ömür Boyu ne demek? | ömür Boyu anlamı nedir? | ömür Boyu

ömür Boyu anlamı nedir?

ömür Boyu ne demek?

ömür Boyu anlamı nedir?

ömür Boyu | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

for life. lifelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for life. lifelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at full length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). T. Vücutte olan uzuv ki başı bedene bağlar, önüne boğaz ve arka tarafına ense derler. Ar. unk, rakabe, Fars. gerdân: insan, deve, kaz boynu, boyun kemikleri. 2.Bazı kapların dar ve uzun olan yukarı kısmı: Şişe, sürahi, testi boynu. Boyna almak = Bir işi üzerine almak, kabullenmek. Osm. deruhte etmek, kefil olmak. Boyun eğmek, bükmek = HAlinden şikâyet etmek. Boynu eğri = Muhtaç. Boyun vurmak = İdam, Osm. siyaset etmek, darb-ı unk etmek. Boyun uzatmak = Teslim olmak. Boynu ince, boynu kıldan ince = Mutî, itaat eden, her emre uyan. Boyunbağı =

1.Tasma, Fars. gerdân-bend.

2.Boyuna veya gömleğin yakasına bağlanan kumaştan giyim eşyası, kravat. Boyun buran = Sarıasmaya benzer benekli bir kuş, şakrak, göçgen. Boyun borcu = Vazife, Ar. vecîbe, farîza. Boyna binmek = Dala binmek, zavallı bulup musallat olmak Boyun çenberi = Köprücük kemiklerinin üstündeki çukur. Boyun kaşımak = Utanmak. Boyun kesmek = Baş eğmek, itaat etmek, tabî olmak, Osm. ser-fürû etmek. Boyun vermek = İtaat etmek, râm olmak. Boyun atkısı = Sargı, şal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cervical. jugular. neck. cervix. scrag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neck. saddle. cervix. pass. col.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neck. throat. shoulder. gorge. ruff. nape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a binding duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. indomitable. unbending. uncrushable. unruly and dangerous. unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Soğuk almaktan, boynun çarpık durumda bir süre kalmasından veya nezleden kaynaklanır. Aşağıdaki reçetelerden birini uygulayın. 2 gün içinde geçmezse doktora başvurun.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yarım kilogram çilek, iyice ezildikten sonra, temiz bir tülbente konup, boyuna sarılır. 6 saat sonra sargı açılıp, ılık suyla yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I.). Kayıklarda dümen yerine kullanılan yarım kürek, boyuna palası. Boyuna vurmak = Kayığı boyuna ile çevirmek, (bk.) Boyana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on and on. always. contunually. lengthwise. longitudinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. steadily. lengthwise. continually. ceaselessly. on and on. all the time. without cease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthwise. longitudinally. incessantly. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cravat. necktie. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necktie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süs olarak gömlek yakasına bağlanan, renkli kumaş parçası, kravat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. along. all along. round. throughout. along. during. throughout. down. livelong. over. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. during. down. along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along. lengthwise. throughout. during.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift süren ve araba çeken öküzlerin boynuna geçirilen ağaç çerçeve ki, boylu boyuna üstüne konan ağacına sapanın ve arabanın oku bağlıdır, mec. Tahakküm, kahır, tasallut: Boyunduruk altında olmak = Tahakküm çekmek, kahır görmek. Zapt ve işgal altında kalmak, esaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoke. headlock. oppression. lintel. garrot. pass. span. crowfoot. bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyuna sarılan şey, sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.).

1.Hacim, yüzey ve doğruların ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan (yani uzunluk, genişlik ve derinlik) her biri, buut.

2.Bir niceliği meydana getiren çarpanların üsleri toplamına o niceliğin boyutu denir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. size. format. extent. dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. size. extent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir nesnenin uzunluk ölçüsüyle ifade edilebilen büyüklüğü.

