Od ne demek? | Od anlamı nedir? | Od

Od anlamı nedir?

Od ne demek?

Od anlamı nedir?

Od | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Batı musiki ve şiirinde bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karaciğerin mideye döktüğü safra denilen acı bir salgı. mec. Cesaret, yiğitlik. Odü kopmak, patlamak = Çok korkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (aslı Hintçe: id). Yanarken güzel koku veren bir ağaç ki, Hindistan’dan gelir. Ödağacı = Ar. Üd (aquillaria agollochia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ode. fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alleged force or natural power, supposed, by Reichenbach and others, to produce the phenomena of mesmerism, and to be developed by various agencies, as by magnets, heat, light, chemical or vital action, etc.; called also odyle or the odylic force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Outside diameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin abbreviation for right eye; abbreviation for Doctor of Optometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for outside diameter, outer diameter, or overdrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Outer diameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Outside diameter of work piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Outside diameter of a cylinder, roller or roll of labels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Outside Dimension. right eye OR over-refraction Ortho orthophoria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Origin destination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Martian foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin abbreviation meaning right eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation of Olive Drab, a dull yellowish green color often used for military uniforms, equipment, and vehicles because of its camouflage properties. 8r L 12 adj 1 Of an odd number, not even 2 Extraordinarily, truly 3 Outstanding, bold, brave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ordnance Datum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Outside Diameter. abbr Octavius Depot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overdrive. olive drab. a doctor's degree in optometry. the right eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. gall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. gall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, ses eklemenin yanı sıra ses üstü kayıt da kullanılabilmektedir. Birinci stereo kanal, genellikle video sinyalleriyle birlikte verilen orijinal ses içindir. İkinci stereo kanal ise, art alandaki müzik, konuşma ya da diğer ses efektleri için kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

16:9 bir TV’nin, 14:9 biçimi yayınları, resim, ekranı dikey olarak doldurana kadar genişleterek ekranının tamamını kullanacak şekilde göstermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DAT ya da CD kalitesindeki yüksek kaliteli sesler kaydedilebilir ve çalınabilir. Bu 16 bit/48 kHz stereo ses sinyali, video sinyalleriyle birlikte kaydedilir; sesin kalitesi, müzik programlarının kaydedilmesi için uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Lazer Disk ya da video kameradan gelen bastırılmış TV sinyalleri, el ile 16:9 moduna geçilerek herhangi bir bozulma olmadan 4:3 resim tüplerinde izlenebilir. Video kameraya ya da DVD kaydediciden gelen anamorfik (bastırılmış görüntülü kayıtlar) herhangi bir bozulma olmaksızın 4:3 ekranda izlenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

4:3 modu video ve fotoğraflarda bulunan, geleneksel görüntü en boy oranıdır. Bu da bir resim genişliğindeki her dört birimin üç birim yüksekliğinde olacağı anlamına gelir. 16:9’luk yeni dijital yayın standardı ile 4:3 modu, kaliteden ödün vermeden, görüntüleri orijinal formatında oynatabilir. Böylece, fotoğraflarınızı ‘geleneksel’ 4:3 modunda çekmeyi tercih ediyorsanız, fotoğraflar da TV ekranında tüm görkemleriyle görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). modaya uygun; dondurmalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sığırkuyruğu, (bot) Verbascum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) ev, oturulan yer, ikametgah, mesken; kalma, ikamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). abide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine uygun hale getirmek; telif etmek, uzlaştırmak; bir başkasının işini görmek; sağlamak, temin etmek; yerleştirmek, yer tedarik etmek accommodate oneself uymak, intibak etmek accommodate oneself to circumstances ayağını yorganına g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyma, intibak; birinin işini görmeye razı olma, Iütufkarlık; düzen; yerleşme; telif etme, uzlaştırma ; ödünç, istikraz. accommodations (i). yatacak yer, konfor, rahatı sağlayan şartlar accommodation train (ABD). birçok istasyonda duran yolc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic. aerodynamics. streamlined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaalanı, hava limanı; hangar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket halinde olan hava veya gaza ait. aerodynamics (i). aerodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Anamorfik zoom modu, HD Ready projektörler yelpazemizde sinemaya özgü en boy oranını sunar. Gelişmiş sinyal işleme özelliği ile, filmleri sinemada izleyebildiğiniz gibi görüntüleyin. İsteğe bağlı anamorfik zoom lensi, görüntüyü yatay olarak genişletir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). (Rabbin senesinde). Milâdi sene, Milâttan sonra, MS.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). pozitif kutup , anot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). uyuşturucu, yatıştırıcı , müsekkin (ilaç), ağrı kesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kana dışarıdan giren yabancı cisimlere karşı koyan madde, antikor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında bulunan bir ada, Porto Riko’nun güney doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 17 03 Kuzey enlemi, 61 48 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 442.6 km² (Antigua 281 km² ; Barbuda 161 km²).

Kara: 442.6 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 153 km.

İklimi: tropikal deniz iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla yassı olan kireçtaşı ve mercan adaları, birkaç volkanik arazi bulundururlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Boggy Doruğu 402 m.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

Otlaklar: %9.

ormanlık: %11.

Diğer: %62 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar (Temmuz - Ekim arası); periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 69,108 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.6 (erkek 9,716; kadın 9,375).

15-64 yaş: %68.5 (erkek 23,801; kadın 23,524).

65 yaş ve üzeri: %3.9 (erkek 1,020; kadın 1,672) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.55 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.08 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.61 erkek/kadın Toplam nüfusta: 1 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 18.86 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.16 yıl.

Erkeklerde: 69.78 yıl.

Kadınlarda: 74.66 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

Ulus: Antiguanlar, Barbudanlar.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar, Britanyalılar, Portekizler, Lübnanlılar, Suriyeliler.

Dinler: Anglikan (baskın), diğer Protestanlar, Roman Katolikleri.

Dil: İngilizce (resmi), yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %85.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Antigua ve Barbuda.

ingilizce: Antigua and Barbuda.

Yönetim biçimi: Anayasal monarşi altında parlamenter demokrasi.

Başkent: Saint John’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 2 bağımlı bölge; Barbuda, Redond, Saint George, Saint John, Saint Mary, Saint Paul, Saint Peter, Saint Philip.

Bağımsızlık günü: 1 Kasım 1981.

Milli bayram: Bağımsızlık Günü, 1 Kasım (1981).

Anayasa: 1 Kasım 1981.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Feder


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeryüzünün aksi tarafında olan; bir şeyin taban tabana zıddı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çog).. yeryüzünün aksi tarafında bulunan yer; yeryüzünün aksi taraflarında oturanlar; tabiat, mizaç ve ahlâkça bir başkasına taban tabana zıt olan kimse yahut şey; birbirine zıt iki kimse yahut iki şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). sinir krizlerini teskin eden veya önleyen (ilaç), kulunç giderici, kasınç giderici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zam kimse, herhangi bir kimse, hiç kimse, herkes, her kim. He isn't just anybody. O herhangi bir kimse değil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cinsel arzu uyandıran; (i). cinsel arzu uyandıran ilaç veya gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).ayaksız hayvanlarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sabit, belli, itiraz kaldırmaz, müsellem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). şart cümlesinin ikinci kısmı, ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, her resim arasında belirli bir geckmeyle çekilmiş kısa resim dizileri kaydedilir. Kayıt, belirli bir bekleme süresinden sonra başlatılabilir (30 saniye, 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika) ve kısa bir süre devam eder (0,2 saniye, 0,5 saniye, 1 saniye, 2 saniye). Kullanıcıların, büyüyen bitkiler ya da açan çiçekler gibi yavaş hareket eden nesnelerin dinamik kayıtlarını yapmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur. Bu işlev, bazı video kameralarda da bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Gözde irisle Araıç billûrcisim arasındaki boşluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), anat düz yüzlü eklem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (coğ), (zool) eklembacaklylar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Sultan's audience hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çirişotu, (bot). Asphodelus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).uçağın üst kısmında gökcisimlerini gözlemek için yuvarlak pencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yıldızların hareketleriyle ilgili bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). engizisyon devrinde ateşe atma cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kendi hastalığını teşhis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendi kuvvetini üreten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (çoğ). meskun yerlerden uzak veya ağaçlardan yarı temizlenmiş yerler; (s). kaba, basit, incelikten uzak. backwoodsman (i). böyle bir mıntıkada yaşayan kimse; kaba ve basit adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bütün vücudumuz, bir kısmı gözle görülebilen, büyük bir kısmı da ancak dikkatli bakınca fark edilen kıl ve tüylerle kaplıdır. Bu tüy ve kılların dibinde ‘sebum’ adı verilen yağ bezleri vardır. Bunların çıkardığı yağ, su geçirmez keratin bir tabaka oluşturur ve suyun derimizden içeri girmesini önleyerek derimizi yumuşak tutar.

Belki de en çok kullanılan yerler olmaları nedeni ile vücudumuzda sadece parmak uçlarımız ve tabanlarımızda kıl veya tüy yoktur. Dolayısı ile koruyucu keratin tabaka da yoktur. Ayrıca parmaklarımızın uçları ve ayaklarımızın tabanları kalın bir deri tabakası ile kaplanmıştır.

Parmaklarımızın uçları ve tabanlarımız suyun altında belli bir süre kalıp iyice ıslanırsa, osmos denilen daha sulu bir maddenin daha koyu bir maddenin içine girişi sonucunda derimizin altına su girer ve bu su burada kendine yer bulmak ister. Ancak buradaki kalın derimizin genleşerek bu suya ayırabileceği fazla yeri olmadığı için, aynen yazın çok sıcak havalarda yollardaki asfaltlarda olduğu gibi eğilir, bükülür yani büzüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bütün vücudumuz, bir kısmı gözle görülebilen, büyük bir kısmı da ancak dikkatli bakınca farkedilen kıl ve tüylerle kaplıdır. Bu tüy ve kılların dibinde “sebum” adı verilen yağ bezleri vardır. Bunların çıkardığı yağ, su geçirmez keratin bir tabaka oluşturur ve suyun derimizden içeri girmesini önleyerek derimizi yumuşak tutar.

Belki de en çok kullanılan yerler olmaları nedeniyle vücudumuzda sadece parmak uçlarımız ve tabanlarımızda kıl veya tüy yoktur. Dolayısıyla koruyucu keratin tabaka da yoktur. Ayrıca parmaklarımızın uçları ve ayaklarımızın tabanları kalın bir deri tabakası ile kaplanmıştır.

Parmaklarımızın uçları ve tabanlarımız suyun altında belli bir süre kalıp iyice ıslanırsa, osmos denilen daha sulu bir maddenin daha koyu bir maddenin içine girişi sonucunda derimizin altına su girer ve bu su burada kendine yer bulmak ister. Ancak buradaki kalın derimizin genleşerek bu suya ayırabileceği fazla yeri olmadığı için, aynen yazın çok sıcak havalarda yollardaki asfaltlarda olduğu gibi eğilir, bükülür yani büzüşür.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. barcode

çizgi im

Malın değişik özelliklerini ve fiyatını belirten, elektronik aygıtların okuyabileceği biçimde düzenlenmiş etiket.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tipte satılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

Şimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkod olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır. 1) Makinenin okuduğu dikey çizgiler kısmı; 2) İnsanların okuyabildiği 12 adet rakam. İlk altı rakam eşyanın tanım numarası olup, üreticiler yıllık bir ücret karşılığında, bu kodları veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş rakam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılamaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili her hangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasyonlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder, yani altlarındaki rakamın bilgisayar tarafından okunmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tiptesatılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

İimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkd olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır.

1) Makinenin opkuduğu dikey çizgiler kısmı;

2) İnsnların okuyabildiği 12 adet rakam.

İlk altı rakam eşyanın tanmım numarası olup, üreticiler yılık bir ücret karşılığında, bu kodlaeı veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş raklam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılmaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey, kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasynlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder yani altlarındaki rakamın bilgisyar tarafından okunmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ıhlamur ağacı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.) (be: datif edatı hod: kendi). Kendisine, hod be-hod.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolarda, radyoyu, kullanıcı tarafından belirlenen bir saatte açan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendine malik olmayan, kendinden geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendine malik olmayan, kendinden geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيخود] baygın. 2.kendine olmama, kendinden geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakterilerle ayrışabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji ilminin canlıların hareketlerini inceleyen dalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki ayaklı sehpa, destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, alıcının fazladan ses ve / veya video sinyallerini 2’nci / 3’üncü bölgeye / odaya gönderme yeteneğidir. Modele bağlı olarak, farklı ses sinyalleri ya zaten güçlendirilmiştir ya da harici amplifikasyon gerektirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavasya, bot. Quassia amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. blastoderm, germ yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan; bitkilerin suyu, özsu; kan dökme; mizaç, huy; nesep soy; asalet; kan rabıtası, kan bağı; akrabalık; delikanlı. blood bank kan bankası. blood blister kan oturması. blood corpuscle anat. kan cisimciği. blood count kan sayımı.blood feud kan davası. b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu k; k.dili asalak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan kırmızısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dondurucu, korkunç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cins, saf kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dökmekten suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koku alma hissi ,çok kuvvetli olan bir cins tazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. zalimce, kana susamış bir halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kana susamışlık, kanlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kansız, solgun, renksiz; cansız; kan dökmeden olan; beyaz; ruhsuz, kuvvetsiz bloodlessly z. kan dökmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan alma; kan dokme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soy, nesep, cins hayvanın zürriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan bağışı toplayan araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan otu, bot. Sanguinaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan dokme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızarmış, kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan lekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesep, zürriyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kantaşı, üzerinde kırmızı lekeler olan bir çeşit yeşil kuvars . blood stream kan akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kana susamış, canavar ruhlu, hunhar. bloodthirstily z. kana susamışcasına. bloodthirstiness i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakam ağacı, bakkam, bot. Haematoxylon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. kanlı; kan gibi; kana susamış, gaddar, zalim; Ing., (argo) Allahın belası, uğursuz, alçak; f. kana bulamak, kanla lekelemek. bloody flux dizanteri, kanlı ishal. bloody Mary votka ve domates suyundan yapılan bir içki. bloody minded hunhar, zalim, ga

