Off-road ne demek? | Off-road anlamı nedir? | Off-road

Off-road anlamı nedir?

Off-road ne demek?

Off-road anlamı nedir?

Off-road | Dream Meanings


Yabancı Kelime

İng. off-road

sp. arazi yarışı

Her türlü arazi koşulunda özel motorlu araçlarla yapılan yarış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z) ortalıkta, halk arasında; dışarıda; dış memleketlerde, hariçte; şurada burada, her tarafta; memleket dışına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roketin fırlatılmasından evvelki ve hemen sonraki olaylar, roketin fırlatılma anı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) hükümet hesabına çalışan araştırmacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. geniş enli; hudutsuz; belli, açık; belli başlı, ana, genel, umumi; kaba; serbest, liberal; i. açıklık; (argo) kadın; (argo) fahişe. Broad Church i. ingiliz kilisesinde serbest fikirli zümre. broad bean bakla. broad daylight güpegündüz. broad jump u

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., d.y. raylar arasında 15 m'lik veya daha geniş mesafe olan, geniş hat meydana getiren; A.B.D., mec. her şeyi ilginç bulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık fikirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş omuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balta, savaş baltası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuveyker (kuaker) mezhebine bağlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geniş kenarlı şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s., z. radyo ile yayınlamak, neşretmek; saçmak; etrafa yaymak (dedikodu v.b.); radyo ile yayın yapmak, haber iletmek; saçma suretiyle tohum ekmek; i. radyo yayını; neşriyat, radyo programı; s. yayınlanmış, neşredilmiş; neşriyata ait; saçılmış; z.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince pamuklu,yünlü veya suni ipekten dokunmus kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genişlemek, genişletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eksiz halı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. borda; borda ateşi: geniş taraf: kötü muamele: eskiden halka dağıtılan bir yanı basılmış el ilanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pala; geniş ağızlı kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. Broadway Caddesi: Broadway tiyatro dünyası. offBroadway i. deneysel tiyatro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olumsuz cevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). eskiyip bir yana atılmış; (i). kullanılmayan veya istenilmeyen şey veya kimse;(matb). basılacak bir kitabın büyüklük hesabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işveren tarafından işçilerin aylıklanndan sendika üye aidatı kesip sendikaya gönderme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kahve, kahve ağacı, (bot). Coffea arabica. coffee bean kahve çekirdeği.coffee break ABD çalışma esnasında verilen kahve veya çay molası. coffee cake kahvaltı pastası. coffee cup alafranga kahve fincanı.coffee grounds kahve telvesi. coffee house çayev

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. coffee shop

kahveevi

Kahve içilen yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sandık, kasa, kutu; (gen). (çog). hazine, para; (mim). girintili ve tahta kaplama tavan panosu; (f). sandığa veya kutuya koymak; sandığa veya hazineye yatırmak (para); (mim). kutuya benzer şekillerle süslemek. cofferwork (i)., (mim). sandık şe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim)., (den). batardo, koferdam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tabut; atın toynağı içinde kalan kısım; (f). tabuta koymak. coffin bone atın toynağı içindeki ayak kemiği. coffin nail argo sigara. coffin plate tabut üstüne konulan levha. drive a nail into one's coffin üzüntü veya içki ile öIümünü yaklaştırma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insan veya hayvan kafilesi, birbirine bağlanmış esirler kafilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). subay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). mukabil hücum, karşı saldırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ara yol, yan yol. crossroads (i). değişik yolların birleştiği nokta. at the crossroads dönüm noktasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kestirme yol; (bir imtiyazın) sona erme tarihi. cutoff point sona erme noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkarmak (elbise); şapkayı çıkararak selâm vermek; atmak, başından savmak. doffer (i). çıkaran kimse; şapkası ile selâm veren kimse; başından savan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. tımar veya zeamet vermek, tımar şeklinde vermek. enfeoffment i. zeamet verme, tımar veya zeamet fermanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) memuriyetle, memuriyetinden dolayı, memuriyet veya mevkiden ileri gelen (üyelik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (bak. fief) (huk). tımar, zeamet, ikta; (f). tımar veya zeamet gibi vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). tımarlı, tımar sahibi, zaim. feoffment (i). tımar, zeamet veya tapu verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) kırma yapmak, kırmak, kıvırmak; (i.) kırma demiri veya kalıbı; kırma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayol, cadde, şose, geniş yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zararsız, kimseye zarar vermez, dokunmaz, incitmez. inoffensively z. zararsızca, incitmeyerek. inoffensiveness i. zararsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. sebepsiz yere asıl mirasçıya zarar veren veya kendisini mirastan düşüren (vasiyetname); vazifesi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. akın, baskın, salgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. instant coffee

