One ne demek? | One anlamı nedir? | One

One anlamı nedir?

One ne demek?

One anlamı nedir?

One | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., zam. bir; tek; aynı; i. bir tane; biri, birisi; adam, kimse, kişi; bir rakamı; zam. birisi, biri; herhangi biri. one and all hepsi, her biri. one another birbirlerini. one and sixpence eski, İng. bir şilin altı peni. one by one birer birer. on

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birinci kalite olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i,) (zool) kabuklu bir deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) metruk, terk edilmiş; hayâsız, ahlâksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. Abonne). Gazete ve dergi gibi süreli yayınlara peşin para vererek belirli bir zaman için müşteri olan: Filan gazetenin aboneleri çoktur, bir dergiye abone olmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. abonné

sürdürümcü

Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber. subscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber. subscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir gazete ve saireye abone olma, abone olanın hal ve sıfatı, iştirak.

2.Bir gazete ve süreli yayın ve sairenin belirli bir zaman için peşin verilmek suretiyle tahsis edilmiş bedeli, filan gazetenin bir sene için aboneliği şudur (Bunun yerine Fr. «abonnement» da kullanılmıştır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having. subscribers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aseton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığır budu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman. operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım dağıtan memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). yalnız tek başına. Iet alone kendi haline bırakmak, meşgul olmamak, karışmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anemon çiçeği, (bot). Anemone. garden anemone yıldızlı numan çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). İngilizce konuşan (Afrikada devlet veya şahıs).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek basınç alanı, karşı- döngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam). herhangi bir kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). vücudun bazı yerlerinde bulunan mukavim bir deri, akderi, akortü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). telâfi etmek, (bir suç, kabahat v.b.'ni) affettirecek harekette bulunmak, kefaret etmek. atonement (i). kefaret, tazminat , özür dileme, tarziye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). üst dişlere dayama suretiyle işitmeye yardım eden bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). omurga, belkemiği; görünüm veya görev itibariyle belkemiğine benzeyen herhangi bir ,şey; karakter kuvveti, metanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo saçma sey; bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). tenor ile bas arasındaki erkek sesi, bariton; bu sese sahip olan kimse; bandolarda kullanılan bir çalgı aleti, bariton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). barondan bir derece aşağı olan asalet rütbesi, baronet; bu payenin sahibi. baronetage (i). baronet payesi; baronet sınıfı. baronetcy (i). baronet payesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak).baritone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). süngü, kasatura; (f). süngülemek. bayonet clutch bayonet kavramı. spade bayonet kazma şeklinde süngü. trowel bayonet mala şeklinde ufak süngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem). (eski). Defol! Yıkıl karşımdan !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. safra kesesinde meydana gelen taş, safra tası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kantaşı, üzerinde kırmızı lekeler olan bir çeşit yeşil kuvars . blood stream kan akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göztaşı; yapı ve döşeme işlerinde kullanılan bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içinde çeşitli etler bulunan iri bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. Bologna sausage (argo) saçmalık saçma söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hard, calcified tissue of the skeleton of vertebrate animals, consisting very largely of calcic carbonate, calcic phosphate, and gelatine; as, blood and bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the pieces or parts of an animal skeleton; as, a rib or a thigh bone; a bone of the arm or leg; also, any fragment of bony substance. The frame or skeleton of the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything made of bone, as a bobbin for weaving bone lace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two or four pieces of bone held between the fingers and struck together to make a kind of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whalebone; hence, a piece of whalebone or of steel for a corset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: The framework of anything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To withdraw bones from the flesh of, as in cookery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put whalebone into; as, to bone stays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fertilize with bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To steal; to take possession of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sight along an object or set of objects, to see if it or they be level or in line, as in carpentry, masonry, and surveying. a shade of white the color of bleached bones rigid connective tissue that makes up the skeleton of vertebrates the porous calcif

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonnet. lady's cap. bathing cap. coif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rigid connective tissue that makes up the skeleton of vertebrates. the porous calcified substance from which bones are made. a shade of white the color of bleached bones. study intensively, as before an exam; 'I had to bone up on my Latin verbs before the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dense tissue that forms the skeleton Bone can be donated and transplanted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A connective tissue that contains a hardened matrix of mineral salts and collagen fibers Its cells include osteocytes, which are embedded within lacunae, and the free-roaming osteoblasts and osteoclasts. derived from naturally deceased animals Bone is usu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hard tissue that provides structural support tothe body, It is primarily composed of hydroxyapatite crystals and collagen Individual bones may be classed aslong, short, or flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hard tissue that provides structural support to the body, It is primarily composed of hydroxyapatite crystals and collagen Individual bones may be classed as long, short, or flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The size and density of the skeletal frame of the dog The Malamute must be a heavy-boned dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animal bones can tell us much about a site: The occupants' diet The species of the animals The sex of the animals The numbers of animals involved How the animals were exploited How the animals interacted with man: domesticated, farmed, parasites They show

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hard tissue that provides structural support to the body It is primarily composed of hydroxyapatite crystals and collagen Individual bones may be classed as long, short, or flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove the bones from meat, fish or fowl Use a sharp boning knife and angle the blade toward the bone to avoid tearing or nicking the flesh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This refers to the measurement around the leg of a horse, just below the knee or hock It is purpose is to determine the horse's ability to carry weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cut meat away from the bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alternate name for a domino or tile due to the fact that the original pieces were often made from animal bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remove all meat from the bone before cooking Braise To cook food slowly in a small amount of liquid, in a tightly covered pan Food is cooked slowly by first sauteeing in hot fat and then simmering in a small bit of liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hard bone or wood used to rub off pencil or charcoal design to fabric for samples, or for enlargements '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hard type of connective tissue that contains collagen fibers, calcium phosphate, and hydroxyapatite. refers to a gray brown rather porous variety of the mineral smithsonite it is synonymous with drybone. n tulang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hard material which makes up the skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kemiklerini ayyrmak, ayıklamak; gübre olarak toprağa ufalanmış kemik ilave etmek; balina geçirmek (korse ,gömlek v.b.'ne); (argo) çok çalışmak, hafızlamak, kuşlamak. bone for an exam imtihan için hazırlanmak. bone up on a subject bir mevzu üzerinde oku

