öğüş, övüş ne demek? | öğüş, övüş anlamı nedir? | öğüş, övüş

öğüş, övüş anlamı nedir?

öğüş, övüş ne demek?

öğüş, övüş anlamı nedir?

öğüş, övüş | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Öğme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D. sahte, düzme, yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. fight. dogfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirinin boğazına sarılarak hayvanlar gibi güreşmek ve oynaşmak.

2.Çekişmek, münakaşada bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labour. struggle. wrestle. to quarrel. to fight. to struggle. to tussle. to grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be at each other's throat. buffet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sham. put-up job. thrown game. rigged game. collusion. frame- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğuş tarzı, doğum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğma, Ar. tevellüd, velâdet.

2.Meydana çıkma, doğma. Osm. tulü: Doğuştan kör = Anadan doğma kör.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dövme, Ar. darb.

2.Dövüşme, Ar. mudârebe.

3.Vurup ezme. sahk.

4.Topa tutma. (bk.) Dövüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natal. birth. genesis. nativity. origin. rising. nascency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth. offshoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth. rise. generation. genesis. origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soy, cins, Ar. necîb, necâbetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribiriyle kavga veya güreş etmek. Osm. mudârebe etmek: Koçlar, horozlar dövüşüyor, (bk.) Dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innate. congenital. trueborn. inborn. inbred. native. natural. congenitally. naturally. inherently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born. inborn. native. natural. innate. congenital. naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innate. from birth. congenital. born. inborn. natural born. naturally. trueborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kavga veya güreş ettirmek: Koç, horoz döğüştürmek. (bk.) Dövüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dövme, Ar. darb.

2.Dövüşme, vuruşma. Ar. mudârebe.

3.Vurup ezme, Ar. sahk.

4.Topa tutma. (bk.) Döğüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. punch-up. scrap. tilt. affray. set-to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brawl. fight. beating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. beating. scuffle. brawl. battle. combat. fray. maul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi dövüşen, dövüşmeyi seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini dövmek, birlikte dövüş etmek. (bk.) Döğüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. have a fight. combat. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. to fight. to struggle. to combat. to box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fight. to struggle. to clash. carve up. engage. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Dövüştürmek, (bk.) Döğüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pit against each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnsanın, önden, gerdanla bel arasındaki kısmı, sine, Ar. sadr. Geniş, dar göğüs. Göğsüm ağrıyor. Göğüse nişan takmak.

2.Atın vesair hayvanların gerdanıyla ön ayaklarının yukarısı arasındaki ön kısımları: Atın göğsü geniş olmalı.

3.Geminin önü, cephesi. Göğüs göğüse vurmak = Red ve defetmek, karşılamak, mukabele etmek. Göğüs tahtası = Göğsün yukarısı, Ar. re’s-üs-sadr. Göğüs çukuru = Göğsün mideye yakın olan çukur yeri. Tavuk göğsü = Tavuğun göğüs etiyle yapılan bir çeşit muhallebi. Göğüs illeti = Göğüs hastalıklarının beheri. Ar. sell-ir-rie, zîk-ı nefes vesaire. Kumrugöğsü = Bir renk adı. Göğüs geçirmek = İç çekmek. Göğüs germek =

1.Güvenmek, dayanmak: Düşmana karşı göğüs gerdim. Bu işe göğüs gerdi. 2.Oğünmek, iftihar etmek: Göğsümü gere gere söylerim. Göğüs göğüse = Yakından, karşı karşıya, yüz yüze, Fars. rû-be-rû: O kalabalıkta kendisiyle göğüs göğüse geldik. İki taraf askeri göğüs göğüse geldiler: Göğüs göğüse harb ettiler. Göğüs vermek = Mukavemet etmek, dayanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pectoral. mammillary. breast. booby. bosom. chest. bust. thorax. mammo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. breast. chest. thorax. boob meme. brisket. forward part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest. bosom. forward part. breast. heart. thorax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pectoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at close quarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribcage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Göğsü dayamak, göğsü siper ederek karşılamak.

2.Red ve defetmek, karşılıkta bulunmak, mukabele eylemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breast. to stand to. to resist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breast. to push with the breast. to block sb. to interpose oneself. to resist. to intercept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göğsü geniş: Göğüslü adam, at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eskiden, talimde göğsü korumaya mahsus meşinden pusat.

2.Küçük çocukların, üstlerini kirletmemek için, boyunlarına asılıp göğüslerini örten bezden kısa önlük. Göğüslük takmak, pike göğüslük.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest protector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apron. breastplate. dickey. plastorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kantoron, bal.

Hazırlanışı : 250 gram süzme bala 3 tatlı kaşığı dövülmüş kantaron kökü konup, iyice karıştırılır. Günde 3 kere aç karnına birer tatlı kaşığı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gündoğrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunrise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock fight. cockfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Kirişleri yere döşenmiş, yerle beraber oda: Uşaklar koğuşu.

2.Umumî bir dairenin büyük kısımlarından her biri: Kışla koğuşları; yatak koğuşu; yemek koğuşu.

3.Okulun ders yeri, ders okunan salon, sınıf: Okulun koğuşlarını kışın ısıtmalı. Koğuş ağacı, Bartın koğuşu = Kiriş çeşidi kereste.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. dorm. dormitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koğuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Kovuşturmak işi. 2.Suçu bildirilen biri hekkınde yapılan soruşturma ve araştırma, takibat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution. investigation of a case by a legal agency of the state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peşine düşmek, takip etmek, kovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecute. to prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to investigate a crime. to prosecute sb. to take criminal proceedings against sb. to proceed against sb by law. to initiate / to institute / to take / to recur to / to have recourse to le. legal proceedings against sb. prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeni çocuk doğurmuş olup, üreme organları henüz eski halini almamış kadın. Loğusa şekeri = Doğum dolayısıyla sunulması gelenek olan loğusa şerbetini yapmakta kullanılan kırmızı, baharatlı şeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Loğusa olma hâli ve bu hâlin müddeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period of confinement after childbirth. childbed. confinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, tırmanıcı bir bitki (aristolochia).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek çocuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ovuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ovuşturmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sürerek ovmak: Ellerini ovuşturmak, mec. El ovuşturmak = Hayrette kalıp ne yapacağını şaşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. chafe. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub. knead. to rub. to massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to massage. to knead. to rub. to rub together. to wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. chafe. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub. knead. to rub. to massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to massage. to knead. to rub. to rub together. to wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sürülerek ovulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Etin kemiklerinden ayrılıncaya kadar kaynatılmışı, sade suda kaynamış et. (bk.) sövüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiled meat. cold meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat which is cooked by boiling and then served cold. sliced and uncooked and served without any sau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küfür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Söğüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küfürleşmek: Çocukları sövüştürmemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large room where juvenile delinquents are kept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by