Olan ne demek? | Olan anlamı nedir? | Olan

Olan anlamı nedir?

Olan ne demek?

Olan anlamı nedir?

Olan | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. «olmak» fiilinden if.). Olmuş, Ar. kâin, vâki. (bk.) Olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süzgeç, kevgir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soğutucu; soğutma tertibatında kullanılan gaz veya sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırma, Ar. desise, iğfal, kandırma (ekseriya yalan kelimesiyle beraber kullanılır): Yalan dolan birtakım sözlere kapılmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Döne döne bükülmüş, pek dolaşık ve karışık. Fars. pîçâpîç, pîç-ender-pîç: Dolanbaç yol; o binanın yolları pek dolanbaçtır.

2.Girilecek ve çıkılacak yeri bulunamayan çok dolaşık yol. Ar. Akul (Fr. labyrinthe).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dolanbacı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başkalarını hile ile kandırarak soymayı sanat edinen namussuz. Ar. ayyar, tarrar. Osm. müzevvir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. fraudulent. crooked. sharp. swindler. cheater. cheat. confidence trickster. double-dealer. confidence man. shark. adventurer. bilker. carpet bagger. chiseler. chiseller. crook. faker. fakir. fiddler. fraud. grifter. gyp. hustler. impostor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. crook. fiddler. fraud. hustler. racketeer. rogue. shark. sharper. swindler. twister. confidence trickster. conman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. embezzler. cheat. cheater. chevalier d'industrie. chiseller. conman. crook. crooked. defrauder. faker. falsificator. fraudulent. gammoner. highflyer. knave. maladministrator. confidence man. masquerader. rogue. shark. sharper. shaver. spiv. take

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcının kötü işi. Osm. ayyarlık, tarrarlık: Dolandırıcılığın kanunen cezası vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. swindle. cheat. confidence trick. confidence game. deceitfulness. double-dealing. charlatanry. deceit. do. frame-up. fraud. grift. jugglery. knavery. plant. ramp. roguery. skin game. take-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. fiddle. fraud. racket. ramp. swindle. bunko. confidence trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindling. cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get laid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swindled. buy a pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. common law cheat. con. defraudation. ramp. swindle. swindling. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çevirmek, kuşatmak, etrafını almak. Osm. ihata etmek.

2.Hile ile aldatıp soymak: Herkesi dolandırmakla geçiniyor; ondan yüz lira dolandırmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a gold brick. sell smb. a pup. swindle. cheat. spoof. gold brick. rotate. double-cross. take in. bilk. bunco. chisel. con. cozen. defraud. diddle. do. do down. do in. flimflam. gammon. gull. gyp. have. hornswoggle. jockey. nick. nobble. rac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. chisel. con. defraud. screw. to swindle. to cheat. to nick. to defraud. to bunk. to con. to screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to take in. bamboozle. cheat. chisel. to take a person to cleaners. con. cozen. deceive. defraud. diddle. gull. let in. mulct. overreach. twist. welsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dönüp devretmek, tavâf etmek.

2.Tedavül etmek, yaygınlaşmak, mütedavil olmak, geçmek.

3.Bükülmek: Ayağı dolandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil up. coil. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. gad. meander. roam. to wind round. to get entangled. to coil. to be wrapped around. to hang about. to rove. to stroll. to roam. to wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wound and tangled around a thing. to be wrapped around. to be wound on to. to wander around. coil. curl. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Batı Avrupa’da Felemenk memleket ve devleti. Kolanda peyniri, sünbülü = Bu memlekete mahsus çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenk ahalisinden olan, Felemenkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Enli örme kuşak, yassı ip.

2.Hayvanın eyer ve semerini üstüne bağlamak üzere belinin altından geçirilerek bağlanan örme veya kayış bağ: Eyerin kolanını sıkmak, gevşetmek.

3.Salıncak ipi. 4.Çadır kenarına dikilen enli ve kalın şerit. Kolan vurmak = Salıncakta ayak üstü karşılıklı sallanmak. Kolan yeri = Atın belinin ortası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout band or binding. girth. cinch. bellyband. binding used to support the springs of an upholstered chair or couch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karadan karaya atılan ( roket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possibility. facility. the possible. handle. potentiality. scope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facility. possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasible. possible. possible mümkün. kabil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. apt. earthly. feasible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unable. impossible. no go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olanın tamamıyle: Olanca hızıyla çarptı. Olanca parasını verdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kiraz kuşu, zool. Emberiza hortulana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Polonya, Lehistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İtalya'nın volkanik topraklarında bulunan ve çimento yapımında kullanılan kırmızı toprak, puzolan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .imparator Şarlmanın efsanevi yeğeni ve en yiğit şövalyelerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slow running. idling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running at an idle. idling. idle fuel system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sümsük kuşu, zool. Sulidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bebekler iki yaşına geldiklerinde artık yürüyebilen, düşünebilen, konuşabilen, akıl yürütebilecek tutarlı davranışlar göstermeye başlayan birer minik insan haline gelirler. Bu yaşta insanların isimlerini bilirler, basit şarkıları ezberleyebilirler hatta bir önceki gün ve bir önceki hafta içinde olanları hatırlayabilirler. Ancak tüm bunları zaman içinde unuturlar. Hafızaları bir iki önemli görüntü dışında tamamen silinir.

Bilim insanları geçmiş tecrübelerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Bu görüşe göre üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Hikaye ve anılarını anlatamıyorlar daha doğrusu hikayenin kurgusunu yapıp kişileri yerlerine oturtma yeteneğine ancak üç yaşından sonra sahip olabiliyorlar. Bu nedenle de üç yaşından önce zaman, yer ve karakter kavramlarını anlayamıyorlar.

Üç yaşından küçükler çok düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde, tüm olanları bir bütün içinde şekillendiremiyorlar, bunu ilerde anlatabilecek bir hikayeye dönüştürüp hafızaya kaydedemiyorlar. Bir başka deyişle hafızamız, hayatta ne yaptığımızı ve ne yapıldığını kavramaya başladığımız 3 - 4 yaşlarında çalışmaya başlıyor ve daha önce olan olayları hatırlamamız mümkün olmuyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir motorun veya bir makinenin çalışmasını düzenlemek için kullanılan çark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flywheel. balance wheel düzenteker. blas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flywheel. steering wheel. flounce. frill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçan, uçabilen; atik, çevik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by