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kemik, kılçık; çoğ. iskelet, vücut: kemikten yapılmış bir şey; balina (korse için); k.dili zar. bone ash kemik kulu. boneblack i. yanık kemiklerden yapılan siyah boya. bone china icinde kemik külü olan tabaklar. bone-dry s. kupkuru. boneless s. kemiksi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili aptal, mankafa kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) hata, ahmakça yapılan yanlışlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papatyaya benzer bir bitki, bot. Eupatorium perfoliatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kükürt; cadaloz kimse, kavgacı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kahverengi kumtaşı: bu taştan yapılmış ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). geçmiş; geçmişte olmuş;modası geçmiş; (i). geçmiş olan şey. Let bygones be bygones. Geçmişi unutalım. Olan oldu. Geçmişe mazi derler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (müz). (çoğ. -ni) italyan tarzı bestelenmiş bir çeşit lirik şiir; balad veya şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (müz). kısa, hafif ve neşeli şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstte olan taş; kapak taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yarımada. the Chersonese Gelibolu Yarımadası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). turist rehberi, tercüman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merhem, sabun ve parfüm yaplmında kullanllan ve kokulu bir ottan çıkarılan yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). et şeftalisi, çekirdeği etine yapışık şeftali; (s). çekirdeği etine yapışık olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bölünen bir bitkiden meydana gelen bitkiler. (zool). özel bir muamele ile nüvesi faal duruma getirilmiş hücrelerden meydana gelen ve birbirine benzeyen canlılar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., anat köprücük kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albay Iieutenant colonel yarbay. colonelcy, colonelship (i). albaylık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). subay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mühim bir işe tayin edilen memur; şube müdüru; komisyon üyesi; vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halk tabakasından olan kimse; (bazı ingiliz üniversitelerinde) kendi hesabına okuyan talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bir tümü meydana getiren kısımlardan biri, cüz, unsur, parça, eleman; (s). bileşimde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun bir duruma getirilmiş; şarta bağlı. conditioned reflex, conditioned response (psik). şartlı refleks, şartlı davranış. air-conditioned (s). klimatize edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). göz yummak, kusura bakmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). koni; (mak). koni biçiminde olan makara; koza, kozalak. cone coupling makina şaftlarını bağlayan konik cihaz. cone gear konik dişli. cone pulley konik makara. frustum of a cone kesik koni. ice cream cone dondurma külâhı. truncated cone kesik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). radyo dalgalarını casuslara karşı korumak için kullanılan sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cony.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerci. confectioner's sugar pudra şekeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temel taşı üzerinde binanın inşa edilme tarihi bulunan taş; bir şeyin dayandığı esas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şüpheli ölüm vakalarının sebebini tahkik eden memur. coroner's inquest bu memurun tahkikatı. coroner's jury bu tahkikatı yürütüp hüküm veren juri heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asillerin giydiği taç, küçük taç; (bayt). at ayağında deri ile parmağın birleştiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kortizon; böbreküstü bezlerinin salgısı olan bir hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kocakarı, ihtiyar kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan bayrağındaki çapraz kemikler; elektrik veya zehir tehlikesini gösteren çapraz kemikler; (bak). skull and crossbones.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaya kaldırımının kenar taşı,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkep balığının cilacılıkta kullanılan iç kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). siklon, kiklon; kasırga, hortum. cyclone cellar kasırga sığınağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

enginler, denizde ölenlerin kabri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paranın değerini düşürmek; parayı tedavülden kaldırmak. demonetiza'tion (i). paramn değerini düşürme; tedavülden kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yeminle şahitlik eden; (i). tanık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahttan indirmek, halletmek. dethronement (i). tahttan indirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détoné

müz. kusurlu

Kusuru olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off the tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark). diktafon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD parçalarının, herhangi bir çevirme işlemi gerçekleştirmeden doğrudan telefonunuzda çalmasına imkan veren teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). namussuz, şerefsiz, haysiyetsiz, sahtekâr, aldatıcı. dishonestly (z) namussuzca, şerefsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). namussuzluk, şerefsizlik, sahtekârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (A.B.D.)., k.dili Hay Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. donnée

veri

Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

datum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

p. p. from Do, and formerly the infinitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Performed; executed; finished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is done or agreed; let it be a match or bargain; used elliptically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Given; executed; issued; made public; used chiefly in the clause giving the date of a proclamation or public act. cooked until ready to serve having finished or arrived at completion; 'certain to make history before he's done'; 'it's a done deed'; 'after

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having finished or arrived at completion; 'certain to make history before he's done'; 'it's a done deed'; 'after the treatment, the patient is through except for follow-up'; 'almost through with his studies'. cooked until ready to serve. completed, as in:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). do; (s). tamamlanmış, bitmiş; iyi pişmiş (yemek). done brown iyi kızarmış (et, ekmek). done for mahvolmuş, bitkin, öIüm döşeğinde. done in çok yorgun, bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Karşı ziyarette bulunma. - (bkz.Döndü).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Alternatif akımla çalışan motor veya dinamoların dönen kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bağışta bulunulan kimse veya kurum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sözünden döner, sözünde durmaz, kaypak. Ar. mütelevvin: Pek dönek adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renegade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. fickle. flighty. rat. renegade. treacherous. turncoat. volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstant. fickle. renegade. seceder. secessionist. uncertain. unstable. variant. volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sözünden dönen adamın hali, sözünde durmama. Osm. sebatsızlık. Ar. televvün: Onun dönekliği malûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstancy. tergiversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotary. rotational. rotatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Başı sonu belli zaman süresi: Devre, devir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. term. semester. session. circle. date. day. epoch. spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. epoch. era. period. season. semester. spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. term. period of time. era. school term. semester. cycle. epoch. phase. time period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yolun yön değiştirdiği yer, yolun dönülen yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. winding. wind. zag. elbow. hook. sweep. turning. turnout. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. turning. winding. corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curve. bend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uç yaşını geçen at ve deve gibi büyük ve iki yaşını geçen koyun ve keçi gibi küçük hayvanlar için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Geri dönme noktası. Ar. medar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dönen: Yanar döner.

