Olay ne demek? | Olay anlamı nedir? | Olay

Olay anlamı nedir?

Olay ne demek?

Olay anlamı nedir?

Olay | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: olay

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Hadise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

event. happening. fact. circumstance. incident. affair. case. episode. experience. instance. occurrence. scene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. case. episode. event. experience. fact. happening. incident. occurrence. phenomenon. scene. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palm leaves, prepared for being written upon with a style pointed with steel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. case. event. incident. occurrence. phenomenon. unusual event. action. affair. appearance. batch. casus. circumstance. episode. fact. happening. hardy annual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordingly. hence. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequently. hereby. thence. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İkinci Dünya Savaşında Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasından bu yana yaşanan en kötü nükleer felaket. 25-26 Nisan 1986’da güvenlik sistemleri denenirken bir dizi insan hatası soncunda Priapat Nehri üzerinde bulunan Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktörü istikrarsız bir hale geldi ve kontrolden çıktı. 26 Nisan sabahı, saat 1: 23’te güçlü bir buhar patlamasıyla reaktörün içindeki su buharı 1.000 tonluk metal kapağı havaya uçurmuş, kalın beton duvarı delmiş ve çok zehirli radyoaktif bir buharın oluşmasına yol açan büyük bir hidrojen patlamasına yol açmıştır. Radyoaktif serpintiler Sovyetler Birliği’nin doğusu, doğu ve güney, batı ve kuzey Avrupa’da ciddi bir kirlenmeye yol açmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dolayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surroundings. suburbs. outskirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environment. surrounding. suburbs. outskirts. suburban area. turn in a road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Devir, çevre, havali, etraf. 2. Daire şeklinde çizgi. 3. Münasebet: Dolayısıyla = 1. Münasebetiyle. 2. Doğrudan doğruya olmayarak, vasıtalı olarak, münasebet düşerek: Dolayısıyle benden malûmat aldı. —den dolayı (e.) = 1. Sebebinden, —den nâşi, —den ötürü: O adam yeni işlenmiş bir cürümden dolayı tevkif olunmuş; kendisiyle olan arkadaşlığından dolayı ona da sormuşlar. 2. Dair, müteallik, hakkında: Sizden dolayı bazı şeyler sordu. Fırdolayı = Çepeçevre: Ormanı fırdolayı gezdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becouse of. on account of. owing to. because of. because. for. inasmuch as. whereat. because of. on account of. due to. owing to. by virtue of. out of. for. from. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. due to. owing to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. due to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by implication. ergo. whereat. on account of. becouse of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequently. so. because of. on account of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. consequently. so. accordingly. circumstantial. in consequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vasıtalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. circuitous. mediate. constructive. oblique. remote. roundabout. secondhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. oblique. roundabout. tortuous. veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. backhanded. circuitous. circular. inferential. mediate. roundabout. secondhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect tax. excise duty. excise. indirect duty / tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vasıtasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. firsthand. unequivocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax. direct / assessed tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekolayzer, özel müzik dinleme keyfi ses çıkışını etkiler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Grafik ekolayzer, önceden tanımlanmış farklı frekans aralıklarının özelliklerini etkiler. Bu değerler ayrı ayrı ya da farklı stiller için önceden belirlenmiş değerler seçilerek ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu iç saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İstanbul’dan saat 12:00’de havalanır, 8 saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamaktadır. Vücudunuzun saati ortama göre 7 saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha 7-8 saat vardır, İşte bu olaya jet-lag denilir. ‘Lag’in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşünü 24 saatte tamamladığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri l saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında 7 zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

N AS A’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Ne w York’a gidince vücut kendini ancak 7 gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. Şüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyahat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İsatnbul’dan saat 12:00’de havalanır, sekiz saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamakadır. Vücudunuzun saati ortama göre yedi saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha yedi-sekiz saat vardır.

