Ons ne demek? | Ons anlamı nedir? | Ons

Ons anlamı nedir?

Ons ne demek?

Ons anlamı nedir?

Ons | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Eskiden çeşitli ülkelerin ağırlık birimi. Değeri 24 -23 gr. arasında değişmiştir. İngiliz tartı birimi «ounce» ile karıştırmamak lâzımdır. İngiliz «ounce» ı, «pound» un on altıda biridir ve 28,349,547 gr. dır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office for National Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Office for National Statistics, responsible for measuring all aspects of the National Accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office for National Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office for National Statistics - Government department responsible for collecting national statistical information The former Office for Population Censuses and Surveys was subsumed into ONS when it was established in 1994 ONS is the home to the Census Of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office for NATO Standardization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optical Networking System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office for National Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Office for National Statistics, responsible for measuring all aspects of the National Accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office for National Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office for National Statistics - Government department responsible for collecting national statistical information The former Office for Population Censuses and Surveys was subsumed into ONS when it was established in 1994 ONS is the home to the Census Of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Office for NATO Standardization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optical Networking System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un haberleri, e-postaları ve ajanda güncellemelerini gerçek zamanlı olarak algılanabilmesini sağlayan programı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. annonceur

sunucu

Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. T. L.). En yüksek rütbeli konsolos.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göze hoş görünmesi için çeşitli metotlarla fazla büyümesi engellenmiş ağaç; bu çeşit ağaç büyütme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. testimonial. reference. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. testimonial. certificate of good service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. certificate of good service. bene decessit. character. testimonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. bonsuar, iyi geceler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. anatomi). Nefes borusunun akciğerlere giden iki kolundan her birinin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T. anatomi). Bronşların, akciğerin içinde bölündükleri daha küçük dallardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. tıp). Bronş ve bronşçukların iltihaplanması. Bronşitin öksürük, hafif ateş, baş ağrısı ve balgam çıkarma gibi belirtileri vardır.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanmasıdır. Akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır.

- Akut Bronşit : Genellikle grip, kızamık, boğmaca veya tifo gibi hastalıklar sırasında görülür. Sisli ve soğuk havalarda çok rahatsız olurlar. Hastalığın başlangıcında kuru ve ağrılı öksürük, az yapışkan balgam, sonraları sümüksü cerahatli balgam ile hafif ateş ve halsizlik görülür. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

- Kronik Bronşit : Bu çeşit bronşitte; havayollarını yağlayan bezler büyümüş, iç yüzlerinde bulunan tüyler görevini yapamaz olmuştur. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Her iki bronşitte de yapılacak ilk iş sigarayı bırakıp istirahat etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Okaliptus yaprağı

