önde Gelme ne demek? | önde Gelme anlamı nedir? | önde Gelme

önde Gelme anlamı nedir?

önde Gelme ne demek?

önde Gelme anlamı nedir?

önde Gelme | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedy dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross one's mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denote. imply. mean. signify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. befall. happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fr.) kibarlar zümresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amass. cluster. congregate. gather. mass. muster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come together. to happen at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sarışın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ne kadar pişerse piçsin, çiğ kalacak gibi bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop up. show one's face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kınamak, ayıplamak; suçlu çıkarmak; mahkum etmek; kullanılamaz diye hüküm vermek; (huk). müsaderesine karar vermek; (A.B.D). istimlâk etmek. condemn to death idama mahkum etmek. condemnable (s). müsadere olunabilir; kınanmaya layık, mahkum edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kınama, ayıplama; kabahatli bulma; suçlu çıkarma; mahkumiyet; (A.B.D). istimlak. condem'natory (s). kınayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısaltma, özet; (kim)., (fiz). yoğunlaştırma, sıklaştırma, koyulaştırma; buğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kondensatör, buhar sıkıştırma makinası, tazyik makinası; elektrik kondensatörü ; teksif adesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tenezzül etmek, sözde alçak gönüllülük göstermek, Iütfetmek. condescending (s). tenezzül eden. condescen'sion (i). tenezzül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). zina davasında maznunun suç ortağı olan uçüncü şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tekabül, uygunluk; mektuplar, mektuplaşma, yazışma muhabere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). muhabir; tekabül eden şey; (s). karşılıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplumca lekelenmiş kadınlar ve bunların mensup oldukları alem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ağırlık yönünden eşitlemek; eşit olmak, denk gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelmek işi, Ar. vürûd. (bk.) Gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coming. concourse. arriving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrival. coming. originating from. derived from. advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gelmek, beriye hareket etmek. Ar. vürûd, Fars. Amed: Babam dün geldi. Her akşam eve gelir. Çocuklar şimdi okuldan gelecektir.

2.Geriye dönmek, Osm. rücû etmek: Gidip gelme: Osm. azîmet ve avdet: Gittiği ‘yerden gelmez. Git ama, çabuk gel.

3.Girmek, yaklaşmak, başlamak, olmak: Yaz geldi. Ramazan geliyor. Tatil, imtihan geliyor.

4.Yetişmek, Osm. vusûl, muvasalat etmek: Vapur kaçta gelir?

5.Ortaya çıkmak, belli olmak, Osm. zuhûr etmek, peydâ olmak, hâsıl olmak, tebâdür eylemek. Kendisine bir alıklık geldi, iki günde bir sıtma gelir. Hatırıma, aklıma geldi. 6.Dokunmak, isabet etmek, rasgelmek: Başına bir taş geldi. Başına bir musibet gelmiş. Gelen çekilecek.Uymak, uygun ve muvafık olmak, yakışmak: Bu palto bana gelmez. Bu kıyafet benim yaşımda bulunanlara gelmez. Bu hesap işinize gelir mi?Tesadüfen olmak, bulunmak, çıkmak, tesadüf etmek: O çizme bana dar, kısa geldi. Yediğim yemek mideme ağır geldi. Yağan yağmur ekinlere çok iyi geldi.Ğörünmek zannolunmak: Bu yol bana pek uzun geldi. Bu meyve size acı gelmedi mi? Bana öyle geliyor ki = Zannediyorum.Çekmek, tahammül etmek, dayanmak: Bu at yüke gelmez. Ben çok yürümeye gelmem. O adam şakaya, latifeye gelmez.Netice vermek, Osm. intâc olunmak, netice suretiyle hasıl olmak, müncer olmak: Bundan ne gelir? Bundan çok şey gelebilir. Bu hal neden gelir?Dûçâr olmak, uğramak: Aha gelmek. Ahıma geleceksiniz.Gelir getirmek, irâd olmak, vâridat ve aidat suretinde hasıl olmak: Çiftlikten, malından, vakıftan kendisine senede bir kaç bin lira gelir.Kabûl etmek, muvafakat eylemek: Sonunda benim sözüme geleceksiniz. O da benim fikrime geldi.Kabil olmak, uymak: Hesaba, kaleme, imlâya, tarife gelmek. 16. Çıkmak, görünmek, Osm. sudûr etmek, sâdır olmak: Benden öyle iş gelmez. O adamdan böyle bir iş gelebilir mi? 17. Yalandan göstermek veya görünmek: Görmezden gelmek = Görmez gibi olmak. Bilmezden gelmek — Bilmez gibi olmak, tecahül etmek. Arkadan gelmek = Takip etmek. Aşağı gelmek:

