Oğma ne demek? | Oğma anlamı nedir? | Oğma

Oğma anlamı nedir?

Oğma ne demek?

Oğma anlamı nedir?

Oğma | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(OVMA) (i.). Oğmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the altogether. natural. stark naked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğmak işi, suda, asarak yahut sıkarak öldürme. Boğma boğma = Boğuk boğuk, devamlı olmayıp kesilen, yine başlayan (yağmur vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangulation. stifling. smothering. choke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğazı tıkar gibi olan bir çeşit şiddetli öksürük ve bu öksürükle teşhis edilen hastalığın adı. Daha çok çocuklarda görülür: Boğmaca öksürüSö.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bulaşıcı bir hastalıktır. Tıptaki adı Pertussis’dir. Çoğunlukla 1 ila 4 yaşları arasındaki çocuklarda çok görülür. Ortalama olarak 4-6 hafta devam eder. Hastanın burnu akar, nöbet halinde gelen öksürük görülür. Bazen kusmaya neden olur. Tedavi için kesin yatak istirahati şarttır. Hastaya sık sık fakat az miktarda yumuşak yiyecekler verilmelidir. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri tedavi maksadıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta, bal

Hazırlanışı : 1 adet yumurta, katılaşıncaya kadar kaynatılır. Sarısı ile bir çorba kaşığı bal yenir. Günde bir kere uygulanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whooping-cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whooping-cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğum yeri, mafsal, ukde. Boğmak kemikleri = Mafsallar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boğmak işi. El ile veya ip vesaire ile sıkmak, tazyik etmek.

2.Boğazını sıkıp nefes aldırmamak, ihnak eylemek: İple boğdular.

3.Suya daldırıp öldürmek, gark eylemek: Kediyi denize atıp boğdu.

4.mec. Dara getirip içini sıkmak, tazyik etmek, bunaltmak.

5.Daldırmak, müstağrak etmek: Borca boğdular.

6.Karıştırmak, belli olmayacak surette başka bir şeye karıştırmak: Lâkırdıya boğdu.Sesi boğuk çıkarmak: Sesini boğuyordu. Bir kaşık suda boğmak = Pek fazla kin ve düşmanlık göstermek: Onu bulsa bir kaşık suda boğacak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerdanlık. Kılâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke. strangle. drown. overwhelm. asphyxiate. burke. glut. inundate. jugulate. smother. smother with. stifle. strangulate. suffocate. throttle. whelm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphyxiate. choke. damp. drown. inundate. overwhelm. smother. stifle. suffocate. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strangle. to choke. to suffocate. to drown in. to constrict by binding. to overwhelm with. to conceal under a flood of words. damp. inundate. overwhelm. smother. stifle. strangulate. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boğum ve mafsalları olan, zülmefâsıl: Boğmaklı kemik, kamış.

2.Toygara benzeyen ötücü bir kuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mutlak olarak doğru kabul edilen ve hareket noktası teşkil eden prensip, kaide yahut fikir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dünyaya gelme. Ar. tevellüd, velâdet.

2.Doğudan çıkıp görünme. Osm. tulü: Güneşin doğması.

3.Doğmuş, dünyaya gelmiş. Ar. mütevellid, Fars. zâde. Anadan doğma =

1.O halde dünyaya gelmiş, sonradan olma değil: Anadan doğma kör, sağır.