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işaret olmak, alamet olmak, delalet etmek; eski kehanet etmek, gelecekten haber vermek. bode ill uğursuzluğa delalet etmek. bode well hayra alamet olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ilah. Budalık mertebesine ulaşabilen fakat başkalarının ıstırabına karşı duyduğu merhamet ile bu mertebeden vazgeçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korsaj, kadın yeleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vucütlü, bedenli, cüsseli. able-bodied s. güçlü kuvvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vücutsuz, bedensiz, cismani veya maddi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. bedeni, bedensel; maddi; z. bütün olarak, tamamen, kamilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alamet, kehanet; s. uğursuz, meşum. bodingly z. uğursuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şerit veya kordonu bir delikten geçirmek için kullanılan iğne, biz; saç firketesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geminin iki başındaki omuzluk direkleri ki omurga bunlara bağlanır: Baş bodoslaması, kıç bodoslaması. Bodoslama demiri — Kayığın altında baştan kıça kadar uzanan demir lama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stenpost. nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from the front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeraltında kemerli büyük mahzen ki kiler veya zindan gibi kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar. cellarage. halicarnassus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar. subterranean vault. dungeon. cellerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kısa boylu, boysuz, alçak ve kalınca boylu: Bodur adam, bodur ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

podgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumpy. podgy. squat. stocky. thickset. chunky. stumpy. dwarfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwarf. short. squat. chunky. low. podgy. pudgy. stumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boyluluk, boysuzluk, alçaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pudginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beden, vücut; ceset; gövde; bir şeyin ana bölümü; karoser (araba); geom. üç buutlu cisim; yoğunluk, kesafet (içki); cisim. body corporate hukuki şahıs. bodyguard i. muhafız asker. body politic hükümetin idaresi altında birleşmiş halk topluluğu. body sn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şekil vermek; şekil yönünden temsil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bodyguard

koruma

Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

DVD Video ile kullanılmaya başlanan oynatım yönetme sistemi, dünyayı altı satış bölgesine ayıran, her bölgenin tanımlama kodunu oynatıcılar ve disklerde belirleyen bir sistemdir. Disklerin yalnızca ilgili bölgede oynatılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) para; rüşvet, görevini kotüye kullanarak kazanılan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocukluk devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kolsu-ayaklılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kabuklu deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakkam ağacı, kızılağaç; bu ağaçtan elde edilen kızıl boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. kuluçkaya yatmak: derin derin düşünmek, düşünceye dalmak; s damızlık. brooder i. kuluçka makinası; arpacı kumrusu, düşünceli kimse. broody s. kuluçkaya yatmak isteyen; düşünceye dalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Burst modu, bir tampon bellek kullanarak çekimler arasındaki veri iletimini geçici olarak hızlandırır. Arka arkaya görüntüler, fotoğraf makinesinin her birini kaydetmesini beklemeye gerek olmadan hızlı biçimde kaydedilebilir. Bu özellikle spor, hareket ve vahşi yaşam fotoğraflarında olduğu kadar, hayatta bir kez karşılaşılabilecek görüntülerin çekilmesinde de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yan ürün, bir şey üretilirken onun yanı sıra elde edilen ve ikinci derecede önemli olan bir ürün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili takım. the whole caboodle güruh; hepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kötü ruh, şeytan, iblis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pis kokulu ve zehirli bir kimyasal karışım, kakodil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den. study. workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kamboç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katot, negatif elektrot. cathode ray katot şuası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kafadanbacaklı. Cephalopoda (i)., (çoğ)., (zool)., kafadanbacaklılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). bağırsak şeridi; parazit kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocukluk devresi. second childhood yaşlılık devresindeki çocukluk hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak bakım mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak bakımı, nasır gibi basit ayak rahatsızlıkların tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toprak veya çamur parçası, kesek; toprak; budala kimse, aptal kimse. eloddish (s). aptal. eloddishnessi aptallık. elodhopper (i). , (k.dili). hantal kimse; (çoğ). büyük ağır ayakkabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz ötmesi, kukuriku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). morina, (zool). Gadus morrhua codbank (i). morina bulunan sığlık. codfish (i). morina. cod-liver oil balık yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). cash on delivery; collect on delivery.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). bir parçanın sonundaki bitiş bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yavaş yavaş kaynatmak; fazla hisli davranmak; ihtimam göstermek, üstüne titremek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kanun, kanunname; dustur şifre; (f). kanun haline getirmek; şifre ile yazmak. Code Napoleon 1804 yılında yururIüğe giren Fransız Medeni Kanunu, Napolyon Kanunu. code of honor düello edenlerin usul ve nizamları. medical code tıp mesleği kanun ve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Coder – Decoder) Bu, ses sıkıştırma sistemlerine verilen addır. Codec sistemleri işitebildiğimiz ve işitemediğimiz sesleri belirler ve ardından yalnızca işitilebilir bilgileri kaydeder. Bu, birkaç yolla yapılabilir. Bunu yapmanın bir yolu, işitme aralığımızın dışındaki sesleri kaydetmemektedir. Diğer yol ise diğer daha yüksek seslerin maskelediği sesleri çıkarmaktır. Alternatif olarak, Codec’ler yalnızca kulağımızın en çok hassas olduğu frekanslara odaklanabilir. Bu yazılım, verilerin daha az depolama alanı kullanması ve daha sonra çalma için geri yüklenebilmesi için verileri küçültebilir ya da sıkıştırabilir. MP3, WMA ve ATRAC3 codec sistemleri örnekleridir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak savunucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kodein.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yazması kitap, bilhassa eski Kitabı Mukaddes veya klasik metinlerin nüshası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili tuhaf adam, antika kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ek vasiyetname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kanun halinde toplamak; bir sisteme bağlamak. codifica'tion (i). kanun halinde toplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). morina yavrusu; (ing). birkaç çeşit elma; ham elma. codling moth bir çeşit meyva kurdu, (zool). Carpocapsa pomonella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). duygusuz, merhametsiz, hunhar; soğuga karşı hassas; (biyol). soğuk kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kim kolodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekmeceli dolap; konsol, komodin; lavabo; lazımlık, oturak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, kullanışlı, ehven; rahat, ferah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mal, emtia, eşya; yararlı şey. staple commodities başlıca satış ürünleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. komodor; yat kulubü reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istif edilmiş odun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çürütmek, aşındırmak, yemek; çürümek, paslanmak, aşınmak, yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi kavak ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amaca zararı dokunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). timsah, (zool). Crocodylus; krokodil; bu hayvanın derisi. crocodile tears yalancıktan ağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uçlarında elektron çarptığı zaman parlamak üzere ayarlanmış fosfor tabakası bulunan, böylece ekranda görüntü oluşumunu sağlayan tüpler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaret eden kimse, koruyan kimse, muhafız; mesul kimse; kapıcı, odabaşı. custodial (s). nezaret ve emanete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhafaza, nezaret; hapsetme. be in custody mahpus olmak; bir kimsenin vesayeti altında bulunmak. give into custody teslim etmek, emanet etmek. take into custody tutmak, hapsetmek, tevkifetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zerrin, fulya, nergis, (bot). Narcissus pseudo-narcissus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağacın kuru dalları, kurumuş dallar veya ağaçlar; (A.B.D). değersiz malzeme, faydasız kişi veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şifre çözmek, şifreli yazıyı okumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (asıl demek ve komak fiillerinin mazileridir).

1.Boş söz. Ar. kiyl-ü-kaal, Fars. güft-ü-gû.

2.Şunu bunu çekiştirme, nemmâmlık, suhançinlik, laf getirip, götürme, laf toplama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. tale. tittle-tattle. tittletattle. dirt. grapevine. grapevine telegraph. hearsay. report. rumor. rumour. scandal. scuttlebutt. talk. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. rumour. scandal. tale. tittle-tattle. whisper. rumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. rumour. tittle-tattle. backbiting. broadcast. chit chat. clatter. on the cry. dope. old gossip. hearsay. rumbling. scandal. tale. tittle tatle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gossip. vent a tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dedikoduyu sever. Osm. nemmâm, suhançtn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy. scandalous. gossipper. gossipmonger. scandalmonger. taleteller. back biter. backbiter. tittle-tattle. babbler. newsmonger. peddler. pedlar. retailer of news. talebearer. tattler. telltale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossiper. flibbertigibbet. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. decoder

tek. çözücü

Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, Euro AV üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanmaya hazır halde sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yan ilâh yan insan bir varlık; tanrısal özellikleri olan insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı video kameralarda, bağlı monitörden izlenebilecek kendi kendini tanıtım işlevi bulunmaktadır. Önemli bazı özellikleri göstermekte ve efektleri görsel olarak tanıtmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superannuated. out of fashion. old-fashioned. out-of-date. behind the times. dated. outdated. outmoded. dowdy. obsolete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. out of style. dowdy. outmoded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion; 'a suit of rather antique appearance'; 'demode attire'; 'outmoded ideas'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). modası geçmiş, demode.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Himalaya dağlarına mahsus bir çeşit sedir ağacı, cin ağacı, (bot). Cedrus deodara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deodorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A deodorizer. a toiletry applied to the skin in order to mask unpleasant odors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll on / adj , n / (.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that masks, removes, or prevents unpleasant body odors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects liver and detoxification systems due to its ability to absorb or destroy foul odors. a chemical which inhibits the growth of bacteria, rather like an antiseptic Used to control body odour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that reduces or removes smells. a toiletry applied to the skin in order to mask unpleasant odors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiperspirant , deodorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koku giderici madde; deodoran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f ).kokusunu gidermek. deodorizer (i). koku giderici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دهخدا] köy ağası. 2.köy kahyası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). diod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). iki defa diş çıkaran memeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). taciz etmek, rahatsız etmek; zahmet vermek, külfet yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bedenden ayırmak, cisimden tecrit etmek. disembodied (s). bedenden ayrılmış, cisimden kurtulmuş. disembodiment (i). bedenden ayırma veya ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yerinden çıkarmak, siper gibi bir yerden çıkarmak; bir evden çıkmak, taşınmak. dislodg(e)ment (i). yerinden çıkarma veya çıkarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaşlılık nedeniyle titremek, sendelemek. doddering (s). titrek, halsiz, zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağboğan, küsküt, (bot). Cuscuta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). on iki açılı şekil,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). on iki yüzlü şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Oniki Ada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Vurmaya ve dövmeye mahsus tokmak veya çekiç.

2.Keser ve balta gibi Aletlerin arkasındaki tokmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., bir yana kaçmak; kaçamak yapmak, atlatmak, bertaraf etmek; hile ile sıvışmak; -den bir yana kaçıp kurtulmak, atlatmak; (i). bir yana kaçış, çevik bir hareketle kurtulma; atlatma, hile, oyun, düzenbazlık. dodger (i). hilekâr kimse, savuştu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ oes, os) şimdi nesli tükenmiş olan güvercin cinsinden uçamayan büyük bir cins kuş, (zool). Rapheco; k.dili dünyadan habersiz kimse, budala kimse, aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). iyi niyetli fakat başarısız toplumsal reformcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kızılcığa benzer bir ağaç, (bot). Cornus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Stereo sinyalleri, dört kanal (2 ön, 1 orta, 1 arka mono) kullanılan analog surround sese kodlama/çözme olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II, Dolby® Pro Logic®’in gelişmiş halidir ve ön (sol/sağ) ve arka (sol/sağ) sinyalleri tam frekans aralığı performansında ve gelişmiş kanal ayrımıyla çözer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II x dekoder, sizde bulunan stereo – ya da 6.1- veya 7.1 için 5.1 kanal ses – kanal oynatımını genişleten ilk ve tek teknolojidir. Bu, dinleyicinin kendisini eğlence deneyiminin içinde bulmasını sağlayan, kusursuz, doğal surround ses ortamı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., k.dili küçük süs eşyası, incik boncuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karalama, gelişigüzel yazma veya çizme; (f). karalamak doodlebug (i). maden damarlarını aramakta kullanılan herhangi bir cihaz; uçan bomba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(den)., (s). ayaklar altında çiğnenmiş; mazlum, haksızlığa uğramış, mağdur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). on iki veya on ikinciye ait, on ikişer on ikişer; (i). on ikide bir kısım; (çoğ.), (mat.) on iki üzerine kurulan rakam sayma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kitap boyu, yaklaşık olarak 13 x 20 cm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat.) duodenum, onikiparmak bağırsağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Zaman kodu, çekildikleri ve kasetin alt-kod sektörüne kaydedildikleri sırada her bir görüntüye otomatik olarak bir numara verilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

E-mail modunda, görüntülerin boyutu 320 x 240’tur. Böylece e-postada gönderilmeye uygun daha küçük dosya boyutu elde edilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizkestanesi ve deniz yıldızı gibi derisi dikenli bir hayvan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (zool.) ektoderm, dış deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Gal ülkesinde edebiyatçılarla saz şairlerinin yıllık yarışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra allowance. weighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ectoderme

anat. dış deri

Sinir sistemini ve duygu organlarını oluşturan, embriyonun dış yüzünü örten tabaka.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrod .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrodinamik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Elektrot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrodynamcis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suyun tuzunun giderilmesinde kullanılan elektrokimyasal işlem.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir düğmeye basarak tercih ettiğiniz ses tarzını (Rock, Pop, Caz, Konuşma) seçmenzi sağlayan özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cisimlendirmek, şekillendirmek, somutlaştırmak, belirtmek temsil etmek; bir butun halinde toplamak, düzenlemek, tertip etmek. embodiment i. cisim haline gelme, şekil alma; düzenleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sifre etmek, kapamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

istihsal edilen şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indoderme

anat. ve bit. b. iç deri

1. Bitkilerin kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç bölümü.

2.Sindirim ve solunum kanallarının iç yüzlerini ve karaciğerin, pankreasın içini örten tabaka.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The inner layer of the skin or integument of an animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The innermost layer of the blastoderm and the structures derived from it; the hypoblast; the entoblast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Ectoderm. the inner germ layer that develops into the lining of the digestive and respiratory systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. iç deri, bağırsağın iç tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. endoderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İbrani rahiplerinin ayinlerde giydikleri kıyafet, efod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olay, hadise, vaka; eski Yunan tiyatrosunda bir perde; (roman, piyes,hikaye) bölüm, parça; tefrika; (müz.) kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ayrı ayrı olaylardan meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), şiir eski Yunan şiirinde kısa bir beytin uzun bir beyti takip ettiği manzume şekli; lirik gazelin üçüncü kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kemirmek, yemek; (jeol.) aşındırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) ectoderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çıkış, özellikle Musa Peygamber zamanında Musevilerin Mısır'dan çıkışları; Eski Ahit'te ikinci kitabın ismi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). patlatmak, infilak ettirmek;patlamak, infilâk etmek, patlak vermek; boşa çıkarmak, yanlış olduğunu ispat etmek, çürütmek. explode a theory bir kuramı çürütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fast food

hazır yemek

Kısa sürede hazırlanan ve yemek için az zaman harcanan hafif yiyecek.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Feudal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Feudal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. féodalité

tar. derebeylik

Orta Çağda özellikle Batı Avrupa’da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudality. feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism derebeylik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feudalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tımar, zeamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karayib Adalarına mahsus bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir disk yerleştirildiğinde sistem otomatik olarak iki ses modundan birini seçer: Müzik Modu, CD kayıttan çalımı için en iyi bas ayarlarına önceden ayarlanmışken Film Modu DVD filmi kayıttan çalması için idealdir. Film / Müzik Modu, diğer karmaşık ses ayarlamalarınızı kolaylaştırarak müzik ve filmlerinizi hayata geçirir

