öcal ne demek? | öcal anlamı nedir? | öcal

öcal anlamı nedir?

öcal ne demek?

öcal anlamı nedir?

öcal | Dream Meanings


İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) .- Yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahiy; keşif; ifşa olunma. apoc'alyp'tic (s). vahye ait. apocalyptically (z). vahiy şeklinde, vahiy ifade ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bifokal, çift odaklı. bifocal glasses, bifocals i. bifokal camlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bocalamak, şaşırmak, kararsızlık göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. flounder. vacillate. waver. wobble. to falter. to flounder. to stumble. to waver. to vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veer. to falter. to act in a confused manner. baffle. flounder. fluctuate. to get oneself tied up. vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) deprem merkezi üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaçamaklı, şüphe kaldırır, iki anlama gelebilen; iki anlamlı,belirsiz, müphem, muğlak, kapalı equivocally (z.) şüphe kaldırır bir surette, müphem surette, kapalı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz) odaksal mihraki. focal distance odak mesafesi. focal plane (foto). bir objektifin odağını içine alan düzlem filim yeri. focal point toplanma noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mihraka getirmek, bir merkezde toplamak, mihrakı ayar etmek: (tıb). bir noktada toplanmak (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoca olma hâli veya işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank and duties of a hodja. teaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the married state. matrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of husbands and their wives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .bin kalori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büyük çaylak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kocalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşi olan kadın: Kocalı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a husband. married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.ihtiyarlık. Ar. şeyhûhet, Fars. ptrî.

2.Zevçlik, Ar. zevciyyet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a husband. old age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İhtiyarlamak, ihtiyar olmak (kocamak daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ihtiyarlatmak, bk. Kocatmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mevzii, mevkii, mahalli, yöresel; belirli bir yere ait; mec. dar, sınırlı; i. her istasyonda duran tren; banliyö treni; gazetede mahalli haber. local authority huk. mahallin en yüksek sivil makamı, mahalli idare. local color sanatta ve edebiyat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahal, yer, yöre, özellikle belirli bir olayın geçtiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahalli şive veya adet; belirli bir yer için beslenilen sevgi; yerli şeye rağbet; belirli bir yere bağlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer, mevki, mahal, mevzi, mekan; bir şeyin bulunduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. belirli bir yere sınırlamak; yerini bulup belirtmek. localiz'able s. sınırlanabilir. localiza'tion i. sınırlama, yerini belirtme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İntikam alan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(gemi) Rüzgârın önüne katılıp sürüklenmek.

2.(bk.) Bocalamak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) karşılıklı, mütekabil, iki taraflı; birbirinin yerine geçen; (gram.) ortak; (i.) karşılıklı şey; (mat.) evrik değer. reciprocal insurance karşılıklı sigorta. reciprocal'ity (i.) karşıtlık. reciprocally (z.) karşıt olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güya, sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Meksikalılara özgü ve kesik piramit şeklinde tapınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (yakın, orta ve uzak mesafeler için) üç ayrı kısmı olan (gözlük). trifocals i. üç kısımlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphesi olmayan; tek manalı; sarih. unequivocally z. su göturmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. tek anlamlı (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insan sesine ait, ses gibi, sesle söylenen; sesli, sesli harf gibi veya ona ait; dokunaklı; i. insan veya hayvan sesi; vokal; sesli harf. vocal cords anat. ses kirişleri, ses şeritleri. vocal music söz müziği. vocally z. sesli olarak. vocalic

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkıcı, okuyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sesli kılmak, seslendirmek; sesli harf haline koymak, sesli harf yerine kullanmak; noktalamak (harf); müz. vokallemek, ağızlamak. vocaliza'tion i. seslendirme; müz. vokaliz, ağızlama, seslev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz yerel ağ.

Teknolojik Terim by