Hazırlanışı : Kuru okaliptus yaprakları, ince ince kıyılır. Pipoya doldurulup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchitis. cold on the chest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bronchitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (k).dili garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir katedral veya kilise özel heyeti üyeliği; bu üyeler grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik). bilinç beraberliğindeki zihni süreçler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (ing). avam, halk tabakası; (üniversitede) yemekhane. House of Commons Avam Kamarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaşlık, refakat, eşlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı soydan, aynı kandan, akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kan akrabalığı,aynı soydan gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vicdan; vicdanlılık. conscience clause vicdana riayet etmek şartıyla manasında bir ant veya kanuna ilâve edilen cümle. conscience money vicdanı rahatlatmak için verilen para. conscience-smitten (s). vicdanı azap içinde olan. clear conscience vicda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vicdanlı,vicdan sahibi, dürüst, insaflı; dikkatli; çalışkan. conscientious objector (kıs CO) vicdani ve dini inançlarına aykırı olduğunu ileri sürerek askerlik hizmetini ifa etmeyi reddeden kimse. conscientiously (z). vicdani olarak; dikkatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vicdana uygun, dürüst, âdil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinçli, şuurlu, vukuflu, müdrik, farkında olan; uyanık. self-conscious (s). mahcup, sıkılgan. consciously (z). bile bile, bilinçle, şuurla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilinç, şuur; idrak, anlayış, akıl, his, vukuf. stream-of -consciousness (edeb). bilinçaltı akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kur'a neferi kaydetmek, askere çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). askere alınmış; (i). askere alınmış nefer, kur'a neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askere çağırma; mecburi askerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takdis etmek; tanrıya adamak , vakfetmek, hasretmek, tahsis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takdis ve tahsis merasimi; kendini adama, vakfetme, takdis, tahsis, ithaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birbirini takip etme, peşpeşe olma; dizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirini takip eden, ardıl; (mat). ardışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). tarafların rızasıyla gayri resmi surette akdedilmiş (mukavele); (biyol). bilinçli hareketlerin uyardığı içgüdüsel ve tepkisel hareketleri belirten; (psik). his veya şuurla beraber giden gayri ihtiyari (hareket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fikir veya oy birliği, umumun fikri; (biyol). uzuvların ahenkle işlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). muvafakat etmek, razı olmak, kabul etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rıza, muvafakat, uygun bulma; ittifak, oy birliği. by common consent umumun rızasl ile. Silence gives consent. Sükut ikrardan gelir. with one consent hep birden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı fikirde, mutabık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). razı, muvafık birbirine uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonuç, netice, akibet; eser, semere; ehemmiyet, önem. in consequence of neticesinde, sebebiyle. of no consequence önemsiz. take the consequences cezasını çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). neticesi olan; bağlı, tabi; takip eden; (jeol). toprağın asıl meyline göre akan; (i)., (man). istidlâl, netice, istintaç; (mat). bir oranın ikinci rakamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemli ehemmiyetli, kibirli, azametli; neticesinde meydana gelen , -den çıkan. consequentially (z). netice itibariyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). netice olarak, binaenaleyh, bu sebeple.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koruma; (ing). doğal kaynakları koruma teşkilâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koruma, muhafaza, himaye, koruyuculuk; doğal kaynakları koruma (orman, toprak,, yabani hayvanlar). conservation of energy (fiz). kudretin baki kalması. conservation of matter (fiz). maddenin baki kalması. conservationist (i). doğal kaynakları koru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tutucu, muhafazakâr; ıIımlı, mutedil; (i). tutucu kimse; koruyucu madde. Conservative (i). (ingilterede) Muhafazakar Parti üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konservatuvar, müzik ve tiyatro okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iimonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). reçel, konserve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). korumak, muhafaza etmek; şeker ile muhafaza etmek, konserve yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek; göz önünde tutmak; üzerinde düşünmek; mütalaa etmek, dikkate almak; saymak, hürmet etmek; merhamet etmek ; farz etmek. all things considered enine boyuna düşünülürse. not worth considering kale alınmaz, lafını etmeye değmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). önemli, hatırı sayılır ; büyük, hayli, fazla, (i)., ABD, (k).dili fazla miktar. considerably (z). epeyce, oldukça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşünceli, saygılı, hürmetkar; nazik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saygı, düşünce; gözönüne alma; karşılık, bedel; önem, ehemmiyet; itibar, saygınlık; (huk). borsada verilen pey akçesi. for a consideration para mukabilinde. in consideration of sebebiyle, itibariyle, hasebiyle; karşılığında. take into considerati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat hasebiyle, göre, nazaran, göz önünde tutulursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). göndermek, tahsis etmek, vermek, teslim etmek, tevdi etmek, emanet etmek. consignee (i). kendisine mal gönderilen kimse. consignment (i). mal gönderme, sevkiyat; gönderilen mal. on consignment konsiye olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., of ile ibaret olmak, -den meydana gelmek, mürekkep olmak; in ile içine almak, havi olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık tutarlık, uyum, ahenk; yoğunluk, kesafet, kıvam, koyuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirine uygun, aralarında mutabakat olan, birbirini tutan, insicamlı,tutarlı. consistently (z). devamlı olarak, mütemadiyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise idare heyeti; Papanın başkanlığındaki kardinaller kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortak olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ortak, müşterek, beraber çalışan; (i). arkadaş, ortak, refik. consocia'tion (i). beraber çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tesellisi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teselli, avunç; teselli vesilesi veya sebebi. consolation prize teselli mükâfatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teselli edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teselli etmek, avundurmak. be consoled avunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsol; radyo kasası; (mim). balkonlann altına konulan süslü destek, dirsek; (müz). orgun tuşlarını havi kısım. console mirror konsol aynası. console table konsol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birleştirmek, birleşmek; pekiştirmek, pekişmek, takviye etmek, saglamlaştırmak; (tic). konsolide etmek. consolidated debts (tic). konsolide borçlar, vadesi uzatılmış borçlar. consolidated school (A.B.D). ve Kanada'da birkaç mahallenin çocuklarının