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo saçmalık, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony dijital fotoğraf makinelerinde çeşitli flaş modları bulunmaktadır: Auto — Düşük aydınlatma koşullarında otomatik olarak devreye girer. Forced Flash — flaş, her zaman etkindir. Anti red-eye reduction — Kişinin irisini küçülterek kırmızı göz efektini en aza indirmek için bir ön flaş titreşimi kullanır. No flash — flaş kullanılmaz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sel, taşkın tufan, seylap: met, kabarma; su, deniz, derya, nehir: bolluk: (f). üstüne sel gibi su salıvermek, sel basmak, istilâ etmek: sel gibi akmak, taşmak coşmak; (tıb). (rahim) fazla kanamak. flood control su baskınını önleme. floodgat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). saman veya ot gibi hayvan yemi; (f). yem vermek, beslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden imâretten verilen pidemsi bir çeşit ekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden imâret ekmeklerini yapan veya gezdirip dağıtan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Elbisenin bazı yerlerine, düz ve dik durması için, yüz ile astar ar«fna konulan sert ve kolalı bez veya kanaviçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu kelime, beceriksiz, cahil olduğu halde üstünlük taslayanlar ve haddini bilmeyenler için kullanılan «hem kel hem fodul» deyiminde geçer: Şuna bak, kendi işini berbat etti, bir de bana akıl vermeye kalkıyor, hem kel, hem fodul ne olacakı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toplofty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toploftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde fodulluk). Kibir, gurur, serkeşlik, hodbinlik, egoistlik, (bk.) Fodul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek, yiyecek; gıda, besin; iaşe; (for animals) yem. food card yemek karnesi. food control yiyecek maddelerinin kontrol altına alınması. food poisoning gıda zehirlenmesi. foodstuff (i). yiyecek, gıda maddesi. food for thought düşünülecek şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden haber vermek; (özellikle uğursuz bir şeyi) önceden hissetmek. foreboding (i). kötü bir şeyin vuku bulacağını önceden hissetme, önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool karındanbacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların 16:9 kayıtları (özel donanımlı video kameralar tarafından çekilmiş) tam formatta, bozulma olmadan izlemesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. içi billurlu değirmice taş; böyle bir taşın içindeki oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeryüzü ölçmesi ile ilgili. geodesic dome fabrikada yapılan üçgenlerden meydana gelen ve kubbe şeklinde olan hafif bina. geodesic line mat. bir kürede iki nokta arasında çizilen en kısa çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeryüzü düzlemini öIçme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. geodesy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refund. repayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back pay. back payment. payback. proviso for redemption. refunding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay back. draw back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilâh, mabut; put, sanem; (b.h.) Allah, Tann, Cenabı Hak; ilah mertebesine çıkarılmış kimse veya şey; büyük kudret sahibi kimse. God forbid! Allah esirgesin! Allah korusun ! Maazallah ! God knows ! (k.dili) Vallahi ! God only knows ! Allah bilir !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vaftizi üzerine alınan çocuk, vaftiz evladı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (s.) Kahrolsun! (s.) kahrolası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mabude, ilahe, tanrıça; çok cazip kadın .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın barsağın son kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vaftiz babası, manevi baba .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dindar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah tarafından terkedilmiş; vicdansız; kahrolası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allah, mabut .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilâhilik, tanrılık vasfı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allahı tanımaz, Allahsız, dinsiz; günahkâr. godlessly (z.) Allahsızca. godlessness (i.) Allahsızlık, dinsizlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah gibi, Allah'a benzer, tanrısal; fevkalade iyi godlikeness (i.) tanrısal oluş; üstünlük, fevkalâdelik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah'a saygı duyan, dindar; ilâhi . godliness (i.) dindarlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vaftiz anası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (uzakdoğuda) ambar. godroon (bak.) gadroon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) beklenilmedik zamanda vaki olan iyi bir şey, tam vaktinde Allah'tan gelen yardım .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Allah yardımcın olsun !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah'a doğru, Allah'a yönelmiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) Limosa familyasından çulluğa benzeyen bir kuş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Compositae familyasmdan uzun saplı bir sarı çiçek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (better, best) (i.), ünlem iyi, âIâ, güzel, hoş; uygun, münasip, yerinde; faydalı; doğru; hayır sahibi, kerim, cömert; uslu, itaatli; dini bütün; muteber; şerefli; sağlam, mükemmel, dolgun; çok, büyük; hünerli; güvenilir; hayırlı; bozulmamış; sı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (s.), (i.) Allaha Ismarladık. Hoşça kal. Güle güle. Selametle; (s.), (i.) veda .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) güzel, hoş görünüşlü; büyük. goodliness (i.) iyilik, iyi huyluluk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ünlem iyilik, güzellik; erdem, mükemmellik; cömertlik, ne- zaket; fazilet; faydalı kısım; ünlem Allah! Goodness knows! Allah bilir! For good ness' sake! Allah aşkına ! Thank good ness! Allaha şükür! have the goodness to lütfen, nezaketen . I wis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) eşya, mal; kumaş; gayri menkul eşya; A.B.D., argo gerekli vasıflar. goods train (ing.) marşandiz, yük katarı. deliver the goods A.B.D., (k.dili) beklenilen bir şeyi muvaffakıyetle yapmak. get the goods on argo suç delillerini elde etmek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), good will iyi niyet, hüsnüniyet, hayırhahlık; neşe; (ikt.) bir ticaret yerinin itibar ve müşteri ilişkileri gibi manevi değerleri. good-will ambassador iyi niyet elçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili), (s.), ünlem şekerleme, bonbon; (s.) sahte sofu; ünlem, (ç.dili) ne iyi. goody-goody (i.) hanım evlâdı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), Ru. bay (ecnebiler için).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arabanın akü bağlantısından her ayrıldığında kafa biriminin ayarlanması için bir kod girilmesini gerektiren çalınmayı önleme çözümü.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

( HALİSÜ’D-DEM) (i. A.). Saf kan, kanına başka kan karışmamış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cüret; arsızlık, küstahlık yiğitlik, cesaret;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (gürgen, meşe, karaağaç gibi) sert tahtalı ağaç; bu ağaçların keresteleri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Sabit Disk Sürücü kaydedicileri 15Mbps hızında kayıt yapmanıza imkan tanır. Böylece, 9Mbps hızında kayıt yapan DVD-Video biçiminden daha yüksek kaliteli resim kayıtları yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (biyol). hem erkek hem dişi cinsiyet organlan bulunan canlı veya bitki; (s). hünsa, erselik, ikicinslikli. hermaphrodit'ic (s). ikicinslikli, hünsa, erselik. hermaph'roditism (i). iki cinsiyet sahibi oluş, hünsalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul edilmiş dini esaslara aykın olan. heterodoxy (i). kabul edilmiş doktrinlere muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., radyo gelen sinyali devamlı bir frekansa karıştıran (alıcı tipi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı ayaklı böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrodynamic (s. hydrodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan'da mabede bağlı köle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). At yarışlarının yapıldığı alan, at meydanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. hippodrome. race track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at meydanı, hipodrom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendi: Hod-be-hod = Kendi kendisine, kimseye danışmadan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خود] kendi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sırtta tuğla veya harç taşımaya mahsus uzun saplı bir çeşit tekne; sobanın yannıda bulundurulan kömür kovası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendisini süsleyen, kendisini medheden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hod.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalnız kendisini gözeten, mağrur, kibirli, bencil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bencil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendini beğenmiş, mağrur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kendi rey ve fikriyle iş gören.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bitki ki, kökü sebze gibi yumurta ile yenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(borage): Hodangiller familyasından mavi beyaz çiçekli bir bitkidir. Hekimlikte çiçekleri ve kökü kullanılır. İçeriğinde müsilaj ve madeni tuzlar vardır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser, balgam söktürür. İdrar zorluğunu giderir.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودبخود] kendi kendine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selfish. egoistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودبين] bencil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bencillik, gurur, kibir, Ar. enâniyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şayak, aba, kalın yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karmakarışık şey; türlü yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Benlik, bencillik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودکام] kendini beğenmiş, kendini düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kendini düşünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [خودرای] başınabuyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودستا] övüngen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba, bön, hâzikane muamele bilmez, acemî ve gabî: Taşradan geldiğinde pek hödük ve gab! idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clodhopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpkin. churl. clodhopper. hick. lout. peasant. rustic. yokel. boorish. boor. peast. yahoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncouth. boorish. churl. country bumpkin. lout. sod. yokel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boorishness. uncouthliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act boorishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollywood.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde oturmayı tercih eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kukulete, başlık; kukuleteye benzeyen herhangi bir sey; A.B.D, oto. motor kapagı; şahinin başına geçirilen göz bağı; üniversitelerde rütbe göstermek için pro- fesörlerin cüppelerine takılan başlık şeklindeki parça; A.B.D, argo hayta; f. kukulete

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sokak serserisi, kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyü; k.dili uğursuz kimse veya şey; f., k.dili uğursuzluk getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözlerini bağlamak; aldatmak, göz boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflak ve Buğdan prensi, voyvoda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetli, kan beynine sıçramaya hazır. hotch pot, hotchpotch bak. hodgepodge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiziğin hidrodinamik bahsi ile ilgili. hydrodynamics i. sıvıların durumunu inceleyen fizik kolu, hidrodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâhi okuma; ilâhiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. deri altına ait; i. iğne, şırınga. hypodermic injection iğne, enjeksiyon. hypodermic syringe deri altı şırıngası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnlz fosilleri bulunan çok buyük bir cins keler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itidalsiz, ıIımlı olmayan, aşırı, ifrata kaçan, çok fazla. immoderately z. aşırı olarak, ifrata kaçarak. immoderateness, immodera,tion i. itidalsizlik, aşırılık, ifrat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utanmaz arsız, iffetsiz açık saçık; hayasız, küstah, haddini bilmez. immodestly z. hayâsızca, kustahça im modesty i iffetsizlik; hayâsızlık, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetle içeriye doğru çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rahatsız etmek, zahmet vermek, taciz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahatsız, kullanışsız, elverişli olmayan; zahmetli, işe yaramaz; sıkışık. incommodiously z. elverişli olmayarak, kullamşslz bir sekilde. incommodiousness i. elverişsizlik, kulIanışlı olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kokusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğum, bir sapın iki boğumu arasındaki kısım. internodal (s.) bu kısma ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) introduction, introductry.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) takdim etmek, tanıştırmak; ortaya çıkarmak, ortaya koymak, teklif etmek; tanıtmak; yeni bir bilgi getirmek; öğretmek, usulünü göstermek; içine sokmak; öne sürmek; başlamak, açmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) takdim, tanıştırma; tavsiye mektubu; kitap önsözü; başlangıç; giriş; ortaya getirilen veya konan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) önsöz veya tavsiye kabilinden; tanıtma maksadıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) iyodür, iyodür asidinin tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (iyot.) tincture of iodine tentürdiyot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) iyodoform, iyotlu antiseptik sarı renkli bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

iPod, Apple Inc.’in Amerika ve diğer ülkelerde kayıtlı bir ticari markasıdır

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) izodinamik, eşit kuvvete sahip olan, eşit kuvvete sahip noktaları gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iodide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géodésie

jeol. yer ölçümü

Yerin boyutlarını ve biçimini konu olarak inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geodesy yerölçümbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. ata binerken giyilen ve dizden aşağısı sıkı oturan pantolon, potur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reception room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darkroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark room. camera obscura. dark-room. darkroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cathode.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kesme Modu ile Kayıt Yapma, ayrı ayrı fotoğraflardan animasyonlu bir film yapılmasında kullanılır. Bu sayede çizgi filmler ya da duraklamalı oynatılan animasyonlar yaratılabilir. Her kesmeden 5 çerçeve (saniyenin 1/5’i) kaydedilir

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Kirliliğin üstesinden gelmenin bedelini kirleticinin karşılaması gerektiğini savunan ilke.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. kode

1. harf,

2.şifre

1. Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri. 2.Gizli haberleşmeye yarayan işaretlerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tic.) (mark.), (f.) küçük fotoğraf makinası; bu makina ile çekilen fotoğraf; (f.) Kodak makinası ile fotoğraf çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «kudemi» d»r galat).

1.Büyük, İri, battal, hant!

