önal ne demek? | önal anlamı nedir? | önal

önal anlamı nedir?

önal ne demek?

önal anlamı nedir?

önal | Dream Meanings


İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İleri git, lider ol anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyumla amonyum nitrat bileşiminden meydana gelen patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). millet veya milletçiliğe karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fr.). Belirli makamlar dışında dizilerle eser veren yeni batı musikisi akımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterized by avoidance of traditional Western tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal center, or in which all pitches carry equal importance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal centre, or in which all pitches carry equal importance. a commonly misused term which refers to music having no perceived tonal center This perception is often due to the uneducated ears of the listener Twelve-tone and serial musi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that has no well-defined tonal center; it often also implies the lack of chords or other traditional harmonic structures. the absence of a tonal center. 1 What most songs sound like on a first sight-reading 2 Music that looks better than it sounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not having a key. describes a piece or passage of music which is in no discernible key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). atonal, ton ve makam temeline dayanmayan (beste). atonal'ity (i)., (müz).atonalite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not divided into zones; 'azonal heating'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avam, halk tabakası, topluluk; tüzel kişiliği olan ticari şirket üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). şarta bağlı, kayıtlı; (i). ikmal imtihanı. conditional clause şart cümlesi. conditional mood şart kipi. conditional sale şarta bağlı satış. conditionally (z). şartlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). günah çıkartma hücresi; (s). itiraf veya günah çıkartma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). anayasa ile ilgili, anayasaya uygun; sıhhi; bünyevi, yapısal; (i). sağlık için yapılan jimnastik veya yürüyüş. constitutionally (z). anayasaya göre; mizaç itibariyle. constitutional'ity (i). anayasaya uygunluk. constitutionalism (i). meşrutiy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âdetlere uygun, göreneksel, geleneksel; beylik, basmakalıp; (güz. san). konvansiyonel. conventional warfare nükleer silah kullanılmayan harp. conventional usage kabul edilen düzen. conventionalism (i). âdetlere bağlılık. conventionalize (f). konva

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşmaya ait , konuşmaya hazır, konuşabilir, konuşkan. conversationalist (i). iyi konuşan kimse, sözü sohbeti yerinde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taç veya koronaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). on köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ulusal haklardan mahrum etmek; milli vasıflarını yitirmek; devlet kontrolundan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kişisel ilişkilerini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). köşegen, diyagonal. diagonally (z). diyagonal olarak. diagonally opposite karşılıklı iki köşede bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diagonale

mat. köşegen

Bir çokgende ardışık olmayan veya birçok yüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygulu, hassas, hisli; heyecanlı, heyecan veren. emotionalism i. duygululuk, çabuk heyecana kapılma . emotionalist i. fazla heyecana kapılan kimse; heyecan uyandırmaya çalışan kimse. emotional'ity i. heyecana kapılma, duygun luk, duyarlık, hassasi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. international

uluslararası

Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. internationalisme

uluslararasıcılık

Uluslararasındaki ilişkileri benimseme, uluslararasındaki ilişkilerden yana olma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) müstesna, istisnai, ender, fevkalade. exceptionally (z.) müstesna olarak, fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fonctionnalisme

ruh b. ve top. b. işlevcilik

Toplumu, her bir ögesi belli bir işlev yapan karşılıklı bağlılıklar ve etkileşmeler düzeni olarak gören, toplumu tek başına belirleyen herhangi bir temelin bulunmadığını savunan akım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesri; cüzi. fractional currency ufaklık, bozuk para. fractional distillation (kim). uçucu sıvıları tedrici hararetle kısımlara ayırma, fraksiyonlu distilasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s görevsel, vazifeye ait, kuvvete ait; pratik, ameli; vücut organ larının görev ve hareketlerine ait; biyol mutat vazifesini gören functional disorder tlb vucutta bir organın görevine tesir eden düzensizlik functionalism i görevselcilik, bir şeyin y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kişisel olmayan, şahsi olmayan; ,sahsiyeti olmayan; özel bir şahsa veya şeye bağlı olmayan; gram. yalnız üçuncü tekil şahıs kullanllan (fiil): (it snows gibi), gayri şahsi (fiil) impersonally z. kişisel olmayarak, bir şahsa veya ,seye bağlı olmaya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuruluş veya kuruma ait; geleneğe ait, bir mevzuun esasına ait. institutional food herhangi bir müessesenin çıkardığı yemek. institutionalize f. kurum haline getirmek; adet haline getirmek; A.B.D., k.dili düşkünler evine yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) muhtelif mezhepler arasında vuku bulan, mezheplerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) milletlerarası, beynelmilel, uluslararası, enternasyonal. international code Mors alfabesi; (den.) uluslararası işaret sancakları sistemi. Inter national Date Line Büyük Okyanus'ta gün değiştirme hattı. international Iaw milletlerarası hukuk. In

