Ok ne demek? | Ok anlamı nedir? | Ok

Ok anlamı nedir?

Ok ne demek?

Ok anlamı nedir?

Ok | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yayla atılan mermi ki, ucu sivri, demirden ve arkası tüy şeklinde ince ve kısa bir değnektir: Ok atmak.

2.Ok gibi düz ve uzun ağaç: Araba oku, sapan oku, kirişleme oku. Tatar oku = Zenberekli ok. Tâlim oku, nişan oku = TAlim etmeye ve nişan vurmaya mahsus ok. Ok atımı = Okun vurabileceği mesafe, menzil. Okmeydanı = Okla nişan vurmaya mahsus tâlim meydanı (İstanbul’da bir semt) ve mec. Rüzgâra karşı yer. Ok yaydan çıkmak = iş işten geçmek. Okyılanı = Bir cins engerek yılanı. Ok yemek = Okla yaralanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrow. barb. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrow. tongue. pale. shank. quill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A label given to a PushButton in some DialogBoxes that performs the action of answering 'OK' and closing the DialogBox without implementing any changes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

CSA - Czech Airlines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

CRS Confirmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

LOGI The requested operation was successful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Old Kingdom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A choice that accepts the information in a window and closes it If the window contains changed information, those changes are applied before the window is closed. use the entered values and close the dialog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office Kids,children of office employees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Old Orange Juice On the left On the right Ouakha Qadim Assir limoun Ala Shmal Ala Limen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Regular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A button with Ok means 'click on this if you want to go ahead and do this. a state in south central United States. an endorsement; 'they gave us the O K to go ahead'. sentence-initial expression of agreement. being satisfactory or in satisfactory conditio

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

O.K. , OK , okay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Oklahoma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

., OK ünlem,s.,i.,f. (OK'd, OK'ing) Peki! Doğru!; s. geçer; iyi, makbul; i. tasdik,rıza, uygun görme; f. peki demek, tasdik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halitosis. whim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor. family doctor / physician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akrep; sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğuyla zehirli bir iğnesi olan böcektir. Akrep soktuğunda yapılacak ilk iş; soktuğu yerin altını ve üstünü sıkıca bağlamaktır. Sonra; iğnenin bulunduğu yer, iki parmak arasına alınıp, kan akıncaya kadar sıkılır ve üzerine amonyak sürülür.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Domates. 2- Sirke ve Sarımsak

Hazırlanışı : 1- Olgun bir domates, tam ortasından kesilir ve akrebin soktuğu yere temiz bir bezle bağlanır. 2- Sokulan yer steril bir jiletle kanatılıp, emilir. Sirke ile yıkanır. Sarmısak lapası bağlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk oymaklarının (aşiretlerinin) çalı çırpıdan ve çitten meskenleri. Oba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft-boiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Pekvâne denilen bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ipeka): Güney Amerika’da yetişen bir bitkidir. Kullanılığı yerler:Az miktarda kullanıldığı takdirde tatlandırıcıdır. Yüksek dozlarda kullanılırsa kusturur, ishal yapar. Müzmin bronşitte ifrazatı artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). amuck.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taproot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindergarten. playgroup. nursery school. playschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school. kindergarten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasiye, halk idaresine aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Toksinleri zararsız kılmak için vücudun çıkardığı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antitoxin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Triyas devri tabakalarında bulunan birtakım fosillere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Arı; bal ve balmumu yapan fakat, iğnesiyle sokan bir böcektir. Hassas bünyeli kimseleri soktukları zaman,onların şok geçirmelerine neden olabilirler. Eşek arıları ise; bal arılarına nazaran daha tehlikelidir. Arı sokmasında yapılacak ilk iş; arının iğnesini, ucu yakılmış bir iğne ile çıkarmaktır. Sonra arının soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca boğulur. Üzerine soğuk su dökülür.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Maydanoz. 2- Arpa unu, sirke.

Hazırlanışı : 1- Bir demet taze maydanoz iyice dövülür ve arının soktuğu yere sarılır. 2- Arpa unu, sirke ile karıştırılıp hamur yapılır. Arının soktuğu yere sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Aristokratlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy soyluerki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sınıf farkı güden ülkelerde asîl sayılan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. aristocratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. blue blood. silk stocking. upper- crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street. back alley. back / side street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) enginar, (bot) Cynara scolymus Jerusalem artichoke beyaz yerelması, yıldız kökü prickly artichoke kenger, yaban enginarı, bot Cynara cardunculus wild artichoke yabani deve dikeni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call-up of recruits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). awake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir. Aybaşı yokluğunun nedeni gebelik değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir cezve suya bir kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp süzülür. Ilık ılık içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yanmadan oluşan, havaya bırakılınca zehirli hâle gelen kirletici madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ters vuruş, geri tepme; sırt üstü yüzüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ultra kompakt bilgisayarlara ek arayüzler sağlamak için tasarlanmış bir donanım birimi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bangkok

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce). Klâsik Rönesanstan sonra başlayan bir mimarî ve süsleme üslûbu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baroque. baroque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baroque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baroque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakeven point. break-even-point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning point. starting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Önde olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Western Block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. bazuka, bir çeşit tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Broadband eBook (BBeB), elektronik kitaplar için Sony tarafından geliştirilmiş bir biçimdir. BBeB biçimindeki yeni kitaplar genellikle yalnızca ABD web sitelerinden ABD’li tüketicilere satılsa da, birçok web sitesi bu Reader ile uyumlu biçimde “telif hakkı dışında” ücretsiz e-kitaplar sağlamaktadır. BBeB belirtimi, Sony tarafından büyük kitapların (250 sayfadan fazla) küçük bir dosya boyutuna sığdırmak ve sınırsız içerik kopyalamayı engellemek için Açık MG kopya korumasını uygulamak amacıyla geliştirilmiştir. Yeni açık EPUB dosya biçimi BBeB’nin kitapseverlere sunduğu avantajların birçoğuna sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Tohumun içinde, embriyonu çevreleyen kısım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göstermek, delâlet etmek, işaret etmek, (bir şeyin)alâmeti olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. betake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir hayli, oldukça çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good few. a lot. multiple. various. manifold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. multiple. numerous. umpteen. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lot of. diverse. not a few. many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kimyanın organlardaki kimyevî hadiseleri inceleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biochemistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biochemistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (I ince okunur). Oldukça büyük ve ağır kitle. Bütün halinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. bloc. complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloc. block. writing-pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Russian poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. writing pad. apartment building. bloc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Russian poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

construction of apartment buildings abutting against each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MPEG dijital video sıkıştırması, piksellerden oluşan kare alanların sıkıştırılması temeline dayanır. Bazı koşullarda, resimde blok parazit olarak adlandırılan bozulmalar meydana gelebilir. Blok Parazit Azaltma işlemi, parazit bloklarını işleyerek görünmez olmalarını sağlar.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Block Sale)

Emir miktarı şirketin ödenmiş/çıkarılmış sermayesinin % 10’unu aşan satış işlemidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. blocking. turned letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyin tedavülüne, hareketine engel olmak: Bankadaki parası bloke edildi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bloqué

kullanılması önlenmiş, el konulmuş

Kullanılması önlenmek amacıyla el konulmuş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked. stopped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man who is old and/or eccentric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) herif, adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked cheque. stopped cheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Kalın ağaçlardan yapılmış küçük istihkâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Defter halinde birleştirilmiş not kâğıtları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad. notepad. writing pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block of neutral countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böceğin ısırdığı yerde şiddetli kaşıntı, kızarıklık ve şişlik görülür. Böceğin zehirli olabileceğini düşünerek aşağıda tarif edilen işlem yapılır. Vakit kaybetmeden böceğin soktuğu yerin alt ve üstünden sıkıca bağlanır. Sonra böceğin soktuğu yer iki parmak arasına alınıp, sıkılır ve zehirli kanın akması sağlanır. Daha sonra aşağıdaki reçetelerden biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pırasa

Hazırlanışı : 1 adet pırasa uzunlamasına yarılıp, böceğin soktuğu yere sarılır. 1 saat sonra yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's food only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dışkı, pislik, mec. Hor görülen, tiksinilen şeyler için kaba konuşmalarda söylenir: Şu bokun yaptığına bak.

2.Kaba konuşmada güç durum ifade eder. Boynuna kadar boka battı. Bok atmak = Leke sürmek. Bokböceği = Kınkanatlılardan, gübrelik yerlerde yaşayan bir böcek (geotrupes stercorarius). Bok canına olsun = Nefretli bir bıkkınlığı ifade eder. Bok etmek = Bozmak, berbat etmek. Bok üstün bok = Çok berbat. Bokyedibaşı — Üstüne vazife olmayan işlere karışan; her işe burnunu sokan. Bok yemek = Pek yakışıksız bir iş yapmak. Bok yemek düşmek = Hiç bir hakkı ve yetkisi olmamak. Bok yemenin Arapçası = Halt etmenin, yakışıksızlığın büyüğü. Boka nispetle tezek amberdir = Kötü bir şeyin yanında daha az kötü olanının iyi göründüğünü ifade eder. Boku bokuna = Pisi pisine, yok yere. Boku püsürü = Bir şeyin bölük pürçük bağlantıları. Bokunu çıkarmak = «Bok etmek» mânâsına gelir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit. dung. excrement. faecal matter. faeces. crap. bullshit. turd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shit. feces. excrement. worthless. a mess. turd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dung beetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kahraman, güçlü kimse. 2.Önder, başkan, reis. 3.Kabadayı, cesur efe. 4.Güreşçi, pehlivan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Berbat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berbat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berbat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shitty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötülük, şüpheli durum: Eninde sonunda bir bokluk çıkacak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing). Belirli kaidelere uyularak yapılan yumrukla döğüşme sporu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. boxe

sp. yumruk oyunu

Belirli kurallara uyularak yapılan yumruk dövüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fistic. fistical. boxing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, ‘ring’ kelimesi, İngilizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle ‘ring’ denilir. Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önlenirdi. Ayrıca sahnedeki boksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek isteğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü uygulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, “ring” kelimesi, İnglizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle “ring” denilir.

Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önerilirdi. Ayrıca sahnedekiboksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek istediğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü ugulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauxite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Fr.). Boks yapan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. boxeur

sp. yumruk oyuncusu

Boks yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxer. puncher. fighter. bruiser. pug. pugilist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxer. bruiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pugilism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabolical. pathetic. rotten. shitty. tacky. tinny. crappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shitty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz işe karışan, halt edici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrible. awful. dreadful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. deftere geçirmek, kaydetmek; yer ayırtmak, rezervasyon yapmak; tutmak, angaje etmek ; ismini kaydetmek, karakolda suçlu olarak kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap; cilt, fasıl, bap; müz livre, opera metni; (tiyatro) senaryo; (iskambil) bir takımın kazandıgı el sayısı; (briç) kazanılan ilk altı el; müşterek bahis defteri. the Book Kitabı Mukaddes. book of matches kibrit paketi. book club abonelerine indirim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mucellit, ciltçi. bookbinding i. mucellitlik, ciltçilik. bookbindery i. mücellithane, ciltevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitaplık, kitap rafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeri ayrılmış; temsil için anlaşmış; defterde kayıtlı. booked-up s. bağlanmış; ing. bütün yerleri satılmış. bookend kitap desteği, kitapların devrilmemesi için iki yana konan destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili, bak. bookmaker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temsil veya konser için anlaşma; yer ayırma; bilet alma; deftere kaydetme. booking-office i., ing. bilet gişesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okumaya ve kitaplara düşkün; hayat tecrübesinden fazla kitaplara bağlı olan, nazari; kitaplara ait veya bağlı, kitabi; edebi. bookishness i. kitap düşkünlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhasebeci. bookkeeping i. muhasebecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broşür, küçük kitap, risale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapçı; at yarışı ve maçlarda müşterek bahisleri düzenleyen adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alim, bilgin; kitapçı, kitaplarla meşgul kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapta sayfayı belirtmek için kullanılan kağıt; kitabın sahibini gösteren etiket

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezici kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitabın iç kapağına yapıştırılan ve sahibinin ismini gösteren desenli kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(postada) kitap tarifesiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açık bir kitap için kullanılan altlık; kitap rafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapçı, kitap satan kimse veya firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap rafı, kitaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavana kadar yükselen kitaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap sergisi; ufak kitabevi; ing. gazeteci. koşesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap sergisi; ufak kitabevi; açık kitap için altlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitabevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap kurdu, kitap okumaya düskün kimse; kağıt kurdu, zool. Ptirida; kitap kurdu, zool. Anobium hirtum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. i.). Sırmalı dîbâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. break; s, k.dili meteliksiz, cebi delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. break; s. kırılmış, parçalanmış, yarılmış, yarık, kırık (çizgi); eksik, parçaları kırılmış (çay, yemek takımı); ihlâl edilmiş, çiğnenmiş, yer yer kesilmiş, inkıtaa uğramış; ruhça ve bedence zayıf düşmüş; terbiye edilmiş (at v.b.); bozuk, fena konuşul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. broker

ekon. borsa simsarı

Müşteri ile borsa acenteleri arasında menkul değerlerin alım satımına aracılık eden gerçek veya tüzel kişi.


Yabancı Kelime by

Genel Kültür

Broker, alım ve satım işlemlerine belli bir komisyon karşılığı aracılık eden, işlemleri kendi adına ancak taraf olduğu kişi veya kurumlar hesabına yapan işlemcilere verilen isimdir.

Genel Kültür by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. simsar, komisyoncu, tellal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyonculuk, simsarlık; komisyon, simsarlık ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay, ırmak küçük nehir. brooklime i. bakabunga, bot. Veronica beccabunga brookweed i. su sıçan kuyruğu bot. Samolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahammül etmek, çekmek, dayanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük çay veya dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y.). Bir işin görülmesinde çok dolaşık yollardan uzun muameleler yapılması usulü, kırtasiyecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucracy. red tape. red-tapism. officialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucracy. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red tape. bureaucracy. officialdom. officiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic. red-tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğme kancası,ayakkabı ve eldiven düğmelerini iliklemede kullanılan kanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice hockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice hockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Yelkenlerde sıra sıra kasıntı ki, rüzgârın şiddetine göre yelkenin bir miktarı onlarla toplanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atrine balığının küçüğü

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kütükleri devirmeye mahsus ucunda madeni kancası olan tahta kaldıraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içinde halk masalları, destanlar vb yazılı olan küçük kitap veya broşür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika'da esen sıcak, kuru bir rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğma, tıkama, ağzını kapatma; (oto). kısıcı, boğucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boğmak, nefesini kesmek, tıkamak; önünü kesmek, boğmak (münakaşa, söz); bastırmak, baskı altında tutmak; boğulmak, nefesi kesilmek. choke back, choke down, choke off tutmak, durdurmak; yutmak; menetmek. choke up tıkanmak; heyecandan konuşamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yabani acı kiraz, (bot). Prunus virginiana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden ocağının içindeki oksijeni az ve karbondioksiti fazla olan öksürtücü hava, boğucu gaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğan şey veya kimse; (k.dili). boyuna sımsıkı takılan gerdanlık; dik yaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). boğucu; (i)., (ing)., (k.dili). hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor bir cins yâkut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of exit. outlet. starting point. point of departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cul-de-sac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead end. blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biçimsiz ve çelimsiz, eğri büğrü boylu (adam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Miktarı fazla olan, az karşılığı, bol. Ar. kesîr, vâfir. Fars. bisyâr: Çok kitabı vardır, bu yıl çok mahsul oldu.

2.Fazla, ziyade, lüzumundan artık: Bu yemek bize çoktur.

3.Pek, pek ziyade: Bu yemeği çok severim, çok iyi, çok üşüdüm, pek çok.

4.Her vakit, sık sık, pek sık: Bize çok gelirdi, bu hal bizde çok olur.

5.Büyük miktar, çokluk: Çoktan memnun olmayan azı da bulmaz.

6.Bir şeyin büyük kısmı, ekseriyyet: İnsanların çoğu gösterişe düşkündür, vaktimizin çoğunu boş işlerle geçiririz.Çok vakit, uzun müddet, hayli zaman: O vakitten çok geçti, çok olmadı. Az çok = Ne kadar mümkün olursa, çok olmazsa az olsun, mümkün mertebe. Aza, çoğa bakmamak = Oluruna razı olmak. Çok çok = Sonunda, olsa olsa: Çok çok beş gün geçecektir. Çoktan = Hayli zamandan, eskiden. Çok şey = Garip şey, tuhaf şey. Çok kere, çok defa = Her vakit. Çok görmek = Çoksamak, çok sayıp yakıştırmamak, çekememek. «Ne var, ne çok» tâbirinde «yok» yerine kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awf

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiple meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almighty. astronomical. enormous. exquisite. extreme. fierce. gargantuan. huge. insurmountable. monumental. mortal. overwhelming. resounding. roaring. royal. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colossal. enormous. fantastic. gargantuan. gigantic. immense. mighty. monumental. prodigious. profound. resounding. royal. terrific. thumping. thundering. tremendous. vast. walloping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much more than.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Multiple Price Continuous Auction Method)

Çok fiyat yöntemi; bir menkul değer için verilen alım satım emirlerinin fiyat ve zaman önceliği kurallarına uygun olarak teker teker karşılaştırılması sonucunda oluşan fiyatlarla alım satım işleminin gerçekleştirilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by and by. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspire. crave. itch. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. yearn. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultrashort wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. to be dead nuts on sb. think the world of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luckily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunately. happily. thankfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir ila 4 yaşları arasındaki çocukların; geceleri 13, öğleden sonra da 2 saat olmak üzere, günde 15 saat uyumaları, sıhhatli büyümelerini sağlar. 5 ile 7 yaşları arasındaki çocuklara ise, geceleri 11-13 saat uyku yeterlidir. 8-14 yaşları arasında 9-11 saat; 15 yaşından sonra da 8 saat uyku yeterli gelir. 20 yaşını geçenlere 6-8 saat gece uykusu yeterlidir. Hiçbir hastalığı olmadığı halde normalden fazla uyumayı alışkanlık haline getirenlere aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kurutulmuş patlıcan.

Hazırlanışı : Öğle yemeklerinde kurutulmuş patlıcan yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatile. protean. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyhedral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause havoc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇUKA (i.). Mersine benzeyen siyah bir büyük balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zırh, cebe: At çokalı.