2.İleri gelen, nüfuzlu, nüfuz ve servet sa-ibl, Ar. mütenefflz, Ayân: Mahalle Kocamanları (ekseriya küçültücü mânâda Kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigwig. magnate. tycoon. a big noise. a big shot. a big cheese. influential. powerful. notable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential. powerful. the big shot. the bigwig. business magnate. big pot. social lion. top sawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notables. worthy ies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Afyondan çıkarılan ve öksürüğü kesmeye yarayan b:alkaloit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codeine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codeine , school bag , small time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L.). İlâçların formüllerini gösteren resmî kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codex. pharmacopoeia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Tavuk yeri, kümes

2.(argo) Hapishane: Kodestedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can. choke. clink. cooler. nick. gaol. jail. the cooler. jug. the nick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jug. jailhouse. clink. pen. stir. wire city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kodiak adasında bulunan iri boz ayı, (zool.) Ursus middendorffi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. codification

huk. düzenleme

Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification. coding. encoding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. codify. to code. encode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encode. to encode. to code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşek yavrusunun küçüğü: Küçük sıpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbet dellâlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Tıbda ve fotoğrafçılıkta kullanılan bir mayi ki, sürüldüğü şeyin üzerinde deri gibi bir tabaka teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çekmecell çamaşır dolabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Karyolanın yanına konulan küçük dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau. bedside table. commode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commode. bedstand. nightstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sunda adalarında yaşayan ve üç metre boyundaki dünyanın en iri kertenkelesi, (zool.) Varanus komodensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing. denizcilik). Tuğamiral selâhiyetinl haiz deniz subayı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Afrika'ya özgü beyaz çizgili iri ceylan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocodile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşamak için gerekli olan kan; hayat veya kuvvet veren tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihtimal, olasılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçim, geçinme; geçim vasıtası, rızk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerine toprak örtülmüş saman, toz vesaire yığını.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanyıldızı, Kutupyıldızı; yol gösterici rehber veya prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. mıknatıs taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekke; mason teşkilâtının azaları veya toplanma yeri, loca; ufak ev; kapıcı veya bahçıvan kulübesi; tatil evi; hayvan ini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçici olarak oda vermek; misafir etmek; yerleştirmek, emaneten teslim etmek, vermek; arzetmek, takdim etmek; ekini bastırıp yere yatırmak (rüzgâr); muvakkaten bir evde oturmak; misafir olmak; bir yerde kiracı olmak; bir yerde geçici olarak kalmak;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçici olarak oturulan mesken; çoğ. pansiyon; kiralık oda. lodging house kiralık odaları olan ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikamet etme, yerleşme; sakin olma; düşman istihkâmlannı zaptedip içine yerleşme; huk. emaneten teslim etme, para yatırma, tevdi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca = güney).

1.Güney rüzgârı: Lodos esmek; bugün biraz lodos var. Batı lodosu = Güneybatı rüzgârı. Kıble lodusu = Güneydoğu rüzgârı.

2.Güney yönü: Lodosa nâzır; lodos tarafında.

3.Güney rüzgârı, havası, lodos estiği gün: Dodosta insana bir gevşeklik gelir: Lodosta balık yenmez.

4.Lodos rüzgârı fırtınası: Lodosa tutulduk; bu lodosta kayığa binilmez, mec. Lodos poyraz = Sebatsızlık. Lodos poyraz mukataası = Serserilik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south or southwest wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south or southwest wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çoğu insanlar sadece iki tür rüzgarın adını bilirler: Poyraz ve Lodos . Poyraz kuzeyden eser soğuk getirir, Lodos ise güneyden eser, sıcak ve baş ağrısı getirir.

Aslında estikleri yönlere göre adlandırılan sekiz ana rüzgar vardır. Kuzeyden = YILDIZ, kuzeydoğudan = POYRAZ, doğudan = GÜNDOĞUSU, güneydoğudan = KEŞİŞLEME, güneyden = KIBLE, güneybatıdan = LODOS, batıdan = GÜNBATISI ve kuzeybatıdan = KARAYEL. Yani Lodos tam güneyden değil güneybatıdan eser. İmbat, meltem gibi genellikle denizden karaya esen yerel rüzgarlar ise yöreye göre özel adlar alırlar.

Belirli havalarla insanın ruhsal durumu ve anti-sosyal davranışları arasında ilişki vardır. Genel olarak ilkbaharla beraber ve yaza doğru suçların arttığını istatistikler göstermektedir. Aslında havalar ısındıkça insanlar çevreleri ile daha ilgisiz ve enerjisiz olurlar ancak tarihle savaşlar, ihtilaller ve halk ayaklanmalarının çoğu yılın bu bölümünde olmuştur.

Rüzgarlar da iklim ve insan davranışını etkileyici faktörlerden biridir. Rüzgar üzerinden geçtiği bölgelerin iklimini de taşır. Bu iklimlerin rüzgarın estiği bölgedeki iklime göre farkı, rüzgarın insan üzerindeki etkisini belirler. Örneğin kutup bölgeleri ve civarlarında iklimler çok az farklı olduğu için rüzgar önemli bir rol oynamaz. Yurdumuz ve benzeri bölgelerde belirli yönden esen rüzgarlar çoğu kez olağan iklimi, sıcaklık, nem ve basınç yapılarını aniden değiştirdikleri için az çok insan hayatını etkilerler.

Genellikle nemini bırakmış olan kuru güney rüzgarları, özellikle güneşli havalarda iyice kızışır ve elektriklenirler. İşte Lodos adı verilen bu kaprisli güney rüzgarları insanlarda ruhsal sıkıntı yaratır. Baş dönmesine, gece uykusuzluğuna, baş ve mide ağrılarının yanında huzursuzluk duygularına da yol açar. Lodoslu günlerde trafik kazalarının, kalp krizlerinin, astım nöbetlerinin, erken doğumların ve hatta intiharların sayılarının arttığı gözlemlenmiştir.

Halk arasında, genellikle yağmur getirdiği için “Lodos’un gözü yaşlıdır” diye bir deyim vardır. İnsanların çoğu bir barometre gibi havaya ve yağmur öncesine duyarlıdırlar. Havanın dönmesinden çok az önce gerginlik, ruhsal çöküntü ve sıkıntı belirtileri gösterirler.

Lodos’un insanlar üzerinde yarattığı etkilerin sebepleri ve Lodos rahatsızlıklarına ne gibi önlemler alınabileceği konusunda çalışmalar devam etmektedir. İşin ilginç yanlarından biri de, Lodos etkisi altında bulunan bir bölgeye yerleştirilenlerin ancak bir kaç yıl sonra rüzgarın etkisinden rahatsız olmaya başlamalarıdır.

Konu rüzgardan açılmışken güncel bir tartışmaya da değinmeden geçmeyelim. Rüzgar bir hava akımıdır, yani hava olmazsa rüzgar da olmaz. Öyleyse Armstrong’un Ay’a ayak basar basmaz diktiği bayrak nasıl dalgalanıp duruyor? Ay’da hava olmadığına göre hangi rüzgar bu bayrağı sürekli dalgalandırıyor?

Ay’a gidildiğine inanmayanlar tarafından delil olarak ileri sürülen bu olay yolculuktan önce düşünülmüş, bayrak direğinin üstüne çok ince yatay bir çubuk tutturulmuş ve bayrak yandan ve üstten sabitlenmişti. İlk bakışta bayrağın dalgalanıyormuş izlenimini veren bu durum fotoğrafa dikkatlice bakınca fark edilebiliyordu.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çoğu insanlar sadece iki tür rüzgarın adını bilirler: Poyraz ve Lodos. Poyraz kuzeyden eser soğuk getirir. Lodos ise güneyden eser, sıcak ve baş ağrısı getirir.

Aslında estikleri yönlere göre adlandırılan sekiz ana rüzgar vardır.

Yani Lodos tam güneyden değil güneybatıdan eser. İmbat, meltem gibi genellikle denizden karaya esen yerel rüzgarlar ise yöreye göre özel adlar alırlar.

Belirli havalarla insanın ruhsal durumu ve anti-sosyal davranışları arasında ilişki vardır. Genel olarak ilkbaharla beraber va yaza doğru suçların arttığını istatistikler göstermektedir. Aslın da havalar ısındıkça insanlar çevreleri ile daha ilgisiz ve enerjisiz olurlar ancak tarihte savaşlar, ihtilaller ve halk ayaklanmalarının çoğu yılın bu bölümünde olmuştur.

Rüzgarlar da iklim ve insan davranışını etkileyici faktörlerden biridir. Rüzgar üzerinden geçtiği bölgelerin iklimini de taşır. Bu iklimlerin rüzgarın estiği bölgedeki iklime göre farkı, rüzgarın insan üzerindeki elkisini belirler. Örneğin kutup bölgeleri ve civarlarında iklimler çok az farklı olduğu için rüzgar önemli bir rol oynamaz. Yurdumuz ve benzeri bölgelerde belirli yönden esen rüzgarlar çoğu kez olağan iklimi, sıcaklık, nem ve basınç yapılarını aniden değiştirdikleri için az çok insan hayatını etkilerler.

Genellikle nemini bırakmış olan kuru güney rüzgarları, özellikle güneşli havalarda iyice kızışır ve elektriklenirler. İşte Lodos adı verilen bu kaprisli güney rüzgarları insanlarda ruhsal sıkıntı yaratır. Baş dönmesine, gece uykusuzluğuna, baş ve mide ağrılarının yanında huzursuzluk duygularına da yol açar. Lodoslu günlerde trafik kazalarının, kalp krizlerinin, astım nöbetlerinin, erken doğumların ve hatta intiharların sayılarının arttığı gözlemlenmiştir.

Halk arasında, genellikle yağmur getirdiği için “Lodos’un gözü yaşlıdır” diye bir deyim vardır. İnsanların çoğu bir barometre gibi havaya ve yağmur öncesine duyarlıdırlar. Havanın dönmesinden çok az önce gerginlik, ruhsal çöküntü ve sıkıntı belirtileri gösterirler.

Lodos’un insanlar üzerinde yarattığı etkilerin sebepleri ve Lodos rahatsızlıklarına ne gibi önlemler alınabileceği konusunda çalışmalar devam etmektedir. İşin ilginç yanlarından biri de, Lodos etkisi altında bulunan bir bölgeye yerleştirilenlerin ancak bir kaç yıl sonra rüzgarın etkisinden rahatsız olmaya başlamalarıdır.

Konu rüzgardan açılmışken güncel bir tartışmaya da değinmeden geçmeyelim. Rüzgar bir hava akımıdır, yani hava olmazsa rüzgar da olmaz. Öyleyse Armstrong’un Ay’a ayak basar basmaz diktiği bayrak nasıl dalgalanıp duruyor? Ay’da hava olmadığına göre hangi rüzgar bu bayrağı sürekli dalgalandırıyor?

Ay’a gidildiğine inanmayanlar tarafından delil olarak ileri sürülen bu olay yolculuktan önce düşünülmüş, bayrak direğinin üstüne çok ince yatay bir çubuk tutturulmuş ve bayrak yandan ve üstten sabitlenmisti. İlk bakışta bayrağın dalgalanıyormuş izlenimini veren bu durum fotoğrafa dikkatlice bakınca fark edilebiliyordu.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Lodos yani güney rüzgârı esmek, lodosa dönmek: Hava lodosladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güneye bakan, güney rüzgârına karşı: Orası lodosluktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Litre, libre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakkam ağacı, bot. Haematoxylon campechianum; bu ağacın gayet sert kerestesi; bu ağaçtan çıkan kırmızı boya maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. kerte hatları üzerinde seyre ait. loxodromics i. kerte hatları üzerinde seyir sanatı. loxodromic curve, loxodromic line her meridyen ile aynı açıyı yapan çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

‘Uzun Oynatma Modu, aynı miktarda veriyi kaydetmek için daha az kaset kullanır

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurdayağı, bot. Lycopodium clavatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. kurdayağı tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. arka ayakları çok büyük olan keseli hayvanlardan, kanguru gibi; i. kanguruya benzeyen hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, erdenlik, bakirelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fena kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkeklik, yiğitlik; erkeklik hali veya çağı; insanlık. manhood suffrage bütün ergin erkeklerin rey verme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Manuel mod, fotoğraf makinesinin diyafram açıklığı ve enstantane ayarları üzerinde tam kontrole sahip olmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatma koşullarında ya da görüntünün kontrastının düşük olduğu durumlarda odaklanmayı sağlayan yararlı bir işlevdir. Özel odaklama efektleri yaratmak için de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız fosili bulunan mamuta benzer fil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrit yapmaya yarayan kereste; kibrit çöpü gibi ufak tahta parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak bir çeşit org; bir çeşit akordeon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Nağme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mélodie

müz. ezgi

1. Belli bir kurallara göre düzenlenmiş, kulağa hoş gelen ses dizisi. 2.Bir müzik parçasında baştan sona kadar belirli yerlerde tekrarlanan ses dizisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melody. tune. air. chime. sound. strain. theme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strain. melody ezgi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melody. descant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Kadın İsmi) - Nağme, ahenk, ezgi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahenkli; melodiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Nağmevt, nağmeye ait.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mélodique

ezgili

Ezgisi olan.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Melodili Alarm işlevi, radyo alarmının yanı sıra size çeşitli melodi seçenekleri sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahenkli, tatlı, şirin, hoş sesli. melodiously z. ahenkle; tatlı sesle. melodiousness i. ahenklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. melodi bestelemek; ahenk vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiklli sahne eseri. (Türkçe’de) Sanat değeri olmayan, acıklı sahne oyunu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heyecanlı dram, melodram. melodramat'ic s. melodram kabilinden; aşırı duygusal. melodram'atist i. melodram yazan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. melodi, ezgi, nağme; terennüm edilen şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Securities Lending)

Aracı kuruluş ile müşteri arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen esaslar dahilinde, ödünç veren taraftan açığa satış amacıyla ödünç alan tarafa, belirli bir dönem için menkul kıymetlerin verilmesi ve aynı cins menkul kıymetlerin mislen geri alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ortaderi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yöntem, usul, metot; yol, tarz; düzen, nizam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nizamlı, munta zam, düzenli, yöntemli; sistemli. methodically z. düzenli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Metodist, bir Protestan mezhebi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. usule uydurmak, intizam vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metodoloji, yöntembilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Usul, ilmi usul.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodique

