Oca ne demek? | Oca anlamı nedir? | Oca

Oca anlamı nedir?

Oca ne demek?

Oca anlamı nedir?

Oca | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruk sokumu, makadın üstündeki kemik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taraf tutma, taraftarlık ; savunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savunan kimse, müdafi kimse, taraftar. devil's advocate tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak, müdafaa etmek, sahip çıkmak, korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz ve namuslu erkek. - Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin silah arkadaşı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentor. spin doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahsis etmek, yerini tayin etmek. alloca'tion (i). tahsis etme, yerini tayin etme, tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahiy; keşif; ifşa olunma. apoc'alyp'tic (s). vahye ait. apocalyptically (z). vahiy şeklinde, vahiy ifade ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., avocado pear perse ağacınn meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatörce meşgale, iş, meşguliyet, hobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Varlıklı, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bifokal, çift odaklı. bifocal glasses, bifocals i. bifokal camlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Birden çevirip boşaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lee side. lee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials Code Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators - Publishes the National Building Code every three years, with yearly supplements Most commonly referred to in the northeast United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators, International, Inc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators International, Inc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators, International, Country Club Hills, IL One of the U S model code organizations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials Conference of America, an organization that writes the guidelines for basic community building codes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minimum model regulatory code for the protection of public health, safety, welfare and property by regulating and controlling the design, construction, quality of materials, use, occupancy, location and maintenance of all buildings and structures within

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials and Code Administrators- One of the various U S agencies that write building codes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Medium-sized Thean rodent, generally found in large herds which can devour all vegetation in sight like overgrown cicadas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Building Officials Code Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn the helm to the lee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bocalamak, şaşırmak, kararsızlık göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. flounder. vacillate. waver. wobble. to falter. to flounder. to stumble. to waver. to vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veer. to falter. to act in a confused manner. baffle. flounder. fluctuate. to get oneself tied up. vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. brokar, bir yüzü kabartmalı kumaş; f. desenli olarak dokumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek kabartmalı bir çeşit kumaş; özellikle ispanya ve italya'ya has bir çeşit renkli süs mermeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus yaprakları kokainli bir bitki, (bot). Erythroxylon coca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kokain cocainism (i)., (tıb). kokain kullanma alışkanlığı, kokain iptilâsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yan yana koymak veya oturtmak; sıraya koymak, düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıraya koyma, düzenleme, sözdizimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, meclis; toplantıya davet; kilise temsiicileri meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilisece sonradan veya ikinci derecede muteber sayılan mukaddes kitaplara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kısmı koparılıp senet gibi alâkalı kimsenin eline verilen bir yaprağın deftere bağlı kalan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewal coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yerinden çıkarmak; (tıb).. mafsaldan çıkarmak; bozmak. disloca'tion (i)., (tıb). çıkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sesin yankılanmasından faydalanarak bir cismin bulunduğu yön ve uzaklığı saptama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. elektro kardiyogram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. hasta bir uzvu ilâçlı bir sıvı veya yağla ovmak. embroca'tion i. bu çekilde ovma; bu işte kullanılan yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalbin iç zarı, endokard. endocardial s. kalbin içinde; kalbin iç zarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. meyvanın iç. dokusu, endokarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) deprem merkezi üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaçamaklı, şüphe kaldırır, iki anlama gelebilen; iki anlamlı,belirsiz, müphem, muğlak, kapalı equivocally (z.) şüphe kaldırır bir surette, müphem surette, kapalı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) iki anlama gelecek söz söylemek, müphem veya kaçamaklı dil kullanmak. equivoca'tion (i.) kaçamak, çift anlamlı sözle aldatma. equiv'ocator (i.) kaçamak ifade kullanan kimse. equiv'ocator'y (s.) kaçamaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Koçak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zihinde uyandırma,aklına getirme; huk davanın daha yüksek bir mahkemeye ref'i ve devri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çağıran, davet eden, uyandıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) meyvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz) odaksal mihraki. focal distance odak mesafesi. focal plane (foto). bir objektifin odağını içine alan düzlem filim yeri. focal point toplanma noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mihraka getirmek, bir merkezde toplamak, mihrakı ayar etmek: (tıb). bir noktada toplanmak (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas burner / fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oyuncak çocuk arabası; çocuğu yürümeye alıştırmak için kullanılan tekerlekli sandalye; çocuk arabası; hafif araba; (bak.) gokart .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). beyinde bulunan iki beyaz çıkıntının her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Din hizmetlerinde vazifeli kimse.

2.Öğretmen.