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlik, birleşme, birleştirme, sağlamlaştırma, takviye; borçları birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). devlet tahvilâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). konsome, et suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, uyum, ahenk, mutabakat; (müz). ses uygunluğu; (fiz). titreşim uygunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). konson, sessiz harf; (s)., to veya with ile uygun; aynı seslere sahip olan, ahenkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaş; eş, karı, koca; (den). yoldaş gemi; eski birleşme, ahenkli olma. prince consort hükümdarlık eden kraliçenin kocası. queen consort kralın karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile arkadaşlık etmek; uymak muvafakat etmek; birleşmek, arkadaş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsorsiyum; (huk). erkek veya kadının evlilikteki hakları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taslak, umumi plan; özet, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). göze çarpan, aşikâr, bariz, dikkati çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fesat maksadı ile yapılan gizli anlaşma, suikast; (huk). fesat tertibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suikastçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fesat maksadı ile gizli ittifak yapmak, suikast hazırlamak; elbirliği ile çalışmak; anlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). kraliyet surlarının muhafızı veya valisi; polis; jandarma. Chief Constable (ing). bir vilâyetin polis müdürü. special constable geçici polis memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). polise ait; (i). polis teşkilâtı, zabıta kuvveti; jandarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat; değişmezlik, sabitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). değişmez; sürekli, devamlı, sabit, daimi; sadık; (i). sabit olan şey; (mat). konstant, sabite. constantly (z). daima, hiç durmadan, biteviye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istanbulun eski ismi, Bizans, Kostantinya, Dar-i Saâdet, Asitane..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Köstence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). takımyıldız, burç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şaşkınlık, hayret, korku, dehşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). kabzetmek, inkıbaz vermek, sıkmak. constipa'tion (i). inkıbaz, peklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir seçim bölgesindeki seçmenler; seçime iştirak edenler; seçimle ilgili olanlar; seçim bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bileşiği meydana getiren; seçme hakkı olan: anayasayı değiştirme yetkisi olan;(i). seçmen; öğe, unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teşkil etmek; meydana getirmek , kurmak, tesis etmek, terkip etmek; tayin etmek, atamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayasa; tüzük, nizamname; beden yapısı, bünye; huy, yaradılış, tıynet; yapı; bileşim, terkip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). anayasa ile ilgili, anayasaya uygun; sıhhi; bünyevi, yapısal; (i). sağlık için yapılan jimnastik veya yürüyüş. constitutionally (z). anayasaya göre; mizaç itibariyle. constitutional'ity (i). anayasaya uygunluk. constitutionalism (i). meşrutiy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuran, teşkil eden, esas; anayasayı veya nizamnameyi hazırlamaya yetkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zorlamak, mecbur etmek, mecbur tutmak, zorla yaptırmak; bağlamak, sınırlamak, tahdit etmek; menetmek; zaptetmek. constrained (s). zorlanmış; yapmacık, suni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sınırlama, tahdit; sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkmak, sıkıştırmak, büzmek, daraltmak. constriction (i). sıkma, büzme; boğaz, dar geçit. constrictive (s). sıkıcı, büzücü. constrictor (i)., (anat). sıkıcı adale; (zool). avını sıkarak öldüren yılan. boa constrictor boa yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapmak, bina etmek, kurmak, tertip etmek; geometrik olarak çizrnek, resmetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapılan şey, bina edilen şey; (psik). daha basit izlenimlerden oluşan karmaşık bir eğilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inşaat, yapı; inşa tarzı; yorumlama, tefsir; (gram). yapı, inşa, tertip; geometrik şeklin çizilişi, çizim. construction drawing proje çizimi. bear a construction belli bir anlam taşımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanun tefsircisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapıcı, müspet, olumlu; yapısal; (huk). kanunen var sayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inşaat müteahhidi, inşaatçı; yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mana vermek, yorumlamak, tefsir etmek, anlamak; gramer kurallarınagöre cümle kurmak; cümleyi tahlil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı cevherle birleştirmek; aynı esasa dayandığını farz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örf, adet, alışkanlık, itiyat. consuetu'dinary (s). mutat, alışılagelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsolos; (eski Roma'da) konsül. consul general başkonsolos. vice consul konsolos muavini. consular (s). konsolosa ait ; konsüle ait. consular agent fahri konsolos. consulate (i). konsolosluk, konsoloshane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). danışmak, baş vurmak, müracaat etmek, sormak; göz önünde tutmak, hesaba katmak; istişare etmek. consultant (i). müşavir, danışman, rehber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müzakere, istişare; konsültasyon. consul'tative (s). istişari; müşavirlikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). müşavirlik eden, danışman olan; (i). danışma. consulting room muayene odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tüketilir, istihlâk edilir, yanması mümkün; sarfolunur, kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tüketmek, istihlâk etmek; yakıp yok etmek, çürütmek, bitirmek; israf etmek, ziyan etmek; sarfetmek; yemek, yutmak; tükenmek, istihlâk edilmek, yanmak, uçmak; ziyan edilmek, israf edilmek. consumed with jealousy kıskançlıktan deliye dönmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çok fazla, yanarcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketici, müstehlik; sarfeden kimse. consumer goods tüketim maddeleri. consumers' cooperative tüketim kooperatifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tam, mükemmel. consummately (z). mükemmelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tamamlamak, ikmal etmek. consummate a marriage nikâhtan sonra cinsel temas yolu ile izdivacı tamamlamak. consumma-tion (i). ikmal, itmam, yerine getirme; iyi sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketim, istihlak; yok etme; (tıb). verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tüketilecek; (tıb)., eski vereme tutulmuş; (i). veremli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiğit. cottonseed oil pamuk yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gösterilebilir, ispatı mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démonstration

