Ode ne demek? | Ode anlamı nedir? | Ode

Ode anlamı nedir?

Ode ne demek?

Ode anlamı nedir?

Ode | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir tür lirik nazım şekli, gazel; yüksek şeylerden bahseden vezinli veya vezinsiz uzun şiir; övgü, kaside; böyle şiir için yazılmış müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). modaya uygun; dondurmalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) ev, oturulan yer, ikametgah, mesken; kalma, ikamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). abide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). pozitif kutup , anot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeryüzünün aksi tarafında olan; bir şeyin taban tabana zıddı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çog).. yeryüzünün aksi tarafında bulunan yer; yeryüzünün aksi taraflarında oturanlar; tabiat, mizaç ve ahlâkça bir başkasına taban tabana zıt olan kimse yahut şey; birbirine zıt iki kimse yahut iki şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çirişotu, (bot). Asphodelus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakterilerle ayrışabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. blastoderm, germ yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cins, saf kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işaret olmak, alamet olmak, delalet etmek; eski kehanet etmek, gelecekten haber vermek. bode ill uğursuzluğa delalet etmek. bode well hayra alamet olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kötü ruh, şeytan, iblis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katot, negatif elektrot. cathode ray katot şuası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). bağırsak şeridi; parazit kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kanun, kanunname; dustur şifre; (f). kanun haline getirmek; şifre ile yazmak. Code Napoleon 1804 yılında yururIüğe giren Fransız Medeni Kanunu, Napolyon Kanunu. code of honor düello edenlerin usul ve nizamları. medical code tıp mesleği kanun ve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Coder – Decoder) Bu, ses sıkıştırma sistemlerine verilen addır. Codec sistemleri işitebildiğimiz ve işitemediğimiz sesleri belirler ve ardından yalnızca işitilebilir bilgileri kaydeder. Bu, birkaç yolla yapılabilir. Bunu yapmanın bir yolu, işitme aralığımızın dışındaki sesleri kaydetmemektedir. Diğer yol ise diğer daha yüksek seslerin maskelediği sesleri çıkarmaktır. Alternatif olarak, Codec’ler yalnızca kulağımızın en çok hassas olduğu frekanslara odaklanabilir. Bu yazılım, verilerin daha az depolama alanı kullanması ve daha sonra çalma için geri yüklenebilmesi için verileri küçültebilir ya da sıkıştırabilir. MP3, WMA ve ATRAC3 codec sistemleri örnekleridir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak savunucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kodein.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el yazması kitap, bilhassa eski Kitabı Mukaddes veya klasik metinlerin nüshası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). duygusuz, merhametsiz, hunhar; soğuga karşı hassas; (biyol). soğuk kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekmeceli dolap; konsol, komodin; lavabo; lazımlık, oturak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çürütmek, aşındırmak, yemek; çürümek, paslanmak, aşınmak, yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uçlarında elektron çarptığı zaman parlamak üzere ayarlanmış fosfor tabakası bulunan, böylece ekranda görüntü oluşumunu sağlayan tüpler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şifre çözmek, şifreli yazıyı okumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. decoder

tek. çözücü

Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, Euro AV üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanmaya hazır halde sağlanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superannuated. out of fashion. old-fashioned. out-of-date. behind the times. dated. outdated. outmoded. dowdy. obsolete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. out of style. dowdy. outmoded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion; 'a suit of rather antique appearance'; 'demode attire'; 'outmoded ideas'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). modası geçmiş, demode.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). diod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). taciz etmek, rahatsız etmek; zahmet vermek, külfet yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). on iki açılı şekil,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). on iki yüzlü şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Oniki Ada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Vurmaya ve dövmeye mahsus tokmak veya çekiç.

