öke ne demek? | öke anlamı nedir? | öke

öke anlamı nedir?

öke ne demek?

öke anlamı nedir?

öke | Dream Meanings


İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Öge).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) enginar, (bot) Cynara scolymus Jerusalem artichoke beyaz yerelması, yıldız kökü prickly artichoke kenger, yaban enginarı, bot Cynara cardunculus wild artichoke yabani deve dikeni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). awake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ters vuruş, geri tepme; sırt üstü yüzüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göstermek, delâlet etmek, işaret etmek, (bir şeyin)alâmeti olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyin tedavülüne, hareketine engel olmak: Bankadaki parası bloke edildi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bloqué

kullanılması önlenmiş, el konulmuş

Kullanılması önlenmek amacıyla el konulmuş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked. stopped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man who is old and/or eccentric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., (argo) herif, adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked cheque. stopped cheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocked currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kahraman, güçlü kimse. 2.Önder, başkan, reis. 3.Kabadayı, cesur efe. 4.Güreşçi, pehlivan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeri ayrılmış; temsil için anlaşmış; defterde kayıtlı. booked-up s. bağlanmış; ing. bütün yerleri satılmış. bookend kitap desteği, kitapların devrilmemesi için iki yana konan destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. break; s, k.dili meteliksiz, cebi delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. break; s. kırılmış, parçalanmış, yarılmış, yarık, kırık (çizgi); eksik, parçaları kırılmış (çay, yemek takımı); ihlâl edilmiş, çiğnenmiş, yer yer kesilmiş, inkıtaa uğramış; ruhça ve bedence zayıf düşmüş; terbiye edilmiş (at v.b.); bozuk, fena konuşul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. broker

ekon. borsa simsarı

Müşteri ile borsa acenteleri arasında menkul değerlerin alım satımına aracılık eden gerçek veya tüzel kişi.


Yabancı Kelime by

Genel Kültür

Broker, alım ve satım işlemlerine belli bir komisyon karşılığı aracılık eden, işlemleri kendi adına ancak taraf olduğu kişi veya kurumlar hesabına yapan işlemcilere verilen isimdir.

Genel Kültür by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. simsar, komisyoncu, tellal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyonculuk, simsarlık; komisyon, simsarlık ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice hockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice hockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğma, tıkama, ağzını kapatma; (oto). kısıcı, boğucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boğmak, nefesini kesmek, tıkamak; önünü kesmek, boğmak (münakaşa, söz); bastırmak, baskı altında tutmak; boğulmak, nefesi kesilmek. choke back, choke down, choke off tutmak, durdurmak; yutmak; menetmek. choke up tıkanmak; heyecandan konuşamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yabani acı kiraz, (bot). Prunus virginiana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden ocağının içindeki oksijeni az ve karbondioksiti fazla olan öksürtücü hava, boğucu gaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğan şey veya kimse; (k.dili). boyuna sımsıkı takılan gerdanlık; dik yaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kok kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili kola cinsi içecekler; argo kokain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Süzülüp suyun dibine duran çamur, lüleci ve çömlekçi çamuru, süzülmüş balçık.