2.Sanat yapıtında boyut kavramı, onun algılayıcıyla olan ilişkisini anlatmaktadır. Örneğin, resim sanatı iki boyutludur. Resmin betimlediği obje yüzeysel olmasa bile, sanat ürünü onu iki boyutlu bir yüzey üzerinde sunmakta ve izleyici de onu iki boyutlu algılamaktadır. Buna karşılık, heykel üç boyutlu bir sanat yapıtıdır. Mimari ürün ise dört boyutlu sayılmaktadır, çünkü; mimari ürünü kullanan kişi, onu yalnızca eni, boyu ve derinliği bulunan bir obje olarak değil, içinde eylemde bulunulan bir yapıt olarak algılamaktadır. Kişinin yapıt içindeki ya da dışındaki sürekli devingenliği onu tek bir noktadan algılanan diğer sanat ürünlerinden ayırmaktadır. Mimari mekân, zaman içinde değişen konuma göre, farklı sanatsal yaşantılar edinilmesini sağlar. O hâlde en, boy ve derinlik boyutlarına ek olarak, mimari yapıtta bir de zaman boyutu söz konusudur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bromide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalgam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength. wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. inside out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hull. keel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses tatbiki). Homurdanarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouch. grumble. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfke ile, yarı anlaşılır, yarı anlaşılmaz şekilde söylenip durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumble. grouch. grouse. grumble. murmur. mutter. to mutter to oneself. to grumble. to mutter. to murmur. to bumble. to grouch. to grunt. to snarl. to grouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mutter angrily to oneself. crab. grouch. grouse. growl. grumble. grunt. mutter. rabbit. snarl. snort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Homurdanma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muttering. mutter. growl of a bear. growl. grunt. snarl. snort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyonda seyretmiş, gazetelerde okumuş belki de bizzat şahit olmuşsunuzdur. Bazı insanlar kızgın korlar üzerinde, üstelik de çıplak ayakla yürüyebilmekte, ayaklarına da bir şey olmamaktadır. Bu 3-4 metre uzunluğundaki ateş yığınım hiç acı çekmeden ve yara almadan yürüyerek geçenler bunu nasıl ve niçin yapıyorlar, kendilerini nasıl hissediyorlar?

Ateş yürüyüşü Hindistan, Japonya, Güney Afrika, Endonezya, Tahiti gibi yerlerde binlerce yıldan beri dini geleneklere dayanarak uygulanagelmiştir. Günümüzde ise gösteri ve psikolojik tedavi de dahil bir çok amaçla uygulanmakta, bu konuda bilimsel toplantılar ve seminerler düzenlenmektedir.

Psikolojik tedavi amacı ile uygulayanlar asıl amacın ateşin üzerinden yürümeyi başarmak değil, bunu başardıktan sonra güven duygusu ile özel hayatta ve iş yaşamında da başarılı olmak olduğunu söylüyorlar. Önemli olanın ateşe hükmetmek değil, güvenemediğimiz her şeyin üzerine cesaretle gitmek olduğunu savunuyorlar.

Peki nasıl oluyor da ateşte yürüyenlerin ayaklarına bir şey olmuyor? Olaya ruhsal bilinç değil de bilimsel açıdan yaklaşanların değişik görüşleri var. Bir görüşe göre 200 - 300 derece sıcaklıkta ayak tabanları normalden çok ter atmakta, bu ter tabakası koruyucu bir örtü oluşturmaktadır.

Nasıl kızgın bir tava üzerine düşen su damlası, aralarında oluşan buhar tabakası nedeniyle hemen yok olmaz, tava üzerinde zıplayıp durursa, onun gibi bir şey. Ancak ayak tabanı ile kızgın kömürler arasında böyle bir şeyin oluşması mümkün görülmüyor.

Bir diğer görüşe göre önemli olan ayağın kömürler üzerine basış süresidir. Buna göre yüksek sıcaklıklar, çok kısa bir sürede etkili oldukları zaman acı vermiyorlar. Deri yüzeyindeki alıcılar ısıya oldukça yavaş reaksiyon gösterdiklerinden 0,3 saniyeden kısa bir sürede etkili olan 500 derecelik bir sıcaklığı yalnızca 2 derece olarak algılıyorlar. Bu nedenle ateş üzerinde yürüyenler işin tekniğini biliyorlar ve çok hızlı hareket ediyorlar, böylece ateşe basış sürelerinin çok kısa olmasını sağlıyorlar.

Ama bu görüş de tam tatminkar değil. Basış süresi 0,3 saniyeyi geçmesine hatta 7 saniyeyi bulmasına rağmen ayakları yanmayan yürüyücüler de var. Ateş üzerinde çorapla yürüyenlerin ayaklarının duyarsızlığı trans hali ile açıklansa bile bu, çorapların nasıl olup da yanıtladığını açıklayamaz.

Yürüyüş sırasında beynin acıyı bastıran ‘endorfin’ gibi maddeleri salgıladığı doğrudur ama bu da ayak taban derilerinin nasıl olup da yanmadığına açıklık getirmez.

Psikologlara göre ateş yürüyüşü henüz bilimsel yöntemlerle tam açıklığa kavuşturulabilmiş değildir. Hiç bir dini inancı olmayanlar da dahil, ateşte yürüyenlere kendilerinin bu gücü nereden aldıkları sorulduğunda, tümü aynı cevabı veriyor: İnanç.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short-lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocking coal. coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Havasız yerde yakıldıktan sonra söndürülmüş odundan ibaret siyah madde ki, tekrar yakılıp mangal içinde ısıtmak için ve mutfakta yemek pişirmek için kullanılır, Ar. fahm: Kışlık kömürü tedarik etmek; odun, kömür almak; kömür yakmak; kömür başa vurmak; kömür kayığı. Maden, taş kömürü = Yerin altından çıkan, pek ziyade ısı veren, vapur, lokomotif ve sobalarda vs. kullanılan siyah madde.

