Ol ne demek? | Ol anlamı nedir? | Ol

Ol anlamı nedir?

Ol ne demek?

Ol anlamı nedir?

Ol | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.) (o şahıs ve işaret zamirinin eski şeklidir). Ol kadar = O kadar çok, o derecede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kaldırmak, bozmak; ilga etmek, feshetmek, iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaldırılma, ilga abolitionist i herhangi bir şeyin kaldırılması taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kâmil, tam; halis, sade, saf; mutlak, sonsuz, nihayetsiz, kayıtsız şartsız; gram soyut, mücerret; ki,sisel değer ölçülerine bağlı olmayan absolute ceiling hav azami yükseliş haddi absolute pitch (müz). bir notanın frekansı; bir sesin perdesin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç, günah veya cezayı affetme; Katolik kilisesinde günahlarrn affolunduğunu papazın ilân etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak oluş, mutlakıyet doktrini mutlakçılık; (pol). mutlak idare, kayıtsız şartsız kral hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kralların kayıtsız şartsız hakimiyeti taraftarı, mutlakıyetci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suç, günah veya cezayı affetmek yahut bunu ilân etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şövalyelik rütbesi verilirken kucaklama, öpme veya kılıç yüzü ile omuza hafifçe vurma töreni; mükâfat; övme; (müz). rabıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill. certificate of indebtedness issued before all the details are settled. declared policy. open policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrant. protractor iletkiprotractor. protractor iletki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protractor. goniometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilisede rahibe yardım eden memur; yardımcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehrin en yüksek noktasında bulunan iç kale veya hisar, akropol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide. murder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murdering. murder. homicide. manslaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Sayılmak: Geç kalan gelmemiş addolunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial / court police. criminal police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gençlik, büyüme çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). delikanlı, genç, büyümekte olan.(kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Yu). (mit), rüzgar tanrısı Aeolus-a ait; rüzgardan hâsıl olan; rüzgarla çalınan bir çalgıya ait; eski bir Yunan ırkına mensup. aeolian harp rüzgar kuvvetiyle çalınan harp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göktaşı: aerolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava ilmi, aeroloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aerosol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quittance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full to the brim. mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toprakları inceleyen ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. relate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to belong. to concern. to regard. to relate to. to pertain to. to be owned by sb. to be sb's property. appertain. pertaining. revert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eski Yunan şehirlerinde, içinde saray ve tapınakların bulunduğu müstahkem tepe. Bunların en tanınmışı Atina akropolüdür.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tolga).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, doğru ve iyi yol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkol, ispirto; içki. alcohol'ic (s)., (i). alkolik, ispirtoya ait; (i). ayyaş. alcoholism (i). alkolizm, içkiye düşkünlük, içkinin vücutta yaptığı tahribat. denatured alcohol mavi ispirto, karışık ispirto, rubbing alcohol tuvalet ispirtosu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be an instrument to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dedeağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.), (bk.) Alkalimetre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Şarap veya mayalanmış başka şekerli sıvıların damıtılmasından elde edilen yanıcı, sıvı madde, ispirto, küul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcohol. aqua vitae. fortifier. spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol. hard stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkolizme tutulmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcoholic. habitual drinker. alcohol addict. dipsomaniac. problem drinker. sponge. toper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. habitual drunkard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkollü içkilerin devamlı ve çok kullanılmasından ileri gelen hastalık belirtileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. intoxicating. containing alcohol. strong. spirituous. intoxicated. spiked. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. spirituous. intoxicated. drunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. containing alcohol. drunk. spirituous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcoolmètre

kim. alkolölçer

1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz.

2.İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. non-alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to turn into a mess. shatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan oran. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 “altın sayı” adını alır. Altın oran, geometrik olarak iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağdan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın oran, bu adı XIX.yy da almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in a mess. to be ruined. badly shaken. turn over. turn turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat)., (zool). küçük çukur; diş çukuru; akciğer alveolu. alveolar (s). diş yuvasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyum nitrattan yapılmış patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anfibol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amphibole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). amfibol kimya ve fizik bakımından piroksenlerden farklı olan bir silikat familyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cümlenin iki anlama gelmesi; belirsiz anlam, belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main artery. main stem. main route. main path. main street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yapıcı metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anabolisme

biy. özümleme

Özümlemek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (gram). bir cümle içinde anlam uyuşmazlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca: Şark, maşrık). Asya’nın Karadeniz’le Akdeniz ve Marmara ile Adalar Denizi arasında olarak, doğuda Fırat vadisine ve şimdiki kullanılışa göre iran’a kadar uzayan yarımada ki (Asyâ-yı Suğra = Küçük Asya) ismiyle maruf olup, şimdi Türkiye’nin Asya topraklarını teşkil etmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolia. asia minor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolia. anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anatolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anadolu ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Anadolu. Anatolian (i)., (s). Anadolulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. rüzgâr bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). narkozcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir silikat familyası. Bunlar fizik ve kimya bakımından piroksenlerden farklı olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). damarlar bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ingiliz kilisesine mensup olup Katolikliğe meyleden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angola. angolan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric made from the wool of the Angora goat. a republic in southwestern Africa on the Atlantic Ocean; achieved independence from Portugal in 1975 and was the scene of civil war until 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in southwestern Africa on the Atlantic Ocean; achieved independence from Portugal in 1975 and was the scene of civil war until 1990.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Afrika’da, Güneyde Atlas Okyanusu ile, Namibya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 30 Güney enlemi, 18 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 1,246,700 km².

Kara: 1,246,700 km².

Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 5,198 km.

Sınır komşuları: Kongo Demokratik Cumhuriyeti 2,511 km, Kongo Cumhuriyeti 201 km, Namibya 1,376 km, Zambiya 1,110 km.

Sahil şeridi: 1,600 km.

İklimi: Güney ve Luanda sahil şeridi boyunca kuru bir iklim hakimdir; kuzeyde Mayıs - Ekim ayları arasında serin ve kuru, Kasım - Nisan ayları arasında sıcak ve yağmurlu bir mevsim sürmektedir.

Arazi yapısı: Kıyıdan başlayan dar ovalar iç kısımlara gidildikçe yerlerini geniş yaylalara bırakmaktadırlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Morro de Moco 2,620 m.

Doğal kaynakları: petrol, elmas, demir yatakları, fosfat, bakır, altın, boksit, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.

Otlaklar: %23.

Ormanlık arazi: %43.

Diğer: %32 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 800 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Şiddetli yağışlar periyodik su baskınlarına neden olmaktadır.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 12,127,071 (2006 Temmuz ayı tahmini).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %43.7 (erkek 2,678,185; kadın 2,625,933).

15-64 yaş: %53.5 (erkek 3,291,954; kadın 3,195,688).

65 yaş ve üzeri: %2.8 (erkek 148,944; kadın 186,367) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.45 (2006 verileri).

Mülteci sayısı: 3.55 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.02 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.03 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.8 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.02 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 185.36 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 38.62 yıl.

Erkeklerde: 37.47 yıl.

Kadınlarda: 39.83 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.35 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Angolalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Ovimbundular %37, Kimbundular %25, Bakongolar %13, Melezler (Avrupalılar ve Afrika yerlilerinin karışımı) %2, Avrupalılar %1, diğer %22.

Din: Yerel inançlar %47, Roma Katolikleri %38, Protestanlar %15 (1998 verileri).

Dil: Portekizce (resmi), Bantuca ve diğer Afrika dilleri.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfus: %66.8.

erkekler: %82.1.

kadınlar: %53.8 (2001 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Angola Cumhuriyeti.

kısa şekli : Angola.

Yerel tam adı: Republica de Angola.

yerel kısa şekli: Angola.

Eski adı: Angola Halk Cumhuriyeti.

Yönetim Biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Luanda.

İdari bölümler: 18 il; Bengo, Benguela, Bie, Cabinda, Cuando Cubango, Cuanza Norte, Cuanza Sul, Cunene, Huambo, Huila, Luanda, Lunda Norte, Lunda Sul, Malanje, Moksico, Namibe, Uige, Zaire.

Bağımsızlık: 11 Kasım 1975.

Milli bayram: Kurtuluş günü, 11 Kasım (1975).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). seçme edebi parçalardan derlenmiş eser, antoloji. antholog'ical (s). antolojiye ait. anthologist (i). antoloji düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antropoloji, beşeriyet, insanbilim. anthropolog'ical (s). antropolojiye ait. anthropologist (i). antropoloji bilgini veya uzmanı, antropolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sanat eserlerinden seçme parçaları toplayan kitap, seçme yazılar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthologie

ed. seçki

Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. garland. omnibus. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. anthology seçki. güldeste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. garland. omnibus book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologue

insan bilimci

İnsan bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) insanın anatomik yapısını tarih öncesi ve ırk bakımından inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologie

insan bilimi

İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthropology. anthropology insanbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologique

insan bilimsel

İnsan bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. épaulette

ask. omuzluk

Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epaulet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epaulet. epaulette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Apollo; çok yakışıklı genç adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cehennemin en derin çukuru Gayya-nın bekçisi, zebani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür dileme. apologetic (s). özür dileyen, af talep eden, itizar beyan eden; savunma şeklinde olan. apologetically (z). özür diler gibi; mazeret beyan ederek. apologetics (i) dini inançları savunan ilahiyat dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendini mazur göstermek için yazılan yazı, savunma, müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazılı veya sözlü olarak bir şahıs veya fikri savunan kimse, müdafi, apolojist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). özür dilemek, tarziye vermek, itizar etmek, mazeret beyan etmek; yazılı veya sözlü olarak savunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahlâki hikâye, içinden kıssadan hisse çıkarılan hikâye; alegori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür, tarziye, itizar; mazeret; savunma, müdafaa; yetersiz bir örnek veya taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik makamı ve görevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). oniki havariden birine ait; havarilerin özelliğini taşıyan; Papa'ya ait. apostolically (z). havarilere has bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). archeology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkeoloji. archeological (s).arkeoloji ile ilgili. archeolog-ically (z). arkeoloji ile ilgili olarak. archeol'ogist (i). arkeolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meme başı etrafındaki renkli halka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i Y.). Arkeoloji uzmanı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologue

kazı bilimci

Arkeoloji ile uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologist. archaeologist kazıbilimci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma anıtları, daha çok tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologie

kazı bilimi

Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat açısından inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeology. archeology kazıbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archeology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archéologique

kazı bilimsel

Arkeoloji ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeologic. archaeological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaeological. archaeological kazıbilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archeological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesini unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlanırdı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer Öbür uca doğru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13.000 kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir asidin temerküz derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top billing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i) astrobiyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden gökcisimlerinin yüksekliğini tayin etmede kullamlan bir gözlem aracı, usturlap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gökcisimlerine tapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astrologue

gök. b. yıldız falcısı

Yıldızların durum ve hareketlerinden anlam çıkararak falcılık yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrologer. stargazer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) muneccim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). astroloji, muneccimlik ; yıldız falcılığı; (eski zamanda)yıldızlar ilmi. astrolog'ical (s) astrolojiye ait, astrologically (z) astrolojik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astrologie

gök. b. yıldız falcılığı

Yıldızların etkilerinin incelenmesi yoluyla insanların yazgısını önceden görme ve karakterlerini belirleme uğraşısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrology. astrology müneccimlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astrological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., kalpteki kasılma yetmezliği .As you were !Ask. emir. Eski vaziyetinizi alınl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı.

Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor oluyordu.

Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binince kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket edilmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalıyorlardı.

Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da, ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Mercan iskeletlerinin birikmesiyle meydana gelmiş olan halka biçiminde ve ortasında bir göl bulunan adacık; mercan adası. Bu adalar bazen insanların yerleşmesine imkân verecek derecede büyük olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atoll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atol, mercanada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tarihsel Gelişim Tarih Öncesi çağlarda (Prehistorya) zanaatçıların nasıl örgütlendiklerine ilişkin kesin bulgular olamamakla birlikte, el sanatları kapsamındaki ürünlerin, önceleri aile işliklerinde üretildiği ama daha zor işlenen metalin (maden sanatı) kullanılmaya başlanmasıyla aile dışı bir örgütlemeye gidildiği varsayılabilir. Eski Mısır` da ya da Mezopotamya` da önemli yapıların inşasında; da yapı ustalarıyla işçilerin belli bir hiyerarşi içinde çalıştıkları düşünülmektedir. Atölyelere ilişkin ilk arkeolojik bulgular, Tel-el Amarna` nın (Mısır) MÖ yaklaşık 1375` te kuruluşu sırasında kent dolaylarında ustalar için kurulan yaşama ve çalışma alanlarının varlığıdır. Aynı dönemde günlük kullanım eşyası genellikle evlerde ve aile reisinin denetimi altında üretilirken; özel yapım teknikleri gerektiren metal eşya, çoğu kez gezgin ustalar tarafından ve geçici kurulan atölyelerde yapılmıştır. Yunanistan`da Antik Çağda üretilen seramiklerin üstün niteliği, bu kapların geçici değil yerleşik atölyelerde üretildiğini kanıtlamaktadır. Bu dönemde babadan oğula geçen aile ilişkileri giderek ortadan kalkmış, özellikle ünlü ressamların açtığı özel atölyeler yaygınlaşmaya başlamıştır. Büyük yapı projeleriyse genellikle yapı alanında toplanan ustalarla sürdürülmüştür. Kuşaklar boyu zanaatçı yetiştiren Roma dönemi atölyeleri, bir süre sonra, bir anlamda seri üretime geçmiş, dönemin beğenisini yansıtan farklı üsluplara bağlı olarak çalışmışlardır. İlk heykel atölyeleri de yine Roma Döneminde açılmıştır. Ortaçağ boyunca atölyeler, Loncalarla birlikte hem üretim hem de eğitim merkezleri olmuş, saray manastır ya da kentler tarafından desteklenmiş ve korunmuşlardır. Bu tür büyük atölyelerde ya az sayıda müşteri için üstün nitelikli küçük eşya üretilmiş ya da yapımı uzun yıllar süren katedraller gibi büyük yapı projeleri yürütülmüştür. Ismarlayanlarla projeyi yürütenler arasında kurulan yakın ilişki sonucunda yeni yapım sistemleri denenebilmiş, Romanesk ve Gotik gibi birçok üslup bu atölyelerdeki denemelerin de etkisiyle biçim bulmuştur. XIII. yy.ın sonlarında atölyeler bir yandan projeler üretirken bir yandan da bunları gerçekleştirmek için gerekli ustaları da bulmaya başlamıştır. Çoğu gezgin olan ustalar, atölyenin başıyla birlikte kent kent dolaşırlardı. Üslupların bir bölgeden öbür bölgeye yayılmasında bu gezici atölyelerin önemli katkısı olmuştur. XIV. yy.da sanatçıların yaşam öykülerinin yazımına geçilmesiyle birlikte atölyelere ilişkin bilgiler de kesinlik kazanmaya başlamıştır. Atölyelerdeki usta, yardımcı ve çırak düzeni de yasalarla belirlenmişti. Usta hem atölyenin başıydı hem de yanında çalışanların eğitiminden sorumluydu. Çıraklık 13-14 yaşında başlar, beş- altı yıllık bir eğitimle sona ererdi. Bu süreyi izleyen üç- dört yıllık ikinci çalışma döneminden sonra zanaatçı artık usta sayılır ve dilerse kendi atölyesini açabilirdi. Eğitim işlevini XV. yy. boyunca ve XVI. yy.ın başlarında sürdüren atölyeler, XVI. yy. içinde akademilerin ortaya çıkmaya başlamasıyla yalnız üretime yönelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atelier

işlik

Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atelier. studio. workshop. workplace. machine shop. works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atelier. studio. workshop. workplace. machine shop. works. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop. factory. factory plant. studio flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

ATT (Susturucu) anahtarıyla, alım hassasiyetini azaltabilirsiniz. Radyo, zayıf sinyalleri atlayacak ve yalnızca güçlü sinyallerde duracaktır. ATT kontrolü yalnızca düğme açık konumdaysa devrededir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işitme duyusunu inceleyen bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hale, agıl, ayla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses kontrolünü ya da bir sonraki şarkıya geçme ayarını kulaklık üzerinden yapmaya olanak tanıyan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). absent without leave asker kaçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). moral, estetik, (din). gibi değer sistemlerinin incelenmesi, değer kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(zool). bir çeşit salamandra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanın tabiî ihtiyaçlarını görmesi için ayrılan yer, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolunay, mehtap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be out of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(e.). Daha çok kadınların kullandığı bir hitap sözü: Ayol, bu zamana kadar neredeydin?

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV/Monitör ekranını izlerken kolay düzenleme için kontrol panelini çıkartabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dolunay. 2.Ay’ın ondördü gibi güzel.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ay’ın kütlesi Dünya’nın 81’de biri kadardır ve bir gezegen uydusu olabilmek için çok büyüktür. Güneş sistemimizde başka örneği yoktur. Gerçi Jüpiter, Satürn ve Neptün’ün de Ay’ın boyut ve kütlesine yakın uyduları vardır ama bu gezegenlerin kütleleri de dünyamızdan sırasıyla 318, 95 ve 12 kat daha çoktur. Bu durumda Ay’ın oluşumu özel bir problem niteliğini taşıyor. Dünyamızın tek doğal uydusu, uzaydaki en yakın komşumuz Ay, binlerce yıl önceki uygarlıklar tarafından Tanrıça olarak değerlendirilirken, zamanla düzenli hareketleri ile takvimin oluşmasını da sağlamıştır.

Yakınlığı nedeni ile gözlemlenmesi kolay olan Ay’ın 17. yüzyılın başından itibaren teleskopla incelenmesine de başlandı ve bu gelişim 1969 yılında Ay’a ilk defa bir insanın ayak basmasıyla son aşamasına geldi.

Bütün bu gelişmelere rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu hala bilinmiyor. Yaşının diğer gezegenler gibi dört küsur milyar yıl olduğu, şu anda dışında ve içinde hiçbir faaliyet olmayan ölü bir gök cismi olduğu, Dünya ile karşılıklı çekim gücü sonucunda denizlerde gel-git olayını yarattığı ve Dünya’nın dönüşünü gittikçe yavaşlattığı biliniyor ama nereden geldi, nasıl oluştu halen meçhul. Ayın oluşumu hakkında üç teori vardır. Birincisi, dünyanın oluşumunun başlangıcında çok hızlı döndüğü ve bu nedenle bir parçasının koparak Ay’ı oluşturduğu şeklindedir. Yapılan hesaplamalara göre bu kopma olayının meydana gelebilmesi için Dünya’nın o zamanlar kendi ekseni etrafında iki saatte bir dönüş yapması gerekiyordu ki, bilimsel verilere göre, bu, mümkün değildir. Ayrıca Dünya’mn ve Ay’ın yapılarındaki kimyasal birleşimlerin çok farklı olması ve bunun Ay’dan getirilen aytaşlarının analizleri sonucunda ispatlanması birinci teorinin doğruluğunu mümkün kılmamaktadır.

