Ona ne demek? | Ona anlamı nedir? | Ona

Ona anlamı nedir?

Ona ne demek?

Ona anlamı nedir?

Ona | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

thereto. her. him. it. to him. to her.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

her. him. it. thereto. to him. to her. to it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

her.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Outstanding Natural Area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office of National Assessments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt, akla uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balon kullanan pilot. aeronautics (i). havacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyumla amonyum nitrat bileşiminden meydana gelen patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). millet veya milletçiliğe karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ihtiraslı). Musikide bu kelime ile işaret edilen pasajın böyle çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Argonot, Altın Pösteki''yi elde etmek için Argo gemisinde Yason'un idaresi altında seyahat eden kahramanlardan biri; (k.h.) sedefli deniz helezonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telaffuz benzerliği; asonans, yarım kafiye, seci. assonant (s). telaffuzu benzer olan; yarım kafiyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). astronot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) fezada yolculuk ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fr.). Belirli makamlar dışında dizilerle eser veren yeni batı musikisi akımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterized by avoidance of traditional Western tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal center, or in which all pitches carry equal importance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal centre, or in which all pitches carry equal importance. a commonly misused term which refers to music having no perceived tonal center This perception is often due to the uneducated ears of the listener Twelve-tone and serial musi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that has no well-defined tonal center; it often also implies the lack of chords or other traditional harmonic structures. the absence of a tonal center. 1 What most songs sound like on a first sight-reading 2 Music that looks better than it sounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not having a key. describes a piece or passage of music which is in no discernible key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). atonal, ton ve makam temeline dayanmayan (beste). atonal'ity (i)., (müz).atonalite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not divided into zones; 'azonal heating'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiliz baronlar slnıfı; baronluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from beginning to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demir çubuklardan yapılmış iskeleti olan beton.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete. ferroconcrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bikarbonat bicarbonate of soda bikarbonat de süd, soda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i milyarder

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzay yolculuğunun canlılar üzerindeki etkisini inceleyen bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. hilesiz, hakiki, iyi niyet ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. zengin maden yatağı; refah ve talih kaynağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). top ateşi, bombardıman; (f). topa tutmak; bombardıman etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karbona ait; karbonlu; karbon gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ızgara et veya balık; (f). ızgara yapmak; gelişigüzel kesmek, parçalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyah elmas, genellikle Brezilya'da çıkarılan koyu renk elmas parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ri) 19 asırda italya, ispanya ve Fransa'da faaliyette bulunan gizli siyasi kuruluşun üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). karbonat, karbon asit tuzu veya esteri; (f). kömür haline koymak, kömürleştirmek; karbonata çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). karbondioksitle kireç çökeltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden gemilerde kullanılan bir çeşit kısa ve hafif gülle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendisine bir şey devredilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kronaksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kınakına ağacı. cinchona bark kınakına ağacı kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avrupa otellerinde veya hükumet dairelerinde hizmet eden uşak veya haberci; ingiltere'de kapıcılık vb. işlerde bulunan görevli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). umuma ait olan otlağı kullanma hakkı; ortak mal sahipliği; avam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avam, halk tabakası, topluluk; tüzel kişiliği olan ticari şirket üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolayca arkadaş olabilir; hoş sohbet; samimi, sıcakkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arkadaş gibi; müşterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şefkatli, merhametli, sevecen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). teşvik edici kuvvet. conative (s). meram ve arzu ile ilgili; (gram). gayret ifade eden (fiil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

concessioner (i). imtiyaz sahibi; fuarda bir satış yeri sahibi; temsilci, bayi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). şarta bağlı, kayıtlı; (i). ikmal imtihanı. conditional clause şart cümlesi. conditional mood şart kipi. conditional sale şarta bağlı satış. conditionally (z). şartlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerleme imalathanesi ; şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). günah çıkartma hücresi; (s). itiraf veya günah çıkartma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vicdana uygun, dürüst, âdil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, uyum, ahenk, mutabakat; (müz). ses uygunluğu; (fiz). titreşim uygunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). konson, sessiz harf; (s)., to veya with ile uygun; aynı seslere sahip olan, ahenkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). anayasa ile ilgili, anayasaya uygun; sıhhi; bünyevi, yapısal; (i). sağlık için yapılan jimnastik veya yürüyüş. constitutionally (z). anayasaya göre; mizaç itibariyle. constitutional'ity (i). anayasaya uygunluk. constitutionalism (i). meşrutiy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âdetlere uygun, göreneksel, geleneksel; beylik, basmakalıp; (güz. san). konvansiyonel. conventional warfare nükleer silah kullanılmayan harp. conventional usage kabul edilen düzen. conventionalism (i). âdetlere bağlılık. conventionalize (f). konva