1.İnmek, Osm. nüzul etmek.

2.Yıkılmak, düşmek. Ağıra gelmek = Güce gitmek, hiddete sebep olmak. Elden gelmek = Mümkün olmak, iktidar dahilinde olmak: Bu iş benim elimden gelmez: Ben yapmaya muktedir değilim. Elden gelen = İktidar dahilinde olan, kabil ve mümkün olan: Elden geleni esirgememeli, yapmalı. Elden ne gelir: Ne yapılabilir? Ele gelmek =

1.Yakalanmak, tutulmak, Osm. ahz ve girift olunmak.

2.Sahip olunmak, tasarruf olunmak, müyesser olmak: Böyle bir mal kolay ele gelmez (geçmez). İçeri gelmek = Girmek, Osm. dühûl etmek. İçe gelmek = Kalbe doğmak, Osm. sünûh etmek. İşe gelmek = Yaramak, kullanılabilir olmak. İleri gelmek = Netice çıkmak: Bu hal neden ileri geliyor? İlerigelen = Hatırlı kimse: Kasabanın ilerigelenleri: Eşraf ve Ayânı. İmâna gelmek =

1.İnanmak, Müslüman olmak, Osm. ihtidâ etmek.

2.mec. Sonunda doğruyu kabul etmek, kanmak. Başa gelmek =

1.Üste çıkmak, Osm. tasaddur etmek.

2.Vuku bulmak. Derde uğramış olmak: Başıma bir belâ geldi. Başıma geleni bilseniz. Başıma neler geldi. Başı taşa gelmek


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. come to. come. attain. carry over. come up to. fall on. get. pull. roll up. set. stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come. to appear. to seem. to suit. to come around to. to cost. accrue. draw in. draw in / into. fetch up. get. originate. pull. reach. spring. turn up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to send back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ucuna bir şey takılan uzun sopa, sırık: Mızrak, bayrak, sancak gönderi. Mavnacı gönderi = Mavnayı yürütmek için kıyıya veya suyun dibine dayadıkları sırık.

2.Çift sürerken öküzleri dürttükleri, ucu iğneli, uzun sopa, üvendire.