1. yöntemli,

2.düzenli

1. Belli bir yönteme dayanılarak yapılan, metotlu.

2.Sistemli, nizamlı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Usul ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodologie

yöntem bilimi

Özellikle felsefe ve bilim alanında yöntem araştırmak ve yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştiren bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology. methodology yöntembilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodologique

yöntem bilimsel

Yöntem bilimle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. mésoderme

anat. orta deri

Dış deri ve iç deri arasındaki hücre katmanı.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisindekl iki makamdan (majör ve minör) her biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., argo şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. moderate, modern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mode). Yürürlükte olan tarz ve biçim: Gençler yeni modaya rağbet ederler. Modaya uygun ve tâbî olan: Bu kumaş, bu biçim şimdi pek modadır; yeni moda bir elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. fashionable. in. with it. trendy. in the fashion. fashion. vogue. mode. style. craze. the done thing. go. rage. ton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craze. cult. fashion. fashionable. groovy. in. modish. rage. style. stylish. trend. vogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. fashionable. style. vogue. fad. popular. stylish. to get / to go / to grow out of fashion. all the go. all the rage. in fashion. mode. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stylist. couturier. fashion designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion designer. couturier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion desin. couture. fancy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şekle ait; şekilden ibaret; müz. makama ait; gram. kiplere ait; istatistik en sık görülen (değer), tipik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şekil, usul, tarz; man. bir önermenin gerekliliğini, imkân veya imkansızlığını ifade eden hal; tıb tedavi usulü veya cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated. archaic. corny. dated. obsolete. out. outdated. outmoded. outworn. superannuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. outdated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a la mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashionable. modish. sleek. stylish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion look. chic. conformity to fashion. dressy. elegant. all the kick. modish. posh. ritzy. snappy. stylish. swagger. swish. switched on. trendy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. makam; gram. kip; man. bir önerme veya karşılaştırmanın şekli; usul, tarz, üslup, şekil; moda; istatistik en çok elde edilen değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. modele). Nümûne, örnek, meşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. Örnek olan. numune. Örnek. kalip. manken. ÖrneĞe gÖre yapmak. model yapmak. modellİk etmek. kalibini Çikarmak. bİÇİmlendİrmek. pattern. sample. specimen. templet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A miniature representation of a thing, with the several parts in due proportion; sometimes, a facsimile of the same size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something intended to serve, or that may serve, as a pattern of something to be made; a material representation or embodiment of an ideal; sometimes, a drawing; a plan; as, the clay model of a sculpture; the inventor's model of a machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything which serves, or may serve, as an example for imitation; as, a government formed on the model of the American constitution; a model of eloquence, virtue, or behavior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That by which a thing is to be measured; standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any copy, or resemblance, more or less exact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who poses as a pattern to an artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suitable to be taken as a model or pattern; as, a model house; a model husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To plan or form after a pattern; to form in model; to form a model or pattern for; to shape; to mold; to fashion; as, to model a house or a government; to model an edifice according to the plan delineated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make a copy or a pattern; to design or imitate forms; as, to model in wax. the act of representing something representation of something a type of product; 'his car was an old model' a simplified description of a complex entity or process; 'the compute

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. pattern. sample. specimen. template. type. form. design. norm. examplar. archetype. mold. mould. make. copy. standard. templet. example. emblem. sampler. fashion plate. former. mannequin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a simplified description of a complex entity or process; 'the computer program was based on a model of the circulatory and respiratory systems'. a type of product; 'his car was an old model'. a person who poses for a photographer or painter or sculptor; '

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A representation of a set of components of a process, system, or subject area, generally developed for understanding, analysis, improvement, and/or replacement of the process [GAO] A representation of information, activities, relationships, and constraint

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A quantitative representation of the relationships among the entities in a system, often used to make predictions about the system For example, scientists at the HBEF have developed models to predict how future pollution levels may affect stream acidity T

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An important function of data mining is the production of a model A model can be descriptive or predictive A descriptive model helps in understanding underlying processes or behavior For example, an association model describes consumer behavior A predicti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A model is the actual data representation for the information at hand Examples are the structural model and the style model representing the parse structure and the style information associated with a document The model might be a tree, or a directed grap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An interpretation in which expressions of interest to us come out true for that interpretation See interpretation; isomorphism of models; true for an interpretation Cardinality of a model The cardinality of the domain of the model See domain Model of a wf

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visual, mathematical, or three-dimensional representation in detail of an object or design, often smaller than the original A model is often used to test ideas, make changes to a design, and to learn more about what would happen to a similar, real objec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system of postulates, data, and inferences presented as a mathematical description of a phenomenon such as an actual system or process The actual phenomenon is represented by the model in order to explain it, to predict it, and to control it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A representation of a process or system that can be controlled to demonstrate the effects that various actions will have on the process or system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prototype or surrogate of a complex situation It can be a physical model, such as an architectural model of urban design, or a mathematical model of interactions of many variables It is used in simulations for relating various components together or can

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mathematical and geometric projection of activity and the interactions in the transportation system in an area This projection must be able to be evaluated according to a given set of criteria which might include land use, economics, social values, and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mathematical formula designed to price an option as a function of certain variables - generally stock price, striking price, volatility, time to expiration, dividends to be paid, and the current risk-free interest rate The Black-Scholes model is one of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circulation model is any mathematical simulation used to forecast overall financials and circulation levels or revenue Although most modeling today is done with computers, some companies still work models manually, with spreadsheets List modeling is the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In fisheries science, a description of something that cannot be directly observed Often a set of equations and data used to make estimates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A graphical representation of the thing that is to be made, modified, or understood Some of such things cannot be actually observed and felt until they are built while some others cannot be easily understood without the models A preliminary design work th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A model is a particular case of the Modeling Relation which commutes That is it is a successful encoding of a percept into a formal system, the use of that formal system to 'explain' the causal event in the real world, and a decoding back to the real worl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An interpretation in which expressions of interest to us come out true for that interpretation See interpretation; isomorphism of models; true for an interpretation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An analytical tool used by transportation planners to assist in making forecasts of land use, economic activity, travel activity and their effects on the quality of resources such as land, air and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system that describes or predicts an associated process based on the definition of variables, rules and equations A properly-defined model enables analyzing the possible effects of changes in the underlying process based on changes in the model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object that defines, in Entity-Relationship terms, the mapping between enterprise object classes and the database schema This definition is typically stored in a file created with the EOModeler application A model also includes the information needed t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. örnek, model, numune; kalıp, şekil; resim, plan; örnek tutulacak kimse; manken; s. numune veya model olan; örnek tutulmaya lâyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led,-ling) örneğe göre yapmak; model yapmak; biçimlendirmek; defile yapmak; üç boyutlu görünümü vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modelage

oylumlama

Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri, yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Kil ya da balmumu gibi yoğrulabilen malzemelerle üç boyutlu plastik biçim oluşturma anlamına gelir. Bu biçim, heykel yapımında döküm ya da model için kullanılabileceği gibi, sanatsal bir ürün olarak da değerlendirilebilir. Terim resim, çizim ve fotoğrafçılıkta ışık, ton karşıtlığı, renk ve perspektif denetimiyle iki boyutlu biçimlere gerçekteki üç boyutluluk yanılsamasını kazandırmak için yapılan uygulamayı karşılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model maker. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer. styler. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha düşük güçle kesikli flaş. Çekim ayarları yaparken flaş konumunu doğrulamak için kullanılır ve gölgelerin nesne üzerinde düşeceği konumu belirlemede yardımcı olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting as a model for an artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mo(dulateur) dem(odulateur)

bl. çevirge

Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic equipment consisting of a device used to connect computers by a telephone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator-demodulator - a device or program that enables a computer to transmit data over analogue telephone lines Computer information is stored digitally, whereas information transmitted over telephone lines is transmitted in the form of analogue waves

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator/de-modulator A hardware device that allows a computer to transmit and receive information over telephone lines A modem converts digital data from computers into analog data that can be transmitted over the telephone lines Traditional

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator/demodulator: a device, which allows computers to communicate over telephone lines by converting digital signals to analog, and vice versa When you dial in to SBC Yahoo!, your modem is actually placing a telephone call to our POP Modems can be ei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modem converts digital signals from a computer or other digital device to analog signals for transmission over PSTN lines It converts incoming analog signals back to digital signals for the receiving computer or other digital device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows computers to communicate with each other over telephone lines or other delivery systems by changing digital signals to telephone signals for transmission and then back to digital signals Modems come in different speeds: the higher the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hardware device that allows computers to communicate with each other by transmitting signals over telephone lines, enabling what is called 'dial-up access ' Modems come in different speeds The higher the speed, the faster the data are transmitted The fa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator/DEModulator A device that converts between digital signals from the computer and analog signals for communication over a telephone line. modulator/demodulator, a device that can convert digital signals from a computer into analog sound signals f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator/DEModulator Equipment that converts digital signals to analog signals and vice versa Modems are used to send data signals over the telephone network, which is usually analog The modem modulates the 1s and 0s into tones that can be carried by the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A MOdulator/DEModulator A device that can encode digital signals from a computer into analog signals that can be transmitted over analog lines, and vice versa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A communications device that enables a computer to transmit information over a standard telephone line, and the most common way for people to connect to the Internet There are two modems involved in making a connection: one that connects the user's comput

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that enables a computer to transmit information over a standard telephone line Modems can transmit at different speeds or data transfer rates See also baud rate, bps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator, DEModulator A device that you connect to your computer and to a phone line, that allows the computer to talk to other computers through the phone system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modem allows two computers to communicate over ordinary phone lines It derives its name from modulate / demodulate, the process by which it converts digital computer data back and forth for use with an analog phone line. - Devices that convert digital a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator-demodulator A modem is a device or program that enables a computer to transmit data over telephone lines Computer information is stored digitally, whereas information transmitted over telephone lines is transmitted in the form of ana

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That thing that made all those horrible bleeping noises when you logged in to read this Short for modulator/demodulator: a device that converts data between digital and analogue formats Computers 'think' digitally, but telephone lines 'talk' in analogue,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator-demodulator A device or application that permit a computer to transmit data over telephone lines by converting digital data to an analog signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device allowing computers to communicate over telephone lines Acronym for MODulate-DEModulate, meaning that analog information is modulated to digital information and vice versa The current generation of modems is Hays-compatible, operates at 56KB/sec,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that connects your computer to other computers via phone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that enables a user to dial into another computer via telephone lines to send and receive data The most common use of modems is for dialing into an Internet service provider to access the Internet or World Wide Web, though they can also be used t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator/demodulator A device connected between a computer and a telephone line It consists of a modulator that converts digital computer signals into audio signals for transmission over the telephone line and a corresponding demodulator to convert the i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ılımlı, mutedil; orta, ikisi ortası; i. ılımlı kimse. moderately z. mutedil olarak, ılımlı olarak; az çok. moderateness i. ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yatıştırmak, itidale getirmek, yumuşatmak; yatışmak, yumuşamak; azaltmak, hafifletmek; başkanlık etmek, idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ılımlılık, itidal; insaf. in moderation ifrata gitmeden, aşırılığa kaçmadan, itidalle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With a moderate degree of quickness; moderately. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderate speed. A tempo direction indicating a moderate pace Also used with other directions, as in allegro moderato, meaning 'moderately fast'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderate tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It : 'moderately' Often used together with other tempo markings, such as 'andante moderato' and 'allegro moderato'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately, in a moderate time [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tempo marking meaning moderate [Tempo Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately, in moderate tempo Faster than Andante, slower than Allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the classical tempo markings, referring to a medium tempo. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., it., müz. moderato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatıştıran kimse; toplantı başkanı; fiz. yavaşlatıcı madde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde yaşanılan zamana uygun, asrt.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moderne

çağdaş

Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern. new. advanced. contemporary. in the groove. groovy. hip. latterday. neoteric. streamlined. up-to-date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporary. futuristic. modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the present time, or time not long past; late; not ancient or remote in past time; of recent period; as, modern days, ages, or time; modern authors; modern fashions; modern taste; modern practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New and common; trite; commonplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of modern times; opposed to ancient. a typeface distinguished by regular shape and hairline serifs and heavy downstrokes a contemporary person characteristic of present-day art and music and literature and architecture used of a living language;

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a contemporary person. a typeface distinguished by regular shape and hairline serifs and heavy downstrokes. belonging to the modern era; since the Middle Ages; 'modern art'; 'modern furniture'; 'modern history'; 'totem poles are modern rather than prehist

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music written in the 20th century, or contemporary music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music written in the 20th century or contempory music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clean, architectural and streamlined 20th century furniture with roots in the German Bauhaus School of architecture and Scandinavian design Sometimes known as International Style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clean, architectural and streamlined 20th century furniture with roots in the German Bauhaus School of architecture and Scandinavian design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Displaying design characteristics from the late eighteenth century, modern typefaces have an extreme variation between thick and thin strokes, narrow, straight-sided counters, a vertical curve stress; and straight, unbracketed serifs. for philosophical pu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Academy's modern classes incorporate traditional Martha Graham technique with Alvin Ailey, Paul Taylor and Humphrey-Limon styles Other styles included in advanced levels of training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called 'modernist ' In the context of a postmodern vocabulary, the 'modern' does not mean 'contemporary ' In fact, the 'modern' or 'modernism' is seen as out-of-date The 'modern' is understood to have emerged during the 18th century Enlightenment whe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dolls made that are less that 25 years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Items released since the action figure relaunch in 1995. something which is up to date or fashionable made of new materials or designs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As mentioned in the above Collectible definition, dolls made within the last 25 years are considered to be modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to recent times or the present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In art, styles that are cut from the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fashion , fashionable , fashionably , modern , modernistic , modernly , present-day , up-to-date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çağdaş, yeni, asri, çağcıl, modern; i. çağcıl kimse, modern kimse. modernism i. çağcıllık, modernlik; yenilik. modernist i. yenilik taraftarı. moder'nity i. yenilik; çağcıllık. modernize f. modernleştirmek, yenileştirmek. modernness i. modernl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.) (musiki). Üçlülere dayanan klasik armoni kaidelerine uymayan yeni armoni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.) (musiki). Klasik kontrpuan kaidelerine uymayan yeni kontrpuan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Ar. T.) (musiki). Klasik musiki kaidelerine uymayan yeni musiki akımları (batı san’at mukişinde).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who admires the moderns, or their ways and fashions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of the teaching of modern subjects, as modern languages, in preference to the ancient classics. an artist who makes a deliberate break with previous styles of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an artist who makes a deliberate break with previous styles. of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modernisation

çağdaşlaşma

Çağdaşlaşmak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To render modern; to adapt to modern person or things; to cause to conform to recent or present usage or taste. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make repairs or adjustments to; 'You should overhaul your car engine'. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modernisme