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşmaya ait , konuşmaya hazır, konuşabilir, konuşkan. conversationalist (i). iyi konuşan kimse, sözü sohbeti yerinde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hale, ağıl, ayla; (anat). kafatasının üst düzeyi; (bot). korona. corona discharge (fiz). korona akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güneysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzeysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskoç cenaze havası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taç veya koronaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). taç ile ilgili; (tıb). kalbi besleyen damarlara ait: i kalp damarlarının kan pıhtısı ile tıkanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kozmonot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı casusluk , casusluk faaliyetlerini meydana çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nazik, tatlı, güler yüzlü, şirin, zarif, hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). on köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ulusal haklardan mahrum etmek; milli vasıflarını yitirmek; devlet kontrolundan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kişisel ilişkilerini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). patlamak, patlatmak, infilâk etmek. detona'tion (i). patlama, infilak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapsül, fitil, patlayıcı maddeyi ateşleyen şey, funya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). diyakozluk, şemmaslık; diyakozlar heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). köşegen, diyagonal. diagonally (z). diyagonal olarak. diagonally opposite karşılıklı iki köşede bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sözlük, lügat, kamus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tarafsız, hislerine kapılmayan, serinkanlı, sakin. dispassionately (z). tarafsızlıkla, hislerine mağlup olmadan. dispassionateness (i). tarafsızlık; serinkanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nispetsiz, gereğinden fazla, aşırı, ifrata kaçan, uymayan. disproportionately (z). nispetsizce. disproportionateness (i). nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, uyumsuzluk, seslerin birbirine uymaması; (müz)., (fiz). akortsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahenksiz, uyumsuz, uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diagonale

mat. köşegen

Bir çokgende ardışık olmayan veya birçok yüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (isp). hanım, bayan; ispanyol hanımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşkınlıktan bir an için ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek, donup kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be petrified with horror or astonishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to adorn. to embellish süslemek. tezyin etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemi direğine, yelkene yahut başka bir parçaya bağlı olan halat ve makara gibi manevra vasıtaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accoutrements. rigging. appointments. rig. equipment. furnishing. hardware. accoutrement. equipage. gear. implement. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitment. installation. rig. hardware. rigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. rigging. outfit. assessories. supplies. garniture. armature. makeup. trimming. equipment. facilities. munition. installation. appurtenance. fitout. fitting- out. fixture. gear. rig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Herkesle alâkalı sevinçli bir hâlin ilânı veya kutlanması için şehrin elektrik, bayraklar vesair şeylerle süslenmesi, top, tüfek ve fişekler atılması. Şehr-Ayîn = Şenlik, donanma gecesi. 2.Harp gemilerinin bütünü: Türk, Fransız donanması, donanmay-ı hümâyûn. İnce donanma = Nehir için ufak gemiler filosu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleet. navy. armada. maritime power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada. navy. fleet. illuminations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleet. navy. naval force. fireworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Süslenmek, bezenmek: Gelin güzel donanmış.

2.(şehir, bina vs.) Elektirik ve bayraklarla süslenmek: Bütün şehir donanmış; resmi binalar çok güzel donandı.

3.(gemi) Yelken vesaire takımıyle cihazlanmak: Yeni inşa olunan gemiler daha donanmadı.

4.(at) Mükemmel takımlarla hazırlanmak: At donandı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spruce oneself up. to do oneself up. to be decorated. to be equipped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be decorated. to be equipped. to dress up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hediye etmek, bağışlamak, iane vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. gear. kit. outfit. paraphernalia. tackle. fittings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. accoutrement. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Donanma işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dressed up. to be adorned. to be decorated. to be embellished. to be equipped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Donatmak işi, teçhiz.

2.(askerlik) Birliklere gerekli olan silâh ve makineleri sağlama işi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipping. arming. rig. supplying. armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. fittings. gearing. equipping. procurement of ordinance. accessories. accessory. gear. fixture. equipage. device. appliance. armature. garnish. harness. tackling. tackle. installation. rigging. rig. purchase. train. mounting. furniture. ap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iane verme; iane, hediye, bağış, hibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Donatmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. equipping. fit out. fitting. decoration. installing. outfitting. rigging. trimming. confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («elbise» mânâsındaki «don» dan olup «giydirmek» demelidir)

1.Süslendirmek, bezetmek. Osm. tezyin etmek: Odalarını güzel donatmış; gelini giydirip donattılar.

2.Şehri ve binaları, elektrik ve bayraklarla süslemek: Şehri, çarşıyı, sokakları, vapurları donatmak.

3.Süslü şekilde tertib etmek: Meyve tablası donatmak.

4.mec. Sövüp sayarak azarlamak, kabahatlerini etrafiyle yüzüne vurarak paylamak.