İşte bu olaya jet-lag denilir. “Lag”in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşü 24 saatte tamamlandığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri 1 saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında yedi zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

NASA’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Newyork’a gidince vücut kendini ancak yedi gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. İüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyehat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsiz, zor ve güç olmayan. Ar. sehl, Fars. Asân: Kolay iş; kolay ders; yeni metotla okuma öğrenmek pek kolaydır. Kolay gel» = I; başında bulunanlara selâm ve duâ tâbiridir; kolaylıkla, Osm. suhûletle, Asân olarak: Bu suretle çocuklar pek kolay okumaya alışırlar. 2. Kolaylık, Osm. suhûlet: Kolayını bulmak; onun kolayı vardır. 3. Çâre, tedbir: Bir kolayına bakmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. simple. smooth. unlaboured. effortless. uncomplicated. ready. open-and-shut. cushy. downhill. facile. flowing. straightforward. sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheap. cushy. downhill. easy. elementary. facile. ready. soft. easy way of doing sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. simple. easily. effortless. facile. jammy. smooth. straight up and down. walk in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ürünle birlikte verilen Picture Motion Browser yazılımı, fotoğraf koleksiyonunuza göz atmanıza ve koleksiyonunuzu yönetmenize yardımcı olur. Fotoğraflarınızı e-posta ile arkadaşlarınıza ve ailenize gönderebilir veya İnternet’teki paylaşım sitelerine kolaylıkla yükleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

VCR’ı kurmanın ve ayarlamanın inanılmaz kullanıcı dostu bir yöntemidir. Talimatlar ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir radyolarda istasyonların kaydedilmesini sağlayan basitleştirilmiş bir yöntemdir. İstasyonlar, kayıt işleminin tamamlandığını belirtilen bir bip sesi duyulana kadar hafıza düğmesine basılarak hafızaya alınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicate. fragile. frail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Senkronizasyonun video kamera tarafından sağlandığı Kolay Kaset kopyalama işlevi. Başlık ekleme ve kaydedicinin kızılötesi sinyalle kumanda edilmesi de mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça kolay, pek zahmetli olmayan, Osm. suhûletle: Kolayca öğrendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightly. easily. smoothly. readily. with ease. facilely. hands down. light. swimmingly. well. easy as winking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. easy. readily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Pek fazla kolaylıkla: Kolaycacık öğrenilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolayca, zahmetsizce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. teshil etmek. 2. Sonuna yaklaştırmak: Bu işi kolayladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish most of a job. to finish the hardest part of a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolaylatmak, Osm. teshil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kolay hâle gelmek, Osm. kesb-i suhûlet etmek, Asân olmak. 2. Sonuna, bitmeye yaklaşmak: İş kolaylandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay olmak, Osm. sehl ve Asân olmak: Yeni usûl ile öğretim hayli kolaylaştı. Sona yaklaştı. 2. Sona yaklaşmak, tamamlanmasına az bir şey kalmak: Yazdığınız kitap kolaylaştı mı? Yapı kolaylaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ease. to get easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be finished. to be over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. sehl ve Asân etmek, teshil eylemek, güçlüklerini keldırmak: Tahsili kolaylatmak, kolaylaştırmak için öğrenimde yeni usuller icat olunmuştur. 2. Tamamlanmasına yaklaştırmak, sonuna yaklaştımak: Nakşı, yazıyı, kirişmayı kolaylatmışınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pave the way for. smooth the way. make a dent in. make easy. ease. facilitate. be helpful. catalyze. expedite. further. pave the way. remit. short-circuit. simplify. smooth. streamline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedite. facilitate. simplify. smooth. to facilitate. to expedite. to make easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to facilitate. to ease. to make simpler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolay hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsizlik, Ar. suhûlet, Fars. Asânî: Bu işte kolaylık vardır. 2. Çâre, tedbir, vasıta: Kolaylığını bulmalı; bir kolaylık düşünmeli. 3. Vakit ve müsaadesi, sıkıntı zıddı, para bakımından rahatlık: Bugünlerde yolaylığım yoktur. Kolaylıkla = 1. Suhûletle, zahmetsizce: Yazıyı kolaylıkla öğrendi. 2. Lüzumlu vasıta ile: Kitapları kendine mehsus bir kolaylıkla ciltliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience. ease. facility. easiness. simplicity. airiness. straightforwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation. ease. facility. simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labo r saving device. means or wherewithal to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. with ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kolay.

Türkçe Sözlük by

Bilim

Olay Ufku

Genel görelilikte olay ufku, ışık ve maddenin artık kaçamadığı bölgeyi sınırlayan kuşağa denir. Olay ufku, herhangi bir fiziksel incelemede bulunamadığımız bir uzay parçasıdır. Ne olay ufkundan ötesini bilinen yasalarla açıklama olanağı vardır, ne de orada ne olup bittiğini bilmenin bir yolu vardır.