çağdaşlık

Çağdaş olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak gönüllü, mutevazı; gösterişsiz; ılımlı; tutarlı; namuslu, iffetli. modestly z. tevazu ile, gösterişsizce. modesty i. alçak gönüllülük, tevazu; iffet; ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. az miktar, nebze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tadil, biraz değiştirme, degişiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değiştiren şey; gram. niteleyen kelime veya deyim, tamlayıcı kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modification

biy. değişke

Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .tadil etmek, tebdil etmek, bir şeyde değişiklik yapmak, biraz değiştirmek; ılımlı yapmak, azaltmak, hafifletmek; gram. nitelendirmek, nitelemek, tamlamak. modifiable s. değiştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Korint mimarisinde korniş çıkıntısı altına gelen destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. modaya uygun, son model. modishly z. modaya uygun olarak. modishness i. modaya uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın terzisi veya şapkacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde gölgeleri, gölgelemeyi ve ışıklı noktaları kullanarak; biçimlerin gerçek oldukları ve hacme sahip oldukları yanılsamasını sağlama tekniği.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. module

parça

Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

module. modulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. modül gibi; modülle yapılmış, modüle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. konuşma ve şarkı söylemede ses perdesini icabına göre değiştirmek; yumuşatmak, hafifleştirmek, tatlılaştırmak (ses); makam ile söylemek; radyo modüle etmek. modula'tion i. tadil, hafifletme, hafifleme; müz. modülasyon, geçiş; fiz., radyo taşıyıcı bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikyas, çap, miyar; ölçü esası; kompütör veya diğer makinalarda standart kısım; bir feza gemisinin her bir kısmı. moon-landing module aya iniş kapsülu, ay modülü. reentry module dünyaya dönüş kapsülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modulaire

parçalı

Mobilyacılıkta, parçalara ayrılarak yeniden başka biçimlerde oluşturulabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. modül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. modi) usul, tarz. modus operandi icra yolu, hareket tarzı. modus vivendi geçici anlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. muhallebi çocuğu; kadınımsı erkek; f. üstüne titremek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğanotu, bot. Aconitum; kaplanboğan, bot. Aconitum napellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek sesle okunan mersiye; müz. tek sesli şarkı, monodi; ses aynılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. bir önermede esaslar ile neticeler arasındaki bağlantı; gram. kip, bak. mode; müz. makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruh durumu, hal; çoğ terslik, huysuzluk, karamsarlık. in the mood for - e hazır. mood music duygulandırmada kullanılan müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karamsar, umutsuz, bedbin, içedönük, içekapanık, meyus. moodily z. karamsarca moodiness i. karamsarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anallk, validelik; analar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. tespihböceği veya kırkayak familyasından böcek, çokayakı böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civar, yöre, havali, semt, mahalle; yakın komşular. in the neighborhood of a hundred kilo meters yaklaşık olarak yüz kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. nematod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Senbolü Nd, atom sayısı 60 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Senbolü Nd, atom sayısı 60 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Neodimium, olağanüstü güçlü manyetik özellikleri sayesinde hoparlör sistemlerinde mükemmel biçimde kullanılan, nadir bulunan bir metaldir. Neodimium mıknatıslar, düşük ağırlıkla maksimum yüksekliği bir arada sunarlar ve genellikle daha yüksek hassasiyet sağlarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden beş sente film seyredilen sinema; eskiden para ile çalınan otomatik pikap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) güçIü avcı Nemrud; usta avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.), (i.) hiç kimse; (i.) önemsiz bir kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nod

1. tıp yumru,

2.bl. düğüm

1. Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum.

2.Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ded, ding) (i.) kabul veya doğrulama ifade etmek için başını eğmek; (uyuklarken) başı öne düşürmek; dikkatsiz davranmak; (i.) başın öne eğilmesi. get the nod ABD, argo izin almak; seçilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne toprak örtülmüş saman yığını.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düğüme ait. nodal points titreşim halinde bulunan bir ip veya telin hareketsiz noktaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) baş, kafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahmak veya budala kimse; bir deniz kırlangıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğüm; (bot.) düğüm, nod; (astr.) bir gökcismi yörüngesinin ekliptiği kestiği noktaların her biri; (tıb.) romatizmadan meydana gelen katılık, yumru, şiş; (fiz.) titreşim halinde bulunan bir ip veya telin hareketsiz noktalarından her biri; merkez

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düğümlü, boğumlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğümlülük, düğüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. nodule

tıp düğümcük

Ufak düğüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ufak ve yuvarlakça yumru veya düğüm, ufak boğum; (tıb.) ufak şiş veya yumru, düğüm, düğümcük, bezecik; (jeol.) yuvarlakça maden parçası. nodular (s.) yumru veya düğüme ait; yumrulu, düğümlü. '

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mahsul vermeyen, verimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) budala veya sersem kimse; (k.dili) kafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şehriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) bir tabakanın on sekiz yaprak olmak üzere katlanmasından meydana gelen (forma veya kitap).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) overdose.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Evin bölmelerinin her biri: Bu evin kaç odası vardır? Yatak odası, misafir odası, hizmetçi odası, yemek odası, sandık odası.

2.Kalem, yazıhane, daire: Tercüme odası, ticaret odası.

3.İş sahiplerinin yazıhane veya dairesi: Filân yerde oda tutuyor, odası vardır.

4.Köylerde misafir kabûl etmeye mahsus ve bütün köy tarafından idare olunan oda veya ev: Bu köyün odası var mıdır. Bekâr odaları = Bekârlara kiralanan odalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

room. chamber. apartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

room. chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber. room. association. society. organization. accomodation. apartment. half pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Official Development Assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overseas Development Administration, UK. official development assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Official development assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overseas Development Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office Document Architecture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overseas Development Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Until 1990 known as Office Document Architecture A standard for defining document components for interchange between differing word processors and desktop publishing systems An attempt to classify the features of such systems It combines a structure view

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Official Development Assistance Used to help countries in need but is often used for political gain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Open Document Architecture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A document exchange format.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Open Document architecture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Official Development Aid, or government-funded help by rich countries for poor ones ODA levels have fallen constantly since the 1992 Earth Summit, which reaffirmed a 1969 target of contributing 0 7 percent of gross national product per year Only four coun

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A standard, defined by both ISO and the CCITT, which allows documents containing graphics, text, spreadsheet data and so on to be passed between computers and software of different manufacturers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Han odacısı, bir handa odaların kiraya verilmesine ve muhafaza ve idarelerine karışan ve anahtarlarını saklayan kapıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Resmî dairelerde hademe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caretaker. janitor. servant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who run errands and does cleaning in a business concern. office-boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(agalloch): İkiçenekliler sınıfının, thymelaeaceae familyasından; Doğu Asya ve Malaya adalarında yetişen bir ağaçtır. Yaz, kış yapraklarını dökmez. Meyveler, armut biçimindedir. Ağacın odunu ve kabuğu yarılınca, hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Çoğunlukla tütsü yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Bir merceğe düşen paralel ışınların yansıdıktan veya kırıldıktan sonra toplandıkları nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal. pivotal. focus. center. centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point. focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her objektifin temel ölçüsüdür. Görüş alanını ve dolayısıyla nesnenin ne kadar büyütüldüğünü belirtir. Odak uzaklığının kısa olması, geniş görüş alanı ve düşük büyütme oranı anlamına gelir. Odak uzaklığının uzun olması, dar görüş alanı ve yüksek büyütme oranı anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Objektifin odak uzaklığı, objektif sonsuza odaklandığında, optik eksen boyunca objektifin ikinci temel noktasıyla CCD düzlemi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital ve 35 mm fotoğraf makineleri, farklı odak uzaklıklarına sahip objektiflere sahiptirler. Odak uzaklığı, objektif ile sensörün yüzeyi arasındaki mesafedir. Tipik dijital sensörler, 35 mm filmin doğrusal boyutlarının yaklaşık altı biri kadardır. Görüntünün daha küçük dijital sensör üzerine yansıtılabilmesi için, odak uzaklığının aynı ölçüde küçültülmesi gerekmektedir. Örneğin 1/4 inç CCD kullanırken, odak uzaklığının 35 mm filme göre düzeltilmesi için 9,5 faktörüyle çarpılması gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focusing. to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nikâhsız cariye. oda musikisi (i.). Orkestra ile çalınmayan, az çalgı ile icrâ edilen musiki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concubine. odalisque. female share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) odalık, cariye, halayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) acayip, bambaşka; tek, iki ile böIünemeyen; küsur, tam sayıdan artan; ara sıra meydana gelen; (i.) artan şey; ABD golfta bir oyuncunun rakibinden fazla olarak yaptığı vuruş; (çoğ.), (bak.) odds. Odd Fellows Amerika'da sosyal ve gizli bir yar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tuhaflık, acayiplik; garip özellik; garip kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) ufak tefek şeyler, artık şeyler, döküntü, kırıntı; (matb.) kitabın metin dışındaki kısımları; acayip şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) zayıf tarafa verilen üstünlük; eşitsizlik, fark, üstünlük; bir bahiste konulan paralar arasındaki oran farkı; ihtimal oranı. odds and ends ufak tefek şeyler, kırıntılar. at odds araları açık. Ionu veya large odds bahis oranında fazlalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir tür lirik nazım şekli, gazel; yüksek şeylerden bahseden vezinli veya vezinsiz uzun şiir; övgü, kaside; böyle şiir için yazılmış müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Bazı hallerde yüz, el ve ayaklarda görülen iltihapsız şişkinlik.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun anormal derecede su toplamasına halk arasında istiska; tıp dilinde ise ödem denir. Veya hidrofizi denir. Yüzde, ellerde, ayaklarda veya karında ağrısız şişlikler görülür. Bu şişkinliklerin kaynağı kalp, karaciğer veya böbrek hastalıklarıdır. Tedavi maksadıyla tuzsuz rejim ve aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa, kiraz sapı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 çorba kaşığı arpa ve 3 tutam kiraz sapı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 4 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edema. oedema. dropsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edema , oedema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Verme, Ar. tediye, ifa: Onun ödemesine kalırsa.

2.Tazmin: Bu ziyanı kimin ödemesi lâzım gelir?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payment. pay. payoff. disbursement. settlement. redemption. clearance. conciliation. discharge. inpayment. redress. remuneration. rendering. repayment. satisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. pay. payment. payoff. redemption. satisfaction. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. payment. allotment. disbursing. discharge. liquidation. pay. paying. paying in. paying out. payout. refund. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edemata , oedemata.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order of payment. order / warrant / summons to pay / for payment. payment order / summons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vermek, Ar. tediye, ifa etmek: Ben borcumu ödedim.

2.Bedelini vermek, tazmin etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay. settle. indemnify. repay. pay for. pay out. acquit. ante. ante up. atone for. clear. come across with. defray. disburse. discharge. domiciliate. fee. foot. fork out. fork over. fork up. give. pay in. quit. recoup. redeem. satisfy. shell out. spr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. meet. pay. recompense. reimburse. repay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay. to pay for sth. defray. disburse. discharge. to pay for. fork out or up. pay in. pay off. pay out. pay up. to effect payment. repay. replace. return. satisfy. settle. stump up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redeemable. collect. collect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash on-delivery. cod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payment on delivery. sth which has been sent C.O.D. (cash on delivery. collect-on-delivery charges. charges forward s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Tahsisat. Bir iş için ayrılan para. Örtülü ödenek = Osm. tahsîsât-ı mestûre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appropriation. fund. grant. allocation. allowance. grant-in-aid. award. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. allotment. allowance. bounty. grant. appropriation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. appropriation. subsidy. allowance. personal allowance. annuity. consideration money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir borç veya ziyanın tediye ve ifa veyahut tazmin edilmesi: Bunun ödenmesi, ödenişi ne suretle olacaktır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ödenmek işi. (bk.) Ödeniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defrayal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being paid. being paid for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Verilmek, Ar. tediye ve ifa olunmak: Bu, kolay ödenir bir borç değildir.

2.Bedeli verilmek, tazmin olunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be paid. to be paid for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outstanding amount. outstanding dept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. paid in. settled. paid up. paid-in. paid-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. liquidated. paid out. paid up. paid in. paid off. settled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Paid in Capital)

Esas sermaye sistemine tabi ortaklıklarda, ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recompense. dues. subscription. monthly contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dues. monthly contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of theater in ancient Greece, smaller than the dramatic theater and roofed over, in which poets and musicians submitted their works to the approval of the public, and contended for prizes; hence, in modern usage, the name of a hall for musical or d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. s, odea) tiyatro veya konser binası; eski Yunanistan ve Roma'da müzisyenlerin içinde yarıştıkları ufak tiyatro binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı ödemek, herkesin borcunu vermesiyle alacak verecek kalmamak, hesaplaşmak: Biz onunla ödeşiriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts with each other. square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tediye ettirmek, tazmin ettirmek, bedelini verdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb pay. to pay sb back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb pay (a sum of money. to have sb pay for sth. to exact payments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Vazife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty. obligation. assignment. homework. schoolwork. incumbency. task. theme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homework. obligation. duty. exercise. billet. devoirs. incumbency. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have been given the duty of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has taken sth on as a duty. sb who is on duty. incumbent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Atak, hareketli ve canlı lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) İskandinavların baş tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tiksindirici, iğrenç, nefret verici. odiously (z.) iğrenç şekilde. odiousness (i.) iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Konferans, ders, konser vermeye mahsus salon.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. auditorium

etkinlik merkezi

Konserlere, konferanslara elverişli dinleme salonu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nefret, gizli düşmanlık; yüz karası, ayıp; iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Bazı gazları bileştirme veya çözümleme işinde kullanılan cihaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Canlı, coşkulu kimse. 2.Ateş kanlı. 3.Atak. Delidolu

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkak, yüreksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craven. worm. yellow. cowardly. yellow-bellied. coward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardly. pusillanimous. chicken hearted. chinless. coward. currish. lily livered. poor-spirited. scary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. pusillanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Batı şiir ve sözlü musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş gibi canlı, coşkulu, hareketli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) araba ile katedilen mesafeyi ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) diş ağrısı. odontalgic (s.) diş ağrısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (anat.) diş gibi, diş şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dişlerden ve dişlerin gelişmesinden bahseden ilim. odontologist (i.) diş ilmi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koku; şöhret, itibar. be in bad odor adı çıkmak, kötü şöhreti olmak, itibarsız olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hoş kokulu, güzel koku yayan. odoriferously (z.) güzel koku yayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kokusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kokulu; güzel kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) odor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasmını yenen pehlivana verilen para, koç, inek, at gibi şeyler (mükâfat yerine kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. prize. reward. guerdon. premium. meed. plume. purse. recompense. remuneration. requital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. commendation. consideration. distinction. premium. prize. purse. reward. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. premium. prize. reward. gratification. plume. pot. recompense. remuneration. trophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) l Bir basan ya da iyilik karşısında verilen armağan. 2.Yarışma veya müsabakalarda bir tarafın, kazanana verdiği hediye, mükafat. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award a prize. crown. recompense. remunerate. requite. reward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. remunerate. repay. reward. to reward. to award a prize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to award sb a prize. to give sb a reward. favour. to place a premium. recompense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («ateş» demek olan «od» dan).

1.Yanıp ateş hâsıl etmek üzere kesilmiş ağaç: Odun kesmek, odun yarmak, odun kömür.

2.Direk, dayak, destek: Kapı odunu.