2.Keser ve balta gibi Aletlerin arkasındaki tokmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). iyi niyetli fakat başarısız toplumsal reformcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Stereo sinyalleri, dört kanal (2 ön, 1 orta, 1 arka mono) kullanılan analog surround sese kodlama/çözme olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II, Dolby® Pro Logic®’in gelişmiş halidir ve ön (sol/sağ) ve arka (sol/sağ) sinyalleri tam frekans aralığı performansında ve gelişmiş kanal ayrımıyla çözer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). on iki veya on ikinciye ait, on ikişer on ikişer; (i). on ikide bir kısım; (çoğ.), (mat.) on iki üzerine kurulan rakam sayma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kitap boyu, yaklaşık olarak 13 x 20 cm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat.) duodenum, onikiparmak bağırsağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizkestanesi ve deniz yıldızı gibi derisi dikenli bir hayvan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (zool.) ektoderm, dış deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra allowance. weighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ectoderme

anat. dış deri

Sinir sistemini ve duygu organlarını oluşturan, embriyonun dış yüzünü örten tabaka.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrod .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sifre etmek, kapamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indoderme

anat. ve bit. b. iç deri

1. Bitkilerin kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç bölümü.

2.Sindirim ve solunum kanallarının iç yüzlerini ve karaciğerin, pankreasın içini örten tabaka.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The inner layer of the skin or integument of an animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The innermost layer of the blastoderm and the structures derived from it; the hypoblast; the entoblast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Ectoderm. the inner germ layer that develops into the lining of the digestive and respiratory systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. iç deri, bağırsağın iç tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. endoderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olay, hadise, vaka; eski Yunan tiyatrosunda bir perde; (roman, piyes,hikaye) bölüm, parça; tefrika; (müz.) kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), şiir eski Yunan şiirinde kısa bir beytin uzun bir beyti takip ettiği manzume şekli; lirik gazelin üçüncü kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kemirmek, yemek; (jeol.) aşındırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) ectoderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). patlatmak, infilak ettirmek;patlamak, infilâk etmek, patlak vermek; boşa çıkarmak, yanlış olduğunu ispat etmek, çürütmek. explode a theory bir kuramı çürütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden haber vermek; (özellikle uğursuz bir şeyi) önceden hissetmek. foreboding (i). kötü bir şeyin vuku bulacağını önceden hissetme, önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. içi billurlu değirmice taş; böyle bir taşın içindeki oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeryüzü ölçmesi ile ilgili. geodesic dome fabrikada yapılan üçgenlerden meydana gelen ve kubbe şeklinde olan hafif bina. geodesic line mat. bir kürede iki nokta arasında çizilen en kısa çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeryüzü düzlemini öIçme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. geodesy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refund. repayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back pay. back payment. payback. proviso for redemption. refunding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay back. draw back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın barsağın son kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( HALİSÜ’D-DEM) (i. A.). Saf kan, kanına başka kan karışmamış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetli, kan beynine sıçramaya hazır. hotch pot, hotchpotch bak. hodgepodge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. deri altına ait; i. iğne, şırınga. hypodermic injection iğne, enjeksiyon. hypodermic syringe deri altı şırıngası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itidalsiz, ıIımlı olmayan, aşırı, ifrata kaçan, çok fazla. immoderately z. aşırı olarak, ifrata kaçarak. immoderateness, immodera,tion i. itidalsizlik, aşırılık, ifrat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utanmaz arsız, iffetsiz açık saçık; hayasız, küstah, haddini bilmez. immodestly z. hayâsızca, kustahça im modesty i iffetsizlik; hayâsızlık, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetle içeriye doğru çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rahatsız etmek, zahmet vermek, taciz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğum, bir sapın iki boğumu arasındaki kısım. internodal (s.) bu kısma ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géodésie

jeol. yer ölçümü

Yerin boyutlarını ve biçimini konu olarak inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geodesy yerölçümbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cathode.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirliliğin üstesinden gelmenin bedelini kirleticinin karşılaması gerektiğini savunan ilke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Afyondan çıkarılan ve öksürüğü kesmeye yarayan b:alkaloit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codeine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codeine , school bag , small time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L.). İlâçların formüllerini gösteren resmî kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codex. pharmacopoeia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Tavuk yeri, kümes

