Oh ne demek? | Oh anlamı nedir? | Oh

Oh anlamı nedir?

Oh ne demek?

Oh anlamı nedir?

Oh | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(e.).

1.Sevinç yahut bir zahmet ve sıkıntıdan kurtuluş ifadesidir: Oh, hamdolsunl Bugün iyiceyim oh! Oh, ne latif havai

2.Okşama ve teşvik için kullanılır: Oh, benim oğlum!

4.Başkasının ve bilhassa öğüt dinlemeyenin başına gelene memnuniyet gösterir: Oh olsun!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exclamation expressing various emotions, according to the tone and manner, especially surprise, pain, sorrow, anxiety, or a wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See the Note under O.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a midwestern state in north central United States in the Great Lakes region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Single UNIX Specification has historically tried to reduce the number of headers an application has had to include when using a particular interface Sometimes this was fewer than the base standard, and hence a notation is used to flag which headers ar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

OFFICE HEAVY DISTRICT. observation helicopter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Off Hook This is one of the LED indicators found on external modems It indicates that the modem is not connected to a working phone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overhead. flow, sew. organic silt; organic silt clay of low plasticity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fifth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Ohio.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Öyle mi ? Ya ! Sahi ! (şaşkınlık ifade eden kelime), bak. o.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkol, ispirto; içki. alcohol'ic (s)., (i). alkolik, ispirtoya ait; (i). ayyaş. alcoholism (i). alkolizm, içkiye düşkünlük, içkinin vücutta yaptığı tahribat. denatured alcohol mavi ispirto, karışık ispirto, rubbing alcohol tuvalet ispirtosu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Hawaii Hoş geldiniz; Allaha ısmarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Hicri sene, H.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). akort çalan bir çeşit kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kendini hipnotize etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dört köşesi bir yere gelip bağlanmak üzere eşya sarmaya mahsus dört köşeli kumaş.

2.Böyle bir kumaşa sarılmış hediyelik kumaş vesaire.

3.Dört köşeli şal.

4.Seçme ve ufak denk suretinde tütün.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bundle. pack. package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bundle. pack. package. packet. parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bohça ile eşya gezdirip satan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bohçaya sarmak, bohça içinde istif etmek, paket yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bohemian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bohemian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bohemian life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., Bohemyalı; çek dili; çingene, Kıpti; k.h. Bohem, Bohem hayatı yasayan kimse, toplum kurallarını dikkate almadan yaşayan sanatçı ruhlu kimse; s. Bohemya halkına veya diline ait, Bohemya'ya özgü. Bohemianism serbest hayat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. (argo), aşağ. kabiliyetsiz yabancı asıllı işçi; özellikle Balkan asıllı yabancı işçi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hüngür hüngür ağlamak; i. hıçkırarak ağlama sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbonhidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karı koca olarak bir arada oturmak (gen. gayrimeşru şekilde), beraber yaşamak; eski aynı yerde oturmak. cohabitant (i). aynı yerde oturan kimse. cohabita'tion (i). bir arada yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cohabitation

birlikte yaşama

Birlikte oturma, bir arada yaşama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşterek vâris, ortak mirasçı. coheiress (i). ortak mirasçı (kadın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mantıken birbirine bağlı olmak; birbirini tutmak, tutarlı olmak; yapışmak, iltisak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutarlık; uygunluk; yapışma, iltisak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, ahenkli; yapışık, iltisak. coherently (z). tutarlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., elek eski tip dalga reseptörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık; yapışma, iltisak, birleşme; kavuşma. cohesive (s). bağlı; yapışık. cohesively (z). bağlılıkla; yapışık olarak. cohesiveness (i). bağlılık; yapışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ecza). ikinci defa damıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da piyade taburu, kohort, bir lejyonun onda biri; bir grup asker; herhangi bir insan topluluğu; arkadaş; (k).dili işbirlikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etrafına hasır örülmüş büyük şişe, damacana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D.)., k.dili şey, asıl ismi bilinmeyen veya hatırlanmayan bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., paleont. eosen tabakasında fosil halinde bulunan bir çeşit küçük ilkel at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Püf ! Ne fena !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hav.) suni ufuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). samimi, açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birlikte sohbet eden, görüşen, konuşan: Daima iyi adamlarla hem-sohbet olmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم صحبت] sohbet arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Ağzını yaklaştırıp soluğunu bir şeyin üzerine bolca vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociable. pleasant. agreeable. good company. nice to talk to. companionable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasant and easy to talk with. conversable. well spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [خوش صحبت] tatlı sözü, sohbeti tatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmazlık, manasızlık; birbirini tut- mazlık, irtibatsızlık, tutarslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manasız, şekilsiz, abuk sabuk; irtibatsız, birbirine bağlı olmayan, birbirini tutmayan, tutarslz. incoherently z. anlaşılmaz bir şekilde, birbirini tutmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yükseklikleri aynı olan noktalar, eşyükselti.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isohypse

