Oo ne demek? | Oo anlamı nedir? | Oo

Oo anlamı nedir?

Oo ne demek?

Oo anlamı nedir?

Oo | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

önek yumurta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çiçekli~ bol çiçekleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ayakta; yataktan kalkmış; hareket halinde, ilerlemekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğleden sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Seçilen görüntü çözünürlüğüne bağlı olarak zoom oranını ayarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). soğuk (davranış), uzak, uzakta, ayrı, açıkta. aloofness (i). uzaklık, kendini uzak tutma, araya mesafe koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Anamorfik zoom modu, HD Ready projektörler yelpazemizde sinemaya özgü en boy oranını sunar. Gelişmiş sinyal işleme özelliği ile, filmleri sinemada izleyebildiğiniz gibi görüntüleyin. İsteğe bağlı anamorfik zoom lensi, görüntüyü yatay olarak genişletir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ararot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hintli veya Bengalli efendi; ingilizce bilen yerli kâtip; sathi bir ingiliz kültürüne sahip olan yerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağzı köpeğinkine benzeyen kısa kuyruklu bir maymun türü, Habeş maymunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pabuç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gizli, el altından yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gizli, el altından yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (çoğ). meskun yerlerden uzak veya ağaçlardan yarı temizlenmiş yerler; (s). kaba, basit, incelikten uzak. backwoodsman (i). böyle bir mıntıkada yaşayan kimse; kaba ve basit adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). balon; (kim). balon şişe; karikatür serilerinde şahısların sözlerini içine alan balon şeklindeki çizgi; (f). balon ile uçmak; balon gibi şişip kabarmak; şişirmek. balloon foresail den. çoğunlukla yatlarda kullanılan bir cins balon yelkeni; balo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dans salonu, balo salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., k. dili heyecanlı ve göze batan propaganda veya yazı; gürultü, velvele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hintkamışı, bambu, (bot). Bambusa arundinacea; (s). bambudan yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k.dili). aldatmak, dolandlrmak; şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan'da bulunan bir cins büyük fare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. meyhane, bar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). çifte kamışlı bir nefesli saz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ıhlamur ağacı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. bazuka, bir çeşit tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Broadband eBook (BBeB), elektronik kitaplar için Sony tarafından geliştirilmiş bir biçimdir. BBeB biçimindeki yeni kitaplar genellikle yalnızca ABD web sitelerinden ABD’li tüketicilere satılsa da, birçok web sitesi bu Reader ile uyumlu biçimde “telif hakkı dışında” ücretsiz e-kitaplar sağlamaktadır. BBeB belirtimi, Sony tarafından büyük kitapların (250 sayfadan fazla) küçük bir dosya boyutuna sığdırmak ve sınırsız içerik kopyalamayı engellemek için Açık MG kopya korumasını uygulamak amacıyla geliştirilmiştir. Yeni açık EPUB dosya biçimi BBeB’nin kitapseverlere sunduğu avantajların birçoğuna sahiptir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aldatmak, kandırmak, yanıltmak aptal verine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fayda, yarar, menfaat, çıkar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yakısık almak; lazım gelmek, icap etmek, gerekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. betake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş yoncası, bot. Lotus corniculatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavasya, bot. Quassia amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan; bitkilerin suyu, özsu; kan dökme; mizaç, huy; nesep soy; asalet; kan rabıtası, kan bağı; akrabalık; delikanlı. blood bank kan bankası. blood blister kan oturması. blood corpuscle anat. kan cisimciği. blood count kan sayımı.blood feud kan davası. b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu k; k.dili asalak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan kırmızısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dondurucu, korkunç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cins, saf kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dökmekten suçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koku alma hissi ,çok kuvvetli olan bir cins tazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. zalimce, kana susamış bir halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kana susamışlık, kanlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kansız, solgun, renksiz; cansız; kan dökmeden olan; beyaz; ruhsuz, kuvvetsiz bloodlessly z. kan dökmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan alma; kan dokme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soy, nesep, cins hayvanın zürriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan bağışı toplayan araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan otu, bot. Sanguinaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan dokme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızarmış, kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan lekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesep, zürriyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kantaşı, üzerinde kırmızı lekeler olan bir çeşit yeşil kuvars . blood stream kan akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kana susamış, canavar ruhlu, hunhar. bloodthirstily z. kana susamışcasına. bloodthirstiness i. kana susama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakam ağacı, bakkam, bot. Haematoxylon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. kanlı; kan gibi; kana susamış, gaddar, zalim; Ing., (argo) Allahın belası, uğursuz, alçak; f. kana bulamak, kanla lekelemek. bloody flux dizanteri, kanlı ishal. bloody Mary votka ve domates suyundan yapılan bir içki. bloody minded hunhar, zalim, ga