5.(denizcilik) Geminin arma ve teknesindeki eksikleri tamamlamak ve teçhiz edip sefere hazırlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rig out. deck out. ornament. equip. rig. outfit. decorate. furnish. gird. arm. attire. bedeck. bedight. catch up. damask. invest. prank. prank out. prank up. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

array. attire. deck. decorate. equip. furnish. grace. issue. provision. to deck out. to ornament. to decorate. to adorn. to grace. to furnish. to equip. to rig. illuminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to rig. to equip. to set lavishly (with food and tableware. administer. affreight. array. bedeck. fit out. fit. fit up. furnish. garnish. gear. to fit out. outfit. prepare. upholster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Donatma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb / sth equipped or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ,). (Lat). bir oyundaki kişiler; bir piyesin metnin' den önce gelen oyundaki kişilerin listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygulu, hassas, hisli; heyecanlı, heyecan veren. emotionalism i. duygululuk, çabuk heyecana kapılma . emotionalist i. fazla heyecana kapılan kimse; heyecan uyandırmaya çalışan kimse. emotional'ity i. heyecana kapılma, duygun luk, duyarlık, hassasi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. international

uluslararası

Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. internationalisme

uluslararasıcılık

Uluslararasındaki ilişkileri benimseme, uluslararasındaki ilişkilerden yana olma.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, güvenilir, iyi erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) casusluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. espionnage

casusluk

Casus olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) itiraz olunabilir, yakışık almaz, makbul olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müstesna, istisnai, ender, fevkalade. exceptionally (z.) müstesna olarak, fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bir kilisenin dış dehlizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zorbalığa ait, zalim, insafsız, görevini kötüye kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). övünme, atma, farfaralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). modaya uygun, kibar kimseler arasında revaçta olan. fashionably (z). modaya uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fonctionnalisme

ruh b. ve top. b. işlevcilik

Toplumu, her bir ögesi belli bir işlev yapan karşılıklı bağlılıklar ve etkileşmeler düzeni olarak gören, toplumu tek başına belirleyen herhangi bir temelin bulunmadığını savunan akım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesri; cüzi. fractional currency ufaklık, bozuk para. fractional distillation (kim). uçucu sıvıları tedrici hararetle kısımlara ayırma, fraksiyonlu distilasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kısımlara ayırmak (imbikten çekilen sıvılar), damıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s görevsel, vazifeye ait, kuvvete ait; pratik, ameli; vücut organ larının görev ve hareketlerine ait; biyol mutat vazifesini gören functional disorder tlb vucutta bir organın görevine tesir eden düzensizlik functionalism i görevselcilik, bir şeyin y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i memur, gorevli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. övünme; f.övünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) yumurtalık veya erbezi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazın suyu kuruyan gölcük, küçük göl, durgun su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkek geyik, sığın ve benzerleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kişisel olmayan, şahsi olmayan; ,sahsiyeti olmayan; özel bir şahsa veya şeye bağlı olmayan; gram. yalnız üçuncü tekil şahıs kullanllan (fiil): (it snows gibi), gayri şahsi (fiil) impersonally z. kişisel olmayarak, bir şahsa veya ,seye bağlı olmaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek; temsil etmek; kişilik kazandırmak. impersonation i. taklit etme; şahıslandırma. impersonator i. temsil veya taklit eden kimse, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, uyumsuz, ahenksiz. inconsonance i. ahenksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. şahsen, bizzat, kendi şahsında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuruluş veya kuruma ait; geleneğe ait, bir mevzuun esasına ait. institutional food herhangi bir müessesenin çıkardığı yemek. institutionalize f. kurum haline getirmek; adet haline getirmek; A.B.D., k.dili düşkünler evine yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelenek veya âdetlere ait, hukukla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) muhtelif mezhepler arasında vuku bulan, mezheplerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) milletlerarası, beynelmilel, uluslararası, enternasyonal. international code Mors alfabesi; (den.) uluslararası işaret sancakları sistemi. Inter national Date Line Büyük Okyanus'ta gün değiştirme hattı. international Iaw milletlerarası hukuk. In

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milletler arasında birlik ruhu veya fikri, enter - nasyonalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enternasyonalizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) milletlerarası kontrola sokmak, enternasyonal hale koymak, beynelmilel kılmak. internationalization (i.) milletlerarası bir hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) monoton bir makamla okumak; (dilb.) seslenmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) konuşma şekli, şive, ses tonunun yükselip alçalma şekli; (müz.) doğru ses perdesi, seslem, tonotüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrationaliste

fel. us dışıcı

Us dışıcılık yanlısı olan (kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. irrationalisme

fel. us dışıcılık

Yaşamda ve bilgilerde us dışı ögelere tek yanlı olarak ağırlık veren, sezgi, sevgi, duygu ve içgüdüleri bilginin kaynağı sayan görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) akılsız, mantıksız, kaçık, deli, muhakeme kabiliyeti olmayan; makul olmayan, akla uygun gelmeyen; münasebetsiz, saçma; (mat.) yadrasyonel. irrational'ity (i.) mantıksızlık. irra'tionally (z.) mantıksız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mantıksız düşünce veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. denizcilik). İki direkli, yelkenli, hafif bir cins gemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eşzamanlı. isochronism (i.) eşzamanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunus Peygamber; uğursuzluk getiren adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Karaelmas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya).