tanıtım gösterisi

Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ispat etmek, göstermek, açımlamak, tatbikatla izah etmek; nümayiş yapmak, gövde gösterisinde bulunmak; göstererek ders vermek. demonstra'tioni ispat, delil; nümayiş, gösteri; sergi, tatbikat dersi. demonstrative (diman'strıtiv) (s)., i ispat eden,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teselli kabul etmez, çok kederli; acıklı. disconsolately (z). kederle. disconsolateness (i). keder, teselli kabul etmez durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Don giymemiş olan.

2.mec. Yoksul, serseri.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. dolay, civar, havali, etraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aşai Rabbani ayininde Hazreti isa'nın ekmek ve şarapla birlikte var olması doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirini tutmayan, irtibatsız; mantıksız; konu dışı. incon'sequence i. mantıksızlık; irtibat sızlık. inconsequen'tial s. yersiz; önemsiz; irtibatsız incon'sequently z. konu dışı olarak; irtibatsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak, az; itibara lâyık olmayan, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; aceleye gelmiş, tedbirsiz. inconsiderately z. düşüncesizce inconsiderateness i düşüncesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyuşmaz, aykırı, tutarsız; kararsız, sebatsız. inconsistency i. tutarsızlık, insicamsızlık. inconsistently z. tutarsız bir şekilde, insicamsız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, uyumsuz, ahenksiz. inconsonance i. ahenksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözle kolay farkedilemeyen, göze çarpmayan; önemsiz, ehemmiyetsiz. inconspicuously z. göze çarpmayacak ekilde. inconspicuousness i. göze çarpmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsız, sebatsız, dönek; vefasız. inconstancy i. kararsızlık, değşkenlik; vefasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüketilemez, istihlak edilemez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıtlanamayan, açıklanamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teselli kabul etmez, avutulamaz. inconsolably z. teselli kabul etmez şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çok kuvvetli adam, yiğit kimse; (çoğ.), (b.h.) Cromwell'in süvari askerleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mesuliyet duygusu olmayan, sorumsuz, güvenilemeyen. irresponsibil'ity (i.) sorumsuzluk, mesuliyetini düşünmeden hareket etme. irresponsibly (z.) sorumsuzca, mesuliyetine müdrik olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) cevap vermez, mukabele etmez. irresponsiveness (i.) mukabele etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hukuk bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş kursağı, katı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. concentration