2.(argo) Hapishane: Kodestedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can. choke. clink. cooler. nick. gaol. jail. the cooler. jug. the nick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jug. jailhouse. clink. pen. stir. wire city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanyıldızı, Kutupyıldızı; yol gösterici rehber veya prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. mıknatıs taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak bir çeşit org; bir çeşit akordeon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ortaderi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mésoderme

anat. orta deri

Dış deri ve iç deri arasındaki hücre katmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. makam; gram. kip; man. bir önerme veya karşılaştırmanın şekli; usul, tarz, üslup, şekil; moda; istatistik en çok elde edilen değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. modele). Nümûne, örnek, meşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. Örnek olan. numune. Örnek. kalip. manken. ÖrneĞe gÖre yapmak. model yapmak. modellİk etmek. kalibini Çikarmak. bİÇİmlendİrmek. pattern. sample. specimen. templet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A miniature representation of a thing, with the several parts in due proportion; sometimes, a facsimile of the same size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something intended to serve, or that may serve, as a pattern of something to be made; a material representation or embodiment of an ideal; sometimes, a drawing; a plan; as, the clay model of a sculpture; the inventor's model of a machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything which serves, or may serve, as an example for imitation; as, a government formed on the model of the American constitution; a model of eloquence, virtue, or behavior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That by which a thing is to be measured; standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any copy, or resemblance, more or less exact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who poses as a pattern to an artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suitable to be taken as a model or pattern; as, a model house; a model husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To plan or form after a pattern; to form in model; to form a model or pattern for; to shape; to mold; to fashion; as, to model a house or a government; to model an edifice according to the plan delineated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make a copy or a pattern; to design or imitate forms; as, to model in wax. the act of representing something representation of something a type of product; 'his car was an old model' a simplified description of a complex entity or process; 'the compute

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. pattern. sample. specimen. template. type. form. design. norm. examplar. archetype. mold. mould. make. copy. standard. templet. example. emblem. sampler. fashion plate. former. mannequin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a simplified description of a complex entity or process; 'the computer program was based on a model of the circulatory and respiratory systems'. a type of product; 'his car was an old model'. a person who poses for a photographer or painter or sculptor; '

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A representation of a set of components of a process, system, or subject area, generally developed for understanding, analysis, improvement, and/or replacement of the process [GAO] A representation of information, activities, relationships, and constraint

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A quantitative representation of the relationships among the entities in a system, often used to make predictions about the system For example, scientists at the HBEF have developed models to predict how future pollution levels may affect stream acidity T

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An important function of data mining is the production of a model A model can be descriptive or predictive A descriptive model helps in understanding underlying processes or behavior For example, an association model describes consumer behavior A predicti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A model is the actual data representation for the information at hand Examples are the structural model and the style model representing the parse structure and the style information associated with a document The model might be a tree, or a directed grap

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An interpretation in which expressions of interest to us come out true for that interpretation See interpretation; isomorphism of models; true for an interpretation Cardinality of a model The cardinality of the domain of the model See domain Model of a wf

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visual, mathematical, or three-dimensional representation in detail of an object or design, often smaller than the original A model is often used to test ideas, make changes to a design, and to learn more about what would happen to a similar, real objec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system of postulates, data, and inferences presented as a mathematical description of a phenomenon such as an actual system or process The actual phenomenon is represented by the model in order to explain it, to predict it, and to control it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A representation of a process or system that can be controlled to demonstrate the effects that various actions will have on the process or system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prototype or surrogate of a complex situation It can be a physical model, such as an architectural model of urban design, or a mathematical model of interactions of many variables It is used in simulations for relating various components together or can

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mathematical and geometric projection of activity and the interactions in the transportation system in an area This projection must be able to be evaluated according to a given set of criteria which might include land use, economics, social values, and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mathematical formula designed to price an option as a function of certain variables - generally stock price, striking price, volatility, time to expiration, dividends to be paid, and the current risk-free interest rate The Black-Scholes model is one of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circulation model is any mathematical simulation used to forecast overall financials and circulation levels or revenue Although most modeling today is done with computers, some companies still work models manually, with spreadsheets List modeling is the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In fisheries science, a description of something that cannot be directly observed Often a set of equations and data used to make estimates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A graphical representation of the thing that is to be made, modified, or understood Some of such things cannot be actually observed and felt until they are built while some others cannot be easily understood without the models A preliminary design work th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A model is a particular case of the Modeling Relation which commutes That is it is a successful encoding of a percept into a formal system, the use of that formal system to 'explain' the causal event in the real world, and a decoding back to the real worl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An interpretation in which expressions of interest to us come out true for that interpretation See interpretation; isomorphism of models; true for an interpretation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An analytical tool used by transportation planners to assist in making forecasts of land use, economic activity, travel activity and their effects on the quality of resources such as land, air and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system that describes or predicts an associated process based on the definition of variables, rules and equations A properly-defined model enables analyzing the possible effects of changes in the underlying process based on changes in the model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object that defines, in Entity-Relationship terms, the mapping between enterprise object classes and the database schema This definition is typically stored in a file created with the EOModeler application A model also includes the information needed t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. örnek, model, numune; kalıp, şekil; resim, plan; örnek tutulacak kimse; manken; s. numune veya model olan; örnek tutulmaya lâyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led,-ling) örneğe göre yapmak; model yapmak; biçimlendirmek; defile yapmak; üç boyutlu görünümü vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modelage