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milletler arasında birlik ruhu veya fikri, enter - nasyonalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enternasyonalizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) milletlerarası kontrola sokmak, enternasyonal hale koymak, beynelmilel kılmak. internationalization (i.) milletlerarası bir hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrationaliste

fel. us dışıcı

Us dışıcılık yanlısı olan (kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. irrationalisme

fel. us dışıcılık

Yaşamda ve bilgilerde us dışı ögelere tek yanlı olarak ağırlık veren, sezgi, sevgi, duygu ve içgüdüleri bilginin kaynağı sayan görüş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) akılsız, mantıksız, kaçık, deli, muhakeme kabiliyeti olmayan; makul olmayan, akla uygun gelmeyen; münasebetsiz, saçma; (mat.) yadrasyonel. irrational'ity (i.) mantıksızlık. irra'tionally (z.) mantıksız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mantıksız düşünce veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eşzamanlı. isochronism (i.) eşzamanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boylam dairesine ait veya benzer; güneye ait; güneyde olan; i. güneyli; güney Fransalı. meridionally z. meridyen doğrultusunda kuzey ve güney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national socialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nationalisme

milliyetçilik

Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. milli, ulusal, millete ait; i. yurttaş, vatandaş. national anthem milli marş veya şarkı. National Assembly Millet Meclisi. national bank milli banka; Amerika'da bankınot çıkarmaya yetkisi olan banka. national church bir devletin resmi kilises

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. millet; milliyet; vatandaşlık; milli özellikler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ara sıra meydana gelen, fırsat düştükçe yapılan; belirli bir fırsat dolayısıyle yapılan. occasional chair takımdan ayrı sandalye. occasionally (z.) ara sıra, bazen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) meşguliyete ait; işgal kuvvetleri ile ilgili; meslek dolayısıyle meydana gelen (hastalık veya zarar). occupational therapy meşguliyetle tedavi, rehabilitasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameli; kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorunlu olmayan, isteğe bağlı. optionally z. ihtiyari olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., geom. dikgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terimin yerine artık PC Card terimi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şahsa ait, şahsi, zati, özel, hususi, zata mahsus; huk. şahsi eşyaya ait, menkul eşya ile ilgili; gram. uç şahıstan birine ait; i. gazetede belirli bir sahıs hakkında çıkmış olan yazı; huk şahsi eşya. personal appearance bir filim artistinin si

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet, ferdiyet; şahıs, zat; gen. çoğ. hakaret niteliğinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şahsına mal etmek; şahıslandırmak, kişilik kazandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. şahsen, bizzat; kendine gelince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. şahsi mal; menkul mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Outlook gibi ajanda işlevi gören yazılımlara verilen isim.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok köşeli, çokgen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. çoktonlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. birkaç perdeyi birden kullanma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. alay çeşidinden; i. dinsel tören esnasında okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mesleğe ait, mesleki; ustalıklı; meslek sahibi olan; profesyonel; i. profesyonel kimse. profession- ally z. meslek bakımından, meslekçe, iş için; ustalıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. profesyonellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. orantılı; i. bir başkasıyle orantılı olan nicelik veya sayı. proportional representation pol. nispi temsil. proportionally z. nispeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçici, muvakkat, eğreti. provisionally z. geçici olarak; şartlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kişisel görüntü kaydedici.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. rationaliste

fel. akılcı

Akılcılıktan yana olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. rationalité

fel. ussallık

Akla dayalı olanın niteliği.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. rationalisation

ussallaştırma

Herhangi bir işi veya davranışı akla uygun kılma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. rationalisme

fel. ve top. b. akılcılık

1. fel. Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı.

2.top. b. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu.

3.top. b. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıl sahibi, akıllı, makul, mantıklı; ussal; (mat.) rasyonel. rational'ity, rationalness (i.) mantıklılık, ussallık. rationally (z.) makul olarak, mantıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mantık, temel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) usçuluk, akılcılık, rasyonalizm. rationalist (i.) usçu, akılcı, rasyonalist rationalis'tic (s.) usçuluk felsefesine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) ise (f.) bahane bulmak; mantığa göre açıklamak; mantıklı kılmak; (İng.) modernleştirmek; (mat.) rasyonel sayıya çevirmek. rationalization (i.) bahane; modernleşme; (mat.) rasyonelleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çekilmeye ait; (i.) papaz ve koro heyeti kiliseden çıkarken okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bölgesel, mıntıkaya ait veya mahsus. regionally (z.) bölgeye göre, mıntıka mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) her teşekkülün kendi kendini idare etmesi; eyaletlere bölme taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir mevsime mahsus, mevsimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir bölüme ait; bir bölgeye ait. sectionalism i. bölgecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bölgelere ayırmak; bölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı profesyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal, hissi; heyecanlı, merak uyandırıcı, sansasyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. duyumculuk; heyecan uyandırıcı yöntemlere baş vurma, sansasyonalizm; iyiliği duygulara bağlı olarak değerlendirme kuramı. sensationalist i. sansasyonalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuzeysel, yıldızdan gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sonuncu, son doğan yiğit, erkek çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün insanlığı kapsayan, milletler üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir veya birden fazla milletin siyasi imkânlarıyla sınırlanmamış olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ses perdesine ait. tonally z. ses perdesine dikkat ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. tonalite, tonculuk, bir bestenin ton özelliği; resimde renk uygunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geleneksel, ananevi. traditionalism i. ananeye bağlılık, gelenekçilik. traditionally z. geleneksel olarak, geleneklere göre traditionalist i. ananeye bağlı kimse, gelenekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçişe veya değişmeye ait. transitionally z. değişim müddetince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli; kristalde üç katmerli simetriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayıtsız şartsız. unconditionally z. kayıtsız şartsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ana yasaya aykırı. unconstitutional'ity i. ana yasaya aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göreneklere uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi, bayağı; istisna kabul etmez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istemeyerek yapılan. unintentionally z. istemeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meslek standartlanna aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yönünü, cepheni al.

İsimler ve Anlamları by