2.Yağsız sütten yapılmış, çok tuzlu bir cins ham peynir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir miyar yardımıyla sıvının dibine çökmek, teressüp etmek (o sıvı içinde erimiş halde olan katı maddeler için kullanılır), (bk.) Çökünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to precipitate. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökel, çökelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dregs. precipitate. sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitate. detritus. refuse parts. sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. kimya). Çökelmeye uğratmak, tersip etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çökelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇÖKERTMEK (f.). Çöktürüp oturtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökertmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇOKURTME, ÇÖKERTME (i.). Denizin dibine indirilip üstüne balıklar geldikten sonra köşelerinden tutulup birden kaldırılan ağ, çökertme ağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap. to make kneel. to cause to collapse. to break in. to stave in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. precipitate. weight down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Yarış atlarını koşturmayı meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jokey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplantıya davet etmek, çağrıda bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşçılık, mutfak işleri, mutfak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğri, çarpık; kancalı; namussuz, kanuna karşı; hileli, dalavereli; dolandırıcı, yalancı, sahtekar. crooked dealings namussuzca yapılan işler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çift anlam, belirsizlik, müphemiyet, kaçamak;müphem söz; kelime oyunu -er sonek -ci; -li; daha (baker, New Yorker,colder gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aklına getirmek, uyandırmak; hissettirmek; tevlit etmek; (ruh) çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ihtar, bir şeyin olacağına dair belirti; (f). evvelden uyarmak, ikaz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sözlu, sözünü esirgemeyen, düşündüğünü söyleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yeni başak meydana getirmiş ekin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bir ucu kıvrık sopalarla oynanan bir top oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effusively or insincerely emotional; 'a bathetic novel'; 'maudlin expressons of sympathy'; 'mushy effusiveness'; 'a schmaltzy song'; 'sentimental soap operas'; 'slushy poetry'. artificially formal; 'that artificial humility that her husband hated'; 'contr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bak). hocus-pocus; sokakta satılan dondurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çengelli; çengel şeklinde; çalınmış; argo müptela, düşkün; argo evlenmiş, evli. hooked rug tığ ile örülmüş halı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek direkli balıkçı gemisi; eski veya hantal gemi; argo bir bardak sek viski; argo fahişe, orospu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıda veya belirli bir yerde pislemeye alıştırılmış (köpek, kedi); halim selim, munis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) dua etmek; niyaz etmek; çağırmak; müracaat etmek; davet etmek; himayesini dilemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir kompozisyonda tüm figürlerin boy ve önem farkı gözetilmeksizin başları aynı hizaya gelecek biçimde yerleştirilmesi. Özellikle Yunan sanatının Klasik Dönem kabartmaları için kullanılan bu terim, resim ve grafik sanatında da geçerlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şaka, latife, nükte; şaka mevzuu; f. şaka yapmak, latife etmek; eğlenmek, takılmak. practical joke eşek şakası. crack a joke şaka etmek, şaka yapmak. It's no joke. Şakaya gelmez. Şakası yok. play a joke on someone birine şaka yapmak, birine oy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who makes jokes or jests; a humorist; a wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Best bower, under 2d Bower. a person who enjoys telling or playing jokes a person who does something thoughtless or annoying; 'some joker is blocking the driveway' To fit as if by joints; to coalesce as joints do; as, the stones joint, neatly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projecting or retreating part in something; any irregularity of line or surface, as in a wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow piece of scenery used to join together two flats or wings of an interior setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place of low resort, as for smoking opium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having joints; articulated; full of nodes; knotty; as, a jointed doll; jointed structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, joints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plane for smoothing the surfaces of pieces which are to be accurately joi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A joker is an additional card in the deck that is used in some games The jokers isn't often used in serious poker, but when it is it's usually considered a wild card See also bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exceptionally good roll, especially a roll that reverses the likely outcome of the game An example of a joker would be a roll of double sixes to bear off your last four checkers when your opponent otherwise wins on his next turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exceptionally good roll, especially one that changes the potential outcome of a game. a person who enjoys telling or playing jokes. a person who does something thoughtless or annoying; 'some joker is blocking the driveway'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker , super-sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakacı kimse; bazı iskambil oyunlarında en büyük koz olarak kullanılan soytarı resimli kağıt, coker; A.B.D. bir kanun tasarısına veya bir kontrata gizlice eklenen ve manasını değiştiren madde; sonradan meydana gelecek engel; (argo) beceriksiz kim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jockey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınızı orijinaliyle karşılaştırır ve puanınızı hesaplar. Şarkı söyleme sonucunuz bağlanmış TV’nizde gösterilecektir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınız için 10 taneye kadar şarkıyı depolamanıza izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins eski savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. root. origin. basis. authorship. bedrock. beginning. birth. derivation. descent. etymon. extraction. genesis. lineage. origination. paternity. pedigree. principle. provenance. spore. spring. wellhead. wellspring. womb. seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning. cradle. derivation. extraction. fountain. mother. origin. principle. root. seed. spring. stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. source. root. radical. place of origin. homeland. beginning. cradle. derivation. provenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim neden ya da y(Erkek İsmi) 2.Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstüne yayılan dalları. 3.Soy, asıl, ata.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Köklü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Modaya fazla düşkün ve hafif kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very concerned about her appearance. coquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakan kimse;( argo) güzel ve yakışıklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Maroc «Fas» adından). Fas’ta işlenen bir cins keçi derisinin adı. Aynı tarzda işlenen başka deriler için de kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsan bir yakınını kaybedince, başarısından dolayı bir ödül kazandığında, duygusal bir film seyrederken, yıllardır üzerine titrediği çocuğunu evlendirirken veya çok haklı olduğuna inandığı bir konuda haksızlığa uğradığında gözyaşlarını tutamaz.

