkillenmek.

2.Telâş etmek: Al kaşağıyı gir ahıra yağırı olan kocunur. bk Gocunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sarılmak, birbirini kucaklamak, boyun boyuna sarılmak, bk. Kocmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yürekli, cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verschwörer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomad. nomadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deve yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok büyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chit. infant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuduz.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların kış ayları gelirken niçin güneye, ılıman bölgelere göç ettiklerinin nedeni herkes tarafından bilinir. Kışın beslenemeyecekleri için göç ettikleri bilgisi genel anlamda doğrudur ama kuşların göçü sanıldığı kadar basitçe izah edilebilecek bir olay değildir.

Kuşların göç nedenlerinin atalarından, buzul çağı zamanlarından kalma olduğunu ileri sürenler de var. Ancak günümüzdeki görüşler, kuşların iç biyolojik takvimlerine göre belirli zamanlarda hormonal dengelerinin değiştiği, uzun bir yolculuğa hazırlık olarak vücutlarında yağ depolama miktarlarını arttırdıkları, kışı beklemeden hava şartlarındaki değişiklikleri hissettikleri an göç yollarına düştükleri şeklinde.

Bu görüşlere göre kuşlar Eylül ayı civarında göçe başlasalar bile yağ depolamaya çok daha önce, yazın en sıcak günlerinde başlıyorlar. Belki kar yağışının geleceğini bilmiyorlar, belki de göçmen kuşlar hayatlarında hiç kar görmediler, karlı ortamda yaşamadılar, yiyeceksiz kalmadılar ama göçme işini tecrübeleriyle değil biyolojik takvimleri ve bunun tetiklediği hormonal değişimler sayesinde otomatik olarak yapıyorlar.

Soğuk havalar gelirken kuşların daha ılıman yerlere göç etmeleri tamam da göç ettikten sonra niçin tekrar geri dönüyorlar? Daha sıcak iklimlerde yaşamak, bol yiyecek bulmak, daha mutlu olmak için yüzlerce kilometre yol git, sonra da gerisin geriye dön.

Bu, biraz insanların yaz aylarında yazlığa gidip dönmelerine benziyor ama insanlarda durum farklı, çocukların okulları, ebeveynlerin işleri var.. Gerçi insanlarda da göçmenlik yaygın ama onlar göç ettikleri yerlerde kalırlar. Zaten bu düşünülmüş, belirli bir ihtiyaç ve amaç uğruna yapılmıştır, kuşların bu göç işini oturup düşünerek yapmadıkları bir gerçek.

Kuşların göç ettikten sonra baharda tekrar geri dönmelerini uzmanlar çeşitli sebeplere bağlıyorlar. Birinci sebep, şüphesiz baharda kuzey yarımkürenin ısınması. Bu mevsimde gündüzlerin uzaması nedeniyle yiyecek arama sürelerinin artması ve ana besinleri olan böceklerin çoğalması da diğer sebepler.

Bu arada güney yarımkürede bu kadar kuşu besleyecek yiyecek olmaması aksine kuş avlayarak beslenen hayvanların çok olması da ilkbahardaki geri dönüşe etken. Bütün bu nedenlere rağmen geri dönüş sinyalini yine de biyolojik takvimlerinin verdiği biliniyor.

