Of ne demek? | Of anlamı nedir? | Of

Of anlamı nedir?

Of ne demek?

Of anlamı nedir?

Of | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(e.). Keder, şikâyet, yorgunluk, bezginlik ünlemi: Of, bu nasıl iş? Of aman of aman of, bırak Allah aşkına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Tiksinme, nefret gösterir: Öf ne ağır koku, öf ne pis odalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Püf, pöh gibi, bir şeyi söndürmek için üflemeyi taklit eder: Öf üf deyip kandili söndürdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugh!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a general sense, from, or out from; proceeding from; belonging to; relating to; concerning; used in a variety of applications; as: Denoting that from which anything proceeds; indicating origin, source, descent, and the like; as, he is of a race of king

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting possession or ownership, or the relation of subject to attribute; as, the apartment of the consul: the power of the king; a man of courage; the gate of heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting the material of which anything is composed, or that which it contains; as, a throne of gold; a sword of steel; a wreath of mist; a cup of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting part of an aggregate or whole; belonging to a number or quantity mentioned; out of; from amongst; as, of this little he had some to spare; some of the mines were unproductive; most of the company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting that by which a person or thing is actuated or impelled; also, the source of a purpose or action; as, they went of their own will; no body can move of itself; he did it of necessity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting reference to a thing; about; concerning; relating to; as, to boast of one's achievements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting nearness or distance, either in space or time; from; as, within a league of the town; within an hour of the appointed time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting identity or equivalence; used with a name or appellation, and equivalent to the relation of apposition; as, the continent of America; the city of Rome; the Island of Cuba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting the agent, or person by whom, or thing by which, anything is, or is done; by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting relation to place or time; belonging to, or connected with; as, men of Athens; the people of the Middle Ages; in the days of Herod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting passage from one state to another; from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

During; in the course of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ouch ! ow ! oof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oil filters. , prep w dat , from, out of, of, away from, contrary to, by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Degrees, Farenheit; a temperature scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optional Form Source: US EPA. a reserved word used in array type or one-of-a-kind array declarations 4 6, A 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Original finish May be plastic, resin, or china, and are shown without altering their appearance as they came from the factory. prep of [OE of].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An abbreviation representing an open-face watch, which is a watch with a cover on the reverse and a crystal only over the face on the obverse. Xo, tsoh; ok, ohkh; Usage Note: See General Grammar for the usage of each of these words. de. sou.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugh ! Oof ! (expressing disgust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat nin, li, den. of course tabii, beklenildiği gibi. of late son zamanlarda. of note önemli, itibarlı. of oneself kendiliğinden; kendi hakkında. a man of talent hüner sahibi adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aden körfezi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yukarı, yukarıya yukarda; (den). yukarda, armada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). soğuk (davranış), uzak, uzakta, ayrı, açıkta. aloofness (i). uzaklık, kendini uzak tutma, araya mesafe koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sıtma mikrobunu taşıyan ve aşılayan sivrisinek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apostrophe

db. kesme işareti

Özel adlara, kısaltmalara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astrophysique

gök. b. yıldız fiziği

Yıldızların ışığını inceleyen, fizik yapılarını araştıran bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Azak Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kandırarak elinden almak. beguilement i. aklını çelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fayda, yarar, menfaat, çıkar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphanelerde çok değerli veya çok kullanılan kitapların fotografını çekmede kullanılan mikrofilm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliophile

kitapsever

Öz ve biçim yönünden iyi nitelikli kitapları seçen, kitaba tutkuyla bağlı (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roketin fırlatılmasından evvelki ve hemen sonraki olaylar, roketin fırlatılma anı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ing.). Karşısındakini yanıltmak veya yıldırmak için aslı olmayan şeyleri gerçekmiş gibi göstermek, kuru sıkı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bluff

kurusıkı

Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

four flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. guff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

four-flusher. bluffer. dazzler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) hükümet hesabına çalışan araştırmacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bomba geçmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olumsuz cevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). eskiyip bir yana atılmış; (i). kullanılmayan veya istenilmeyen şey veya kimse;(matb). basılacak bir kitabın büyüklük hesabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işveren tarafından işçilerin aylıklanndan sendika üye aidatı kesip sendikaya gönderme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). kloroform; karınca yağı; (f). kloroformla uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çatı arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kahve, kahve ağacı, (bot). Coffea arabica. coffee bean kahve çekirdeği.coffee break ABD çalışma esnasında verilen kahve veya çay molası. coffee cake kahvaltı pastası. coffee cup alafranga kahve fincanı.coffee grounds kahve telvesi. coffee house çayev

