ölüm Korkusu ne demek? | ölüm Korkusu anlamı nedir? | ölüm Korkusu

ölüm Korkusu anlamı nedir?

ölüm Korkusu ne demek?

ölüm Korkusu anlamı nedir?

ölüm Korkusu | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

moral fear. fear of death. blue funk. mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir bölme işlemi sonunda elde edilen sayı, haric-i kısmet

2.(askerlik). Ordu kuvvetlerinin gerektiği şekilde bölünüp dağıtılışı, taksîm-i kuvâ.

3.Herhangi bir bölme sonunda meydana gelen kısımlardan her biri, bölüm. Tabiat bilgisinde, bölümler, sınıftan başlayarak takım, familya, cins, tür ve çeşit kısımlarından geçerek fertte sona erer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş bölüm atlama işlevi kullanılırken, 12 saniyeden uzun bir boşluk varsa kaset otomatik olarak hızlı ileri alınarak bir sonraki parçaya geçilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçılıkta kullanılan ağ kepçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güvercin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çog-baria) (i). güvercinlik; eski Roma'da yakılmış ölü küllerini saklamaya mahsus mahzen; bu mahzenin duvarlardaki gözleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hasekikupesi, (bot). Aquilegia vulgaris; (s). kumru gibi, kumru ile ilgili; kumru renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(mim).sütun;direk; (matb).bir yazarın gazete veya dergide muntazaman ve aynı başlık altında çıkan yazısı, fıkra;(ask).(kol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yapıda sütun kullanma; kullanılan sütunlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).fıkra yazarı, gazetede belirli bir köşesi olan yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs DC) Washington mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. act of filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aylık, ücret, bir hizmet karşılığında alınan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bina direkleri arasındaki açıklık, iki sütun arasındaki aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department of labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division of labour. division of labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lallophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusu olmayan, korkmaz, pervasız: Korkusuz adam. Korkusuz yol, korkusuz ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. dauntless. intrepid. unafraid. safe. courageous. stalwart. undaunted. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. dauntless. fearless. intrepid. reckless. stalwart. undaunted. unflinching. courageous. daring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. intrepid. safe. audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emniyet, selâmet, tehlikesizlik, sağlamlık.

2.Cesurluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness. adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yükseklik korkusu, genellikle düşmekten korkma ya da boşluktan tedirgin olma diye bilinir.

Ama tam da böyle değildir. Bu, esasında bir denge sorunudur.

İnsanın dengesi birkaç unsur tarafından belirlenir. Görme, dokunma ve duyma. Olağan hareketler sırasında, bütün bu unsurlar kesişir.

Ama olağan dışı bir harekette, değişik sinirler tarafından bu hareketle ilgili olarak beyne yollanan bilgiler çelişki yaratır. Beyin bunları yorumlamakta zorlanır. Deyim yerindeyse beynin “kafasi karışır”.

İşte insan çok yüksek bir yerde durduğu zaman, böyle bir karışıklık meydana gelir.

Aşağı bakan göz, yerin uzaklığını saptayamaz ve beyne kesin bilgi yollayamaz. Halbuki, ayaklar sert bir şeyin üstünde durdukları için “yere dokunuyorum” mesajını verir. Bu iki farklı bilgi beyinde çelişki yaratır ve beyin, vücudun pozisyonunu netleştiremez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. «ölmek» ten). Vefat, ecel: Öiüm Allah›ın emri. Ölüm dirim = Hayat ve memat; yaşamak veya yok olmak; var olmak veya olmamak. Ölümüne susamak = Bilerek büyük tehlikeye atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. deadly. dying. mortal. mortuary. obituary. death. decease. passing away. departure. bitter end. end. last. rest. sleep. demise. dissolution. the great divide. doom. ending. exit. killing. kiss-off. latter end. longed-for rest. passing. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death. decease. demise. doom. fatality. fate. murder. quietus. end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death. decease. way of death. curtains. demise. dissolution. doom. fatality. last sleep. passing. passing away. rest. terminus vitae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital punishment. dead penalty. death penalty. penalty / punishment of death. ultimate penalty. capital sentence. extreme penalty of law. death penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir nüfustaki ölümlerin sayısı. Değişik biçimlerde hesaplanır. Bir hesaplama yöntemi olan kaba ölüm hızı, belli bir coğrafi alanda beher 1.000 kişi başına yıllık ölümlerin toplam sayısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obituary notice. announcement of death. death announcement / notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do or die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life or death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter of life and death. a matter of life and death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral fear. fear of death. blue funk. mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death rate. fatality rate. mortality. mortality rate. rate of mortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathly silence. deathly stillness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly. fatal. mortal. pernicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatal. mortal. terminal. deadly. about to die. on one's deathbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal. fatal. she who is dying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y k.) (i. gramer). Müsbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Geçici, fâni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive. affirmative. assertive. content. favorable. favourable. peremptory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmative. favourable. positive. favorable. constructive. fruitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive. affirmative. sb who has positive outlook. helpful. useful. in the affirmative. constructive. glowing. salutary. sure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal. mortal fani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal. transitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this mortal world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kimse ölünce ce nazesinin kaldırılmasında harcanmak üzere ayırdığı para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sum of money one saves to pay for one's burial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality. transitoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y k.) (i. gramer, mantık). Menfi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. negatory. unfavorable. unfavourable. deprecating. poorly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. unfavorable. negative menfi. negatif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative. negatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortal. eternal. deathless. undying. everlasting. endless. imperishable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

everlasting. immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortal. deathless. everlasting. stable. undying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortalize. perpetuate. to immortalize. to perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to immortalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölümsüz, ebedî olma, Osm. lâyemût olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negation. negative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativeness. negativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativity. negativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negation. negative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativeness. negativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negativity. negativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immortality. eternity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. röntgen etkisiyle ışık saçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sık sık ve sıkıntı ile nefes almak: Soluyarak geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe. inhale. pant. blow. draw in. respire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe. puff. to breathe heavily. pant. to breathe. to pant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bir çeşit Latin çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. volume

ses düzeyi, ses

Müzikte sesin alçaklığı veya yüksekliği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap cildi; bir cilt kitap; hacim, oylum; miktar; müz. sesin azlığı veya çokluğu. an odd volume tek cilt. It speaks volumes. Çok manalıdır. Kitaplar doldurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. gaz veya sıvı veya katı cisimlerin hacmini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. maddelerin hacimlerini karşılaştırarak ölçmeye ait. volumetrically z. hacimleri ölçerek. volumetry i. hacim ölçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hacimli, pek büyük; çok cilt doldurur; çok katlı; çok kitap yazan, verimli, doğurgan. voluminously z. verimli bir şekilde. voluminousness i. doğurganlık, verimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by