3.(denizcilik) Gemide sancak çekmek için kıç tarafa dikilmiş direk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. flagstick. flagstaff. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. flagstick. flagstaff. shaft. mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag-staff. flag staff. flagstaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment. despatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yol lanmak, Osm. irsâl olunmak: Bu mal, dış ülkelere gönderilecektir. Bu kitap bana ahbabın biri tarafından gönderildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sent to. to be dispatched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göndermek işi ve tarzı: Gece vakti haber göndermiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmitting. sending. forwarding. consignment. conveyance. reference. shipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismissal. dispatch. transmission. transportation. sending. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. dispatching. expedition. forwarding. reference. sending. shipping. transmittal. shipment. traffic. conveying. mailing. transmitting. consignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ası I Türkçe’de geri dönmek ve eğrilmek demek olan gönmek fiilinin müteaddtsidir). Yollamak, salmak, Osm. irsâl, isbâl, ba’s etmek: Babama bir mektup, bir hediye gönderdim. Oğullarını okula gönderiyor. Haber, selâm göndermek; ileri göndermek: Sürmek, öne geçirmek. İçeri göndermek = Sokmak, ithal etmek. Geri göndermek = Red ve iade etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send. send away. dispatch. consign. forward. address. bundle off. conjure away. expedite. freight. order away. refer. relegate. remit. route. send forth. send off. send out. ship. ship off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send. send away. dispatch. consign. forward. address. bundle off. conjure away. expedite. freight. order away. refer. relegate. remit. route. send forth. send off. send out. ship. ship off. discharge. dismiss. emit. flash. transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send. to send. to dispatch. to send away. to see off. to deliver. to delegate. to transmit. to expedite. to refer. to consign. to send in. to forward. despatch. relegate. send out. ship. ship off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yollatmak, İrsâl ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth sent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.boyun eğmek, itaat etmek, kabullenmek. 2.sırayı bozmadan durmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tartıya gelmez, ağırlığı olmayan, ölçülemez; i. önceden etkisi ölçülemeyen bir yan sebep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yoğunlaştınlamaz; kısaltılamaz; sıvı haline dönüştürülemeyen (gaz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. dünya; çevre, muhit; toplum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the smart set. society. fashionable and pleasure-loving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) kolay tanımlanamaz, sınıflama veya tanımlamaya gelmez (kimse veya şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue. to go on. to perpetuate. to be usual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue. to go on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take precedence. to antecede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money paid in advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money paid in advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük işlerde, önayak olan, lider, şef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. captain. pioneer. bellwether. cock. pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. shepherd. chief lider. şef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leader. chief. cock n. cock of the walk. commander. head man. manuduction. protagonist. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Bir davada, fikri siyasi bir harekette önde giden, önayak olan, kitleyi idare eden kimse, lider, şef. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leadership. captainship. captaincy. lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leadership. lead öncülük. liderlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leadership. being a leader. manuduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek önd(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zihninde tartmak, düşünmek, düşünüp taşınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok ağır; kütle halinde, masif; cansız, can sıkıcı; zihin yorucu. ponderos'ity, ponderousness i. ağırlık, siklet. ponderously z. cansız, sıkıcı bir şe kilde; ağır ağır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağır çekmek; baskın gelmek, ağır basmak, galip gelmek; hâkim olmak. preponderance, -cy i. çoğunluk, üstünlük. preponderant s. ağır basan, baskın gelen, hâkim, galip. preponderantly z. üstün şekilde, çoğunlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to happen incidentally. to meet by chance. to change upon sb. to come across. to meet with. to encounter. to find. to hit. to coincide with. to occur at the same time as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rast.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -deaux) on üç mısradan ibaret olan ve birinci mısraı en sonda tekrarlanan şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. on dört mısralı ve iki kafiyeli şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washer. flat-washer. joint washer. nut washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki uzun heceli vezin tefilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have gone on for a long time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to banish. to exile. relegate. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. radyo sinyaline cevap veren radyo vericisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yoğunlaşmamış; kısaltılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. conquer. cope. fare. manage. obviate. overcome. surmount. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achieve. get around / round. get it together. to put a good show. surmount. work off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. tansık, harika, mucize; acibe; keramet; şaşkınlık, hayret; f. şaşmak, hayret etmek; hayran olmak; tereddüt etmek; merak etmek; düşünmek,ölçünmek; s. mucize kabilinden.wonder at şaşmak. wonder if merak etmek. do wonders mucizeler yaratmak. for

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayretler içinde kalmış; hayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harikalar yaratan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayret verici, harikulade, fevkalade; şaşılacak, garip; k.dili. şahane. wonderfully z. fevkalade olarak; şaşılacak bir şekilde. wonderfulness i. şaşılacak hal; fevkaladelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harikalar diyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayret, şaşkınlık; harika, harikulade şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. ötedeki; ötede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yönü aynı olan, aynı yöne bakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zayıflamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by