öğün, övün ne demek? | öğün, övün anlamı nedir? | öğün, övün

öğün, övün anlamı nedir?

öğün, övün ne demek?

öğün, övün anlamı nedir?

öğün, övün | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Önden, ilerden, önde, ilerde: Öğün öğün gitmek.

2.Defa, kere: Bir öğün yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğuk, muhtebes, kesik aralıklı, sağnak zıddı (yağmur vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boğulma, Ihtinak.

2.Sıkılma, ıstırap.

3.Oyalayıp atlatma: Boğuntuya getirmek = Gürültüye getirmek, atlatmak.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Çok defa, ekseriya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. the crowd. bulk. generality. plurality. predominance. preponderance. ruck. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality. majority. the generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. bulk. generality. moneyed people. preponderance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by a majority. mostly. generally. frequently. usually. commonly. in the main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. largely. mainly. mostly. ordinarily. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurial veteran. largely. mainly. mostly. for the most part. predominantly. principally. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Kendi kendisine vurmak, üzüntü ve pişmanlıktan kendi başına ve göğsüne veya dizlerine vurmak: Döğünüp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat one's breast (in sorrow or regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kökin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative majority. proportionate majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meal. repast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mealmeal. meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meal. repast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Anımsanan belirli bir günde doğan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kendini yücelt, gurur duy. 2.Zaman vakit. 3.Kez, defa. 4.Önde, ileride olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Önden, ilerden, önde, ilerde: Öğün öğün gitmek.

2.Defa, kere: Bir öğün yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ağınmak» tan galat). Bayılmak, sıkıp içi ezilmek, (bk.) Ovunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Kendi kendini öğmek.

2.Iftihâr etmek.

3.Kendine güvenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğün, defa, kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğünülecek şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of pride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of pride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Övünmeye yol açan, övünülecek şey. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braggart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boastful. windy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boastfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jactation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boastfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jactation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-praise. boasting. boast. big talk. vaunt. blow. bounce. brag. bragging. egotism. gas. rodomontade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boasting. bragging. taking pride in. blow. boast. brag. egotism. glory. jactitation. pride. vaunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.iftihâr etmek.

2.Kendi kendisini övmek, Osm. temeddüh etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sing one's own praises. praise oneself. boast. be proud. vaunt. pride oneself on. plume oneself upon. brag. crow. exult. gas. glory. pique oneself on smth. plume oneself on. sport. vapor. vapour. talk big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take pride in. to be proud of. to praise oneself. to boast. to brag. blow. crow. to talk through one's hat. perk it. plume. put on the dog. swagger. swell. talk big. to blow one's own trumpet. vapour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute majority. bare / salt / overall / simple majority. clear majority. overall majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1868'den evvel Japonya'da başkumandan. shogunate (i). başkumandanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koyu, kalın, kesif, katı olarak.

2.Kalın, kaba, galiz: Yoğun boyun.

3.Yontulmamış, kaba, terbiyesiz: Yoğun adam.

4.iri, Ar. azîm, cesîm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

busy. compact. concentrated. crash. dense. gross. hectic. intense. intensive. rich. rush-hour. stiff. thick. turbid. peasoupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. concentrated. deep. dense. hard. heavy. intensive. keen. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistent. dense. done. intense. intensive. murky. solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oylumuna oranla ağırlığı çok olan. 2.Dolu, sık. 3.Kalabalık. 4.İri, kaba, kalın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yoğun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoğun hâle gelmek, Osm. tekâsüf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik).

1.Bir cismin hacmine göre ağırlığı, kesafet.

2.Kalınlık, kabalık.

3.Hamlık, terbiyesizlik.

4.İrilik, büyüklük, azamet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compactness. congestion. consistency. denseness. density. depth. intenseness. intension. intensity. thickness. turbidity. volume. consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. density. intensity. thick. thickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by