İkinci teori ise Ay’ın dünyanın yakınlarından geçerken, çekim alanına takılan bir gök cismi olduğudur. Bu tez, birinci teorideki kimyasal birleşim farkını açıklar ama bu şekilde, ayın hızını frenleyerek, yakalamayı sağlayacak büyük enerji miktarını bugüne kadar bilinen hiç bir oluşumun sağlayamayacağı hesap edilmiştir.

Üçüncü teoriye göre, Ay Dünya çevresinde dolanan, gaz, toz ve küçük taşlardan meydana gelen parçacıkların zamanla bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. Ancak bu da Ay’ın yörünge uzaklığını, neden büyük bir demir çekirdeğe sahip olmadığını ve kimyasal farklılığı açıklayamaz. Yani hiçbir teori ayın oluşumuna ait tutarlı bir açıklama getirememiştir.

Günümüzde Ay’ın tarihi çok iyi bilinmesine, 1969 ile 1972 yılları arasında Apollo projesi kapsamında üzerinde insanlar dolaşıp, dünyaya örnekler getirmelerine rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu halen büyük bir sırdır.

Öyle görünüyor ki, günümüz bilimindeki tüm gelişmelere ve bu yoldaki gayretlere rağmen, biricik uydumuz Ay, sırlarını şimdilik bize açıklamak istemiyor. Ancak şurası mutlak ki, Ay genetik olarak dünyamızın yavrusu değil. Nereden geldi, kim bilir?


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.

Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay’ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?

Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay’dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay’ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı?

Ay’ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay’ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapılan farklılaşabilecek buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.

Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay’ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70’i Ay’dan, diğer yüzde 30’u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.

Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada’da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı’nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı’nda pek hissedilmez. Ay’ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.

Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay’ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay’ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya’nın yörünge hareketindeki Ay’dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.

Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.

Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be set free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteriyoloji, bakterileri tetkik ilmi, mikrop ilmi, bakteri bilgisi. bacteriolog'ical (s). bakteriyoloji ilmine ait. bacteriolog'ically (z). bakteriyolojiyle ilgili olarak. bacteriol'ogist (i). bakteriyoloji uzmanı, bakteriyolog

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteriler vasıtasıyla meydana getirilen kimyasal ayrışma; bakteri hücrelerinin imhası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.

- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit

Aşağıdaki reçeteler bağırsak solucanlarını düşürmek için kullanılır; ancak hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah aç karnına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depend. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be affiliated to / with. depend on. appertain. cling. connect. depend. hang on. hinge. relate. turn on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakteriyoloji dalında ihtisas yapmış hekim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakterilerin ve umumiyetle mikropların biçimlerini, hususiyetlerini inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteriology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakteriologie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir yaşını geçmiş çocuklara balın bir zararı olamaz ama 12 aylıktan daha küçük bebeklere tavsiye edilmez. Peki nasıl oluyor da, tabiatın arılar vasıtası ile bahşettiği bu muhteşem gıda bebekler için zehirleyici olabiliyor?

‘Botulizm’ kelimesi bir çeşit zehirlenmeyi tarif eder. Botulin ise bakterilerin ortaya çıkardığı bir protein olup kaslardaki fiber doku yoluyla sinir hücrelerini istila eder, sonucu ölüme yol açabilecek hasarlar verebilir.

Botulizm bakterisi tabiatta bol bulunur ama havadaki oksijen tarafından hemen öldürülür. Ancak aktif olmadıkları zamanlarda bile oksijensiz bir ortamda yine hayat bulurlar. Bu, en çok teneke konserve kutularda saklanan gıdalarda görülür. Ağzı sıkı kapalı kutuların oksijensiz ortamında canlanan bakteriler, eğer yiyecek iyi ısıtılmazsa zehirleyici toksinler üretirler.

Arılar bal yapmak için nektar toplarlarken botulizm sporlarını da beraber alıp farkında olmadan bal yapımında kullanabilirler. Yetişkinlerde bu balın yenmesi sorun yaratmaz. Gerek vücudun savunma sistemi gerekse midenin asitli ortamı, bu bakterinin zarar vermesine müsaade etmezler. Bebeklerde ise hem savunma sistemi yeterli gelismemiştir, hem de mide hala ancak anne sütünü hazmedebilecek durumdadır. Zehirlenen bebek nefes alma ve yutkunma zorluğu çekebilir, kol, bacaklar ve boyunda güçsüzlük ortaya çıkabilir, durum çok ciddi sonuçlara yol açabilir.

Aslında botulin proteini bebeklere 6 aya kadar zarar verebilir. 8 aydan sonra tehlike geçmiştir ama en iyisi, bebeğin sağlığını emniyete almak için bir yaşına kadar bal yedirmemektir.

Balın bir türü olan delibal zehirlenmesi ise bir başka olaydır, yaşa bağlı olmadan tüm insanları etkileyebilir. Daha çok Karadeniz bölgesinde görülen bu zehirlenmenin nedeni arıların balı yaparken kara ağrı ve sarı ağrı adı verilen bitkilerin çiçeklerinden aldıkları toksindir.

Zehirlenme, bir kişinin bu baldan 50-100 gram yemesinden sonra ortaya çıkar ve kendini karın ağrısı, ishal, kusma, baş dönmesi hatta kol ve bacaklarda ağrı, kramp ve felçler şeklinde belli eder. Genellikle ölümle sonuçlanmaz. Bu balın bekletilmesi veya kaynatılması da zehirlenmeye çare değildir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. banyo ile tedavi etme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

siyah ve portakal renginde Kuzey Amerika'ya mahsus sarıasmagiller familyasından bir kuş, zool. Icterus galbula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ince ve uzun bayrak; bandrol; den. flandıra; (mim). üzerine kitabe yazılan kordele şeklindeki tezyinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. «banderole»). Tekelde bulunan tütün vesaire paketlerine yapıştırılan damgalı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fişeklik; omuz kayışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit saç yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. banderole

denetim pulu

1. Paketlerin, şişelerin ağızlarına konulan şerit veya etiket.

2.Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly tax label. banderole. banderol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A little banner, flag, or streamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Banderole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamped paper stuck on monopoly articles to indicate tax paid. label. revenue stamp. banderole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Bank Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarının borçlu sıfatıyla düzenleyip, ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Bank Guaranteed Bills)

Kalkınma ve Yatırım Bankalarından kredi kullanan ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak borçlu sıfatıyla düzenleyip, alacaklı bankaya verdikleri emre muharrer senetlerden, bu krediyi kullandırmış olan bankaca kendi garantisi altında ihraç edilen bir sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). Venedik gondolcularının şarkısı; bu tarzda yazılmış parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Venedik’teki gondolcularının söylediği üslûpta şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. prosper. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring home the bacon. bear sail. bring off. to go down. prosper. to stand the racket. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barometer. manometer. pressure gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing). Sepet topu mânâsına gelen bir top oyunu. Beşer kişilik iki takım arasında oynanır. Oyunda tarafların amacı topu karşı tarafın sepetine sokmaktır. Sepet, üst tarafı daire şeklinde çemberli, altı açık bir ağdan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. basketball

sp. sepet topu

Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball. basketballbasketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. L.). En yüksek rütbeli konsolos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başta ol, önder ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. leading role.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leading role. principal part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., jeol. derinde bulunan bir çeşit volkanik kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ruhlanna dua edilecek ölülerin listesi; liste, katalog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sırtta taşınabilen tomar şeklinde bağlanmış yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aldatmak, kandırmak, yanıltmak aptal verine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., ünlem bakmak, müsahede etmek; gözlemlemek; görmek; (ünlem) işte! Hah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. borçlu, medyun; minnettar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide önüne geldiği sesi belirli bir derecede (Batı musikisinde 5 koma yani yarım ton) pestlendiren nota işareti. Minüskül be harfi gibidir: b.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilikseverlik; cömertlik; yardım, sadaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yardımsever, başkalarına iyilik etmek isteyen; kar gayesi gütmeyen.benevolently z. yardımseverlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An impure benzene, used in the arts as a solvent, and for various other purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Benzene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a colorless liquid hydrocarbon; highly inflammable; carcinogenic; the simplest of the aromatic compounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benzene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. katran tasfiyesinden hasıl olan karbonlu hidrojen, benzol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifth column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Kriket’e benzer bir çeşit oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outfield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes'e fazlasıyle tapınma; kitaplara aşırı derecede tutkun olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapçı, bilhassa nadir bulunan kitapları satan kimse, sahaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki renkli, çift renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki yapraklı, çift yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki ve hayvanların çevre ile olan ilişkileriyle uğrasan ekoloji dalı biog. kıs biographer, biographical, biography

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. biyoloji ilmine ait, biyolojik biological warfare biyolojik savaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji bilgini, biyolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji, hayat ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. organizmaların ayrılıp dağılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki kutuplu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to some extent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agree (on a plan of action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek ad, bir ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bike lane. bike path. cycle path. cycle track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (Bilgin Biot’nun adından). Kara mika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Biyoloji bilgini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (Blos = hayat, lo gos = söz). Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme gibi yaşayış tezahürlerini inceleyen ilim, hayat ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biologie

dirim bilimi

Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biologique

dirim bilimsel

Biyoloji ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Niçin bahar gelince insanların yaşama sevinçleri yükselir? Niçin koyunlar baharda ve hemen hemen aynı zamanda kuzularlar? Niçin kuşlar vakti gelince bir anda hep beraber göç yollarına düşerler? Bu zamanlamayı, fiziksel ve psikolojik davranış biçimlerindeki değişimi sağlayan nedir?

İnsan vücudu her gün aynı saatte otomatik olarak belirli fonksiyonları yerine getirir, vücut ısısını değiştirir, hormonlar salgılar. Biz bunların çoğunun farkına bile varmayız. Örneğin bu biyolojik beden saatine uygun olarak vücudumuz akşam saatlerinde ısı kaybını önlemek için beden ısısını düşürür, sabahları ise bedeni günlük aktivitelere hazırlamak için arttırır. Yani vücut ısısı insanlarda, bir günde yaklaşık bir derece iner ve çıkar.

Tabiattaki bu müthiş dengeyi sağlayan, canlılarda beynin merkezine yakın yuvalanmış, küçük ve gösterişsiz bir organ olan hipofiz salgı bezidir. Varlığı milattan yüzyıllarca önce bile bilinen, insanda bir hap kadar küçük ve hafif olan bu bez, balıklarda, sürüngenlerde, hem suda hem karada yaşayan hayvanlarda, kuşlarda ve memelilerde, hemen hepsinde vardır.

Bilindiği gibi hayvanların bir çoğunun üreme aktiviteleri mevsimlere bağlıdır. Deneylerde hipofiz bezi çıkartılan hayvanların aynı zamanda doğurmaları daha doğrusu tabiatın takvimine bağlı kalmaları özelliklerini yitirdikleri görülmüştür. Aynı şekilde vücut sıcaklıklarını ve günlük yaşam ritimlerini düzenleyemedikleri, kuşların göç etme içgüdülerini kaybettikleri tespit edilmiştir.

Biyolojik ritmi düzenleyen hipofiz bezinin bunu, salgıladığı ‘melatonin’ hormonu ile yaptığı biliniyor. Bu hormonun salgı miktarı dış dünyanın gece ve gündüz zamanları, daha doğrusu havanın karanlık ve aydınlık süreleri tarafından ayarlanmaktadır. Yani beden saati gün ışığı döngüsüyle eş zamanlı çalışmaktadır.

Sürekli gece çalışanlarda, uçakla uzun yolculuk yapanlarda hatta kış mevsimine girerken gündüz saatlerinin kısalmasıyla bazı insanlarda, beden saatinin ritminin bozulmasıyla oluşan fiziksel ve psikolojik sorunlar görülmektedir.

Melatoninin beyne nasıl bir sinyal göndererek bu kontrol mekanizmasını yarattığı ve bu saatin moleküler ve hücresel düzeyde nasıl çalıştığı tam açıklığa kavuşabilmiş değil.

Koyun ve benzeri hayvanların sonbaharda günlerin kısalmasıyla çiftleşip, bütün bir kış yavruyu karnında taşıyıp, baharda doğurmalarına karşın, kuş, balık gibi memeli olmayan hayvanlarla diğer bazı küçük memelilerin hipofizlerinin bu iş için niçin ve nasıl bahar aylarını seçtikleri ve üreme mevsimi dışında hipofizden gelen hangi emirle doğurganlıklarını kaybettikleri konularını açıklığa kavuşturmak için çalışmalar devam ediyor.

Bu çalışmaların bir diğer amacı da hayvanların çoğunun sonbaharda hep beraber aktif üreme dönemine girmeleri, doğumların da aynı tarihlere rastlamaları, bu nedenle belli mevsimlerde piyasalarda lüzumundan fazla et bulunmasıdır. Araştırmacılar hayvanların biyolojik saatlerinde ayarlama yaparak, üreme döngülerini değiştirmeye, üremenin yıl içine dağılmasına çalışıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Organizmaların çeşitlerinin alan ya da hacim birimi başına sayısı; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hayvanlarla bitkiler, bitkilerle bitkiler ve hayvanlarla hayvanlar arasındaki denge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s., i. gözlerini bağlamak; salim kafayla düşünmesini engellemek; s. gözü bağlı; düşüncesiz, körü körüne olan; i. gözbağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus güzel sesli bir göçmen kuş, zool. Dolichonyx oryzivorus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İn.). Şarap, likör ve maden suyuna meyve doğranarak yapılan içki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geniş, çok, mebzul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. plentiful. generous. plenty. full. rich. wealthy. loose. hefty. wide. baggy. abounding. affluent. ample. bounteous. bountiful. copious. effusive. exuberant. fecund. flush. handsome. hearty. lavish. liberal. lush. luxuriant. opulent. plenteo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. ample. baggy. copious. full. hearty. large. lavish. lush. luxuriant. opulent. plenteous. plentiful. profuse. rank. redundant. rich. loose. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. ample. copious. plentiful. too large. abounding. bounteous. effusive. fat. full. generous. handsome. hearty. hefty. liberal. luxuriant. opulent. profuse. profusely. rich. rife. spacious. superabudant. unsparing. unstinting. wealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bill of Lading transport or Document used to acknowledge receipt of goods; may also be used to serve as a contract for the cargo. Bill of Lading Document used to acknowledge receipt of goods; may also serve as a contract for the transport of cargo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bill of Lading refers to the document on which a carrier acknowledges receipt of materials loaded onto the truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beginning of Life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oak Lawn Branch Library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BOLometers technical device. [Welsh belly] Also as 'bwl'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Begin Of Life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bountiful. cut- and-come again. galore. by the gross. largely. liberally. richly. teeming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagantly promises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amply. abundantly. quite loose. quite wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bold

bl. koyu

Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cesur, gözüpek; atılgan, cüretli; arsız, küstah; çarpıcı, göz alan; dik, sarp. boldface i., matb. siyah harfler. make bold to cesaret etmek, cüret etmek. boldly z. cesaretle. boldness i. cesaret, yüreklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç gövdesi; birkaç çeşit kil, balçık, çamur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bölme işleminde bölünenin kaç eşit parçaya ayrıldığını gösteren sayı, maksumunaleyh. Ortak tam bölen = İki veya daha çok sayıyı kesirsiz olarak bölen sayılardan her biri. Tam bölen = Bir sayıyı kesirsiz olarak bölen sayılardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). İspanyol koregrafisinde belirli bir ritmi olan mâruf dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Bedeni kısa, kolsuz kadın ceketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Spanish dance, or the lively music which accompanies it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of small outer jacket, with or without sleeves, worn by women. a Spanish dance in triple time accompanied by guitar and castanets a short jacket; worn mostly by women music written in the rhythm of the bolero dance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

İspanyol müziği ve dansı. önü açık kısa kadın ceketi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Objects Language EnviROnment, application factory for electronic business by SAG, released Oktober 98 It contains a proprietary object oriented language that compiles to Java bytecode All development data is kept in a repository In addition to Ja

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Afro-Latin ballad form usually with romantic lyric content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Operational code name for the build up of US forces in Britain prior to the invasion of France.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Cuban bolero, a musical and dance style, keeps no much likenesses with its old ancestor, the Spanish bolero Romantic, sometimes too much sentimental, it takes its inspiration in opera tunes, French romances and Napolitan songs Ponctuated by a 2/4 time

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Objects Language EnviROnment, application factory for electronic business by Software AG, released Oktober 98 It contains a proprietary object oriented language that compiles to Java bytecode All development data is kept in a repository In additi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally a Spanish dance in 3/4 time, it was changed in Cuba initially into 2/4 time then eventually into 4/4 It is now present as a very slow type of Rumba rhythm The music is frequently arranged with Spanish vocals and a subtle percussion effect, usua

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Cuban bolero, originally a mid-paced form for string trios, became very popular internationally, usually in a slower and more sentimental form The modern bolero is a lush romantic popular-song form, largely distinct from salsa, and very few singers ar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bill of Lading Electronic Registry Organization An electronic alternative to the traditional bill of lading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Closely associated to the Latin-American Rumba, where body expression and rhythm is sensually pronounced, the Bolero too is danced with a strong, yet subtle hip-swinging action In character, the Bolero could be thought of as a slower version of the social

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spanish dance in 3/4 time, 19th century Also known as Cachuca [back]. short small jacket with rounded front corners. music written in the rhythm of the bolero dance. a short jacket; worn mostly by women. a Spanish dance in triple time accompanied by guita

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolero hat , bolero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canlı bir ispanyol dansı; bu dansın müziği; bolero, cepken, bel hizasına kadar inen küçük ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türk adlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bölge, mıntaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. zone. region. district. division. section. belt. circumscription. climate. corner. department. latitude. phase. precinct. quarter. sector. sky. territory. tract. ward. parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. belt. country. district. latitudes. parish. place. precinct. quarter. region. section. sector. ward. zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

region. zone. area. belt. circumscription. clime. closet. denuclearize. dispensation. district. locale. precinct. section. sector. tract. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bölge Paneli Hizalama özelliği renk yönetimindeki boşlukları telafi eder. Ev sinema projektörünüzdeki SXRD™ panellerini hareket ettirmek hizalamayı geliştirir ve Bölge özelliği de ekranın çevresindeki kırmızı ve mavi anormallikleri sadece 0.1 piksel adımlarda çekebilmenizi sağlar. Sonuç ise daha keskin ve daha net bir görüntüdür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regional. sectional. territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regional. vernacular. zonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video ile kullanılmaya başlanan oynatım yönetme sistemi, dünyayı altı satış bölgesine ayıran, her bölgenin tanımlama kodunu oynatıcılar ve disklerde belirleyen bir sistemdir. Disklerin yalnızca ilgili bölgede oynatılmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Regional Markets)

Ulusal (Kot İçi) Pazar’da işlem görme koşullarını taşımayan ve Borsa Yönetim Kurulu’nca geçici veya sürekli olarak Ulusal Pazardan çıkarılmasına karar verilen şirketlerin hisse senetlerine likidite sağlamak, bu hisse senetlerinin fiyatlarının düzenli ve şeffaf bir piyasada, rekabet koşulları içinde oluşmasını temin etmek amacıyla kurulan pazardır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bolgan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlak büyük göktaşı, bilhassa patlayıcı göktaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bolivya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivia. bolivian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolivia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bolivia) Başkent: La Paz.