1.Karbonik asidin bazlarla birleşerek yaptığı tuzların genel adı.

2.Sodyum bikarbonatı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonate. sodium bicarbonate. soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat haline sokma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carbonate. to impregnate with carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Osmanlılar’da Rum kadınlarına hanım ve madam yerine verilen unvan (sonradan alay tâbiri olmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overdressed and excessively made-up woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yolculukta gece konacak yer, Ar. menzil. Yolcuya konak varmak = Yatacak yer temin etmek.

2.Yolculukta konup mola verme.: Orada bir gün konakladık.

3.İki menzil arasındaki yol, mesafe, bir günlük yol, merhale: Edirne eskiden üç konektı. O yolu üç konakta geçtik.

4.İkametgâh, menzil, mesken: Orada konak tuttu.

5.Büyük ev, daire: Paşa konağı.

6.Resmî daire, hükümet şubelerinden birinin binası: Hükümet konağı.Başa konan kepek: Başımda çok fazla konak oluyor, baş konağına karşı ilâç. Konak mahalli = Askerin konduğu yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inn. residence. residency. halting place. court. dandriff. dandruff. hall. mansion. road house. scurf. villa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dandruff. mansion. quarter. stage. government house. day's journey. host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mansion. large and imposing house. shopping place. place to spend the night. dandruff. hall. halting- place. mansion house. scurf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlılar’da sefer sırasında ileri gidip konak hazırlayan subay. Seferber askerin yol sırasında konacak yerlerini seçip hazırlayan birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopover. baiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yolculuk sırasında bir yerde kalıp geceyi geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop over. camp. be billeted. put up. roost. stop off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. to stay for the night. to spend the night. to be billeted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night to bivouac. to encamp. to billet. stop off. stopover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Konakri, Guinea'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nomad. nomadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Konsonant

db. ünsüz

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. corona

gök b. Güneş tacı

Güneş atmosferinin yoğunluğu çok düşük ve çok sıcak en dış katmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. nor) İsveç ve İslanda'da para birimi, krona.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji” ve psikoloji). Bir elektrik akımının tenbih meydana getirebilmesi için gereken kısa müddet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kiliselerde ayinlerde okunmak üzere ayrılmış parçaları kapsayan kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. alaylardan ibaret, alaylardan meydana gelmiş; alaya mensup; i. bir alaya mensup er.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su ve şekerle karışık limon suyundan ibaret şerbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. lemon squash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. still lemon drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemonade. sangria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limonata denilen limon şerbetini yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ince dilinmiş soğan ile pişirilmiş (patates).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

New York şehrinde birçok reklam sirketinin bulunduğu cadde; Amerikan reklam dünyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boylam dairesine ait veya benzer; güneye ait; güneyde olan; i. güneyli; güney Fransalı. meridionally z. meridyen doğrultusunda kuzey ve güney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milyoner, milyon sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misyoner .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Monako.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. felsefe). Leibniz’e göre, varlıklara vücut veren bölünmez, katıksız öz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basit cevher, zerre, atom; biyol. tek hücreli organizma; fels. monad, bölünmez töz. monad'ic(al) s. tözel, monada ait. monadism i. monadizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. ercikleri filamentlerle birleşmiş, monadelf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Akdeniz kıyısında, Fransa’nın güneyinde, İtalya sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 43 44 Kuzey enlemi, 7 24 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 1.95 km².

Sınırları: toplam: 4.4 km.

sınır komşuları: Fransa 4.4 km.

Sahil şeridi: 4.1 km.

İklimi: Akdeniz iklimi.

Arazi yapısı: Tepelikli, engebeli, kayalıklı.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Agel Tepesi 140 m.

Doğal kaynakları: yok.

Coğrafi Not: Dünyanın ikinci en küçük bağımsız devleti (Holy See’den sonra).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 32,543 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.4 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 7.68 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.69 yıl.

Erkeklerde: 75.85 yıl.

Kadınlarda: 83.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Monakolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Fransız %47, Monakolu %16, İtalyan %16, diğer %21.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: Fransızca (resmi), İngilizce, İtalyanca, Monakoca.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Monako Prensliği.

kısa şekli : Monako.

Yerel tam adı: Principaute de Monaco.

yerel kısa şekli: Monaco.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Monako.

Bağımsızlık günü: 1419.

Milli bayram: Ulusal Gün , 19 Kasım.

Anayasa: 17 Aralık 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 870 milyon $ (2000 verileri).

İş gücü: 41,110 (2004).

İşsizlik oranı: %3.1 (1998).

Endüstri: Turizm, inşaat, küçük çaplı endüstri ve tüketim malları.