2.Sırlanmış çömlek, su ve şarap vesaire koymaya mahsus topraktan kulplu kap.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Köy zengini, çiftlik sahibi. 2.Eşkıya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklembacaklı böceklerin, her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her taşın altından çıkan, her işe karışan, kurnaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officious. pseud. knowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ziyade, ziyadece, oldukça: Çok yağmur yağdı, suyu çokça içtim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greatly. much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.) Birkaç düzlemin kesişmesiyle meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kok kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili kola cinsi içecekler; argo kokain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Süzülüp suyun dibine duran çamur, lüleci ve çömlekçi çamuru, süzülmüş balçık.

2.Yağsız sütten yapılmış, çok tuzlu bir cins ham peynir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir miyar yardımıyla sıvının dibine çökmek, teressüp etmek (o sıvı içinde erimiş halde olan katı maddeler için kullanılır), (bk.) Çökünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to precipitate. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökel, çökelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dregs. precipitate. sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitate. detritus. refuse parts. sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. kimya). Çökelmeye uğratmak, tersip etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çökelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇÖKERTMEK (f.). Çöktürüp oturtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökertmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇOKURTME, ÇÖKERTME (i.). Denizin dibine indirilip üstüne balıklar geldikten sonra köşelerinden tutulup birden kaldırılan ağ, çökertme ağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap. to make kneel. to cause to collapse. to break in. to stave in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. precipitate. weight down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Yarış atlarını koşturmayı meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jokey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Kenarları her taraftan doğru çizgilerle çevrilmiş satıh parçası. Ar. mudallâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygon. number polygon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polygon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Birden fazla hücreden meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo kokain tiryakisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökmüş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökkün olma hali. Ar. inhifaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiunit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multimedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin çok olması. Ar. kesret, vefret, ziyâdelik, bolluk: Zahirenin çokluğu fiyatı düşürüyor.

2.Kalabalık, izdihâm. Nerede çokluk, orada...

3.Çok kere, çok defa, sık: O, bize çokluk gelmiyor, o mal bu memlekette çokluk bulunmuyor (bu mânâ ile başlıca menfî cümlede kullanılır).

4.(gramer). Cemi, (uydurması) çoğul.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Kâinatın birçok varlıktan meydana geldiğini, bunlarda birlik aramanın, zihnî bir temayülden ibaret olduğunu ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicity. multitude. plentifulness. muchness. crowd. affluence. ampleness. amplitude. commonness. considerable. fullness. fulness. heaviness. host. multeity. plenitude. plenty. plethora. plurality. superfluity. throng. vastness. lashings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. mass. multitude. plenty. wealth. majority çoğunluk. mostly. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. a large number of. majority. amplitude. host. mass. muchness. multiplicity. overmeasure. plenitude. plethora. plurality. quantity. surfeit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derin kazmak (çukur bundandır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çomak ve çoman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Topuz, gürz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İri ve toparlak başlı topuz, kalın cenk çomağı.

2.(halk ağzında: çomar). İri başlı çoban köpeği. 3.Boynuzsuz koyun nevi. Çomar, çoman.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Çökmek işi. 2.(jeoloji) Toprak, bina vs.’nin alttan yıkılarak yerle bir olması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. collapse. sedimentation. subsidence. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. sag. slump. breaking down. disintegration. deposition. settlement. settling slip. sedimentation. precipitation. failure. declination. squat. decline. deflation. shrinkage. cave-in. depression. breakdown. bust up. cave in. decadence. descent. dow

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.inmek, konmak, havada veya suda bulunan toz vs. dibe oturmak.

2.Çukurlaşmak, düşmek, batmak, inmek: Doldurulan toprak, rıhtım çöktü.

3.Basmak, kaplamak: Sis, duman, pus çöktü.

4.İhtiyarlayıp zayıflamak, kuvvetten düşmek. Üstüne çökmek = Altına almak. Bel çökmek = Bel iki kat olmak, ümitsizlik, bezginlik, yılgınlık getirmek. Diz çökmek = Diz üstüne’ oturmak, dizleri yere koyup öyle durmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. decline. droop. fall. sag. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collapse. to fall in. to break down. to sit down suddenly. to fall. to go downhill. to settle. to precipitate. to disintegrate. to deposit. to sink. to slump. to founder. to decline. to cave. deflate. to squat. cave in. crash. crumble. crump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaynar kazan gibi çokur çokur etmek takırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (çoksumak). Çok görmek, kabûl etmemek. Osm. istiksâr etmek, kıyamamak. 1

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve ÇOKSUNMAK (f.). Çok görüp kendi nefsinden esirgemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek sesli olmayan musiki eseri. (bk.) Çokseslilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide aynı anda birden fazla sesin duyulması esasına dayanan sistem. Polifoni. Teksesli musikinin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bk.) Çoksamak ve çoksanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çoksamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çoksanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. long. a long time ago. for a long time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. long time ago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long since.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. felsefe). Birden fazla tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Artı veya eksi işaretleriyle birbirine bağlı birçok terimlerden meydana gelen cebir ifadesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çökürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overbear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çarşaflık çözmeli pamuk bezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekiç (çekiç dediğimiz Aletin asıl ismi «çöküç»tür). (bk.) Çekiç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çökmüş, batmış, çukurlaşmış, eğilmif, batık: Çökük göz, bel, omuz. Çökük kuşu = Bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsed. sunken. dent. graben. rift valley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken down. hollow. saggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerin taşıdığı ve ovalarda bıraktığı tortu, çöküntü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aşağı inmek, duruşmak, tortulaşmak.

2.(deve) Diz çökmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I). Dibe çöken şey, tortu. Ar. rüsûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. debris. depression. sag. collapse. sinking. subsidence. wreckage. sediment. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitate. ruin. debris. wreckage. sediment. deposit. subsidence. depression. collapsing. settlement. slip. residue. crash. deposition. landslide. residual. slump. cup hole. sedimentary. cave in. dent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(deveyi) Diz üstüne düşürmek, ıhlamak.

2.Vurup oturtmak. kakıp yerleştirmek.

3.İndirmek: Başına yumruk çökertmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çökmek fiili ve tarzı, (bk.) Çökmek.

2.ihtiyarlayıp kuvvetten düşme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. ruins. decline. fall. breakup. decadence. decay. descent. downfall. smash-up. sunset. twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. decay. decline. downfall. decadence. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. collapse. decline. decadence. downgrade. ebb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Her taraftan birden gelip çökmek, toplanıp inmek: Kuşlar tarlaya çöküştüler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplantıya davet etmek, çağrıda bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşçı. cookbook (i). yemek kitabı. Too many cooks spoil the broth idarecinin çok olduğu yerde iş yürümez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pişirmek, pişmek; tahrif etmek; (k.dili). üzerinde oynamak (hesaplar), (argo). suya düşürmek. cook up (k.dili). pişirmek; hazırlamak, uydurmak. cook one's goose mahvına sebep olmak. What's cooking ? (k.dili). Ne dolaplar dönüyor? Ne haber? Ne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşçılık, mutfak işleri, mutfak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlı bisküvi, çörek; (argo). şahıs. smart cookie açıkgöz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). pişirme, yemek pişirme sanatı; (s). yemeklik, yemek pişirmede kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(ABD).,(k.dili]. piknik,açık havada pişirilen yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dirsek, dönemeç; kıvrılma; çoban değneği, asa, kanca şeklinde herhangi bir şey; (k).dili dolandırıcı, hırsız sahtekâr; (f). iğmek, kıvırmak, bükmek. by hook or crook bir yolunu bulup, ne yapıp yapıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kambur kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğri, çarpık; kancalı; namussuz, kanuna karşı; hileli, dalavereli; dolandırıcı, yalancı, sahtekar. crooked dealings namussuzca yapılan işler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more. rather. worse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. more. rather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yevmiye defteri, gündelik alışverişin yazıldığı defter; ajanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. exchange. interchange. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. barter. commutation. permutation. swap. trade. trading. traffic. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commute. interchange. swap. swop. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Halk hâkimiyetine dayanan idare şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democrat. democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dem , democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demokrasiye uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demokrasi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yunan filozofudur (M.Ö. 460-370). Doğa filozoflarının sonuncusu olan Demokritos, Abdera’da doğdu. Mısır’da beş yıl kalan ve Asya’yı baştan başa dolaşan Demokritos, çeşitli bilginlerle, özellikle matematikçilerle dostluk kurduktan sonra Atina’ya dönerek kendisini bütünüyle felsefeye adamıştır

M.Ö. 420’ye doğru Abdera’da kendi felsefe okulunu kurmuştur. Mekanist ve atomcu bir maddeciliğe dayanan felsefesine göre doğa, bölünmez parçacıklar olan atomlardan oluşmuştur ve her şey sürekli hareket eden bu atomların çeşitli biçimlerde bir araya gelmelerinden oluşur; yani “hiçbir şey hiçten doğmaz”.

Demokritos için, atom teorisinin öncüsüdür denebilir. Demokritos’a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli “amaç” yoktur. Doğa, tamamen mekanik bir şeydir. Bu her şeyin “rastlantısal” bir biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını izler.

Demokritos, olup biten her şeyin ardında bir doğallık, bir neden olduğunu ileri sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.

Demokritos’a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre algılayışımızın nedeni, atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay’ı görmemizin nedeni “Ay’ın atomlarının” gözümüze girmesiydi.

Demokritos, insanlık tarihinin başlangıcını merak etmiş ve insanların önceleri hayvanlarınkine benzer bir yaşam sürdüklerini ileri sürmüştür. Ona göre akıllı bir yaratık olan insanı, buluşlara yönelten zorunluluklardır ve insanlar “ilerleme” sonucu “kültür”e sahip olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Başka dokulara destek olan doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to read between the lines. to peruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tooth doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eastern bloc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eastern Block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yelken bezinin en iyi cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.).

1.Gemi tamir veya inşasında kullanılan üstü örtülü havuz.

2.Ticarî eşya için rıhtımlarda yapılan büyük depo.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dock. warehouse on a wharf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dock. wharf. average accustomed. port construction site. shipyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dökmek işi. 2.Kalıba dökülmüş Adi demir.

3.Eritilip kalıba dökülerek yapılmış: Dökme demir, dökme karyola, (bk.) Dökmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molten. pouring. in bulk. pouring. spilth. casting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molten. pouring. casting. poured. cast. in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk. casting. font. spill. pouring. spilling. cast piece. cast iron. cast. dumped. founding. found. infusion. dumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron. cast-iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenleri eritip kalıba dökerek çeşitli şeyler yapan sanatkâr, dökümcü: Pirinç dökmecisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenleri eritip kalıba dökerek eşya yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir sıvıyı yahut tahıl gibi bir şeyi bulunduğu kap veya yerden dışarıya veya diğer bir kaba boşaltmak. Osm. sabbetmek: Su dökmek; şarabı fıçıya dökmek.

2.Düşürmek, Osm. ıskat etmek: Ağaçların bir kısmı yapraklarını döker, bir kısmı dökmez; hastalık bütün saçımı döktü.

3.Saçmak, sepmek, ekmek: Tavuklara yem döktüm.

4.Akıtmak, Osm. isâle ve irâka etmek: Göz yaşı dökmek.

5.Vücutta sivilce gibi şeyler çıkarmak: Vücudunun her tarafında çıbanlar dökmüş

6.Gemi veya demiryolu vesaire ile çıkarmak.Osm. sevk ve tahşîd etmek: İngilizler, Hin298 distan’a birçok mühendis döktüler; filan devlet hududuna asker döküyor.Erimiş maden vesaireyi kalıba boşaltmak: Hurufat dökmek; top dökmek.Sulu hamuru kaynar yağın içine veya sıcak saçın üzerine akıtıp bazı yenecek şeyler hazırlamak: Lokma, kadayıf dökmek.Tüy ve hav gibi şeyi kaybetmek: Bu kadife çabuk havını döker; hayvanlar bu mevsimde tüylerini dökerler.Dışarı atmak: Şu suyu, şu süprüntüyü dökün. Ayağına sıcak su dökmek = İyi karşılamak. Ter dökmek = Terlemek. Su dökmek = İşemek, Osm. tebevvül etmek. Kan dökmek = Muharebeye gitmek; canını feda etmek. Göz yaşı dökmek = Ağlamak. Yüz suyu (Osm. Ab-ı rû) dökmek = Haysiyetini ayaklar altına alıp yalvarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. pour out. pour out of. pour from. empty. diffuse. spill. shed. unbosom. deplenish. deplete. dump. effuse. shower. slop. slosh on. teem. tip over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. empty. pour. shed. slop. spill. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dump. to pour to shed. to cast. to have break out on one's skin. effuse. empty. pour. run. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Dokuz defa on. 90: Doksan kişi, doksan sene, doksan yaşında, dokuz yüz doksan dokuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninety. fourscore and ten. ninety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninety. fourscore and ten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beherine veya her defasında doksan: Doksanar kuruş bölüştüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Doksan derecesinde olan, seksen dokuzuncudan sonra gelen: Doksanıncı sene; doksanıncı defa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninetieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninetieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doksan kısımdan mürekkep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doksan yaşında olan: Doksanlık bir ihtiyar.

2.Doksan kuruş vesaire kıymetinde: Doksanlık ekmek.

3.Doksan kilo vesaire ağırlığında, doksan metre vesaire boyunda. Doksanlık adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing ninety. ninety years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Yüksek tahsilini tamamladıktan sonra, kendi sahasında çalışmalarına devam ederek o İlim kolunda yüksek bir mertebeye vardığını imtihanla isbat edenlere verilen ilmî unvan: Edebiyat doktoru, tıp doktoru, hukuk doktoru.

2.Hekim, tıp doktoru.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-. practitioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physician. doctor. person with a doctorate. graduate. healer. medical man. medic medico. public liability insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral , doc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Doktor payesi. 2.Doktor olmak için verilen imtihan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postgraduate. doctorate. doctor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. doctoral examination. doctor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Canlılarda yaşama savaşı her zaman en hızlı tepkileri olan türlerin yararına sonuçlandığından, en basit organizmalarda bile haber alma organları (duyu organları), hareket organları (kaslar) ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlayan organlar, yani sinir sistemi gelişmiştir.

Vücudumuzun her yanı sinirlerle örtülü olduğu halde sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Bütün vücuda dağılmış milyonlarca sinire karşılık beyinden ve omurilikten yalnızca 43 çift sinir çıkar. Bunlar merkezden ayrıldıkları sonra gitgide dallanarak vücudun her yanına dağılırlar.

Refleks bir uyarıya vücudun ani ve otomatik olarak cevap vermesidir. Örneğin elimiz sıcak bir tencereye değdiğinde aniden çekmemiz bir reflekstir. Reflekslerde komuta omuriliktedir. Beyne bilgi gidebilir ama refleks olayında beyin aktif olarak rol oynamaz.

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle sertçe vurursa bacağınız ileri doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki gösterirler ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğe iletirler.

Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir ve bacak tekrar geri hareket eder. Görüldüğü gibi refleks, beynin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan, doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmiştir.

Diz kapağı refleksinin sınanması özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ve ne kadar sağlıklı olduğuna ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Çekiçle vurulduğunda bacağın normalden fazla hareket etmesi tümörden kalsiyum eksikliğine kadar bir çok hastalığın habercisi olabilir.

Dize çekiçle vurularak yapılan kontrol tek başına tabii ki yeterli bilgi vermez. Doktorlar bir ön bilgi almak için bu çabuk ve kolay testi yaptıktan sonra vücut üzerinde diğer muayene ve kontrollerine devam ederler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doktor, doktor olma hali, payesi. 2.Hekimlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral. medicine. physic. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dinî, felsefî yahut siyasî bîr nazariye, bir öğretim sistemi meydana getiren bilgi ve dogmların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doctrine

öğreti

1. Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü.

2.Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dökmek işini yaptırmak.

2.Kolaylıkla ve pişkin bir tarzda söylemek, yazmak, oynamak, oynatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth poured. to have sth cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlıların vücutlarında, aynı işi görmek üzere farklılaşmış olan hücre veya liflerin meydana getirdiği anatomik bütün, nesiç. Kemik dokusu, kemikleri; kan dokusu, kanı; sinir dokusu sinirleri vs. meydana getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

texture. tissue. histo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tissue. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

texture. fabric. texture. tissue. structure. make. configuration. cambium. fibre. grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü veya hissedilmesi, ki düz veya parlaktan, kaba veya mata kadar çeşitlenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Dokuları inceleyen bilim, histoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. free. falling down to. dilapidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. outpour. outpouring. spilth. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. dropping. flow. pour. spillage. disintegration. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıvı veya tahıl çeşidinden bir şeyin, bulunduğu kap veya yerden dışarı çıkıp akması: Testiden su, fıçıdan yağ, çuvaldan buğday, saman döküldü; yere döküleni toplamak.

2.Düşmek, Osm. sukut etmek: Dişleri, saçı döküldü; kuraklıktan ağaçlardan bütün meyveler, yapraklar döküldü.

3.(akarsu) Son bulmak: Tuna Karadeniz’e dökülür.

4.Çıkarılmak, Osm. sevk ve tahşîd edilmek: Hududa, karaya birçok asker döküldü.

5.Hücum etmek, üstüne düşmek: Bütün halk sokağa dökülmüş; şimdi herkes sayfiyeye döküldü.

6.Dönmek, çevrilmek. Osm. münkalib olmak, müncer olmak: Moda mini eteğe döküldü.Eritilmiş maden vesaire kalıba boşalmak: Kurşun ile antimuan halitasından harfler dökülür.mec. Pek fazla eskimek. Osm. harap ve virân olmak: O yalı dökülüyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be poured. fall into. fall out. fall off. pour forth. pour out. spill. fall into decay. go to pieces. feel cheap. come off. course. disembogue. disgorge. drape. empty. fall. flow. molder. moulder. rub off. run down. slop over. teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moulder. pour. slop. spill. to spill. to pour. to slop. to be shed. to be cast. to fall into ruin. to disintegrate. to flow into. to spill over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be poured out. to be spilled. to be thrown away. to be shed. to get old and shabby. to be tired. to be in a miserable state. to drop. to fall. to pour. to flow. to run. to spill. to crumble. to decompose. to disintegrate. empty. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritme, eritip kalıba dökme. Ar. sebk, izabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pourable. pouring. cast. casting. molding. moulding. fall. pouring. enumeration. smelting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. casting. moulding. fall. inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. casting. shaping in a mold. detailed presentation. inventory. molting. shedding. font. foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokumak işi, dokumak suretiyle yapılan şey. Ar. nesc: Dokuması sık bez.