Nedenleri çok değişik de olsa tüm bu olaylar karşısında gözlerden akan damlalar ruhsal bir boşalma sağlar. İnsan ağladıkça açılır, ferahlar gibi görünür. Ancak gözyaşının arkasında yatan psikolojik ve biyolojik mekanizma hala tam anlaşılmış değildir.

Ağlama şekli insandan insana değiştiği gibi gözyaşı dökmenin de değişik biçimleri vardır. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı salgılanır. Bunlar göz kırpmamız sayesinde gözlerimizi korur ve devamlı nemli kalmalarını sağlarlar.

Bundan başka soğan doğrarken veya mangal yakarken dumanın gözümüze kaçması sonucu olarak döktüğümüz yakıcı gözyaşları vardır. Son olarak da asıl konumuz olan, üzüntü, aşırı sevinç veya benzeri gerginliklerimize tepki olarak döktüğümüz ruhsal gözyaşları vardır.

Ruhsal ağlama konusunu ilk inceleyen Darwin oldu. Tabii her şeyde olduğu gibi bunu da evrim teorisine bağladı. Ona göre ruhsal tepki ve ağlama bir davranış şeklinin tümü idi. Evrim sürecinde bu tepki içinde anlamsız bir işlevi olan gözyaşı öne çıktı. Bu teoriye karşı çıkanlar gerekçe olarak yine Darwin’in doğal seçme ve ayıklama teorisini ileri sürdüler. Buna göre evrim içinde insan için faydalı fonksiyonlar öne çıkmakta, diğerleri körelmekte ve gözyaşı anlamsız bir fonksiyon ise evrim süreci içersinde yok olması gerekirdi.

Yirminci yüzyılın ortalarında ortaya atılan bir diğer teoriye göre ise hıçkırarak ağlayınca dökülen gözyaşlarının hastalıklara karşı korunmamıza yardım eden yaşamsal bir değeri vardır. Gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlarken nefes kesiliyor, burun ve boğazdaki koruyucu zarlar kuruyor ve bakterilerin istilasına uygun bir ortam haline geliyorlar. Oysa ağlarken burun pasajına akan gözyaşları bu kurumaya mani oluyor.

Tabii bu teoriyi ileri sürenler herkesin hıçkırarak ağladığını varsayıyorlardı. Halbuki insanların çoğu hıçkırmadan sessiz sessiz ağlarlar. Bu teoriye göre spor yaparken burun ve boğazları kuruyan sporcuların da gözyaşı dökmeleri gerekmekteydi.

Pek akla yakın gelmeyen bu iki teoriden sonra bir hipotez daha ileri sürüldü. Buna göre de ruhsal sıkıntılar sırasında vücutta bir takım kimyasal maddeler oluşuyor, bunlar tıpkı ter, idrar, dışkı sayesinde toksik maddelerin vücuttan atılışına benzer şekilde gözyaşı ile vücuttan uzaklaştırılıyorlardı.