Tarım ürünleri: yok.

Para birimi: Euro (EUR).

Para birimi kodu: EUR.

Mali yıl: Takvim yılı.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 33,700 (2002).

Telefon kodu: 377.

Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM NA, kısa dalga 8 (1998).

Radyolar: 34,000 (1997).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1998).

Televizyonlar: 25,000 (199


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kocalı; tek kocalılıkla ilgili; bot. tek ercikli, monandrik. monandry i. tek kocalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kral, padişah, hükümdar. monar'chic(al) s. krallık usulüne ait. mon'srchism i. krallık hükümeti sistemi, kraliyetçilik. monarchist i. krallık usulü taraftarı, kraliyetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, padişahlık, monarşi, tekerklik; kral sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Bir hükümdar tarafından yapılan devlet yönetimi. Parlamanter (meşrûtî) demokrasi veya mutlakıyet şeklinde ölebilir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchie

top. b. tek erklik

Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchiste

top. b. tek erkçi

Monarşizme ilişkin, bu rejimi benimseyen ve savunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monarchisme

top. b. tek erkçilik

Monarşi yanlılarının siyasi öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manastır. monaster'ial s. manastıra ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. manastıra veya manastır hayatına ait; inzivaya çekilip kendini dini hayata adamış; i. keşiş. monastical s. manastıra ait. monasticism i. manastır hayatı veya sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Yugoslavya'da Ma nastır şehri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mo. , month , month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. tek atomlu molekülü olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kulakla işitmeye ait; sesi tek bir yönden gelen, stereo olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok zengin kimse, mültimilyoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national socialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nationalisme

milliyetçilik

Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. milli, ulusal, millete ait; i. yurttaş, vatandaş. national anthem milli marş veya şarkı. National Assembly Millet Meclisi. national bank milli banka; Amerika'da bankınot çıkarmaya yetkisi olan banka. national church bir devletin resmi kilises

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. millet; milliyet; vatandaşlık; milli özellikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rüşte ermemiş olma; küçüklük, çocukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) doksanlık, doksan yaşına gelmiş; (i.) doksan yaşında kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) dokuz açılı ve dokuz yanlı çokgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hazır bulunmama, gıyap, yokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ara sıra meydana gelen, fırsat düştükçe yapılan; belirli bir fırsat dolayısıyle yapılan. occasional chair takımdan ayrı sandalye. occasionally (z.) ara sıra, bazen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) meşguliyete ait; işgal kuvvetleri ile ilgili; meslek dolayısıyle meydana gelen (hastalık veya zarar). occupational therapy meşguliyetle tedavi, rehabilitasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -gri) yaban eşeği, zool. Equus onager; ask. mancınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İleri git, lider ol anlamında.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approval. ratification. certification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beğenip istemek, tercih ve kabûl etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approve. to approve. to assent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to approve. to ratify. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarıda kalmış cinsi munasebet; istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). Cinsî zevki sun’İ olarak sağlama hâli. Ar. istimna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be approved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be approved. to be ratified. to be certified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be approved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be approved. to be ratified. to be certified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Her defasında on: Tahtaları onar onar yüklettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ten a piece. ten each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ten a piece. ten each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Daha iyi bir duruma giren, mutlu olan. Hastalıktan, dertten kurtulan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Düzelten, yararlı bir duruma getiren. İyileştiren, tedavi eden. 2.Başaran, bitiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repaired. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repaired. to be restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. reparation. renovation. maintenance. mend. refitment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. restoration. reparation. restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. corrective maintenance. restoration. repair work. restorage. rehabilitation. restitution. improvement. overhauling. overhaul. after sales service. reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restorer. repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restorer. repairer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.iyiye döndürmek, tamir ve ıslah etmek.