2.Boyalı pamuk ipliğinden dokunmuş yatak kılıfı ve minder örtüsü yapımında kullanılan bez: Yerli dokuma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. woven. knitted. weaving. contexture. textiles. weaving. soft goods. webbing. fabric. piece goods. textile. weave. web. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. textile. texture. weave. web. weaving. woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. weaving. cotton cloth. woven. hosiery. web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Dokumacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.ipliklerin bir takımını tezgâhta arış, bir takımını argaç yapıp bez ve kumaş vesaire yapmak. Osm. nescetmek: Bu bezi nerede dokurlar? Çuha, ipekli, hasır dokumak.

2.Silkmek: Ağaç dokumak. İnce eleyip, sık dokumak = Çok tahkik etmek, lüzumsuz yere çok araştırmak. Mekik dokumak = mec. Bir iş için çok gidip, gelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weave. to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. document

belge

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentation

belgeleme

Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentaire

belgesel

Belge niteliği taşıyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundryman. founder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DÖKÜM-HANE) (i.). Madenden çeşitli Alet ve eşyalar yapmaya mahsus fabrika. Fr. fonderie: Hurufat dökümhanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundry. ironfoundry. smeltery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundary. ironworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücuda iyi oturan elbise, sarkan, buruşup yer bırakmayan elbise kumaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tentacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.işleme, geçme, tesir.

2.Zarar verme, bozma.

3.Başa vurma, sarhoş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tesirli, işler, geçer: Dokunaklı soğuk, dokunaklı söz.

2.Bozan, zararlı: Dokunaklı yemek.

3.Başa vuran, sertçe: Dokunaklı tütün, şarap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affecting. appealing. moving. pathetic. plaintive. poignant. touching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. moving. biting. insinuating. affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.iliştirmek, temasa getirmek. Osm. lems ve massettirmek: Şuraya elinizi dokundurun; şu masayı duvarlara dokundurmayarak götürebilir misiniz?

2.El sürdürmek, bozdurmak: Eşyanıza kimseyi dokundurmadım.

3.İncitmek, sataşmaya bırakmak: O zavallı adama çocukları dokundurmayın.

4.Sözle birine târizde, imâda bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hint. make touch. adumbrate. gibe. jibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth touch another thing. to hint about sth to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunmak işi. (bk.) Dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Derinin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi vasıflarından duygulanması hususiyeti, lâmise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile. tactual. touching. contact. touch. feeling. handling. palpation. tact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. dab. feeling. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. touch. touching. sense of touch. tangency. strike. pat. slap. handling. impression. feel. contingency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense of touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.El ile veya vücudun diğer bir organıyle ilişmek, sürülmek. Osm. temas etmek: Soğuk havada mermere dokunmak fenadır; elim dokunmakla soğukluğunu duydum.

2.El sürüp bozmak, halel getirmek, değiştirip bozmak, ilişmek: Kimse bu kâğıtlara dokunmasın; ben o yemeğe hiç dokunmadım; buna asla el dokunmamıştır.

3.İncitmek, zarar vermek, rahat bırakmamak, sataşmak: Bu çocuğa dokunmayın; şu fakire niçin dokunuyorsunuz?

4.Tesir etmek, işlemek, tesirli olmak: Bana, onun sözü dokunmaz; söylediği söz bana çok dokundu.

5.Sarhoşluk vermek, çok sert gelip sersemlik getirmek: Bu tütün, bu şarap bana dokunur.

6.Hüzün, keder, üzüntü vermek, merakı arttırmak: Böyle şarkılar bana dokunur; kaval sesi adama dokunur.Sıhhatçe zararlı olmak, yaramamak, rahatsızlık vermek: Ekşi şeyler bana dokunur; zeytinyağı cilt hastalığı olanlara dokunur; her yemeğin çoğu dokunur.Ait olmak: Hayrı dokunmuyorsa bari şerri de dokunmasın; o işte bana dokunur bir taraf göremiyorum.Tecavüz ve tasallut etmek: Irza, namusa dokunmamalı; o söz haysiyetine dokundu. Su ya sabuna dokunmamak = Hiçbir tara fa zararı olmamak, karışmamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. contact. feel. handle. tip. affect. disagree. be intolerant of. clap. kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affect. disagree. meet. rasp. touch. to touch. to move. to affect. to upset. to harm. to get on. to jar. to concern. to be woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. to touch. to contact. to make contact with. to touch with one's hand. to disturb. to upset. to affect adversely. to affect. to move one. to touch on. to deal with. to relate. to tap. to feel. to strike. to hit. to harm. handle. interfere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi üstüne dökmek: Sabahları soğuk su dökünmeyi Adet edinmiştir. Soyunup dökünmek = İstirahat için soyunup, rahat bir hal ve kıyafette oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dökülmüş perakende şey: Buğday, taş döküntüsü; zahire bitip yalnız biraz döküntü kalmıştır.

2.Denizin dalgalarını kesmek için sahilin biraz ilerisine bilhassa dökülmüş veya tabiî halde perakende taşlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. refuse. spoils. waste. debris. sweeps. detritus. fall-out. skin eruption. dreg. excuse. fallout. heap. junk. litter. refuse. residuum. rubbish. rubble. scrap. tot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castoff. dilapidated. eruption. oddment. refuse. scrap. sleazy. remains. remnants. remainder. rubbish. skin eruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. litter. spillage. waste. discarded remnants. skin eruption. refuse. dust. rubbish. brushings. offscouring. crumblings. outfall. offal. tailing. reef. material. waste product. junk. leaving. scraping. dross. rummage. garbage. rummage goods. rift-ra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detrital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dokunulmak işi: Bu kitaplara dokunulmaz.

2.incitilmek, sataşılmak, zarar verilmek. Osm. ızrar edilmek: Bu fakir adama dokunulmasın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrosanct. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untouchable. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunulmaz olma hakkı ve hali. Osm. masuniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokunaklı, tesirli: Dokunur ses.

2.Zararlı, yaramaz: Dokunur yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. contact. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DOKURCİN) (i.).

1.Do kuzar yani on sekiz taşla oynanılan dama gibi bir oyun, üçleme de denir.

2.Buğday demetleri yığını, çeç.

3.Gelin çeyizi kafesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dokunmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Sekizden sonra ve ondan evvel gelen sayı. Ar. tis’a. 9: Dokuz kişi, dokuz gün, dokuz kere; on dokuz; yüz yirmi dokuz; dokuz yüz; dokuz bin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like a cat with nine lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beherine veya her defada dokuz: Dokuzar lira aldılar; kompartımanlara dokuzar kişi bindiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokuz kısımdan meydana gelmiş.

2.iskambil kâğıdının dokuz beylisi: Kupanın dokuzlusu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokuz yaşında olan: Dokuzluk bir çocuk.

2.Dokuz kuruş vesire kıymetinde olan: Dokuzluk kumaş.

3.Dokuz karış, metre vesaire boyunda veya kilo vesaire ağırlığında olan: Dokuzluk ağaç, dokuzluk kuzu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuz taşla oynanan bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Dokuz derecesinde olan, sekizinciden sonra gelen. Ar. tâsî: Dokuzuncu gün; on dokuzuncu; yüz dokuzuncu vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). herkesin katıldığı kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climacteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroads. crunch. landmark. milestone. watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning point. turning / critical point. crisis. crosss. landmark. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal point. crucial / vital point. basing point. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

E-kitap okuyucuları okuma konusundaki yeni kuşaktır. Sony’nin Reader’ı, 160 adete kadar orta boy e-kitabı her yere yanınızda götürmenizi sağlar. Normal bir karton kapaklı kitaptan daha küçük, daha ince ve daha hafif olan Reader, tıpkı bir müzik ve MP3 çalarda olduğu gibi elektronik kitapları anında karşıdan yükleyip aktarmanızı sağlayan yazılımla birlikte gelir. Waterstone’s.com/ebooks sitesinde, isterseniz PC’nizde veya dizüstü bilgisayarınızda ya da bir flaş bellek çubuğunda saklayabileceğiniz Reader kitaplığınıza ekleyebileceğiniz binlerce kitap bulunmaktadır. Reader kitaplara yer işareti koymanızı veya sayfadaki metni büyütmenizi sağlar; en son nerede kaldığınızı da hatırlar – siz hatırlamasanız da. Son derece uzun pil ömrü sayesinde şarj etmeden neredeyse 7.000’e yakın sayfa çevirebilirsiniz. Tatilde, trende, evde veya çalışma odasında, nerede kullanırsanız kullanın, E Ink® ekran teknolojisinin kağıda benzeyen kalitesi tıpkı gerçek kitaplarda olduğu gibi parlama olmayan bir görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. astronomi). Altı aylık fasılalarla gündüz ve gecenin eşit olu

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équinoxe

gök b. gün tün eşitliği

Gece ile gündüzün eşit olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equinox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electro shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Elektrikli aletler ve enerji nakil hatlarından yayılan radyasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yarim kadrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best. full. most. outside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximum. furthest. most.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endocrine

anat. iç salgı

Vücuttaki salgı bezlerinin doğrudan doğruya kana karışmak üzere çıkardıkları salgı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endocrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endocrinologie

iç salgı bilimi

İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini, hastalıklarını inceleyen biyoloji ve tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scruff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çeşitliliği ve kontrolü parmaklarınızın ucuna getiren EPUB, e-kitap meraklılarına hizmetler ve donanımlar arasında daha fazla birlikte çalışabilirlik sağlayan yeni uluslararası açık standarttır – ve Sony’nin yeni Reader’ı bunu destekleyen ilk özel e-kitap okuma aygıtıdır. EPUB metin ‘akışın yeniden düzenler’, bu da yalnızca ‘yakınlaştırmak’ yerine yazı tipi boyutunu ve sayfa düzenini değiştirmenizi sağlar – böylece kitapları en rahat hissettiğiniz şekilde okuma özgürlüğüne sahip olursunuz. Reader, EPUB biçimiyle birlikte BBeB ve Adobe® PDF gibi mevcut e-kitap biçimlerini de destekler®. Açık bir biçim olduğu için, yasal üçüncü taraf e-kitap mağazalarından, web sitelerinden ve hatta halk kütüphanelerinden edindiğiniz çok çeşitli ücretsiz ve ücretsiz içeriğe de erişebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çift anlam, belirsizlik, müphemiyet, kaçamak;müphem söz; kelime oyunu -er sonek -ci; -li; daha (baker, New Yorker,colder gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mavi gözlü, sanşın kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Seçkin, beğenilen erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gözü, gönlü tok yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aklına getirmek, uyandırmak; hissettirmek; tevlit etmek; (ruh) çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

FACEBOOK . Facebook Inc, insanların arkadaşlarıyla iletişim kurmasını ve bilgi alışverişi yapmasını amaçlayan bir sosyal paylaşım web sitesidir. 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi 2006 sınıfı öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu. Daha sonra Boston civarındaki okulları da içine kapsayan facebook, iki ay içerisindeki Ivy Ligi okullarının tamamını kapsadı. İlk sene içerisinde de; Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm okullar facebook’da mevcuttu. Üyeler önceleri sadece söz konusu okulun e-posta adresiyle (.edu,.ac.uk,vb.) üye olabiliyordu. Daha sonrasında da ağ içine liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise facebook tüm e-mail adreslerine, bazı yaş sınırlandırmalarıyla açıldı. Kullanıcılar diledikleri ağlara; liseleri, çalışma yerleri ya da yaşadığı yerler itibarıyla katılım gösterebilmektedirler. Alexa istatistiklerine göre facebook 31 Ekim 2010 itibarıyla; Dünya’nın en fazla ziyaret edilen 2’inci sitesidir. Bunun yanı sıra; Kanada, Güney Afrika ve Norveç’in en fazla ziyaret edilen sitesi;İngiltere ve İsveç’in 2'inci en fazla ziyaret edilen sitesi, Mısır ve Panama’nın 3.üncü ABD, Avustralya ve Türkiye’nin de 5'inci fazla ziyaret edilen sitesidir. Facebook ismini “paper facebooks”dan alır. Bu form A.B.D.üniversitelerinde okulların öğrencilerine, öğretmenlere ve çalışanlara doldurduğu onları tanıtan bir formdur. Facebook’un şu anda 800 milyondan fazla kullanıcısı bulunmaktadır. Site kullanıcılara ücretsizdir ve gelirini banner reklamlarından ve sponsor gruplarından almaktadır (Nisan 2006’da gelirlerin haftalık 1,5 milyon dolar olduğu öne sürülmüştür). Kullanıcılar profilleri fotoğrafları, ilgi alanları, gizli ya da açık mesajları ve arkadaş grupları sergilemektedir. Profillerin gösterimi sadece arkadaşlara görünecek şekilde veya belli ağların dışındakilere açık olmayacak şekilde sınırlandırılabilir. TechCrunch’a göre; A.B.D.’deki üniversitelerdeki öğrencilerin %85’inin facebook’da bir hesabı bulunmakta ve bunların %60’ı her gün bağlanmaktadır. %85 her hafta, %93 her ay bağlananlar arasındadır. Facebook sözcüsü Chris Hughes ise kullanıcıların her gün ortalama 19 dakika facebook’da vakit geçirdiğini söylemektedir. Facebook’un Kurucusu, eski Harvard Üniversitesi Öğrencisi Mark Zuckerberg 13 Mart 2009 itibarıyla facebook’un yeni arayüzü tüm hesaplarda kullanılmaya başlamıştır. Ancak bu arayüz, kullanıcılar arasında ikilik yaratmıştır. Bazı kullanıcılar bu arayüzü çok başarılı bulurken, bazı kullanıcılar protesto etmektedir. Facebook yöneticileri ise bu yeni arayüz için ısrar etmektedirler. Teknik açıdan ise facebook, web otoriteleri tarafından en başarılı Web 2.0 uygulamalarından biri olarak gösterilmektedir. 2006 yılında, MySpace’in News Corporation’a satılmasıyla facebook’un da satılacağı söylentileri çıkmıştır. Zuckerberg ise facebook’u satmak istemediğini belirtmiş ve söylentileri yalanlamıştır. İlk teklifin Viacom tarafından 975 milyon dolar olduğu öne sürülür

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (I İnce okunur). Bağları sarıp üzüm kütüklerini bozan böcek ve bunun yol açtığı bağ hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Gemilerde cıvadranın üzerine açılan üçgen şeklindeki yelkenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jibsail. flock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça felek’ten, İtalyanca’ya ve İtalyanlar’dan bize geçmiştir). Güvertesiz sandal, gemi sandalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yüzgeçayaklılardan, memeli bir deniz hayvanı, ayıbalığı (phoca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal. sea calf. sea dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: Fill or kill order. an order type which instructs the broker to terminate the order if it cannot be filled immediately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Germ.). Dört tempolu bir çeşit dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxtrote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Art arda kullanılarak kaynamayı ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling up. bubbling noisily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızla ve ses çıkararak kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bubble noisily. to boil up. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ihtar, bir şeyin olacağına dair belirti; (f). evvelden uyarmak, ikaz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemlerden ve otomobil egzoz gazlarından kaynaklanan hidrokarbon ve azot oksitleri emisyonlarının kirlettiği havada kuvvetli güneş ışığının etkisiyle gerçekleşen fotokimyasal tepkimenin oluşturduğu duman ya da pus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Herhangi bir metnin fotoğrafla çıkarılmış kopyası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photocopie

tıpkıçekim

1. Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi. 2.Bu yöntemle elde edilen kopya.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. xerox. photostat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. xerox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. blueprint apparatus. photostatic copy. photocpy. photographic copy. xerox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sözlu, sözünü esirgemeyen, düşündüğünü söyleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr. tıp). Dağlama işlerinde kullanılan ve elektrikle kızdırılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Gazeteler

Günün manşetlerini, öne çıkan haberlerini burdan takip edebilirsiniz.

Gazeteler by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. Güney Afrika'ya mahsus boynuzları uzun ve ince iri ceylan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. glaucome

tıp karasu

Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir çeşit silikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) karışık ve anlamsız yazı veya söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerin gözle görülebilen ufuklardan itibaren yukarda kubbenin içi gibi görülen şey ki, boşluktan yani fezâdan ibaret olup, arada bulunan atmosferden dolayı açık mavi görünür ve bulut denilen buharlar olmadığı, zaman, gündüzün güneş ışığı ile aydınlık ve gece yıldızlarla süslü bulunur. Ar. semâ, felek, Fars. Asmân, sipihr: Göğe bakmak, göğe çıkmak, gökten düşmek, inmek, yer, gök: Arz ve semâ. Gökyüzü = Semâ boşluğu, Fars. rû-yı Asmân (vaktiyle tabakalardan mürekkep sanıldığı için çok defa cemi olarak kullanılır): Göklere çıkmak (her dilde olduğu gibi hava mânâsıyle de kullanılır). Gökteki bulutlar, gökte uçan kuşlar. Gökte ararken yerde bulmak = Uzakta veya zorlukla aranılan şeyi birden ve kolay ele geçirmek. Göğe çıkmak =

1.Pek yükselmek.

2.mec. Çok hiddet etmek ve kızmak. Gökten inmek = Harikulâde bir suretle ortaya çıkmak: Gökten zenbille inmek. Yer, gök titremek =

1.Çok gürültü olmak.

