önce ne demek? | önce anlamı nedir? | önce

önce anlamı nedir?

önce ne demek?

önce anlamı nedir?

önce | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Evvelce, peşin: Ben önce söylemiştim, önce o geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prior. ago. first. in advance. firstly. prior to. early. before. ago. back. above. afore. ante. before. ere. pre-. pro-. ante-. before. ago. afore. ante. ere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ago. back. before. firstly. initially. prior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ago. before. first. at first. prior to. ante. firstly. notion and protest. primo. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., baglaç, i. bir kere, bir defa; bir vakitler, bir zamanlar, eskiden; herhangi bir zamanda; hemen, derhal; s. onceki, var olan; bağlaç hemen, derhal, herhangi bir zamanda; i. bir kere. all at once birden, birdenbire. once for all son olarak; il

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthwith. immediately. straightaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as soon as possible. at your earliest convenience. at the earliest possible date. promptly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gizlemek, gizli tutmak, saklamak, örtmek. concealable (s). gizlenilebilir, saklanabilir. concealment (i). gizleme, saklama, sır tutma. in concealment saklı, gizlenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teslim etmek, kabul etmek, ikrar etmek; vermek, bırakmak, ihsan etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendini beğenmişlik, kibir, gurur; garip fikir, fantazi kavram. self-conceit (i). kendini beğenmişlik. conceited (s). kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). akla uygun, havsalaya sığar. conceivably (z). belki, muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gebe kalmak; anlamak, kavramak, idrak etmek; tasavvur etmek; tasarlamak, aklına gelmek; izah etmek. conceive of kavramak, tasarlamak. I have conceived a dislike for him. Ona karşı içimde bir nefret uyandı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoğun halde olan herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplamak; yoğunIaştırmak; özünü çıkarmak; koyulaştırmak; zihni bir noktaya toplamak; toplanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplanma, toplama; zihni bir noktaya toplama; (kim). yoğunlaşma, koyulaşma, kesafet. concentrationcamp temerküz kampı, toplama kampı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezleri bir ortak merkezli. concentric'ity (i). merkezlerin bir olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavram mefhum anlayış görüş, fikir, telakki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gebe kalma, ana rahmie düşme; baylangıç; kavram, mefhum, fikir, anlayış görüş, telakki, düşünce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mefhumlarla ilgili, kavramsal; fikirlerin doğmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). kavramcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ilgi, alâka; iş; endişe, tasa, kaygı, merak; şirket, ticarethane; (k).dili şey: (f). alâkadar etmek; ucu dokunmak; tesir etmek; ait olmak, ilgilendirmek, ilişiği olmak. concern oneself with karışmak, müdahale etmek.He is meddling in my concern

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilgili, alâkalı; endişeli, düşünceli. be concerned for veya about endişe duymak, merak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat ilgili olarak -e dair, hakkında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir araya gelerek karar almak, planlamak. concerted (s). kararlaştırılmış;birlikte yapılmış; (müz). bölümler halinde düzenlenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konser; ahenk, uyum: birleşme; ittifak, ittihat. concert grant kuyruklu piyano. Concert of Europa 1815 tarihinde Avrupa Devletleri arasında yapılan anlaşma. concert pitch konser için kullanılan ton standardı (la=saniyede 440 devre). in concert hep b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akordeona benzer körüklü ufak bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). konçerto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul, teslim, itiraf; imtiyaz, devlet veya diğer bir yetkili makam tarafından tanınmış imtiyaz, ayrıcalık; mümessillik, bayilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

concessioner (i). imtiyaz sahibi; fuarda bir satış yeri sahibi; temsilci, bayi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teslim veya kabul mahiyetinde; (gram). although bağlacı ile başlayan tamamlayıcı cumlelerde teslim ve kabul ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afore. already. before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızının kullanıcı tarafından manuel olarak ayarlandığı çekim modu. Ardından doğru pozlamayı sağlamak için diyafram açıklığı makine tarafından otomatik olarak belirlenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji), insan topluluklarının hayatında dinî inanışların bulunmadığı iptidaî devir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, karıştırmak; sinirlendirmek; şaşırtmak. disconcerted (s). düzeni bozulmuş, canı sıkılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diyafram Açıklığı Önceliği, kullanıcının istediğini diyafram açıklığını seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modudur. Enstantaneyi fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının resim derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerleştirmek, yataklık etmek; yerleşmek, rahat bir şekilde oturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Price Priority)