3.Üstad. (bk.) HAce.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master. teacher. preceptor. hodja.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hodja. teacher öğretmen. teacher. muslim teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professor. teacher. hodja. muslim preacher. preceptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خواجه] hoca. 2.sahip. 3.efendi. 4.üstad.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoca olma hâli veya işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank and duties of a hodja. teaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle yangın yüzünden birçok kimse ve şeyin mahvolması; ateşte yakılan kurban. the Holocaust Nazilerin yaptıklan Musevi Katliamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidrokarbon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski mim. hamam ve odaları ısıtmaya mahsus yeraltı ısıtma tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dua, niyaz, münacat; toplu halde dua etme; dua cümleleri. invocatory (s.) dua veya münacat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geri alınamaz, değişmez, değiştirilemez, feshedilemez. irrevocable letter of credit (dönülemez) akreditif. irrevocabil'ity, irrev'ocableness (i.) geri alınamaz oluş, feshedilemez oluş. irrev'ocably (z.) feshedilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit stove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçı ağarmamış ihtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couple. pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband and wife. married couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the married state. matrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı koca olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of husbands and their wives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: carosse’tan). Eski bir araba çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .bin kalori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limekiln.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyük, Ar. cesîm: Koca bina; koca dağ; koskoca ev.

2.İhtiyar, yaşlı, Fars. pîr, Ar. şeyh, müsîn: Koca adam; kocamak.

3.Eski, Ar. kadîm, meşhur: Koca Mustafa Paşa; Koca RAgıb Paşa.

4.İktidar ve tedbir sahibi, büyük, akıllı: Koca Sinan, Koca Hayreddin Paşa ne deniz muharebeleri etti. 5.Er, Ar. zevç, halîl: O kadının kocası sağ mıdır? Kocaoğlan = Ayı. Kocabaşı = Bir köy ihtiyarlarının birincisi, muhtar, (denizcilik) Koca reis = Şileplerde ikinci kaptan. Kocakarı = İhtiyar kadın, Fars. pîre-zen, Ar. acûz. Kocakarı soğuğu = Ar. berd-ül-acOz. Karı koca — Zevç ve zevce, Ar. zevceyn. Karı koca kavgası = Kıskançlık kavgası. Kara-koca = Ağarmamış İhtiyar, saçı, sakalı siyah yaşlı adam. Kocaya varmak = Evlenmek, ere gitmek. Kocayemişi = Çileğe benzer hafif bir cins dağ meyvesi ki, bir çeşidine tavulga derler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. spouse. feller. fellow. goodman. hubby. the old man. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consort. gargantuan. great. husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. very big. very large. consort. hubby. mate. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eş. Ev ve ailenin yaşça en büyüğü. 2.İri, kocaman. 3.Akıllı, tedbirli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaşlı, ulu, yiğit

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawfinch flurcun. beet pancar. şekerpancarı. hawfinch flurcun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köy ihtiyar heyetinin başı, muhtar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam, yiğit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yürekli, eli açık. 2.Yüce gönüllü. 3.Konuk sev(Erkek İsmi) 4.Yiğit, korkmayan kişi, savaşçı. 5.Açık kestane renginde olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyar kadın. Kocakarı IIScı = Hekim olmayanlarca tavsiye edilen ve çoğu eczane dışındaki maddelerden yapılan sözde İliç. Kocakarı soğuğu = İlkbaharda belli günlere rastlayan soğuk havalar, Ar. berdü’l-acûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crone. old woman. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. old woman. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk remedy. nostrum. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde yiğitlik ve yiğitlik övgüsü terennüm eden bir form (şekil) ve çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büyük çaylak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kocalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşi olan kadın: Kocalı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a husband. married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.ihtiyarlık. Ar. şeyhûhet, Fars. ptrî.

2.Zevçlik, Ar. zevciyyet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a husband. old age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İhtiyarlamak, ihtiyar olmak (kocamak daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlatmak, bk. Kocatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). iki el yan yana getirilerek meydana gelen, çift avuç: Bir koçam şeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing old. aging. senescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlamak, Osm pîr olmak. «Kocalmak» dan daha doğrudur: Gönül kocamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow old. age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to age. to grow old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). iri, büyük, cesîm, koskoca: Kocaman adam, ağaç, taş (başlıca çocuk dilinde kullanılır ve «mini mini» zıddıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. huge. enormous. giant. bulky. colossal. cyclopean. elephantine. fab. frightful. gargantuan. gigantean. gigantic. gross. hulking. hulky. jumbo-sized. mammoth. monster. prodigious. rousing. tearing. thumping. thundering. tremendous. walloping. wha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. colossal. enormous. gigantic. great. huge. immense. jumbo. massive. monstrous. tremendous. walloping. large. gargantuan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. big. colossal. great. hefty. monstrous. ponderous. tremendous. whacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Lahana ve marul gibi yapraklı bazı sebzelerin köklerine bitişik sert göbek: Lahana kesilince koçanının bir parçası yerde, bir parçası içinde kalır.