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çiçek; çiçek açma, ,çiçeklenme; tazelik, taravet, gençlik; yanakların pembeliği; meyva üzerindeki buğu; mad. dökülmüş demir kütük; f. çiçeklenmek, çiçek açmak; çiçek gibi taze ve sıhhatli olmak; çiçek açtırmak, güzelleştirmekç in full bloom tamamen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. kadınların jimnastik yaparken, ata binerken v.b.'nde giydikleri bir çeşit şalvar; kısa şalvar gibi don.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. haddehane, demirci ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çiçekli, çiçek açmış, gençlik ve sıhhatle parlayan; gelişen, gelişmekte olan, serpilen; (argo) karın ağrısı, kör olası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çiçekli, çiçeklerle bezenmiş; buğulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) hata, tekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yakın mesafelerde, kablosuz iletişime olanak sağlayan bir teknolojidir. Cep telefonu-kulaklık, cep telefonu-bilgisayar, bilgisayar-bilgisayar arasındaki iletişimde kablo zorunluluğunu ortadan kaldırırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth®, veri ve ses iletişiminde kullanılan düşük maliyetli kısa menzilli kablosuz bir sistemdir. Bir Bluetooth® aygıtında, başka Bluetooth® aygıtlarla iletişimi sağlayan donanım ve yazılım bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili ya da “Ahizesiz Profil”, kablosuz cep telefonunun arabada ahizesiz kullanımına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® teknolojisiyle heyecan verici bir kablosuz işlevler dünyasının kapısını açar. Bluetooth® Temel Görüntüleme Profilini destekleyen herhangi bir aygıttan görüntülerin doğrudan indirmenizi sağlayan Bluetooth®, sizi ‘kablo stresinden’ kurtarmanın yanı sıra, uzaktan video kamera işlevselliğini de sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili “Gelişmiş Ses Dağıtım Profili’. MP3 çalar, cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir ses cihazlarından kablosuz yüksek kalite ses aktarımı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® Stereo, iki uyumlu cihaz arasında dahili Bluetooth® temelli iletişim için geliştirilen kablosuz arayüz özelliğidir. Bluetooth® özellikli WALKMAN® ürününüzü uyumlu cihazlara (araç stereo’su, mini HiFi, kablosuz kulaklıklar, vb.) kolayca bağlamanızı sağlar. Bu teknoloji ile ses sinyallerinin akış biçimi kontrol edilerek kablosuz kulaklıklarınızdan yüksek kaliteli ses elde etmeniz sağlanır. Sonuçta, kablo sıkıntısı olmadan özgürce müzik dinlemenin keyfini yaşayabilirsiniz. İster aracınızda ya da salonunuzda ister hareket halinde olun, en sevdiğiniz şarkıları kablolarla uğraşmadan dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bomba geçmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Bööö !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) aptal kimse, budala kimse. boob tube k.dili televizyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) gaf, hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. budala kimse, bön kimse, ahmak kimse; bir oyun veya müsabakada en kötü oyuncu; sınıfın en tembel talebesi. booby hatch A.B.D., (argo) akıl hastanesi. booby prize bir oyunun en kötü oyuncusuna veya bir yarışmada sonuncu olana verilen odül. booby trap ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) para; rüşvet, görevini kotüye kullanarak kazanılan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dans müziği olarak bir piyano çalma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hüngür hüngür ağlamak; i. hıçkırarak ağlama sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. deftere geçirmek, kaydetmek; yer ayırtmak, rezervasyon yapmak; tutmak, angaje etmek ; ismini kaydetmek, karakolda suçlu olarak kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap; cilt, fasıl, bap; müz livre, opera metni; (tiyatro) senaryo; (iskambil) bir takımın kazandıgı el sayısı; (briç) kazanılan ilk altı el; müşterek bahis defteri. the Book Kitabı Mukaddes. book of matches kibrit paketi. book club abonelerine indirim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mucellit, ciltçi. bookbinding i. mucellitlik, ciltçilik. bookbindery i. mücellithane, ciltevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitaplık, kitap rafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeri ayrılmış; temsil için anlaşmış; defterde kayıtlı. booked-up s. bağlanmış; ing. bütün yerleri satılmış. bookend kitap desteği, kitapların devrilmemesi için iki yana konan destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili, bak. bookmaker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temsil veya konser için anlaşma; yer ayırma; bilet alma; deftere kaydetme. booking-office i., ing. bilet gişesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okumaya ve kitaplara düşkün; hayat tecrübesinden fazla kitaplara bağlı olan, nazari; kitaplara ait veya bağlı, kitabi; edebi. bookishness i. kitap düşkünlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhasebeci. bookkeeping i. muhasebecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broşür, küçük kitap, risale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapçı; at yarışı ve maçlarda müşterek bahisleri düzenleyen adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alim, bilgin; kitapçı, kitaplarla meşgul kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapta sayfayı belirtmek için kullanılan kağıt; kitabın sahibini gösteren etiket