1. kim. derişim,

2.ruh b. dikkat toplaşımı

1. Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle veya hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle veya hacmine oranı.

2.Dikkatin sürekli olarak bir nesne veya konunun belirli bir yönü üzerinde toplanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. concentré

1. yoğunlaştırılmış, yoğun,

2.kim. derişik

1. Dolu, sıkı, sıkışık, çok.

2.Derişmiş olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrate. concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consensus

uzlaşma

Uzlaşmak durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. concept

1. fel. kavram,

2.anlayış, görüş,

3.tarz,

4.düzen

1. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım.

2.Benzerlerinden ayıran özellik.

3.Güzel sanatlarda üslup.

4.Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Kâinatın madde ile var olduğunu, maddeden ayrıldığı takdirde sadece mefhumdan ibaret kalacağını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conceptualisme

fel. kavramcılık

Kavramın, onu bildiren sözden farklı bir varlık olduğunu ve gerçeğin zihinde bulunmadığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki sanatkârlarının, dinleyiciler huzurunda icrada bulunmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concert. impresario. concert dinleti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concert. performance. musical performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Konçerto.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conservateur

tutucu

Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory. school. academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Hususî usullerle uzun müddet bozulmadan dayanacak hale konmuş yiyecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canned. tinned. canned food. bottled food. preserves. preserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can. tinned food. canned food. preserves. tinned. canned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canned food. tinned food. canned. tinned. conserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can , preserve , preservered food , tin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to preserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling of canned food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

council. administrative or consultative council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ticaret). Bir malın gönderildiğini göstermek üzere vapur veya demiryolu idaresi tarafından gönderilene verilen kâğıt ki, onu göstererek malı alabilir, bk. Konişmento.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill of lading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consignment. bill of loading. bill of lading. documentary bill. shipping bill. commercial set. bill of consignment. freight bill. letter of conveyance. shipper's memorandum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consigne

satasıya

Bir satıcının, başka bir satıcı, dağıtıcı veya komisyoncuyla mallarının ederini satıldıktan sonra almak üzere yaptığı satış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale on consignment. sale or return. consignment sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. console). Ayna altına konulan çekmeceli dolap veya raflı masa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cantilever. console. chest of drawers. dresser. cantilever. console table. tallboy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

console. chest of drawers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chest of drawers. chest. bracket. consolate. console table. commode. console. tallboy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consolidation

ekon. süreletme

Kısa vadeli bir devlet borcu yerine uzun vadeli bir borç oluşturulması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. consolide). Esham evrakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated. perpetual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated dept. consolidated debt. unified debt. funded debt. funded liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidated budget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Esham ve diğer parayla ilgili senet ve tahvillerin alım satımını meslek edinen ve bunlarla bir nevi kumar oynayan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (L. consulus). Bir devletin, tab’alarının çeşitli işlerini görmek üzere’ yabancı devletlerdeki bir şehre tayin ettiği diplomat, Osm. şehbender, Fr. consul. General konsolos = Başkonsolos, Osm. başşehbender, Fr. consul gâniral. Vis konsolos = Osm. şehbender vekili, Fr. vice-consul, konsolos muavini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konsolosluk binası, dairesi ve makamı, Osm. şehbenderhâne, şehbender konağı, dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şehbenderlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consular. consulate. consulship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate. consulship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate. consulate building. duties or rank of a council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lokanta, gazino gibi yerlerde yenip içilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Barlarda, müşteriye arkadaşlık eden, onunla içki içen kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