2.Döne döne kızaran kebap, döner kebap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning. turnable. winding. swivel. rotary. rotative. rotatory. revolving. rolling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gyratory. turning. revolving. rotating. rotary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolving. rotating. spiral. turning. spinning. circling. circulating. rotated. rotary. rolling. whirling. pressed lamb roasted on a large vertical spit. gyratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doner kebab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolving door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressed lamb roasted on a large vertical spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulating capital. floating / liquid / working capital. floating capital. liquid capital. current capital. effective capital. floating assets. rolling capital. revolving fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnspit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bal yapmayan iğnesiz bir cins erkek arı; radyo ile kontrol edilen ve içinde kimse olmayan uçak veya gemi; asalak, başkalarının sırtından geçinen kişi; (müz). telli ve nefesli çalgıların pes tonu; monoton ses, vızıltı; monoton bir ses tonuy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski bir söylentiye göre kartalların yuvalarında fol olarak kullandıkları ceviz iriliğinde bir taş, kartal taşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak) headphone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir aday veya partinin seçimi kazanması için çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pozitif kutba çekilen; bileşimlerde hidrojenin yerini alabilen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L. fizik). Elektroliz sırasında pozitif kutupta toplanan cisimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal. chief. grand. leading. main. master. paramount. prime. principal. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foremost. leading. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indonesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indenesia. indonesia. indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Cakarta.

Nüfus: 200.410.000.

Yüzölçümü: 1.913.443 km2.

Komşuları: Güneydoğu Asya, Hint Okyanusu’nda takım adalar.

Önemli Şehirleri: Surabaya, Bandung, Uyung Pandang, Malang.

Din: Müslüman %87.

Dil: Bahasa İndonezya, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Önce Portekiz ardından da Hollanda sömürgesi olan Endonezya II. Dünya Savaşı’nda Japonya tarafından 1942’de işgal edildi. 1945 yılında Ahmet Sukarno’nun liderliğinde yürütülen Ulusçu hareket bağımsızlık ilan etmesine karşın, bu ilan kabulü ancak 1949’da olmuştur. İlk Cumhurbaşkanı olan Sukarno 1950 yılında federal yapıyı feshederek üniter bir cumhuriyet kurdu ve katı bir ulusçuluk politikası uyguladı. Ülke içinde yükselen ağır baskılar sonucu 1965 yılında Sukarno yetkilerini General Suharta’ya devretmiştir. Suharta 1993 yılında

6.Kez Cumhurbaşkanı seçildi. Suharta muhalefeti sınırladı ve ülkeyi Batı ile müttefik yaptı. Politik istikrar ve ülkenin zengin petrol kaynakları ülkeyi ekonomik bakımdan istikrarlı yaptı.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahta çıkartmak; kalbinde veya zihninde bir kimseye yuksek yervermek. enthronement i. tahta oturtma, tahta çıkma, cülus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yanlış, hatalı erroneously (z.) yanlışlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) beraat ettirmek, temize çıkarmak, suçlamalardan kurtarmak; muaf tutmak, hizmetten affetmek exoneration (i.) beraat, temize çıkarma. exonerative (s.) beraat ettiren, temize çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). beyan ve ifade eden; temsil eden; (i). örnek, misal, sembol; (mat). üs exponen'tial (s)., (mat). üsse ait, üs rakamı cinsinden olan. exponentially (z). üs rakamlarına dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar.) bir çeşit ufak top; Asya'ya mahsus birkaç çeşit doğan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. façonnS). Çizikli, yünlü kumaş (Fransızca’da ipeklisine de denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaka balinası yerine kullanılan kaz kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Kelimeleri meydana getiren seslerin her biri. Fonem düşmesi = Bir fonemin söylenmez olması: Bağırsak kelimesi fonem düşmesiyle barsak şeklini almıştır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonème

db. ses birimi

Dildeki başka seslerle kurduğu ilişki yönünden belirlenen ayırıcı özelliği bulunan ses ögesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phoneme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phoneme sesbirim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Ses bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonétique

1. db. ses bilgisi,

2.sesçil

1. Bir dilin seslerini boğumlanma noktaları, boğumlanma özellikleri vb. bakımlardan inceleyen dil bilimi kolu.

2.Sesleri bütün özellikleri ve ayrıntılarıyla gösteren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetic. phonetics sesbilgisi. phonetic sesçil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetics. phonetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fonctionnel

işlevsel

İşlevle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional. all-duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional. functional işlevsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezarlarda ayak ucundaki taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önceden gitmiş, geçmiş; bitmiş. foregone conclusion kaçınılmaz sonuç, mukadder olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolay yontulan taş, Malta taşı; yarma şeftali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i safra taşı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıymetli taş, yontulmamış kıymetli taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion to censure. non-confidence motion. no-confidence motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit yol çan tası, bavul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazın suyu kuruyan gölcük, küçük göl, durgun su.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) go; (s.) ayrılmış; kaybolmuş; yok olmuş, mahvolmuş; öImüş; geçmiş; sevdalanmış, aşık olmuş. far gone çok ilerlemiş, ileri safhada; öIümün eşiğinde, bir ayağı çukurda . a gone feeling bitkinlik, baygınlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity. welfare. wellbeing. prosperity refah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Refah hali, mutluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring prosperity to. to make happy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baygınlık, bitkinlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) kurtulması imkânsız olan kimse veya şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) gramofon, fonograf, pikap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezar taşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bileği taşı. keep one's nose to the grindstone durmadan çalışmak, didinmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (matb.) resmi hafif noktalarla gösteren klişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparatory period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