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. coffee shop

kahveevi

Kahve içilen yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sandık, kasa, kutu; (gen). (çog). hazine, para; (mim). girintili ve tahta kaplama tavan panosu; (f). sandığa veya kutuya koymak; sandığa veya hazineye yatırmak (para); (mim). kutuya benzer şekillerle süslemek. cofferwork (i)., (mim). sandık şe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim)., (den). batardo, koferdam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tabut; atın toynağı içinde kalan kısım; (f). tabuta koymak. coffin bone atın toynağı içindeki ayak kemiği. coffin nail argo sigara. coffin plate tabut üstüne konulan levha. drive a nail into one's coffin üzüntü veya içki ile öIümünü yaklaştırma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insan veya hayvan kafilesi, birbirine bağlanmış esirler kafilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). subay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). mukabil hücum, karşı saldırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). eve bitişik etrafı duvarla çevrili ufak tarla, küçük çiftlik. crofter (i). bir tarla veya çiftliği kiralayan ve işleten adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kestirme yol; (bir imtiyazın) sona erme tarihi. cutoff point sona erme noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Dijital Doğrudan Çift Sürücü Subwoofer) Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). içten gelen (feryat), bazı Hıristiyan mezheplerinde cenaze merasiminde okunan bir mezmur dept. (kıs). department.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cerh, ret, aksini ispatlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs DC) Washington mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkarmak (elbise); şapkayı çıkararak selâm vermek; atmak, başından savmak. doffer (i). çıkaran kimse; şapkası ile selâm veren kimse; başından savan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toz geçirmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. tımar veya zeamet vermek, tımar şeklinde vermek. enfeoffment i. zeamet verme, tımar veya zeamet fermanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweatsuit. track suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracksuit. sweat suit. track suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warming up. sweat suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) memuriyetle, memuriyetinden dolayı, memuriyet veya mevkiden ileri gelen (üyelik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (bak. fief) (huk). tımar, zeamet, ikta; (f). tımar veya zeamet gibi vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). tımarlı, tımar sahibi, zaim. feoffment (i). tımar, zeamet veya tapu verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. felâsife).

1.Felsefe ile uğraşan.

2.Rind, kalender.

3.Dinsiz.

4.Bilgin.

5.mec. Çok akıllı, (bk.) Filozof.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فيلسوف] filozof, felsefeci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (L. philosophus, Y. philosophos. Ar. feylosof). Felsefe ile uğraşan bilgin. Ar. hakim: Eski filozoflar.

1.Hakim, akıllı, ilim ve irfan sahibi: Filozof adam.

2.Kayıtsız, lâubâli, dünya işlerine ehemmiyet vermez, kalender meşrepli: O filozof adamdır.

3.İtikatsız, dinsiz, Ar. dehrt. (bk.) Feylosof.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher. thinker. original thinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher. philosophical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Hakimlik, felsefe ile uğraşan ilim adamının sıfatı.

2.Kayıtsızlık, laubâlt tavır ve hal, kalenderlik.

3.İtikatsızlık, dinsizlik, inançsızlık, Osm. dehrîlik.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salim, kazadan belâdan uzak; kusursuz, başarı kazanamaması imkansız olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photofinishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD WALKMAN® için koşu gibi hareketli etkinliklerde sorunsuz kullanılmayı sağlayan anti-şok teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tren katarlarında vagon frenlerinden mesul olan memur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) kırma yapmak, kırmak, kıvırmak; (i.) kırma demiri veya kalıbı; kırma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wafer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a waffle-like chocolate cookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), argo ahmak kimse; hata; (f.) hata yapmak. goof up argo bozmak; becerememek, altüst etmek. goof off argo işten kaçınmak, atlatmak, başından atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), argo ahmak akılsız, budala; saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gramophone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonograph. gramophone sesyazar. fonograf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gramophone. phonograph. record player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otluk, samanlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir sofrada yemek yiyenerin beheri, sofra arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kanın normal sürede pıhtılaşmaması şeklinde kendini gösteren, erkeklere has bir çeşit kan hastalığıdır. Halk arasında kanama hastalığı denir. Irsi bir hastalıktır. Doktor tedavisi gerekir. Bu hastalığa tutulanların; az su içmeleri ve limon, portakal, kiraz veya ahududu yemeleri tavsiye edilir. Ayrıca vücudun herhangi bir yerinde kanamaya neden olabilecek davranışlardan da kaçınmaları gerekir.

Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bundan evvel, şimdiye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Suyu kolayca emen: Pamuk hidrofil bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air pressure tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure tank for a water supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek derecede alkol ihtiva eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pituitary gland. hypophysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. hoofs, hooves) f. toynak; toynaklı hayvan ayağı; toynaklı hayvan; f. tekmelemek, tepmek, çifte atmak; gen. it ile, k.dili yaya gitmek, taban tepmek: dans etmek. on the hoof ayakta, sağ, kesilmemiş (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toynak patırtısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bayt. tırnağı sıkışmış, sakat tırnaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toynak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi kayağı; deniz altı yatay dümeni; kayakla su üzerinde giden küçük gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zararsız, kimseye zarar vermez, dokunmaz, incitmez. inoffensively z. zararsızca, incitmeyerek. inoffensiveness i. zararsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. sebepsiz yere asıl mirasçıya zarar veren veya kendisini mirastan düşüren (vasiyetname); vazifesi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. şu kadarki. insofar as ... e kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. instant coffee

hazır kahve

Granül hâline getirilen kahveye sıcak su veya süt eklenerek hazırlanan içecek.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) iyodoform, iyotlu antiseptik sarı renkli bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Independent Order of Odd Fellows.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) yalnız bu sebeple, fiilen, haddi zatında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.9 elinden her iş gelen kimse, becerikli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics. geophysics yerfiziği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geophysicist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cacophonie

ed. ses uyumsuzluğu

Bazı sözlerde, söz öbeklerinde, boğumlanma yerleri aynı veya birbirine yakın seslerin tekrarlanması sonucu söyleyişin güçlüğe uğraması, kulağı rahatsız etmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Müsemmen usûlüne bir zamanlar verilmiş uydurma ad. bk. Müsemmen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( futbol )oyuna başlama vuruşu, ilk vuruş; başlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Bitkilere yeşil renklerini veren madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Oksijen üretmek için ışığı ve karbon dioksiti kullanan, bitkilerde bulunan renk maddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chlorophyll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aerosol püskürtücülerde, soğutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanılan, ozon tabakasının tükenmesine yol açan ana faktör olduğu ve sera etkisine katkıda bulunduğu düşünülen son derece kararlı (kalıcı) bileşikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. kimya). Renksiz, uyuşturucu ve bayıltıcı bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chloroform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chloroform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. claustrophobie

tıp kapalı yer korkusu

Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.İçi boş, kovuk. Ar. ecvef: Kof ceviz, kof ağaç.

2.Zekâsız, bilgisiz, cahil, ahmak, Ar. ecvef: Pek kof adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. empty inside. ignorant. ineffectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüferin büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İçi boş olan şeyin hâli, kovukluk: Bu ceviz kof çıktı.

2.Cahillik, ahmaklık: Bu kadar kofluk olur mu?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («dövülmüş ve kıyılmış» demektir). Kıyılmış etten çeşitli usullerde yapılan ufak toplar veya parçalar hâlinde yemek: Yağda pişmiş köfte: Iskara köfte; kimyonlu köfte; bulgur köftesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meatball. quenelle. rissole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faggot. meatball. croquette. rissole. patty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meatball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köfte satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. = köfte yiyen). Şarlatan, tafra satan, gösterişçi (ekseri takılmak için kullanılır): Seni köftehor senil

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzüm şırasından yapılan kalın pestil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca: Keskin). Kalafatçı demiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırlara yedirilen susam ve kinin posası, küsbesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Yaşlı bitki hücrelerinin plazmalarında meydana gelen ve İçi hücre suyu dolu bulunan boşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) (musiki). Santûra benzer bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işçilerin geçici olarak işten çıkartılması, mecburi işsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roketin ateşlemeden sonra dikey olarak rampasından yükselişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatı arası; çatı arası odası; güvercinlik; güvercin sürüsü; samanlık; kilise balkonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükseğe atmak (top); fezaya yollamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek, âli, bülent; gururlu, mağrur, kibirli; azametli, çalımlı; çok yüksek (fikir). loftily z. mağrurca. loftiness i. yücelik; kibirlilik, gururluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca = nutuk söyleyen). Rum patrikhanesinde rûhânî olmayan bir memur ki, hükümetle patrikler arasında vasıtalık yapardı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lif kabağı; bu kabaktan çıkan banyo lifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Macellan Boğazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri bir cins deniz anası; eski harp gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, alelade; hayale kapılmaz, heyecansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrofilm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılımlı bir yol veya politika güden, ılımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kitap, harita, gazete vs. nin çok küçültülerek çekilmiş fotoğreflarını havi film; bu maksatla kullanılan film.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Sesi alıp kuvvetlendirerek veren elektrikli Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(klasik Osmanlıca’da: MOSKO) (i.). (Rusya’nın başkenti Moskova’ dan). Rusyalı Rus: Moskof çayı; Moskof bezi; Moskof çarı; Moskof kâfiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Rusça, Ruslar’ın tarz ve usûlünde veya dilinde olan: Rus dili: Moskofça, Slav dillerindendir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sedef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güve yemez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. burun ile alın bölgesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. necrophile

ölü sevici

Ölü seven, ölü ile cinsel ilişkide bulunan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. necrophilie

ölü sevicilik

Ölü sevici olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde 2 zamanlı basit ve en küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Teri

Nofollow, kullanıcı etkileşimli web sitelerindeki spamları engellemek için Google tarafından 2005›in başlarında geliştirilmiş bir etiket içi değişkendir. Nofollow ile bir siteye link verirseniz o linki Google görmez. Bir başka deyişle link yerine koymaz. Bu şekilde verilen linkler PageRank değerini etkilemez.