Kuşların göç ettikten sonra geri dönmeleri kadar, Ekvator Afrikası’ndan dönen bir kuşun Doğu Anadolu’da bir ahırda bir evvelki yıl yaptığı yuvayı tekrar bulabilmesi de ilginçtir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, göçmen kuşların başlıca dayanak noktalan gündüz Güneş, geceleri ise yıldızlardır. Hava kapalıysa akarsular, dağlar gibi yeryüzündeki coğrafik şekilleri kullanıyorlar. Göçmen kuş türlerinin bir çoğunun yolculuklarında yerin manyetik alanından da faydalandıkları tespit edilmiştir. Yakıt olarak vücutlarındaki yağı kullanan kuşların göç süresince kat ettikleri mesafeler de inanılmazdır. Örneğin dış görünüşü ile diğer kırlangıçların aynısı olan Kutup Denizi Kırlangıcı her yıl Arktika’dan Antarktika’ya ve tersine 17 bin, toplam 35 bin kilometre uçar. Ama birbirinin benzeri iklimde ve buzlarla kaplı bu iki yer arasında gidip gelmekte ne bulur bilinmez.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kara ile kuşatılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kandaki beyaz kürecik, akyuvar, lökosit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftlik hayvanları, mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ.loggia). 1.Küçük bölme, hücre, küçük kamara. 2.Tiyatroda birkaç seyirci alan hücre: Loca tutmak; hususî locası vardır. 3.(galatı: lonca) Eskiden esnafın kendi kethudâlarının idaresinde işlerini müzakere etmek üzere toplandıkları yer: Kuyumcular, sarraflar locası. 4.Masonların toplantı yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.i.denizcilik). Geminin başının iki tarafında demir zencirinin geçmesine mahsus delikler. (İtalyanca occhio isim) (Denizcilik). Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında, çıpayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lodge. box. family circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. masonic lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Masonic lodge. box seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for loss of coolant accident, a system malfunction associated with nuclear generating stations. 'Loss of coolant accident' A system malfunction associated with nuclear generating stations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mevzii, mevkii, mahalli, yöresel; belirli bir yere ait; mec. dar, sınırlı; i. her istasyonda duran tren; banliyö treni; gazetede mahalli haber. local authority huk. mahallin en yüksek sivil makamı, mahalli idare. local color sanatta ve edebiyat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahal, yer, yöre, özellikle belirli bir olayın geçtiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahalli şive veya adet; belirli bir yer için beslenilen sevgi; yerli şeye rağbet; belirli bir yere bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer, mevki, mahal, mevzi, mekan; bir şeyin bulunduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. belirli bir yere sınırlamak; yerini bulup belirtmek. localiz'able s. sınırlanabilir. localiza'tion i. sınırlama, yerini belirtme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yerde iskân etmek, yerleştirmek; yerini tayin etmek; tam yerini keşfetmek; k.dili sakin olmak, oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer, mahal, mekân, mevki; iskân, sakin olma; huk. kiraya verme. on location stüdyo dışında yapılan filim veya televizyon çalışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bazı kaynaşık dillerde yer gösteren isim hali, ismin -de hali; s. bu şekildeki isimlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, İskoç. gö1, körfez, haliç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilit; silâh çakmağı; güreşte birkaç çeşit yakalama usulü; kilitleme; kilitli şey; yokuşu inerken tekerleği tutan zincir; kanal içinde gemileri bir yüzeyden diğerine yükseltmek veya alçaltmak için kullanılan havuz. lock, stock and barrel baştan baş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kilitlemek; kapamak; kilitleyip tutturmak; birbirine geçmek, kenetlenmek (kol); kanal havuzuna sokmak (gemi); kapatmak, bağlamak (para); kilitlenmek, kapanmak; kanal havuzunda yukarı veya aşağı gitmek. lock in kilitlemek, üzerine kapıyı kilitlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saç lülesi; çoğ. saçlar; bir tutam yün veya pamuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemiyi kanal havuzundan geçirme; havuzdan geçme parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilitli çekmece veya dolap; den. dolap, ambar; kilitleyen kimse; kilitleyici şey. locker room sporcuların elbise ve aletleri için dolaplı oda. Davy Jones's locker denizin dibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madalyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. tetanos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emniyet somunu, kilit somunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokavt; sualtı çalışmalarında kullanılan ve altında denize açık bir çıkış yeri olan tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çilingir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birbiri arkasından aralık bırakmaksızın yürüyüş şekli; sıkı intizam, değişmez usul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tevkifhane, tutukevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., k.dili deli. loco weed i. Birleşik Amerika'nın batı tarafında bulunan Astragalus türünden zehirli ot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. (kıs. l.c.) yukarıda zikrolunan kitapta veya yerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hareket; bir yerden bir yere gidip gelme veya gezme hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. harekete ait; hareket edebilen; i. lokomotif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. hareket intizamsızlığı, ataksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- li)biyol. göze, göz, hücre. locular s. hücrevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. loci) mevki, yer, mahal; geom. belirli şartlar altında herhangi bir hat veya noktanın kendi hareketiyle meydana getirdiği yüzey veya hat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekirge, zool. Acridium; ağustosböceği, zool. Cicada; salkım ağacı, akasya ağacı, bot. Robinia pseudoacacia; keçiboynuzu, bot. Ceratonia siliqua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifade tarzı; tabir, terim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kakül, zülüf, saçlülesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük başlılık, iri beyinlilik. macrocephalous s. iri beyinli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., meteor. geniş bir alanda hüküm süren genel iklim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi başına küçük bir alem olan insana oranla büyük alem, kainat, evren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Osmanlı devletinde akıncı kumandanı.

2.Meşhur bir akıncı beyleri hânedanı. Malkoçoğlu = Kurnaz, becerikli.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıncı ocağı reisi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dişçi alt ve üst dişlerin kusurlu kapanlşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manyok, bot. Manihot utilissima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mazoşizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fitilli tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alelade, olağan, orta derecede, ne iyi ne kötü, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aleladelik, bayağılık; adi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. büyük kafalılık. megalocephal'ic, megalo ceph'alous s., tıb. büyük kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merkürokrom, antiseptik bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. ufak kafalı, kafası normalden küçük, mikrosefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrokimya, ufak miktarlarla ilgilenen kimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kopyası fotoğrafla alınmış küçük nüsha; çok küçültülerek fotoğrafla alınmış kopya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük dünya; küçük evren olmak sıfatıyle insan; küçük bir dünyayı temsil eden grup veya toplum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. Miyosen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avamtakımı yönetimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamping, kamp yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mokasen, Amerika yerlilerine mahsus çarık; Amerikanın güney eyaletlerine mahsus çok zehirli ve koyu renkli bir su yılanı, zool. Agkistrodon piscivorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yemen'de Moha limanl; k.h. Yemen kahvesi; çikolata ve kahve karışımı ile yapılmış veya kahveli bir tat verici; bir çesit yumuşak koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alay, istihza, eğlenme; taklit şey, sahte şey; alay edilecek şey, maskarallk; s. sahte, kalp, taklit. mock orange ful, ağaç fulü, bot. Philadelphus cotonarius. mock sun güneşe yakın ve karşı tarafta görulen güneş aksı yalancı güneş. mock turtl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. alay etmek, istihza etmek, eğlenmek; hakir görmek; aldatmak; taklidini yapmak; alay için taklit etmek. mockingly z .alay ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istihza; alay, alay edilecek şey; taklit, alay manasında taklit, alay manasında taklitçilik; manasız iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. destansı taşlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaycı kuş, zool. Mimus polyglottos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ammonller ve Fenikelilerin çocuk kurban ettikleri tanrı; k.h. Avustralya'da bulunan üstü dikenli bir kertenkele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

molotofkokteyli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek başlı, monosefal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. nota aralıkklarını ölçmek için kullanılan tek telli alet, sesölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek renkli resim; tek renkli resim yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek gözlük, monokl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tek çenekli bir bitki, monokotiledon. monocotyledonous s. tek çenekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek gözlü; tek gözle kullanmaya mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bütün görsel sanatlar ve mimarlıkta tek renklilik. Yalnızca siyah ve çeşitli gri tonları kullanılarak yapılabileceği gibi, aynı rengin tonlarıyla da gerçekleştirilebilir. Polikromi (çok renklilik) sözcüğünün karşıt anlamlısıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., argo. beleşe konmak; aşırmak; aylakça dolaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fas; Marakeş şehri; k.h. maroken Moroccan s., i. Fas'a ait; Faslı; i. Faslı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T ).