3.Dayak, vuruş: Yaramaza odun gerek. mec. Meşe odunu = Odun gibi adam, terbiyesiz, kaba ve kalın kafalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chump. firewood. lowbrow. wood. caveman. boor. wooden. dull. log.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood. firewood. blockhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood coal. charcoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı veya misli iade olunmak üzere verilen veya alınan para, borç. Ödünç almak = Borç almak. Ödünç vermek = Borç vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loaned. lent. borrowed. as a loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodation. loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lend. loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. float a ban. lend. lend out. to put out on loan. loan out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ormandan odun kesip satan veya odun ticareti yapan adam. Ar. hattâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcutter. timberman. woodsman. woodman. hewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumberjack. woodcutter. seller of firewood. woodsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcutter. seller of firewood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oduncu işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting or selling wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bazı bitki hücrelerinin kimyevî bir madde alarak odun gibi bir hâle girmesi olayı, Osm. tehaşşüb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lignify. to get rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Odun biriktirilip yığılan yer, odun anbarı veya iskelesi: Bu evin odunluğu, kömürlüğü yok mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodshed. tree ready to be cut for firewood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ligneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ligneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. audio-visuel

görsel-işitsel

Görme ve işitme duyularıyla ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audio-visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Homer'in Odise adlı ünlü destanı; serüvenli uzun yolculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili büyük miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâfurlu İngiliz sabunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişleri koruma veya bozuklukları düzeltme ile uğraşan dişçilik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doktrini sağlam; . dinsel inançlarına sadık; doğru, tam, uygun; b.h. Ortodoks kilisesine mensup; yürürlükteki usule uygun. orthodoxly z. kabul edilmiş bir fikre uygun olarak. orthodoxy i. Ortodoksluk; akidenin doğruluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Ortodoksluk mezhebinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox. greek orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox. greek orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy. greek orthodox church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy. greek orthodox church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodontics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodontics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autodidacte

öz öğrenimli

Bir okula gitmeden kendi kendini yetiştiren.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Programın sonunu kaçırırsanız, Otomatik Bekleme Modu özelliği, TV’yi bekleme modunda otomatik olarak 60 dakika geç geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room. living / sitting room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. demode, modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. piyasaya göre fazla imal etmek. overproduction i. piyasayı etkileyecek kadar fazla imalât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Tamul dilinden). UzakDoğu mâbetlerine Batılılar’ın verdiği isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term by which Europeans designate religious temples and tower-like buildings of the Hindoos and Buddhists of India, Farther India, China, and Japan, usually but not always, devoted to idol worship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An idol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gold or silver coin, of various kinds and values, formerly current in India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Madras gold pagoda was worth about three and a half rupees. an Asian temple; usually a pyramidal tower with an upward curving roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pagoda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A religious building, especially a multistory Buddhist tower in the Far East, erected as a memorial or shrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typically an east-Asian multistoried memorial structure, ultimately derived from an elaboration of the upper portions of a stupa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the early centuries of the Buddhist church in India and Central Asia, the stupa, a mound containing a sacred relic, was a central focus for worshippers Praying and meditating, they would walk around and around the stupa or stupa pillar As Buddhism move

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An eastern temple, esp in the form of many storied, tapering tower. an Asian temple; usually a pyramidal tower with an upward curving roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pagoda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şairin evvelce yazdığı bir şiirdeki ifade veya fikrin aksini savunduğu şiir; tekzip, inkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. edebi bir eserin gülünç şekilde taklidi hezel; beceriksizce taklit; müz. bir parçanın gülünç şekilde taklidi; f. gülünç bir taklit eseri yazmak. parodist i. hezel yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, SCART üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanabilirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devir, tam bir devir, bir devrin müddeti; devre; belirli bir sürenin sonu; bir gezegenin güneş etrafındaki devir süresi; jeol. devir, çağ; kon. san. tam cümle: nokta; fizyol. âdet, aybaşı, hayız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir devre ait veya mahsus; belirli aralıklarla vuku bulan; peryodik; kon. san. tam bir cümle ile ifade edilen. periodic table kim. periyotlar tablosu. periodicity i. belirli aralıklarla vuku bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dergi, mecmua; s. belli zamanlarda çıkan. periodically z. belirli fasılalarla, muayyen zamanlarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş kemik ve etlerinin hastalıklarını inceleyen diş bilimi dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Belirli sürelerde olan: Halley kuyruklu yıldızı periyodik olarak görülür.

2.Gazete, mecmua gibi belirli sürelerde çıkan yayın organı, Ar. mevkute.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. périodique

süreli

Belirli aralıklarla yapılan, çıkan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclic. periodic. periodical. cyclical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. periodic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraflar, 7 saniye boyunca kasete kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların bitkilerin hareketi ile olan ilgisini tetkik eden ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla ışık veren lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. yaprak ayaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- dia) biyol. birkaç amipten oluşmuş mikrop, plazmodyum; sıtma asalağı, zool. Plasmodium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ded, -ding) i. ağır ağır ve zorla yürümek; isteksizce çalışmak, esir gibi çalışmak; i. zahmetli yürüyüş veya iş; zahmele atılan ağır adımların sesi. plodder i. zahmetli bir işi sonuna kadar sebatla yürüten kimse. ploddingly z. ağır ağır ve sebatl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kontrplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ded,- ding) bot. bakla ve bezelyenin tohum zarfı; hav. uçak kanadı altında yakıt, tüfek ve makina yerleştirmek için bulunan çıkıntılı bölme; f. tohum zarfı husule getirmek; bezelye kabuklarını soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. burgu oluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i hayvan surüsu (özellikle fok, ba lığı ve deniz aygırı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb.ayakta görülen gut hastalığı ,nıkris iileti.prodagric(al)s. gut hastalığı ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda İtalyan şehirlerinde vali veya hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişman ve kısa boylu bodur. podgines i. şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ayak hastalıkları bilgi ve tedavisi,podiyatri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.çoğ.-dia) konuşmacının veya orkestra şefinin üzerinde durduğu yüksekçe platform, podyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yumuşak, yüzü havlı bir çeşit deri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeni doğmuş deve yavrusu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, geri kalmış herhangi bir küçük kasaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

podium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

podium. dais.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

podium. small platform. dais.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bespaye, bot. Poly podium vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 16,4 kiloluk bir Rus ağırlık ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun ve kıvırcık tüylü fino köpeği, kaniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zip code. post code. postal code. postcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the late 20th-century tendency to distrust objectivity, authority, universality, and moral and ideological absolutes Postmodern artists tend to mix styles, cultures, techniques, and high and low forms of art. a view that social and cultural reality, as we

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In its most general sense, describes the blurring and breakdown of established canons , categories, distinctions, and boundaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previously, philosophy was a study seeking the truth Since the days of Plato we've been attempting to define the Universal Truths by which we can all agree and to determine how we can know these are Universal Truths In the Postmodern world, philosophy tak

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazlık; papazlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ded,- ding) i. dürtmek; üvendire ile dürtmek; tahrik etmek, kışkırtmak; i. üvendire ile dürtme; hatırlatıcı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. müsrif, savurgan tutumsuz; çok bol; i. müsrif kimse. prodigal son hayatı ciddiye almayan kimse, mirasyedi kimse. prodigally z. müsrifçe; cömertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. israf; bolluk; eli açıklık, aşırı cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok büyük, iri, kocaman; şaşılacak, müthiş. prodigiously z. çok büyük olarak; müthiş surette. prodigiousness i. büyüklük, irilik; harikuladelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dahi; mucize, harika; olağanüstü şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. ilk belirtiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalığın ilk belirtisi, prodrom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahsul, ürün, hasılat; zerzevat, sebze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meydana getirmek; vermek, mahsul vermek; göstermek, meydana koymak, ortaya çıkarmak; doğurmak; yapmak, üretmek, imal etmek; uzatmak; sonuç çıkarmak; sahneye koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müstahsil, üretici, fabrikatör; hasıl eden kimse, meydana getiren kimse; sin. yapımcı, prodüktör; karbon monoksit gazının istihsal olunduğu ocak. producer goods hammadde, üretim maddeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ürün, mahsul, hasılat; sonuç, netice; mat. çarpım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imal, üretim, istihsal; ürün; eser; sahneye koyma; uzantı (çizgi); huk. ibraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. verimli, bereketli, mümbit; yaratıcı. productive of meydana getirici. productively z. verimli surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. verimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. production

sin. ve TV yapım

Bir filmin çevrilmesi veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production yapım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. productivité

üretkenlik

Verilen emeğe ve yapılan masrafa oranla üretilen miktar, ürün verme gücü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity üretkenlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. producteur

1. sin. ve TV yapımcı,

2.tic. üretici

1. Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse.

2.Üretimle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer yapımcı. üretici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. vezin tekniği, prosodi, şiir yazma kuralları, aruz. prosodic(al) s. vezin tekniğine ait. prosodist i. bu tekniği bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezmur okuma; mezmur koleksiyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. yalancı ayak (amiplerde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedavi için hastanın sıkıntılarını canlı piyes şeklinde temsil etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihin faaliyetini inceleyen bilim, psikodinami.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., paleont. soyu tükenmiş uçan bir sürüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıt yapımında kullaınlan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., argo hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., bak. Q.E.D.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Laf., bak. q.v.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karbon tarihlendirmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Radyo Görüntü Modu, bir yandan dijital radyo dinlerken, diğer yandan da BRAVIA TV’nizin ekranında en sevdiğiniz fotoğraflar arasında gezinebilmenizi sağlayan bir özelliktir . ‘Duvar kağıdınız’ olarak ayarlamanız için önceden yüklenmiş dört farklı damlacık deseni de mevcuttur. Radyo Görüntü Modunu Fotoğraf Görüntüleme Slayt Gösterisi Modu ile bir araya getirerek, en sevdiğiniz görüntülerden oluşan bir slayt gösterisi ile kendi eğlencenizi yaratabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüfek harbisi; top tomarı; çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tekrar Yazılabilir Tüketici Zaman Kodu, resimlere, çekildikçe otomatik olarak numara verir. 8 mm ve Hi8 videolarda kodlama içinde kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mert, erkekçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırmızı kereste veren bir çeşit ağaç; Kaliforniya'ya mahsus ve dünyanın en yüksek ağacı olan bir cins servi ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şeklini değiştirmek, yeniden tanzim etmek (ev, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kopya etmek, suret çıkarmak; tekrar meydana getirmek; yeniden hâsıl etmek; tekrar çıkarıp göstermek; biyol. doğurmak, yavrulamak, çoğalmak, üremek; aynını yetiştirmek, türetmek; tekrarlamak, yeniden temsil etmek; hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üreme; tekrar hâsıl etme veya husule gelme; hayvan veya bitkilerin üremesi. reproductive s. yeniden hâsıl eden veya olan; zürriyet hâsıl etme kabilinden. reproductive organs üreme organları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. reproduction

çoğaltma

1. Aslına uygun olarak yapılan taklit.

2.Bir sanat eserinin kopyası veya taklidi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction. repro. replica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim Çerçevesi Modu, BRAVIA TV’nizi bir tablo ya da geniş ekran fotoğraf çerçevesi gibi kullanabileceğiniz anlamına gelen, gelişmiş bir özelliktir. Televizyon izlemediğiniz zamanlarda, oturma odanıza çarpıcı bir başyapıt yaratmak için en sevdiğiniz resimleri görüntüleyin ya da önceden yüklenmiş fotoğraflar arasından seçim yapın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiir inşat etmek; bir şeyden fazla heyecanla bahsetmek. rhapsodist i. şiir inşat eden kimse, bir şeyden fazla şairane şekilde bahseden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rapsodi; muhtelif parçalardan düzenlenmiş eser; heyecanlı ve duygusal konuşma. rhapsodical s. heyecanlı. rhapsod'ically z. heyecanla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kökbacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rodos adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rodezya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim .rodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rododendron, açalyaya benzer bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çubuk, değnek; asa; falaka değneği; ceza; kudret, güç; beş metrelik uzunluk ölçüsü. connecting rod oto piston kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Halatın dolap üzerine sarılıp teşkil ettiği yumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil of rope. coil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle; space for playing capoeira. vt: to attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rodage

alıştırma

Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running in. breaking in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kemirici, kemirgen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodeo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A round-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Round-up. an exhibition of cowboy skills an enclosure for cattle that have been rounded up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodeo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a display of skill in 'bronco busting' and roping that began in the 1870s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Freestyle Riding : A heel clicker with one hand holding the crossbar. an exhibition of cowboy skills. an enclosure for cattle that have been rounded up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirciler önünde kovboylann kendi hünerlerini gösterdikleri eğlenti; hayvanları küme halinde toplama veya sürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kuru laf, boş yere övünme, büyük söz; s., nad. övüngen, kuru lafçı; f. büyuksöylemek,övünmek, atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Rh senbolüyle gösterilen beyaz bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhodium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haç; eski dönüm, yeni dönümün onda biri; beş buçuk metreden yedi buçuk metreye kadar değişen bir uzunluk ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat ürününün, özellikle resmin çoğaltılması. Bu işlem genellikle basım yöntemleri kullanılarak yapılır. Bir sanat eserinin bu anlamda çoğaltılması ve röprodüksiyon sayılabilmesi için, özgün yapıtın gerçekte tek nüsha olarak yapılmış olması gerekir. Röprodüksiyonu kopyadan ayıran özellik, onun taklit olmayıp; yalnızca özgün yapıtın özgün tekniği dışında bir teknikle yeniden üretilmesidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tropikal bir ağacın koyu kırmızı ve güzel kokulu odunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayarlı, nallarında buz mıhları olan. ride roughshod over başkasının hakkını yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutsilik, evliyalık; azizler, evliyalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber of industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumberroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box / trunk / store / lumber room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızı veya sarı boya veren bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağacın özlü ve canlı kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iş Hint ağacı; mobilya yapımında kullanılan sertçe bir çeşit sarı Hint ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yaşlı kimselerde görülen deri sertleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavru morina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz tanrısı, Neptün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) on altı yapraklı kağıt tabakası; (i.) ortalama 10x15 cm ebadında olan kitap, (kıs.) 16 mo. veya 16 derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). shoe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kumaş tiftiği, paçavralardan yapılmıs yün; kibarlık taslayan kimse; görünüşte iyi olan kalitesiz şey, taklit; bayağılık, pespayelik; çerçöp, artık, süprüntü; (s). eski yünden yapılmış; taklit, adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