B-girl. hostess. taxi dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consomme. consommé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conson

db. ünsüz

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Alm. Konsonant

db. ünsüz

Ses yolunda bir engele çarparak çıkan ses, sessiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir ülkeye maddî yardımda bulunmak maksadıyla iki veya daha çok ülkenin malî bakımdan anlaşması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consortium

ekon. şirketler birliği

1. Uluslararası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadi ve mali yardımları yürütmek üzere oluşturdukları geçici yardım kurulu.

2.Köprü, yol, baraj vb. büyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin geçici olarak bir araya gelmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium. business on joint account. combine. syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. construction

yapı, yapım

1. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb.

2.Yapma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(1) Bir yapıda taşıyıcı nitelikte olan ya da olmayan bütün imalatlar. Bir inşa etme eylemi sonucunda ortaya çıkan ve bir araya gelerek yapıyı oluşturan öğeler bütünü. (2) İnşa etme etkinliği, yapım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. constructive

yapısal

Yapı ile, yapılış ile, kuruluş ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. constructivisme

kurmacılık

Resim ve heykelde, eseri geometrik ögeleri ile kurmayı temel alan anlayış.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İ. tarih).

1.Roma cumhuriyetinde her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri ki, imparatorluk devrinde yüksek bir pâye olmuştur.

2.İ799’dan 1804’e kadar Fransa’daki üç devlet başkanından her biri ki, birincisi, cumhurbaşkanı makamında idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hastalığı teşhis etmek ve tedavi şeklini kararlaştırmak için birkaç doktorun toplanıp müşavere ve müzakereleri, Osm. müşâvere-i tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Finlandiya körfezindeki bir adada bulunan Rus deniz üssü ve limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış anlama, yanlış yorumlama, yanlış mana verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yorumlamak, yanlış anlamak, ters mana vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ; anat. çatı kemiği kaynagı üzerindeki yağlı tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Prenslere ve kardinallere hitaben kullanılan seygı sözü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, çoğ. messieurs i., Fr. bay; efendi, bey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muson; mevsimine göre yön değiştiren rüzgar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. canavar; acayip ve doğaüstü şey; hilkat garibesi, ucube; gaddar kimse; dev gibi şey veya kimse; s. buyük, iri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canavar; ucube; canavarlık, gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canavar gibi; anormal; iri, cisim; müthiş, korkunç, çok gaddar. monstrously z. canavarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .aytaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aysar, çılgın, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşsiz kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mezhebe bağlı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saçma şey, boş laf; önemsiz şey. nonsense verses eğlence için yazılmış saçma mısralar, anlamsız şiir. talk nonsense saçmalamak. nonsen'sical (s.) saçma, manasız, abuk sabuk. nonsensically (z.) saçma olarak. nonsensicalness (i.) saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(man.) ilgisiz sonuç, mantığa sığmayan sonuç: konuşulanla ilgisi olmayan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) uçuş saatleri tasımlanmamış olan havayolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kayma tehlikesine karşı koyan (otomobil lastiği). aralıksız, durakla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) aralıksız, duraklamadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) nonesuch.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (huk.) davacının davadan vazgeçmesi; (f.) davanın düşmesine karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir kimsenin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimseye bakmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pek ince ve parlak bir çeşit kâğıt, pelür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ön sal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a priori apriori.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a priori.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hücum, saldırı; başlama, başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sixth sense. premonition. precognition. presentiment. foresight. forethought. vision. foreboding. hunch. a hunch. intuition. presage. prescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreboding. hunch. intuition. premonition. presentiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premonition. presentiment. foreknowledge. foresight. hunch. presage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prescient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prescient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Internet üzerinden dosya paylaşımına izin veren ücretsiz yazılım.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z .sahile doğru olan; z . sahilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiddetli saldırı, hücum. Ont. kıs. Ontario.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk soy.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. preface. introduction. prolog. prologue. exordium. preamble. proem. prolegomena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. introduction. preamble. preface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preface. foreword. preamble. prolegomenon. prologue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without. without him. without her. without it. be. without him/her/it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without him / her / it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without. without him. without her. without it. be. without him/her/it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without him / her / it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dua, yakarış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. eşeklerin köprüsü; geom. Öklid'in ikizkenar üçgenin tabanındaki iki açının birbirine eşit olduğunu kabul eden teoremi; acemilere uy gulanan test.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da konsül vazifesini yapan memur, prokonsül; umumi vali; b.h., paleont. insan ve maymunların atası sayılan miyosen devri primatı. proconsular s. prokonsüle ait. proconsulate, pro- consulship i. prokonsüllük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., bak. Q.E.D.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çelik) baraka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar tetkik etmek, hakkında tekrar düşünmek; kabul edilmiş bir meseleyi yeniden reye koymak. reconsideration (i.) tekrar tetkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden tertip etmek, tekrar kurmak. reconstituted milk içine su karıştırılmış süt tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar inşa etmek, yeniden yapmak veya tertip etmek; kalıntılarından eski halini anlamak; geçmiş bir olayın ayrıntılarına inerek parça parça incelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tekrar inşa; yeniden yapılan şey; savaştan sonra kalkınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. reconstruction