oylumlama

Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri, yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Kil ya da balmumu gibi yoğrulabilen malzemelerle üç boyutlu plastik biçim oluşturma anlamına gelir. Bu biçim, heykel yapımında döküm ya da model için kullanılabileceği gibi, sanatsal bir ürün olarak da değerlendirilebilir. Terim resim, çizim ve fotoğrafçılıkta ışık, ton karşıtlığı, renk ve perspektif denetimiyle iki boyutlu biçimlere gerçekteki üç boyutluluk yanılsamasını kazandırmak için yapılan uygulamayı karşılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model maker. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer. styler. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha düşük güçle kesikli flaş. Çekim ayarları yaparken flaş konumunu doğrulamak için kullanılır ve gölgelerin nesne üzerinde düşeceği konumu belirlemede yardımcı olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting as a model for an artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mo(dulateur) dem(odulateur)

bl. çevirge

Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic equipment consisting of a device used to connect computers by a telephone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator-demodulator - a device or program that enables a computer to transmit data over analogue telephone lines Computer information is stored digitally, whereas information transmitted over telephone lines is transmitted in the form of analogue waves

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator/de-modulator A hardware device that allows a computer to transmit and receive information over telephone lines A modem converts digital data from computers into analog data that can be transmitted over the telephone lines Traditional

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator/demodulator: a device, which allows computers to communicate over telephone lines by converting digital signals to analog, and vice versa When you dial in to SBC Yahoo!, your modem is actually placing a telephone call to our POP Modems can be ei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modem converts digital signals from a computer or other digital device to analog signals for transmission over PSTN lines It converts incoming analog signals back to digital signals for the receiving computer or other digital device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows computers to communicate with each other over telephone lines or other delivery systems by changing digital signals to telephone signals for transmission and then back to digital signals Modems come in different speeds: the higher the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hardware device that allows computers to communicate with each other by transmitting signals over telephone lines, enabling what is called 'dial-up access ' Modems come in different speeds The higher the speed, the faster the data are transmitted The fa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator/DEModulator A device that converts between digital signals from the computer and analog signals for communication over a telephone line. modulator/demodulator, a device that can convert digital signals from a computer into analog sound signals f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator/DEModulator Equipment that converts digital signals to analog signals and vice versa Modems are used to send data signals over the telephone network, which is usually analog The modem modulates the 1s and 0s into tones that can be carried by the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A MOdulator/DEModulator A device that can encode digital signals from a computer into analog signals that can be transmitted over analog lines, and vice versa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A communications device that enables a computer to transmit information over a standard telephone line, and the most common way for people to connect to the Internet There are two modems involved in making a connection: one that connects the user's comput

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that enables a computer to transmit information over a standard telephone line Modems can transmit at different speeds or data transfer rates See also baud rate, bps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator, DEModulator A device that you connect to your computer and to a phone line, that allows the computer to talk to other computers through the phone system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modem allows two computers to communicate over ordinary phone lines It derives its name from modulate / demodulate, the process by which it converts digital computer data back and forth for use with an analog phone line. - Devices that convert digital a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator-demodulator A modem is a device or program that enables a computer to transmit data over telephone lines Computer information is stored digitally, whereas information transmitted over telephone lines is transmitted in the form of ana