Teknolojik Teri by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kâr gayesi gütmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. offence

sp. atak

Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılan akın.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. offensive

sp. atağa dayalı

Hücum esas alarak kurulan (oyun düzeni).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo, (aşağ.) beyaz ırktan bir kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

OFC (oksijensiz bakır), normal bakıra kıyasla daha iyi elektriksel özelliklere sahiptir. OFC elektrik kablosu, DVD oynatıcılara değişmez güç sağlar

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo başlangıç. from the off başlangıçtan beri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.), edat uzağa; ileriye, ileride; öteye, ötede; yanda; tamamen; uzakta; (s.) uzak; yanlış; uygun olmayan, anormal; bitmiş; görev dışındaki; sağdaki; (den.) denize doğru açılan; edat dan; dan uzak off and on ara sıra. off chance zayıf bir ihtim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), ABD, argo öIdürmek, slang mortlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. off-line

bl. çevrim dışı

Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olmama.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. off-road

sp. arazi yarışı

Her türlü arazi koşulunda özel motorlu araçlarla yapılan yarış.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. off-shore

ekon. kıyı bankacılığı

Bir ülkede vergi mevzuatı, kambiyo sınırlamaları dışında faaliyetini sürdüren bankacılık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayvanın yenemeyen fakat başka işte kullanılan veya atılan kısımları; (İng.) sakatat; çerçöp, süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.), (s.) vurgusuz nota; (s.), ABD, argo olağandışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) New York'un tiyatro merkezinde olmayan (tiyatro); deneysel (tiyatro).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) atılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tabii renkte olmayan; açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kabahat işlemek, suç işlemek; kızdırmak; gücendirmek, darıltmak, hatırını kırmak. offended (s.) küskün, darılmış. offender (i.) suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kusur, kabahat; suç; tecavüz, hücum, saldırı; incitme, gücendirme. commit an offense kabahat işlemek. give offense gücendirmek, kızdırmak. No offense. Gücenmeyiniz. Ayıp olmasın. take offense gücenmek, darılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çirkin, iğrenç; saldırıyla ilgili, hücuma ait; yakışmaz; kötü; hakaret edici; (i.) saldırı, hücum. offensively (z.) tiksindirerek; hücum ederek. offensiveness (i.) tiksindiricilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) takdim etmek, arzetmek, sunmak; teklif etmek, (fiyat) vermek; göstermek; meydana çıkmak görünmek, gözükmek. offer battle savaş açmak. offer for sale satılığa çıkarmak. offer resistance karşı koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teklif; fiyat teklifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teklif; sunulan şey; kilisede toplanan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kilisede para toplanırken orgda çalınan beste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) düşünmeden yapılmış, rasgele yapılmış; (z.) düşünmeden, rasgele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yazıhane, daire, ofis; ticarethane; hizmet, iş, memuriyet, vazife, görev; hükümet dairelerinden biri; bu daireye mensup memurlar; ibadet tören ve ayinleri. officeholder (i.) devlet memuru. office hours çalışma saatleri. police office karakol. post

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) memur; subay; polis memuru; (f.) subaylarını atamak (gemi); komuta etmek, idare etmek. officer of the day o günün komutanı, nöbetçi subay. field officer subay. flag officer amiral, filo komutanı. health officer sağlık memuru. petty officier

