Oft ne demek? | Oft anlamı nedir? | Oft

Oft anlamı nedir?

Oft ne demek?

Oft anlamı nedir?

Oft | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

z., şiir çok kere, sık sık. ofttimes z., şiir çok kere, sık sık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). yukarı, yukarıya yukarda; (den). yukarda, armada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çatı arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). eve bitişik etrafı duvarla çevrili ufak tarla, küçük çiftlik. crofter (i). bir tarla veya çiftliği kiralayan ve işleten adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otluk, samanlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Müsemmen usûlüne bir zamanlar verilmiş uydurma ad. bk. Müsemmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («dövülmüş ve kıyılmış» demektir). Kıyılmış etten çeşitli usullerde yapılan ufak toplar veya parçalar hâlinde yemek: Yağda pişmiş köfte: Iskara köfte; kimyonlu köfte; bulgur köftesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meatball. quenelle. rissole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faggot. meatball. croquette. rissole. patty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meatball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köfte satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. = köfte yiyen). Şarlatan, tafra satan, gösterişçi (ekseri takılmak için kullanılır): Seni köftehor senil

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzüm şırasından yapılan kalın pestil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca: Keskin). Kalafatçı demiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırlara yedirilen susam ve kinin posası, küsbesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatı arası; çatı arası odası; güvercinlik; güvercin sürüsü; samanlık; kilise balkonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükseğe atmak (top); fezaya yollamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek, âli, bülent; gururlu, mağrur, kibirli; azametli, çalımlı; çok yüksek (fikir). loftily z. mağrurca. loftiness i. yücelik; kibirlilik, gururluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılımlı bir yol veya politika güden, ılımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ophtalmologue

göz bilimci

Göz bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gözün yapısı, çalışması ve hastalıkları ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ophtalmologie

göz bilimi

Gözün yapısının, çalışmasının ve hastalıklarının incelendiği hekimlik dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophthalmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophtalmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gözün içini aydınlatıp görmek için kullanılan küçük bir hekim Aleti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sık sık, çoğu kez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak, zor ulaşılan, sapa; acayip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avcı ıslığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. yumuşak; mülâyim, tatlı, nazik, uysal, latif; sakin, asude; yufka yürekli; zayıf, ince, narin, dayanıksız; hafif; ask. korumasız; kim. bakterilerle ayrışabilen; İng., leh. nemli, ılık (hava); i. yumuşak şey; yumuşaklık; k.dili. ahmak kimse; z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az pişmiş, rafadan (yumurta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak kabuklu (yengeç, kaplumbağa); ılımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. yağlamak, ayartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı sesli (çalgı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («SÜfî» den). Medrese talebesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one attached to a Mohammedan mosque, esp. a student of the higher branches of theology in a mosque school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic adherent. blind follower of a cause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., T. softa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Softa hâli, medrese talebeliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit beysbol; bu oyunda kullanılan top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yumuşatmak, mülâyimleştirmek, gevşetmek; teskin etmek, yatıştırmak; yumuşamak, mülâyimleşmek; yatışmak. softening of the brain tıb. beyin zarının yumuşaması, colloq. beyin sulanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak kalpli, yufka yürekli, merhametli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. software

yazılım

Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan programlar, yordamlar, programlama dilleri ve belgelemelerin tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompütöre verilen plan, program ve belletmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çam; tahtası yumuşak olan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by