1.Hıristiyanlar’da cenaze taşımak için tutulan kimse.

2.Cenazelerde aşir okuyarak para alarak geçinen kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mollycoddle. namby pamby. softy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kalp kası iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalp kası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., jeol. neogen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neoklasik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Böcek yeme fikrinin insanda oluşturduğu tek duygu iğrenme duygusudur. İnsanların gıda tüketim alışkanlıklarını, kalori değerleri ve beslenme dengesi değil, dinler, gelenekler kısacası kültürler belirler.

Günümüz insanları birkaç omurgalı, yumuşakça ve kabukluları yemesine karşın, atalarımız böcek yiyici idi.

Böcekler bol miktarda protein ve yağsız sığır etinden daha az yağ içerirler, içlerinde bol miktarda kalsiyum, demir, çeşitli minareller ve vitamin vardır.

Protein içeriği bakımından, çekirge yüzde 50-75, örümcek yüzde 64, karınca yüzde 24, tavuk yüzde 23, balık yüzde 21, sığır eti yüzde 20 ve kuzu eti yüzde 17 zengindir.

Avrupalılar böcek yemez ama Afrika’da değişik çekirge türleri ve iri kelebek tırtılları yenir. Tayland’da bir tür iri su böceği, Yeni Gine’de ağustos böceği, Japonya’da kızartılmış yaban arısı, yalnız veya diğer besin maddeleri ile veya soslarla karıştırılıp yenmektedir.

Halen dünyamızda, insan gıdası olarak beş yüz civarında böcek türü yenilmeklte, bunun yüzde 40’ı Meksika’da tüketilmektedir.

İnsanların böcek yeme alışkanlığını kazanamamalarının sebebi muhtemelen, böceklerin boyutlarının küçük, dolayısıyla tüketim için gerekli olan miktarın temininin zor olamasından kaynaklanmaktadır.

Bundan sonra söyleyeceklerimiz, bizi dikkatli okuyan ve evlerindeki kalorifer böceğinin ekonomik değerini anlayan okurlara;

Eğer böcek yemeye karar vermişseniz, onları sağlıklı olarak yakalamalı ve derhal işleme koymalısınız, çünkü ölü böcekler çok çabuk bozulurlar.

Karasinekler ve hamamböcekleri gibi böcekler çoğunlukla bakteri taşırlar, bunları yememek gerekir. Aslında öyle veya böyle bütün böcekler parazit taşıdıklarından, iyi bir pişirme gerekir. Tüylü böcekler boğazı tahriş eder, renkli böcekler ise çoğunlukla zehirlidir.

İaka bir yana, insanlar sağlıklı bir şekilde böcek yiyebilme alışkanlığına kavuşsalardı, besi hayvancılığına ayrılan otlaklar bugün orman olarak korunabilecekti!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) okun arka ucundaki kertik; yayın iki ucunda kirişi tutmaya mahsus kertik; (f.) oku yay kirişine yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (meteor.) gece parlayan (bulut).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geceye özgü; geceleyin olan; geceleyin çiçek açan; geceleri gezen veya yem arayan (hayvan). noctur nally (z.) gece, geceleyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) tatlı ve duygulu müzik parçası, geceye mahsus parça; resimde gece manzarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zarar veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ABD istediği yere zorla girebilme yetkisini belirten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.), (huk.) suç isnadına itiraz etmiyorum (sanığın suçu üstüne almadan cezayı kabul etmesi halinde kullanılan tabir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) Iokal anestezi için kullanılan ve enjeksiyonla verilen bir ilâç, novokain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NVIDIA® TurboCache™ teknolojisi en yüksek sistem performansı için, video belleğinin boyutu ve bant genişliği ile dinamik olarak kullanılabilen sistem belleğini birleştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) saate göre. It's one o'clock. Saat bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. nemesis. requital. retaliation. retribution. vengeance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. vengeance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. vengeance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İntikam. Öc almak = İntikam almak.

2.Bahis, ödül: Öç tutmak (bu mânâsı eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruk sokumu, makadın üstündeki kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ateş yakılan yer: Oda, mutfak ocağı, ocak başından ayrılmaz.

2.Dumanın çıkması için duvarda açılmış delik ve damdan yukarı çıkan baca.

3.Madencilerin maden erittikleri yer.

4.Kireç yakılan yer, kireç fırını: Kireç ocağı.

5.Taş ve maden çıkarmak için açılan çukur veya kuyu: Taş ocağı

6.Yeraltı su yolu, lâğım ocağı.Bahçenin bir cins sebze için ayrılmış ve çevresi yükseltilip çukur kalmış tarlası: Patlıcan, hıyar ocağı.mec. Ateşi sönmez hanedan, büyük aile’ Rumeli’nin tanınmış ocakları.Askerlik sınıfı: Yeniçeri ocağı. Ocak çekirgesi = Orakkuşu. Ocağa düşmek = İltica edip himaye istemek, sığınmak: Ocağınıza düştüm. Ocak söndürmek, ocağa incir dikmek = Bir ailenin mahvına sebep olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jan. january. stove. oven. fireplace. cooker. fire. furnace. range. grate. hearth. seedbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooker. fender. fireplace. furnace. hearth. kiln. stove. oven. stone quarry. minejanuary. january.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookstone. range. kiln. blast furnace. forge. quarry. mine. den. meeting place. association. society. organization. family. household. oven. crucible. cookhouse. incinerator. pit. chimney. chimey casing. retort. uptake. hole. coal pit. coal mine. residenc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearthstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grillroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Ocakları süpürüp temizlemekle geçinen adam.

2.Gemilerde kazanı yakan görevli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoker. chimney sweep. man in charge of making coffee and tea in a coffee-house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mutfağın ateş yanan yeri: Mutfak ocağı.

2.Duman çıkması için çatıda açılmış büyük baca.