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That thing that made all those horrible bleeping noises when you logged in to read this Short for modulator/demodulator: a device that converts data between digital and analogue formats Computers 'think' digitally, but telephone lines 'talk' in analogue,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator-demodulator A device or application that permit a computer to transmit data over telephone lines by converting digital data to an analog signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device allowing computers to communicate over telephone lines Acronym for MODulate-DEModulate, meaning that analog information is modulated to digital information and vice versa The current generation of modems is Hays-compatible, operates at 56KB/sec,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that connects your computer to other computers via phone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that enables a user to dial into another computer via telephone lines to send and receive data The most common use of modems is for dialing into an Internet service provider to access the Internet or World Wide Web, though they can also be used t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator/demodulator A device connected between a computer and a telephone line It consists of a modulator that converts digital computer signals into audio signals for transmission over the telephone line and a corresponding demodulator to convert the i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ılımlı, mutedil; orta, ikisi ortası; i. ılımlı kimse. moderately z. mutedil olarak, ılımlı olarak; az çok. moderateness i. ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yatıştırmak, itidale getirmek, yumuşatmak; yatışmak, yumuşamak; azaltmak, hafifletmek; başkanlık etmek, idare etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ılımlılık, itidal; insaf. in moderation ifrata gitmeden, aşırılığa kaçmadan, itidalle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With a moderate degree of quickness; moderately. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderate speed. A tempo direction indicating a moderate pace Also used with other directions, as in allegro moderato, meaning 'moderately fast'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderate tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It : 'moderately' Often used together with other tempo markings, such as 'andante moderato' and 'allegro moderato'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately, in a moderate time [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tempo marking meaning moderate [Tempo Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moderately, in moderate tempo Faster than Andante, slower than Allegro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the classical tempo markings, referring to a medium tempo. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., it., müz. moderato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatıştıran kimse; toplantı başkanı; fiz. yavaşlatıcı madde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde yaşanılan zamana uygun, asrt.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moderne

çağdaş

Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern. new. advanced. contemporary. in the groove. groovy. hip. latterday. neoteric. streamlined. up-to-date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporary. futuristic. modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the present time, or time not long past; late; not ancient or remote in past time; of recent period; as, modern days, ages, or time; modern authors; modern fashions; modern taste; modern practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New and common; trite; commonplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of modern times; opposed to ancient. a typeface distinguished by regular shape and hairline serifs and heavy downstrokes a contemporary person characteristic of present-day art and music and literature and architecture used of a living language;

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a contemporary person. a typeface distinguished by regular shape and hairline serifs and heavy downstrokes. belonging to the modern era; since the Middle Ages; 'modern art'; 'modern furniture'; 'modern history'; 'totem poles are modern rather than prehist

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music written in the 20th century, or contemporary music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music written in the 20th century or contempory music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clean, architectural and streamlined 20th century furniture with roots in the German Bauhaus School of architecture and Scandinavian design Sometimes known as International Style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clean, architectural and streamlined 20th century furniture with roots in the German Bauhaus School of architecture and Scandinavian design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Displaying design characteristics from the late eighteenth century, modern typefaces have an extreme variation between thick and thin strokes, narrow, straight-sided counters, a vertical curve stress; and straight, unbracketed serifs. for philosophical pu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Academy's modern classes incorporate traditional Martha Graham technique with Alvin Ailey, Paul Taylor and Humphrey-Limon styles Other styles included in advanced levels of training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called 'modernist ' In the context of a postmodern vocabulary, the 'modern' does not mean 'contemporary ' In fact, the 'modern' or 'modernism' is seen as out-of-date The 'modern' is understood to have emerged during the 18th century Enlightenment whe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dolls made that are less that 25 years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Items released since the action figure relaunch in 1995. something which is up to date or fashionable made of new materials or designs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As mentioned in the above Collectible definition, dolls made within the last 25 years are considered to be modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to recent times or the present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In art, styles that are cut from the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fashion , fashionable , fashionably , modern , modernistic , modernly , present-day , up-to-date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çağdaş, yeni, asri, çağcıl, modern; i. çağcıl kimse, modern kimse. modernism i. çağcıllık, modernlik; yenilik. modernist i. yenilik taraftarı. moder'nity i. yenilik; çağcıllık. modernize f. modernleştirmek, yenileştirmek. modernness i. modernl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.) (musiki). Üçlülere dayanan klasik armoni kaidelerine uymayan yeni armoni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.) (musiki). Klasik kontrpuan kaidelerine uymayan yeni kontrpuan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Ar. T.) (musiki). Klasik musiki kaidelerine uymayan yeni musiki akımları (batı san’at mukişinde).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who admires the moderns, or their ways and fashions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of the teaching of modern subjects, as modern languages, in preference to the ancient classics. an artist who makes a deliberate break with previous styles of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an artist who makes a deliberate break with previous styles. of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modernisation