Hisse Senetleri Piyasası’nda daha düşük fiyatlı satım emirlerinin, daha yüksek fiyatlı satım emirlerinden; daha yüksek fiyatlı alım emirlerinin, daha düşük fiyatlı alım emirlerinden önce karşılanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gonca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه] gonca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه دهان] küçük ağızlı, gonca ağızlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گل غنجه] gül goncası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firstly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the first instance. for one thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tasavvur olunamaz, anlaşılamaz, inanılmaz; idrak edilemez, kavranamaz. inconceivabil'ity i. kavranamaz oluş, idrak edilemez oluş. in conceiv'ably z. tasavvur edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (musiki). Batı musikisinde bir solo sazın orkestra eşliğinde çalması için bestelenmiş büyük saz eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış kavramak. misconception i. yanlış kavrama; yanlış kavram. labor under a misconception yanlış kanalda olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) simdiki zaman. for the nonce şimdilik. nonce word yalnız bir olay dolayısıyle icat edilmiş kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take precedence. to antecede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beforehand. before now. previously. aforetime. beforetime. ahead. in advance. already. afore. in anticipation. ere now. erstwhile. formerly. heretofore. onetime. pre-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

before. beforehand. formerly. initially. previously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in advance. beforehand. at first. in the beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previous. former. the former. ex. prior. foregoing. antecedent. anterior. last. old. onetime. past. preceding. pristine. quondam. sometime. before. hereinabove. pre-. pro-. ex-. preceding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedent. anterior. back. early. foregoing. former. initial. old. preceding. previous. prior. ex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predecessor. antecedent. premise of a syllogism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Birine göre kendinden önce yerini tutmuş olan kimse. 2.Bizden önce yaşamış olanlar. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Önceki zamanlarda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. previously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin öbüründen Önce olması, Ar. takaddüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priority. precedence. preference. primacy. antecedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precedence. priority. antecedence. get up. initiative. preferential terms. primacy. prior rank. ranking. start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primarily. principally. first. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first of all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. before all else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primarily. principally. first. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first of all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. before all else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferred. of first priority. privileged. of top priority. preferential. indispensable. prior. underlying. predecessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prior. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferred. of first priority. privileged. of top priority. preferential. indispensable. prior. underlying. predecessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prior. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo bir bakış; etrafı çabucak düzeltme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no beginning. eternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no beginning. eternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time without beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time without beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden düşünüp hakkında fikir edinmek; peşin hüküm vermek. preconcep'tion i. önceden anlama; tarafgirlik; peşin hüküm verme; önyargı, peşin hüküm; yanlış fikir .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden kararlaştırmak. preconcertedly z. önceden kararlaştırılmış bir şekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvarda şamdan desteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini beğenmişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prehistoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prehistory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bebekler iki yaşına geldiklerinde artık yürüyebilen, düşünebilen, konuşabilen, akıl yürütebilecek tutarlı davranışlar göstermeye başlayan birer minik insan haline gelirler. Bu yaşta insanların isimlerini bilirler, basit şarkıları ezberleyebilirler hatta bir önceki gün ve bir önceki hafta içinde olanları hatırlayabilirler. Ancak tüm bunları zaman içinde unuturlar. Hafızaları bir iki önemli görüntü dışında tamamen silinir.

Bilim insanları geçmiş tecrübelerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Bu görüşe göre üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Hikaye ve anılarını anlatamıyorlar daha doğrusu hikayenin kurgusunu yapıp kişileri yerlerine oturtma yeteneğine ancak üç yaşından sonra sahip olabiliyorlar. Bu nedenle de üç yaşından önce zaman, yer ve karakter kavramlarını anlayamıyorlar.

Üç yaşından küçükler çok düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde, tüm olanları bir bütün içinde şekillendiremiyorlar, bunu ilerde anlatabilecek bir hikayeye dönüştürüp hafızaya kaydedemiyorlar. Bir başka deyişle hafızamız, hayatta ne yaptığımızı ve ne yapıldığını kavramaya başladığımız 3 - 4 yaşlarında çalışmaya başlıyor ve daha önce olan olayları hatırlamamız mümkün olmuyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkta olan, gizlenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alâkasızlık, ilgisizlik, kayıtsızlık, duygusuzluk; telâşsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alâkasız, ilgisiz, kayıtsız, duygusuz. unconcern'edly z. ilgisizce. unconcern'edness i. ilgisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. viyolonsel. violoncellist i. viyolonsel çalan kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Time Priority)

Hisse Senetleri Piyasası’nda, fiyat eşitliği halinde, sisteme zaman açısından daha önce kaydedilen emirlerin öncelikli olarak karşılanmasıdır.


Finansal Terim by