3.İri kereste, temel direği. 4.Osmanlı devrinde devletin irsi olarak verdiği mâlikâne: Ocağa ait. Ocaklık demir = Cankurtaran demiri, büyük lenger.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) .- Yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İntikam alan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) toprak veya madenden yumurta şeklinde nefesli bir çalgı, okarina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) fırsat, münasebet, vesile, elverişli durum; sebep, hal, durum; Iüzum, gereklik; (f.) vesile olmak, sebep olmak. on occasion ara sıra, fırsat düştükçe. take the occasion durumdan faydalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ara sıra meydana gelen, fırsat düştükçe yapılan; belirli bir fırsat dolayısıyle yapılan. occasional chair takımdan ayrı sandalye. occasionally (z.) ara sıra, bazen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) batı; (bh) batı yarıküresi, Asya'nın batısındaki üIkeler, özellikle Avrupa. occidental (s.), (i.) batıya ait, batısal, Avrupa ve Amerika'ya ait; (astr.) batı tarafındaki, batısında; (i.) batılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) kafanın arka kısmı, artkafa. occip'ital (s.) kafanın arka tarafında olan, artkafaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tıkamak, kapatmak; (kim.) emmek, absorbe etmek (özellikle gazlar için); (dişçi.) üst üste oturmak. occlusion (i.) emme veya emilme; (dişçi.) üst üste oturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) gizlemek; (astr.) önüne geçip gizlemek (güneş veya ayın bir yıldızı kapaması gibi); kaybolmak (bir görünüp bir kaybolan fener kulesi ışığı gibi). occulta'tion (i.) gizleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) büyü ile ilgili; esrarlı, tabiattan üstün; gizli, saklı; bilinmez, anlaşılmaz. occult arts büyücülük gibi faaliyetler. occultism (i.) gizli kuvvetlere inanma ve onları etkisi altına alma. occultist (i.) bu işlerle uğraşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işgal eden kimse. occupancy (i.) işgal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iş, meşguliyet, meslek, sanat; işgal, zorla alma. army of occupation işgal ordusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) meşguliyete ait; işgal kuvvetleri ile ilgili; meslek dolayısıyle meydana gelen (hastalık veya zarar). occupational therapy meşguliyetle tedavi, rehabilitasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tutmak, zaptetmek, işgal etmek; meşgul etmek. be occupied with ile meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.)olmak, meydana gelmek, vuku bulmak; bulunmak; hatıra gelmek, akla gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oluş, meydana çıkma; vaka, olay, hadise. occurrent (s.) olan, meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) okyanus, büyük deniz, derya, umman; kürenin üçte ikisini kaplayan geniş su kıtası; sonsuz şey veya miktar. ocean current okyanus akıntısı. ocean lane okyanus gemilerinin sefer yolu. ocean liner okyanus gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Okyanusya, orta Pasifikteki adalara verilen ortak ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) okyanusa ait, okyanusta bulunan veya meydana gelen, okyanusta dolaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) okyanus coğrafyası. oceanograph'ic(al) (s.) okyanus coğrafyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. li) (biyol.) basit göz; göz şeklinde leke. ocellate (s.) basit gözlü; göz şeklinde lekeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Orta ve Güney Amerika'ya mahsus kaplana benzer bir kedi, (zool.) Felis pardalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırmızı veya sarı renkli bir çeşit demir cevheri, aşıboyası, toprak boya; koyu sarı renk. ochreous, ocherous (s.) sarı renkten, içinde aşıboyası bulunan. crude ochre (min.) aşıtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) avam idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) October.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekizli takım; (kim.) sekiz değerlikli bir eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekiz köşe ve kenarlı şey veya şekil, sekizgen; sekiz taraflı yapı veya yer. octagonal (s.) sekiz kenarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) sekiz düzlemli ve üç boyutlu şekil. octahedral (s.) sekiz yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oktan. octane number oktan öIçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) sekiz açılı; (i.) sekizgen. octangular (s.) sekiz köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) bir dairenin sekizde biri; (astr.) bir gökcisminin diğerinden 45 derece uzaklıkta iken bulunduğu yer; oktant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) oktav, sekizlik perde tertibi; sekiz notalık ara; dini yortudan sonra gelen sekizinci gün; sekiz mısralı şiir; bir sonenin sekiz mısraı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) sekiz yaprak halinde katlanmış kağıt tabakası; bu büyüklükte kitap; (s.) tabakası sekiz yaprağa katlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sekiz senede bir olan; sekiz sene süren, sekiz senelik. octennially (z.) her sekiz senede bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) sekiz kişi tarafından çalınan veya söylenen müzik parçası; sekiz kişiden meydana gelen koro veya orkestra takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) kırk sekiz sıfırı olan rakam; ABD yirmi yedi sıfırı olan rakam, oktilyon. octillionth (s.) oktilyona ait, oktilyonuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek sekiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ekim; (İng.) ekim ayında yapılan bira veya elma suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) bir tabakanın on sekiz yaprak olmak üzere katlanmasından meydana gelen (forma veya kitap).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) seksen yaşında, seksenlik (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahtapot, (zool.) Octopus; yaygın ve yıkıcı örgüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekiz heceli mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şehir sınırında özellikle yiyeceklerden alınan giriş vergisi, oktruva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sekiz kat, sekiz misli, sekiz kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sekizli, sekiz misli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. çocuk dilinde). Umacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bogy man. bogy. bugaboo. bugbear. golliwog. hob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bogey. ogre. bogy. bogeyman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boogeyman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) göze ait, gözle görülür, gözle ilgili; (i.) teleskop veya mikroskopta göz merceği, oküler. ocularly (z.) gözle görülür şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) göz hastalıklan uzmanı, göz doktoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolchild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i rüya yorumcusu. oneirocritical s. rüya yorumlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. olgunlaşmamış dişi gamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâfurlu İngiliz sabunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, orthocephalous s. kafatasının uzunluğu ile eni arasındaki oran orta derecede olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yanlış kaynamayı düzeltmek için bir kemiği kırma ameliyatı, osteoklazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. büyüme halindeki kemiğin içinde kemik dokusunu yiyerek iç boşlukları meydana getiren çok çekirdekli iri hücrelerden biri; tıb. yanlış kay- namayı düzeltmek için kemik kırma ameliyatında kullanılan alet, osteoklast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir cpu’yu normalde çalışması gereken saat frekansı’ ndan daha yüksek saat frekansıyla çalıştırma işlemi.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, savaşkan yapılı..