coğ. eş yükselti

Yükseklikleri birbirine eşit olan yerler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yuhanna, Yahya. John Bull millet veya fert olarak İngilizlere verilen isim. John Barleycorn (şaka) içki, viski. John Doe huk. nazari bir davada davacıyı belirleyen ve eskiden kullanılan Zeyd'' veya Amr gibi filan manasına gelen isim. John Dory dülg

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) yüznumara; (argo) fahişenin müşterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili yeni gelen kimse, yeni katılan kimse, tecrübesiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili her zaman yardım etmeye hazır becerikli kimse, Hızır gibi yetişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da su veya süt ile yapılan mısır çöreği; Avustralya'da buğday unu çöreği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. İngiliz yazarı Samuel Johnson'a ait veya ona benzer; süslü üslubu olan, sözü tumturaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tohumları meyvenin içinde bulunan bitkileri içine alan ve birçenekliler ile iklçeneklilerden meydana gelen şube.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linseed. flaxseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(graine de lin): Keten denilen kireçli topraklarda yetişen otsu bir bitkinin tohumudur. İçeriğinde sabit yağ, müsilaj, protein, siyanogenetik bir glikozit olan linamarin vardır. Ketenyağında asitler vardır. Boya ve muşamba sanayiinde kullanılır. Kullanıldığı yerler: Akciğer hastalıkkları bronşit ve soğuk algınlığında faydalıdır. Lavman olarak kullanılırsa kabızlığı giderir. Müzmin öksürüğü keser. Dolama, köpekmemeleri ve her türlü çıbanın tedavisinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyo dalgalarının ölçü birimi, saniyede bin devir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilohertz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one thousand periods per second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilohertz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilocycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 1849'da İngiltere kral tacına konulan meşhur Hint elması; pek kymetli şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) göz sürmesi, rastık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerlahanası, şalgam gibi köklü lahana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eski, eskimiş, kullanılmış, zamanı ve modası geçmiş: Pek köhne döşemesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. fossil. fusty. ramshackle. outdated. oldfashioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapitated. ramshackle. falling into ruin. outdated. outmoded. crummy. decrepit. fusty. musty. tumble- down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کهنه] eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become dilapidated. to become outmoded. to go out of date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrepitude. disrepair. fustiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Loğusa.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bazı loğusalarda görülen ciddi bir hastalıktır. Halk arasında albastı denir. Nedeni, üreme organı yollarında iltihaplanma, doğum esnasında temizliğe yeteri kadar önem verilmemesi veya idrar yollarının iltihaplanması olabilir. Doğumdan 3 veya 7 gün sonra ateş yükselir. Karnın alt bölümünde yumuşaklık hissedilir. Akıntı fazlalaşır ve loğusa genel bitkinlikten şikayet eder. Doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçete de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Civanperçemi, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam civanperçemi konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, yarım kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Loğusalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiftik yünü; tiftik yününden yapılan kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Muhammad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. on beş rupi kıymetinde eski altın Hint parası, mohur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bir su molekülü ile birleşmiş olan eleman veya bileşik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (leh.) hiç bir suretle, asla. noise tnoyz) (i.), (f.) ses, gürültü, patırtı, şamata, velvele, yaygara; haberleşmede gönderiler haberi değiştiren veya karıştıran parazit. enerjide düzensizlik; (f.) gürültü etmek, ses çıkarmak. noise about yaymak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nohut renginde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نخودی] nohut rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baklagillerden bir bitki ve bol nişastalı, toparlak meyvesi. Nohut oda, bakla sofa Küçük evler için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chickpea. chick-pea. gram. chick pea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chickpea. garbanzo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chickpea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cicer arietinum): Baklagiller familyasından 50 cm kadar boyunda, vatanı Akdeniz kıyıları olan, sarımtırak çiçekli, bir yıllık bir tarım bitkisidir. Sebze ve tane olarak yenir. Leblebi yapılır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. argo). T. Kaba bir harekette bulunana karşı söylenir.