2.Pek dehşetli bir günah işlenmek. Göğün direkleri alınmak = Çok yağmur yağmak. Baş göğe ermek = Çok iftihâr etmek. Gökten ne yağar da yer kabûl etmez = Tanrı tarafından gelene insan tahammüle mecburdur. Gök gürültüsü veya gök gürlemesi = Şimşek çakınca veya yıldırım düşünce duyulan gürültü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (görünüşü münasebetiyle yukarıdaki gök isminden alınmadır). Mavi, Ar. mâİ, azrak, Fars. kebûd, açık lacivert:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

göz, gök su, gök yemiş: Ham meyve. Gömgök = Büsbütün mavi, koyu mavi, masmavi, berelenmiş. Gök kandil (halk dilinde: Körkandil) = Zil zurna, pek sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. sky. the blue. heaven. firmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmament. sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sky. heavens. the firmament. blue. heaven. sphere. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. astronomi). Gökyüzünde bulunan yıldız, gezegen, kuyrukluyıldızlar, nebülöz vs. gibi bütün cisimlerin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. a clap of thunder. roll. thunderblast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. clap of thunder. thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canopy. firmament. vault of heaven. welkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göklerin yiğidi bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D. ufak motorlu yarış arabası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Gökle ilgili, uzay sema. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.), (bkz.Gökçe). -Kuzey Kafkasya da az tatlı su gölü. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavimsi, mavimtrak: Gökçe su, gökçe ağaç: Söğüt ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. heavenly. sky blue. beautiful. pretty. bluish. blue-green.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Gökle ilgili göğe ait semavi. 2.Mavi, mavimsi. 3.Güzel hoş güzelce, latif. 4.Gösterişli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel, şirin, latif.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güzel çok güzel. 2.Hoş, sevimli, cana yakın alımlı. 3.İnce narin zarif. 4.Güler

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) -(bkz.Gökçe).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz benekli mavi, maviye çalar çil renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yirmi veya daha çok katlı bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skyscraper. tower block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skyscraper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skyscraper. high- rise building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Kuzey yarımkürede yaşayan bir doğan türü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yeni başak meydana getirmiş ekin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Maviye çalar kır renkte, at donu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - At donlarından maviye çalan kır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow. bow. iris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçi-+lerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.

Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrıdır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbükey, dışbükey mercek özelliklerindendir.

Ayrışmış renkler, içbükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.

Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.

Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.

Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır, Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavilik, mavi renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi gözlü sarışın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Mavi gözlü ve sarışın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. heavenly. spheric. ethereal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. heavenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empyreal. heavenly. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Semavi, gökçül karşılığı olarak kullanılan uydurma kelam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gökle ilgili, aydınlık ışıklı gök, uydurma bir kelime.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sevimli gök.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Türklerin oturduğu birçok akarsuya verilen isim. 2.Adana’dan gelerek Akdeniz’e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarından. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Binboğa dağlarından Elbistan’ın güney batısında Seyhan nehrine karışan çay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Uzayda gezegenler arasında dolaşan küçük gök cisimleri. Bunlar atmosfere girince sürtünmekten akkor haline gelip parlak ışıklar saçarak yanıp kül olur yahut yere düşerler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mavi tepe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Orta Asya’da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sky. heaven. azure. air. vault of heaven. canopy of heaven. ether. sphere. welkin. skies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. firmament. sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sky. the visible sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Göğün görünen yüzeyi (sema). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı.

Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeni ile gözümüze ulaştığı mesafe de uzadığından, ışınları ona bakanlara daha çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağıtılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı. Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeniyle gözümüze ulaştığı mesafe de uzandığından, ışınları ona bakanlara da çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağatılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Her tarafı gök renginde, masmavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D., argo çamur, balçık, yapışkan pislik; A.B.D., (asağ.) Endonezyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rehber, rehber kitabı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(jatrorrhiza palmata): Jatrorrhiza palmata adlı bitkinin köküdür. İçeriğinde kolombin ve barberin denilen maddeler vardır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İshali keser. İştahı açar. Mideyi kuvetlendirir. Fazla kullanıldığı takdirde, mide ve bağırsaklara zarar verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aroma. fragrance. lavender. perfume. perfumery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el kitabı, rehber .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting point. departure point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. war college. war academy. cadet school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı çalıştırma için kullanılan düşük sürtünmeli bir tuştur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for no reason at all. at least. from a trifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. T. kimya). Karbonu ve hidrojeni olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Karbonlu hidrojen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrocarbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrochloric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). OH senbolü ile gösterilen ve bir madenle birleştiği zaman hidroksit yapan atom grubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Bir hidroksil grupu ile bir madenin kaynaşmasından meydana gelen birleşik.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bir ucu kıvrık sopalarla oynanan bir top oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effusively or insincerely emotional; 'a bathetic novel'; 'maudlin expressons of sympathy'; 'mushy effusiveness'; 'a schmaltzy song'; 'sentimental soap operas'; 'slushy poetry'. artificially formal; 'that artificial humility that her husband hated'; 'contr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bak). hocus-pocus; sokakta satılan dondurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Küçük, yuvarlak ve ekseriya tek parça kutu.

2.Yazı yazmak için mürekkep konan hususî şişe: Yazı hokkası, hokka takımı.

3.Hokkabazın elçabukluğu ile evirip çevirdiği kutu. Tükrük hokkası = Hastaların, tükürmek üzere yanlarında bulundurdukları kap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inkstand. inkpot. cup. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inkwell. inkstand. cup. pot. ink holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حقه] mürekkep kabı. 2.tükürük kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hokka = kutu, Fars. bâhten = oynamak). El çabukluğu ile bir takım hokkalar vesair şeyler evirip çevirerek oyunlar ve marifetler gösteren adam. mec. Hilekâr, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. juggler. conjuror. cheat. confidence trickster. clown. shyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjurer. juggler. cheat. illusionist. magician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حقه باز] düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.El çabukluğu ile oyunlar yapan adamın hal ve san’atı. mec. Hilekârlık, dolandırıcılık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hocus pocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juggling. sleight of hand. trickery. doubling. hocus pocus. jugglery. legerdemain. magic. prestidigitation. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo seyircinin ilgisini çekmek için baş vurulan oyunlar; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanca, çengel; kopça; orak; çengel gibi kıvrılmış şey; akarsuyun çengel şeklinde kıvrılan kısmı. hook and eye erkek ve dişi kopça. hookandladder company itfaiye teşkilatı. hook, line and sinker k.dili tamamen, olduğu gibi: He swallowed my story hook,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .,cengel ile yakalamak, tutmak, çekmek, bağlamak; ucu çengelli olta ile balık tutmak; çengel şekline sokmak, çengel şeklinde bükmek; tos vurmak; argo çalmak, aşırmak; kanca şeklini almak; takılmak, asılmak. hook up kancayla bağlamak; birleştirmek. h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hooka i. nargile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çengelli; çengel şeklinde; çalınmış; argo müptela, düşkün; argo evlenmiş, evli. hooked rug tığ ile örülmüş halı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek direkli balıkçı gemisi; eski veya hantal gemi; argo bir bardak sek viski; argo fahişe, orospu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gaga burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç cihaz veya elektrik devresinin birbirine bağlanması; k.dili ilişki, bağlantı; birkaç radyo istasyonunu birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince bağırsaklarda bulunan azı kancalı bir çeşit solucan, kancalı kurt, zool. Ancylostoma. hookworm disease tıb. bu solucandan ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili mektep kaçağı. play hooky mektepten kaçmak, slang okulu asmak; kaçamak yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden kullanılan ince ve şeffaf boynuzla kaplı levha şeklinde çocuk alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıda veya belirli bir yerde pislemeye alıştırılmış (köpek, kedi); halim selim, munis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlk öğretim veren okul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. grade school. grades. junior school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. parish school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İnce nokta aralıklı resim tüplerinde, daha yoğun biçimde bir araya getirilmiş pikseller bulunur. Elde edilen renkli resimde daha yüksek çözünürlük, daha fazla ayrıntı ve daha net konturlar bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Şekil ve yapısı ne olursa olsun hemen hemen bütün omurgalılarda kuyruk vardır ve hepsinde de kuyruk aynı biçimde oluşmuştur. Sayıları 3 ile 49 arasında değişen kuyruk omurlarının üstü yağla kaplanmış ve böylece kuyruk ortaya çıkmıştır. Kuyruk canlı türüne göre değişik fonksiyonlara sahiptir ve kesinlikle bir süs değildir.

Kuyruk omurganın devamıdır. Timsah, kertenkele gibi hayvanlarda gövdenin bir uzantısı gibi durur. Balıklarda kuyruğun son tarafı bir yüzgeçle son bulur. Kuşlarda ise güdük ve yaygın olan kuyruk kısmında dümen görevi yapan telekler vardır.

Kangurular iyice kalınlaşan ve kaslanan kuyruklarını dinlendikleri zaman bir koltuk değneği veya üçüncü bir ayak gibi kullanabilirler. Köpekte olduğu gibi bazı hayvanlar kuyruklarını bir iletişim aracı olarak kullanırlar. Kertenkelenin kuyruğu ise bir savaşma ve aldatma mekanizmasıdır. İsterse hasmına kuyruğunu bırakıp gider, yerine de yenisi çıkar.

Çıngıraklı yılan kuyruğunu ses çıkartan bir enstrüman gibi kullanırken, aslan sadece sinekleri kovalamada kullanır. Tilki uzun kıllara sahip kuyruğu sayesinde hızla avını kovalarken dengesini kaybetmeden manevra yapabilir. Bir tür sincap ise kuyruğunu başının üstüne götürüp onu şemsiye olarak kullanır.

Bazı canlılarda ise vücudun bir bölümü ile kuyruk birbirine karıştırılır. Balinanın suya dalarken gördüğünüz yaklaşık 3 metrelik yatay kısmı kuyruğu değil vücudunun bir parçasıdır. Tamamen kastan oluşan kuyruğu ise dışarıdan kolaylıkla görülemez. Akrebin de ucunda zehirli iğnesi olan kısmı kuyruğu değil aşırı uzamış olan karın kısmıdır.

Gelelim asıl soruya. İnsanın niçin kuyruğu yok? Maymun türleri birbirleri ile karşılaştırıldıklarında görülüyor ki tür ne kadar gelişmişse kuyruk da o kadar küçük kalmış. İnsanda ise kuyruk, derinin altına gizlenmiş olan, üç ya da dört omurun kaynaşmasıyla ortaya çıkmış, kuyruk sokumu kemiği adı verilen küçük bir kemikten oluşmuştur. Daha doğrusu insanın kuyruk kemikleri tek bir kemik oluşturacak şekilde birbirleriyle birleşmişlerdir.

Bu durumun sebebi insanın iki ayağı üzerinde durabilme ve yürüyebilme özelliğidir. Düşey konumdaki bu hareket biçimi bir takım mekanik zorlamalar ortaya çıkarır. İnsanın ayakta durabilmesi için vücudun üst kısmını taşıyabilmesi gerekir. Aslında kuyruğu meydana getirmesi gereken kemik ve kaslar birleşip, tek bir kemik şeklinde kaynayarak vücudun destek aldığı bu dayanak noktasını oluşturmuşlardır.

Çok ender de olsa bazı erişkin insanlarda kuyruk kemiğinin on santimetreye varan bir kuyruk oluşturabildiği, bu kuyrukta kas, sinir ve damarların bulunabildiği görülmüştür. Her hangi bir ırkta ortaya çıkabilen bu anormalliğin kalıtımla ilgisinin olup olmadığı araştırılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tokalaşma aslında çağlar öncesi bir adet. Çok eski çağlarda, tüm erkekler bir silah taşıyor ve çoğunluğu da bu silahı sağ eli ile kullanıyordu.

Bir erkek diğerine dost olduğunu, elinde silah bulunmadığını göstermek için, boş sağ elini uzatıyor, diğeri de aynı şeyi yapıyordu. Ama her iki taraf da kendini emniyete almak, diğerinin aniden silah çekmesine mani olmak için, birbirlerinden emin olana kadar, birlikte ellerini hafifçe sıkarak duruyorlardı.

Tokalaşırken elleri sallama alışkanlığı, elleri daha iyi kavrayarak, rakibin giysisinin içinden aniden bir silah çıkarmasını önlemek için başlamış olabilir. Ancak sonraları dostluğun bir ifadesi oldu.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) dua etmek; niyaz etmek; çağırmak; müracaat etmek; davet etmek; himayesini dilemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir kompozisyonda tüm figürlerin boy ve önem farkı gözetilmeksizin başları aynı hizaya gelecek biçimde yerleştirilmesi. Özellikle Yunan sanatının Klasik Dönem kabartmaları için kullanılan bu terim, resim ve grafik sanatında da geçerlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geochemistry. geochemistry yerkimyası.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şaka, latife, nükte; şaka mevzuu; f. şaka yapmak, latife etmek; eğlenmek, takılmak. practical joke eşek şakası. crack a joke şaka etmek, şaka yapmak. It's no joke. Şakaya gelmez. Şakası yok. play a joke on someone birine şaka yapmak, birine oy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who makes jokes or jests; a humorist; a wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Best bower, under 2d Bower. a person who enjoys telling or playing jokes a person who does something thoughtless or annoying; 'some joker is blocking the driveway' To fit as if by joints; to coalesce as joints do; as, the stones joint, neatly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projecting or retreating part in something; any irregularity of line or surface, as in a wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow piece of scenery used to join together two flats or wings of an interior setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place of low resort, as for smoking opium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having joints; articulated; full of nodes; knotty; as, a jointed doll; jointed structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, joints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plane for smoothing the surfaces of pieces which are to be accurately joi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A joker is an additional card in the deck that is used in some games The jokers isn't often used in serious poker, but when it is it's usually considered a wild card See also bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exceptionally good roll, especially a roll that reverses the likely outcome of the game An example of a joker would be a roll of double sixes to bear off your last four checkers when your opponent otherwise wins on his next turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exceptionally good roll, especially one that changes the potential outcome of a game. a person who enjoys telling or playing jokes. a person who does something thoughtless or annoying; 'some joker is blocking the driveway'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker , super-sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakacı kimse; bazı iskambil oyunlarında en büyük koz olarak kullanılan soytarı resimli kağıt, coker; A.B.D. bir kanun tasarısına veya bir kontrata gizlice eklenen ve manasını değiştiren madde; sonradan meydana gelecek engel; (argo) beceriksiz kim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Plazması ve taşıdığı yuvarlar bakımından bir doku gibi görülen kana, doku ilminde verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door knob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak memleketlere özgü bir ağacın tohumlarını kaplayan pamuğa benzer lif .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(geum urbanum): Gölgelik yerlerde yetişen sarı çiçekli bir çeşit bitkinin, karanfil kokulu köküdür. İlkbahar ve yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde tanen vardır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. İştah açar. Ağrıları dindirir. Sinirleri kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınızı orijinaliyle karşılaştırır ve puanınızı hesaplar. Şarkı söyleme sonucunuz bağlanmış TV’nizde gösterilecektir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınız için 10 taneye kadar şarkıyı depolamanıza izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Yeterli oksijen koşullarında fosil yakıtların yanmasıyla oluşan, atmosferde mevcut bir bileşik. Soluduğumuz oksijeni yayan klorofilli bitkiler için gerekli olup kendi başına zehirli değildir, ancak yoğun haldeyken boğucu olabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbon dioxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fosil yakıtların yeterince hava ile yanmamasından oluşan, gözle görülmeyen, tatsız, kokusuz ve son derece zehirli bir gaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

square root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

square root. square foot. square root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Hüc relerin bir çoğalma şekli. Karyokinezde çekirdek parçalanarak hücrenin iki kutbunda toplanır ve orada yeni birer çekirdek haline gelir. Daha sonra hücre ortadan boğulup ikiye bölünerek iki yeni hücrenin meydana çıkar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kirli sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kemiklerin hususî dokusu (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pivotal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken or worn out. broken. disjointed. candle end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red dot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organoklorlar diye de adlandırılırlar. Bu maddeler endrin heptaklor, aldrin, toksafen, dieidrin, DDT, klordan ve metoksiklor gibi sentetik zehirler içerir. Bu sentetik zehirler toprakta, akarsu ve deniz dibinde değişmeden kalırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aerosol püskürtücülerde, soğutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanılan, ozon tabakasının tükenmesine yol açan ana faktör olduğu ve sera etkisine katkıda bulunduğu düşünülen son derece kararlı (kalıcı) bileşikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşek yavrusunun küçüğü: Küçük sıpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Gazhanede bir dereceye kadar yakılıp gazı alındıktan sonra söndürülen, ısıtmada kullanılan maden kömürü; hafif ve dumanı az olup ısısı fazladır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bitkilerin toprağın içine sürdükleri dal ve budaklar ki, onlar vasıtasiyle topraktan rutubet ve ağacın gelişmesini sağlayan maddeleri emer, Ar. asi, cezr, Fars. bih: Ağaç, ot, çiçek kökü; bu ağacın kökleri pek derin, pek uzundur.

2.Bazı hayvanı maddelerin köke benzer kısımları: Diş kökü; sinirin kökleri. 3.mec. Temel, esas, asıl, kaynak, menşe: Bu işin kökleri pek derin, pek sağlamdır; kökünü bulmak, çıkarmak, kurutmak.

4.Bir şeyin aşağı tarafı, kaide, kütük: Ense kökü; ağacın kökünde oturmak; sütunun kökü.

5.İlâç yerine halk arasında kullanılan çeşitli bitki kökleri ki, ekseri yumru şeklinde veya ona yakın şekillerde bulunur: Orada kök satan bir dükkân vardır.

6.Ağaç vesair bitki sayısı: Kırk kök incir; on kök kavak; birkaç kök karanfil.(gramer) Bir kelimedeki bütün ekler çıkarıldıktan sonra kalan kısım.Bir denklemdeki bilinmeyenin yerine konulduğu zaman, o denklemi çözen sayıya o denklemin kökü denir. Kök atmak, uzatmak, salmak =

1.Kökleşmek, kökleri sağlamlaşmak.

2.Dal, budak salıvermek, dallanmak. Altınkökü = İpeka, Güney Amerika’da yetişen bir cins bitki (cephaclis ipecahudna). Ayrıkkökü = Ayrıkotu denilen bitkinin kökleri ki, mesane hastalıklarına karşı vesair ilâçlarda kullanılır. Kök tutmak = Kökleşmek. Kökünden koparmak = Tamamen mahvetmek. Kökünü kurutmak = İz bırakmamak, bir daha ortaya çıkamayacak surette mahvetmek. Yılankökü = Bir cins bitki. Kök sökmek = Büyük güçlükleri yenerek başarmak. Köküne kibrit suyu dökmek = Kökünü kurutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazın burulacak kulağı. Kök etmek = Kulağını burarak kurmak: Sazı kök etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. root. fang. origin. base. etymon. ground form. radical. radical word. radix. grass roots. rhizo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. root. fang. origin. base. etymon. ground form. radical word. radix. grass roots. rhizo-. offshoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

root. origin. radical. root. soul. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocking coal. coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coca shrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Narcil denilen va hindistancevizi dediğimiz büyük meyveyi veren ağaç kökü ki, teşbih vesaire yapmaya yarar sert ve parlak bir maddedir.