yeniden kurma

1. Sit alanlarında yıkılmış binaların aslına uygun olarak yeniden yapılması.

2.Yeniden tasarlayarak biçimlendirme.

3.dil b. Bir sözün ilk biçiminin nasıl olabileceğini dil kurallarına göre kurgulama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sitem, serzeniş, paylama, protesto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sitemli, protesto eden; i. şikâyet eden kimse, protesto eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. paylamak, serzeniş etmek, azarlamak, ihtar etmek; şikâyet etmek, protesto etmek. remonstra'tion i. protesto. remonstrative s. protesto kabilinden. remonstrator i. şikâyetçi kimse, protesto eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cevap; yanıtlama; tepki; papazın okuduğu şeye cevap olarak ahali veya okuyucuların terennüm ettiği veya soylediği parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesuliyet, sorum, sorumluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mesul, sorumlu; sağduyulu; itimada layık; borcunu ödeyebilecek durumda olan; mesuliyetli. They are responsible to me for the results So nuçlardan onlar bana karşı mesuldür. responsibly z. itimada layık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cevap vermeye hazır, hevesli; uyumlu; cevap kabilinden, mukabele gibi. responsively z. hevesli olarak. responsiveness i. heveslilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utangaç, sıkılgan; kendi halini çok düşünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı uyanık, yarı bilinçli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mührü Süleyman, bot. Polygonatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oğulluk sıfatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). ı. Nihayeti olmayan, bitmez yer, tükenmez, Ar. ebedî, müebbed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endless. infinite. eternal. boundless. unending. abiding. abysmal. dateless. no end. no end of. illimitable. immeasurable. immortal. indefinite. interminable. limitless. never-ending. sempiternal. timeless. undying. without end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abiding. absolute. boundless. endless. eternal. everlasting. indefinite. infinite. interminable. timeless. unfailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinite. endless. eternal. boundless. without end. everlasting. illimitable. immeasurable. limitless. timeless. undying. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nihayetsizlik, bilmezlik, tükenmezlik, ebedîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity. endlessness. aeon. eon. everlasting. indefiniteness. infinite. the infinite. infinitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eternity. infinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinity. endlessness. eternity. infinitude. kingdom come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. kefalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. bargarisa, çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. sponsor

destekleyici

Bilim, sanat, kültür veya spor alanlarında yapılacak herhangi bir etkinliğin maddi yönünü üstlenen kimse veya kurum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponsor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who binds himself to answer for another, and is responsible for his default; a surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who at the baptism of an infant professes the Christian faith in its name, and guarantees its religious education; a godfather or godmother. assume sponsorship of assume responsibility for or leadership of; 'The senator announced that he would sponsor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Many Web pages have organizations, businesses, institutions like universities or nonprofit foundations, or other interests which 'sponsor' the page Frequently you can find a link titled 'Sponsors' or an 'About us' link explaining who or what is sponsoring