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. resmi; memuriyete ait, memura yakışır; i. memur. officialdom i. memur sınıfı, memurlar. officialism i. memur işi; kırtasiyecilik. officially z. resmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. vazifeyle ilgili; i. bir kuruluşun bütün memurları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayin yönetmek; resmi bir görevi yerine getirmek. officiant, officiator i. görev yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazır (ilâç), müstahzar; boya veya eczalarda kullanılan (bitkiler).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gereksiz yerde hizmet veya yardım etmek isteyen, her şeye karışan, işgüzar. officiously z. işgüzarlık ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahilden görülen açık deniz; sahilden ölçülen deniz mesafesi. in the offing yakında, pek uzak olmayan (olay).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., uzak duran, kimseye yaklaşmak istemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., müz. düzeni bozuk (olarak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayrı baskı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-put, -putting) İng. canını sıkmak, soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkân dışında içmek üzere içki satışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-set) denge meydana getirmek: karşılığı ile denkleştirmek; boruya dirsek koymak; ofset usulü basmak; dallanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daldırma dal, fışkırma dal, piç fidan; bir aile veya ırk kolu; bir dağ sırasının ovaya uzanan burnu; mim. duvar kalınlığının azaldığı yerde meydana gelen raf gibi düz çıkıntı; mak. engeli aşması için bir boruya konulan dirsek; ana çizgiden dikey ol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dal; yan çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyıdan uzak; kıyıdan esen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., spor ofsayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süprüntü, çerçöp, kir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ürün; döl, evlât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. sahne arkası; s. sahne arkasındaki, görünmeyen; z. sahne arkasına, sahne arkasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iş dışında; işsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafif grimsi beyaz renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı musikisinde bir mâdeni nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office. department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office. government department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hiddet, gazap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. rage. fury. pet. temper. wrath. bate. berserker rage. choler. displeasure. dudgeon. exasperation. flare. flare-up. frenzy. fume. heat. huffiness. indignation. ire. irritation. paddy. pash. passion. sound and fury. spunk. steam. storm. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. rage. steam. storm. temper. vehemence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. rage. wrath. fret. fume. fury. heat. huff. indignation. ire. irritation. violent temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hiddet ve gazaba getirmek, hiddetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate. to enrage. get sb's blood up. inflame. madden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hiddet ve gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow one's top. get hot under the collar. go off the deep end. see red. blow one's stack. get angry. lose one's temper. work oneself up into a rage. blow up. cut up rough. flame up. flash out. fly out. get hot. grow hot. lash oneself into a fury. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fume. to get angry. to lose one's temper. to be furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry at. to get enraged at. boil over. bristle. to get one's dander up. flame. flip. fly into. foam. fume. get one's rag out. huff. to blow one's mind. to get one's monkey up. rage. rampage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiddetli, kızmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. furious. pissed off. bristly. dyspeptic. enraged. heated. hot-blooded. ill-conditioned. incensed. indignant. inflamed. ireful. purple in the face. rabid. rampant. red-hot. snotty. sore. spunky. vehement. waxy. white-hot. wrathful. wrathy. wrot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. furious. irate. savage. surly. vehement. mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. enraged. watchful. hot tempered. choleric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hothead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. like a bear with a sore head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (hayvan) Derin nefes almak, içini çekercesine solumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usanma ve şikâyet ifadesi olarak of demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe a sigh. grunt with vexation. to grunt with vexation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Oflaz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.İyi, güzel, eksiksiz, tam. 2.Gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen. 3.Becerikli. 4.Eflatun rengi. 5.İşe yarar uygun. 6.Cesur kabadayı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oflaz (Erkek İsmi) Gürbüz, becerikli, eksiksiz, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. Y. botanik). Salepgillerden bir bitki (ophyrs).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offside. off-side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off- side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. offset

düz baskı

Basım işlerinde kâğıt, plastik film vb. malzemelerin ön veya üst yüzeyine yapılan baskı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offset. offset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offset. offset printing. offset printing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., şiir çok kere, sık sık. ofttimes z., şiir çok kere, sık sık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ophtalmologue

göz bilimci

Göz bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gözün yapısı, çalışması ve hastalıkları ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ophtalmologie

göz bilimi

Gözün yapısının, çalışmasının ve hastalıklarının incelendiği hekimlik dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophthalmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophtalmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gözün içini aydınlatıp görmek için kullanılan küçük bir hekim Aleti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sık sık, çoğu kez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autotrophe

biy. özbeslenen

Besinini bağımsız olarak sağlayan, inorganik azot, azotlu madde ve CO2›den protein ve karbonhidratların sentezini yapabilen (bitki).


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. autotrophie

biy. öz beslenme

Besinini bağımsız olarak sağlama, inorganik azot, azotlu maddeler ve karbonhidratların sentezini yapabilme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. dışarıda; i. dışarıda olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak, zor ulaşılan, sapa; acayip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terlik, pantufla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ücret ödeme; k.dili ödül veya ceza; k.dili sonuç, netice, bir meselenin sonu; çıkış noktası; A.B.D., (argo) rüşvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. pedophile

sübyancı

Ergenlik çağına girmemiş çocuklara karşı cinsel ilgi duyan kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. pedophilia

sübyancılık

Sübyancı olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla ışık veren lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. foto ofset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. play-off

sp. üst küme

İçinde bulunulan lig maçlarının bir üst ligi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (spor) rovanş maçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kaba ve yumuşakça bir şeyin veya havası boşalan bir nesnenin çıkardığı sesi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.).

1.Nefret ve istikraha delâlet eder: Pöf, ne kötü koku.