High Definition görüntüleri görüntülemek için komponent bağlantılı bir HD televizyona bağlanabilen dijital fotoğraf makinesi çıkışı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) telefon veya radyo kulaklığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezar taşı; binada temel taşı, köşe taşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ocak taşı; ocak, yuva; zemini beyazlatmak için kullanılan yumuşak bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaliteli; sosyetik; yüksek perdeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). Malta taşı, bir çeşit yumuşak kumtaşı; (f). bu taşla temizlemek (gemi güvertesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşsesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ince bilegi taşı; ustura bilemeye mahsus taş; f. bilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dürüst, hilesiz, doğru sözlü, açık kalpli; namuslu; güvenilir. turn an honest penny namusuyla para kazanmak. honestly z. sahiden, gerçekten; dürüstlükle, hilesizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğruluk, dürüstlük, namusluluk, iffet, namus; bot. gözlükotu. Honesty is the best policy. Dürüstlük en iyi yoldur. Doğru yoldan şaşmamalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bal; tatlı şey, tatlılık; sevgili; canım; f. bal ilâve ederek tatlılaştırmak; tatlı dil kullanmak. honey bread bot. keçiboynuzu. honeyed s. tatlı, yumuşak (dil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bal arısı, zool. Apis mellifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f bal peteği; s. peteğimsi; f. petek şekline koymak, delikleraçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı bitkilerin yapraklannda bulunan tatlı özsu; bazı ufak böceklerin salgısı olan tatlı sıvı; pekmezle ıslatılan bir çeşit tütün; bal gibi tatlı olan herhangi bir şey. honeydew melon kavun, şamama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanımeli, bot. Lonicera caprifolium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bal gibi tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arıçiçeği, bot. Cerinthe retorta; tüylü yoğurtotu, bot. Galium cruciatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çakmaktaşına benzer bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalça kemiği; aşık kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. fotoğraf banyosunda kullanılan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Endonezya. Indonesian s., i. Endonezyalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bina, gemi uçakta) muhtelif kısımlar arasında kullanılan dahili telefon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) enthrone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) monoton bir makamla okumak; belirli bir ses vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrationnel

fel. us dışı

Aklın alamayacağı, aklın dışında kalan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public administration. public / state administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Küçük kamyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

station wagon. van. pickup. pickup truck. goods van. pick-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

van. pickup truck. small lorry. pick-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delivery car. pickup truck. pickup (truck. delivery van. light lorry. light motor lorry. light truck. small truck. delivery truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dolgusu yer yer dikişle bastırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quilted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quilted. padded. upholstered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quilted. tufted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. keton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anahtar taşı, kilit taşı; esas madde, temel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Profesyonel projektörler ya da monitörlerden mümkün olan en iyi görüntü kalitesinin sağlanması için video sinyallerini disk üzerinde kayıtlı olduğu şekilde verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonnuclear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coronary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. nen) eski bir Alman ve Avusturya Macaristan parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. ner) Danimarka ve Norveç'te kullanılan gümüş para, kuron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubation period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların kış ayları gelirken niçin güneye, ılıman bölgelere göç ettiklerinin nedeni herkes tarafından bilinir. Kışın beslenemeyecekleri için göç ettikleri bilgisi genel anlamda doğrudur ama kuşların göçü sanıldığı kadar basitçe izah edilebilecek bir olay değildir.

Kuşların göç nedenlerinin atalarından, buzul çağı zamanlarından kalma olduğunu ileri sürenler de var. Ancak günümüzdeki görüşler, kuşların iç biyolojik takvimlerine göre belirli zamanlarda hormonal dengelerinin değiştiği, uzun bir yolculuğa hazırlık olarak vücutlarında yağ depolama miktarlarını arttırdıkları, kışı beklemeden hava şartlarındaki değişiklikleri hissettikleri an göç yollarına düştükleri şeklinde.

Bu görüşlere göre kuşlar Eylül ayı civarında göçe başlasalar bile yağ depolamaya çok daha önce, yazın en sıcak günlerinde başlıyorlar. Belki kar yağışının geleceğini bilmiyorlar, belki de göçmen kuşlar hayatlarında hiç kar görmediler, karlı ortamda yaşamadılar, yiyeceksiz kalmadılar ama göçme işini tecrübeleriyle değil biyolojik takvimleri ve bunun tetiklediği hormonal değişimler sayesinde otomatik olarak yapıyorlar.

Soğuk havalar gelirken kuşların daha ılıman yerlere göç etmeleri tamam da göç ettikten sonra niçin tekrar geri dönüyorlar? Daha sıcak iklimlerde yaşamak, bol yiyecek bulmak, daha mutlu olmak için yüzlerce kilometre yol git, sonra da gerisin geriye dön.

Bu, biraz insanların yaz aylarında yazlığa gidip dönmelerine benziyor ama insanlarda durum farklı, çocukların okulları, ebeveynlerin işleri var.. Gerçi insanlarda da göçmenlik yaygın ama onlar göç ettikleri yerlerde kalırlar. Zaten bu düşünülmüş, belirli bir ihtiyaç ve amaç uğruna yapılmıştır, kuşların bu göç işini oturup düşünerek yapmadıkları bir gerçek.

Kuşların göç ettikten sonra baharda tekrar geri dönmelerini uzmanlar çeşitli sebeplere bağlıyorlar. Birinci sebep, şüphesiz baharda kuzey yarımkürenin ısınması. Bu mevsimde gündüzlerin uzaması nedeniyle yiyecek arama sürelerinin artması ve ana besinleri olan böceklerin çoğalması da diğer sebepler.

Bu arada güney yarımkürede bu kadar kuşu besleyecek yiyecek olmaması aksine kuş avlayarak beslenen hayvanların çok olması da ilkbahardaki geri dönüşe etken. Bütün bu nedenlere rağmen geri dönüş sinyalini yine de biyolojik takvimlerinin verdiği biliniyor.