çağdaşlaşma

Çağdaşlaşmak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To render modern; to adapt to modern person or things; to cause to conform to recent or present usage or taste. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make repairs or adjustments to; 'You should overhaul your car engine'. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modernisme

çağdaşlık

Çağdaş olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak gönüllü, mutevazı; gösterişsiz; ılımlı; tutarlı; namuslu, iffetli. modestly z. tevazu ile, gösterişsizce. modesty i. alçak gönüllülük, tevazu; iffet; ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde gölgeleri, gölgelemeyi ve ışıklı noktaları kullanarak; biçimlerin gerçek oldukları ve hacme sahip oldukları yanılsamasını sağlama tekniği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. nematod.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden beş sente film seyredilen sinema; eskiden para ile çalınan otomatik pikap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğüm; (bot.) düğüm, nod; (astr.) bir gökcismi yörüngesinin ekliptiği kestiği noktaların her biri; (tıb.) romatizmadan meydana gelen katılık, yumru, şiş; (fiz.) titreşim halinde bulunan bir ip veya telin hareketsiz noktalarından her biri; merkez

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) bir tabakanın on sekiz yaprak olmak üzere katlanmasından meydana gelen (forma veya kitap).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Bazı hallerde yüz, el ve ayaklarda görülen iltihapsız şişkinlik.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun anormal derecede su toplamasına halk arasında istiska; tıp dilinde ise ödem denir. Veya hidrofizi denir. Yüzde, ellerde, ayaklarda veya karında ağrısız şişlikler görülür. Bu şişkinliklerin kaynağı kalp, karaciğer veya böbrek hastalıklarıdır. Tedavi maksadıyla tuzsuz rejim ve aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa, kiraz sapı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 çorba kaşığı arpa ve 3 tutam kiraz sapı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 4 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edema. oedema. dropsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edema , oedema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Verme, Ar. tediye, ifa: Onun ödemesine kalırsa.

2.Tazmin: Bu ziyanı kimin ödemesi lâzım gelir?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payment. pay. payoff. disbursement. settlement. redemption. clearance. conciliation. discharge. inpayment. redress. remuneration. rendering. repayment. satisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. pay. payment. payoff. redemption. satisfaction. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. payment. allotment. disbursing. discharge. liquidation. pay. paying. paying in. paying out. payout. refund. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edemata , oedemata.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order of payment. order / warrant / summons to pay / for payment. payment order / summons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vermek, Ar. tediye, ifa etmek: Ben borcumu ödedim.

2.Bedelini vermek, tazmin etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay. settle. indemnify. repay. pay for. pay out. acquit. ante. ante up. atone for. clear. come across with. defray. disburse. discharge. domiciliate. fee. foot. fork out. fork over. fork up. give. pay in. quit. recoup. redeem. satisfy. shell out. spr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. meet. pay. recompense. reimburse. repay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay. to pay for sth. defray. disburse. discharge. to pay for. fork out or up. pay in. pay off. pay out. pay up. to effect payment. repay. replace. return. satisfy. settle. stump up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redeemable. collect. collect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash on-delivery. cod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payment on delivery. sth which has been sent C.O.D. (cash on delivery. collect-on-delivery charges. charges forward s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Tahsisat. Bir iş için ayrılan para. Örtülü ödenek = Osm. tahsîsât-ı mestûre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appropriation. fund. grant. allocation. allowance. grant-in-aid. award. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. allotment. allowance. bounty. grant. appropriation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. appropriation. subsidy. allowance. personal allowance. annuity. consideration money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir borç veya ziyanın tediye ve ifa veyahut tazmin edilmesi: Bunun ödenmesi, ödenişi ne suretle olacaktır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ödenmek işi. (bk.) Ödeniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defrayal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being paid. being paid for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Verilmek, Ar. tediye ve ifa olunmak: Bu, kolay ödenir bir borç değildir.