2.(bk.) Metin tamiri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. restitution. restoration. reparation. overhauling. overhaul. development. innovation. improvement. mending. reconditioning. refection. repairing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. mend. restore. renovate. debug. doctor. patch up. redress. refit. remedy. tinker up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fix. mend. overhaul. recondition. renovate. repair. restore. service. to mend. to repair. to fix. to recondition. to restore. to renovate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to repair. to restore. to make amends for. to improve. to overhaul. to rehabilitate. to repaint. to innovate. amend. bushel. to make good. renew. service. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb repair or restore sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb repair or restore sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. careful. useful. honet. upright. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. proper. careful. painstaking. beneficial. useful. decent. upright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. careful. useful. honet. upright. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. proper. careful. painstaking. beneficial. useful. decent. upright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.İyi, güzel, düzgün. 2.İyi yaratılışlı. 3.Doğru, dürüst nitelikli. 4.Kolay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onat kan. Temiz, dürüst soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel, dürüst ask(Erkek İsmi) Nitelikli ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i.). Tasdik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approval. confirmation. acknowledgement. affirmation. endorsement. ratification. indorsement. certification. okay. approbation. assent. backing. legitimation. o.k. ok. sanction. visa. vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. affirmation. approbation. approval. blessing. countenance. favour. okay. sanction. consent. assent. ok. convenient. suitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express consent. ratification. approval. certification. convenient. suitable. confirmation. acceptance. applause. approbation. assent. authentication. blessing. countenance. placet. sanction. suffrage. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). -Uygun bulma, onaylama. Uygun yerinde. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ayın ilk günlerindeki hali, hilal. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ön aydın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appro. confirmation. approval. ratification. certification. acceptance. attestation. corroboration. legitimation. recognition. subscription. validation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. approbation. approval. blessing. favour. sanction. ratification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ratification. affirmance. approval. certification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (f.). Yapılan bir işi beğenerek kabûl etmek, tasdik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. give countenance to. lend countenance to. approve. confirm. ratify. affirm. authorise. authorize. acknowledge. endorse. indorse. verify. validate. accept. attest. bear out. certify. corroborate. countersign. grant. hear. homologate. legiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accede. accept. applaud. approve. carry. certify. confirm. corroborate. countenance. endorse. favour. grant. okay. pass. ratify. recognize. sanction. subscribe. uphold. validate. to approve. to ratify. to applaud. to accept. to accede. to countenance. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. accept. approve. to approve. to ratify. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approval. ratification. certification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approval. ratification. certification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet with approval. go through. pass. go down. be approved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet with approval. go through. pass. go down. be approved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ratify. to approve. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ratify. to approve. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirmed. approved. certified. certificated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approved. certified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certified. approved. ratified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unapproved. unratified. uncertified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unapproved. unratified. uncertified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameli; kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, fikrinden dönmeyen, dik kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorunlu olmayan, isteğe bağlı. optionally z. ihtiyari olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Ordu donatım sözünün kısaltılmışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., geom. dikgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kelebeğe benzer; bot. kelebek şeklinde çiçeği olan, kelebeksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı tutkuları olan; çabuk öfkelenen, hiddetli; heyecanlı, hararetli, ateşli, şiddetli; şiddetle aşık. passionately z. tutkuyla; hararetle, ateşli olarak. passionateness i. ihtiraslı oluş, ateşli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Osmanlı teşkilâtında oramiral.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. emekli aylığı alan, mütekait; i. uşak; ücretle çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kulluk, kölelik, borcunu ödemek için esir gibi çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes veya romanda kişi; psik. etrafa karşı takınılan tavır. persona grata Lat. makbul şahsiyet, saygıdeğer kişi. persona non grata Lat. istenmeyen kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

istenmeyen kişi

Bulunduğu ülkenin yasa ve düzenlemelerine uymadığı durumda ilgili devletçe çalışması istenmeyen diplomat.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş görünen, cana yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahsiyet, önemli kişi, muhim şahsiyet; sahnede canlandırılan şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şahsa ait, şahsi, zati, özel, hususi, zata mahsus; huk. şahsi eşyaya ait, menkul eşya ile ilgili; gram. uç şahıstan birine ait; i. gazetede belirli bir sahıs hakkında çıkmış olan yazı; huk şahsi eşya. personal appearance bir filim artistinin si

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet, ferdiyet; şahıs, zat; gen. çoğ. hakaret niteliğinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şahsına mal etmek; şahıslandırmak, kişilik kazandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. şahsen, bizzat; kendine gelince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. şahsi mal; menkul mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. maskeli, personat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (tiyatro) bir karakteri canlandırmak; huk. aldatmak amacıyle kendini başka bir şahsiyet olarak göstermek; bir diğerinin hüviyetini benimsemek. persona'tion i. başka bir kimsenin hüviyetini benimseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seslendirmek. phona'tion i. seslenim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Outlook gibi ajanda işlevi gören yazılımlara verilen isim.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gereksiz söz, laf kalabalığı, kelime fazlalığı, haşiv, şisirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gereksiz sözlerle ilgili. pleonastically z. gereksiz sözlerle ifade ederek, lüzumundan fazla şey söyleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. Polonya asıllı ağır ve ritmik bir dans, polonez; bu dansın müziği; bulüzü ve eteği birbirine bitişik olan ve eskiden giyilen kadın elbisesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok köşeli, çokgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. çoktonlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. birkaç perdeyi birden kullanma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. alay çeşidinden; i. dinsel tören esnasında okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mesleğe ait, mesleki; ustalıklı; meslek sahibi olan; profesyonel; i. profesyonel kimse. profession- ally z. meslek bakımından, meslekçe, iş için; ustalıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. profesyonellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. promenade