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. yermumu, taşıl mum, ozokerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahıra yakın etrafı çevrili küçük çayır veya otlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asma kilit; f. asma kilitle kilitlemek, asma kilit vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir kilise cemaatine ait; dar fikirli, mahdut görüşlü. parochially z. dar fikirle, mahdut görüşle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tavus, zool. Pavo cristatus; f. kurum satmak slang. kasılmak. pea cock blue tavusun boynunda olduğu gibi çok parlak mavi renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su değirmenine suakıtan oluk; suyun yolunu değiştirmeye mahsus kapı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .ufak valf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. petrokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yutarhücre, fagosit. phagocyto'sis i. fagositlerin mikropları yok etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotosel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.ışığın kimyasal etkilerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. filim ile dizme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. ışık dalgalarının tesiri ile fazla elektrik akımı geçirme özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışık ile kopya, fotokopi. photocopier i. fotokopi makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anahtarsız kilit açan kimse; hırsız; maymuncuk, tavşan anahtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yankesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lastik boruya sıkıştırılarak sıvının akmasına engel olan kıskaç, pens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir yüzü düz obur yüzü içbükey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir yüzü düz öbür yüzü dışbukey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., jeol. pleistosene ait; i. pleistosen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., jeol. pliyosen; s. pliyosen devrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zenginler hakimiyeti, plutokrasi; servet sahipleri sınıfı, zengin takımı. plu'tocrat i. servetinden dolayı fazla nüfuzu olan kimse, plütokrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. pnomokok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geminin sağ yanı, sancak tarafı. Orsa poca = Sağa, sola; bir öteye bir beriye sallanarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(gemi) Rüzgârın önüne katılıp sürüklenmek.

2.(bk.) Bocalamak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akgözlü ördek, pasbaş, zool. Aythya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek hastalığının kabarcığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cebe yerleştirmek, cebe koymak; cebine atmak, (slang) iç etmek; gizlemek, saklamak, bastırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cep; para, maddi imkân; çukur, gedik; bilardo masasının dört köşesindeki çukurcuklardan her biri; içinde maden cevheri bulunan ufak kovuk; hav. hava boşluğu; semt. pocket battleship cep zırhlısı. pocket money cep harçlığı. in one's pocket nüfuzu al