2.Küçümseme edatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avcı ıslığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Can sıkıntısından veya hırstan sesli sesli nefes alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Port of Spain, Trinidad ve Tobago kolonisinin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili profesör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. professor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hürmetsizce kullanma, kutsiyetini bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. bulaştırmak, pisletmek, kirletmek; hürmetsizce kullanmak: kötüye kullanmak, suiistimal etmek; s. kâfir, zındık; adi, bayağı; mukaddes olmayan, cismani, dini işlerden ayrı olan; küfür kabilinden. profanely z. hürmetsizce. profaneness i. kutsal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sözle hürmetsizlik, ağız bozukluğu, küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Üniversite ve yüksek okullarda doçentten bir derece üstün olan öğretim üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professor. prof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prof. professor. profesor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professoriate. professorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. itiraf etmek, açıkça söylemek; iddia etmek, savlamak, taslamak; (inancını) ikrar etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iddia edilen, savlanan; açıklanmış, alenen itiraf edilmiş; sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. iddiaya göre; sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diploma gerektiren meslek; meslek, sanat, iş kolu; iddia; itiraf; söz; inancın açıklanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mesleğe ait, mesleki; ustalıklı; meslek sahibi olan; profesyonel; i. profesyonel kimse. profession- ally z. meslek bakımından, meslekçe, iş için; ustalıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. profesyonellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ordinaryüs profesör; sözlerle açıklayan veya iddia eden kimse. professorship i. ordinaryüs profesörlük; profesörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. profesöre ait. professorially z. profesörce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir İşi meslek edinmiş olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. professional. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career. pro. professional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. professional man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. arzetmek, teklif etmek, önermek; i. teklif, önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ehliyet, maharet, beceriklilik, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ehliyetli, mahir, usta; i. uzman, mütehassıs. proficiently z. maharetle, ustalıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yandan görünüş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. profil

1. yan,

2.mat. yanay

1. Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü.

2.Bir cismin düşey kesiti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profile. side view. side face. half face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profile. side face. form. outline. side view. longitudinal section. section silhouette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread , footprint , moulding , outline , profile , section.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yüzün yandan görünüşü, profil; yüzün yandan çekilen resmi; kısa biyografi, karakter portresi; mim. bir binanın dikey görünüşünün mimari ay- rıntılarını gösteren şekil; grafik, çizge; f. profilini yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kâr getirmek, kazanç getirmek; kazanmak, istifade etmek; faydası olmak, işe yaramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâr, kazanç; menfaat, fayda, yarar. profit motive kâr güdüsü. profit sharing kârı bölüştürme. profit and loss account kâr ve zarar hesabı. gross profit brüt kâr. net profit net kar. paper profits muhtemel kâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kârlı, kazançlı, faydalı. profitabil'ity i. kazançlılık, fayda. profitably z. kazançla, menfaatle, karlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hal ve keyfiyetlerden yararlanarak haddinden fazla para kazanmak; i. vurguncu kimse, fırsatçı kimse. profiteer İng. i. vurgunculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karsız; faydasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uçarı, haylaz; günahkâr; edepsiz; i. müsrif kimse, hovarda. profligacy i. ahlâksızlık; günahkârlık; utanmazlık; hovardalık. profligately z. hovardaca, haylazca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pro forma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proforma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proforma invoice. interim invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok derin; çok malumatlı; engin; çok büyük; i. derinlik, abis; derya, umman. profoundly z. de- rinden; esaslı olarak, tamamen. profoundness i. derinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. derinlik, şümul, genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok, bol; müsrif; cömert; verimli. profusely z. bol bol. profuseness, profusion i. bolluk; müsriflik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) geçirmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ispat, delil, kanıt, tanıt; imtihan, tecrübe, deneme; matb. prova; ayar; alkol derecesi; mat. sağlama; s. dirençli, kuvvetli, dayanıklı; geçirmez; miyar olarak kullanılan; belirli ayarda olan. artist's proof basma resmin ilk provası. proof posi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. provaları düzeltmek, tashih yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matbaa provasını düzelten kimse, düzeltmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Hertz dalgaları yardımıyla aktarılan fotoğraf.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., argo kardan hisse, komisyon; rüşvet; haraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) krallık tarafından tesis olunan kürsüye tayin olunan profesör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azar, tekdir, paylama, sitem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geriye bükük. retroflex'ion i. geriye dönme veya kıvrılma; anat. rahmin ters dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol., kim. B2 vitamini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( argo) hile, desise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yırtılmaz, dikişleri sökülmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dam, çatı; dama benzer şey; f. çatı ile örtmek, üstünü kapamak. roof garden dam üstü bahçesi. roof'ing i. çatı yapma; çatı malzemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olağan, bayağı, alelade, sıradan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beraberliği çözücü yarış; yağmurun emilmeyerek toprak üstünde kalan kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Rüzgâr hızındaki değişimlerin, yüksekliğin ve mesafenin bir fonksiyonu olarak grafik hâlinde gösterilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Çürümeye yüz tutmuş maddelerde üreyen mikrop.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. saprophyte