gezinti yeri

Yürüyüş yapmak, dolaşmak ve hava almak amacıyla ayrılmış yol veya bölge.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., biyol. elleri veya ön ayakları avuç içi veya tabanı yere doğru çevrilmiş vaziyette tutmak veya o vaziyete getirmek, içe dönmek veya döndürmek. prona'tion i. elleri bu vaziyete getirme. prona'tor i., anat. pronator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. orantılı; i. bir başkasıyle orantılı olan nicelik veya sayı. proportional representation pol. nispi temsil. proportionally z. nispeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orantılı. proportionateness i. orantılılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçici, muvakkat, eğreti. provisionally z. geçici olarak; şartlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akciğere ait, akciğeri etkileyen; akciğeri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kişisel görüntü kaydedici.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüpheli, şüphe götürür; kati olmayan; kararlaştırması zor. questionableness i. şüpheli hal. questlonably z. şüpheli surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rationaliste

fel. akılcı

Akılcılıktan yana olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. rationalité

fel. ussallık

Akla dayalı olanın niteliği.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. rationalisation

ussallaştırma

Herhangi bir işi veya davranışı akla uygun kılma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. rationalisme

fel. ve top. b. akılcılık

1. fel. Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı.

2.top. b. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu.

3.top. b. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıl sahibi, akıllı, makul, mantıklı; ussal; (mat.) rasyonel. rational'ity, rationalness (i.) mantıklılık, ussallık. rationally (z.) makul olarak, mantıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mantık, temel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) usçuluk, akılcılık, rasyonalizm. rationalist (i.) usçu, akılcı, rasyonalist rationalis'tic (s.) usçuluk felsefesine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) ise (f.) bahane bulmak; mantığa göre açıklamak; mantıklı kılmak; (İng.) modernleştirmek; (mat.) rasyonel sayıya çevirmek. rationalization (i.) bahane; modernleşme; (mat.) rasyonelleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) makul, mantıklı, akla uygun; uygun. reasonableness (i.) uygunluk. reasonably (z.) makul surette; oldukça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çekilmeye ait; (i.) papaz ve koro heyeti kiliseden çıkarken okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bölgesel, mıntıkaya ait veya mahsus. regionally (z.) bölgeye göre, mıntıka mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) her teşekkülün kendi kendini idare etmesi; eyaletlere bölme taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sesi aksettirme, yankılama; sesi uzatıp şiddetlendirme özelliği, tınlama. resonance box keman gövdesi gibi sesi şiddetlendiren kutu. resonant s. sesi aksettiren, yankılayan; tannan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çınlamak, yankılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sesi aksettirici alet veya cisim; elektrik akımını yankılayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. devrim kabilinden, inkılâpçı, devrimci; ihtilâlci; i. devrimci veya inkılâpçı kimse; ihtilâlci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Titreşim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. résonance

fiz. titreşim

Küçük ve hızlı salınım.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resonance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resonance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabun gibi, sabunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsime göre olan, tam vaktinde olan; tam yerinde veya zamanında yapılan. seasonableness i. mevsimine göre olma, mevsiminde olma. seasonably z. mevsimine göre, mevsiminde, zamanında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir mevsime mahsus, mevsimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir bölüme ait; bir bölgeye ait. sectionalism i. bölgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bölgelere ayırmak; bölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı profesyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal, hissi; heyecanlı, merak uyandırıcı, sansasyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. duyumculuk; heyecan uyandırıcı yöntemlere baş vurma, sansasyonalizm; iyiliği duygulara bağlı olarak değerlendirme kuramı. sensationalist i. sansasyonalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuzeysel, yıldızdan gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarboante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. conclude. die. expire. finish. terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease. to be drawing to a close. come to an end / to close. culminate. draw to close. draw to an end. to draw to an end. expire. pass away. pass off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sonuncu, son doğan yiğit, erkek çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ses veren, sesli; i., dilb. ünlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a measuring instrument that sends out an acoustic pulse in water and measures distances in terms of the time for the echo of the pulse to return; sonar is an acronym for sound navigation ranging; asdic is an acronym for anti-submarine detection investigat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Word is derived from 'sound navigation and ranging ' It describes a devise that transmits frequency sound waves in water and registers the vibrations reflected back from an object It is used in detecting objects such as submarines, locating schools of fis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The use of sound waves to detect underwater objects, such as schools of fish A system that uses transmitted and reflected sound waves to find objects under water. - an underwater acoustic means of determining distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A technique, similar in principle to radar, for finding the distance and direction of a remote object in water by transmitting sound waves and detecting reflections from it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonar , sound navigation ranging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz radarı, sonar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Batı Musikisi’nde solo saz için yazılan büyük eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonata.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir ya da iki çalgı için yazılmış, üç ya da dört bölümden oluşan müzik yapıtı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. sonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müz. sonatcık, sonatin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay’ın son günleri. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seemingly. supposedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sabit, durağan; kımıldamaz; muayyen bir kararda kalan, ne ilerlemekte ne de gerilemekte olan; i. bir yerde daima kalan kimse veya şey; belirli bir yerde bulunan er. stationary air nefes alıp verme sırasında daima akciğerde kalan hava. station

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün insanlığı kapsayan, milletler üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir veya birden fazla milletin siyasi imkânlarıyla sınırlanmamış olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların dokundukları anda kömür oldukları binlerce volt cereyan taşıyan elektrik tellerine konan kuşlar nasıl oluyor da cereyana kapılmıyorlar? Çünkü topraklanmamışlardır. Çünkü tam bir devre meydana getirmezler. Çünkü kısa devre yaratmazlar. Tüm bu „çünkü’lerin anlamı esasında aynı yola çıkar.