2.Hayvanları durdurma önlemi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop!. whoa!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As defined by the International Electrical Congress in 1893, and by United States Statute, it is a resistance substantially equal to 109 units of resistance of the C.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

S. system of electro-magnetic units, and is represented by the resistance offered to an unvarying electric current by a column of mercury at the temperature of melting ice 14.4521 grams in mass, of a constant cross-sectional area, and of the length of 106

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As thus defined it is called the international ohm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German physicist who formulated Ohm's Law a unit of electrical resistance equal to the resistance between two points on a conductor when a potential difference of one volt between them produces a current of one ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of measurement of electrical resistance The resistance of a circuit in which a potential difference of one VOLT produces a current of one ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The electrical unit of resistance The value of resistance through which a potential of one volt will maintain a current of one ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Ohm is the unit of electrical resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of measurement of electrical resistance The resistance of a circuit in which a potential difference of 1 volt produces a current of 1 ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Measure of resistance A resistance of one Ohm allows one ampere to flow when a potential difference of one volt is applied to the resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The derived unit for electrical resistance or impedance; one ohm equals one volt per ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of resistance and impedance One ohm is the resistance of a conductor such that a constant current of one ampere produces a voltage of one volt between the ends of the conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic unit of electrical resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of electrical resistance; the resistance between two points of a conductor when a constant difference of potential of 1 volt, applied between these two points, produces in the conductor a current of 1 ampere. unit of electrical resistance used fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of electrical resistance One ohm corresponds to the resistance at which one volt can maintain one ampere of current. a unit of electrical resistance equal to that of a conductor in which a current of one ampere is produced by a potential of one v

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of electrical resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of electric resistance; one volt per ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of measurement of resistance symbolized by the Greek letter, omega It is named after George Ohm, a 19th century German physicist One ohm is the value of resistance through which an electromotive force of one volt will maintain a current of one am

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of measurement of electrical resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electrical resistance equal to the resistance of a circuit in which an electromotive force of one volt maintains a current of one ampere 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of electrical resistance; e g most loudspeakers are typically 8 ohms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit by which electrical resistance is measured One ohm is equal to the current of one ampere which will flow when a voltage of one volt is applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of resistance Symbolized by the Greek capital letter omega It is defined as the resistance, at 0o C, of a uniform column of mercury weighing 14 451 grams One ohm is the value of resistance through which a potential difference of one volt will maintai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The electrical unit of resistance The value of resistance through which a potential difference of one volt will maintain a current of one ampere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of measurement for electrical resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The standard unit of resistance, reactance and impedance A resistance of 1 ohm will conduct 1 ampere of current when a voltage of 1 volt is place across it. a unit of electrical resistance equal to the resistance between two points on a conductor when a p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German physicist who formulated Ohm's Law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ohm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. elektrik direnç birimi, om. ohmmeter i. elektrik direncini ölçmeye yarayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Çaktım! Tamam! (özellikle hayret veya sevinç ünlemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Öksürük sesini taklitten ibaret alay tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneşin fotoğraflarını çekmeye mahsus teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Koltuklama; beğenme edatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birini lüzumsuz yere yüzüne karşı fazlaca övmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulate. sweeten. to flatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flatter. pamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be flattered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Öf! (sabırsızlık veya küçümseme belirtir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçümsemek, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yasak etmek, engel olmak, resmen menetmek; mani olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yasak; yasak emri; içki yasağı. prohibitionist i. içki yasağı taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yasaklayıcı; engelleyici. prohibitive price satışa mâni olacak kadar yüksek fiyat, aşırı fiyat. prohibitively z. yasak edilecek derecede; engelleyecek şekilde. prohibitiveness s. yasaklayıcılık; engelleyici oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semâhat» ten imüb.). Ziyadesiyle cömert ve eliaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Arkadaşlık.