Nüfus: 7.719.000.

Yüzölçümü: 424.164 km2.

Komşuları: Batıda Peru, Şili; Güneyde Arjantin, Paraguay; Doğuda ve Kuzeyde Brezilya.

Önemli Şehirleri: La Paz, Santa Cruz, Cochabamba.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca, Quechua ve Aymara dilleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: İnkalaryy. da bölgeyi ilk sahipleri Kızılderililerden alarak fethettiler. İspanya’nın hakimiyeti 1530’larda başladı ve 6 Ağustos 1825’e kadar sürdü, ülkenin ismi bağımsızlık savaşçısı Simon Bolivar’dan esinlenerek konuldu. 1879-1935 yılları arasında süren bir dizi savaşta Bolivya; Pasifik sahilini Şili’ye petrol yataklarına sahip Chaco’yu Paraquay’a ve kauçuk yetiştirilen bölgelerini de Brezilya’ya bıraktı. Özellikle maden işçileri arasında başgösteren ekonomik huzursuzluk, uzun süredir devam eden siyasi istikrarsızlığı besledi. 1951-64 yılları arasında Victor Paz Estensaro başkanlığındaki reformcu hükümet (kalay) madenlerini millileştirdi ve Kızılderili çoğunluğun yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik çabalarda bulunda fakat askeri bir cunta tarafından devrildi. Darbeler ve karşı darbeler askeri cuntanın General Villay’ı devlet başkanı olarak seçtiği 1981 yılına kadar sürdü. 1982 Temmuz’unda askeri cunta büyüyen ekonomik kriz ve dış borç zorlukları arasında iktidarı devraldı. Cunta Ekim’de istifa etti ve 1980’de demokratik yollardan seçilen Kongre’nin iktidara gelmesine izin verdi. Kokainin hammaddesi olan koka üretiminin azaltılması yönündeki Amerikan baskısı, polisle koka üreticileri arasında çatışmalara yol açtı ve Bolivyalılar arasındaki Anti-Amerikan duyguları artırdı.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tohum kabuğu veya zarfı (pamuk , keten). boll weevil pamuk mahsülüne çok zarar veren bir çeşit kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bol hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wide. to get loose. to abound. to become plentiful. to be in good supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. iskele babası, duba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bol hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fit loosely. to get wide. to get loose. to get loosely. to abound. to become plentiful. to be in good supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to loosen. to make plentiful. to provide liberally. widen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide liberally. to make plentiful. to loosen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bol olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. lashings. plenty. stores. plentifulness. wealth. looseness. wideness. affluence. ampleness. amplitude. bonanza. copiousness. cornucopia. effusion. effusiveness. exuberance. exuberancy. fleshpot. fleshpots. flood. fullness. fulness. glut. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. amplitude. glut. opulence. plenty. profusion. redundancy. stack. store. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. affluence. plenitude. plenty. wideness. looseness. amplitude. flood. glut. latitude. luxuriance. milk and honey. opulence. overmeasure. plethora. profusion. quantity. richness. stack. stores. wealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. divisional. division. partition. splitting. dividing wall. screen. curtain. screening. section. compartment. closet. bay. chamber. fraction. hatch. hatchway. repartition. septum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. compartment. division. partition. screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compartment. partition. screen. splitting. divison. dividing wall. bulkhead. dividing. separation. sectioning. severing. cutting. fission. pitch. side. index. panel. component. parcellation. panelling. cell. stall. pane. cabin. resolution. niche. bo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. separate. split. slice. divvy. divvy up. break down. carve up. cleave. parcel. parcel out. partition. portion. reduce. rend. section. segment. sever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. cleave. dismember. disrupt. divide. rend. section. segment. separate. split. spread. to divide. to dismember. to partition. to carve sth up. to cleave. to separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divided. sectioned. paned. partitioned. checkered. checker-work. cellular. double-bucketed. cantoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek yüzlü uzun bir çeşit bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içinde çeşitli etler bulunan iri bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. bolometre, çok az miktarda radyasyon enerjisini ölcebilen elektrikli alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bolomètre

fiz. ışınımölçer

Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. Bologna sausage (argo) saçmalık saçma söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bolşevikliği benimseyen kimse, komünist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rus sosyal demokrat partisinin ekseriyeti elde bulunduran sol kanadının Lenin prensiplerine dayanan doktrini, komünistlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Bolşevik. Bolshevist i. Bolşevik. Bolshevism i Bolşeviklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. uzun süs yastığı; yastık, minder; f. yastıkla beslemek; gen. up ile desteklemek, destek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., z. sürgü, kol demiri; kilit dili; cıvata; fırlama, kaçış; top (kumaş ,duvar kağıdı); yıldırım; kısa kalın ok; kitabın kesilmemiş kenarları ve sayfaları; f. süngülemek; fırlamak; düşünmeden söylemek, ağzından kaçırmak; çiğnemeden yutmak, alelacele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. elemek, elek veya tulbentten geçirmek, süzmek; eler gibi dikkatle gözden geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenin etrafına sağlamlaştırmak için dikilen halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k).

1.Bölme işaretinin (-5-) okunuşu. 16/4 ifadesi. «16 bölü 4» diye okunur.

2.Bir bayağı kesirde pay ile payda arasındaki yatay 20 çizginin okunuşu: —kesri «20 bölü 4» diye okunur. 4


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divided by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divided by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factious. schismatic. schismatical. factionist. schismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive. dividing. divider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. divider. intriguer. plotter. disrupter. separatist. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «bölmek» ten)

1.Bölünmüş bir şeyin her parçası, kıt’a, kısım, cüz

2.Pay, hisse, sehim: Beş bölüğe ayırmak.

3.Duvar, çit, perde gibi bir şeyle ayrılmış bina vesaire kısmı, oda, daire: Bu ev dört bölüğe ayrılmıştır.

4.Bir büyük cemaatten ayrılmış cemaat, fırka, takım, taife, hizip, zümre: Toplanan adamlar beş bölük olmuştu, bölük bölük geldiler.

5.Umumiyetle kalabalık, cemaat, sürü, gürûh, fevc: Bir bölük halk geldi. 6.Memleketin bir kısmı, cihet, taraf.Ortadan bölünmüş saçın bir tarafa taranmış kısmı: Saçını iki bölük etmiş.Askerlikte eskiden yüz kişiden mürekkep, şimdi daha kalabalık, bir yüzbaşının kumandasındaki birlik. Filân taburun birinci, ikinci bölüğü, bölük subayları. Bölük ağası = Jandarma ve zabtiye yüzbaşısı. Bölük emini = Bölüğün hesaplarına bakan subay veya assubay. Bölük başı = Yeniçeri ocağında yüzbaşıya eşit subay, eskiden hamalların ileri gelenlerinden biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troop. squad. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. troop. part. division. group. body. braid saç örgüsü. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. squadron. part. division. subdivision. compartment. group. body. section. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bits. itsy bitsy. scrappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir bölme işlemi sonunda elde edilen sayı, haric-i kısmet

2.(askerlik). Ordu kuvvetlerinin gerektiği şekilde bölünüp dağıtılışı, taksîm-i kuvâ.

3.Herhangi bir bölme sonunda meydana gelen kısımlardan her biri, bölüm. Tabiat bilgisinde, bölümler, sınıftan başlayarak takım, familya, cins, tür ve çeşit kısımlarından geçerek fertte sona erer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Eşit kısımlara ayrılması gereken yani bölme işlemine uğratılan sayı, maksum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. splitting. separation. split. segmentation. cleavage. fission. rent. schism. secession. schizo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleavage. dichotomy. division. fission. partition. schism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. separation into parts. dissociation. disunion. fission. schism. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayrılmak, birkaç parça haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. segment. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be divided. to be partitioned. to be separated. cleave. divide. fall into. part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indivisible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indivisible. unitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bölünmüş parça. Bir bütünün ayrılmış olduğu kısımlardan her biri, taksimat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. section. schism. sect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. normalden daha büyük olan hap, kapsül; topak, top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split. to share. to go shares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to share sth. to divide it up among themselves. share. to go snacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek işini yaptırmak, paylaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. share out. split. apportion. portion out. portion. allocate. allot. lot. mete. serve out. whack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distribute. to divide sth among a group. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mantık ve elektronik hesap makinelerine uygulanan bir çeşit cebir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to owe debts. owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğunda araştırmalar yapmak için açılan kuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş bölüm atlama işlevi kullanılırken, 12 saniyeden uzun bir boşluk varsa kaset otomatik olarak hızlı ileri alınarak bir sonraki parçaya geçilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be vacant. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilardo oyununda bir vuruş; beklenmedik bir darbe veya dolaylı bir hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karnıbahara benzer bir bitki: kıvırcık lahana; bu bitkinin yaprakları ve sapları yenen ve göbek vermeyen bir çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botaniğin yosunlar kısmı, yosun bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çobanlığa veya kır hayatına ait; pastoral; i. pastoral şiir; çiftçi, çoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık l kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde l-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağırlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1.000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1.000.000 tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2.000 - 6.000 metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6.000 metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbus’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6 bin metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbüs’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordingly. hence. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequently. hereby. thence. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ilik, düğme iliği;(f). ilik açmak; yakasına yapışmak. button-holer (i). ilik açan alet veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refrigerator. fridge. frige. freezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fridge. icebox. refrigerator. ice-box. a cold fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fridge. ice safe. refrigerator. yellow goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek atlı ve körüklü hafif araba, kabriole; üstü açılabilen iki kapılı otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, yüzüne gülerek kandırmak. cajolement, cajolery (i). kandırma. cajoler (i). kandırıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravel path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanta çiçegi, (bot). Calceolaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın iç gömleği, kaskorse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çan bilgisi, çan ilmi; san dökme veya çalma usul ve tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life companion. soul mate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canım ol, can gibi içten ol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Washington'da ABD Kongresinin toplandığı bina; Roma'daki Jüpiter mabedi; (kh). eyalet meclisi binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıçrayış, atlama; atın durdugu yerde dört ayağı üstüne sıçraması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). binicilikte yarım çark hareketi; (f). bu hareketi yaparak at sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). asit fenikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). fenollü. carbolic acid asit fenik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karbol asidi katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalpten ve kalbin görevlerinden bahseden ilim, kalp bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük açık araba; (Kan). köpek ile çekilen kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Franslz ihtilâlinde revaçta olan bir dans, şarkı veya kıyafet; Fransız ihtilâli askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). neşeli şarkı; halk şarkısı; (f). neşeyle şarkı söylemek; şarkı söyleyerek kutlamak. Christmas carol Noel ilahisi. caroler (i). Noel şarkısı söyleyen gezginci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bir kadın adı; (s)., (ing). l ve ll Charles'a ve devirlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi ile uğraşan uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). meyva bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek atlı araba, üstü kapalı araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapaklı toprak veya cam tencere, güveç; böyle bir tencerede pişirilen yemek; kimya laboratuvarlarında kullanlıan saplı küçük kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ikizler burcundaki Kastor ve Polluks adlı yıldızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). dokularda maddelerin karışımının bozularak daha basit maddeler haline gelmesi, anabolizmin karşıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). Iiberal, açık fikirli; evrensel, genel, umumi; (bh). Katolik kilisesine bağlı olan; (i).,(bh). Katolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Katoliklik, Katolik kilisesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık fikirlilik, düşünce özgürlüğü; dünyaya yaygın oluş, evrensellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Katolikleştirmek, Katolikleşmek; evrenselleşmek, evrenselleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her derde deva olan ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

WALKMAN® (ek adaptör gerektirir) , CD Değiştirici ya da MiniDisc değiştirici ile uyumlu bağlantıya sahip araba stereosu

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik değiştiricideki CD’lerde bulunan CD Text bilgileri, MiniDisc ya da kaset çalar da içeriyor olsa kafa biriminde görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

İkinci Dünya Savaşında Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasından bu yana yaşanan en kötü nükleer felaket. 25-26 Nisan 1986’da güvenlik sistemleri denenirken bir dizi insan hatası soncunda Priapat Nehri üzerinde bulunan Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktörü istikrarsız bir hale geldi ve kontrolden çıktı. 26 Nisan sabahı, saat 1: 23’te güçlü bir buhar patlamasıyla reaktörün içindeki su buharı 1.000 tonluk metal kapağı havaya uçurmuş, kalın beton duvarı delmiş ve çok zehirli radyoaktif bir buharın oluşmasına yol açan büyük bir hidrojen patlamasına yol açmıştır. Radyoaktif serpintiler Sovyetler Birliği’nin doğusu, doğu ve güney, batı ve kuzey Avrupa’da ciddi bir kirlenmeye yol açmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iağım çukuru; mezbele, çöplük, pislik yuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local road. orbital road. ring road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). çikolata; koyu kahverengi; (s). çikolatalı, çikolata ile yapılmış; çikolata renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öfke, kızgınlık, asabiyet; (eski)., (biyol). safra. choleric (s). çabuk kızan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolesterol, safrayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkli taş basma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kronolojik tarih sırasına göre düzenlenmiş. ehronologically (z). tarih sırasına göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kronoloji, olaylan tarih sırasına göre düzenleme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zebercet, sarı yakut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Ieh). yoldaki çamur cukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Meksika yerlilerinin dilinden). Sütlü veya sütsüz olarak kakaodan yapılan maruf yiyecek, çikolata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choc. chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate. confectionery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan bu benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yeşilli beyazlı hareleri olan mermer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kutupların etrafında olan, dolaykutupsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güneşin etrafında olan veya dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dönmek, deveran etmek, dolaşmak. circumvolu'tion (i). bir merkez etrafında dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Colour Parazit Azaltma, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan bir özelliktir. Görüntünün ışık ve renk frekansları analiz edilir, uzun pozlamalar neticesinde oluşan bozulmalar giderilmiş olur ve doğal tonların resimde oluşumu sağlanır. Özellikle açık mavi gökyüzü, koyu mavi denizler ve yeşil ormanlar gibi büyük alanlarda aynı renklerin bulunduğu manzara fotoğrafları, daha zengin renk tanımlamasından yararlanacak ve daha gerçekçi biçimde oluşturulacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klimatoloji, iklimler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumluk ve susuz ova. Fars. beyâbân, Ar. beriyye: Gobi çölü, Arabistan çölü, susuz ve bitklsiz, kıraç: Çöl yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desert. wilderness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desert. wilderness. wasteland. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desert. wasteland. wilderness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., cogr geçit; meteor iki antisiklon arasındaki alçak basınç alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kola, kola cevizi, (bot). Cola acuminata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir kolu sakat veya eksik olan, çolak adam.

2.Sakat, bozulmuş, çarpılmış: Çolak kol, el (yalnız kol ve ele denir). Kol veya eli sakat yahut eksik olan adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol veya el sakatlığı yahut eksikliği. Ar. şellel, cezm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süzgeç, kevgir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i). soğuk; üşümüş; soğumuş, öImüş; nesnel; A.B.D., (k).dili baygın, şuursuz; bayat; (k).dili (saklambaçta) uzak; donuk (renk); (z)., A.B.D., argo tamamıyle, kesin olarak; hazırlıksız olarak; (i). soğukluk; üşüme; nezle, soğuk algınlığı; donma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., A.B.D., argo iskambil kağltlarının hileli bir şekilde sıralayarak aldatmak. cold deck A.B.D., argo dağıtanın kendi çıkarına göre önceden sıraladığı iskambil kâğıtları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soğuk iken kırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk keski, demir kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yüz kremi, cilt kremi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(salam, sosis, sucuk gibi) yenmeye hazır et, söğüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

limonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

meteor soğuk hava kitlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ısısız ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sebze veya meyvayı kutuya soğuk olarak koyduktan sonra pişirip konserve etme usulü; (tıb).ıslak sargılarla tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(k).dili soğuk davranış, yüz vermeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ani hava soğuması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

uçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kılıç, süngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk hava deposu; kdili geçici olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk ter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., argo (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz. ABD, 8rg0 (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk harp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(meteor). soğuk dalgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). duygusuz, merhametsiz, hunhar; soğuga karşı hassas; (biyol). soğuk kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). katı kalpli, merhametsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iahana cinsinden sebze. coleslaw (i). Iahana salatası. colewort (i). göbeksiz bir çeşit lahana, kolza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb)., kolonu çıkarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girdâb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(çoğ)., (zool). kınkanatlılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kınkanatlı, kınkanatlılar takımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). karın ağrısı; birdenbire nöbet tarzında gelen ağrılar; sancı; bağırsak iltihabı, kolik. colicky (s). karın ağrısı çeken; bağırsak iltihabına benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Roma'da eski bir amfiteatr; k.h herhangi büyük bir stadyum veya açık hava tiyatrosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kalınbağrsak iltihabı, kolit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. eollabora'tion (i). beraber çalışma, işbirliği. eollaborator (i). beraber çalışan kimse, işbirliği yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askeri birlikler tarafından işgal edilmiş memleketin düşman ile işbirliği yapan vatandaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (güz). (san). kolaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çökmek, göçmek, yıkılmak; katlanıp bukülmek, açılır kapanır olmak (iskemle, masa);birsonuca bağlamadan dağılmak (proje, plan); cesaretini kaybetmek; (balon) sönmek; (tıb). çökmek; ciğerlere hava gitmemek; çökertmek, ylkmak; (i). göçme, çökme, y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaka; gerdanlık; halka, kuşak; tasma, hamut; (zool). hayvanların boynunda yaka şeklindeki teekkül; (bot). kökle sapın birleştiği nokta. collar band gömleğin yaka şeridi. collar beam (mim). çatının kuşaklık kirişi. be hot under the collar kızmak, öfk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaka takmak, tasma takmak; yakalamak, yakasına yapışmak; pişirmek için eti sarmak; (k).dili ele geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., anat köprücük kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dantel veya kürkten yapılmış küçük yaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) karşılaştırakak okumak, karşılaştırmak (metin); (matb). tertip etmek, sayfalarısıraya koymak, harman yapmak; (kil). papazı kilise memuriyetine tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yan yana olan; aynı eğilimde ve etkide olan; aynı sonuca yönelen; ikincil, tali; munzam, yardımcı, tamamlayıcı; aynı soydan gelen.; (i)., A.B.D karşılıklı teminat; maddi teminat; soydaş; yardımcı olay, durum veya kısım. collateral evidence müek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i). karşılaştırma; nüsha tavsifi; hafif yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meslektaş, mesai arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,(s)., (z). toplamak; koleksiyon yapmak, biriktirmek; tahsil etmek, almak (vergi); kendine gelmek, anlamak, idrak etmek; toplanmak, birikmek; koleksiyon haline gelmek; (s)., (z). ödemeli. colleet call ödemeli telefon konuşması.collect oneself kendini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplama; toplanmış şeyler, koleksiyon; kilisede toplanan para, iane; tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). toplanan, biriktirilen; toplu, müşterek, ortak; (i). ortaklaşma; (gram). topluluk ismi. collective agreement toplu sözleşme. collective bargaining işverenle işçi temsilcileri arasındaki toplu görüşme ve pazarlık. collective behavior toplu davr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolektivizm, ortaklaşacılık collectivist (i). kolektivizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koleksiyoncu; alımcı, tahsildar; (elek). transistörde cereyanın çıkış noktası; elektrikli trende cereyanlı tele dayanan boynuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iri kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). batı kiliselerinde okunan küçük dualardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). antoloji, seçmeler, derlemeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplanmış; kendine hakim, aklı başında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniversite; yüksekokul; fakülte College of Cardinals kardinaller heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniversite talebesi veya mezunu; üniversite mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). üniversite ile ilgili; üniversite öğrencilerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal iklim değişimleri ya da insanın doğayı tahribatı sonucunda kurak bölgelerin, çöl koşullarını taşıyan ekosistemlere dönüşmesi olayıdır. ( Vervüstung / Desertification )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desertification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çöl haline gelmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). halka; tasma; yuva; taşın oturduğu yiv; (f). yuvaya oturtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çarpışmak, çarpmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskoç çoban köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). kömür gemisi; kömür madeni işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). maden kömürü ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine bağlamak, bir araya getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (fiz)., (astr). bir hizaya getirmek, paralel hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paralel ışınları husule getiren ayar aleti, kolimatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı doğru çizgi üstünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarpışma; ihtilâf, fikir ayrılığı. collision mat den çarpışmada yarığı kapamak için kullanılan palet. come into collision with ile çarpımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yan yana koymak veya oturtmak; sıraya koymak, düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıraya koyma, düzenleme, sözdizimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kim kolodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ing)., (leh). gizlice konuşmak, entrika hazırlamak; (i). gizli konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (kim). koloit; (s). koloidal, koloidimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). koloidal, koloidimsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük bir et dilimi; ufak parça veya dilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). colloquial, colloquialism.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşma diline ait; teklifsiz konuşma ile ilgili. colloquially (z). konuşma diliyle. colloquialism (i). konuşma dilinde kullanılan deyim; konuşma dili üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konferans serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı konuşma, mükâleme; diyalog şeklinde yazılmış edebi eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir işlemden sonra jelatinli filimden doğrudan doğruya fotoğraf basma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hileli bir işe ortak olmak; dolap çevirmek. collusion (i). hile, tuzak; danışıklı dövüş. collusive (s). hileli bir ortakIık ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çöl ve beyâbanı çok olan, beyâbanlık: Çöllük bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -riums veyo -ria) (tıb). göz damlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çömlek dediğimiz şeyin aslı ve doğrusudur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acıelma, acıhıyar, ebucehilkarpuzu, (bot). Citrullus colocynthis; bundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonya; (b.h). Kolonya şehri, Köln.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kolombiya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kolombo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki nokta üst üste (:); (tıb). kolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albay Iieutenant colonel yarbay. colonelcy, colonelship (i). albaylık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). koloniye ait, sömürge ile ilgili (kimse);(bot)., (zool). koloni halinde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolonicilik, sömürgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). kolona ait, kolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sömürgede oturan kimse; koloni kurucularından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). (f). sömürge kurmak; grup halinde toplanıp yerleşmek; koloni meydana getirmek; sömürgede yerleşmek. coloniza'tion (i). sömürge kurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). genellikle üstü kapalı sütunlar sırası, sıra sütunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir başka memlekette yerleşip ana vatana bağlı bir sömürge kurmak için harekete geçen grup; böyle bir grubun yerleştiği bölge; sömürge, müstemleke, koloni; yabancı bir üIkede yaşayan aynı milletdenen insanlar topluluğu; (zool). koloni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kitabın sonuna konan ve başlığı, basımcının adını ve tarihini gösteren yazı; yayınevinin amblemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah çamsakızı, reçine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boyamak, renk vermek; olduğundan başka göstermek, gerçeği tahrif etmek; renk katmak, hava vermek; renklenmek; renk değiştirmek yüzu kızarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). alay sancağından sorumlu olan nöbetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk,boya;canIılık; yüz kızarması; belirgin özellik; düzme görünüş, maske; (çog). bayrak, sancak. color photography renkli fotoğrafçılık. color sergeant tabur veya alay sancağını taşıyan çavuş. color wash renkli badana. bright color parlak renk, açık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk körü. color blindness renkkörlüğü, akromatopsi, Dalton hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bitki veya hayvanda görülen renk düzenlemesi; renklendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). renkli televizyon yaymı; (f). renkli televizyon yayım yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli; beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup; tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olmayan; aldatıcı, göz boyayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). melez Güney Afrikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). solmaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli, canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk veren, renk meydana ,getiren; renk ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolorimetre, renk ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk; boya; boyama, boyayış tarzı; görünüş; sahte görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkleri ustalıkla kullanan sanatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz, soluk; solgun, donuk, anlamsız; tarafsız, yansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

beyaz ve diğer ırklar arasındaki toplumsal ayrılıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muazzam, kocaman, çok büyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -lossi, -lossuses) çok büyük herhangi bir heykel; büyük ve azametli herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kolostomi, kolonda açılan bir yarıkla suni anus teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memeli hayvanların doğumdan sonraki ilk sütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.).

1.Bir ayağı sakat olan: Çolpa adam.

2.Yürürken İlk defa sol ayağını atan, ayak İtibariyle solak:-Çolpa adam, at.

3.mec. Beceriksiz. Eli yakışıksız ve ayağı dolaşır: Pek çolpa bir adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriksizlik, acemilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (bk.) Çulpan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Çoban yıldızı. 2.Aciz, beceriksiz, zavallı. 3.Zühre, venüs.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa dini kitap satışına mahsus gezici kitapçılık. colporteur (i). seyyar kitap satıcısı; özellikle dinsel kitaplar satan veya dağıtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark). Amerikan malı bir çeşit tabanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tay, sıpa: toy kimse. colthood ; taylık devresi. colt's tooth şehvet; atlarda köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(cog -foots) (i). öksürük otu, (bot). Tussilago farfara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yılana ait, yılan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima «çocuk» kelimesiyle beraber kullanılır: Çoluk çocuk = Ev halkı, eş ve çocuklar: Çoluk çocuk sahibi = Ev bark sahibi, aile sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçılıkta kullanılan ağ kepçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güvercin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çog-baria) (i). güvercinlik; eski Roma'da yakılmış ölü küllerini saklamaya mahsus mahzen; bu mahzenin duvarlardaki gözleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hasekikupesi, (bot). Aquilegia vulgaris; (s). kumru gibi, kumru ile ilgili; kumru renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(mim).sütun;direk; (matb).bir yazarın gazete veya dergide muntazaman ve aynı başlık altında çıkan yazısı, fıkra;(ask).(kol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yapıda sütun kullanma; kullanılan sütunlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).fıkra yazarı, gazetede belirli bir köşesi olan yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kolza colza oil kolza yağı.colza oil kolza yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap kontrol memuru, murakıp, denetleyici, kontrolör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konkoloji, yumuşak çalarla uğraşan zooloji dalı. conchologist (i). konkoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,with ile taziyede bulunmak, kedere ortak olmak. condolatory (s). taziye ifade eden. condolence (i). taziye, başsağlığı. Ietter of condolence taziye mektubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tesellisi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teselli, avunç; teselli vesilesi veya sebebi. consolation prize teselli mükâfatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teselli edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teselli etmek, avundurmak. be consoled avunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsol; radyo kasası; (mim). balkonlann altına konulan süslü destek, dirsek; (müz). orgun tuşlarını havi kısım. console mirror konsol aynası. console table konsol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleştirmek, birleşmek; pekiştirmek, pekişmek, takviye etmek, saglamlaştırmak; (tic). konsolide etmek. consolidated debts (tic). konsolide borçlar, vadesi uzatılmış borçlar. consolidated school (A.B.D). ve Kanada'da birkaç mahallenin çocuklarının

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlik, birleşme, birleştirme, sağlamlaştırma, takviye; borçları birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). devlet tahvilâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare; idare etme, hâkim olma , hâkimiyet, egemenlik; spiritualizmde medyumu hareket ettiren ruh; istenilmeyen bir şeyin etkisini azaltacak program ve tedbir; (çoğ). kumanda cihazları, kontrol kolları ve düğmeleri. control group deney yapılan grupl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-led, -ling) idare etmek, hâkim olmak. controllable (s). idare edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Control A1, Sony audio bileşenleri arasında iletişim için kullanılan, çok işlevli bir veri yolu sistemidir. Örneğin CD çalar ve amplifikatör arasında işlevler otomatik hale getirilebilir ve metin bilgileri transfer edilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Control A1 II, Control A1’in geliştirilmiş bir sürümüdür ve Sony audio bileşenleri arasında iletişim için kullanılan, çok işlevli bir veri yolu sistemidir. Örneğin CD çalar ve amplifikatör arasında işlevler otomatik hale getirilebilir ve metin bilgileri transfer edilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare eden kimse veya alet, regülatör; muhasebeci, murakıp, kontrolör bütçeye göre ödeme musaadesi vermeye yetkili şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Control-L, veri alışverişi ve video cihazlarının kontrolü (video kameralar, ev video kaydedicileri ve düzenleme bilgisayarları ve kumandaları) için kullanılan bir Sony arayüzüdür. Bağlantı 2,5 mm’lik stereo jakla ya da 5 pimli DIN fişle sağlanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarılmış, bukulmuş, dürülmuş, helezoni, helisel; karışık, zor anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büklüm,sarılış,dürülüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kahkahaçiçeği; sarmaşık gibi sarılan birkaç çeşit fidan. wild convolvulus köpek pençesi, (bot). Calystegia sepium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). serinlik; (argo). sükünet, soğukkanIılık. He blew his cool. (argo). Soğukkanlılığını kaybetti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). serinletmek, serinlemek, soğutmak, soğumak, teskin etmek, sükunet bulmak. Cool it ! (argo). Sakin ol ! cool off, cool down sükunet bulmak, öfkesi geçmek. cool one-s heels bekleme odasında uzun süre beklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). serin, oldukça soğuk (hava); serin tutan (elbise); sakin, kayıtsız, soğukkanlı, kendine hâkim; (ABD)., (k.dili). hakiki; (argo). iyi, mükemmel; (güz)., (san). mavi ve yeşil tonlarının hâkim olduğu. cool-headed (s). serinkanlı, heyecana kapılmay

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soğutucu; soğutma tertibatında kullanılan gaz veya sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soğutma cihazı, soğutucu; buzlu içki; (argo). hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (Uzak Doğuda, özellikle Hindistan ve çin'de) hamal veya rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taş haline gelmiş gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). taçyapraklar, korol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat)., (man). bir önermenin tabii sonucu, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmoloji, evren bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmopolit bir şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kozmopolit; (i). kozmopolit kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmopolit kimse, dünya vatandaşı; dünyanın birçok kısımlarında rastlanan hayvan veya fidan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı devrim. counterrevolutionary (i)., (s). karşı devrimci; (s). karşı devrimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ABD)., (argo). yüksek ziraat okulu; üniversite seviyesinde fakat şehirden uzak yüksek okul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kranyoloji, kafabilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Fransız asıllı fakat Louisiana'da doğmuş kimse; Louisiana'da konuşulan Fransızca; ispanyol asıllı olup Karaib adalarında doğup yaşayan kimse, bu kimselerin konuştuğu ispanyolca; (s)., (k.h). melez; biber ile domates ve soğanlı sosla pişirilmi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kriminoloji, kıya bilimi. criminologist (i). kriminoloji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert kumaştan yapılmış kabank etekli kadın elbisesi; eski zamanlarda giyilen tel çemberli etek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). maviye veya yeşile çalan silikattan mürekkep bir maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayrı cinsten olan çiçekleri döllemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mad). flüor sodyum ve alüminyumdan mürekkep bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz, kapalı ufak yer, gizlenecek yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karısı tarafından aldatılmış erkek , informal boynuzlu erkek; (f). (kocayı)aldatmak , informal boynuz taktırmak. cuckoldry (i). boynuz taktırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sistoloji, hücreleri inceleyen bilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sağırların el işaretleri ile konuşma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (uyd. k.). Yer kabuğu şekillerinin meydana geldiği devreye verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekolte elbisenin yakası; açık elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beyazlatıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini açmak, soldurmak, ağartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kontrol altından çıkarmak, kontrolu kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go away!. beat it!. piss off. go to blazes!. push off! sod off!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beat it. go away. buzz off. go and eat coke. fuck off. go to hell. hop it. piss off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapraklarını dökmek veya düşürmek; düşmanın mevzilenmesini önlemek için bitkileri tahrip etmek. defolia'tion (i). , (bot). yaprakların dökülmesi veya düşürülmesi. defoliator, defoliant (i). yaprakları döken ilâç veya zehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go away. be off. clear off. clear out. beat it. push off. vamoose. vamose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go away. to beat it. to piss off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go away. to clear out. pike off. vamoose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a flaw. faulty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Duvarlara üst üste yapıştırılmış afiş ya da benzerlerinden koparılan parçalarla yapılmış bir tür kolaj. İlk kez 1950 lerde Alman sanatçı Wolf Vostell (1932) bu türde çalışmalar yapmış, ayrıca Fransa`da afişçiler de bu tekniği uygulamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Boyunun kolların, göğüs ve sırtın bir kısmını açık bırakan kadın elbisesi. 2.Açık saçık.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décolleté

1. açık giyim,

2.açık giyimli

1. Kadın giyiminin kolları, göğsü veya sırtı açıkta bırakan biçimi. 2.Göreneğe aykırı derecede çıplak.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. low-neck. lownecked. decollete. revealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. décolleté. low-cut dress. décolleté dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. low-necked. decolleté. low necked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi, kuduz otu (alyssum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryolu işlerinde çalışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde tren katarının yürüdüğü paralel iki raydan meydana gelen yol (demirden yol mânâsıyle sıfat olduğundan «demiryol» demek lâzımdır, izafetle «demiryolu» demek yanlıştır. Bununla beraber, şimdi bu şekil kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yıkmak, tahrip etmek. demoli'tion (i). yıkma, tahrip; yıkılma, harap olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına olan itikadı tetkik eden ilim dalı, demonoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaçlar ve çalılar ile uğraşan biyoloji dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dendrologie

ağaç bilimi

Botaniğin ağaçları inceleyen dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea trip / voyage. sea journey. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lane / road / route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deontoloji, ahlak bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. sosyoloji). Vazife bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déontologie

ödev bilimi

Bir mesleği uygularken uyulması gereken ahlaki değer ve etik kuralları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deontology ödevbilgisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storage. storing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehousing. storage. storing. cellerage. housage. modular. wharfage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. to store. to lay sth up. to lay sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). depolarize etmek, kutbiyeti izale etmek. depolariza'tion (i). kutuplarını yoketme, kutupengellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthquake area. disturbed area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Deri bedeni bütünüyle sarar. Ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerde mukoza adı verilen, yapısı deriye benzeyen ama daha ince bir tabaka ile birleşir. Dudaklarımızın renginin yüzümüzden farklı, biraz daha kırmızımsı olmasının da nedeni budur. Dudaklarımız yüzümüzdeki derimizin bir parçası değil sindirim ve solunum sistemimizin bir parçası olan ağzımızın dışa dönük devamıdır.

Vücudun hayati organlarını sayın deseler, derimiz pek akla gelmez. Halbuki derimiz vücudumuzun en hayati organlarının başında gelir. Derinin önemi o kadar büyüktür ki, yanma sonucunda üçte birinin yok olması hatta üçte birinin yağlıboya ile sıvanarak üzerindeki deliklerin kapatılması hayati sorun doğurabilir. Ayrıca derimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Yetişkin bir insanın derisi 4-5 kilogram ağırlığındadır ve yaklaşık 7 metrekare alan kaplar.

Derimiz diğer tüm organlarımızdan daha hızlı büyür ve insan hayatı boyunca sürekli kendini yeniler. Devamlı kendini yenileyen bu organın, insan yaşlandıkça kırışmasının nedeni kendisi değil, altındaki kasların etkinliklerini yitirmeleridir.

Derimiz o kadar mükemmel bir organdır ki, kesildiği ya da yaralandığı zaman çevresindeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle birbirlerine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha da çabuk olur. Bazen bu açıklık ne kadar kapatılırsa kapatılsın aradaki doku yeterince kendini onaramadığı için derimizde kalan bu yara izini ömrümüz boyunca taşırız.

Derimizin kalınlığı l-4 milimetre arasında değişir. En kalın derimiz avuçiçlerinde ve topuklarımızın altındakilerdir. Elleriyle çalışan kimselerin ellerinde veya uygun ayakkabı giymeyenlerin ayaklarında nasırlar meydana gelir. Bunlar derinin fazla sertleşmiş biçiminden başka bir şey değillerdir. Göz kapakları üzerindeki deri ise vücudun en ince derişidir.

Eğer vücudumuz deri ile kaplanmış olmasaydı yaşamımız düşünülemezdi. Derimiz bizi yalnız sıcağa, soğuğa karşı değil, aynı zamanda çarpmalara, sürtünmelere, ıslaklığa, rüzgara, güneş ışınlarına, zararlı bakterilere ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da korur. Derimizin bütünü üzerinde soğuk ve sıcaklığı duymamıza yardım eden dokunma cisimciklerinin sayısı 600,000’den fazladır.

Derimiz terleme yolu ile solunum yapar, toksinleri atar, vücudun ısı dengesini korur. Bir santimetrekarelik bir deri yüzeyinde binlerce ter deliği bulunur. Her gün buharlaşarak derimizden çıkan ter ortalama l litre kadardır.