Kuşların göç ettikten sonra geri dönmeleri kadar, Ekvator Afrikası’ndan dönen bir kuşun Doğu Anadolu’da bir ahırda bir evvelki yıl yaptığı yuvayı tekrar bulabilmesi de ilginçtir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, göçmen kuşların başlıca dayanak noktalan gündüz Güneş, geceleri ise yıldızlardır. Hava kapalıysa akarsular, dağlar gibi yeryüzündeki coğrafik şekilleri kullanıyorlar. Göçmen kuş türlerinin bir çoğunun yolculuklarında yerin manyetik alanından da faydalandıkları tespit edilmiştir. Yakıt olarak vücutlarındaki yağı kullanan kuşların göç süresince kat ettikleri mesafeler de inanılmazdır. Örneğin dış görünüşü ile diğer kırlangıçların aynısı olan Kutup Denizi Kırlangıcı her yıl Arktika’dan Antarktika’ya ve tersine 17 bin, toplam 35 bin kilometre uçar. Ama birbirinin benzeri iklimde ve buzlarla kaplı bu iki yer arasında gidip gelmekte ne bulur bilinmez.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İsp.) hırsız, haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kunduracıların dizleri üzerine koyup üstünde kösele dövdükleri taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary. legionnaire. holder of the legion of honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legionary. legionnaire. holder of the legion of honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireçtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. lodestone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. mıknatıs taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız, kimsesiz; ıssız, tenha; bekâr, evlenmemiş. lone hand kağıt oyununda refakatsiz oynayan kimse; tek başına mücadele eden siyasi aday.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız, kimsesiz; terkedilmiş, ıssız, tenha; yalnızlıktan ruhu sıkılmış; kasvetli, sıkıntı verici. loneliness i. yalnızlık, kimsesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., lone wolf yalnızlığı seven kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnızlıktan içi sıkılmış. lonesomeness i. yalnızlıktan doğan iç sıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden taş veya ok atan bir mancınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. markiz, marki karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kukla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yumurta sarısı, zeytinyağı ve limonle yapılan, krem kıvamında bir çeşit salça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayonnaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing. mayonnaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayonnaise. dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayonez katılmış: Mayonezli levrek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. megafon, sesi büyütüp uzağa işittiren konik boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mikronezya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrofon. microphon'ic s. mikrofona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhabbetçiçeği, bot. Reseda odorata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen taşı; engel, yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Zenginliği milyonlarla ölçülen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millionaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millionaire. millionnaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. et ve sebze karışık koyu bir italyan çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,psik. yenilik korkusu, değişiklik korkusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir dini ve daha çok Hıristiyanlığı yaymaya çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

missionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

missionary. evangelist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a missionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a missionary. missionary work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek evcikli, monoik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. paraya ait, sikkeye ait; parayla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para, nakit; para yerine geçen şey. money belt para taşlmaya elverişli kuşak. money market piyasa. money order posta havalesi. easy money kolay kazanılmış para. even money yarışta iki tarafln eşit meblâğlarla bahis tutuşması. hard money madeni para

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para çantası, para kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo. zengin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. faizci, tefeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kargaotu, bot. Lysimachia nummularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aynı perdeden ses; yeknesaklık; müz. tek ve değişmez perde; yeknesak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözleri gece körlüğünden rahatsız olan; gözleri fal taşı gibi açılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .aytaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (ask.) resmen görevli olmayan; asteğmenden aşağı rütbesi olan. noncommissioned officer onbaşı veya çavuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.), (z.) hiç biri, hiç kimse; (z.) hiç, asla, hiç bir suretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tesirsiz, etkisiz; (ask.), (den.) hizmete yaramaz (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) benlik dışındaki dünya, nesnel kâinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) önemsiz kimse; değersiz şey; hiçlik, yokluk, var olmayan şey, yalnız hayalde olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) eski Roma takviminde bazı ayların beşine ve bazı ayların yedisine verilen isim; Katoliklerin ikindi tapınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşsiz kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) bununla beraber, her şeye rağmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (mat.) Öklit geometri sistemi kurallarından ayrı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yokluk, varolmayış. nonexistent (s.) varolmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic of capricorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic of capricorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bileği taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eski moda, modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resmin içindeki bir veya bir kaç öğenin vurgulanması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek elli; bir elden çıkmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek atlı; ikinci derecede, adi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. düşsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i rüya yorumcusu. oneirocritical s. rüya yorumlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüya vasıtasıyle falcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed period of time which follows a worker's receipt of notice and precede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed period of time which follows a worker's receipt of notice and precede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Bir işin tamamlanması için verilen süre, vade, mühlet. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek bacaklı, topal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ehemmiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importance. consideration. value. weight. significance. accent. account. amount. consequence. emphasis. gravity. import. interest. magnitude. matter. moment. prominence. regard. significancy. stature. strength. stress. substantiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. consequence. gravity. heed. immediacy. importance. magnitude. matter. meaning. moment. note. prominence. significance. stature. stress. value. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severity. importance. account. concernment. consequence. consideration. emphasis. gravity. import. magnitude. matter. meaning. moment. note. prominence. significance. stress. value. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mühim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. considerable. weighty. major. momentous. significant. of importance. of weight. worthy. big. big-time. capital. cardinal. consequential. emphatic. emphatical. eventful. fateful. grand. grave. great. gut. healthy. heavy. high. historic. his.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. considerable. weighty. major. momentous. significant. of importance. of weight. worthy. big. big-time. capital. cardinal. consequential. emphatic. emphatical. eventful. fateful. grand. grave. great. gut. healthy. heavy. high. historic. his. bur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. of importance. big. cardinal. consequential. considerable. crowning. front- page. fundamental. great. grow in. heavy. historic. hot shot. lead off. material. of nfr. noteworthy. outstanding. serious. significant. substantial. U. vital. wei.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caring. count. heed. opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

count. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Mühimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a high opinion of. attach importance to. pay attention to. care. mind. care about. make much of. heed. take heed of. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. heed. regard. to care. to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider sb / sth important. heed. overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat smb. like dirt. close one's eyes to. make light of. set at nought. piss on smth. not to care twopence for. play down. play it low down. have a low opinion of. disregard. ignore. pay no attention. coquet. discount. make little of. set at naught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregard. minimize. slight. to disregard. to make light of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play down. shrug off. slight. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Ehemmiyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unimportant. of no account. unessential. small. insignificant. inconsiderable. no-account. worthless. secondary. back-burner. trivial. derisive. derisory. dinky. empty. fiddling. footling. not healthy. immaterial. inconsequential. inconspicuous. indi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

featherweight. footling. fractional. humble. immaterial. inconsequential. inconsiderable. inconspicuous. inessential. insignificant. irrelevant. little. measly. minor. negligible. null. paltry. peripheral. petty. piddling. scrubby. slight. small. trifling

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trivial. minor. unimportant. without importance. of no importance. of no import.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagatelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip. fig. fillip. knick nack. stiver. toy. trifle. a mere trifle. twopence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immateriality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unimportance. insignificance. nothingness. slightness. triviality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Hak, adalet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Önde gelen, başta gelen. 2.Yön. 3.Sıra. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Takrir. Meclis, kurultay gibi toplantılarda bir mesele üzerine teklifte bulunmak için, üyelerden biri veya birçoğu tarafından verilen yazılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposal. motion. resolution. memorial. resolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. resolution. proposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. proposal. draft resolution. bill. bill of complaint. guiding line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suggestion. proposition. proposal. intimation. offer. overture. proffer. tender. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counsel. idea. instigation. overture. proposal. proposition. submission. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposal. suggestion. lead. offer. offering. overture. proposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.).

1.Teklif,

2.(mantık) Bir hükmü anlatan söz; doğru veya yanlış olabilen her söz, kaziye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suggestion. proposal. proposition. thesis. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposition. theorem. proposing. suggesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposing. suggesting. proposition. premise. hypothesis. postulate. proffer. question. representation. resolution. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propose. suggest. recommend. commit. proffer. propound. submit. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counsel. move. proffer. propose. recommend. submit. suggest. vote. weave. to propose. to suggest. to counsel. to bring sth forward. to think of sth. to recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suggest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağır; sıkıntılı, ağırlık verici; huk. bir hakkı daraltıcı. onerously z. sıkıntılı olarak. onerousness i. sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. kendisi, bizzat, kendi kendine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek adım dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek yollu; ısrarcı, şaşmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşıki, karşı; karşıt, zıt; i. hasım, düşman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

sıfat Fransızca optionel İsteğe bağlı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. optionel

isteğe bağlı

“İsteğe bağlı” anlamında kullanılan bir söz.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır. Optik vizör, aşırı aydınlık koşullarda LCD ekranın zor görüldüğü durumlarda fotoğraf çerçevesinin belirlenmesini sağlar. Vizör, güç tüketimini azaltmak için LCD’nin yerine de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. armonik seslerden biri; boyalı bir yüzeyin yansıttığı ışığın rengi; ima edilen fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. son hecesinde kuvvetli vurgusu olan; i. son hecesi vurgulu kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. ozon; k.dili saf ve temiz hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ni), patron; gemi sahibi veya kaptanı; otel, han veya pansiyon işleten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Pansiyonda oturan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pensionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarder. lodger. paying guest. pay guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yapıları yıldırımdan koruyan cihaz, yıldırımlık, Osm. siper-i sâika.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paratonnerre

yıldırımsavar

Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning conductor. conductor. lightning rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning arrester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning conductor. conductor. lightning rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning arrester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emekli aylığı alan kimse, mütekait kimse; darülacezede yaşayan kimse; yatılı okul öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pepsinin tesiri ile hazımdan hasıl olan bir madde. peptonize f. pepsin tesiri ile hazmı kolaylaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nea) anat. karınzarı, periton. peritoneal s. peritona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir işe bağlı insanların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staff. personnel. staff. employee. staff member. manpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personnel. staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personnel. staff. employees. liveware. manpower. employes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., k.dili telefon; f. telefon etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Phone Tools yazılımı, faks işlemlerini gerçekleştirmek, GSM mobil telefonlar, ISDN ve PSTN şebekelerle iletişim kurmak için kullanılır. Yazılım kısa mesaj (SMS) gönderip alabilir ve mobil telefonun rehberini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fonem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fonem bilimi; fonem sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fonetik, sesçik. phonetic alphabet fonetik alfabe. phonetic spelling fonetik imlâ. phonetically z. fonetik olarak. phonetics i. sesbilim, fonetik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yol açmak için önden giden kimse, öncü; ask. istihkâm taburunda er; f. yol açmak, öncülük etmek; akıncı ruhu ile işe girişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gevrek ve camsı volkanik kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Polonyalı, Leh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeşitli sesleri gösteren harf veya işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D.'nin güney eyaletlerine mahsus mısır ekmeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Portfolio Management)