2.Siyah, kapkara: Kömür gözlü, kömür kaşlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal. charcoal. coalblack. black diamonds. cinder. coal , iron and steel industry. spoil bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kömür yapıp satan adam.

2.(denizcilik) Vapurlarda kömürü kazanın önüne getirmekle görevli bulunan İşçi sınıfı.

3.Siyah kara, siyah lekeli: Kömürcü tavuk, tilki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömürcülerin yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kömür hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kömür hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carboniferous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evde kullanılacak kömürün konulduğu yer, kömür anberı: Bu evin kömürlüğü dar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunker. coalbunker. coal-hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalbin. coal cellar. bunker. coal shed. coalhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black diamond. stone-coal. mineral of coal. pitcoal. black coal. fossil coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black diamond. stone-coal. mineral of coal. pitcoal. black coal. fossil coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charcoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charcoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood coal. charcoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Omurgayı meydana getiren kemiklerin her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÖMR) (i. A.).

1.Yaşayış, yaşamak, hayat: Ömür sürmek, Allah ömürler versin.

2.Hayat müddeti, insan veya hayvanın yaşadığı müddet: Bütün ömrünce.

3.Tatlı yaşayış, hakkıyle yaşama: Havası güzel bir yerde gailesiz yaşamak ömürdür. (Türkçe).

1.Garip, tuhaf gülünç: Kendi macerasını anlatması pek ömürdür.

2.Şen, nükteci: Herif ömürdür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertebra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertebra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertebra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertebra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life. existance. lifetime. time of life. life span. vita. race. service life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existence. lifetime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life-span. sb who is amusingly odd. existence. life. probable life. time of life. lifetime. span of life. term of life. total life. world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Hayat müddeti, yaşama süresi. 2.Hayat, dirilik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for life. lifelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for life. lifelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during his natural life. man and boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during his natural life. man and boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Uzun ömürlü ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Belkemiği, Osm. amûd-ı fıkarî. Gemi omurgası = Gemi kaburgasını teşkil eden postaların aşağı taraftan bağlı oldukları uzun parça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spine. backbone. vertebral column. spinal coloumn. keel. carina. rachis. vertebrae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbone. spine. keel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spine. backbone. spinal column. keel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memelileri, kuşları, sürüngenleri ve balıkları içine alan hayvan bölümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Omurların ortasındaki kanaldan geçen sinir, Osm. mühâ-ı şevkî (buna halk arasında murdar ilik denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal marrow. spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal marrow. spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ömrü uzun olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-lived. sth which lasts a certain amount of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-lived. sth which lasts a certain amount of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ömrü kısa olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short-lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. «Riaumur» adından). Bir termometre çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Homurdanmak, söylenmek, mırıldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uy. k.). Sömürgeci devlet tarafından sömürülen ülke, müstemleke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonial. colony. dependency. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony. possession. dependency. colonial müstemleke. koloni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony. settlement. commercial factory. dependencies. dependency. dominion. possession. colonial possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Yabancı bir ülkede hâkimiyet kurarak o ülkenin kaynaklarından maddî faydalar sağlayan ülke, müstemlekeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperialist. colonist. planter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonial. colonist. colonial müstemlekeci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialist. colonizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism. colonialism müstemlekecilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism. colonial expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialization. settling. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to colonize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Surat asıp dargın durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation. sucking up. overreaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Öküz gibi burnuyla iterek topleyıp yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploit. sweat. trade on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploit. to exploit. to presume on. to gobble sth. seize for private gain. to gobble down. to devour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exploit. to use sb / sth wrongfully for one's own ends. to take improper advantage of sth. to suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morose. sulky. grumpy. unsmiling. sour. glum. sullen. surly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grumpy. morose. sulky. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. dour. grumpy. saturnine. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness. sulks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dudaklarını uzatıp küskün çehreyle durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in the sulks. sulk. frown. pout. have the pouts. make face. go sour. turn sour. lower. mump. sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lour. lower. pout. sulk. to pout. frown. to sulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sulk. to pout. make a face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter. exploitative. preyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation. being exploited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exploited. to be sucked (into one's mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: tomrukçuk). Ağaçların baharda filiz olmak üzere, kışın meydana getirdikleri düğmelerin herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. burgeon. button. eye. fruit-bud. gemma. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. sprit. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bitkinin üzerinde bulunan, çiçek ya da yaprak verecek olan filiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaç tomurcuklar açmak, filizlenmek üzere tomurcuk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bud. to burst into bud. to bud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bud. sprout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid. stereoscopic. d- dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-dimensional film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable. hardwearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeniden boyutlandırma işlevi, yüksek çözünürlüklü görüntülerin daha düşük çözünürlüğe indirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by