Öteki organlarımızın aksine derimiz kısa zamanda aşınır. Yüzeydeki hücreler bir kaç hafta içinde ölür ve dökülürler ama aşınan derinin yerine sürekli yenisi gelir. Hiç başımızdaki kepeklerin nereden geldiklerini düşündünüz mü? Kepekler aslında derimizin küçük pulcuklar halinde ufalanıp düşmesinden başka bir şey değillerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologue

tıp cildiyeci

Cilt hastalıkları uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist cildiyeci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cildiye, dermatoloji, ciltten ve deri hastalıklarından bahseden ilim. dermatologist (i). cilt hastalıkları mütehassısı dermatolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologie

tıp cildiye

Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology cildiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boş bırakmak, harap etmek, viran etmek, perişan etmek; yalnız bırakmak, kimsesiz bırakmak; kederlendirmek, meyus etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). terkedilmiş, metruk, ıssız, tenha, boş, perişan, harap; kimsesiz, yalnız. desolately (z). terkedilmiş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haraplık, perişanlık, viranlık; virane, harabe; kimsesizlik, yalnızlık; keder, yeis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boost. brace. nourish. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakil, devir, intikal, hak intikali, havale, terk; gerileme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). intikal ettirmek, devretmek, havale etmek, bırakmak, terk etmek; (gen). on, upon veya to ile geçmek, intikal etmek, kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şeytani, şeytanca, iblisane, insaniyete aykırı. diabolically (z). şeytanlıkla. diabolicalness (i). şeytanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytanlık; şeytanca hareket; şeytana inanma veya tapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki ucu çubuklu bir iple havaya fırlatılan makara şeklindeki oyuncak, makara oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fizyol). kalp inbisatı, kalp genişlemesi, diyastol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dinamik Odaklama devresi, tüm ekranda net odaklanmış, temiz bir görüntü sağlar. Gelişmiş elektronik devre, ışının nokta çapını ayarlayarak, resmin şeklinin, köşelerde ve ekranın kenarlarında da doğru kalmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). ikiz kutup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign policy. foreign politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini bozmak, soldurmak, lekelemek; rengini değiştirmek. discolora'tion (i). rengini bozma, rengi bozulma, solma; leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teselli kabul etmez, çok kederli; acıklı. disconsolately (z). kederle. disconsolateness (i). keder, teselli kabul etmez durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). erir, eritilebilir, hallolunur; çözülür; fesholunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahlaksız, çapkın, sefih. dissolutely (z). ahlaksızca, sefihçe disso- luteness (i). ahlaksızlık, sefahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eritme, erime; ayırma; tatil etme; sona erme; ölüm, zeval.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eritmek, erimek, halletmek, hallolmak; ,çözmek, açmak; feshetmek, dağıtmak; izale etmek, yok etmek; zeval bulmak; televizyon veya filimde iki görüntüyü karıştırarak değiştirmek. dissolve into tears gözyaşları boşanmak. dissolvable (s). erir,eritil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs DC) Washington mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialectologie

lehçe bilimi

Bir dilin lehçelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileri de onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten ‘aspartame’ denilen tatlandırıcı, şekerden 200 kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yazan yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekinmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten “aspartame” denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Rahmin içindeki yavru, cenin.

2.Soy, nesil, uruk, ırk. Döl almak = Cins aygıra kısrak çekip tayını almak. Döl eşi = Son, Ar. meşîme. Döl döş = Tenasül. Döl yatağı := Rahim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race. fruit. offspring. progeny. progeniture. spawn. seed. semen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring. posterity. seed. semen. sperm. young. generation. race. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring. semen. sperm. young. new generation. issue. seed. seedling. descendants. posterity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahmin ağzından dışarıya doğru uzanan yol, mehbil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa tozluk yerine dolanan çuha kenarı veya ensiz şayak ve aba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sarılan bir şeyin her sarılması, sargının veya makara vesaireye sarılan ip, şerit ve kurdele gibi şeylerin her devresi: Sargıyı, sarığı on dolam doladı.

2.Sarılan bir şeyin bir defa sarılmasına yetecek miktarı: Şu telden bana üç dolam verin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çuhadan entari gibi önü açık olarak kavuşturulur ve üstüne kuşak bağlanır eski bir elbise: Tatar dolaması.

2.Parmakta olan, ağrı verici bir iltihab, kurlağan.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şeytan tırnağı veya parmağa iğne ya da kıymık batması sonucu, tırnak dibinde meydana gelen iltihaplanmaya; halk arasında dolama, tıp dilinde paronychia denir. Başlangıçta kırmızı bir benek halindeyken daha sonra içi dolu sivilceye dönüşür. Dolama, kan zehirlenmesine neden olabilir. Bu nedenle ihmal edilmeden doktora başvurmak gerekir. Alkol pansumanı veya sıcak su kompresi çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya 2 kahve kaşığı kına konur. Lapa haline gelinceye kadar ısıtılır. Sonra dolama olan yere sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. twist. whitlow. felon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(paronychia serpilifolia): Karanfilgiller familyasından yeşil ve beyaz renkte küçük çiçekleri bulunan bir çeşit bitkidir. Yaprakları beyazımtırak yeşildir. Kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dolama ve çıbanların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Etrafına döndürüp çevirmek, sarmak: Başına bir şal, beline bir kuşak doladı.

2.Ağır ve zor bir işi birinin başına sarmak: Bu işi be nim başıma doladılar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind. twist. whirl. rotate. coil up. cincture. coil. enlace. enwrap. lap. reel. reel up. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. weave. wind. wrap. to wind round. to encircle. to twist. to coil. to bandage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wind on to around. coil. curl. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dolama otugillerin örnek bitkisi (paronychia serpilifolia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Dolanbaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curve. bend. labyrinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. full of curves. meandering. involved. intricate. tangled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortuous course. detour. devious path. ramble. twisty road. roundabout route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequivocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit avcı tuzağı, ağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırma, Ar. desise, iğfal, kandırma (ekseriya yalan kelimesiyle beraber kullanılır): Yalan dolan birtakım sözlere kapılmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Döne döne bükülmüş, pek dolaşık ve karışık. Fars. pîçâpîç, pîç-ender-pîç: Dolanbaç yol; o binanın yolları pek dolanbaçtır.

2.Girilecek ve çıkılacak yeri bulunamayan çok dolaşık yol. Ar. Akul (Fr. labyrinthe).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dolanbacı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başkalarını hile ile kandırarak soymayı sanat edinen namussuz. Ar. ayyar, tarrar. Osm. müzevvir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. fraudulent. crooked. sharp. swindler. cheater. cheat. confidence trickster. double-dealer. confidence man. shark. adventurer. bilker. carpet bagger. chiseler. chiseller. crook. faker. fakir. fiddler. fraud. grifter. gyp. hustler. impostor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. crook. fiddler. fraud. hustler. racketeer. rogue. shark. sharper. swindler. twister. confidence trickster. conman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. embezzler. cheat. cheater. chevalier d'industrie. chiseller. conman. crook. crooked. defrauder. faker. falsificator. fraudulent. gammoner. highflyer. knave. maladministrator. confidence man. masquerader. rogue. shark. sharper. shaver. spiv. take

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcının kötü işi. Osm. ayyarlık, tarrarlık: Dolandırıcılığın kanunen cezası vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. swindle. cheat. confidence trick. confidence game. deceitfulness. double-dealing. charlatanry. deceit. do. frame-up. fraud. grift. jugglery. knavery. plant. ramp. roguery. skin game. take-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. fiddle. fraud. racket. ramp. swindle. bunko. confidence trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindling. cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get laid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swindled. buy a pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. common law cheat. con. defraudation. ramp. swindle. swindling. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çevirmek, kuşatmak, etrafını almak. Osm. ihata etmek.

2.Hile ile aldatıp soymak: Herkesi dolandırmakla geçiniyor; ondan yüz lira dolandırmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a gold brick. sell smb. a pup. swindle. cheat. spoof. gold brick. rotate. double-cross. take in. bilk. bunco. chisel. con. cozen. defraud. diddle. do. do down. do in. flimflam. gammon. gull. gyp. have. hornswoggle. jockey. nick. nobble. rac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. chisel. con. defraud. screw. to swindle. to cheat. to nick. to defraud. to bunk. to con. to screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to take in. bamboozle. cheat. chisel. to take a person to cleaners. con. cozen. deceive. defraud. diddle. gull. let in. mulct. overreach. twist. welsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dönüp devretmek, tavâf etmek.

2.Tedavül etmek, yaygınlaşmak, mütedavil olmak, geçmek.

3.Bükülmek: Ayağı dolandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil up. coil. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. gad. meander. roam. to wind round. to get entangled. to coil. to be wrapped around. to hang about. to rove. to stroll. to roam. to wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wound and tangled around a thing. to be wrapped around. to be wound on to. to wander around. coil. curl. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı Farsça’dır. Farsça’dan Arapça’ya da geçmiştir. Arapça çokluğu «devâlib» tir).

1.Kuyudan su çıkarıp bahçeleri sulamaya mahsus döner makine: Kuyu dolabı, bostan dolabı, sakız dolabı.

2.Her çeşit döner çark, çıkrık.

3.Duvarın içine oyulmuş veya ayrıca yapılmış raflı ve kapaklı eşya koymaya mahsus yer: Dolaba komak; dolapta saklamak; çamaşır, erzak dolabı.

4.Eskiden selâmlık ile harem arasında eşya alıp vermeye mahsus döner dolap ki, veren ile alan birbirini görmezdi; dönme dolap: Hizmetçiyi dolaba çağırıp yemeğini vermek; aşçı dolaptan yukarıya yemeği verdi. 5.Bedesten içindeki dükkânlar: Bedestende bir dolabı var.

6.İşlerin idaresi. Ar. umûr: Ticaret dolabını çevirmek; bu adam dolabının başındadır; dolabı bozuldu.mec. Hile, hile ile iş görme: Kendi dolabını çevirmekten başka bir şey düşünmüyor; buna bir dolap düşünmeli. Dolap kurmak = Hile ve desise düşünmek.tjp Bir cins küçük meşe direği: Çifte dolap, tek dolap.Kurulmakla veya kolu çevrilmekle çalan çalgı kutusu, laterna.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupboard. cabinet. closet. wardrobe. water-wheel. cabal. cheating. cuddy. dodge. dope. doubling. flimflam. frame-up. game. hutch. imposture. intrigue. jiggery-pokery. machination. machinations. maneuver. manoeuvre. ramp. repository. ruse. sell. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. collusion. cupboard. game. intrigue. manoeuvre. scheme. sell. subterfuge. trick. trickery. wardrobe. water wheel. plot. monkey business. fridge. refrigerator. ice-box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. cage. cupboard. locker. rotor. turbine. wardrobe. waterwheel. whim. capstan. hoist. dolly. swift. shirpool. barrel. mill wheel. machine. mill. drum. flight. gin reel. rotary. dial. anger brace. safe. closet. deception. fetch. fixup. humbug. hutch

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel horse. work beast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupboard maker. plotter. intriguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dolabı olan: dolaplı kuyu: Dolapfı saat = Çalgılı çekmecesi olan saat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Amerika Birleşik Doluşun Devletleri parası, lirası. sistemi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dollar. buck. greenback. smacker. rock. potato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dollar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dollar. smacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birbirine dolanma, karışma: Sarmaş dolaş olmak = Sarmaşıp girift olmak.

2.Dolaşık.

3.Engel, mâni. Dolaş olmak = T. Kuyruk olmak, birine katılma.

2.Engel olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğru gitmeyen, dolaşan, sapa: Dolaşık yol.

2.Karışık, karışmış, birbirine geçmiş, girift olmuş: Dolaşık saç; dolaşık ip.

3.Saf ve açık olmayan. Ar. müşevveş, muğlak: Dolaşık lakırdı; dolaşık iş; pek dolaşık bir mesele.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. round about. intricate. tangled. confused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğru gitmeyerek dönüp dolaşan şeyin hali, eğrilik. Ar. İvicâc: Yolun, çay yatağının dolaşıklığı.

2.Karışıklık, birbirine geçme, burgaçlık, giriftlik: İpin, saçın dolaşıklığı.

3.Açıklık ve sarahat yokluğu. Ar. teşevvüş, iğlak: Cümlenin, ifadenin dolaşıklığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being roundabout. intricateness. indirectness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gezilmek: Her taraf dolaşıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Dolaşmak eylemi. 2.(anatomi) Kalbin hareketleriyle kan ve lenfin damarlar içinde devamlı olarak akması, deveran. Dolaşım sistemi = Kalbi, akciğer, kan ve lenf damarları içine alan sistem. Ar. deveran.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cycle. circulation. currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolaşarak varılan, doğru olmayan, sapa: Dolaşlı yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolaşmak işi. (bk.) Dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit. circulation. ramble. sally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigation. rotation. circulation. roving. walk. entanglement. outing. tangel. circuit. routing. round-up. hike. convection. cruising. cruiser. range. currency. trip. tour. itera n cy. razzle. roam. stroll. touring. turn. wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dönmek, devir, cevelan etmek: Sabahtan beri sokaklarda dolaşıyorum; kırlarda dolaşıp durduk.

2.Gezmek, seyahat etmek. Fars, geşt-ü güzâr, Ar. teferrüc: Bir dolaş da gel; bir iki sene Anadolu’da dolaştım; o adam Akdeniz’de çok dolaştı; gelin biraz dolaşalım.

3.Yayılmak, intişar etmek, ortalarda olmak: Öyle bir söz dolaşıyor.

4.Birbirine geçmek, karışmak, girift olmak: Saçları dolaşmış: Bu iplikler dolaşırsa çözülmesi pek zor olur.

5.Doğrudan gitmeyip dolaşıklı olmak, öteye beriye sapmakla uzamak: Bu yol çok dolaşıyor.

6.Dönüp diğer bir taraftan varmak: Arkadan dolaş; art kapıdan dolaştık.Boşuna gezmek, Ötede beride gezip durmak: İşsiz dolaşıp duruyor; buralarda ne dolaşıyorsunuz? Dışarıda çok dolaşma işimiz vardır.Çevrilip öbür tarafa geçmek: Bozburun dolaşıldığı gibi limana girilir.Gezerek aramak ve teftiş etmek: Bütün kırları dolaştık, vuracak bir kuş bile bulamadık.Dönmek, devretmek: Kaptan Cook yelkenli gemisiyle dünyayı üç kere dolaştı; Stanley bütün Güney Afrika’yı dolaştı.Gezip dolanmak veya teftiş etmek: Maarif müdürleri mektepleri dolaşmakla vazifelidir; idare memurları, idarelerindeki yerleri dolaşmakla mükelleftir. Ayak dolaşmak = Doğru yürüyemeyip ayaklan birbirine karışmakla sarhoş gibi yürümek. Ayağa dolaşmak =

1.Mâni ve engel olmak. Osm. musallat ve bâr olmak: Ayağıma dolaştı durdu.

2.İyiliğe karşılık bir fena hareketin cezasını çekmek: Nimetin kadrini bilmedi, ayağına dolaştı. Bir şeyin ardında, arkasında dolaşmak = Peşine düşmek. Dört dolaşmak = Sıkıntıda bulunmak, oraya buraya başvurmak. Dil dolaşmak = Açık ve rahat söyleyememek, sarhoş gibi söylemek, sözün gelişini idare edememek: Sanığın dili dolaştı, itiraf etti. Zihin dolaşmak = Zihin karışmak, şaşırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat around. go for a walk. take a walk. walk around. walk about. air oneself. go around. go about. look round. walk. circulate. circuit. become tangled. knot. jauntiness. browse around. float. flow. hike. itinerate. jaunt. go for a jaunt. go on a jau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. ramble. roll. rove. stroll. tangle. tour. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wander. to be indirect. to get tangled. to be generally reported. to walk. to circulate. to rove. to hike. to go around. to be entangled. to walk about. to loaf. to twist. to patrol. to hack. to recirculate. to in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürülmek, devredilmek, çepeçevre gezdirilmek: Sofrada yemek dolaştırılıp herkes tabağına yemek alır.

2.Doğrudan doğruya götürülmeyip uzak uzak yollardan gezdirilmek: Şehri seyretsin diye dolaştırılarak götürüldü.

3.(söz) Münasebetini bulmak için bahisten bahse geçirilerek maksada götürülmek: Söz dolaştırılarak maksada gelindi. 4.Çevrilmek, sardırılmak: Ayağına bir ip dolaştırıldı. Ayağa, başa dolaştırılmak = Musallat edilmek, baş belâsı olarak verilmek: Bu iş de benim başıma dolaştırıldı; bir belâdır ayağıma dolaştırıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken for a walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by-pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürmek, devrettirmek, çepeçevre gezdirmek: Kendisine bütün bağları dolaştırdım; beni iki saat çarşıda dolaştırdı

2.Doğrudan doğruya götürmeyip sapa yollardan ve uzaklardan çevirerek götürmek: Yarım saatte gitmek mümkünken rehberimiz bizi iki saat dolaştırdı; bizi tâ nerelere kadar dolaştırdı.

3.(sözü) Maksada sevk için münasebet düşürmek: Sözünü dolaştıra dolaştıra maksadına geldi. 4.Çevirmek, sarmak: Ayağına bir ip dolaştırdı.

5.Etrafını çevirmek, sarmak, kuşatmak: Düşmanın bulunduğu tepeyi askerle dolaştırdı. Ayağa, başa dolaştırmak = Musallat etmek: Bu işi, bu belâyı başıma, ayağıma dolaştırdılar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. entwine. float. ravel. snarl. tangle. to take for a walk. to walk. to show around. to entangle. to tangle. to entwine. to circulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb for a walk. to show sb around. to wind or tangle sth around sth else. to circulate. to lead around. to entangle. to twist. to tangle. to recirculate. to ravel. to complicate. entwine. foul. implicate. pass. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dolayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surroundings. suburbs. outskirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environment. surrounding. suburbs. outskirts. suburban area. turn in a road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Devir, çevre, havali, etraf.

2.Daire şeklinde çizgi. 3.Münasebet: Dolayısıyla =

1.Münasebetiyle.

2.Doğrudan doğruya olmayarak, vasıtalı olarak, münasebet düşerek: Dolayısıyle benden malûmat aldı. —den dolayı (e.) =

1.Sebebinden, —den nâşi, —den ötürü: O adam yeni işlenmiş bir cürümden dolayı tevkif olunmuş; kendisiyle olan arkadaşlığından dolayı ona da sormuşlar.