hazır kahve

Granül hâline getirilen kahveye sıcak su veya süt eklenerek hazırlanan içecek.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( futbol )oyuna başlama vuruşu, ilk vuruş; başlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işçilerin geçici olarak işten çıkartılması, mecburi işsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roketin ateşlemeden sonra dikey olarak rampasından yükselişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, alelade; hayale kapılmaz, heyecansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılımlı bir yol veya politika güden, ılımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo başlangıç. from the off başlangıçtan beri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.), edat uzağa; ileriye, ileride; öteye, ötede; yanda; tamamen; uzakta; (s.) uzak; yanlış; uygun olmayan, anormal; bitmiş; görev dışındaki; sağdaki; (den.) denize doğru açılan; edat dan; dan uzak off and on ara sıra. off chance zayıf bir ihtim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), ABD, argo öIdürmek, slang mortlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. off-line

bl. çevrim dışı

Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olmama.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. off-road

sp. arazi yarışı

Her türlü arazi koşulunda özel motorlu araçlarla yapılan yarış.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. off-shore

ekon. kıyı bankacılığı

Bir ülkede vergi mevzuatı, kambiyo sınırlamaları dışında faaliyetini sürdüren bankacılık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayvanın yenemeyen fakat başka işte kullanılan veya atılan kısımları; (İng.) sakatat; çerçöp, süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.), (s.) vurgusuz nota; (s.), ABD, argo olağandışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) New York'un tiyatro merkezinde olmayan (tiyatro); deneysel (tiyatro).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) atılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tabii renkte olmayan; açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kabahat işlemek, suç işlemek; kızdırmak; gücendirmek, darıltmak, hatırını kırmak. offended (s.) küskün, darılmış. offender (i.) suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kusur, kabahat; suç; tecavüz, hücum, saldırı; incitme, gücendirme. commit an offense kabahat işlemek. give offense gücendirmek, kızdırmak. No offense. Gücenmeyiniz. Ayıp olmasın. take offense gücenmek, darılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çirkin, iğrenç; saldırıyla ilgili, hücuma ait; yakışmaz; kötü; hakaret edici; (i.) saldırı, hücum. offensively (z.) tiksindirerek; hücum ederek. offensiveness (i.) tiksindiricilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) takdim etmek, arzetmek, sunmak; teklif etmek, (fiyat) vermek; göstermek; meydana çıkmak görünmek, gözükmek. offer battle savaş açmak. offer for sale satılığa çıkarmak. offer resistance karşı koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teklif; fiyat teklifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teklif; sunulan şey; kilisede toplanan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kilisede para toplanırken orgda çalınan beste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) düşünmeden yapılmış, rasgele yapılmış; (z.) düşünmeden, rasgele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yazıhane, daire, ofis; ticarethane; hizmet, iş, memuriyet, vazife, görev; hükümet dairelerinden biri; bu daireye mensup memurlar; ibadet tören ve ayinleri. officeholder (i.) devlet memuru. office hours çalışma saatleri. police office karakol. post

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) memur; subay; polis memuru; (f.) subaylarını atamak (gemi); komuta etmek, idare etmek. officer of the day o günün komutanı, nöbetçi subay. field officer subay. flag officer amiral, filo komutanı. health officer sağlık memuru. petty officier