Bu teori doğru ise ruhsal gözyaşları ile soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapılarının farklı olmaları gerekiyordu. Yapılan deneyler sonucu görüldü ki, ruhsal gözyaşları, soğan (yakıcı) gözyaşlarından daha fazla protein içermektedirler. Fakat henüz bu farkın nedenini açıklayacak bir kanıt bulunabilmiş değildir. Sevinç ve üzüntü gözyaşlarının da aralarında kimyasal bir fark olup olmadığı halen araştırılmaktadır.

Dünyadaki yaratıklardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum da şüphesiz yaşam tarihindeki evriminin bir sonucudur. Doğrudan gözünü rahatsız edecek bir şey olmazsa yeni doğmuş bir bebek doğumundan bir kaç hatta sonraya kadar gözyaşı dökmezsizin ağlar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı, canlı, hareketli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok ergin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

o.k. ok. okay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an endorsement; 'they gave us the O K to go ahead'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözünü sakınmaz, doğru sözlü, samimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ozokérite

jeol. yer mumu

Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir tür mum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık sözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dürtmek, saplamak, dirsek vurmak; uzatmak, sokmak; dolaşıp bir şey araştırmak; karıştırmak; aylak aylak dolaşmak; ağır davranmak. poke fun at (bir kimse ile) alay etmek. poke one in the ribs bir kimsenin böğrünü dürtüklemek. poke one's nose into so

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. itme, dürtme; dirsek vurma; ağır ağır hareket eden kimse; k.dili tekme; hayvanların çitlerden geçememeleri için boyunlarına veya boynuzlarına geçirilen takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. torba, kese. buy a pig in a poke. bir şeyi görmeden satın almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). iskambil kâğıtlarıyla oynanan bir kumar oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who pokes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which pokes or is used in poking, especially a metal bar or rod used in stirring a fire of coals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A poking-stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The poachard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A game at cards derived from brag, and first played about 1835 in the Southwestern United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any imagined frightful object, especially one supposed to haunt the darkness; a bugbear. any of various card games in which players bet that they hold the highest-ranking hand fire iron consisting of a metal rod with a handle; used to stir a fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire iron consisting of a metal rod with a handle; used to stir a fire. any of various card games in which players bet that they hold the highest-ranking hand. , n A game said to be played with cards for some purpose to this lexicographer unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poker isn't just a card game - it's many card games While no definition is going to satisfy everyone, the majority of poker games do share some common features, especially betting in rounds and the ranking of hands Poker is commonly played in cardrooms an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classic briar pipe shape, it is medium length, with a straight-sided bowl set at a right angle to the shank and the stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. poker oyunu. pokerfaced s., k.dili tamamen ifadesiz (yüz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçer; dimdik veya kazık gibi duran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. provoqué

kışkırtılmış

Kötü bir iş yapması için harekete geçirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To call forth; to call into being or action; esp., to incense to action, a faculty or passion, as love, hate, or ambition; hence, commonly, to incite, as a person, to action by a challenge, by taunts, or by defiance; to exasperate; to irritate; to offend

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause provocation or anger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To appeal. [A Latinism] provide the needed stimulus for call forth; 'Her behavior provoked a quarrel between the couple'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call forth ; 'arouse pity'; 'raise a smile'; 'evoke sympathy'. call forth; 'Her behavior provoked a quarrel between the couple'. provide the needed stimulus for. annoy continually or chronically; 'He is known to harry his staff when he is overworked'; 'Th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To annoy someone and make the person angry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To challenge; to summon; to stimulate to action; to induce by motive; to call forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kızdırmak, sinirlendirmek, öfkelendirmek; harekete geçirmek; dürtmek, teşvik etmek, tahrik etmek; sebep olmak. be provoked (at) kızmak; küs- mek. provoking s. asaba dokunan. provokingly z. kızdıracak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. geri almak, hükümsüz kılmak, feshetmek, iptal etmek; sözünü geri almak; (iskambil) kurallara aykırı olarak aynı renkten kâğıt oynamamak; i., (iskambil) aynı renkten kağıt oynamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. roquette).