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzdan; ufak boy kitap, cep kitabı; cep defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçekbozuğu leke. pockmarked s. çiçekbozuğu, çopur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çiçekbozuğu, çopur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İt., müz. yavaş yavaş, azar azar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit balık, zool. Pollachius virens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) it.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konaklarda arabanın girip çıktığı büyük kapı; konak kapısı önünde bulunan arabaya binilip inilen bitişik ve üstü kapalı yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türkçe`de çok seyrek kullanılan sözcük Fransızca “Pochade” den kaynaklanır. Doğrudan doğruya doğa içinde yapılan renkli yağlı boya küçük resim eskizi anlamındadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaktinden evvel gelişmiş, erken inkişaf etmiş. precociously z. erken gelişerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erken gelişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir mülkü başkasından evvel işgal etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihin meşguliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkasından evvel ele geçirmek; işgal etmek; zihnini işgal etmek. be preoccupied zihni meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. procedure, proceedings, process.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. prokain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitkinin damar ve kambiyum dokularını teşkil eden gelişmemiş filiz kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işlem, muamele; huk. davaya bakma usulu; iş görme usulü. procedural s., huk. dava usulune ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ileri gitmek, ilerlemek; yol tutmak, usul takip etmek; (from ile ) çıkmak, meydana gelmek, baş göstermek, türemek; huk. dava etmek, dava açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muamele; huk. dava muameleleri, yargılama usulleri; çoğ. tutanak; ilerleme, ileri gitme. legal proceedings dava muameleleri. summary proceedings kendi yetkisi dahilinde derhal verilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. hâsılat, kazanç, gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. yöntem, metot, yol, usul; süreç, vetire; işlem; ilerleme; huk. belge; celpname, çağırı kağıdı; dava muamelesi; biyol. yumru; s. özel işleme tabi tutulmuş; f. muamelesini yapmak; özel işleme tabi tutmak; huk. tebliğ etmek; dava açmak. chem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alay; oluş, meydana çıkma, baş gösterme; f. alay ile yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. alay çeşidinden; i. dinsel tören esnasında okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilân etmek; beyan etmek; ilân ederek kanunen yasaklamak; ifşa etmek, açığa vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilân; beyanname, bildiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. vurgu bakımından sonradan gelen kelimeye bağlı (sözcük).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğilim, meyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da konsül vazifesini yapan memur, prokonsül; umumi vali; b.h., paleont. insan ve maymunların atası sayılan miyosen devri primatı. proconsular s. prokonsüle ait. proconsulate, pro- consulship i. prokonsüllük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sürüncemede bırakmak, ağırdan almak, geciktirmek; ertelemek, tehir etmek. procrasti- na'tion i. sürüncemede bırakma; erteleme. procrastinator i. işini tehir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döllemek; hâsıl etmek, doğurmak, yaratmak procreant s. meydana getiren, verimli. procreative s. dölleyici; doğurgan. procrea'tion i. dölleme; doğurma, meydana getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zulüm ve cebirle yola getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. boylarını yatağına uydurmak için misafirlerinin kol ve bacaklarını çekip uzatan veya kırıp kısaltan efsanevi dev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., huk. bir çeşit dava vekili; üniversitede disiplini sağlayan memur; f. (sınavda, sınıfta) disiplini sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sürüngen (sap); yüzükoyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulunur, tedarik olunur, elde edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik, elde etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik, elde etme; huk. vekillik, vekalet; vekâletname; pezevenklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da maliye memuru; huk. vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tedarik etmek, elde etmek, edinmek, kazanmak; istihsal etmek; ettirmek, yaptırmak; pezevenklik etmek. procurement i. tedarik; istihsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik eden kimse; muhabbet tellâlı, pezevenk. procuress i. pezevenk kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Prosyon, Küçük köpek takımyıldızında en büyük yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taraftarlık eden kimse; bazı meclislerin reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. diplomatik işlerde kullanılan resmi usuller, teşrifat, protokol; zabıt varakası, tutanak, protokol; bir anlaşmaya ilâve edilen madde; f. protokol yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kışkırtma, tahrik, teşvik; dürtü; gücendirme, öfkelendirme; kızılacak şey, güce gidecek mesele. do (it) under provocation kışkırtı tesirinde kalarak yapmak, tahrik sonucu yapmak. on the slightest provocation en hafif etkenle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tahrik edici, kışkırtıcı, etkileyici; kızdırıcı, sinirlendirici; çekici, cazip; i. tahrik edici kimse veya şey. provocatively z. tahrik edici şekilde, kış- kırtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yalnız tohum tutan organlardan ibaret olmayan elma gibi meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahte klasik, klasik taslağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek ısıyla meydana gelen kimyasal değişikliklere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. jeol. volkanik hareketler tesiriyle parçalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. erimiş magmadan kristalleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. on beşinci yüzyıl (özellikle o devrin İtalyan sanat ve edebiyatı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoaktif karbon izotopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. yanın radyoaktif unsurları inceleyen dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radar ile bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) muhakeme etmek, etraflıca düşünmek, aklen tartmak. ratiocina'tion (i.) aklen tartma, muhakeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) karşılıklı, mütekabil, iki taraflı; birbirinin yerine geçen; (gram.) ortak; (i.) karşılıklı şey; (mat.) evrik değer. reciprocal insurance karşılıklı sigorta. reciprocal'ity (i.) karşıtlık. reciprocally (z.) karşıt olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karşılıklı hareket etmek, karşılığını yapmak, misli ile karşılık vermek; birbirinin yerine geçmek, mütekabil olmak. reciproca'tion (i.) karşılık, tekabül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iki devlet arasında yapılan anlaşma, ticari mübadele usulü; karşılıklı münasebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden işgal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar işlemek. reprocessed wool kullanılmamış fakat bir defa örülüp sökülerek tekrar örülmüş yün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iade etmek, geri vermek; geri çekilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri dönme, geri çekilme; geri verme, iade, ilk sahibine verme; gerileme. retrocessive s. geri verme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzay gemisi veya roketin hızını kesen yardımcı roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geri alınabilir; feshedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsaade veya imtiyazın geri alınması; fesih, hükümsüz kılma, iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fesih veya iptal kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gergedan, zool. Rhinoceros unicornis. rhinocer'ial, rhinocerot'ic s. gergedana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taş parçasının su yüzünde sekerek gitmesi; top güllesinin sekerek gitmesi için kullanılan ateşleme metodu; f. sekerek gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mânia, yolu kapayan engel .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anka kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit pırasa, bot. Allium scorodoprasum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piskoposlara mahsus beyaz cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaya; kaya parçası; kaya gibi kuvvetli şey; (A.B.D.),( argo) büyük mücevher, elmas; (ing.) akide şekeri; felâkete sebep olan şey. the Rock Cebelitarık dağı ve kalesi. rock bass Amerika'ya mahsus bir çeşit tatlı su balığı. rock bottom kaya tabakası;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallamak; beşik sallamak, sallayarak. uyutmak; sallanmak, olduğu yerde sallanmak; i sallama, sallanma .rockandroll i. çok ritmik bir pop müziği .rocking chair salıncaklı sandalye. rocking horse salmcaklı oyuncak at. rock the boat velveleye verme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.beşik veya salıncaklı sandalye altmdaki kavisli ağaç, ayak; beşik sallayan kimse.off one,s rocker (argo) çatlak, dengesiz, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayalık bahçe, taş yığınından yapılmış çiçeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havai fişek, roket; f. roket atmak; havaya doğru dik uçmak; hızlı ve dikine uçmak. rocket bomb tepkili bomba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roka, bot. Eruca sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kayabalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayadan kenarları olan; çok inatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. laden; keçisakalı, bot. Cistus creticus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayalık, kaya dolu; kaya gibi; hissiz, duygusuz, katı, katı kalpli. Rocky Mountains, Rockies Kayalık Dağlar. rockiness i. kayalıklı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sallanmaya eginik, sallanan, titrek; kararsız; k.dili zayıf, halsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mimaride rokoko tarzı, çok süslü mimari tarzı; s. rokoko tarzına ait; çok suslü, fazla gösterişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kök, asıl kaynak; bot., bak. rhizome.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gece gündüz, devamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. Iskarmoz, yarım ay ıskarmoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümen anası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmigration. transmigration of the soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village clinic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çekirdekli meyvaların etli kısmı; herhangi bir etli meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hayalarda meydana gelen iltihapsız şişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. olgunlaşınca tek tohumlu karpellere ayrılan bileşik kuru meyva, skizokarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) değersiz, adi zevksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hem ciddi hem de güIünçlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızmemesi, altıntop, greypfrut, bir çeşit ağaçkavunu, şatok; (bot.) Citrus grandis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yonca (İrlanda'nın ulusal sembolü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo detektif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taranmamış kabarık saç, kıtık gibi saç. shock'headed (s). sık ve kabarık saçlı, saçları fırça gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sarsmak; şiddetle çarpmak; nefret veya korku vermek; iğrendirmek, müteessir etmek; elektrik akımına çaptırmak;(i). sadme, darbe, vuruş; sarsma, sarsıntı; (tıb). şok; inme; elektrik çarpması; şiddetli etki. shock absorber (mak). (oto). amortis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). başak demetleri kümesi dokurcun; (f). başak demetlerini küme haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarsan şey; (ing)., (k).dili heyecanlı roman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaşırtıcı, şok tesiri yapan, tiksindirici; (k).dili çok kötü. shockingly (z). şok tesiri yaparak, şaşkına çevirerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. raketle havada uçurulan ucu tüylü mantardan yapılmış top; bu topla oynanan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Shakespeare'in Venedik Taciri adlı piyesindeki kinci Musevi tefeci; (argo). insafsız alacaklı veya tefeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ipek kumaşla yapılan bir çeşit basma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ipek çorap giymiş; ağır giyinmiş, aristokratça, kibar, lüks; i. zengin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İtalya ve İspanya'ya doğru güneyden esen sıcak bir rüzgâr, siroko.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hava fişeği; f. birden yükselmek, hızla artmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gömlek; iş kıyafeti;f. iş gömleği giydirmek; elbisede bal peteği şeklinde büzgü yapmak.smock frock iş kıyafeti, iş gömleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bal peteği şeklinde iğne işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. A.B.D., (argo) öpüşmek; I. öpücük, buse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda belirli bir meblâğ veya hizmete bedel olarak bir mülkü tasarruf hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güya, sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. futbol, ayaktopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. girgin, arkadaş canlısı; tatlı, nazik, tatlı dilli; hoş sohbet. sociability, sociableness i. hoş sohbetlik; toplum hayatından hoşlanma. sociably z. candan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. toplumsal içtimai, sosyal; toplumda yeri olan, cemiyete ait; bot., zool. kütle halinde büyüyen veya yaşayan; sosyetik; i. sohbetli toplantı, sohbet meclisi. Social Democrat sosyal demokrat parti üyesi. social insurance sosyal sigorta. social i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sosyalizm, toplumculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sosyalist, toplumcu; s. sosyalizme ait. socialistic s. sosyalizme ait, toplumcu. socialistically z. sosyalizme meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. -ise f. kamulaştırmak, topluma mal etmek; sosyalleştirmek; toplum kurallarına uydurmak. socialization i. sosyalleştirme, sosyalizasyon; kamulaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplum, cemiyet; sosyete; halk, millet, kavim; arkadaşlık, dostluk; şirket, kurum, dernek; topluluk. society life sosyete hayatı. avoid the society of arkadaşlığından kaçınmak. leader of society toplum hayatında lider. polite society sosyete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sosyolojiye ait. sociologically z. sosyoloji yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sosyolog, toplumbilimci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sosyoloji, toplumbilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. socii) arkadaş; meslektaş, koldaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (argo) yumruklamak; sille atmak; i.(argo) yumruk,darbe,sille. sock away (argo) (para) saklamak. socked in hava muhalefetinden dolayı kapalı (havaalanı). Sock it to him. (argo) Haydi bastır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa çorap, şoset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. içine bir şey geçirilen delik veya oyuk; duy; duy priz; priz; yuva; f. yuva veya oyuk açmak. socket wrench yuvalı anahtar. light socket lamba duyu. wall socket duvar prizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. direk veya duvar kaidesi, taban, destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Sokrat'a ait; Sokrat'ın felsefesine ait. Socratic method Sokrat usulüne göre sorulara cevap vermek suretiyle karşılıklı konuşma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragamuffin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street boy. guttersnipe. street arab. urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sofokles.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alçak sesle, kendi kendine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı nilüfer, bot. Nymphaea advena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haya şişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. spiril, burgu biçimindeki mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ortasından yarılıp ızgarada pişirilmiş yılanbalığı; f. balık veya kuşu ortadan bölüp ızgarada pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çark üzerinde zincir halkalarının geçtiği dişlerden her biri, zincir dişlisi. sprocket wheel zincir donatmaya mahsus dişli çark, zincir dişlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iltihap hâsıl eden bir çeşit mikrop, stafilokok basili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atom ve moleküllerin tertibini inceleyen kimya dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soda silikatlı boya vurma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jarse kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahmini; hedefe ulaşmak için en uygun imkânları seçme işlemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stok, depo malları; mevcut mal; satılacak mal; bir çiftlikte bulunan hayvanlar; sermaye hisseleri, hisse senedi; ağaç gövdesi; ırk, silsile, soy, nesep, nesil; dil ailesi; menşe; asıl; çorba için hazırlanan et suyu; hammadde; tüfek veya tabanca ku