biy. çürükçül

Doğal olarak hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşayan ve onların çürümesine yol açan (bitki ve organizmalar).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tahkir etmek, alay etmek, eğlenmek; i. hakaret, istihza, alay; küçümseme; alay konusu şey veya kimse. scoff at alay etmek. (informal) dudak bükmek (çoğ, -mata) tıb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlara kulak asmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sıraca illeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. sıracalı; sıraca illetine ait; kötü ahlâklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Selülozdan yapılan saydam bir kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellophane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellophane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yan resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı profesyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yollayış; başlatma; teşvik; veda yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşılık, mukabil; (huk.) borca mukabil sayılan borç; (mim.) çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) su kaldıracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dağılmaz cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kurşun işlemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D). ayak sürterek yapılan dans; bir çeşit tart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili gösteriş yapma; gösteriş yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. durdurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir akıl hastalığı, erken bunama, Osm. ateh-i kable’l-miAd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yün, yapağı.

2.Yünden yapılmış ince bir dokuma cinsi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woolen cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Special Operations Forces. special operations forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength of Function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strength ofFunction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Start of Frame delimiter This Ordered Set is always the first Transmission Word of a Frame It is used to indicate that a Frame will immediately follow and indicates which class of service the Frame will use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Signature on file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evin ortasında olup odaların kapıları oraya açılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hall. anteroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long seat, usually with a cushioned bottom, back, and ends; much used as a comfortable piece of furniture. an upholstered seat for more than one person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hall. long. hall-like room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an upholstered seat for more than one person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Society of Financial Advisers A professional body linked to the Chartered Insurance Institute Membership is open to those who have passed the Institute's examinations for the Advanced Financial Planning Certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Status of Forces Agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SOFA stands for Statement of Financial Activities A charity's SOFA shows all the incoming resources becoming available during the year and all its expenditure for the year, and reconciles all the changes in its funds The SOFA should account for all the fu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Statement of Financial Activities is the main innovation introduced by the SORP It is a method of analysing all income and capital in a way that shows what happened to it, and will be required as part of all charity accounts, even small ones. a long seat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Long upholstered seat for two or more people The name sopha is of Eastern origin and was first used in France about 1680 to designate a divan-like seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Long upholstered seat with back and arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Selectable Optical Filter Assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Status of Forces Agreements set forth the legal standing of U S servicemembers in the host country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Status of Forces Agreement; SOFAs, which establish legal rights and protocols, are negotiated between the United States and each country in which American forces are deployed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loveseat , love seat , chesterfield , davenport , settee , sofa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sedir, kanepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water heater. geyser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geyser. water heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flash heater. Ascot heater. geyser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. kemer, balkon veya merdivenin alt yüzü; taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sûfiyye). Sofulara, mutasavvıflara ait. (bk.) Sofu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Sufi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صوفی] tasavvufla ilgilenen, mutasavvıf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sofya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sophiste

fel. bilgici

Sofizmden yana olan (kimse, düşünce vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Fransızca sophistiqué "Yapmacık, içten olmayan (tavır, davranış, duygu)." anlamındaki bu söz için yapmacık karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sophistiqué

1. yapmacık,

2.karmaşık,

3.fel. yanıltıcı,

4.tekno. karmaşık

1. İçten olmayan (tavır, davranış, duygu).

2.Anlaşılması güç olan (durum).

3.Yanıltma özelliği olan.

4.Üstün teknolojisi olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Bilgicilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca sophisme felsefe "Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı." anlamındaki bu söz için bilgicilik karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sophisme

fel. bilgicilik

Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobili sürüp idare eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chauffeur

sürücü

Karada kullanılan motorlu araçları sürüp yöneten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driving. driver. chauffeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver. motorist. chauffeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chauffeur. driver. coach driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Başlıca yolculukta kullanılan meşin vesaireden daire şeklinde bir yaygı. Kenarlarında bulunan halka veya deliklere geçirilmiş bir kaytanla dolanılıp yere açılınca üstüne ekmek ve yemek konur: Sofrayı açmak, yaymak.

2.Üzerinde yemek yenen sini veya masa.

3.(mec.) Yemek: O adamın sofrası daima açıktır.