2.Çırıl çıplak, nasıl doğmuşsa, üstünde hiç bir şey olmaksızın: Anadan doğma bir halde duruyor. Doğm», büyüme = Doğmuş, büyümüş, yerli: Doğma, büyüme şehirliyim.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dogme

fel. inak

Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which is held as an opinion; a tenet; a doctrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A formally stated and authoritatively settled doctrine; a definite, established, and authoritative tenet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A doctrinal notion asserted without regard to evidence or truth; an arbitrary dictum. a doctrine or code of beliefs accepted as authoritative; 'he believed all the Marxist dogma' a religious doctrine that is proclaimed as true without proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a religious doctrine that is proclaimed as true without proof. a doctrine or code of beliefs accepted as authoritative; 'he believed all the Marxist dogma'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A generally held set of formulated beliefs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Those beliefs held as established or put forth as an authoritative or expert opinion, often contained in a secondary or tertiary source, but that have little or no supportive empirical evidence from primary sources Medical dogma is usually derived from un

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Basic beliefs and truths contained in the Bible and the Holy Tradition of the Church as defined by the Ecumenical Councils and the Fathers of the Church Dogma is studied by the field ofdogmatic theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Genus: A set of beliefs Differentia: Accepted on faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A teaching in a religion that is seen as part of that religion's core tradition, spelled out in some specific way that is considered definitive or authoritative Dogmas are common to most religions, and sometimes non-religious systems The Roman Catholic Ch

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The doctrines in which one must believe to attain salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Basic beliefs and truths contained in the Bible and the Holy Tradition of the Church as defined by the Ecumenical Councils and the Fathers of the Church Dogma is studied by the field of dogmatic theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rigid belief in a set of rules or practices. a ) In Christian theology, teachings derived from Scripture, b ) In Romanist theology, permanent teachings of their church which can not be changed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A concept or principle accepted as absolute truth on the basis of unquestioned acceptance of an authority's statement to that effect rather than on the basis of logical reasoning or demonstrated proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A blind belief in things often without a material base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Institutionalized doctrine. any idea, theory, belief claimed as undisputable truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth. rising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born. resurrection. birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being born. rising. birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dogma, inak, doktrin, akide, dini inanç, kaide; kesin söz veya fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native born.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born and grown up at. native. born and bred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dünyaya gelmek, ana rahminden çıkmak. Osm. tevellüd etmek: Siz hangi tarihte doğdunuz?

2.Doğudan belirmek, gökyüzünde gözükmek. Osm. tulü etmek: Güneş, ay, merih doğdu.

3.Zuhur etmek, meydana gelmek: Bu sanat yeni doğdu. Eksik doğmak = Çocuk müddeti gelmeden doğmak. İçe, kalbe, yüreğe doğmak = Malûm olmak. Doğduğuna pişman = Tenbel. Doğduğuna pişman etmek = Ağır ceza vermek: Bir daha yaparsen seni doğduğuna pişman ederim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be born. rise. arise. come about. break through. arrive. begin. emanate. emerge. ensue. grow out of. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arise. arrive. dawn. emanate. result. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be born. to rise. to appear. to arise. to occur (to. come into the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dogmatik, kesin, iman ve itikada ait, kesin kurallarla ilgili; kestirip atan, tartışma kabul etmeyen; kesin. dogmatics (i). dini dogmaların sistematik olarak incelenmesi. dogmatically (z). kesinlikle, katiyetle, tartışma kabul etmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dogmayla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dogmetique

fel. inaksal

Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic. dogmatic inaksal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dogmatizm, inakçıIık, fikir beyan etmede kesinlik. dogmatist (i). dogmatik kimse, kesin fikir beyan eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesin olarak fikrini söylemek veya yazmak; kestirip atmak, tartışmaya meydan vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dogmaları esas alan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intuition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreboding. intuition. presage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze tarhana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(OVMAK) (f.).

1.Elini gezdirip avcuyla sıkmak: Sızlayan organı oğmakla iyi eder.

2.Avuç arasında sıkarak ufaltmak: Tarhana oğmak.

3.Sıkı sıkı bir şeyi sürerek temizlemek ve parlatmak: Bu mangalı, tepsiyi kül ile, limon kabuğu ile ovmalı, tahta ovmak. mec. El oğmak = Şaşırmak, tereddüt etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Artık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koyulaşmak, kalınlaşmak, donmak.

Türkçe Sözlük by