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. stok yapmak, mal yığmak; mal ile doldurmak; filiz sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. alelade; beklenen; stok olarak elde tutulan; her vakit kullanılmaya hazır, elde bulundurulan; z. tamamen, kütük gibi (hareketsiz). stock answer daima hazır cevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şebboy, bot. Matthiola; kırmızı şebboy, bot. Matthiola incana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., ask. şarampol, etrafı kazık veya sırıklarla çevrilmiş yer; f. şarampolla çevirmek veya muhafaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyükbaş yetiştiren çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borsa tellalı, mubayaacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hissedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorap. in stocking feet çorapla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borsa tellfili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. stok edilmiş mal; f. mal alıp stok etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, depo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kımıltısız, tamamıyle hareketsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tıknaz, bodur. stockily z. tıknazca. stockiness i. tıknazlık, bodurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satılacak veya kesilecek hayvanların geçici olarak muhafaza edildiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vana, zarp musluğu, valf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askeri hükümet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -li) stratokumulus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -coc, -ci) streptokok basili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. okyanus dibindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boğmak, nefesini kesmek; bastırarak söndürmek; boğulmak, nefes alamamak. suffocating s. bunaltıcı, boğucu. suffoca'tion i. boğulma bunalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing infant. nursling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon. san. bir kavramı daha dar veya daha geniş anlamda başka bir kavramla ifade etme usulü (msl. Türk ordusu yerine Mehmetçik, vişne şurubu yerine vişne demek gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koç gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan koç.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .tapyoka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock quarry. stone quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tay - koç.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzmanların yönetimi altında hükümeti idare etme teorisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Meksikalılara özgü ve kesik piramit şeklinde tapınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kabuklulardan çokayaklı küçük bir hayvan cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allahı her şeyin merkezi olarak tanıyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teokrasi, dincierki; Allah namına papazlar idaresi; böyle idare olunan memleket. the'ocrat (i.) böyle bir idarenin reisi; Allahın verdiği şeriata göre işleri idare eden kimse. theocrat'ic(al) (s.) teokratik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. termokimya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (ısıyla işleyen) sıcaklık pili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflatun'un fikrine göre şeref ve azametin hâkim prensip olduğu devlet; Aristo'ya göre şeref rütbelerinin servet derecelerine göre verildiği devlet idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tiyatro oyuncusu.