2.Hazret-i Muhammed’le konuşma: Sohbet-i nebeviyye.

3.Konuşma, görüşme, birlikte oturup söyleşme: Akşamları toplanıp sohbet ederdik, sohbet arasında sözü geçti; sohbeti tatlı bir adamdır. Helva sohbeti = Eskiden helva pişirip yemek için akşamdan sonraları yapılan toplantı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chitchat. confab. chat. conversation. talk. causerie. confabulation. gabfest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banter. chat. chatter. chitchat. conversation. talk. small talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحبت] konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Görüşüp, konuşma, arkadaşlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chat. chatter. converse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chat. to talk. chew the rag. commune. confabulate. converse. diddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Şöhret. Meşhur, şöhret kazanıp ağızlarda gezen: Şöhre-i şehir, şöhre-i Afâk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهره] ünlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Ad verme, ad, san, ün: Filan yerde onun şöhreti vardır, çok şöhret kazandı, buldu. O fabrikanın şöhreti dünyayı tutmuştur.

2.Bir kimsenin herkesçe bilinen isim, mahlas veya lakabı: Kâtip Çelebî’nin Avrupa’ca şöhreti Hacı Halîfe’dir. Şöhret-i kâzibe = Haksızca kazanılan şöhret: Filan şâirin kazandığı şöhret bir şöhret-i kâzibedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bays. fame. laurels. reputation. renown. publicity. celebrity. distinction. kudos. notability. notable. odor. odour. prominence. record. rep. report. repute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrity. eminence. fame. name. record. renown. reputation. repute. standing. stardom. repute ün. famous person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fame. renown. reputation. famous person. agnomen. celebrity. character. distinction. glory. honour. lustre luster. mark. name. notability. note. prestige. prominence. prominent. publicity. rep. report. repute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهرت] ün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şöhretli, ünlü, şöhreti ağızlarda dolaşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. şöhret = nâm, şiâr = iz). Şöhretli, meşhur, ünlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famed. famous. celebrated. illustrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. reputed. famed. renowned. celebrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهرت شعار] ünlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneşin fotoğrafını çekmeye mahsus makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

binbirdelik otu, sarı kantaron, bot. Hypericum colycinum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. töhmet). Töhmetler, suçlamalar, (bk.) Töhmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. töhem). Birini suçfama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. imputation. indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهمت] suç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.İthâm olunmuş.

2.Suçlu, kabahatli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb to whom a crime has been imputed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Töhmet altında olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. tohm).

1.Bitkilerin çiçekten sonra verdikleri tane ki, toprağa gömülünce kendi cinsinden bir bitkinin bitmesine sebep olur, çekirdek.

2.İnsan ve hayvanların tohumu hükmünde olan şey, döl: O adamın tohumu yoktur. Bu atın tohumunu almalı.

3.Bazı böceklerin tohum şeklinde küçük yumurtaları.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

germinal. seminal. seed. germ. ovum. spermo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seed. grain. semen. germ. insect eggs. lineage. family. sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain. seed. sperm. stock. family. egg. embryo. fruit. germ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Kendisinden bitki üreyen tane. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dişi bir hayvanı erkeğinden alınan tohumla sun’İ olarak döllemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inseminate artificially. to fertilize an egg. fertilize the soil. inseminate. seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedy. having seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tohum için ayrılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ovary. suitable for seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. grown or saved for planting. seed. seedbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki elli; iki el ile kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by