2.Bedeli verilmek, tazmin olunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be paid. to be paid for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outstanding amount. outstanding dept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. paid in. settled. paid up. paid-in. paid-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. liquidated. paid out. paid up. paid in. paid off. settled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Paid in Capital)

Esas sermaye sistemine tabi ortaklıklarda, ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recompense. dues. subscription. monthly contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dues. monthly contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of theater in ancient Greece, smaller than the dramatic theater and roofed over, in which poets and musicians submitted their works to the approval of the public, and contended for prizes; hence, in modern usage, the name of a hall for musical or d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. s, odea) tiyatro veya konser binası; eski Yunanistan ve Roma'da müzisyenlerin içinde yarıştıkları ufak tiyatro binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı ödemek, herkesin borcunu vermesiyle alacak verecek kalmamak, hesaplaşmak: Biz onunla ödeşiriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts with each other. square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tediye ettirmek, tazmin ettirmek, bedelini verdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb pay. to pay sb back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb pay (a sum of money. to have sb pay for sth. to exact payments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Vazife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty. obligation. assignment. homework. schoolwork. incumbency. task. theme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homework. obligation. duty. exercise. billet. devoirs. incumbency. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have been given the duty of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has taken sth on as a duty. sb who is on duty. incumbent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâfurlu İngiliz sabunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. demode, modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şairin evvelce yazdığı bir şiirdeki ifade veya fikrin aksini savunduğu şiir; tekzip, inkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özelliğe sahip kaydediciler, SCART üzerinden Pay-TV Dekoderlerine bağlanabilirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda İtalyan şehirlerinde vali veya hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the late 20th-century tendency to distrust objectivity, authority, universality, and moral and ideological absolutes Postmodern artists tend to mix styles, cultures, techniques, and high and low forms of art. a view that social and cultural reality, as we

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In its most general sense, describes the blurring and breakdown of established canons , categories, distinctions, and boundaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previously, philosophy was a study seeking the truth Since the days of Plato we've been attempting to define the Universal Truths by which we can all agree and to determine how we can know these are Universal Truths In the Postmodern world, philosophy tak

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., bak. Q.E.D.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mert, erkekçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şeklini değiştirmek, yeniden tanzim etmek (ev, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rodos adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rodezya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rododendron, açalyaya benzer bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kemirici, kemirgen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodeo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A round-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Round-up. an exhibition of cowboy skills an enclosure for cattle that have been rounded up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodeo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a display of skill in 'bronco busting' and roping that began in the 1870s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Freestyle Riding : A heel clicker with one hand holding the crossbar. an exhibition of cowboy skills. an enclosure for cattle that have been rounded up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirciler önünde kovboylann kendi hünerlerini gösterdikleri eğlenti; hayvanları küme halinde toplama veya sürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yaşlı kimselerde görülen deri sertleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) on altı yapraklı kağıt tabakası; (i.) ortalama 10x15 cm ebadında olan kitap, (kıs.) 16 mo. veya 16 derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony LPEC Codec, bulunduğu aygıtın en yüksek dijital veri akışı ya da sinyalini dağıtıp kaydedebilme özelliğine sahip olmasını garantileyen bir standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi cins ingiliz porseleni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Delivery Versus Payment Principle)

Borsa işlemlerinin takasında, tarafların, takasa olan borçlarını ödedikleri nisbette alacaklarının ödenmesi prensibidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mersiye, ağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Açılımı Tagged Image File Format olan TIFF, sıkıştırmasız resim formatıdır. Sıkıştırılmamış görüntüler JPEG’e kıyasla daha büyük dosya boyutuna ve kayıt süresine neden olabilir ancak olağanüstü kalitede görüntüler oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tri-Codec yeteneği, CD’nizdeki MP3, WMA ve Atrac3plus parçaları kayıttan çalabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extremely modern; 'Dadism and ultramodern art'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla modern, ültramodern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlamamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Kurbağagillerden vücutları uzunca, ayakları kısa olan ve çoğu suda yaşayan hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıcakkanlı; enerjik; tutkulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İskandinavların baş tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağaçlı; odunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahtadan yapılmış, tahta, ağaç, ahşap; odun gibi, kalın kafalı; cansız, ruhsuz, etkisiz. wooden horse Truva atı, tahta at. wooden Indian tahtadan oyulmuş kızılderili heykeli; odun gibi adam. woodenware i. tahtadan yapılmış sofra takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. deriyi kurutup kabuklaştıran bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tirol ve İsviçre dağlıları tarzında pesten tize ve tizden pese ani atlayışlarla geçerek türkü çağırmak; böyle çağırılan türkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by