1.Füze.

2.Fişek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projectile. rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocket. missile. payload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karga ve diğer kuşların ürediği yer; ayıbalıklarının meskeni; çok sefil insanların oturduğu kalabalık ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sert, nezaketsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. işi ağırdan alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duman, tutun; k.dili. sigara; boş laf; f. tütmek, duman çıkarmak; sigara içmek; tütün içmek; öfkelenmek; duman gibi toz çıkarmak; tütsülemek. smoke bomb sis bombası. smoke out gizlenmiş bir adam veya işi meydana çıkarmak, gün ışığına çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sarı ağaç, bot. Continus coggygria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tütsü ile kurutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. et veya balık ve derinin tütsü ile kurutulduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşişin içilmesini destekleyen ve bunu yasaklayıcı kanunlan protesto eden açık gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kebap şişini çevirmek için baca içine yapılan tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük buhar kazanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tütün içen kimse; tütün, içenlere mahsus vagon veya kompartıman; sigara içip sohbet edilen toplantı. smokers heart tıb. çok sigara içenlerin kalbine arız olan hastalık. smokers throat tıb. çok sigara içenlerin boğazına arız olan hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havada görülebilen pislik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapur bacası; uzun fabrika bacası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock. bobby socks. socket. anklesock. anklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tekerlek parmağı; seyyar merdiven çubuğu; den. dümen dolabı parmaklığı; yokuş aşağı duran atlı araba tekerleğinin dönmesine engel olmak için parmaklığın arasına konulan sırık; f. tekerleğe parmak takmak; sırık koymak. put a spoke in one's wheel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. speak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. speak; s. sözlü, konuşulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmaklık rendesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) sözcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borsa tellalı, mubayaacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ateşi karıştırmak, ateşe kömür atmak. stoker i. ateşçi; ateşe kömür atan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külhan ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. meteliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vuruş, darbe; vuruş tesiri; darbe tesiri yapan şey; inme; ani bir gayretle yapılan şey; vuruş sesi; çarpma; kürek çekme tarzı; hamlacı; bölme işareti; kalem vuruşu; okşama; psik. manevi okşama; yüzme çeşidi; f. okşamak; kürekçilere hareket işare

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş çarpması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) nefes, (slang) fırt (sigara, haşiş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. belirti, nişan, işaret; hatıra, yadigâr, andaç; hususiyet, özellik; jeton; f. göstermek, işaret etmek; sembolü olmak. token money itibari para, para yerine geçen sikke veya kâgıt. by the same token aynı sebeple. in token of belirtisi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ancak sembolik olarak bir reformu yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tökezlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluff. stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Engele çarpıp düşecek gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose one's footing. miss one's footing. stagger. stumble. snag. blunder. halt. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluff. miss one's footing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılmamış, bütün; bozulmamış; devamlı; yarıda kesilmemiş; terbiye edilmemiş, alıştırılmamış (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beklenmedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kışkırtılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boyunduruğunu çıkarmak; boyunduruktan kurtarmak veya kurtulmak; ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazıda yukanya doğru kuyruk çekme; mak. yukarı doğru vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerinde söylen miş; hoş sohbet, sohbeti tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğan (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. wake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. boyunduruk; sakaların omuz sırığı; bağ, esaret; yeke; çatal; nigah rabıtası gibi bağ; hizmet, kulluk; boyunduruğa koşulmuş çift hayvan; evlendirmek; bağlamak; çalışmak. yoke of oxen bir çift öküz. yoke of a rudder dümenin boyunduruk yekesi. throw o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koldaş, iş veya hayat arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köylü, çiftçi yamağı; hödük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by