2.Mısır buğdayı gibi bazı hububatta tanelerin bitişik oldukları sert va silindir şeklinde şey: Mısır koçanı.

3.Bazı defterlerin ikiye bölünmüş yapraklarından müşteri veya aboneye verilen üst kısmı kesildikten sonra defterde kalan alt kısmı, Fr. souche: Abonelerin isimleri koçanlarda kayıtlıdır; koçan defteri. Koçan gibi sert, donmuş, dik: Soğuktan elleri koçan olmuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn-cob. stub. counterfoil. coupon. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

core. corncob. stem. heart. stub. counterfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cob. stem or heart. book of stubs. counterfoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koçt. bk. Koçu.

2.Arabacı, et koşmasını bilen adam.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kılavuz, rehb(Erkek İsmi) 2.Yağmur bulutu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Zevci olmayan, dul yahut evlenmemiş kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husbandless. widowed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kocasız olma hâil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being husbandless. widowhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İhtiyarlatmak: üzüntüler kadıncağızı vakitsiz kocattı.

2.Çok yormak, çok zahmet vermek: Bu işler beni kocattı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put years on sb. to age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koç gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Fundagillerden, beyaz veya pembe çiçekli, çileğe benzer meyveler veren bir bitki (arbutus unedo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok büyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ.loggia). 1.Küçük bölme, hücre, küçük kamara. 2.Tiyatroda birkaç seyirci alan hücre: Loca tutmak; hususî locası vardır. 3.(galatı: lonca) Eskiden esnafın kendi kethudâlarının idaresinde işlerini müzakere etmek üzere toplandıkları yer: Kuyumcular, sarraflar locası. 4.Masonların toplantı yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.i.denizcilik). Geminin başının iki tarafında demir zencirinin geçmesine mahsus delikler. (İtalyanca occhio isim) (Denizcilik). Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında, çıpayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lodge. box. family circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. masonic lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Masonic lodge. box seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for loss of coolant accident, a system malfunction associated with nuclear generating stations. 'Loss of coolant accident' A system malfunction associated with nuclear generating stations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mevzii, mevkii, mahalli, yöresel; belirli bir yere ait; mec. dar, sınırlı; i. her istasyonda duran tren; banliyö treni; gazetede mahalli haber. local authority huk. mahallin en yüksek sivil makamı, mahalli idare. local color sanatta ve edebiyat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahal, yer, yöre, özellikle belirli bir olayın geçtiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahalli şive veya adet; belirli bir yer için beslenilen sevgi; yerli şeye rağbet; belirli bir yere bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer, mevki, mahal, mevzi, mekan; bir şeyin bulunduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. belirli bir yere sınırlamak; yerini bulup belirtmek. localiz'able s. sınırlanabilir. localiza'tion i. sınırlama, yerini belirtme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yerde iskân etmek, yerleştirmek; yerini tayin etmek; tam yerini keşfetmek; k.dili sakin olmak, oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer, mahal, mekân, mevki; iskân, sakin olma; huk. kiraya verme. on location stüdyo dışında yapılan filim veya televizyon çalışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bazı kaynaşık dillerde yer gösteren isim hali, ismin -de hali; s. bu şekildeki isimlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamping, kamp yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kalp kası iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalp kası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) Iokal anestezi için kullanılan ve enjeksiyonla verilen bir ilâç, novokain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NVIDIA® TurboCache™ teknolojisi en yüksek sistem performansı için, video belleğinin boyutu ve bant genişliği ile dinamik olarak kullanılabilen sistem belleğini birleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ateş yakılan yer: Oda, mutfak ocağı, ocak başından ayrılmaz.

2.Dumanın çıkması için duvarda açılmış delik ve damdan yukarı çıkan baca.

3.Madencilerin maden erittikleri yer.

4.Kireç yakılan yer, kireç fırını: Kireç ocağı.

5.Taş ve maden çıkarmak için açılan çukur veya kuyu: Taş ocağı

6.Yeraltı su yolu, lâğım ocağı.Bahçenin bir cins sebze için ayrılmış ve çevresi yükseltilip çukur kalmış tarlası: Patlıcan, hıyar ocağı.mec. Ateşi sönmez hanedan, büyük aile’ Rumeli’nin tanınmış ocakları.Askerlik sınıfı: Yeniçeri ocağı. Ocak çekirgesi = Orakkuşu. Ocağa düşmek = İltica edip himaye istemek, sığınmak: Ocağınıza düştüm. Ocak söndürmek, ocağa incir dikmek = Bir ailenin mahvına sebep olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jan. january. stove. oven. fireplace. cooker. fire. furnace. range. grate. hearth. seedbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooker. fender. fireplace. furnace. hearth. kiln. stove. oven. stone quarry. minejanuary. january.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookstone. range. kiln. blast furnace. forge. quarry. mine. den. meeting place. association. society. organization. family. household. oven. crucible. cookhouse. incinerator. pit. chimney. chimey casing. retort. uptake. hole. coal pit. coal mine. residenc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearthstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grillroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Ocakları süpürüp temizlemekle geçinen adam.