Kıymetli madenlere dayalı olanlar dahil olmak üzere sermaye piyasası araçlarından oluşturulan portföylerin müşteriler hesabına vekil sıfatıyla yönetilmesidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ertelemek, tehir etmek, geri bırakmak; ikinci planda bırakmak. post ponement i. erteleme, tehir, geri bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pratisyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutuklu kimse; esir. prisoner of war savaş esiri. prisoner's base köşe kapmaca oyunu. political pris- oner siyasi tutuklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözaltında olan hafif suçlu; deneme devresinde olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir İşi meslek edinmiş olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. professional. pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career. pro. professional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional. professional man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. yumurtalıkta bulunan ve gebeliğe tesiri olan bir hormon, projesteron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüzükoyun yatmış; başını ileriye doğru aşağı eğmiş; mütevazı; eğik; kabiliyetli, eğilimli, mütemayil. prone'ness i. temayül; eğilme; yüzükoyun yatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. öneren kimse, teklif eden kimse; taraftar kimse; s. savunan; taraftar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yosun sporlarının çimlenmesinden meydana gelen iplik biçiminde organ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary growth from the spore of a moss, usually consisting of branching confervoid filaments, on any part of which stem and leaf buds may be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) psik. sinirce, nevroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gaipten haber veren falcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Aklî: Rasyonel bir çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational. rationalistic. rationalist. efficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kemikleri çıkık, çok zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akla dayanan, düşünüp kararlaştırılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suni elmas, elmas taklidi madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atta topuk nasırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Avrupa’da Orta Çağ’dan sonra meydana galen ve eski klasik Aleme dayanan ilim ve sanat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renaissance. renascence. rebirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renaissance. the renaissance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Renaissance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki köklerinden elde edilip böcek ilâçlarında kullanılan etkili bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ponza, süngertaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

S-Video, parlaklık ve renk bilgilerini ayrı ayrı aktararak gelişmiş bir video görüntüsü sağlar. Bu standart, değiştirilebilir bir SCART konektörü ya da ek bir 4 pimli jakla kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zehirlenmeye sebep olan bir mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumtaşı, kefeki taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sensationnel

çarpıcı

Etkili, dikkat çeken.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) cerrah, slang. kasap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. saksofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki veya üç direkli ve yelkenleri yandan olan gemi, uskuna; büyük bira bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit küçük ekmek; (İskoç.) yulaf ezmesinden yapılan gözleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük toprak siper; sığınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. üniversite öğrencilerine verilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili baş, kafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. yarımton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) incik kemiği, (anat.) tibia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). shine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sierra Leone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial law. martial law örfi idare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonundan ötesi… Cep telefonunun sağladığı klasik özelliklere, bilgisayar dünyasının bir ürünü olan PDAerin özelliklerinin de eklenmesiyle tasarlanan gelişmiş mobil iletişim cihazlarıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabuntaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı sesli (çalgı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., i. birisi; i. bir kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a unit of perceived loudness equal to the loudness of a 1000-hertz tone at 40 dB above threshold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sonnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a unit of perceived loudness equal to the loudness of a 1000-hertz tone at 40 dB above threshold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of loudness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of loudness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit used to express subjective loudness; doubling the number of sones should describe a sound twice as loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sonalp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) vaktinden önce davranıp en gözde hazine arsasına ucuza konan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses veya heceleri konuşurken yanlışlıkla karıştırma: our dear old queen'' yerine ''our queer old dean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırtasiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıt veya kalem gibi yazı eşyası, kırtasiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlangıç, atlama taşı; ilerleme vasıtası, basamak, ilk adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırılınca veya oğuşturulunca pis koku saçan bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. taş; taştan yapılmış şey; taşa benzer şey; tıb. mesane taşı; anat. haya, husye; meyva çekirdeği; matb. mürettip masası; (İng.) 14 librelik ağırlık ölçüsü; s. taştan yapılmış, kâgir. Stone Age taş devri. stone crusher taş kırma makinası; taş kı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taş atmak, taşa tutmak, taşlayarak öldürmek; meyvanın çekirdeğini çıkarmak; taş duvar örmek, taş döşemek; hadım etmek, enemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamıyla kor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş taşımakta kullanılan tahta kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. meteliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuyrukkakan, zool. Saxicola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damkoruğu, kaya koruğu, bot. Sedum sempervivum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşçı; taş yontma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,(A.B.D.), (argo) sarhoş; uyuşturucu madde tesiri altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamen sağır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşçı, duvarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geyikotu, taş nanesi, bot. Cunila origanoides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. krikette puan kazanmaktansa kaybetmemek için oynamak; Avustralya mecliste zorluk çıkararak muhalefet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert bir çeşit çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvarcı işi; çoğ. taş kesilen ve yontulan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldıztaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. telefon; f. telefon etmek, telefonla konuşmak. telephone central, telephone exchange telefon merkezi, santral on the telephone telefonda, telefonla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyokim.) testosteron, erkeklik hormonlarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taht; hâkimiyet, saltanat; tahtta oturan kimse, kral, hükümdar; (argo) alafranga tuvalette oturacak yer; f. tahta çıkmak, culus etmek. throng i., f. kalabalık, izdiham, yığılışma; f. toplanmak, üşüşmek, kalabalık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezar taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Boyalı bir cismin planlarının aydınlık ve karanlık dereceleri. Nesnelerin çeşitli bölgeleri birbirleriyle karşılaştırıldıklarında, aralarındaki açıklık ve koyuluk farklarına ton denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nitelik, perde ve süresi itibariyle ses; müzik sesi; müz. aralık; ses rengi; ton, perde; tıb. vücudun veya uzvun sıhhatli hali, beden kuvveti; fikir hali; nitelik; güz. san. renk tonu; tarz, tavır, hal. tone color müz. ses rengi. tone poem müz. sen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., foto. kimyasal banyo ile rengini değiştirmek; renk almak; rengi uygun düşmek. tone down mülayimleştirmek, yumuşatmak; donuklaştırmak, parlaklığını azaltmak. tone up kuvvetlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. perde farkını işitemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lotion for cleansing the skin and contracting the pores a substance used in a printer to develop a xerographic image a solution containing chemicals that can change the color of a photographic print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry ink powder which has been electrically charged Used in laserprinters, fax machines and copiers Generally, the image is translated into bit mapped charges of the opposite polarity on a special drum in the printer The toner is attracted to the charged