2.Dair, müteallik, hakkında: Sizden dolayı bazı şeyler sordu. Fırdolayı = Çepeçevre: Ormanı fırdolayı gezdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becouse of. on account of. owing to. because of. because. for. inasmuch as. whereat. because of. on account of. due to. owing to. by virtue of. out of. for. from. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. due to. owing to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. due to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by implication. ergo. whereat. on account of. becouse of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequently. so. because of. on account of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. consequently. so. accordingly. circumstantial. in consequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vasıtalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. circuitous. mediate. constructive. oblique. remote. roundabout. secondhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. oblique. roundabout. tortuous. veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. backhanded. circuitous. circular. inferential. mediate. roundabout. secondhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect tax. excise duty. excise. indirect duty / tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vasıtasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. firsthand. unequivocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax. direct / assessed tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

5.1 hoparlör sistemiyle bütün ses efektlerinin ve frekansların ayrı ayrı hoparlörlerden dağıtımı için Dolby firması tarafından geliştirilmiş ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaset kaydedicilerde düşük parazitli kaydetme/çalma için kullanılan parazit giderme sistemleri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® B/C ve S, kaset kaydedicinin sinyal-parazit performansını geliştirmek için tasarlanmış ses paraziti giderme sistemleridir. Dolby® HX Pro (Kafa Alanı Uzatması – Headroom Extension) erken kaset doygunluğundan kaynaklanan bozulmayı önleyerek performansı artırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu biçimde kaydedilen film sesleri, beş ayrı surround ses kanalına ve özel efektler için bir ek subwoofer kanalına çözümlenebilir (5.1 çok kanallı surround ses).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital Plus, Dolby® Digital tabanlı yeni bir ses kodeki olup Blue-Ray ve HD-DVD gibi gelecek nesil diskler için kullanılacaktır. Dolby® Digital Plus, veri hızını 3 Mbps ve daha fazlasına genişletmeyi teklif ediyor. Ayrıca gelecekte geleneksel 5.1 kanal modelinin ötesinden 7.1 ayrı kanallara ya da daha fazlasına kanal genişletilmesine izin verme esnekliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Stereo sinyalleri, dört kanal (2 ön, 1 orta, 1 arka mono) kullanılan analog surround sese kodlama/çözme olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II, Dolby® Pro Logic®’in gelişmiş halidir ve ön (sol/sağ) ve arka (sol/sağ) sinyalleri tam frekans aralığı performansında ve gelişmiş kanal ayrımıyla çözer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II x dekoder, sizde bulunan stereo – ya da 6.1- veya 7.1 için 5.1 kanal ses – kanal oynatımını genişleten ilk ve tek teknolojidir. Bu, dinleyicinin kendisini eğlence deneyiminin içinde bulmasını sağlayan, kusursuz, doğal surround ses ortamı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Üç boyutlu ses efektlerinin oluşturulmasını sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Surround şarkı üretildiğinde dört ses bilgisi kanalı iki ses parçasına kodlanır. Daha sonra bu iki parça, evdeki video kasetleri ve TV yayımları gibi stereo program kaynaklarına getirilerek burada orijinal dört kanallı surround ses deneyimi oluşturmak üzere Dolby® Pro Logic® Dolby® Digital tarafından şifresi çözülür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® TrueHD, yüksek tanımlamalı disk tabanlı medya için geliştirilmiş gelecek nesil kayıpsız teknolojidir. Bit bit en yüksek çözünürlüklü stüdyo ustalarının aynısı niteliğinde ses sağlar. Dolby® TrueHD, sekiz adete kadar tam aralık kanalları destekler

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (müz). tatlı, aheste, hoş, dolçe. dolce far niente tatlı rehavet. dolce vita tatlı hayat. dolcis'simo (s)., (z)., (müz). çok tatlı, çok hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). okyanusun rüzgârların hafif ve sakin olduğu ekvatora yakın kısımları; iş ve sanat gibi çevrelerde durgunluk, sükunet; kasvet, keder, bezginlik, sıktntı. be in the doldrums canı çok sıkkın olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doldurmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. backfilling. charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. filling. stuffing. loading. charging. packing. feeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boş şeyi dolu hale getirmek, içine bir şey koymak: Testiyi su ile, sandığı eşya ile doldurmak.

2.Bir şeyi bir kabın içine koymak: Bu eşyayı sandığa, zahireyi anbara doldurmalı.

3.Eksik olan şeyi tamamlamak. Osm. iblağ etmek: Verdiğiniz parayı beş yüz liraya doldurduk; daha hesabı dolduramadık.

4.Ateşli silâhlara kurşun ve mermi koyup atılmaya hazırlamak: Tüfeği, topu doldurmak.

5.Kesilmiş hayvanın karnına, kabak ve yaprak gibi bir sebzeye pirinçle üzüm, fıstık vesaire koyup pişirmek, dolma yapmak: Kuzu, hindi, domates doldurmak.

6.Çukur bir yeri taş, toprak, moloz vesaire ile düzeltmek: Orasını dolduracağız.Denizin içine taş ve çimentolu moloz vesaire atarak karaya çevirmek: Sahilin sığlarını doldurup rıhtım yapmalı.İçilecek şeyi kadehe koyup sunmak: Bana bir su, bir limonata doldur. Çile doldurmak =

1.Tam kırk gün inzivada kalıp ibadet etmek.

2.Cefa çekmek. Defter-i Amâli doldurulmak = Günah-kâr olmak. Çukur doldurmak = mec. Ölmek, defnolunmak. Donuna doldurmak = Bir kimse, dışarı çıkmaya vakit bulamayıp donuna etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. charge. load. stuff. complete. write out. choke up. clog. congest. cover in. crowd. glut. infest. infuse. line. replenish. store. throng. top up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. fill. imbue. indoctrinate. load. occupy. pervade. store. stuff. to fill. to fill sth up. to fill sth in. to fill sth out. to crowd. to encumber. to urge. to egg sb on. to cram. to stuff. to charge. to load. to pervade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad. to fill to charge. to load. to fill. to turn sb against sb else. close. congest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doldurmak işini yaptırmak, doldurmayı temin etmek: Şu testileri kime doldurtacağız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth filled or filled out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). içine bir şey konup boşluğu giderilmek, dolu hale getirilmek: Testiler dolduruldu mu? Sabahtan beri su verildiği halde havuz doldurulamadı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kısım, hisse, pay, nasip; muhtaç kimselere yiyecek, giyecek v.b dağıtımı, yardım, iane, sadaka verme; hükümetin işsizlere yardım olarak verdiği para; (f)., out ile iane olarak dağıtmak; ufak miktarda giyecek, yiyecek v.b yardımı yapmak. go v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasvetli, sıkıntılı, kederli, hüzünlü, mahzun. dolefully (z). sıkıntıyla, kasvetle, hüzünle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kavun ve karpuzun keleği, bostan bozumu ufak yemiş.

2.Tekerleğin merkezindeki ağırlık.

3.Umumiyetle yumru şey. Acı dölek = Ebu Cehil karpuzu.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). dolerit, dolantaşı, koyu renk birkaç çeşit volkanik taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Doldurma işi. 2.Bir şeyin içine doldurulan madde.

3.Diş dolgusu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wadding. filling. stuffing. inlay. plug. stopping. core. wadding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement. filling. backfill. filler. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuffing. act of filling. fill. material used for filling. filling. charge. charging. back fillet. back fill. batch. core. liner. slug. pane. packing. pack. stuff. cushion. inlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dolmuş, içi dolu. Ar mâl, meşhûn, mâl-A-mâl. Fars. pür: Dolgun havuz.

2.Kabarık, şişkin: Dolgun minder.

3.Çok yemekten şişmiş: Dolgun mide.

4.Tam, çokça, değerlice: Dolgun fiyat.

5.Hiddet, kin ve öfkeyi içine biriktirip saklamış. Ar. mubattın: Dolgun adam.

6.Son dereceye gelen: Dolgun yürek = Hüzün ve kederin son derecesine gelen yürek: Dolgun göz = Göz yaşı dökmek için küçük bir sebep arayan mahzun göz. Etine dolgun = Tıknaz, orta şişmanlıkta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. well-rounded. chubby. plump. goodly. buxom. succulent. lined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buxom. fat. rich. sonorous. filled. stuffed. full. plump. high. satisfactory. rich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. stuffed. plump. high. charged. loaded. heavy. saturated. replete. wad. solid. liberal. packed. chubby. fat. good. meaty. pregnant. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high salary. fat salary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dolmuş şeyin hali. Ar. meşhûniyet, imtilâ.

2.Garaz, kin, yürekte gizli tutulan hiddet: Birine dolgunluğu olmak.

3.Mide şişkinliği. Ar. imtilâ. Kulak dolgunluğu = Çok işitmekten meydana gelen bilgi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulness. plenitude. buxomness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doliko sefal, uzunkafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oyuncak bebek, kukla; yalnız dış güzelliği olan kadın; güzel ve sevimli çocuk; (f)., k.dili up ile süslemek, süslenmek, şık giyinmek, giydirmek. dollhouse (i). oyuncak bebek evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolar, 100 sent karşılığı olan Amerikan para birimi; Kanada, ,Çin ve bazı İngiliz sömürgelerinin para birimleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döllemek işi, Ar. ilkah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination. impregnation. improlificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Döl sahibi kılmak, (biyoloji) Erkek cinsiyet hücresi, dişi cinsiyet hücresiyle kaynaşarak tek bir hücre meydana getirmek. Osm. ilkah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilize. inseminate. impregnate. fecundate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inseminate. to make pregnant. impregnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Döllenmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impregnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilization. pollination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impregnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Döllenmek, döl sahibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be inseminated. to be fertilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., k.dili topak, ufak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(ç).dili bebek, kukla; (mak). tekerlekli kriko; iki tekerlekli yük taşıyıcısı; filim veya televizyon kamerasını taşıyan tekerlekli araç; dekovil lokomotifi; şahmerdan başlık takozu; çoğ, (argo). dolofin, sentetik uyuşturucu bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dolmak işi: Havuzun bu kadar çabuk dolması.

2.İçi pirinç, üzüm ve fıstıkla veya kıyma ile doldurulup pişirilen kesilmiş hayvan yahut kabak, yaprak gibi sebze yemeği: Kuzu, hindi, midye, kabak, patlıcan, lahana dolması: Yalancı dolma = Zeytinyağı ve pirinç ile yapılan yaprak dolması.

3.Bir şeyin içine doldurulan madde: Duvar dolması.

4.Doldurulmuş, içine pirinç vesaire doldurulan: Dolma kuzu, dolma domates.

5.Taş, toprak ve moloz vesaire ile doldurulup tesviye edilmiş: Dolma bahçe, dolma tepe. Dolmayı yutmak = Söylenen aldatıcı sözlere inanmak: Ben bu dolmayı yutmam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid. stuffed. stuffed vegetables. reclaimed bank. embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being filled up. made by filling up. swamp or shallow water. a vegetable stuffed w. submergence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. stylograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(boş kap vesaire) İçine bir şey konup boşluktan kurtulmak, dolu hale gelmek: Testi, sandık, havuz doldu; sarnıç daha dolmadı.

2.Bir kap ve zarf vesaire içine girmek, girip onu doldurmak: Dışarıda bırakılan kazana su dolmuş; karnına hava dolmuş; çocuklar kapıyı açık bulup içeri dolmuşlar.

3.Şişmek, kabarmak: Midem doldu; bu minder çok dolmuş.

4.Sabrederek hiddet ve kinini içinde saklamakla taşacak dereceye gelmek: Artık sabrede ede dolmuştum.

5.Tam olmak, tamamlanmak. Osm. ikmal olunmak: Tamam, hesap doldu.

6.Boş yeri kalma mak, artık alamamak: Araba, vapur, doldu. Kulak dolmak = Çok işitmekle öğrenmek. Gözler dolmak = Ağlayacak olmak, göze yaş gelmek. Yürek dolmak = Çok üzgün hale gelmek, ağlamaklı olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. be full. swell. clog. congest. lapse. swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. be full. swell. clog. congest. lapse. swim. charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get full. to be filled. to be packed with. to be completed. to come to an end. fill. fill up. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. fountain pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. fill- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolma yapmaya yarayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for stuffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit giysi, dolama; bir çeşit kadın paltosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Keltçe’den). Taşların üzerine kapak gibi yatırılmış büyük taşlardan meydana gelen taş çağı Abidesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cromlech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cromlech. a prehistoric megalith typically having two upright stones and a capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cromlech. dolmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A megalithic tomb with one large flat stone laid on several upright stones Dolmens were usually originally covered by an earthen hill or barrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A megalithic chambered tomb, with a large flat stone laid on upright ones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An older Breton term for a Megalithic tomb from two words dol and men meaning stone table. [arch] Tomb of very large upright stones capped with a massive horizontal slab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large boulder resting, typically, on three smaller stones These boulders can range from one ton to many ton monstrosities These constructions are manmade, but who or when is unclear A second style of dolman is glacier created, and is more correctly call

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stone-age structure consisting of two vertical stones supporting a slab of stone The most well-known dolmens are the 'gateways' at Stonehenge, England. a prehistoric megalith typically having two upright stones and a capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih öncesi devirde büyük taşlardan yapılmış olan lahit şeklinde abide, dolmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boş yeri kalmamış. Fars. pür: Dolmuş testi, sandık, araba

2.Artık tahammül olunamayacak, taşacak derecede hiddetlenmiş: Osm. pür-hiddet, pürgazab.

3.İskelede, doluncaya kadar yolcu alıp, dolunca hareket eden nöbet kayığı, doldurma suretiyle yolcu taşıma, bu şekilde yolcu taşıyan nakil vasıtası. Dolmuşa gelmek = Kandırılmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filled. stuffed. full. jitney. shared taxi. dolmush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxi or motorboat which only starts when it is filled with passengers and w. full. filled. stuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

para transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Tabiî kalsiyum ve magnezyum karbonatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). kalsiyum, magnezyum ve karbonattan ibaret bir çeşit beyaz mermer, dolomi Dolomites Tirol,da bu kayadan oluşmuş dağlar, dolomitler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,şiir keder, gam, elem, azap. dolorous (s). acıklı, kederli, elem veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Delphinidae familyasmdan yunusbalığı ve ona benzeyen başka birkaç çeşit balık, (zool). Delphinus delphis; den palamarlık baba veya şamandıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Delfin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmak, budala, kalınkafalı kimse. doltish (s). kafasız, budala, ahmak dom sonek lik, -Iık veya ''yeri anlamın da kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dolu, dolmuş; boş olmayan. Ar. memlû, meşhûn: Dolu şişe, sandık, havuz.

2.Bir kap vesaire içine birikip toplanmış olan: Bu dolap kitap dolu; bu gölde balık, şu dağda av kuşları doludur.

3.Çok, fazla. Osm. kesretli: Bu bağda dolu kiraz vardır; Necd’de cins kısraklar doludur.

4.İçi boş olmayan, som.

5.Fişek ve barutu konup atılmaya hazırlanmış (ateşli silâh): Dolu tüfek, top. Doludizgin = (hayvanı) Tam süratle koşturmak: Bir atlı dolu dizgin geliyordu.

6.Bir kap vesaireyi dolduran miktar: Avuç dolusu, kâse dolusu.içki dolu kadeh, bardak. Fars, piyâie: Bir dolu içmek. Ağız dolusu = Ehemmiyetsiz, değersiz çok lâflar: Ağız dolusu lâf, hangisine inanırsın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazın havanın üst tabakalarındaki su zerrelerinin donup iri ve yuvarlak buz taneleri suretinde yağması ki, bazen çok ve pek iri taneli yağarak büyük hasar verir. Ar. bered, Fars. tegerk: Dolu yağmak, düşmek: Yağmurdan kaçıp doluya tutulmak = Hafif bir sıkıntıdan kaçarken daha ağırına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. loaded. crowded. occupied. engaged. abounding. abundant. alive with. capacity. fraught. instinct. instinct with. laden. replete. rife. shot. shot through. steeped in. thick with. hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraught. full. hail. laden. loaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. hail. abounding. loaded. containing a drink. charged. filled up. stuffed. packed. solid. complete. full-up. laden. fraught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın son hızla koşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a full gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişsiz kap yapılan bütün deri: Bal, pekmez, su doluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. fulness. full. repletion. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. act of filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayın dünyaya karşı gelen tarafının tamamiyle aydın görünmesi hali, ayın on dördü. Ar. bedr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullmoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedr-i tam. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar.

Eskilerin Ay’ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının boş inançlar olduğu bir gerçektir. O zamanlar insanların uykularında gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu. Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının, insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta ‘kurt adam’ efsanesine bile inanılıyordu.

Bilim insanları yine de Ay’ın evrelerinin ve özellikle dolunayın insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay’ın evreleri ile cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı, magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistiki bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varılmış, Ay’ın evreleri ile bahsedilen olaylar arasında henüz bilimsel bir ilişki saptanmış değildir.

Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin sözü bile edilemez.

Bilindiği gibi Ay’ın dünyada okyanuslardaki ‘gel-git’ denilen, suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi? Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacağı gibi ‘gel-git’ olayı günde iki kez oluşmaktadır. Yani Ay’ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında değil her gün olması gerekir.

Dolunay safhasında iken Ay’ın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir, çünkü bu safhada Ay’ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı Güneş’in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya’nın bir tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu durumda Güneş’in, Ay’ın Dünya üzerindeki etkisini arttırıp arttırmadığı da incelenmiştir. Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir.

Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay’ın dolunay safhasında da olunca sebep ona bağlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmak işi. (bk.) Dolmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crowd into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). Bütün organları belirdikten sonra embriyonun aldığı ad. Ar. cenin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foetus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason

Hazırlanışı : 2 kahve kaşığı anason, tavada iyice kavrulup yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock full.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full up. charged. chock a block. chock full. crowded. jam full or packed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraternize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become ally ies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hamt ve şükran duası, hamt ilahisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). tuhaf, gülünç; (i). tuhaf kimse; maskara, soytarı. drollness (i). tuhaflık, gülünç oluş, acayiplik. drolly (z). gülünç ve tuhaf bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mizah, şaka, tuhaflık; gülünç bir şekilde davranma veya konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ağzı sulanmak, ağzının suyu akmak; aşırı memnuniyet belirtmek; saçmalamak, saçma sapan konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kişi ile oynanan piyes; diyalog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toz yuvası, toz kapanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesintiye uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise mimarisi ve kilise süsleme sanatı çalışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik.) anlamsız sözlerin üst üste tekrarlanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sesin yankılanmasından faydalanarak bir cismin bulunduğu yön ve uzaklığı saptama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). organizmaların çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı, çevre bilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first-aid box / cabinet. medicine chest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Mısır uygarlığını inceleyen ilim kolu. Egyptologist (i). bu uygarlığı inceleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. la) şekil,görüntü, hayal: hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). sekiz kat, sekiz misli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écholalie

ruh b. yankılı konuşma

Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Ekolayzer, özel müzik dinleme keyfi ses çıkışını etkiler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı varlıklarla çevreleri arasındaki münasebetleri araştıran biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological çevresel. çevrebilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan, hayvan, bitki gibi tüm canlıların bulundukları ortamda yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için gerekli olan şartlar bütünü ve bu şartların da birbiri ile ilintili olmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy. politico-economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbin normal atışlarına, fazladan atış eklenmesine Ekstrasistol bir başka deyişle fazladan atış denir. Kalbin bir atışı, vaktinden önce olur. Sonra, bir süre atış olmaz. Bu atışlar, tek tek veya arka arkaya meydana gelir. Kalp hastalıklarında görüldüğü gibi; fazla sigara, içki içmek; heyecanlanmak ve hazmı güç yemeklerden sonra da görülebilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Marrup, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı ufalanmış marrup yaprağı konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Şikayet ortaya çıktığı zaman içilir.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Güçlü arka aydınlatma, düşük kontrast ve yetersiz ortam ışığının el ile telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothespress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. wardrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektroliz, elektrikle çözüm, galvanik kuvvetle elemanlara ayırma; elektrikli iğne ile kıl veya ben yakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrolit, elektrikle unsurlarına ayrılabilen madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektroliz muamelesine elverilşi cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Birleşik bir cismi elektrik vasıtasıyle elemanlarına ayırma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cesaret vermek, teşvik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. embolie

tıp damar tıkanıklığı

Atardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. amboli kan pıhtısının bir kan damarı veya arterini tıkaması; takvimler arasında uygunluk sağlamak amacıyla sene, ay veya gün ilâvesi, ay ve güneş senelerinin uzlaştırılması. embolus i., tıb. damar tıkanmasına yol açan kan pıhtısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Oğulcuğun cenin haline gelinceye kadar geçirdiği safhaları inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyot. embriyoloji. embryologist i. embriyoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to retire (on a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Order Split)

Girilen bir emrin, orijinal emrin fiyatına eşit ya da orijinal emrin fiyatından daha iyi fiyatlı yeni emirlere bölünmesidir. Emir bölünmesi gerçekleştirildiğinde, bölünen emirlerin toplam miktarının (toplam emir miktarının) ilk miktara eşit veya daha büyük olması zorunludur.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yumuşatan, yumuşatıcı; i. deriyi yumuşatan merhem, acıyı yatıştıran ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aylık, ücret, bir hizmet karşılığında alınan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endocrinologie

iç salgı bilimi

İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini, hastalıklarını inceleyen biyoloji ve tıp dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. endolenfa, iç kulakta bulunan bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katlamak, sarmak; kucaklamak, bağrına basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disruption. opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. balk. check. cramp. encumber. foil. forestall. frustrate. hamper. handicap. impede. prohibit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to prevent. baffle. balk. bind. blanket. check. clog. debar. disappoint. disrupt. hamper. inhibit. interfere. put the mocks on. obstruct. preclude. prohibit. shackle. shut in. thwart. trammel. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. isim defterine kaydetmek, üyeliğe kabul etmek; sicile kaydetmek, kütüğe kaydetmek. enrollment i. kayıtlar; kaydedilenlerin sayısı; kaydetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zoolojinin böcekler ilmi. entomolog'ical s. böcekler ilmine ait. entomol'ogist i. böcekler bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entomologie

böcek bilimi

Böceklerin yapısını, yaşayışını ve hastalık yapıcı niteliklerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. entomologiste

böcek bilimci

Böcek bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. zemin katı ile birinci kat arasındaki kat, asma kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Aeolian.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ark. eolitik kültüre mahsus bir çeşit taş araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taş devrinin en eski zamanlarına ait, eolitik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) salgın hastalıklardan bahseden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) epistemoloji, bilgi kuramı, bilginin esas ve sınırlarından bahseden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlmin felsefe bakımından incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épistémologie

bilgi kuramı

Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mektup kabilinden, mektup tarzında; mektuplardan meydana gelmiş (roman); mektubun içinde geçen; mektuplaşma ile yürütülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuvvetçe eşit müsavi; (mat.) eşdeğer, eş, muadil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö.

4.yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS.yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek ol. - “Er” ve “ol” kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hindiba, (bot.) Cichorium endivia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ilah.) eskatologya,ölümden sonraki hayata ait bahis dünya ve hayatın sonu bahsi eschatolog'ical (s.) böylebahis ve doktrinlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequal. uneven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaps. lots of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) etnoloji, budunbilim. ethnoloq'ical (s.) etnolojik. ethnolosl'ically (z.) etnolojik olarak. ethnologist (i.) etnolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethyl alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologue

köken bilimci

Köken bilimi ile uğraşan dil bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Bir kelimenin nereden geldiğini veya nasıl teşekkül ettiğini, muhtelif kelimelerin ortak kökünü araştıran ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologie

köken bilimi

Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology. etymology kökenbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etymology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étymologique

köken bilimsel

Köken bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ışıksızlıktan ağartmak veya ağarmak (bitki).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sebepler bilgisi, sebep tayin etme; (tıb.) hastalıkların sebeplerini arama ilmi; sebepler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étiologie

neden bilimi

1. Olgulara yol açan sebeplerin bütünü.

2.Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologue

ırk bilimci

Irk bilimi ile uğraşan kimse, budun bilimci.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). insan cemiyetinin yapısının ana hatlarını ve gelişmesini tesbit etmek için her kavmin hususiyetlerini bütün olarak inceleyen ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologie

ırk bilimi

İnsanların ırklara ayrılışını, bunların nereden çıktığını, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyip karşılaştıran ve sınıflayan bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologique

ırk bilimsel

Irk bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (krs etym) etimoloji, kelimelerde asıl şekil; türeme, iştikak;türem, iştikak ilmi; kelime kökü bilgisi. etymolog'ical (s.) etimolojik istikaka ait etymolog'ically (z.) türeme ile ilgili olarak iştikaken etymol'ogist (i.) turem bilgini, iştikak âlimi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak kubbe; döküm ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. evolution

gelişme

Gelişmek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) evolüt, kıvrıklık merkez eğrisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) evrim, tekamül, inkişaf, gelişme, açılma. evolutionary (s.) evrimsel, tekamü1i. evolutionism (i.) evrim teorisi; bu teoriye inanma. evolutionist (i.) evrim teorisi taraftarı; zoraki devrim yerine birbiri ardından gelen safhaları izleyen bir sosyal ya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Böyle bir soruyu ilkçağlarda okyanus kıyısında yaşayan bir kişiye ‘bu denizlerin sonuna yolculuk nasıl olurdu’ diye sorsaydınız herhalde hayal gücünü bile kullanamazdı. Biz bugün evren hakkında o zamanın insanının dünya hakkında bildiğinden daha çok şey biliyoruz.

İimdilik bilebildiğimiz kadarıyla evrenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için gelin hayali bir uzay aracı ile hayali bir uzay yolculuğuna çıkalım ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin ikizi Andromeda galaksisine bir gidip gelelim.

Tabii bu uzay aracının hızı dünyamızdaki yolcu uçaklarınınki kadar, yani saatte bin kilometre civarında olursa, Güneş’e bile varmak yıllarca sürer. Onun için aracımızın hızının ışık hızı, yani saniyede 300 bin kilometre olduğunu varsayalım. Bu hızı tahayyül edebilmek için bir silahları çıkan merminin hızının saniyede bir kaç kilometre olduğunu belirtelim.

Dünyadan hareket eder etmez, bir saniyeden biraz fazla bir süre içinde Ay’ı sollar, 8 dakika sonra Güneş’te oluruz, Güneş’in sıcaklığından bir an evvel kurtulmak için yolumuza devam edersek 5,5 saat sonra gezegenleri arkamızda bırakarak Güneş istemimizden çıkarız. Buraya kadar 6 milyar kilometre yol gelmişizdir ve geriye dönüp baktığımızda artık Dünya’nın yanında Ay’ı seçemeyiz.

Güneş sisteminden çıkarken rotamızı en yakın yıldıza çevirelim. 4 yıl 3 ay sonra Proxima Centauri’ye varırız. Buralardan artık Güneş sistemimizin devleri Jüpiter ve Satürn de dahil hiç bir gezegen gözle görülemez sadece Güneş sönük bir yıldız olarak gözümüze çarpar.

Madem hayali bir seyahat yapıyoruz, burada geçen ömrümüzün de sınırlı olmadığını kabul edelim. 20 bin yıl sonra içinde bulunduğumuz yıldız grubu Samanyolu’nun sınırına ulaşıp dışarı çıkarız. Burada artık Güneş de gözden kaybolur. Bir kaç yüz bin yıl daha boşlukta gidip geriye baktığımızda 100 milyar yıldızdan oluşan Samanyolu’nu hızla dönen büyük bir girdap gibi görürüz.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisine diğer ülkeler mitolojiden kaynaklanan, ‘süt’ veya ‘sütlü yol’ anlamında ‘Milky way’ adını vermişlerdir. Anadolumuzda ise bu yıldızlar topluluğu, saman çalan bir hırsız kaçarken dökülen samanlara benzetilip ‘Saman uğrusu’ adı verilmiş bu ad zamanla Samanyolu’na dönüşmüştür.

Güneşimiz 4,5 milyar yaşındadır ve Samanyolu’nda bir turunu 220 milyon yılda tamamlar. Yani Güneş, gezegenler ve biz, bugüne kadar galakside 20 turu tamamlamış bulunuyoruz. 22 milyon yıl sonra yirmi birinci tur da tamamlanmış olacaktır. Son tur başladığında dinozorlar dünyada ortaya çıkmışlardı. Bir turda dünyada olup bitenlere bakın.

Dinozorlar 21. tur bitmeden dünyadan silinip gittiler. İnsanlık tarihi ise ancak 200 bin yıl evveline kadar gidebiliyor. Afrika’da bulunan, insanı andıran maymun kalıntıları ise 3,5 milyon yıllık, yani Taş Devri’ çizgi filmindeki Fred’in hiç bir zaman bir dinozoru olamadı.

Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Bu arada gözümüze bizim Samanyolu’na benzer başka yıldız grupları da çarpar. Bunlardan en yakın olanına 400 bin yıl sonra ulaşırız. Işık hızı ile yoluna devam eden uzay aracımız 3 milyon yıl sonra Samanyolu’nun ikizi olarak bilinen Andromeda galaksisini de geçerek galaksiler grubunun dışına çıkar ve daha büyük bir boşluğa dalar.

Aslında biz dünyadan baktığımızda bu mesafeden 3-4 bin kat daha uzak gök cisimlerini de gözlemleyebiliriz ama iyisi mi boşlukta kaybolmaktansa artık geri dönelim, evimize varmak için daha 3 milyon yıllık yolumuz var.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) pul pul olup dökmek veya dökülmek; kabuğu ince pullar hâlinde dökülmek (ağaç). exfoliation (i.) böyle dökme veya dökülme. exfoliative (s.) böyle dökülmeye sebebiyet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (Ied, ling) övmek, yüceltmek, lehinde konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (mat). bir seride bilinen rakamları veya miktarları esas alarak bilinmeyenleri tahmin etmek, mana çıkarmak. extrapola'tion (i). bilinene dayanan tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). gözlü cıvata, mapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz çukuru, gözevi; delik,göz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (eski). şarkılarda kullanılan anlamsız nakarat; boş laf; önemsiz şey, süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilisede diz çökmek için kullanılan alçak tabure.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a false note. faulty. false.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be perceptible / realized / understood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be supposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). yağ içinde eriyebilen (vitamin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become paralyzed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phénologie

belirti bilimi

Bitkilerin yıl içinde büyüme ve gelişmelerinde görülen değişikliklerle iklim olayları arasında ilgi kurarak bundan sonuç çıkaran bilim.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phénomenologie

görüngü bilimi

Algılanan görüngeler öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fleol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Filoloji ile uğraşan bilgin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. philolugue

dil bilimci

Dil bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dil ve edebiyet ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. philologie

dil bilimi

Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Commercial Papers)

İhraçcıların borçlu sıfatı ile düzenleyip ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı kısa vadeli sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Doku ve organların görevlerini ve bu görevlerin nasıl yapıldığını inceleyen ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). en yüksek sesli flüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Buğdaygillerden, bir çeşit çayır bitkisi (pheleum pratense).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavukların yumurtlamasına mahsus yer ki, tavukları celbetmek için içine bir yumurta bırakılır, mec. Fol yok yumurta yok = Anlaşmazlık için bir mâkul sebep yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kum saati.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek kat, misil, kere: fivefold (s). beş misli, beş kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). katlamak, bükmek; (matb). kırmak; sarmak, bağrına basmak; kaplamak; katlanmak, bükülmek; sarılmak, bürünmek; kavuşturmak (elleri); hafifçe katmak; (A.B.D)., argo tutulmayıp kapanmak (piyes); yorgunluktan çökmek; (i). kat, kıvrım; büklüm; boğu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ağıl; koyun sürüsü; cemaat; (f). ağıla kapamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). faltboat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katlama makinası; kırma makinası; dosya, klasör; broşür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). falderal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapraklar, yeşillik; (mim). süslemede kullanılan yaprak ve dal şekilleri. foliage plant yapraklarının güzelliği için yetiştirilen bitkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapraklara ait, yapraklardan ibaret, yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dövüp ince yaprak şekline sokmak, yaprak haline getirmek; sır sürmek; (mim). yaprak şekilleriyle süslemek; yapraklara ayrılmak, yaprak vermek; (matb). sayfaları numaralamak. foliate(d) (s). yaprak şeklinde, yapraklı; varaklara ayrılabilir, kâğıt g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaprak şekline sokma; yapraklanma, yeşillenme; dövüp yaprak haline getirme; (bot). tomurcuk içinde yaprakların dizilişi; (mim). yaprak şeklinde taştan süsler; (jeol). yaprak gibi ince tabakalı teşekkül; kitap sayfalarının numaralanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(biyokim). folik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yaprak şeklinde, yapraksı; yapraklara ait veya yapraklardan ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -os), (s). kitap yaprağı, varak; ikiye katlanmış kâğıt tabakası; ikiye bükülmüş yapraklardan meydana gelen kitap, en büyük boyda kitap, en büyük boyda kitabın ebadı; basılmış kitabın sayfa numarası; hesap defterinde karşı karşıya olan aynı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. folk

halk

Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Anglo-Saxon times, the people of a group of townships or villages; a community; a tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

People in general, or a separate class of people; generally used in the plural form, and often with a qualifying adjective; as, the old folks; poor folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The persons of one's own family; as, our folks are all well. people in general; 'they're just country folk'; 'the common people determine the group character and preserve its customs from one generation to the next'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

people in general; 'they're just country folk'; 'the common people determine the group character and preserve its customs from one generation to the next'. a social division of people. people descended from a common ancestor; 'his family has lived in Mass

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin, vulg' ; German, volk; Dutch, volch; Saxon, folc; Danish, folk Folk and vulgar are variants of the same word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of the people; originally coined for European peasants; refers to the art, music, and lore of ordinary people, as contrasted with the 'high' art or 'classic' art of the European elites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halk, ahali; kavim; millet; (çoğ). insanlar, kimseler; (çoğ)., (k).dili akraba, aile, ana baba. folk dance halk oyunu. folk literature halk edebiyatı. folklore (i). halkın malı olan gelenek, inanç, âdet, atasözü ve masallar; folklor, halkbilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halk. halk. ahalı. ınsanlar. mıllet. irk. halk müzığı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Halk bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. folklore

halk bilimi

Bir ülkede yaşayan halkın kültür ürünlerini, sözlü edebiyatını, geleneklerini, törelerini, inançlarını, mutfağını, müziğini, oyunlarını, halk hekimliğini inceleyerek bunların birbirleriyle ilişkilerini belirten, kaynak, evrim, yayılım, değişim, etkileşim vb. sorunlarını çözmeye, sonuç, kural, kuram ve yasaları bulmaya çalışan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folklore. folk dancing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folklore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ing. Ar. T.). Halk musikisi. Klasik musikiden ilkelliği ile ayrılan, kapalı çevre ve köylerin musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folklorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Tahta gemilerin ıskarmozlarını tutan demir kuşak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tek hücreli basit meyva; (anat). folikül, bezcik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tiyatro revü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). takip etmek, izlemek; mesleğinde çalışmak; kovalamak, peşini bırakmamak, arkasından yetişmeye çalışmak; uymak, taklit etmek, örnek almak; sonucu olmak, anlaşılmak, çıkmak; (i). takip, izleme. follow after peşinden gitmek, takip etmek. follow

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (k).dili hayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). taraftarlar, bağımlı olan kimseler, tabi olanlar; (s). takip eden, izleyen; ertesi, muteakıp, aşağıdaki; ilerdeki, istikbaldeki. the following şunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pirit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavukların yumurtladıkları yuva veya sepet ki, ekseriya içleri samanla kaplanmış olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nesting-box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legenest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delilik, divanelik, ahmaklık, budalalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foil. leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonolite

min. sesli taş

Vurulduğunda çınlama sesi veren, gri veya yeşil renkli, ortoklazlı yanardağ kayası.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phonologue

ses bilimci

Ses bilimi ile uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.) Sözlü dilde, anlam ayrımı meydana getiren yakın ses birimlerini dil yapısı bakımından inceleyen dil bilgisi kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonologie

ses bilimi

Sözlü dilde, anlam ayrımı oluşturan yakın ses birimlerini, dil yapısı bakımından inceleyen dil bilimi kolu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmak veya budala kimse, enayi veya aptal kimse, alık veya akılsız kimse; soytarı; küçük düşürülen kimse. fools cap soytarı külâhı; okullarda oğrencilere eskiden ceza olarak giydirilen yüksek ve sivri tepeli külâh. foolscap (i). yaklaşık olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak,oynatmak; delilik ve maskaralık etmek; boşuna vakit geçirmek, eğlenmek. fool around kdili aylak aylak dolaşmak fool around with kurcalamak, ile oynamak. fool away (k).dili delice sarfetmek, israf etmek, boşuna geçirmek; kaçırmak. fool wit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). delice cesur, atılgan, çılgın. foolhardily (z). delicesine bir cesaretle, çılgınca. foolhardiness (i). delice cesaret, çıIgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). akılsız mantıksız, saçma, budalaca. foolishly (z). akılslzca, budalaca, enayice. foolishness (i). enayilik, akılsızlık, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salim, kazadan belâdan uzak; kusursuz, başarı kazanamaması imkansız olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak basacak sağlam yer, garantili yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak taburesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Dezenfeksiyon işlerinde kullanılan ve formik asitten çıkarılan aldehit, formaldehit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). bir organda bulunan çok küçük çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afrika ve Asya'da bulunan keklik, çil, turaç, (zool). Francolinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Papeete.

Nüfus: 197.000.

Yüzölçümü: 4000 km2.

Komşuları: Büyük Okyanus’un Güneyinde Adalar Grubu.

Önemli Şehirleri: Papeete.

Din: Protestan %46.6, Katolik %39.4, Diğer %15.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Deniz Aşırı Toprak.