Elektriğin, elektronların komşu atomlara çarpıp onları titreştirmesi ile iletilen bir enerji olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir jeneratörden, kablonun içindeki iki telden biri ile çıkan akım, lambayı yakıp, görevini yaptıktan sonar diğer nötr telden geri döner.

Elektrik akımı direnci sevmez. Eve dönmek için daima en kısa ve kolay yolu tercih eder. Bir su birikintisi içinde iseniz ve elektrikli bir tele dokunursanız, akım telden en kolay yol olan vücudunuza girer, oradan da son derece iletken olan su birikintisine geçerek, topraktan eve döner.

Elektrik telleri üzerine konan kuşların toprakla alakaları yoktur. Onlar elektriğin evine dönmesi için bir kısa yol yaratmazlar. Elektik onların vücudundan geçmektense, kendisine kuş vücudundan daha az direnç gösteren, iki ayakları arasındaki teli tercih eder. Kuşlar da bu nedenle bütün gün boyu, yüksek voltaj taşıyan, çıplak elektrik telleri üzerinde durabilirler.

Eğer bu arada kuş kazara elektril tellerini taşıyan direğe temas ederse, elektrik akımı kuşun gövdesi ve direk yolu ile toprağa geçer ve kuş ölür. Yüksek enerji hatlarının direklerinde oturan kuşların telleri gagalama alışkanlıkları vardır. Bir zamanlar Almanya’da bu şekilde kuş ölümleri o kadar arttı ki, direkler ve destekler topraktan izole edilerek kuşlar ölümden kurtarıldı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir geminin iç hacmine göre taşıma kapasitesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonnage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonnage. shipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ses perdesine ait. tonally z. ses perdesine dikkat ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. tonalite, tonculuk, bir bestenin ton özelliği; resimde renk uygunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geleneksel, ananevi. traditionalism i. ananeye bağlılık, gelenekçilik. traditionally z. geleneksel olarak, geleneklere göre traditionalist i. ananeye bağlı kimse, gelenekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçişe veya değişmeye ait. transitionally z. değişim müddetince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devlete hıyanet kabilinden. treasonableness i. hıyanet. treasonably z. haince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli; kristalde üç katmerli simetriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayıtsız şartsız. unconditionally z. kayıtsız şartsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıksız; vicdansız; insafsız; prensip sahibi olmayan. unconscionably z. vicdansızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ana yasaya aykırı. unconstitutional'ity i. ana yasaya aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göreneklere uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itirazı mümkün olmayan, itiraz edilmeyen; kusursuz. unexceptionably z. kusursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi, bayağı; istisna kabul etmez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. modaya uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istemeyerek yapılan. unintentionally z. istemeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ağıza alınmaz, sözü edilmez; i., çoğ. iç çamaşırları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şey denilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meslek standartlanna aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münakaşa kaldırmaz; şüphe götürmez, muhakkak. unquestionably z. şüphesiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıksız, muhakemesiz; makul olmayan; aşırı, müfrit. unreasonableness i. mantıksızlık; makul olmayış. unreasonably z. mantıksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsimsiz, zamansız, vakitsiz. unseasonableness i. mevsimsizlik. unseasonably z. mevsimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arnavutluk'ta Avlonya şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hayali, hayal kabilinden, merak ve kuruntu cinsinden; meraklı, kuruntulu; önseziye ait; düşsel; i. hayale kapılan kimse, hayalperest kimse. visionariness i. kuruntululuk, meraklılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşıma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçeden küçük teğelti, belleme nevi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yönünü, cepheni al.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Deride sinirler boyunca ağrılı döküntülerle beliren bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göğüs veya gövdede ya da yüzde ve gözde, çoğunlukla yalnız bir tarafta olmak üzere görülen ve sinirler boyunca yakıcı ağrılara, zona veya herpes zoster denir. Hastalık başladıktan birkaç gün sonra ağrıların olduğu yerde, bir kırmızılık ve ortasında içi su dolu küçük kabarcıklar görülür. Bu belirtiler bir hafta kadar devam eder. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke, zeytinyağı, su.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı soğuk su ile 1 kahve fincanı sirke karıştırılır. Hastalıklı yerlere kompres yapılır. Sonra zeytinyağı ile ovulur. |


Sağlık Bilgisi by