2.Bu kökten yapılmış: Koka teşbih.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tıp). Koka yapraklarından çıkarılan uyuşturucu bir alkaloit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocaine. cocain. coke. snow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocaine. coke. snow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocaine. coke. white stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow , cocaine , coke , stardust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Kokain tiryakiliğine tutulmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fena kokan yer, kokmuş yar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). Sansar çeşidinden kötü kokulu bir cins hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skunk. polecat. fitch. fitchew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skunk. polecat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palecat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Asker, polis vs. şapkalarına takılan nişan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a brass emblem worn on a hat. cockade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Amipleri, günsüleri, deliklileri ve ışınlıları içine alan bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik).

1.Kökboyasıgillerden, çalı görünüşünde bir bitki, (rubia tinctorum).

2.(kimya) Bu bitkinin köklerinden elde edilen ve alizarin adıyla anılan kırmızımsı sarı bir boya.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder. madder root. alizarin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden ilâç yapmakta kullanılan muhtelif, kabuk, çiçek, vesaire gibi şeyleri satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins eski savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. root. origin. basis. authorship. bedrock. beginning. birth. derivation. descent. etymon. extraction. genesis. lineage. origination. paternity. pedigree. principle. provenance. spore. spring. wellhead. wellspring. womb. seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning. cradle. derivation. extraction. fountain. mother. origin. principle. root. seed. spring. stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. source. root. radical. place of origin. homeland. beginning. cradle. derivation. provenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim neden ya da y(Erkek İsmi) 2.Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstüne yayılan dalları. 3.Soy, asıl, ata.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Köklü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Modaya fazla düşkün ve hafif kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very concerned about her appearance. coquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. smelling. sniffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smelling. sniffing. smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (atlı: kokulamak). Burunla nefet çakarak bir şeyin kokusunu almak, kokuıunu duymaya çalışmak, buruna götürüp kokuıunu çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. sniff. nose. nose around. snuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nose. smell. sniff. to smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell. to sniff. nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirini koklamak, birbirinin kokuıunu almak: İki hayvan bir yere gelince koklaşırlar.

2.Bilişmek, birbirini tanımak, alışkanlık kazanmak.

3.Sevişmek, sarılıp öpüşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell each other. to neck. to bill and coo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sniff each other. to kiss and fondle each other. to neck. to pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlkbahar

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(minder ve şilteyi) Dikişle mıhlamak, içindeki ot veya yün oynamamak için her bir karış mesafede sicim vesaire ile sağlam dikiş vurmak.

2.(telli sazı) Kurmak, köketmek.

3.Kirizme denilen kıraç yerin ağaç ve çalı köklerini çıkarmak.

4.İnce saç örgülerinin her üç dördünü bir yere sarmak, kökleme etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to uproot. to step on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to uproot. to dig up by the roots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take root. to put forth roots. to become firmly established.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kök tutmak, kök salmak.

2.Yerleşmek, kurulmak, Osm. teessüs etmek, devamlı olmak: Bu öksürük bende kökleşti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take root. to settle down. to become established. to become generally accepted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kök tutturmak, kök saldırmak.

2.mec. yerleştirmek, kurmak, tesis etmek; temelleştirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingrain. root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kökü olan, kök salmış: Köklü ağaç, fidan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rooted. deep-rooted. deep-seated. deepseated. essential. ineradicable. inveterate. radical. sweeping. root-and-branch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrenched. rooted. having roots. deep-seated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. having roots. rooted. basic. fundamental. thorough going. of long standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-established family. old. well-known family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı: kokumak).

1.Koku vermek, kokularını yaymak: iyi kokmak; kötü kokmak; bu gül ne güzel kokuyor; bu yemek ağır kokuyor.

2.Bozulup kötü ve eğir koku peydi etmek, Osm. tefessüh ve taaffün etmek: Bu et kokmuş; ağzı kokuyor. Mlık (mit) gibi kokmak = Önceden hlıtolunmak, yaklaşmak, farketmek: (Misk gibi) kavga kokuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. stink. go bad. fester. reek. savor of. savour of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pong. smell. to smell. to smell of. to go bad. to stink. to pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell. to have a smell. to stink. to have a bad smell. to reek of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Meşe, çam gibi ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kötü kokmaya başlamış, bozulmuş: Kokmuş et, peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smelly. stinking. putrid smelling. fetid. fusty. putrid. rancid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fustiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit orman ve süs çamı familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fir. fir tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. R.). İpek kozası. Kokolya mevtimi = Nisan başları. Kokolya fırtınası = Bu mevsimde olan fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Falcı Çingene kadını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Osmanlılar’da Rum kadınlarına hanım ve madam yerine verilen unvan (sonradan alay tâbiri olmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overdressed and excessively made-up woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Şişe sarılarak ateşte kızartılan koyun barsağı yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb's/sheep's intestines grilled on a spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roasted sheep's intestines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.).

1.Koçanıyla beraber mısır buğdayı.

2.Sivri ve çirkin kılıklı şey.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kokoroz gibi dikilmek, dik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Fr.). Koket, hafif kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast or loose woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Züğürt, parasız, müflis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke. penniless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Züğürt olmak, parasız kalmak (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Züğürtlük, parasızlık (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ngilizce cockpit "Uçakların ön tarafında pilot ile uçuş teknisyeninin bulunduğu, uçağın yönetildiği özel bölüm." anlamındaki bu söz için pilot kabini karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. cockpit

pilot kabini

Uçakların ön tarafında pilot ile uçuş teknisyeninin bulunduğu, uçağın yönetildiği özel bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockpit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockpit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeşil ürün veya meyve, yeşillik.

2.Sebze, zerzevat. Kökrü resmi = Sebze vergisi..


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kök sakız, (bot.) Taraxacum koksaghyz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yer altında geniş bir alana dağılan kök.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Süsende olduğu gibi, kök halinde toprak altında gelişen, klorofilsiz yeraltı sapı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Gök renginde. 2.Yaşlı, koca.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Ciğerotlarında ve yosunlarda olduğu gibi, bitkinin kökü andıran ve tutunmasına yarayan kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kökü olmayan.

2.mec. Temeli, mesnedi, dayanağı, aslı olmayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rootless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rootless. baseless. unfounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köke kadar dayanan, teferruatta kalmayan, köklü: Kökten bir tedbir, Fr. radical.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamental. radical radikal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Köklü, yüzeyde kalmayan, derine inen. 2.Soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). İlimde, dinde ve siyasette kökten yenilikler yapma temayülü, Fr. radicalisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalism. radicalism radikalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radicalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İng.).

1.Çeşitli içkilerln karıştırılmalıyla yapılan içki. 2.İçkili toplantı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocktail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocktail. cocktail party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocktail. swizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Burunla duyulan şey kl, İyi yahut kötü olur. Ar. râyiha, nükhet, Fart. bûy. Güzel koku = Osm. tayylbe. Fena koku = Osm. ufûnet. Koku almak = Koku duymak. Kokusu gelmek = Kokmak. Kokusu çıkmak = mec. Meydana, ortaya çıkmak: Artık bu işin kokusu çıktı.

2.Giyecek, mendil veıaireye güzal koku vermeye mahsus su, ruh vesaire, Oım. ıtrıyyât, parfüm: Birçok kokular almış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. scent. odor. odour. fragrance. aura. exhalation. flavor. flavour. redolence. whiff. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aroma. savour. smell. trail. whiff. scent. odour. odor. perfume. stink. pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scent. smell. perfume. fragrance. odour. relish. savour. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ of smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gazlara koku eklemekte kullanılan ve böylece sızıntılar konusunda uyarıcı olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.İyi veya kötü bir kokusu olan, kokan, koku veren.

2.Güzel kokan. Ar. muattar, Fars. hoş-bO: Kokulu gül.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odorous. odoriferous. scented. aromatic. fragrant. savory. savoury. perfumed. balsamic. nosey. nosy. redolent. spiced. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. fragrant. perfumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. sweet smelling. fragrant. perfumed. odorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(melilotus): Baklagiller familyasından, Avrupa’da ve yurdumuzda yetişen, 30 - 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir biçimindedir. Tüysüzdür. Çok dallıdır. Yaprakları almaşık dizilişlidir. Sarı çiçekleri güzel kokuludur. Meyvesi 4 mm kadar boyunda 1-2 tohumludur. Çiçekli ve yapraklı dallarında kumarin, melilotik ve kumarik asitler ile uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Hafif kabız vericidir. Romatizma ağrılarını dindirir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kökünden, temelinden, esasından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bitkilerin fide yeri, tohumların ekilip fidan oldukları yer, fidelik, fidanlık.

2.mec. Aslî yer, vatan, menşe. Kökünde büyümek — Vatanından dışarıya çıkmamak, dünya görmemek, dünyadan habersiz olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterminate. root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to root out. kill off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefaction. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi kendisine kokmak, bozulmak, çürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go bad. putrefy. rot. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell rotten or putrid. putrefy. stink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kokusu olmayan, koku neşretmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odourless. scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birine bir şeyin kokuıunu duyurmak, koklamak üzere vermek ve tunmak: Aldığım kolonyaları size koklatayım.

2.mec. Az miktarda vermek (cümlede): Kokuıunu bile duyurmamak = Asla vermemek: Koyunlarının sütünü bize koklatmadı; kendiline hediye olarak o kadar yemiş geldi de klmıeye koklatmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Koku vermek, iyi veya kötü bir koku aldırmak: İlâçlar odayı kokutmuş; çayır çiçekleri havayı kokutuyor.

2.Taaffün ettirmek, bozulmasını gerektirmek: Bu eti, bu peyniri kokutmuşlunuz. Iıkemleyi kokutmak = Ticiz etmek, sıkıntı vermek (etkimlştlr).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give off a smell. to make a place smell. to break wind. to let sth spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth / sb smell. to let sth spoil. to make sb / sth smell. to make sth stink. to break wind. to cause to lose its appeal. stink up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cholédoque

anat. öd kanalı

Karaciğer ve öd kesesi kanallarının birleşmesinden oluşan, safrayı bağırsağa veren kanal.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Lat.

konuşu

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity of domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo, slang antika kimse. kooky (s.) antika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Taslak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketch. chart. plan. visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. sketch. drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketch. map. diagram. plot. drawing. layout. plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında yalnızca çizgi ile yapılan ve ana hatları gösteren, ayrıntılara inmeyen taslak. Kroki bir yapıtın ön çalışması niteliğinde olabileceği gibi, böyle bir amaç gözetilmeden de yapılabilir. “Eskiz” sözcüğü ile yakın anlamlıdır. Mimarlıktaysa daha çok bir yapıyı çevresiyle birlikte gösteren ayrıntısız ve şematik bir plan anlamına gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocodile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İşlem görmemiş kömür, doğal gaz gibi fosil yakıtlarının içerdiği kükürdün yanması sonucunda ortaya çıkan zehirli gaz. Yakılan her yüz ton kömür ve kokun ortaya üç ton kükürt dioksit çıkardığı bilinmektedir. Metallerde paslanmaya neden olmasının yanı sıra, solunum sistemine de zarar verir. Asit yağmurunun baş suçlusu kükürt dioksittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the end of the spinal column. tailend. behind. rump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi), insanda omurganın ait ucunun bitim yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) Lokum. bk. Halkum, hulkum.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanunname, kanun dergisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi jurnalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Battal, ağır, bati. Lök adam = Ağır, tenbel adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapaçul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir dernek üyelerinin buluşmaları için tutulan yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. local

1. yöresel,

2.dernekevi,

3.tıp yerel

1. Belli bir yöre ile ilgili. 2.Bir dernek veya kuruluşun üyelerinin buluşmaları için ayrılmış yer.

3.Sınırlı bir yerle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local. club. clubhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local headquarters local. club house. recroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in situ , local , regional , premise , premises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local. club. clubhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local headquarters local. club house. recroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in situ , local , regional , premise , premises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. localisé

sınırlandırılmış, belirlenmiş

“Yerini ve niteliğini belirlemek, sınırlamak” anlamındaki lokalize etmek, “yeri ve niteliği belirlenmek, sınırlanmak” anlamındaki lokalize olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Parası ile yemek yenen yer: Yemeği lokantada yiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant. diner. eating house. chophouse. cafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant. auberge. clip joint. eating house. victuals house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)Lokanta işleten kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurateur. restauranteur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant operator. common victualler. restaurant keeper. traiteur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İsmin yer gösteren hâlidir. Fiilin cereyan ettiği yeri gösterir. Lokatif ekleri -da, -de, -ta, -te’dir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. locatif

db. bulunma durumu

Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda bulunuş bildiren, -da / -de, - ta / -te ekleri ile kurulan durum.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). İş verenin, taleplerini kabûl ettirmek maksadıyla iş yerini kapaması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lock-out

iş bıraktırımı

İşverenin işçileri topluca işten uzaklaştırma veya işten çıkarma kararı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock-out. lockout. shutout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Bir defada yutulan yiyecek: Yemeğe oturup ilk lokmasını yutmakta iken; iri iri lokmalar yuvarlıyordu.

2.Parça, bölüm, az miktar: Şu dilenciye bir lokma ekmek verin; pişirttiği tatlıdan kimseye bir lokma vermedi. 3.Bir çeşit hamur tatlısı.

4.Bir çeşit pamuklu lökün macunu. Saray lokması = Bir çeşit lokma tatlısı. Lokma lokma etmek = Parçalamak. Lokmagöz = Göz kıkırdakları iri ve dışarı fırlamış adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthful. morsel. bit. gulp. bite. chew. gobbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit. bite. morsel. snippet. doughnut. condyl. screw die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. morsel. a small. round. syrupy friedcake. a wrench. bit. die. mouthful. snack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferret socket wrench. socket wrench M.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferret socket wrench. socket wrench M.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lokma döküp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri fırlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İslâm mitolojisinde büyük bir doktor ve hakîm. Peygamber olup olmadığı münakaşa mevzuudur. Lokmanrûhu = «Estr» ve «esîr kibriti» denilen uçucu bir ispirto ki, tıpta çok kullanılır, eter.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Eski kavimlerde, ahlaki öğütler veren hekim. 2.Kur’an-ı Kerim’de bir sure adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ether aether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ether aether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lokmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tekerlekleri vasıtasıyla istenilen yere çekilebilen buhar makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demiryolu taşıtlarını çekmekte kullanılan, buhar, elektirik veya akaryakıt enerjisiyle çalışan tekerlekli makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. locomotive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locomotive. railway engine. iron horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Beyaz kromoplast.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. leucocyte

anat. akyuvar

Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leucocyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leucocyte akyuvar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins serçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir çeşit tatlı kurabiye.

2.“rahat-ul hulküm”da (boğaz rahatlatan) denilen şeker, lâtilokum. Hacılokumu = Şerbetle yenen kuru ve şekersiz lokum. Kuşlokumu = Yumurtalı ve tatlı bir çeşit ince hamur. Lokum, su, şeker, nişasta ve sitrik asit veya tartarik asit veya potasyum bi tartarat ile hazırlanan lokum kitlesine gerektiğinde çeşni maddeleri, kuru ve/veya kurutulmuş meyveler ve benzeri maddelerin ilavesiyle tekniğine uygun olarak hazırlanan geleneksel bir Türk tatlısı. Arapçada “rahat-ul hulküm”(boğaz rahatlatan) olarak geçmekte olan ve bu tamlamadan türetilen lokum,kimi kaynaklara göre 15’inci yüzyıldan beri Anadolu’da yapılmaktadır. Kimi kaynaklara göre ise 18.yy sonunda Muhittin Hacı Bekir tarafından sert şekerlerden sıkılan 1.Abdülhamit’in yumuşak şekerleme isteği üzerine açılan bir yarışma neticesi icat edilmiş ve bu yarışmada da Muhittin Haci Bekir birinci olmuştur. Bununla birlikte ister 18.yy ister 15.yyda icat edilmiş olsun lokumu seri olarak üreten,popülerleştiren ve Avrupa’ya tanıtan kişinin Ali Muhittin Hacı Bekir olduğu tartışmasızdır. Lokum,Avrupa’da 19.yüzyılda bir İngiliz gezgininin Avrupa’ya Hacı Bekir’in lokumunu götürmesi ile yayılmaya başladı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight. blasting cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight. blasting cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish delight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lokum yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kireç ve zeytinyağı ile dövülerek yapılan bir cins macun ki, çeşme musluk ve su borularının deliklerini tıkamada kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bakmak, nazar etmek, dikkatle bakmak, görmek; düşünmek, mütalaa etmek; gözetmek; yönelmiş olmak; görünmek, gözükmek, benzemek; i. bakış, nazar, bakma; görünüş, ifade; yüz ifadesi. look about etrafına bakmak, dört yanını gözlemek veya kollamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) bakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakan kimse;( argo) güzel ve yakışıklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters yönde olan; karmakarışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözetleme yeri; gözetleme; gözleme; bekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Maroc «Fas» adından). Fas’ta işlenen bir cins keçi derisinin adı. Aynı tarzda işlenen başka deriler için de kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Açılmamış çiçek, gonca.