Tarih: Büyük Okyanus’un güneyinde 105 adadan meydana gelen bir ada grubu. Adaların çoğu 1767’de denizci Samuel Wallis tarafından bulunmuştur, ama 1 yıl sonra Fransız Louis de Bouganville bölge üstünde hak iddia etmiştir. 1850’den önce adaların çoğu Fransız himayesine girmiş, 1880’lerde de bütün grup bir Fransız sömürgesi haline getirilmiştir. 1946’dan bu yana bölge halkı tam Fransız yurttaşı sayılmakta ve ulusal meclise iki temsilci göndermektedir.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). mülk; iyelik hakkı, mülkiyet. freeholder (i). mülk sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini belirtme bilgisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Meksika'da çok beğenilen bir cins kuru fasulye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed veya led, ing veya ling) (k).dili vakit öIdürmek, eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppalık; saçmalık, manasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemsiz, ehemmiyetsiz; anlamsız, manasız, saçma, boş uçarı, sathi. frivolously (z). hafiflikle, ehemmiyetsiz bir şekilde. frivolousness (i). uçarılık; önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (icked, icking) (s). eğlence; coşma, neşe; (f). gülüp eğlenmek, (başkasına) oyun oynamak; (s). neşeli, şen, canlı, hayat dolu. frolicsome (s). eğlenceyi seven, şen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i volkanik duman püs kürten küçük delik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Volkanik arazide yerden gaz fışkırması: Fümeroller çok vakit sülfridrik gaz yayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). On birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu, ayak topu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. football

sp. ayak topu

Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer. football. soccer. association football.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

football. soccer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer. football.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Futbol oyuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

football player. footballer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footballer. football player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer / football player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurologie

gelecek bilimi

Küresel bir perspektif içinde geleceği öngörmeye çalışan bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(Fin bilgini Gadolin’in adından) (i. kimya). Atom ağırlığı 157,3 olan ve Gd simgesiyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Gelibolu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sıçrama, oyun; f sıç rayıp oynamak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gaoler bak jail, jailer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D benzin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gastro-entérologue

sindirim bilimci

Sindirim sistemi hastalıkları hekimi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. gastro-entérologie

sindirim bilimi

Tıbbın sindirim organları hastalıklarını inceleyen dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gastroloji, mide bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Hekimlikte kullanılan bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Gazları ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasoline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gallipoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, bazen düşük ışık koşullarında ortaya çıkan görüntü ‘parazit’ini azaltır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. soylu kişiler, yüksek tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jeoloji, yerbilim. geo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyasi ve iktisadi coğrafya; jeopolitik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jigolo, tokmakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kollu şamdan; fıskıye; ufak taşlı bir çeşit küpe; çarkıfelek fişeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok parlak bir çeşit aynüşems taşı, opal; yerelması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wardrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. gladiolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kılıç çiçeği, glayol, kuzgunkılıcı, kuzgun otu, keklik çiğdemi, bot. Gladiolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bugün ancak Dalmaçya ve Hırvatistan'daki Katolik kiliselerinde kullanılan eski bir İslav alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologue

buzul bilimci

Buzul bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologie

buzul bilimi

Fiziki coğrafyanın buzulları ve yeryüzündeki işlevlerini konu alan bölümü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologiste

buzul bilimci

Buzul bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Glayöl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. L. gladiolus’tan). Bir süs bitkisi, kuzgunkılıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmaz sesler veya sözler; bilinmeyen veya hayali bir dilde konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dilbilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(glis'ırin, -ol) gliserin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. glikol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Futbol ve hendbolde topun kaleye sokulmasıyle kazanılan sayı: Gol atmak, gol yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük durgun su, Ar. buheyre. Van gölü. Işkodra gölü. mec. Suyu çok yer, su basan yer: Yağmurdan ortalık göl olmuş, göl kesildi. Acı göl = Suyu tuzlu göl. Gölayağı = Göl suyunun fazlasını denize veya bir ırmağa akıtan çay. Gölotu = Sarı nilüfer. Gölbaşı = Göl suyunun menbaı, pınarı. Gölkestanesi = Suda yetişen ve meyvesi kestane gibi yenen bir çeşit bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Government Office for London.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Government On-Line is a federal government project aimed at building electronic services around its customers, or citizens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Government On-line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secure Channel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gold. goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacustrine. lake. mere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacustrine. lake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lake. inland-waterway bill of lading. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorer. goal-scorer. kicker. executioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tank. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) altın; altın para; servet, zenginlik; altın rengi, sarı renk; yaldız, dore; (s.) altından yapılmış. gold amalgam civalı altın. gold basis altın esası; piyasanın altın fiyatlarına göre ayarlanışı. gold beater varakçı. gold beetle altın gibi par

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Afrika'da Altın Kıyısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) altın, altından yapılmış; altın renginde; çok kıymetli, fevkalade; gönençli. Golden Age Yunan ve Roma ef- sanelerinde geçen, insanların barış ve mutluluk içinde yaşadıkları eski bir devir; altın (çağ.) golden eagle kaya kartalı; altın kartal. gold

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Compositae familyasmdan uzun saplı bir sarı çiçek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saka kuşu, (zool.) Carduelis carduelis; karabaşlı iskete; bunlara benzer birkaç sarı kuş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) havuz balığı, kırmızı balık, (zool.) Carassius auratus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarı bukleli saçları olan kimse; düğünçiceği, (bot.) Ranunculus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuyumcu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gölün dalgalanması, Ar. telâtüm, temevvüc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulak yerlerde görülen tatarcık gibi ufak sivrisinek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Hafif armalı bir çeşit gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Genellikle gölden küçük ve havuzdan büyük, doğal ya da yapay olarak yapılmış su oluşumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pond. puddle. pool. slough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pool. puddle. small lake. pond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small lake. pond. puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Ufak bir top ve özel sopalarla kırlarda oynanan bir oyun. Golf pantolon = Paçaları dizin altından büzgülü geniş pantolon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

golf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A game played with a small ball and a bat or club crooked at the lower end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

He who drives the ball into each of a series of small holes in the ground and brings it into the last hole with the fewest strokes is the winner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To play at golf. a game played on a large open course with 9 or 18 holes; the object is use as few strokes as possible in playing all the holes play golf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

golf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Global Oscillations at Low Frequencies Helioseismology instrument aboard SOHO which analyzes the vibrational modes of the Sun more!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This fee helps to supplement the revenue and aid in the expense of maintaining the LSU Golf Course For this fee, each full-time student receives a discounted green fee. n golf. a game played on a large open course with 9 or 18 holes; the object is use as

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulf , golf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) golf oyunu; (f.) golf oynamak. golf club golf değneği; golf kulübü. golfer (i.) golf oyuncusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knickerbockers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus fours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

golfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Atlas Okyanusunda, Meksika körfezinden başlayıp Norveç kıyılarını yalayarak Avrupa Rusyası’nın kuzey kıyılarına kadar gelen ılık bir deniz akıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulf stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir cismin ışığa engel olmasıyle karanlıkta bıraktığı yer ki, o cismin şekil ve suretini gösterir. Ar. zil, Fars. sâye: Ağaç, ev, adam gölgesi. 2.Resimde gölgeyi tasvir eden açık siyah boya: Çinliler’in resimleri gölgesizdir.

3.Sahip olma, koruma: Onun gölgesi altındadır. Gölge etmek, vermek = Işığın gelmesine engel olmak. Gölgesinden korkmak = Pek korkak olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow. shade. silhoutte. cloud. dark. simulacrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloud. shade. shadow. silhouette. umbra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow. shade. shading. ghost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalnızca Batı resim sanatına özgü bir kavram olan “gölge-ışık düzeni”, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gölgede yetişen veya gölgeyi seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gölge düşürmek.

2.mec. Bir şeyin değerini azaltacak harekette bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overshadow. shade. shadow. to put in the shade. to overshadow. to shade in. to leave in the shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put in the shade to cast a shadow. to overshadow. to shade in. cloud. shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gölge etmek, gölge altında bulundurmak: Şu fidelerl gölgelendirmeli. O ağaç bizi ne güzel gölgelendiriyordu.

2.Resim veya yazıya gölge makamında leke yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. to shade. to give shade. shadow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gölge altına girmek, gölgesinde oturmak: Bir çınarın altında gölgelendik.

2.(resim ve yazı) Gölge makamında leke peydâ etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gölgesi olan: Gölgeli bahçe, geniş gölgeli ağaç.

2.Gölge mahiyetinde lekeleri olan (resim, yazı).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadowy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusky. shadowy. shady. shaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaded drawing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gölge altında bulunan serin yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbour. brim. canopy. shady spot. arbor. bower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shady spot. arbor. awning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Golgota, Hazreti İsa'nın çarmıha gerildiği yer; (k.h.) cefa çekilen yer .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ortaçağda Avrupa'da oradan oraya gezerek Latin yergi şiir veya şarkıarı yazıp söyleyen öğrenciler,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hazreti Davud' un öIdürdüğü dev gibi adam, Calut .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (sular) Birikip göl olmak: Ovanın ortasında sular göllenmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (k.dili) Allah Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) galosh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inset cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Venedik’te kullanılan, tek kürekle yürütülen, iki başı yukarıya kıvrık kayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gondol; Kuzey Amerika'ya mahsus dibi düz bir mavna; yolcular için balona takılan vagon; (d.y.) üstü açık yük vagonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gondolcu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) 10100, onun yüzüncü kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) (10 1o) 100.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İtalya'ya mahsus bir çeşit peynir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Grafik ekolayzer, önceden tanımlanmış farklı frekans aralıklarının özelliklerini etkiler. Bu değerler ayrı ayrı ya da farklı stiller için önceden belirlenmiş değerler seçilerek ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. graphologie

1. yazı bilgisi,

2.yazı bilimi

1. El yazısından, yazanın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen inceleme yöntemi. 2.El yazısından hareketle o kişinin karakterini ve kimliğini çıkarmayı amaç edinen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graphology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ezilmiş granit çimentosundan yapılmış bir çeşit döşeme taşı. granolith'ic (s.) bu döşeme taşına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyü, serpil, geliş.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kadın doğum hastalıkları bilgisi, nisaiye, jinekoloji. gynceolog' ical (s.) kadın hastalıklanna ait . gyneeol'ogist (i.) kadın doğum hastaIıkları mütehassısı, nisaiyeci, jinekolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sa. manyolu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azizlere tapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azizlerin hayatı ile ilgili edebiyat .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) pençe vurmak (ayakkabı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kalkana benzeyen yassı bir balık, (zool.) Hippoglossus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praise be to God ! Thank God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tutamaç, tutamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ruined / destroyed / exhausted / worn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Katışıksız, saf, çelik gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get so sick that one needs hospitalization. to be badly beaten up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air line. airline. airway. skyway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lively. vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated. lively. full of beans. live. perky. rambunctious. vivacious. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be overcome with admiration. to admire. to be tranced by. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yitmek, yazık olmak, yok olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektolitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yazık olmak, yitmek, kaybolmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yüz litrelik hacim ölçüsü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectoliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perish. to be utterly exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok olmak, ortadan kalkmak. 2.ölmek. 3.çırpınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sarmaş dolaş olmak, kucaklaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hematoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aynı fikri paylaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Topa yalnız el ile vurmak suretiyle iki takım arasında oynanan bir top oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). sürüngenler ilmi. herpetologist (i). sürüngenler uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (aslı: Eyyâm ola, yahut: Hey yâ mevlâ). Tayfaların gemi demirini alırlarken veya kürek çekerlerken ve bunu taklid ederek ağır bir şeyi çeken her sınıf işçinin bir ağızdan söyledikleri bir tâbirdir. Heyamola ile = Zorla, pek büyük güçlükle: Okulun sınıflarını heyamola ile atladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Su veya başka bir sıvı basıncıyla işleyen makine.

2.Suları faydalı bir hale sokma bilimi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydraulic. hydraulics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydraulic. hydraulics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birtakım organik bileşiklerdeki moleküllerin suyun tesiriyle ikiye ayrılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrolysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i: Y. Fr.). Su ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Sıvı halindeki koloitlere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir koni eksenine paralel olarak kesilince meydana çıkan kesitin şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Hiperbol biçiminde olan, hiperbol ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyperbolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hiperboloit biçiminde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik).

1.Hiperbole benzeyen.

2.Hiperbolün iki ekseninden biri etrafında döndürülmesiyie meydana gelen satıh.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. oafishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.hırka giymek. 2.derviş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

payını almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

payını almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

duyulmak, hissedilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mikroskopik anatomi, histoloji, dokubilim. histologist (i). histoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock. speedo. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

avam, ayaktakımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Sofa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşlık, nem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobby. hall. hallway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hall. hallway. lobby. vestibule. entrance. corridor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance hall. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head of the Line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Holiday weekend, if any MLK: Martin Luther King, Jr Day PRES: President's Day MEM: Memorial Day IND: Independence Day IND5: Independence Day LAB: Labor Day THK: Thanksgiving Day XMAS: Christmas Day XMSx: Christmas Day NYD: New Year's Day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Never?Seems to be a specification language?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Batı Avrupa’da Felemenk memleket ve devleti. Kolanda peyniri, sünbülü = Bu memlekete mahsus çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenk ahalisinden olan, Felemenkli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (held) (i). tutmak; bırakmamak, zapt etmek; içine almak, istiap etmek; alıkoymak, salıvermemek, durdurmak; sahip olmak, malik olmak, elinde tutmak; devam ettirmek; inanmak, kabul ve tasdik etmek; devam etmek, iltizam etmek; mecbur etmek; yapışmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gemi ambarı; geminin iç tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İstenmeden işlem yapılması önlemek için kontrol unsurlarını kilitler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). engel, mania.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutan şey; kulp, tutamak, tutamaç; (huk). hamil, sahip; kiracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutma aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company. conglomeration. conglomerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act or state of sustaining, grasping, or retaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tenure; a farm or other estate held of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which holds, binds, or influences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The burden or chorus of a song. designed for retention; 'a holding pen'; 'a retaining wall'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company. community company. conglomerate. consolidated company / corporation. holding. overhead s company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grabbing and holding onto an opponent or the opponent's stick; incurs a minor penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using your hands on an opponent or the opponent' equipment to impede your opponent's progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a parachute is flying directly into the ambient wind, it is said holding See running and crabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When you use your hands to grab your opponent or his or her stick A minor penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using the hands or arms to impede an opponent's movements A personal foul, and the penalty is a direct free kick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A judge's decision in a case - the legally operative part of a decision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ruling contained in a judicial opinion upon which the result depends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Land and buildings held by a freehold or leasehold occupier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the shares , contracts , or face amount you own of an investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The designated area to which the Extra Performers report and stay while waiting to go on set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Aircraft flying a 'racetrack' pattern based on a defined constraint point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Keeping another player from advancing by literally holding him back with one's hand Usually illegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using hands or stick to hold an opponent It is illegal and calls for a penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of the thermal cycle during which the temperature of the object is maintained constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maintaining full draw whilst aiming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minor penalty called when a player uses his or her hands to hold an opponent or their stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). tutma; kira ile tutulmuş arazi; spot engelleme; (gen). (çoğ). mal, mülk ve tahvil gibi eldeki değerler, edinç; (s). tutan, elinde bulunduran. holding company holding şirketi. holding pattern (hav). havaalanına inmeye izin beklerken uçağın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili süresi uzatılmış herhangi bir şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). durdurma; gecikme; engel; yolunu kesip soyma, tabanca tehdidiyle soyma; yolun kapanması; (k).dili müşteriden fazla para isteme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). delik; boşluk; çukur; magara, in; in gibi yer; hücre; karanlık ve pisyer; kusur; (k).dili güç durum, zorluk; (f). delik açmak; iki maden damarını birleştirmek için dehliz açmak. hole out golfta topu deliğe düşürmek. hole up saklanmak; dünyad

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatil; bayram veya yortu günü. holiday clothes bayramlık elbise. Iegal holiday resmi tatil günü. Roman holiday katılanların zaranna olan eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili tepeden bakan, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooligan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kutsiyet. His All Ho liness, His Holiness Mukaddes Peder (Papaya verilen unvan), Papa Cenapları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollanda, Felemenk. Hollander (i). Hollandalı, Felemenkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. hollandish. netherlandish. holland. netherlands. netherland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holland. the netherlands. dutch. netherlands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Holland. holland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa, Kuzey Denizi kıyısında, Belçika ve Almanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 52 30 Kuzey enlemi, 5 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 41,526 km².

Sınırları: toplam: 1,027 km.

sınır komşuları: Belçika 450 km, Almanya 577 km.

Sahil şeridi: 451 km.

İklimi: Ilıman; deniz iklimi, yazlar serin ve kışlar ılıman geçer.

Arazi yapısı: Çoğunlukla kıyı bölgesinde alçak ovalar ve düzlükler, güneydoğuda tepelikler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Prins Alexanderpolder -7 m; en yüksek noktası: Vaalserberg 322 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, petrol, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %21.96.

daimi ekinler: %0.77.

Diğer: %77.27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 5,650 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 16,491,461 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.49 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.72 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.96 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.96 yıl.

Erkeklerde: 76.39 yıl.

Kadınlarda: 81.67 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.66 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 (2003 verileri).

Ulus: Hollandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Hollandalı %91, Faslı, Türk ve diğer %9.

Din: Roma Katolikleri %31, Protestan %21, Müslüman %4.4, diğer %3.6, inançsız %40.

Dil: Flemenkçe.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hollanda Krallığı.

kısa şekli : Hollanda.

Yerel tam adı: Koninkrijk der Nederlanden.

yerel kısa şekli: Nederland.

ingilizce: Netherlands.

Yönetim biçimi: Meşruti Krallık.

Başkent: Amsterdam - Den Haag.

İdari bölümler: 12 bölge; Drenthe, Flevoland, Friesland, Gelderland, Groningen, Limburg, Noord-Brabant, Noord-Holland, Overijssel, Utrecht, Zeeland, Zuid-Holland.

Bağımlı toprakları: Aruba, Hollanda Antilleri.

Bağımsızlık günü: 1579 (İspanya’dan).

Milli bayram: Kraliçe günü, 30 Nisan.

Anayasa: 1814; bir çok kez yenilenmiştir, son düzenlenme tarihi 17 Şubat 1983.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. dutch. hollander. dutchman. netherlander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchman. dutch. dutchwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi cin (içki).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D)., (k).dili bağırmak, haykırmak, çağırmak; (i). bağırış, haykırış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). içi boş, oyuk; çukur, derin, çökük; yankı yapan, boşluktan gelen (ses); yalan, sahte, aldatıcı, riyakâr; aç. hollow pretense gösteriş, samimiyetsizlik. hollow victory bir şeye yaramayan zafer, boş başarı. beat him hollow mahvetmek, tam bir yenil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oyuk yer, çukur; dere; (f). oymak, içini oymak, çukur açmak; oyulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözleri çukura kaçmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vefasız, riyakâr, güvenilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle gümüş kap veya kâse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bazı yerlerde kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çobanpüskülü, (bot). Ilex aqui folium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gülhatmi, (bot). Althaea rosea.