Kara deliğin olay ufku

Bir yıldızın olay ufku, yıldızın çökmeden önceki kütlesiyle orantılıdır. Örneğin kütlesi 10 Güneş kütlesi olan bir yıldız içe çöküp kara delik haline geldiğinde çapı 60 km olan bir olay ufkuna sahip olur. Bir kara delik madde yuttukça olay ufkunu genişletir, olay ufku genişledikçe de daha güçlü çekim alanına sahip olur. Kara deliğin olay ufkunda teorik olarak zaman tümüyle durmaktadır. Kimi kara deliklerde iki olay ufku vardır. Kimileri "olay ufku" terimi yerine kara deliğe pek uygun olmamakla birlikte “kara deliğin yüzeyi” terimini kullanırlar. (Terimin uygun olmamasının nedeni, bir gezegen veya yıldızdaki gibi katı ve gazlardan oluşan bir yüzeyinin olmamasıdır.) Fakat burada birtakım özel nitelikler gösteren bir bölge söz konusu değildir; bir gözlemci kara deliğe ufku aşacak kadar yaklaşmış olabilseydi, kendisine yüzey izlenimi sağlayacak hiçbir özellik veya değişim hissedemeyecekti. Buna karşılık geri dönme girişlerinde bulunduğunda, artık bu bölgeden kaçamayacağının farkına varmış bulunacaktı. Bu, âdeta "dönüşü olmayan nokta"dır. Bu durum, akıntısı güçlü bir denizde akıntıdan habersiz bir yüzücünün durumuna benzetilebilir. Öte yandan olay ufkunun sınırına yaklaşmış bir gözlemci, kara delikten yeterince uzaktaki bir gözlemciye kıyasla, zamanın farklı bir şekilde aktığının farkına varacaktır. Kara delikten uzakta olan gözlemcinin diğerine düzenli aralıklarla (örneğin birer saniye arayla) ışık işaretleri yolladığını varsayalım: Kara deliğe yakın gözlemci bu işaretleri hem daha enerjetik (ışığın kara deliğe düşmek üzere yaklaştıkça maviye kayma sonucuyla bu ışık işaretlerinin frekansı daha yüksek olacaktır) hem de ardışık işaretlerin aralarındaki zaman aralığı daha kısalmış (birer saniyeden daha az) olarak alacaktır. Yakın gözlemci, uzaktakine oranla zamanın daha hızlı aktığı izleminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci de aksine, diğerinde meydana gelen şeylerin gitgide daha yavaş seyrettiğini görecek, zamanın daha yavaş aktığı izleniminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci kara deliğe bir nesnenin düştüğünü görmesi halinde, ona nazaran "çekimsel kızıla kayma" ve "zamanın genleşmesi" fenomenleri birleşmiş durumda olacaktır: Nesneden çıkan işaretler gitgide kızıl, gitgide parlak (uzak gözlemciye varmadan önce gitgide artan enerji kaybıyla çıkarılan ışık) ve gitgide aralıklı olacaktır. Yani pratikte, gözlemciye varan ışık fotonlarının sayısı, gitgide hızla azalacaktır ve nesnenin kara deliğe gömülüp görünmez olmasının ardından tükenecektir. Nesnenin henüz olay ufku sınırında hareketsiz durduğunu gören uzaktaki gözlemcinin onun düşmesini engellemek üzere olay ufkuna yaklaşması boşuna olacaktır. Kara deliğin "tekilliği"ne yaklaşan bir gözlemciyi etkilemeye başlayan etkilere “gelgit etkileri” denir. Bu etkiler kütleçekim alanının homojen olmayan bir yapıya sahip olması nedeniyle nesnenin biçimsizleşmesine (doğal biçimini kaybetmesine) yol açarlar. Bu “gelgit etkileri bölgesi” dev kara deliklerde tümüyle olay ufkunda yer alır; fakat özellikle "yıldızsal kara delik"lerde olay ufkunun sınırını da aşarak etkide bulunur. Dolayısıyla yıldızsal kara deliğe yaklaşan bir astronot daha olay ufkuna geçmeden parçalanacakken, dev kara deliğe yaklaşan bir astronot, daha sonra “gelgit etkileri” ile yok edilecek olmakla birlikte, olay ufkuna bir güçlükle karşılaşmadan giriş yapacaktır.

Kaynak: Wikipedia

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i. felsefe). Olaylardan başka hiçbir gerçek kabûl etmeyen ve maddenin de birtakım olayların katışmasından başka bir şey olmadığını ileri süren doktrin, fenomenizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomenalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneventful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay ışığının azalması, solması. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Topluluk, cemiyet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Video parametrelerinin ayarlanması için üç önceden belirlenmiş video ayarının yanı sıra bir ek değişken ayar bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by