2.Gonca zarfı, kabuğu (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmin sahne içeriğine bağlı olarak, istenen pozlama seviyesini tespit etmek için iki yöntemden biri kullanılabilir. Merkez Ağırlıklı (Center Weighted) Ölçüm, resmin ortasını kullanır ve bir çok genel çekim için uygundur. Nokta Ölçümü (Spot Metering) özelliğini kullanarak, sahnenin belirli bir noktasını da seçebilirsiniz. Bu durum özellikle, geniş kontrast aralığında fotoğraf görüntülerinde kullanılmak üzere yararlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Şerbeti yapılan ve ilâç gibi de kullanılan bir bitki kökü.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(piyan): Baklagillerden kalın rizomlu bir ağaçcıktır. Yaprakları tüysü, yaprakçıkları pek çoktur. Çiçekleri beyaz, morumsu veya mavimsidir. Başak biçimindedirler. Yurdumuzda Batı ve Güney Doğu Anadolu’da yetişir. Boyu 50 cm ile 2 m arasındadır. Çok yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi mor renklidir. Meyankökü adı verilen kökleri tatlıdır. İçeriğinde glikoz, sakkaroz, nişasta, tanen, asparagin, yağ, zamk, reçine ve glisirizin vardır. Meyan balı da kökünden elde edilir. Üç yıllık kökler kullanılır. Kullanıldığı yerler: Grip, nezle, anjin ve nefes darlığında faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide - 12 parmak bağırsağı ülseri ve gastriti tedavi eder. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İncebağırsak iltihaplarını giderir. Vücuda serinlik verir. Kabızlığı giderir. Fazlası tiryakilik yapar ve zararlı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

challenge. dare. defiance. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Nokta biçimindeki mikropların umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. micro + crédit

ekon. işçelik

Küçük ölçekli iş kurmak için kullanılan kredi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mistake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. myocarde

anat. kalp kası

Kalbin ana duvarını çeviren ve düzenli hareket edebilen kas örgüsü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mocha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağsız modern ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mocassin. moccasin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monobloc

tekgövde

Parçalara ayrılmayan, bütün olarak bulunan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek parçalı bikini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.). Tek gözlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monocle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bütün görsel sanatlar ve mimarlıkta tek renklilik. Yalnızca siyah ve çeşitli gri tonları kullanılarak yapılabileceği gibi, aynı rengin tonlarıyla da gerçekleştirilebilir. Polikromi (çok renklilik) sözcüğünün karşıt anlamlısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uluslararası yoksulluk düzeyi olarak belirlenen günde 1 dolardan az gibi sabit bir standarda göre tanımlanan yoksulluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nansuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duyu organlarımız bize dış dünya ile ilgili bilgileri aktarırlar. Bu bilgilerin yüzde 80’ini gözlerimizle, yüzde 1’ini ise burnumuzla alırız. Ancak nezle veya grip olup burnumuz tıkandığında, koku alamayınca, yediğimiz yemeklerin tadını bile alamayız, dünyadan aldığımız zevk azalır. Eğer burnunuzu parmaklarınızla iki yandan sıkarsanız, bir dilim çiğ patates mi yoksa elma mı yediğinizi söylemekte bile güçlük çekersiniz.

Koku duyumuz anlaşılması en güç olan duyumuzdur. Bellek ve duygularımızla çok ilgilidir. Bir toprak yolda yürürken yağmur kokusu aldığımızda, birden bir çocukluk anımız canlanabilir.

Peki bir koku duyduğumuz zaman ne oluyor? Bu kokuyu diğerlerinin arasından nasıl tanıyoruz? Beynimiz bu farklı uyarıları nasıl algılıyor? Bir kokunun oranı, bir litre havanın içinde bir miligramın milyonda birinden bile küçük olsa onu nasıl ayırt edebiliyor?

Aslında tek bir koklama ile hemen hemen yeterli algılamayı sağlarız. Normal bir insan dakikada 30 litre havayı içine çekip koklayabilir. Ancak belli bir zaman sonra algılama süratle azalır, yani bir kokunun içinde uzun zaman kalırsak artık onu duymamaya başlarız. Kokunun hangi yönden geldiğini ise burun deliklerimize gelişi arasındaki anlık farktan anlarız.

Koku alma kapasitemiz şüphesiz koku kaynağının gücüne de bağlıdır. Havanın bir litresinde 5,83 miligram eter olunca kokuyu ancak hissederiz de 0,000.000.4 miligram sarımsak kokusu bile hemen hissedilebilir. En güçlü koku çürük yumurta kokusudur. Bu kokunun molekülleri havada 100 bin molekül içinde bir tane dahi olsa burnumuz tarafından hemen algılanır. Bir kokunun artıp azaldığını hissedebilmek için, onun hava içindeki oranının en az yüzde 30 değişmesi gerekir.

İnsanlar gün başlarken daha iyi koku alırlarken kahvaltıdan sonra koku hissi azalır. İlkbahar ve yazın ise kışa göre daha kuvvetlidir. Koku alma duyusunu sıcaklık, aç veya tok olma ve alınan ilaçlar da büyük ölçüde etkiler. Kadınlar erkeklerden daha iyi koku alırlar. Bu duyu 60 yaşından sonra azalmaya başlar. Koku alma duyusu eğitimle arttırılabilir.

Burnumuzun boşlukları içinde, her biri birer metal para büyüklüğünde iki koklama mukozası vardır. Buralarda milyonlarca algılama hücresi bulunur. Bu sinir hücrelerinin tüylü uçları, nefes aldığımız zaman havada bulunan koku veren molekülleri yakalarlar. Aldıkları bilgileri beyin kökündeki koklama soğanına iletirler.

Görüldüğü gibi koklama mekanizması biliniyor da sistem nasıl çalışıyor tam belli değil. Bir görüşe göre her koku molekülü kendine özgü bir frekansta titreşim yapıyor ve burnumuzdaki koku sinirleri bu özel titreşimleri algılıyor. Bu durumda koku seste olduğu gibi dalgalar halinde yayıldığından sinir hücreleri ile moleküller arasında doğrudan bir temas olması da gerekmiyor.

Bir başka görüş ise kokuyu renklere benzetiyor. Nasıl bütün renkler aslında temel renklerden oluşuyorsa, bir kaç kokunun, bütün diğer kokuların temelini oluşturduğu ileri sürülüyor.

Bazı bilim insanları ise her bir kokunun kendisinin başlı başına ayrı bir koku olduğunu, her koku için hücrelerin özel olarak ayrı ayrı görev yaptıklarını, beynin uyarının hangi hücreden geldiğine bakarak karar verdiğini düşünüyorlar. Bunun ispatlanması için her bir sinir hücresinin ayrı bir koku ile uyarılıp test edilmesi gerekir ki bu da imkansızdır.

Görüldüğü gibi burnumuz ve koku alma hissimizin sırları tam çözülebilmiş değil. Kokuları burnumuz gibi olağanüstü bir hassasiyetle ve bir saniyeden çok az bir zamanda algılayıp, ayırt edebilecek bir makineyi günümüzün gelişmiş teknolojisi bırakın yapmayı tasarlayamamaktadır bile.


Genel Bilgi by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Halitosis denilen nefes kokusunun nedenleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır:

- Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı ilaçlar.

- Burun veya sinüz hastalıkarı.

- Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı.

- Kusma veya uzun süreli perhizler.

Diğer taraftan şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir. Herşeyden önce, ağız temizliğine çok dikkat etmek gerekir. Çürük dişler tedavi ettirilmeli, yenilen ve içilen şeylerin kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Hergün temiz havada yürümek de faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes kokularında bir doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir bardak ılık suya, 1 tatlı kaşığı süzme bal konur, karıştırılıp, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yeni klasik. Neoklasik Türk musikisi = . Türk musikisinde Hacı Arif Bey’le başlayan romantik şarkı ekolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yeni klasik. Neoklasik Türk musikisi = Türk musikisinde Hacı Arif Bey’le başlayan romantik şarkı ekolü.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kış aylarında kar yağarken şimşek, yıldırım ve gök gürültüsü nadiren olur. Yıldırım ve gök gürültüsü en çok yaz aylarında, hava ılık ve nemli iken yükselen havanın etkisiyle olur. Kış aylarında havanın alçak ve yüksek kısımları arasında ısı farkı az, alçak seviyelerde ise nem de fazla olduğundan şimşek, yıldırım ve sonucunda gök gürültüsü olayı daha az görülür.

Şimşek veya yıldırım etraflarındaki havayı saniyenin milyonda biri kadar bir sürede 30.000 dereceye kadar ısıtırlar. Isınan bu hava aniden genleşir, genişler. Normal atmosfer basıncının neredeyse 100 misli bir basınçla, ses hızından çok hızlı ses dalgaları yayar. Bu aynen ses hızını geçen uçaklarda olduğu gibi kulağımıza bir nevi patlama sesi olarak ulaşır. Buna gök gürlemesi diyoruz.

Şimşek de, yıldırım da tek bir olay değil bir seri olayın birleşimidirler. Yıldırımın ilk çakışından sonraki yukarı doğru olan dönüş çakışında, elektrik akımı daha güçlü olduğundan kulağımıza gelen ikinci ses birincisinden güçlüdür.

Yıldırım veya şimşeğin görülmesi ile gök gürlemesinin duyulması arasında geçen süre saniye olarak ölçülür ve üçe bölünürse uzaklık kilometre olarak bulunabilir. Çünkü gök gürültüsünün sesi bize ses hızı ile ulaşırken, şimşek ve yıldırımın görüntüsü gözümüze ışık hızıyla ulaşır.

Gök gürlemesi normal şartlarda 24 kilometreden daha fazla mesafelerden işitilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kış aylarında kar yağarken şimşek, yıldırım ve gök gürültüsü nadiren olur. Yıldırım ve gök gürültüsünü en çok yaz aylarında, hava ılık ve nemli iken yükselen havanın etkisiyle olur. Kış aylarında havanın alçak ve yüksek kısımları arasında ısı farkı az, alçak seviyelerde ise nem de fazla olduğundan şimşek, yıldırım ve sonucunda gök gürültüsü olayı daha az görülür.

İimşek vaya yıldırım etraflarındaki havayı saniyenin milyonda biri kadar bir sürede 30 bin dereceye kadar ısıtırlar. Isınan bu hava aniden genleşir, genişler. Normal atmosfer basıncının neredeyse 100 misli bir basınçla, ses hızından çok hızlı ses dalgaları yayar. Bu aynen ses hızını geçen uçaklarda olduğu gibi kulağımıza bir nevi patlama sesi olarak ulaşır. Buna gök gürlemesi diyoruz.

Şimşek de, yıldırım da tek bir olay değil bir seri olayın birleşimidirler. Yıldırımın ilk çakışından sonraki yukarı doğru olan dönüş çıkışında, elektrik akımı daha güçlü olduğundan kulağımıza gelen ikinci ses birincisinden güçlüdür.

Yıldırım veya şimşeğin görülmesi ile gök gürlemesinin duyulması arasında geçen süre saniye olarak ölçülür ve üçe bölünürse uzaklık kilometre olarak bulunabilir. Çünkü gök gürültüsünün sesi bize ses hzı ile ulaşırken, şimşek ve yıldırımın görüntüsü gözümüze ışık hızıyla ulaşır.

Gök gürlemesi normal şartlarda 24 kilometreden daha fazla mesafelerden işitilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsan bir yakınını kaybedince, başarısından dolayı bir ödül kazandığında, duygusal bir film seyrederken, yıllardır üzerine titrediği çocuğunu evlendirirken veya çok haklı olduğuna inandığı bir konuda haksızlığa uğradığında gözyaşlarını tutamaz.

Nedenleri çok değişik de olsa tüm bu olaylar karşısında gözlerden akan damlalar ruhsal bir boşalma sağlar. İnsan ağladıkça açılır, ferahlar gibi görünür. Ancak gözyaşının arkasında yatan psikolojik ve biyolojik mekanizma hala tam anlaşılmış değildir.

Ağlama şekli insandan insana değiştiği gibi gözyaşı dökmenin de değişik biçimleri vardır. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı salgılanır. Bunlar göz kırpmamız sayesinde gözlerimizi korur ve devamlı nemli kalmalarını sağlarlar.

Bundan başka soğan doğrarken veya mangal yakarken dumanın gözümüze kaçması sonucu olarak döktüğümüz yakıcı gözyaşları vardır. Son olarak da asıl konumuz olan, üzüntü, aşırı sevinç veya benzeri gerginliklerimize tepki olarak döktüğümüz ruhsal gözyaşları vardır.

Ruhsal ağlama konusunu ilk inceleyen Darwin oldu. Tabii her şeyde olduğu gibi bunu da evrim teorisine bağladı. Ona göre ruhsal tepki ve ağlama bir davranış şeklinin tümü idi. Evrim sürecinde bu tepki içinde anlamsız bir işlevi olan gözyaşı öne çıktı. Bu teoriye karşı çıkanlar gerekçe olarak yine Darwin’in doğal seçme ve ayıklama teorisini ileri sürdüler. Buna göre evrim içinde insan için faydalı fonksiyonlar öne çıkmakta, diğerleri körelmekte ve gözyaşı anlamsız bir fonksiyon ise evrim süreci içersinde yok olması gerekirdi.

Yirminci yüzyılın ortalarında ortaya atılan bir diğer teoriye göre ise hıçkırarak ağlayınca dökülen gözyaşlarının hastalıklara karşı korunmamıza yardım eden yaşamsal bir değeri vardır. Gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlarken nefes kesiliyor, burun ve boğazdaki koruyucu zarlar kuruyor ve bakterilerin istilasına uygun bir ortam haline geliyorlar. Oysa ağlarken burun pasajına akan gözyaşları bu kurumaya mani oluyor.

Tabii bu teoriyi ileri sürenler herkesin hıçkırarak ağladığını varsayıyorlardı. Halbuki insanların çoğu hıçkırmadan sessiz sessiz ağlarlar. Bu teoriye göre spor yaparken burun ve boğazları kuruyan sporcuların da gözyaşı dökmeleri gerekmekteydi.

Pek akla yakın gelmeyen bu iki teoriden sonra bir hipotez daha ileri sürüldü. Buna göre de ruhsal sıkıntılar sırasında vücutta bir takım kimyasal maddeler oluşuyor, bunlar tıpkı ter, idrar, dışkı sayesinde toksik maddelerin vücuttan atılışına benzer şekilde gözyaşı ile vücuttan uzaklaştırılıyorlardı.

Bu teori doğru ise ruhsal gözyaşları ile soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapılarının farklı olmaları gerekiyordu. Yapılan deneyler sonucu görüldü ki, ruhsal gözyaşları, soğan (yakıcı) gözyaşlarından daha fazla protein içermektedirler. Fakat henüz bu farkın nedenini açıklayacak bir kanıt bulunabilmiş değildir. Sevinç ve üzüntü gözyaşlarının da aralarında kimyasal bir fark olup olmadığı halen araştırılmaktadır.

Dünyadaki yaratıklardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum da şüphesiz yaşam tarihindeki evriminin bir sonucudur. Doğrudan gözünü rahatsız edecek bir şey olmazsa yeni doğmuş bir bebek doğumundan bir kaç hatta sonraya kadar gözyaşı dökmezsizin ağlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yapılan istatistik çalışmalarına göre dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun bir hayat süresine sahiptirler. Tarihte 60 - 70 yıl ve daha öncesine gidersek iki unsur öne çıkıyor: Savaşlarda ölenlerden dolayı azalan erkek nüfusu ve yalnız erkeklerin çalışabileceği yıpratıcı işlerden dolayı erkeklerin ömürlerinin kısalması.

Zamanımız için artık bu iki unsur da çok geçerli değil. Dünya savaşları dönemi bitti, yerel savaşlarda askerler kadar kadın ve çocuklar da ölüyor. Kadın ile erkek arasında iş güçlüğü kalmadı. Uzun yıllar aynı ortamda aynı işi yapanlar incelenmiş ve kadınların yine erkeklere göre daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.

Aslında pek çok canlının dişisi erkeğine göre daha uzun ömürlüdür. Kadın vücudu zarif, yumuşak ve güzeldir. Erkeğin ki ise daha geniş, iri, bol kaslı ve kuvvetlidir. Bu nedenle erkek daha hızlı koşar, daha fazla ağırlık kaldırır yani fiziken daha güçlüdür.

Ancak zarafet ve çekiciliğin altında kadın büyük bir biyolojik üstünlük gizler. Dişiler daha anne karnında iken bile daha dayanıklıdırlar. Ceninlerde, erken doğumlarda, bebeklerde, kızların ölüm oranı erkeklere göre daha azdır. Büyüme çağında kızlar oğlanlardan daha çabuk gelişir ve belli bir yaşa kadar da daha çabuk büyürler.

Kadınların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olma avantajlarının ardında insan türünün evrimsel devamlılığı ve gelişimi de vardır. İnsanlar oldukça yavaş ürerler. Kadınların gebeliği 9 ay gibi hayli uzun sürer ve sonucunda genellikle tek bir çocuk doğar. Neslin devamı için erkekten çok kadına iş düştüğünden, kadının verimlilik süresince birbiri ardına çocuk doğurabilmesi için kendisine doğa tarafından bu gizli güç ve dayanıklılık avantajı verilmiştir.

Günümüzdeki bilimsel araştırmalar üç noktada yoğunlaşıyor. İnsan dünyaya geldiği zaman hücrelerinde 23 çift kromozom taşır. Bunlardan yirmi üçüncüsü, yani cinsiyet kromozomu kadınlarda iki tane ‘X’ iken erkeklerde ‘XY’dir. ‘Y’ kromozomu ‘X’ den daha küçük olup, içindeki genler yüzde 3-6 daha azdır. Renk körlüğü, hemofili gibi hastalıklar sadece erkeklerde görülürken kadının fazla genleri bu hastalıkları önlemede rol oynar.

İkinci husus ise kadınların ‘estrojen’, erkeklerin ise ‘androjen’ diye bilinen cinsiyet hormonlarını daha fazla salgılamalarıdır. Estrojen hormonu kandaki yağ miktarını azaltmakta bu nedenle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları daha az görülmektedir.

Kadınlarda üçüncü uzun ömür mekanizması, hemen her türlü bakteriyel enfeksiyonlara karşı dayanıklılıktır.

Bütün bunlara ek olarak kadınların uzun ömürlü olma oranları yıllar geçtikçe daha da artmakta, ortalama yaşam süresi uzadıkça kadın ile erkek ömrü süresi arasındaki fark daha da açılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation point. triangulation station. landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ABD istediği yere zorla girebilme yetkisini belirten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NOKSAN) (i. A ). T. Eksiklik, azalma, azlık.

2.Yokluk (noksânî ve noksâniyyet kelimeleri yanlıştır).

3.(i. Türkçe). Eksik, kusurlu: Noksan iş, adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortcoming. want. wanting. missing. incomplete. unfinished. imperfect. deficient. defective. defect. missing thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defect. deficient. imperfect. incomplete. lack. missing. want. lacking. wanting. unfinished. deficiency. shortcoming. absent. bad. decrease. latent / hidden defect. defective. deficit. failure. flaw. imperfection. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نقصان] eksiklik. 2.kusur. 3.eksik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortage. unfinished or incomplete part. defect. shortcoming. lack. want. defectiveness. deficiency. shortfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. not lacking in any way. perfect. flawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nukaat, nikaat) (tes. noktateyn).

1.Benek, leke: Lâciverd zemin üzerine beyaz noktalan vardır.

2.Bazı harflerin üstünde veya aıtında olan benek: Falan harfin bir, iki, üç noktası vardır.

3.Günlerin bittiğine işaret olan benek, durak.

4.Mevki, yer: Asker bir noktada toplanmalı.

5.(matematik). Üç buûdundan hiçbiri olmayan hayâlî yer.