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The legislator who guides the bill through the legislative process after the bill has passed the originating chamber The sponsor must be a member of the opposite chamber of the one in which the bill was filed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In benchmarking, organizations that initiate and participate in a benchmarking study Sponsors typically set the goals for a study as well as contribute their information by responding to questionnaires or participating in interviews In change or project m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The legislator, state agency, or legislative committee which introduces a measure The name of this person or committee is printed at the top of the measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organization that funds a research project.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This field was used only for World War II advertisements to note if a company or the government sponsored the ad or space in the magazine or newspaper, etc The same searching strategy as Company name applies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The member of the House or the member of the Senate who introduces a bill The sponsor is sometimes called the author Also see 'Co-sponsor '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The pharmaceutical company, research institution, or healthcare organization that funds a clinical trial and designs the protocol. an individual, company, institution, or organisation which takes responsibility for the initiation, management, and/or finan

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or individual, external to the College, that provides funds to carry out programs or projects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An individual or business establishment that financially supports a race driver, team, race or series of races in return for advertising and marketing benefits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization which selects and manages the choice of health insurance products for a group of individuals Sponsors include employers, government and quasi-public organizations established to manage insurance choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Similar to a presenter However, 'sponsor' is used when organizations have artists in residence rather than in a performance situation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The legislator, private individual, or group who developed a piece of legislation and advocates its passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When people refer to a sponsor for immigration purposes, they usually mean a petitioner A sponsor can be a U S citizen, U S permanent resident or U S employer who undertakes to bring an immigrant legally into the U S Close U S relatives or U S employers w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kefil; vaftiz babası veya anası, manevi baba veya ana; bir radyo veya televizyon programının masraflarını karşılayıp reklam yapan firma; f. kefil olmak; desteklemek; himaye etmek. sponsorship i. kefalet, kefillik; himaye, destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. iskoçya’da Strontian yerinin adından) (kimya). Sr senbolüyle gösterilen bir elemen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bilinçaltında olan, şuur altındaki; i. bilinçaltı. subeonseiously z. şuur altında; bilinçsizce, şuursuzca, kendinden geçerek. subeonseiousness i. bilinçaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (çoğ.-es) resmi emirle davet, celp etme, çağırtma; çağrı, davetiye, mahkeme celpnamesi; ask. teslim çağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel trafik sorunları, çalan CD, MiniDisc ya da kasetinizin yerine verilecektir; kafa biriminizde ses kapatılmış olsa bile anons duyulacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakit alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. bademcik. tonsillar s. bademciğe ait, bademcikle ilgili. tonsillec'tomy, tonsillot'omy i., tıb. bademcik ameliyatı. tonsillitis i.,tıb. bademcik iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. berbere ve berberliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. Katolik papazlarının tıraş olunan tepe kısmı; başın tepesini tıraş etme; f. Katolik papazının tepesini tıraş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı derecede muhafazakâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıksız; vicdansız; insafsız; prensip sahibi olmayan. unconscionably z. vicdansızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şuursuz, bilinçsiz; baygın; i., psikiy., (the ile) bilinçaltı. unconsciously z. bilinçsiz olarak, şuursuzca, farkında olmadan, bilmeden. unconsciousness i. bilinçsizlik, farkında olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ana yasaya aykırı. unconstitutional'ity i. ana yasaya aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorlanmamış, serbest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüketilmemiş, kullanılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hislerini kolay belli etmeyen, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeniden bina edilmemiş; yeni şartlara göre yeni fikirler edinmemiş (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tepki göstermeyen; ihtiyacı karşlamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. damar daraltan ilaç veya sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice- consul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Keman ailesinden bir yaylı çalgı, çello.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cello. violoncello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cello. violoncello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Viyolonsel çalan.

Türkçe Sözlük by