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. resmi; memuriyete ait, memura yakışır; i. memur. officialdom i. memur sınıfı, memurlar. officialism i. memur işi; kırtasiyecilik. officially z. resmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. vazifeyle ilgili; i. bir kuruluşun bütün memurları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayin yönetmek; resmi bir görevi yerine getirmek. officiant, officiator i. görev yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazır (ilâç), müstahzar; boya veya eczalarda kullanılan (bitkiler).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gereksiz yerde hizmet veya yardım etmek isteyen, her şeye karışan, işgüzar. officiously z. işgüzarlık ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahilden görülen açık deniz; sahilden ölçülen deniz mesafesi. in the offing yakında, pek uzak olmayan (olay).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., uzak duran, kimseye yaklaşmak istemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., müz. düzeni bozuk (olarak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayrı baskı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-put, -putting) İng. canını sıkmak, soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkân dışında içmek üzere içki satışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-set) denge meydana getirmek: karşılığı ile denkleştirmek; boruya dirsek koymak; ofset usulü basmak; dallanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daldırma dal, fışkırma dal, piç fidan; bir aile veya ırk kolu; bir dağ sırasının ovaya uzanan burnu; mim. duvar kalınlığının azaldığı yerde meydana gelen raf gibi düz çıkıntı; mak. engeli aşması için bir boruya konulan dirsek; ana çizgiden dikey ol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dal; yan çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyıdan uzak; kıyıdan esen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., spor ofsayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süprüntü, çerçöp, kir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ürün; döl, evlât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. sahne arkası; s. sahne arkasındaki, görünmeyen; z. sahne arkasına, sahne arkasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iş dışında; işsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafif grimsi beyaz renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terlik, pantufla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ücret ödeme; k.dili ödül veya ceza; k.dili sonuç, netice, bir meselenin sonu; çıkış noktası; A.B.D., (argo) rüşvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. foto ofset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. play-off

sp. üst küme

İçinde bulunulan lig maçlarının bir üst ligi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (spor) rovanş maçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. arzetmek, teklif etmek, önermek; i. teklif, önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, railway i., f. demiryolu; f. demiryolu ile taşımak; A.B.D., k.dili ivedilikle geçirmek (mecliste tasarı). narrowgauge railroad dekovil hattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., argo kardan hisse, komisyon; rüşvet; haraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) (rebroad cast veya ed) tekrarlanan (radyo veya televizyon programı); (f.) tekrarlamak; tekrar yayımlamak; naklen yayımlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( argo) hile, desise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sık sık çoğ. dış liman, demirleyecek yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol; demiryolu. road cart iki tekerlekli binek arabası. road hog bütün yolu işgal eden şöför veya arabacı. road machine yolu düzeltme makinası. road metal( ing.) yol yapmaya mahsus kırık taş Out of the road ! Yoldan çekil ! Destur ! take to the roa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol temeli veya yatağı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mânia, yolu kapayan engel .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehir dışında yol kenarındaki lokanta veya gece kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu kıta müdürü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dış liman, demirleyecek yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişilik hafif otomobil; binek atı; bisiklet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolun vasıtalar geçen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idman olarak koşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beraberliği çözücü yarış; yağmurun emilmeyerek toprak üstünde kalan kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tahkir etmek, alay etmek, eğlenmek; i. hakaret, istihza, alay; küçümseme; alay konusu şey veya kimse. scoff at alay etmek. (informal) dudak bükmek (çoğ, -mata) tıb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlara kulak asmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yan resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yollayış; başlatma; teşvik; veda yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşılık, mukabil; (huk.) borca mukabil sayılan borç; (mim.) çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili gösteriş yapma; gösteriş yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. durdurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. kemer, balkon veya merdivenin alt yüzü; taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yan ürün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. oyunda beraberlik; mukabil kuvvet, tesirsiz bırakma; ilgisizlik, soğukluk; sonraya bırakma, tehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilgisiz, soğuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynamış şekerle tereyağından yapılan şekerleme, karamela; k.dili. kompliman, dalkavukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havalanma; taklit; karikatür; (spor) atlamaya başlanılan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili ima, ihtar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., (argo) kibar adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. taffy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden ocaklarında oluklu veya raylı hat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sibirya'yı kateden demiryolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayri resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hav. iniş izni vermeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hali vakti yerinde olan, mutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zarar olarak kabul edilen miktar; iptal etme, çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by