4.Makat, oturak yeri. Sofra takımı = Çatal, kaşık, bıçak, tabak gibi sofraay ve yemek yemeye lâzım olan şeyler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table. dinner table. board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table. dining table. meal. table with a meal on it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. dinner table. dining / dinner table. mess. dining room table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table linen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tablecloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tableware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. the dishes. flatware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir konak veya büyük bir dairede ve toplantılarda sofra ve yemek hizmetlerini gören şef garson: Düğün sofracıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sofra hizmetini gören garsonun işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. yumuşak; mülâyim, tatlı, nazik, uysal, latif; sakin, asude; yufka yürekli; zayıf, ince, narin, dayanıksız; hafif; ask. korumasız; kim. bakterilerle ayrışabilen; İng., leh. nemli, ılık (hava); i. yumuşak şey; yumuşaklık; k.dili. ahmak kimse; z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az pişmiş, rafadan (yumurta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak kabuklu (yengeç, kaplumbağa); ılımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. yağlamak, ayartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı sesli (çalgı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («SÜfî» den). Medrese talebesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one attached to a Mohammedan mosque, esp. a student of the higher branches of theology in a mosque school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic adherent. blind follower of a cause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., T. softa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Softa hâli, medrese talebeliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit beysbol; bu oyunda kullanılan top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yumuşatmak, mülâyimleştirmek, gevşetmek; teskin etmek, yatıştırmak; yumuşamak, mülâyimleşmek; yatışmak. softening of the brain tıb. beyin zarının yumuşaması, colloq. beyin sulanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak kalpli, yufka yürekli, merhametli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. software

yazılım

Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompütöre verilen plan, program ve belletmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çam; tahtası yumuşak olan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜFİ) (i. A.) (c. sûfiyyûn). (Yünlü esvap giymeleri münasebetiyle «sof» tan ve daha doğrusu «tasavvuf» kelimesinin de aslı olan ve «hikmet» mânâsına gelen Y. «sofiya» dan.)

1.Tasavvufa ait. Tasavvuf inancına bağlı. Pek dindar, pek sofu bir adamdır, (bk. sofî).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godly. puritan. religious. pious. devout. devotee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who strictly conforms to the laws or principles of his religion. devout. religious. strict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asceticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde 4 zamanlı bir büyük usul. Mürekkep usullerin en büyüğüdür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. ses geçirmez, ses vermez; f. ses geçirmez hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Afrika Cumhuriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık sırtı dam, adi çatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yan ürün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlayan mermi parçalarının geçmesini engelleyen; çatlamaz, dağılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. şaka yapmak, muziplik etmek; i. şaka, müziplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. oyunda beraberlik; mukabil kuvvet, tesirsiz bırakma; ilgisizlik, soğukluk; sonraya bırakma, tehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilgisiz, soğuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınaya karşı dayanıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. plastik mantar, suni köpük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi için sol ve sağ kanallardan beslenen bir düşük frekans hoparlörü. İnsan kulağının, düşük frekanslı seslerin yönünü ayırt edememesi gerçeğine dayanan bir çalışma sistemi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi İçin sol ve sağ kanallardan beslenen düşük frekanslı hoparlördür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir subwoofer amplifikatörü için özel olarak tasarlanmış bir preamp çıkış.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneş geçirmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynamış şekerle tereyağından yapılan şekerleme, karamela; k.dili. kompliman, dalkavukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havalanma; taklit; karikatür; (spor) atlamaya başlanılan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot-water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot-water bottle. hot-water bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) ondan; bu sebepten, bundan dolayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) o vakte kadar, o zamandan evvel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili ima, ihtar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., (argo) kibar adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. taffy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından, gelişmiş dayanıklılığıyla birlikte, özel olarak tasarlanmış koni şekli sayesinde olağanüstü güç ve ses performansı sunan Yenilikçi Subwoofer tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) tek fiyatına satılan iki parça eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akla ve hayale gelmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayri resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meslek standartlanna aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karsız, verimsiz; boş, nafile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çatısını açmak, üstünü açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bahsedilmeyen, adı geçmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünülmemiş, hatıra gelmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. su geçirmez; i. yağmurluk, empermeabl; f. sugeçirmez hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hav. iniş izni vermeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her türlü hava şartlarına karşı dayanıklı, havadan bozulmaz, rüzgâr geçirmez. weather strip, weather stripping pencere keçesi, tecrit şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hali vakti yerinde olan, mutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saygın, itibarlı, makbul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. -den. the person whereof I spoke. bahsettiğim kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keder verici; kederli, hüzünlü; acıklı. woefully z. kederle, hüzünle. woefulness i. hüzün, keder, ıstırap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atkı, argaç; dokum, dokumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havlama sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses yelpazesinin alt frekanslardaki sesleri oluşturmak için tasarlanmış hoparlör sürücüsü birimi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak titreşimlli ses hoparlörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zarar olarak kabul edilen miktar; iptal etme, çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by