BRAVIA ve Sony Pictures Entertainment arasındaki işbirliği çerçevesinde geliştirilen yeni bir resim ayarı. Filmlerin yönetmenin özgün çalışmasına mümkün olduğunca yakın biçimde izlenmesine olanak sağlayan Sinema Modu doğal ten rengi, aydınlatma, renk ve kontrast gibi ayrıntıları yüksek hassasiyetle verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sinema Modu size gerçek bir film kalitesi sunar. BRAVIA televizyonunuzun uzaktan kumandasındaki Theatre tuşuna bastığınızda, Sinema Modu açılır ve BRAVIA Theatre Sync etkinleştirilir. Sinema Modu ile BRAVIA TV’niz, orijinal filmi birinci sınıf bir film haline getiren tüm renk ve dokularla birlikte, orijinal stüdyo ayarlarına sadık kalır. Sinema Modu en gerçekçi sinema deneyimini yaşadığınızdan emin olmak için bir görüntü geliştirme özelliği olan Motionflow +100Hz özelliğini de devre dışı bırakır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızkardeşlik, kızkardeşlik görevi; rahibeler birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatsizce yapılmış; hareketlerinde ve giyiminde dikkatsiz, pasaklı, şapşal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

4:3 resim, 16:9 biçimine büyütüldüğünde, görüntünün ekranın üst ve alt tarafındaki bölümleri kaybolur. Doğrusal olmayan bir resim büyütme işlevi olan Smart Modu, 4:3 yayının görüntü verilerini gösteren tam format bir 16:9 resim yaratır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. saç filesi; f. saça file geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ded, -ding) çim; çimen parçası; f. çimen parçaları ile kaplamak. under the sod mezarda. the Old Sod İrlanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. soude). Sodyum karbonattan ibaret kimyevî bir madde ki, çamaşır yıkamakta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sodium oxide or hydroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Popularly, sodium carbonate or bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda water. sodium carbonate. sodium bicarbonate. soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sodium salt of carbonic acid; used in making soap powders and glass and paper. a sweet drink containing carbonated water and flavoring; 'in New England they call sodas tonics'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sodium carbonate Soda is commonly used as the alkali ingredient of glass It serves as a flux to reduce the fusion point of the silica when the batch is melted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sodium carbonate, an option for the alkali ingredient in glass, alternative to potash Serves as a flux to reduce the fusion point of silica used in making glass Used in the making of soda glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sodium carbonate Soda is used as the alkali ingredient of glass It serves as a flux to reduce the fusion point of the silica in making glass Soda glass is relatively light, and on heating, it remains plastic and workable over a wide range of temperatures

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewellery trade colloquialism for solder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soda; karbonat, sodyum bikarbonat; çamaşır sodası; sodyum hidroksit; gazoz; maden sodası; dondurmalı ve sodalı bir içecek. soda ash karbonat, nötür sodyum karbonat. soda cracker tuzlu bisküvi. soda fountain büfe, hafif yemekler veren lokanta. soda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkadaşlık; cemiyet; Kat. hayır cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. iyice ıslanmış, sırılsıklam; hamur gibi (ekmek); anlamsız, donuk; ayyaş suratlı; f. iyice ıslatmak veya ıslanmak; donuklaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sodyum. sodium bicarbonate karbonat, sodyum bikarbonat. sodium carbonate adi soda. sodium hydroxide sodyum hidroksit. sodium nitrate Şili güherçilesi, sodyum nitrat. sodium silicate cam suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tevrat'ın ilk kitabında bahsedilen kötülüğü ile meşhur Sodom şehri. Sodomite i. Sodomlu; k.h. homoseksuel erkek, ibne, kulampara. sodomitic(al) s. homoseksüelliğe ait. sodomy i. cinsel sapıklık, livata; homoseksüellik, kulamparacılık, oğlancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Na senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Na

Atom Numarası: 11

Kütle Numarası: 22,990

Yoğunluk: 0,971 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 97,72 °C

Kaynama Sıcaklığı: 883 °C

Doğada en çok sodyum klorür (sofra tuzu) halinde bulunur.

Kağıt, cam, sabun, tekstil, petrol ürünleri ve metal endüstrisinde yaygın olarak kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarboante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium phosphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium nitrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çam; tahtası yumuşak olan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., i. biri, birisi, bir kimse; i. hatırı sayılır kimse, büyük şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony LPEC Codec, bulunduğu aygıtın en yüksek dijital veri akışı ya da sinyalini dağıtıp kaydedebilme özelliğine sahip olmasını garantileyen bir standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara pelin, bot. Artemisia abrotanum; kafuriye, bot. Artemisia arborea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. ıspazmoz kabilinden; ara sıra ve birdenbire vaki olan, birden gelip geçen. spasmodical s. spazmodik; birdenbire gelip geçen. spasmodically z. spazmodik olarak; birdenbire gelip geçerek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi cins ingiliz porseleni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.) eyalet olma durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. oburcasına yedirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağır, sönük, cansız, adi; tok; fazla dolu; hazmı güç; kısa, bodur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stand .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilise meclisi; birkaç kilisenin birleşik kurulu; meclis, toplantı. Holy Synod Ortodoks kiliselerinin en yüksek ruhani meclisi. synodal, synodic(al) s. kilise meclisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok noktalı otomatik odaklama, geniş açıdan makro çekimlere kadar tüm zoom aralığında müthiş net görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamamlanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. Şüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 488 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan New York ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamalanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. İüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 448 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara göre bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan NewYork ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir kuvveti uzak bir mesafeye iletmeyle ilgili veya bu işte kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i Y. Fr ). Isı ener jisi ile hareket enerjisi arasındaki münasebetleri inceleyen fizik kolu

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entropy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermodynamic. thermodynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermodynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Delivery Versus Payment Principle)

Borsa işlemlerinin takasında, tarafların, takasa olan borçlarını ödedikleri nisbette alacaklarının ödenmesi prensibidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), şiir birer hecesi vurgulu olan dört hece grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) en yüksek iyiliğin meydana gelebilmesi için fenalığın gerekli olduğunu iddia ederek Allahın tedbirlerini haklı çıkaran felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teodolit, yatay ve düzey açılan öIçmeye mahsus yer ölçümü aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. termodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mersiye, ağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fas'a mahsus santarak ağacının güzel kokulu kerestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber of commerce. trade chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Açılımı Tagged Image File Format olan TIFF, sıkıştırmasız resim formatıdır. Sıkıştırılmamış görüntüler JPEG’e kıyasla daha büyük dosya boyutuna ve kayıt süresine neden olabilir ancak olağanüstü kalitede görüntüler oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalı, sarmaşık çalısı; 13 kiloluk eski yün tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. bugün; bu günlerde, şimdi; i. bugün, şimdiki zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i çocuk gibi sendeleyerek yürümek; gitmek; i. çocuk gibi sendeleyerek yürüme. toddler i. yeni yürümeye başlayan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak su ve şekerle karıştırılmış bir içki; Hindistan'da bazı hurma ağaçlarından çıkarılan tatlı bir şıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili heyecanlı faaliyet, telaş, gürültü, patırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Antil adalarına mahsus ve böcek yiyen bir çeşit küçük kuş, zool. Todus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tri-Codec yeteneği, CD’nizdeki MP3, WMA ve Atrac3plus parçaları kayıttan çalabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç düğüm veya eklemi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç ayaklı sehpa; fotoğraf sehpası. tripodal s. sehpaya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tread.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mağarada oturan kimse; köşeye çekilmiş veya münzevi kimse; zool. insana benzer maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Trusted™ Platform Modülü çipi, verilere yetkisiz erişimin engellenmesine yardımcı olan önemli güvenlik hizmetleri sağlar. Bu çip, donanım ve yazılım da dahil olmak üzere, platformun kendisini izleyebilir. Parolalar ve şifreleme anahtarları gibi büyük önem taşıyan veriler için tamamen güvenli bir saklama ortamı sağlar. Daha sonra, her bir makineye benzersiz bir kimlik atayarak, dahili akıllı kart işlevi görür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uçuş modunda, örneğin bir uçak ya da hastanede, hassas cihazların etkilenmemesi amacıyla radyo işlevi kapatılır. Gelen aramalar alınamaz ve görüşme yapılamaz,ancak yine de telefonun bazı işlevleri kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extremely modern; 'Dadism and ultramodern art'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla modern, ültramodern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. intibak etmemiş; tertibatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi rahatını feda edemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cismani olmayan; bedenden ayrılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üretimin normalden veya gereğinden az olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farz edilmiş; söylenmeden anlaşılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük orman ağaçları altında büyüyen ufak ağaç veya çalılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlamamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Allaha karşı itaatsiz, dinsiz; kötü, günahkâr; k.dili. pek uygunsuz, pek fena; pek çok. ungodliness i. dinsizlik günahkarlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (radyo) module edilmemiş; makamsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Ortodoks olmayan; geleneklere karşı, adetlere ayklrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. verimsiz, kısır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çağcıl, zamana uygun, güncel, asri, modern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Kurbağagillerden vücutları uzunca, ayakları kısa olan ve çoğu suda yaşayan hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

iPhone, iPod® Classic, Nano ve Touch cihazlarınızı USB bağlantı noktasını kullanarak takın ve müzik arşivinizi dilediğiniz gibi kullanmanın keyfini Sony ses kalitesiyle çıkarın. iPod® ve iPhone cihazlarınızı müzik dinlerken şarj edin.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartarak, bir 120 dakikalık Video8 PAL kasetine 240 dakika kayıt yapılabilmesini sağlar. MiniDV ve Digital8 için kayıt süresi %50 artar. Yani 60 dakikalık MiniDV kasete, 90 dakika kayıt yapılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. damargenişleten ilaç veya sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içinde motosiklet veya bisiklet yarış pisti. olan bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, aşağıdaki video kamera verilerinin ekranda gösterilmesini sağlar. Tarih, Saat, Zaman Kodu, İris, Enstantane ve Beyaz Dengesi. Bir TV’ye bağlı olduğunda veri kodu TV ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu mod, 8cm DVD’ye tek seferlik film kaydetmenize olanak sağlayarak DVD oynatıcılarla daha fazla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu mod, 8cm DVD’ye tek seferlik film kaydetmenize olanak sağlayarak DVD oynatıcılarla daha fazla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. votka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Basit entrikalar üzerine kurulmuş hafif komedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaudeville.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. zencilere has bir çeşit büyü; zenci büyücü; s. zenci büyücülüğüne ait; f. büyü yapmak. voodooism i. zenci büyücülüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Slavca’dan). Vaktiyle bazı yerlerin idaresine memur prenslere denilirdi: Eflâk Boğdan voyvodası.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

17’nci Yüzyılda yaşadığı öne sürülen ve zalimliğiyle ünlü Bosnalı İbrahim Voyvoda aslında 18 yaşında Rabia adlı bir kızdı. Kimsenin baş edemediği Rabia’nın ölümü biraz acı oldu. Bir çengele asıldı ve halkın gözü önünde ölüme terk edildi...

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıcakkanlı; enerjik; tutkulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

renkli zemin üzerinde beyaz süsü olan bir çeşit ingiliz çömleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zengin, hali vakti yerinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. detektif romanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Wednesday.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İskandinavların baş tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlık, kadınlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tahta, kereste, ağaç; odun; orman, koru; s. tahta, ahşap; f. ağaçlandırmak, orman haline getirmek; odun tedarik etmek. woods i., çoğ. orman, koru. wood alcohol odun ispirtosu, metanol, metil ispirtosu. wood coal odun kömürü, mangal kömürü; liny

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filelması, bot. Feronia elephantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanımeli, bot. Lonicera periclymenum;frenk asması, bot. Parthenocissus quinquefolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta basma kalıbı; tahta kalıp ile basılmaş desen veya resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oymacılık; tahtada oyma işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya özgü bir çeşit dağ sıçanı, zool. Marmota monax.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çulluk, zool. Scolopax rusticola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormancılık, orman bilgisi, avcılık; oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. woodblock.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baltacı, odun kesicisi, odun yarıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağaçlı; odunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahtadan yapılmış, tahta, ağaç, ahşap; odun gibi, kalın kafalı; cansız, ruhsuz, etkisiz. wooden horse Truva atı, tahta at. wooden Indian tahtadan oyulmuş kızılderili heykeli; odun gibi adam. woodenware i. tahtadan yapılmış sofra takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ormanlık, ağaçlı arazi; s. ormanlık; ormanda yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaççıl tarla kuşu, zool. Lullula arborea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) baltacı; orman adamı; ormancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzel ötüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçkakan, zool. Picidae. green woodpecker yeşil ağaçkakan, zool. Picus vridis. lesser spotted woodpecker küçük ağaçkakan, zool. Dendrocopus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odun istifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. woodblock.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince otu, yapışkan otuna benzer bir bitki, bel'umotu, bot. Asperula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keresteci, oduncu; korucu, ormancı; ormanda yaşayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ormanla ilgili, orman havası veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç tornacılığı. woodturner i. ağaç tornacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., müz. tahtadan yapılmış nefesli sazlar, tahtalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina içindeki ahşap kısımlar; dülgerlik; tahta işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ormanlık, ağaçlık, ormanı çok; ağaç veya odun cinsinden, oduna benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pelin, bot. Artemisia; acı veren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. deriyi kurutup kabuklaştıran bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedchamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedchamber. bedroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellik, video kaydetmeye devam ederken Memory Stick™ üzerine 640 x 480 piksel çözünürlükte fotoğraf kaydetmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tirol ve İsviçre dağlıları tarzında pesten tize ve tizden pese ani atlayışlarla geçerek türkü çağırmak; böyle çağırılan türkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çekildikleri her bir görüntüye otomatik olarak kasetin alt kod sektörlerine kaydedilen bir numara verilmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. astr. zodyak; burçlar kuşağı; burçlar kuşağının alameti olan şekil. signs of the zodiac 12 burç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zodyaka ait. zodiacal light burçlar ışığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. astronomi). Gök küresinde kuşak biçiminde bir alan. Güneş, görünürde bu kuşak boyunca derece derece yer değiştirerek bir yıl sonunda tekrar çıkış noktasına varır: 12 takım yıldız bu kuşak üzerindedir. Buna göre kuşak 12 kısma ayrılır: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Arslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlan, Kova, Balık.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Zoom Modu, 4:3 filmleri, dikey ve yatay olarak ayarlayarak 16:9 ekrana sığdırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ayak parmakları çift çift olan; i. böyle parmakları olan kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by