6.(tıp) Göze Arız olan leke.(askerlik) Bir neferden ibaret karakol, nöbetçi: Oraya bir nokta dikmeli.Cihet, yön. Bî-nukat (Arap harflerinde) = Noktasız harften mürekkeb (ibare), (fizik) Nokta-i incimâd = Suyun donma derecesi: 0°C. Nokta-i galeyan = Suyun kaynama derecesi: 100° C. Nokta-i nazar =

1.Bakışa hedef olan.

2.Görüş, fikir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinpoint. point. dot. spot. speck. full stop. stop. full point. post. fleck. macula. particular. period. speckle. tittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dot. period. point. respect. speck. speckle. spot. vertex. full stop. place. subject. military post. police post. isolated sentry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. dot. point. spot. speck. full stop. place. item. pause. pitch. taint. tittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point to point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Işık sadece vizörün merkezindeki “nokta” alanında ölçülür. Pozlama hesaplamasının doğru yapılmasını garantiler. Özellikle zorlu ışık koşullarında kolaylık sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nokta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقطهء نظر] görüş açısı, bakım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Nokta, virgül gibi işaretler koyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation. pointing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Nokta koymak.

2.İşaret etmek: Orasını noktalamış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pointy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotty. punctuated. dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Geceye ait, geceyi terennüm eden musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuytu yer, köşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. notebook

dizüstü

Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) not defteri, muhtıra defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, aydınlık gökyüzü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mersingillerden birçok cinsi olan bir ağaç, sıtma ağacı (eucalyptus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eucalyptus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eucalyptus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sıtma ağacı): Mersingiller familyasından; Anavatanı Avusturalya olan, her zaman yeşil bir ağaç cinsidir. Bazılarının boyu 150 m’ye ulaşır. Ender olarak ağaçcık şeklinde bulunur. Çiçekleri beyaz-sarı veya kırmızı renktedir. Meyvesi tepeden 4-5 yarıkla açılan kapsüldür. Odunu sert ve reçinelidir. Yapraklarında uçucu yağ, reçineler, acı madde ve tanen vardır. Uçucu yağı çok miktarda sineol taşır. Yurdumuzda Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilir. 160’dan fazla türü vardır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Solunum yolları hastalıklarında faydalıdır. Boğaz ve burun iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Nezlede faydalıdır. Ateşi düşürür. Vücudu kuvvetlendirir. Bronşite ve diğer solunum yolları hastalıklarında faydalıdır. İdrar yollarını temizler. Astım ve Veremde faydalıdır. Sıtmanın önünü alır. Basur memelerinden kaynaklanan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Anlayışlı. Anlama, öğrenme. 2.Tanrı, oğuz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Anlayışlı yiğit. 2.Tanrısal gücü olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Okan ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanrı’dan gelen, Tanrı’nın verdiği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Okanalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A peculiar mammal closely related to the giraffe, discovered in the deep forests of Belgian Kongo in 1900.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is smaller than an ox, and somewhat like a giraffe, except that the neck is much shorter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Like the giraffe, it has no dewclaws.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There is a small prominence on each frontal bone of the male.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The color of the body is chiefly reddish chestnut, the cheeks are yellowish white, and the fore and hind legs above the knees and the haunches are striped with purplish black and cream color. similar to the giraffe but smaller with much shorter neck and s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

similar to the giraffe but smaller with much shorter neck and stripe on the legs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Orta Afrika'ya özgü parlak kestane renginde derisi olan zürafaya benzer fakat boynu kısa bir hayvan, zool. Okapia johnstoni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok atan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok atay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Baht, talih, şans. 2.Bahtlı, talihli. 3.Beğenme. 4.Satürn gezegeni. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. occasion

1. fırsat,

2.kelepir

1. Herhangi bir şey için en uygun zaman, uygun durum veya şart.

2.Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şey.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok baş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı ve boğa gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birlik içinde olan. Dürüst soya mensup.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, hareketli canı tez.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Topuğun arkası.

2.Kunduranın topuğun altına gelen yeri ki, yüksekçe olur. Ökçesine basmak = Birinin arkasından pek yakın gitmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heel. heel piece. cut-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ok yapan ve satan. Okçular = Eskiden bu esnafın çarşısı.

2.Ok atan, yayla silâhlı asker. Okçubaşı = Eskiden ok sporcularının başı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archer. bowman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archer. bowman. maker or seller of arrows. bow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archery. making or selling of arrows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uzak, öte, uzakta bulunan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Demir gibi sağlam ve atak. 2.Demirden yapılmış ok.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Öge).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı, canlı, hareketli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok ergin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

o.k. ok. okay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an endorsement; 'they gave us the O K to go ahead'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok gibi güçlü ve hızlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı, atak ve güçlü lider, han.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Sea of Ohotsk Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dörtyüz dirhemden ibâret ağırlık ölçüsü: Bir okka ekmek, şeker (sıvı için de kullanılmıştır): Bir okka zeytinyağı. Yeni okka = Kilogram. Okka her yerde dörtyüz dirhem = Akıl için yol birdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oka. oke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağır, büyük.

2.Ehemmiyetli, vakarlı, ağır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy. big. whopping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big cup of Turkish coffee. very strong coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir okka ağırlığında olan: Okkalık ekmek.

2.Bir okka alabilen: Okkalık şişe, kap.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok kan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Erkek örümcek. 2.Bir dağ adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ok atmak, ok yağdırmak.

2.Ok gibi fırlamak (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur açmaya mahsus çekme çubuk ki, bir çeşit deynek gibi ince, uzun ve bir çeşidi de tokmak gibi kalın ve kısa olup, yalnız elle tutulacak uçları incedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling pin. rolling-pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oku veya okları bulunan. Oklu kirpi = Büyük dikenleri olup tehlike görünce onlardan birini ok gibi fırlatan kirpi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porcupine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ok kuburu, mahfazası, tirkeş (asıl Türkçe’si: sadak).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ok gibi hızlı, güçlü kimse. 2.Okçu. Kemankeş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, zeki, bilgili kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, bilgili kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bamya, bot. Hibiscus esculentus. musk okra amberiye, bot. Abelmoschus moschatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Benzeyiş. 2.Benzeyen, andıran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok sal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Billûrları sidikte bulunabilen kalsiyum oksalatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxalate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxalic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok atmakla meşhur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.El ile sevme, dokunma.

2.mec. iyi ve yumuşak davranma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endearment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. pat. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caressing. stroking. caress. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sevmek, iyi ve yumuşak davranmak: Çocukları çok okşamak onları şımartır.

2.Bir şeye benzemek, andırmak: Muzun lezzeti kavunun lezzetini okşar (bu mânâ hâlâ kullanılıyor).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. pat. stroke. fondle. pet. canoodle. dandle. grope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. fondle. pet. stroke. octave. to caress. to fondle. to stroke. to flatter. to beat. to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caress. to stroke. to fondle. to pat. to flatter. to give sb a gentle beating. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Daima övülen, beğenilen insan ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevilmek: Bu çocuk okşanmaya gelmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be caressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok atışına hazırlan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to caress. to let sb caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok ve Say’dan birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okşamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca’dan).

1.«Macar üzümü» denilen bir meyvenin balından yapılan bir çeşit macun ki, kuşların ayakları yapışıp tutulmak için deyneklere sürülür.

2.mec. Tuzak, aldatıcı ve tuzağa düşürücü şey. Okse çubuğu = Kuş tutmak için ökse sürülmüş değnek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birdlime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bindlime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistletoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ökseotugillerden, parazit olarak yaşayan, zararlı bir bitki (viscum albüm).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gökçe): Ökseotugiller familyasından; genç sürgünleri yeşil, ufak çalı halinde bir bitkidir. Adi ökseotu ve Zeytin ökseotu yurdumuzda doğal olarak yetişir. Yapraklarında tanen, urson, inosit, saponin ve viscine adı verilen gayet yapışkan, elastiki, yumuşak bir reçine vardır. Kullanıldığı yerler: Yüksek tansiyonu düşürür. Nabzı yükseltir. Kalbin atışlarını artırır. Damar kireçlenmesinde faydalıdır. Sara ve Akciğer kanamalarında kullanılır. Spazmları giderir. Hazmı kolaylaştırır. Fazla kullanıldığı takdirde zararlıdır. Bilinci uyuşturur. Adaleleri zayıflatır ve ishal yapar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok ve Sev’den birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok seven.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Oksijen içeren ve oksijenin yeni maddeler oluşturmak için kimyasal reaksiyona girmesi kolaylaştıran madde.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. oxydation

1. paslanma,

2.paslandırma

1. Paslanmak işi. 2.Paslandırmak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. oxydé

paslanmış, paslandırılmış

“Paslandırmak” anlamındaki okside etmek, “paslanmak” anlamındaki okside olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Rengi, kokusu ve tadı olmayan, O senboliyle gösterilen bir eleman, Osm. müvellidülhumuza.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: O

Atom Numarası: 8

Kütle Numarası: 15,999

Yoğunluk: 1,43 g/cm3

Erime Sıcaklığı:-218,3 °C

Kaynama Sıcaklığı: -182,9 °C

Dünya atmosferinin %21’ini, yerkabuğu kütlesinin %49’unu oluşturur.

İnsan vücudunun kütlece yaklaşık üçte ikisi oksijendir.

Kolaylıkla tepkimeye girdiği için çoğu elementle bileşik oluşturur.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen. hydrogen peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrogen peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Kalsiyum bioksidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) kimya). Bir basit cismin oksijenle birleşmesinden meydana gelen birleşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize. to be oxidized. to oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be oxidized. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı ve düzenli akan su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Öksürük hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coughing. cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ciğerde olan balgam veya gıcıktan dolayı elinde olmadan sesli bir nefes vererek onu çıkarmaya çalışmak: Hasta çok öksürdü.

2.Öksürüğe tutulmak, öksürüğü olmak: Çocuklar öksürüyor, dışarıya çıkarmamalı.

3.Yapmacık bir öksürükle işaret veya alay etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cough. to cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cough. to have a cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Ciğerde olan balgam veya gıcık üzerine insanın elinde olmadan ve sesli bir nefesle onu çıkarmaya çalışması: Öksürük gelmek, tutmak.

2.Ekseriye soğuktan gelen göğüs rahatsızlığı, öksürme: Bir öksürüğe tutuldum, öksürüğü vardır. Öksürükotu = Devetabanı, farfara otu.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkan öksürüktür 3 grupta toplanır.

- Kuru öksürük : Nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık, bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürükler balgamsızdır, yani kuru öksürüktür.

- Nöbet şeklinde gelen öksürük : Bu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer şişmesi; gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az balgam görülür.

- Balgamlı öksürük : Bu çeşit öksürük, sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberküloz’un bir işareti olabilir. Öksürük, nasıl olursa olsun, ihmal edilmemesi ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şalgam suyu, bal.

Hazırlanışı : Bir su bardağı şalgam suyuna, 2 tatlı kaşığı süzme bal konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra sıcak sıcak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cough. coughing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tussilago farfara): Bileşikgiller familyasından; yurdumuzda gevşek topraklı ve nemli sırtlarda yetişen çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları dairemsi-köşeli, etlice ve alt yüzü sık tüylü, beyaz görünüştedir. Yapraklarında müsilaj, acı bir glikozit, tanen, inülin, şekerler ve fitosterol vardır. Çiçeklerinde de aynı maddeler ve bunlara ilave olarak da uçucu bir yağ vardır. Ev ilaçlarında yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Balgam söker. Diğer solunum yolu hastalıklarında da yumuşatıcı olarak faydası görülür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (ögsüz = annesiz’den). Yetim. Öksüzler babası = Yetimlere karşı merhametli zat. Öksüzbalığı — Renksiz bir çeşit kırlangıç balığı. Öksüz parmak = Başparmak. Öksüz sevindiren = Cicili bicili şey, az kıymetli şatafatlı şey. Öksüz anası = Fakir çocuklarını görüp gözeten kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan. motherless. without relations/friends. motherless child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphan. fatherless. charity child. orphan child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an orphan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Doymuş hidrokarbürlerin adı. Yüksek oktanlı = Oktanı yüksek hidrokarbür karıştırılmış benzin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octane. octant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok tan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince: octant) (denizcilik ve astronomi).

1.Yükseklik tahtası.

2.Ay’ın, sekizde birinin görünecek mevkide bulunması, yani dört günlük olması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok tar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (musiki). Sekizli. Birbirini takip eden 8 sesten yapılmış dizi. (bk.) Sekizli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical octave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öfkeli, sinirli, kızgın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, onurlu, gösterişli, korkusuz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Öktem).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, bilgili, fazıl, kahraman, cesur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (musiki). 8 çalgı veya ses için yazılmış oda musikisi eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı şeylerden, şehre girerken alınan vergi, kapı parası, ayakbastı parası, toprakbastı parası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok tuğ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok tuna.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (musiki). 8 çalgı veya ses için yazılmış olan musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok türe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok türemış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı, güçlü Türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.) (Fr. l’école).

1.Okuma yeri, öğretim yeri, mektep: İlkokul, ortaokul, sanat okulu.

2.Bir ilim veya san’at kolunda belirli bir tarz, çığır, doktrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school. college. academy. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school. chapel. chaplain. institute. thinking shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow student. school fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolchild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooky player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headmaster. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post-school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Optik cihazlarda objektiften gelen ışınları göze veren mercek serisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extramural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. occultisme

gizlicilik

Özellikle ruhlar dünyasıyla ve evrenin bilinmeyen güçleriyle ilgili bilgi dünyasına dayalı çeşitli kuramlar, uygulamalar ve ayinler için kullanılan genel ad.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Okumak işi: Okuması, yazması yoktur, (bk.) Okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. reading. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading. schooling. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reading book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analphabet. illiterate. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yazılmış bir şeyi gözden geçirip sesli veya sessiz kıraat etmek, okumak: Kitap, mektup, gazete okumak.

2.Öğrenmek, tahsil etmek: İngilizce okuyor, gençliğinde bir şey okumamış.

3.Terennüm ve tegannî etmek: Filân güzel okuyor.

4.Davet etmek, çağırmak: Kadınlar düğüne okumaya gittiler.

5.Dua okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Rahmet okumak = Rahmet temennî etmek Meydan okumak = Yarışmaya davet etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. study. peruse. announce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. say. study. to read. to study. to sing. to say. to decipher. to understand. learn. to chant. sing. to recite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

read. to read. to be able to read. to study. to attend school. to sing. to recite. to decipher. to swear at. to be read. to be recited. to be sang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İlim öğrenmiş, tahsilli. 2.Din adamı, rahip, papaz (İstanbul lehçesinde bu mânâda kullanılmaz).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literate. well-read. learned. educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who's had some formal education. well-educated. intellectual person. lettered. literate. man of education. educated man. well read.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wide reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okunması kolay yazı veya kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlükle okunabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreadable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible. unreadable. cramped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okunmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Osm. kırâat olunmak, okunmak: Bu mektup okunmaz.

2.Telâffuz olunmak: Bu kelime nasıl okunur?

3.(eskiden) Kendini bir üfürükçüye okutmak: Okunmaya gidiyordu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri okumak: Karanlıkta okunulmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of reading. pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of reading. singing or chanting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Okumak bilen: Okur, yazar adamdır.

2.Oten, terennüm eden: Okur kuş (bu mânâsı eskimiştir)


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader. reading public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Okuması yazması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Zeka, akıl, anlayışlılık (Öküs’ten). 2.Çağrı, davet.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zeki, akıllı, anlayışlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eğitici, öğretmen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Okutmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Okumak işini yaptırmak: Mektubu kime okutmuş?

2.Ders vermek, öğretmek: Sabahlan Fransızca okutuyor.

3.Tahsil ettirmek, tahsile vermek: Oğullarını okutmadı.

4.Okuyup üfletmek. (Birine) rahmet okutmak = Beter olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruct. teach. educate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educate. to teach. to instruct. to educate. to palm sth off. to fob sth off on/onto sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make or let sb read sth. to make it possible for sb to be educated. to get sb educated. to teach. to sell. to let sth go. educate. flog off. instruct. school. trade off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Öğretmenlik göreviyle üniversitelere dışarıdan alınan kimse, Fr. lecteur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. instructress. lecturer. prelector. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecturer. lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. lecturer in a university. lector. lecturer. training instructor. university lecturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Okutan, öğreten, öğretmen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lectorhsip. lectureship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Okumayı seven. 2.Çağıran, davet eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kaide ile okuyan.

2.Ses san’atkârı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader. singer. reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader. singer. chanter. reading public. vocalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okumak işi ve tarzı: Güzel bir okuyuşu vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Enenmiş erkek sığır ki, çift sürmekte ve araba çekmekte kullanılır. mec. Akılsız ve kaiınkafalı. Oküz boyunduruğa bakar gibi = Nefret ve ürkeklikle. Öküzü boyunduruğa kuyruğundan vurur = İş bilmez, beceriksiz. Boyunduruk altında öküz = itaat altına alınmış. Öküz damı = Oküz ahırı. Öküzgözü = Bir çeşit bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ox. bullock. steer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ox. bullock. steer. berk. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ox. clumsy person. oaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Serçegillerden uzun gagalı bir kuş (calao).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sığırdili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arnica sığırgözü. mastıçiçeği. arnika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(dağkestanesi): Bileşikgiller familyasından; çayır ve ormanlarda yetişen, papatyayı andıran, çok yıllık bir bitkidir. Kömeçleri turuncu-sarıdır. Çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kusturucudur. Sinir sistemini çok şiddetli bir şekilde uyarır. Haricen kullanıldığı takdirde romatizma ağrılarını dindirir, yaraları iyileştirir. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. stupid action. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş gibi canlı ve çabuk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok yan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca’dan). Arzın kıt’alararası büyük denizlerinden her biri: Atlas Okyanusu, Hind Okyanusu, Büyük Okyanus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceanic. ocean. the deep. main. brine. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean. drink. sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) - Ana karaları birbirinden ayıran büyük deniz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arzın kıt’alarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceania. oceanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oceania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok yar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok yay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Beyazımtırak bir cins feldispat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. middle school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. middle school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Ortodoksluk mezhebinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox. greek orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox. greek orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy. greek orthodox church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy. greek orthodox church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Ortoza verilen başka bir ad. (bk.) Ortoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İng.. Keltçe). Şehirler arasında işleyen otobüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.). Laboratuvar işlerinde ve cerrahîde kullanılan her türlü Aletleri mikropsuzlaştırmak için kullanılan basınçlı buhar kazanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave. pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autoclave. pressure cooker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autocontrôle

ruh b. öz denetim

Daha önemli bir amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini, davranışlarını veya başka amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mutlakıyyet, hükümdar otoritesinin hiçbir şekilde tahdit edilmemiş olması hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İktidarı mutlak olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autocritique

öz eleştiri

Bir kişinin kendi davranışları üzerine yönelttiği yargı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. autochtone

yerli

Bir yerin ilk sakini olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görünüş, genel görünüş, manzara; seyredilen yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözünü sakınmaz, doğru sözlü, samimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir uçak veya otelde mevcut yerlerden fazla rezervasyon kabul etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözden kaçırmak, dikkate almamak; önem vermemek; yüksek bir yerden bakmak; muayene veya teftiş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakış, yukarıdan seyretme; yüksek yer; gözden kaçırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school. independent / nonprovided / private school. independent school. special school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school. independent / nonprovided / private school. independent school. special school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Esas, temel, kaynak. 2.Neslin geldiği soy ağacı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü ok gibi güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. ozokérite

jeol. yer mumu

Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir tür mum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. (argo) beceriksiz boksör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kökleşmiş kanaatlere, bilgilere aykırı olarak ileri sürülen ve yadırganan düşünce.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paradoxe

1. aykırı düşünce,

2.çelişki

1. Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce.