2.Tiyatro işleten kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thespian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theater owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show business. show biz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatrical technique. the theater business. acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Örneğin içindekiler tablosu, tüm numaralar, tüm isimler, çalma süresi, tarihi, veri konumu vsç gibi bilgiler. MiniDisc üzerine yeni bir kayıt yapıldığında, bununla ilgili yeni bilgiler güncellenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. tokkata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. E vitamini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike işaretini bildiren zil, alarm zili; tehlike işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okyanusun ötesinde bulunan, okyanus aşırı, transokyanus, okyanus ötesi; okyanuslar arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (yakın, orta ve uzak mesafeler için) üç ayrı kısmı olan (gözlük). trifocals i. üç kısımlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç gözlü, üç hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. vücudun su toplamış yerinden sıvıyı çekmeye mahsus cerrah aleti, trokar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. biri uzun ve biri kısa iki heceli şiir vezni çeşidinden; i. böyle vezin veya mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekerleğe benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. uyluk kemiğinin kalçada olan yumru başı, trokanter, trohanter; zool. böcek bacağının ikinci mafsalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. trocar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yuvarlak ve yassı hap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (siir) biri uzun ve biri kısa iki heceli vezin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -li) bir çeşit yağmurkuşu; bir çeşit ötleğen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. makara, troklea. troclear s. troklea ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. tekerlenme eğrisi, yuvarlanma eğrisi: anat. döner eklem. trochoi'dal s. tekerlek gibi. trochoi'dally z. tekerlek gibi dönerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. musluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ot öbeği, çalı kümesi; top. tussock grass sazlık yerlerde demetler halinde büyüyen herhangi bir ot. tussock moth sürfesi uzun tüylü bir çeşit pervane. tussocky s. top top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladybird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. oy birliğiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüfek horozu ateşe hazır durumda olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphesi olmayan; tek manalı; sarih. unequivocally z. su göturmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. papaz rütbesinden mahrum etmek; elbisesini çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. tek anlamlı (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilidi açmak; (kapı) açmak; çözmek; meydana çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boş, işgal edilmemiş; işsiz, boşta gezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşmayan, sohbetten hoşlanmayan, merdümgiriz, çekilgen, yalnızlığı seven, kaçınık. unsociabil'ity, unsociableness i. çekilgenlik. unsociably z. çekilgence; sohbetten kaçmarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sohbetten hoşlanmayan; merdümgiriz, toplumdan hoşlanmayan; topluma karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yapıtın gerçekleştirilmesinin özellikleri, ayrıntıları, verileri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hayâ torbası damarlarında tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. damar daraltan ilaç veya sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., İt., müz. çabuk tempo ile, hızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. velespit, üç tekerlekli çocuk bisikleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürat, hız; hız derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üzüm kütüğü, asma kütüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. şifahen, sözle, sözlü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uçucu organik bileşikler. ( Volatile organic compounds )

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kelime, söz; s. konuşulabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ek sözlük, lügatçe; kelime bilgisi; bir dilde bulunan bütün kelimeler; güz. san. ifadeyi meydana getiren bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insan sesine ait, ses gibi, sesle söylenen; sesli, sesli harf gibi veya ona ait; dokunaklı; i. insan veya hayvan sesi; vokal; sesli harf. vocal cords anat. ses kirişleri, ses şeritleri. vocal music söz müziği. vocally z. sesli olarak. vocalic

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkıcı, okuyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sesli kılmak, seslendirmek; sesli harf haline koymak, sesli harf yerine kullanmak; noktalamak (harf); müz. vokallemek, ağızlamak. vocaliza'tion i. seslendirme; müz. vokaliz, ağızlama, seslev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meslek, sanat, iş; memuriyet, hizmet; çağırma, davet. vocational s. meslek veya vazife kabilinden. vocational guidance okullarda ögrencilere meslek seçiminde yardımcı olmak için yapılan sistemli test ve görüşmeler. vocational school meslek okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çağırmayla ilgili. gram. bir ismin hitap hali veya buna ait; çağrı, nida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağırmak, çağırmak, nida etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gürültülü, bağırma kabilinden, şamatalı. vociferously z. gürültülü bir şekilde. vociferousness i. gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sihirbaz, büyücü, cinci; falcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırıldak, rüzgârgülü; dönek kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nikâh, evlilik, izdivaç. in wedlock evlilik sırasında. out of wed lock evlilik dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., meteor. rüzgâr hortumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz yerel ağ.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta basma kalıbı; tahta kalıp ile basılmaş desen veya resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çulluk, zool. Scolopax rusticola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güreşte kolun bilekten bükülerek etkisiz hale getirildiği hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., antro. sarışın; i. sarışın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yale kilidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ermenice’den). Kilise hizmetleri gören ve çan çalan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexton. lay clerk. ringer. verger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan dokularının kimyasal bileşiminden bahseden kimya dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by