2.Gemilerde kazanı yakan görevli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoker. chimney sweep. man in charge of making coffee and tea in a coffee-house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mutfağın ateş yanan yeri: Mutfak ocağı.

2.Duman çıkması için çatıda açılmış büyük baca.

3.İri kereste, temel direği. 4.Osmanlı devrinde devletin irsi olarak verdiği mâlikâne: Ocağa ait. Ocaklık demir = Cankurtaran demiri, büyük lenger.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) .- Yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İntikam alan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) toprak veya madenden yumurta şeklinde nefesli bir çalgı, okarina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geminin sağ yanı, sancak tarafı. Orsa poca = Sağa, sola; bir öteye bir beriye sallanarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(gemi) Rüzgârın önüne katılıp sürüklenmek.

2.(bk.) Bocalamak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. prokain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitkinin damar ve kambiyum dokularını teşkil eden gelişmemiş filiz kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kışkırtma, tahrik, teşvik; dürtü; gücendirme, öfkelendirme; kızılacak şey, güce gidecek mesele. do (it) under provocation kışkırtı tesirinde kalarak yapmak, tahrik sonucu yapmak. on the slightest provocation en hafif etkenle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tahrik edici, kışkırtıcı, etkileyici; kızdırıcı, sinirlendirici; çekici, cazip; i. tahrik edici kimse veya şey. provocatively z. tahrik edici şekilde, kış- kırtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yalnız tohum tutan organlardan ibaret olmayan elma gibi meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoaktif karbon izotopu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radar ile bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) karşılıklı, mütekabil, iki taraflı; birbirinin yerine geçen; (gram.) ortak; (i.) karşılıklı şey; (mat.) evrik değer. reciprocal insurance karşılıklı sigorta. reciprocal'ity (i.) karşıtlık. reciprocally (z.) karşıt olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karşılıklı hareket etmek, karşılığını yapmak, misli ile karşılık vermek; birbirinin yerine geçmek, mütekabil olmak. reciproca'tion (i.) karşılık, tekabül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geri alınabilir; feshedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsaade veya imtiyazın geri alınması; fesih, hükümsüz kılma, iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fesih veya iptal kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit pırasa, bot. Allium scorodoprasum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village clinic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çekirdekli meyvaların etli kısmı; herhangi bir etli meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. olgunlaşınca tek tohumlu karpellere ayrılan bileşik kuru meyva, skizokarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda belirli bir meblâğ veya hizmete bedel olarak bir mülkü tasarruf hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güya, sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boğmak, nefesini kesmek; bastırarak söndürmek; boğulmak, nefes alamamak. suffocating s. bunaltıcı, boğucu. suffoca'tion i. boğulma bunalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .tapyoka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock quarry. stone quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Meksikalılara özgü ve kesik piramit şeklinde tapınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (yakın, orta ve uzak mesafeler için) üç ayrı kısmı olan (gözlük). trifocals i. üç kısımlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. vücudun su toplamış yerinden sıvıyı çekmeye mahsus cerrah aleti, trokar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphesi olmayan; tek manalı; sarih. unequivocally z. su göturmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. tek anlamlı (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kelime, söz; s. konuşulabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ek sözlük, lügatçe; kelime bilgisi; bir dilde bulunan bütün kelimeler; güz. san. ifadeyi meydana getiren bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insan sesine ait, ses gibi, sesle söylenen; sesli, sesli harf gibi veya ona ait; dokunaklı; i. insan veya hayvan sesi; vokal; sesli harf. vocal cords anat. ses kirişleri, ses şeritleri. vocal music söz müziği. vocally z. sesli olarak. vocalic

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkıcı, okuyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sesli kılmak, seslendirmek; sesli harf haline koymak, sesli harf yerine kullanmak; noktalamak (harf); müz. vokallemek, ağızlamak. vocaliza'tion i. seslendirme; müz. vokaliz, ağızlama, seslev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meslek, sanat, iş; memuriyet, hizmet; çağırma, davet. vocational s. meslek veya vazife kabilinden. vocational guidance okullarda ögrencilere meslek seçiminde yardımcı olmak için yapılan sistemli test ve görüşmeler. vocational school meslek okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çağırmayla ilgili. gram. bir ismin hitap hali veya buna ait; çağrı, nida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz yerel ağ.

Teknolojik Terim by