Oğmak ne demek? | Oğmak anlamı nedir? | Oğmak

Oğmak anlamı nedir?

Oğmak ne demek?

Oğmak anlamı nedir?

Oğmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ogmak

Türkçe Sözlük

(i.). Taze tarhana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(OVMAK) (f.). 1. Elini gezdirip avcuyla sıkmak: Sızlayan organı oğmakla iyi eder. 2. Avuç arasında sıkarak ufaltmak: Tarhana oğmak. 3. Sıkı sıkı bir şeyi sürerek temizlemek ve parlatmak: Bu mangalı, tepsiyi kül ile, limon kabuğu ile ovmalı, tahta ovmak. mec. El oğmak = Şaşırmak, tereddüt etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğum yeri, mafsal, ukde. Boğmak kemikleri = Mafsallar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boğmak işi. El ile veya ip vesaire ile sıkmak, tazyik etmek. 2. Boğazını sıkıp nefes aldırmamak, ihnak eylemek: İple boğdular. 3. Suya daldırıp öldürmek, gark eylemek: Kediyi denize atıp boğdu. 4. mec. Dara getirip içini sıkmak, tazyik etmek, bunaltmak. 5. Daldırmak, müstağrak etmek: Borca boğdular. 6. Karıştırmak, belli olmayacak surette başka bir şeye karıştırmak: Lâkırdıya boğdu. 7. Sesi boğuk çıkarmak: Sesini boğuyordu. Bir kaşık suda boğmak = Pek fazla kin ve düşmanlık göstermek: Onu bulsa bir kaşık suda boğacak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerdanlık. Kılâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke. strangle. drown. overwhelm. asphyxiate. burke. glut. inundate. jugulate. smother. smother with. stifle. strangulate. suffocate. throttle. whelm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphyxiate. choke. damp. drown. inundate. overwhelm. smother. stifle. suffocate. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strangle. to choke. to suffocate. to drown in. to constrict by binding. to overwhelm with. to conceal under a flood of words. damp. inundate. overwhelm. smother. stifle. strangulate. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boğum ve mafsalları olan, zülmefâsıl: Boğmaklı kemik, kamış. 2. Toygara benzeyen ötücü bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dünyaya gelmek, ana rahminden çıkmak. Osm. tevellüd etmek: Siz hangi tarihte doğdunuz? 2. Doğudan belirmek, gökyüzünde gözükmek. Osm. tulü etmek: Güneş, ay, merih doğdu. 3. Zuhur etmek, meydana gelmek: Bu sanat yeni doğdu. Eksik doğmak = Çocuk müddeti gelmeden doğmak. İçe, kalbe, yüreğe doğmak = Malûm olmak. Doğduğuna pişman = Tenbel. Doğduğuna pişman etmek = Ağır ceza vermek: Bir daha yaparsen seni doğduğuna pişman ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be born. rise. arise. come about. break through. arrive. begin. emanate. emerge. ensue. grow out of. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arise. arrive. dawn. emanate. result. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be born. to rise. to appear. to arise. to occur (to. come into the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koyulaşmak, kalınlaşmak, donmak.

Türkçe Sözlük by