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colored powder or liquid used to print onto various materials on non-impact printers, such as electrostatics, and contains a colorant, an electrostatic thermoplastic, charge control agent, and often a magnetic material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The colored powder contained in the toner cartridges that is used to print images on the paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A powdery ink used dry or suspended in a liquid to produce a photocopy or laser print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic-carbon based substance that forms the image on the paper Toner is part of a mono-component, or dual- component developing system It has the appearance of a dry powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic magnetic ink used in electronic printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'ink' that a laser printer uses Toner is fused onto the paper's surface, rather than absorbed into it , and so does not bleed or smudge as ink does.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very fine powder bonded to iron particles used to generate images in laser printers Comprised primarily of iron oxide and plastic resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Product that is used after cleansing to help return the skin to its natural pH A toner helps remove dirt or debris from the skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ultrafine colored plastic powder used in laser printers and photocopiers to produce the image on paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dry ink used in photocopy presses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dry or liquid material used in copy machines to form shades of gray and black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Imaging powder that is transferred to the paper as the print on the copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also tone generator In a tone test set, the tone generating device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specially formulated powdered ink used in laser printers It is stored in a disposable or refillable cartridge in the printer Related terms: Laser printer, Printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry ink powder which has been electrically charged Used in printers, fax machines and copiers Generally, the image is translated into bit mapped charges of the opposite polarity on a special drum in the printer The toner is attracted to the charged area

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specially formulated powdered ink used in laser printers It is stored in a disposable or refillable cartridge in the printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The black powder in the cartridge made of plastic and metal, or just plastic, and ground into particles between seven and 18 microns in diameter Toner is magnetically or electrically attracted to, and then melted to, the paper. colourant used to add tone

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denektaşı, mihenk taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. traditionel

geleneksel

Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. trombon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. on ikili, kromatik, makamı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kemiksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şarta bağlı olmayan, kayıtsız şartsız; fels. mutlak; psik. doğuştan olan, sonradan kazanılmamış, doğal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeterli derecede yapılmamış; yeterli derecede pişirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak ses tonu, fısıltı; donuk veya mat renk; ima edilen fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapılmamış, ihmal edilmiş; açılmıs, bağı çözülmüş; mahvolmuş, perişan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhakkak, şüphesiz; soruşturulmamış, sorgusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıkz; akla dayanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baharatsız; olgunlaşmamış; yaş (tahta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahttan indirmek, halletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Fr.). Dekovillerde kullanılan küçük vagon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip truck. tip wagon. car (used on a narrow-gauge railroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türlerin doğal ekosistemlerinde bakımı ve geliştirilmesi; çevre dengesinin ve tür çeşitliliğinin korunması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. gang.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle işleyen kapacıklar yoluyle titreşimli ses çıkaran bir çeşit ksilofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz., (eski) en pes sesli büyük keman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Büyükayı; Arabacı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başarılı, iyi yapılmış; iyi pişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balina çubuğu, korseye konulan balina, balık dişi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lâdes kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ksilefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdadıkça renkleri ve dalgaları değişen (boya, kumaş, deri vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent. shot. shot. changeable şanjan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot. chatoyant. capricious. fickle. iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientation. tropism doğrulum. tropizm. intention. tendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravitation. turn. going towards. tending. inclining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dönmek, teveccüh etmek, bir tarafa dönüp bakmak, yüzünü çevirmek.

2.Kast ve niyet etmek, azmetmek.

3.Eğilinmek, meyletmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. bend. face. front. head. head for. slant. steer for. tend. wend one's way. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravitate. tend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. front. run. shepherd. tend. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim. destine. direct. impel. level. orient. orientate. start. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. channel. direct. project. turn. to direct. to point. to turn. to level sth. to channel. to orientate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. orient. point. seek. shepherd. superintend. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yönal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directive. instruction. prescription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction. directive. instruction. instruction talimat. direktif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guideline. instruction. directive. instructions. policies. precept. prescript. rules of action. regulatory statute. terms of reference. working guides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uygun, doğru. 2.İyi, güzel. 3.Uysal. 4.Becerikli, yatkın. 5.Biçim, tarz, usul.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. boss. controller. director. executive. governor. head. headman. intendant. manager. overseer. ruler. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. chairman. director. executive. governor. helm. helmsman. manager. master. principal. ruler. superintendent. administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. manager. corporate fiduciary. director. governer. dominant leader. manciple. officer. administrative officer. ministerial officer. overseer. ruler. superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. administration. management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. managership. superintendence. superintendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manageable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). idare edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). idare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive. admin. administration. conduct. direction. governance. government. helm. management. rudder. ruling. steering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. command. control. direction. disposal. government. hand. management. regime. rule. control idare. manegement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. management. direction. government. oversight. regimen. rule. running. stewardship. superintendency. trusteeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative. managerial. administrative idari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive. managerial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduct. government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduct. direction. government. husbanding. managing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). İdare etmek, bir işi yürütmek, çekip çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. administrate. boss. captain. chair. command. conduct. direct. edit. govern. head. lead. oversee. police. preside. rule. run. run the show. steer. supervise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. boss. captain. chair. command. conduct. direct. govern. handle. head. lead. manage. preside. rule. steer. superintend. to administer. to direct. to manage. to run. to rule. to govern. to preside. to chair. to conduct. to command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. administrate. captain. command. conduct. to be in control of sth. direct. govern. head. lead. manage. rein. rule. run. steer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Talimatname, bir işin nasıl yönetileceğini açıklayan yazılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. regulations. guide. standing orders. ordinance. precept. rule. standing rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bylaw. ordinance. governing statue. book of instructions. drill book. regulations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public act. corporation bylaws. guide. regulation. regulations. implementing regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director. manager. producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manager. administrator. director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kuşak; yöre, mıntıka; f. çevirmek, kuşatmak; bölgelere ayırmak. zo'nal s. kuşağa benzer, kuşağa ait. zon'ingi. bölgelere ayırma. zone system, zoning system tren veya vapur yolcululuklarında bölgelere göre bilet verme sistemi. zoning plan imar planı

İngilizce - Türkçe Sözlük by