öğür ne demek? | öğür anlamı nedir? | öğür

öğür anlamı nedir?

öğür ne demek?

öğür anlamı nedir?

öğür | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same age. accustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same age. accustomed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uğur. 2.Samimi, içten dost. 3.Bir şey yapabilmek için ele geçen zaman ya da elverişli durum.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücudun yan tarafı. Ar. cenb, Fars. pehlû. Eli böğründe kalmak = Aciz ve mahrum kalmak. Dağın böğrü = Dağın yanı Boşböğür = Geğrek altı, şakle, sakle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flank. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırmak (öküz, manda, deve).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. to bellow. to moo. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden dikenli bir çalı çeşidi ve meyvesi. Bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişir (rubus fruticosus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry. dewberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry. bramble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tilkiüzümü): Gülgillerden bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır. Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür. Önceleri kırmızı iken sonraları kararır. Yaprakları; çiçekleri açmadan toplanıp, kurutulur. Birçok türü vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Ayaklardaki şişlikleri indirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Ağız, dil, diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir. Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Böğürme sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bülbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pancar (yanlış olarak havuca da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Ekin içinde biten büyük bir cins diken.

2.Anadolu halk sazlarından biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırcık (galat olarak sığırcık dediğimiz kuşun adı; asıl mânâsı «çekirge kuşu» dur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok doğuran (dişi): Doğurgan kadın, kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecund. prolific. fertile. procreant. procreative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. prolific. fecund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fecund. prolific. fertile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. prolificacy. fecundity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. fecundity. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyaya getirme, tevlîd: O kadının pek kolay bir doğurması vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. birth. labour. childbirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parturition. childbirth. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dünyaya getirmek, Osm. tevlîd etmek: Herkesi annesi bir kere doğurur; kedi, senede iki defa ve her defasında birkaç yavru doğurur. Dokuz doğurmak = Büyük bir sabırsızlıkla beklemek, merak etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give birth. bear. have a baby. breed. cause. engender. foal. generate. procreate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. generate. have. mother. produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a child. to give birth to. to cause to arise. to lead to. bear. beget. breed. bring forth. call forth. cause. engender. generate. litter. motivate. procreate. produce. stick to one's ribs. teem. to bring into the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir kadın veya dişinin doğurmasını kolaylaştırmak, doğurmasına yardım etmek, ebelik veya hekimlik etmek Osm. tevlîd ettirmek: Falan kadını kim doğurttu; hangi ebe doğurttu?

2.Gebe bırakıp çocuk yaptırmak: Bir koç, kırk, elli koyunu doğurtabilir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliver. to deliver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assist at childbirth. deliver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viviparous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aktif karbon kullanılarak yapılan soğurma veya adsorpsiyon.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Samimi, içten yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu ata.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kusmak üzere göğüsten bir ses çıkarma.

2.Sığırın böğürmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Göğüsten bir ses çıkaracak surette, kusar gibi olup da yalnız ses çıkararak kusamamak: Gece birinin öğürdüğünü işittim.

2.(sığır) Göğüs(en bağırmak, böğürmek: İnekler öğürüyorlardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to retch. to bellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a retching noise (before or when vomiting. to low. to bellow. gag. retch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvanı) Alıştırmak, terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to make retching sounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to make retching sounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making a retching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making a retching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absorption. absorbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absorbing. absorption. suction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to absorb. to soak up. suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yuğurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticize. impaste. knead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knead. to knead. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knead. mold. mould.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşi bir maya karıştırılarak hususî surette koyulaştırılmış süt: Koyun, inek, manda yoğurdu. Torba yoğurdu = Torbaya konulup süzülmüş olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoghurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoghurt yogurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yoğurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurt yapıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoğurtla yapılmış, yoğurtla karışık: Yoğurtlu kebap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoğurmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koyulaştırmak, basa basa karıp hamur yapmak: Unu su ile karıştırıp iyice yuğurmalı.

Türkçe Sözlük by