2.Söylenilen sözlerin, yapılan davranışların birbirini tutmaması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hesap cüzdanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a good number of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormously. far. galore. vast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a great many. quite a few. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Oksijeni normalden çok olan oksit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petrochemistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrolden türetilen madde veya malzeme, bir tür hidrokarbon. Hidrojen ve karbon atomlarından oluşan kimyasal. Modern kimya endüstrisinin kalbinde petrokimyasallar yer almaktadır. Bir çok “mucize” ürünün ve önemli miktarda kimyasal çevre kirliliğinin özünde petrokimyasallar yatmaktadır. En çok tanınan petrokimyasallar arasında, asetik asit, aseton, benzin, formaldehit, etilen, etilen diklorit, metanol, fenol, polietilen, polivinil klorid, stirin, vinil klorid vs. sayılabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Tabiî kalsiyum, demir ve magnezyum silikatlarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık sözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Dilimleri birbirine göre eğik olan feldispat serisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Aktinit grubundan radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). iktidarın zenginlerin elinde toplandığı hükümet şekli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ploutocratie

top. b. varsıl erki

Zenginler iktidarı, zenginlerin yönetimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzdan; ufak boy kitap, cep kitabı; cep defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dürtmek, saplamak, dirsek vurmak; uzatmak, sokmak; dolaşıp bir şey araştırmak; karıştırmak; aylak aylak dolaşmak; ağır davranmak. poke fun at (bir kimse ile) alay etmek. poke one in the ribs bir kimsenin böğrünü dürtüklemek. poke one's nose into so

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. itme, dürtme; dirsek vurma; ağır ağır hareket eden kimse; k.dili tekme; hayvanların çitlerden geçememeleri için boyunlarına veya boynuzlarına geçirilen takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. torba, kese. buy a pig in a poke. bir şeyi görmeden satın almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). iskambil kâğıtlarıyla oynanan bir kumar oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who pokes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which pokes or is used in poking, especially a metal bar or rod used in stirring a fire of coals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A poking-stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The poachard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A game at cards derived from brag, and first played about 1835 in the Southwestern United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any imagined frightful object, especially one supposed to haunt the darkness; a bugbear. any of various card games in which players bet that they hold the highest-ranking hand fire iron consisting of a metal rod with a handle; used to stir a fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire iron consisting of a metal rod with a handle; used to stir a fire. any of various card games in which players bet that they hold the highest-ranking hand. , n A game said to be played with cards for some purpose to this lexicographer unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poker isn't just a card game - it's many card games While no definition is going to satisfy everyone, the majority of poker games do share some common features, especially betting in rounds and the ranking of hands Poker is commonly played in cardrooms an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classic briar pipe shape, it is medium length, with a straight-sided bowl set at a right angle to the shank and the stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. poker oyunu. pokerfaced s., k.dili tamamen ifadesiz (yüz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçer; dimdik veya kazık gibi duran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili durgun, cansız; pejmurde, kılıksız; çok ağır ve sıkıntı verici, bunaltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) hapishane, kodes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium hydroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tencereyi ateş üzerine asmaya mahsus S şeklindeki çengel; özellikle el yazısı öğrenenlerin S şeklindeki çizgileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden pişirmek..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. jeoloji). Yerin ilkel kabuğuna dayanan jeoloji sistemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Diplomatlar arasında yapılan ön anlaşma zaptı.

2.Devlet erkânı veya devletler arasındaki münasebetlerde, resmî törenlerde, her türlü siyasî temaslarda uyulan kaideler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. gentleman's agreement. ceremony. minutes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. provocation

kışkırtma

Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation kışkırtma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. provocateur

kışkırtmacı

Kışkırtma işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocateur. provo. provocative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocateur. inciter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. provoqué

kışkırtılmış

Kötü bir iş yapması için harekete geçirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To call forth; to call into being or action; esp., to incense to action, a faculty or passion, as love, hate, or ambition; hence, commonly, to incite, as a person, to action by a challenge, by taunts, or by defiance; to exasperate; to irritate; to offend

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause provocation or anger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To appeal. [A Latinism] provide the needed stimulus for call forth; 'Her behavior provoked a quarrel between the couple'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call forth ; 'arouse pity'; 'raise a smile'; 'evoke sympathy'. call forth; 'Her behavior provoked a quarrel between the couple'. provide the needed stimulus for. annoy continually or chronically; 'He is known to harry his staff when he is overworked'; 'Th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To annoy someone and make the person angry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To challenge; to summon; to stimulate to action; to induce by motive; to call forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kızdırmak, sinirlendirmek, öfkelendirmek; harekete geçirmek; dürtmek, teşvik etmek, tahrik etmek; sebep olmak. be provoked (at) kızmak; küs- mek. provoking s. asaba dokunan. provokingly z. kızdıracak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihnin doğrudan doğruya maddeyi etkileme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the most important and the most delicate part of a matter. ropes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karbonun radyoaktif izotopu. «Karbon 14» de denir. Fosil iskeletlerinin ne kadar önce yaşadığını bulmakta faydalanılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

resmîleştirmek, resmîlik kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geri alınabilir; feshedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. geri almak, hükümsüz kılmak, feshetmek, iptal etmek; sözünü geri almak; (iskambil) kurallara aykırı olarak aynı renkten kâğıt oynamamak; i., (iskambil) aynı renkten kağıt oynamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L.). Turpgillerden, yaprakları salata gibi yenen bir bitki (eruca sativa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kind of watercress. rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garden rocket. arugula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(eruca sative): Turpgiller familyasından; sapı tüylü, 40 cm kadar boyunda bir bitkidir. Çiçekleri sapın ucundadır. Rengi beyaza çalar, üzeri mor damarlıdır. Çok kokuludur. Yaprakları almaşık dizilişlidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Karında biriken suyu boşaltır. Kanın temizlenmesine yardımcı olur. Sıtma ateşini düşürür. Mafsal iltihaplarını giderir. Karaciğer ve dalak hastalıklarında faydalıdır. Safrayı boşaltır. Sarılığı keser. Karaciğer ağrısını giderir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. Cinsel gücü arttırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. roquette).

1.Füze.

2.Fişek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projectile. rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocket. missile. payload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roquefort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roquefort cheese. blue cheese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). XVII. asrın başında Fransa’dan yayılan gösterişli bir süsleme üslûbu: Rokoko yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rococo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rococo. the rococo style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satrançta kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ekinkargası, zool. Corvus frugilegus; hilekâr adam; f. hile ile kapmak; aldatmak. rook'y s. karga gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karga ve diğer kuşların ürediği yer; ayıbalıklarının meskeni; çok sefil insanların oturduğu kalabalık ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) acemi asker; yeni polis; acemi oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physician of the soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları, kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen hastalıklardan sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki çeşittir. Saç dökülmesini önlemek ve saçları uzatmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yulaf sapı, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 avuç yulaf sapı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyu ile saçlar yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ders kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete kupürleri veya resim yapıştırmaya mahsus defter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). fıçı veya sandık yapmak için hazırlanmış malzeme; başak demetleri kümesi; (f). fıçılık tahtaları demet haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). shake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sert, nezaketsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slapping and cuffing each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. A.). Tropik iklimlerde görülen pek sıcak bir rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada yaklaşık üç bin sivrisinek türü olduğu bilinmektedir. Bunların çoğu insana saldırmaz. Zaten aksi olsaydı dünyanın her yerinde bulunabilen bu yaratıklar ormanda,dağda,insan bulunmayan yerlerde yaşamlarını idame ettirmezlerdi.

İnsanların kanlarını emerek yaşayan sivrisinek türlerinin yalnız dişileri kan emer. Dişiler de insanların kanlarını kendi yumurtalarını üretebilmek için protein sağlayabilmek amacıyla emerler. Birçok cinste dişi sivrisinekler en azından ilk yumurtalarını kana ihtiyaç duymadan üretebilirler, fakat sonraki yumurtaları için kana ihtiyaçları vardır. Bulabildikleri her canlının kanını emerler, hatta deniz yüzeyine gelen balıklar bile ellerinden kurtulamaz.

Erkekler çiçek özleri ile beslenirler. Yumurta üretme gibi bir dertleri olmadığından insanları sokmazlar.

Dişi sivrisinekler avlarının yerlerini duyargaları ve üç çift bacaklarındaki alıcılarla bulurlar. Alıcılar ile nem, ter ve ısı özelliklerini saptarlar. Sivrisineğin duyargaları bir santigradın binde biri kadar sıcaklık değişimleri algılayabilecek kadar hassastır.

Dişi sivrisinekler insanın nefes verirken çıkardığı karbondioksit bulutu içinde, ileri geri hareketler yaparak bu bilgileri değerlendirirler, avın yararlı olacağına karar verirlerse eyleme geçerler. Bazılarının „sivrisinek bana dokunmaz’ demelerinin esas nedeni ter ve nefes kokularının sivrisinek için cazip ve özendirici olmamasıdır.

Sivrisinek sanıldığı gibi içi delik ve sivri uçlu bir boruyu deriye sokarak kanı emmez. Sivrisinekte ağzın altındaki kesede iki tüp, iki de neşter olarak kullandığı testere ağızlı bıçak vardır. Önce bıçaklarla deride delik açar, sonra tüplerden biri ile tükürüklerini bu deliğin içine akıtır.

Bu tükürük insan kanının pıhtılaşmasını önler, böylece ikinci tüpü sokarak, sıvı kanı size farkettirmeden kolayca emer. Eğer bir dakika içinde hala fark etmediyseniz, deposu kanınızla dolu olarak, kafayı bulmuş şekilde derinizden ayrılır.

Sivrisinekleri tahrik eden şey nefesinizdeki karbondioksit oranı ile derinizdeki ısı ve nem oranı olduğundan, özellikle geceleri sivrisinek hücumlarını geçiştirebilmek için, çok sık nefes alış-verişi gerektirecek fiziksel hareketler yapmamamız, teninizi serin ve kuru tutmanız gerektiğini unutmayın.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim müsvedde defteri; taslaklar kitabı; kısa hikâyeler kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. işi ağırdan alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duman, tutun; k.dili. sigara; boş laf; f. tütmek, duman çıkarmak; sigara içmek; tütün içmek; öfkelenmek; duman gibi toz çıkarmak; tütsülemek. smoke bomb sis bombası. smoke out gizlenmiş bir adam veya işi meydana çıkarmak, gün ışığına çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sarı ağaç, bot. Continus coggygria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tütsü ile kurutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. et veya balık ve derinin tütsü ile kurutulduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşişin içilmesini destekleyen ve bunu yasaklayıcı kanunlan protesto eden açık gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kebap şişini çevirmek için baca içine yapılan tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük buhar kazanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tütün içen kimse; tütün, içenlere mahsus vagon veya kompartıman; sigara içip sohbet edilen toplantı. smokers heart tıb. çok sigara içenlerin kalbine arız olan hastalık. smokers throat tıb. çok sigara içenlerin boğazına arız olan hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havada görülebilen pislik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapur bacası; uzun fabrika bacası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Yarı resmî gece ziyaretlerinde ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydiği, atlas yakalı siyah takım elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuxedo. dinner jacket. dinner coat. evening dress. dinner-jacket. black tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tux. tuxedo. dinner jacket. dj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinner jacket. tuxedo. evening dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sigara içenlere mahsus vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ev kıyafeti olarak giyilen rahat ve bol ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dumanlı, tüten, dumanı çok; duman renginde olan, koyu füme. smokily z. tüterek, dumanlı olarak. smokiness i. dumanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçümseyici hareket. cock a snook nanik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock. trauma. concussion. impact. blow. jar. jolt. jounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concussion. consternation. jar. jolt. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curfew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curfew. curfew order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zukak»tan). Şehir ve kasaba içinde evler arasındaki yol. Sokak lâkdırısı, havadisi = Ehemmiyetsiz ve itibarsız söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

st. st. street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avenue. street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragamuffin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street boy. guttersnipe. street arab. urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman of the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooker. pinchpin. streetwalker. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man in the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock. bobby socks. socket. anklesock. anklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sokmak işi. (bk.) Sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sticking in. insertion. obtrusion. stinging. biting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bite. prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inserting in. thrusting in. shoving in. sticking in. putting in. insertion. thrust. dipping. introduction. piercing. sticking. induction. immersion. admittance. penetration. importation. import. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Girdirmek, içeriye koymak, Osm. ithal etmek.

2.Batırmak, saklamak: Şu kumaşa bir iğne sokmalı. İşe parmak sokmak ~ İş bozmak. Burun sokmak = Karışmak, lüzumsuz ve münasebetsiz yere gidip müdahale etmek. Göze sokmak = İkaz etmek, uyarmak.

3.(Arı ve akrep ve yılan gibi haşereler) ısırmak veya iğne batırmak: Arı soktu; yılan soktu.

4.(mec.) Zarara sokmak, aldatmak, hesapta ve pazarlıkta kandırmak.

5.İncitmek: Sokmayınca duramaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spatchcock. stick. insert. let in. take into. thrust. tuck in. tuck. dig into. drive. put in. put. enter. instill. sting. bite. drag. engraft. immerse. implicate. ingraft. inject. instil. involve. land. pitchfork. poke. ram. sink into. slide in. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. embed. insert. involve. poke. prick. stick. sting. thrust. to thrust into. introduce. to let in. to sting. bite. to insert. to stick in. to put in. to plunge into. to dip. to poke. to bite. to introduce. to involve. to embroil. to put sb through sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insert in. to thrust in. to shove in. to stick in. to put in. to let sb / sth in. to admit sb / sth to a place. to allow sb to enter. to dip in. to introduce. to pierce. to sting. to stick. to induct. to admit. to immerse. to import. to penetrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun bir cins Türkmen çizmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sökmek işi. (bk.) Sökmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulling out. tearing down. unstitching. removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismantling. separation. detaching. taking to pieces. disconnection. disjoining. detachment. disassembling. dismantling breaking down. demounting. knock-down. removal. extraction. decomposing. tearing down. ripping. stripping. raveling. wreckage. scrappin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyi kökünden veya sokulmuş olduğu yerden çekip çıkarmak: Ağacı, fidanı söktü.

2.Dikilmiş veya mıhlanmış yahut yapışmış bir şeyi ayırmak: Kitabın kabını, çekmecenin kapağını sökmek.

3.Sık veya sert ve geçişe engel bir şeyi yarıp geçmek: Vapur akıntıyı, at çamuru, adam kalabalığı söktü: Tren karı sökememiş.

4.Hem toprağı işlemek, açmak: Bu kırı söküp tarla yapmalı.

5.Zor bir cümleyi okuyabilmek: Bu yazıyı sökmedim.

6.Kabızlığı gidermek; sürdürmek: Bu ilâç söktü.Bir hayli bekledikten sonra ortaya çıkıvermek, çok gelmek, boşanmak: Beklediğimiz adamlar akşama doğru söktüler; sonunda yağmur söktü.(tan) Atmak, (şafak) açılmak: Şafak söktü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. unstitch. ravel. ravel out. rip off. undo. tear down. unfix. detach. demount. dismount. cut loose. disassemble. disjoint. dismantle. knock down. read. slit. take down. unpick. unrig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. unstitch. ravel. ravel out. rip off. undo. tear down. unfix. detach. demount. dismount. cut loose. disassemble. disjoint. dismantle. knock down. read. slit. take down. unpick. unrig. extract. unravel. winkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take to pieces. to uproot. to pull up / out. to rip out. to take out / down. to dismantle. to take apart. to dismount. to undo. to unstitch. to unravel. to read. to decipher. to get the meaning of. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitlere verilen san. Selçuklulara bağlı Hasankeyf Artuklu Beyliğinin kurucusunun adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit asker, yiğit subay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmaya zorlamak veya sokmayı sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth inserted to thrust or put in (a place. to allow sb to enter (a place. to have sth smuggled into (a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sökmek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişi çözülmüş, sökülmüş yer: Sökük tâmiri; Çorap söküğü = mec. Gittikçe genişleyen bozukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. tear. unraveled. unstitched. tipped. burst open. dropped stitch in knitting. dropped stitch. rent. unravelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a seam of which was ripped open or been ripped open. rip in a seam. raveled place. dropped stitch. detached. disconnected. loose. ripped. dismantled. knocked down. loosened. unbolted. unlocked. removed. stripped. dismantling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her yere sokulan, her yere giren, herkesle çabuk bildik ve ahbap olan, mûnis: Sokulgan adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociable. friendly. folksy. ingratiating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociability. friendliness. ingratiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Araya girmek, zorla girercesine oraya sokulmak: O her yere sokulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneak. snuggle. to push oneself into. to cultivate friendly relations with. to be inserted. to be put in. to be let into. to snuggle. to creep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be inserted in. to be thrust in. to be put in. to be let into to be smuggled into a place. to draw near to. creep. cuddle up. obtrude. sidle. worm in / into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismantlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sökmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come unstitched. ravel. ravel out. come away. cough up. rip. slit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. split. unravel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pulled up / uprooted / pulled out / ripped out / dismantled / unstitc. come off. cough up. unravel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Kuyruksokumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire ortaya çıkan: Sökün ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by