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezici kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitabın iç kapağına yapıştırılan ve sahibinin ismini gösteren desenli kağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(postada) kitap tarifesiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açık bir kitap için kullanılan altlık; kitap rafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapçı, kitap satan kimse veya firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap rafı, kitaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavana kadar yükselen kitaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap sergisi; ufak kitabevi; ing. gazeteci. koşesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap sergisi; ufak kitabevi; açık kitap için altlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitabevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap kurdu, kitap okumaya düskün kimse; kağıt kurdu, zool. Ptirida; kitap kurdu, zool. Anobium hirtum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mantık ve elektronik hesap makinelerine uygulanan bir çeşit cebir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. top gibi derin ve kuvvetli bir ses çıkarmak, gürlemek; vızıldamak; hamle yapmak, acele hareket etmek; A.B.D. hızla büyümek, süratli bir gelişme kaydetmek (şehir ,iş); ileri gitmek, ilerlemek; i. hızla ilerleme veya yükselme (ticaret ,iş ,refah); ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. seren, bumba, baston; akıntının kütükleri götürmemesi ve gemilerin seyrine engel olunması için set şeklinde konulmuş ve araları zincirli tomruk dizisi; bu sınırın içinde kalan bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya yerlilerince silah olarak kullanılan ve ileri doğru fırlatılınca geri gelen eğri bir değnek; ortaya atanın aleyhine dönen durum veya plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşeli. boon companion ahbap; içki arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nimet, lütuf, iyilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., the ile, A.B.D., (argo) geri kalmış bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., k.dili faydasız iş; f. faydasız işlerle meşgul olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba ve görgüsüz kimse; köylü. boorish s. kaba. boorishly z. kaba bir şekilde. boorishness i. kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. booze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., A.B.D. arkasından itmek, destek olmak; lehinde konuşarak yardımcı olmak; artırmak ; i. destek, yardım; artma, artış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. ileri götüren şey, yardım eden kimse, propagandacı; rokette yardımcı ek motor; elek. voltajı yükselten alet. booster shot bağışıklığı artırmak için yapılan ek aşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çizme, potin; ing. bot; ayak ve bacağı sıkıştıran çizme benzeri işkence aleti; ing. arabanın bagajı; koruyucu tabaka; A.B.D. acemi deniz eri; tekme; (argo) azletme, işten çıkartma. get the boot azlolunmak, colloq. kapı dışarı edilmek. boottree çizme ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çizme giydirmek; çizme şeklindeki aletle işkence yapmak; (argo) tekmelemek, tekme ile uzaklaştırmak; futbolda tekme atmak; (argo) işten çıkarmak, kovmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., (eski) veya (şiir) fayda etmek; yararlı olmak, işe yaramak; i., (eski) fayda; çare. What boots it? Faydası ne? Neye yarar?. to boot ilaveten, fazla olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Intel tabanlı Mac’lerde Windows’dan boot etmeye olanak sağlayan uygulama.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayakkabı boyacısı, lostracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örgü bebek patiği; kadın botu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kulübe, çadır, çardak, barınak; satış pavyonuç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çizme çekeceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., A.B.D. kaçak içki; s. kaçak olarak imal, ithal veya nakledilmiş; kaçak, kanun dışı; kaçakçılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içki kaçakçılığı yapmak; kaçakçılık etmek; satmak üzere üzerinde kaçak eşya bulundurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içki kaçakçısı, kaçakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydasız, boş, gereksiz. bootlessly z. boş yere, neticesiz olarak. bootlessness i. neticesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) dalkavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. otelde boyacılık ve ayak işlerinde çalışan hizmetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ganimet, yağma, çapul; kazanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. booze, boose, bouse (buz) i., f., k.dili alkollü içki; içki alemi; f. kafayı çekmek, içmek. boozer i. ayyaş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili sarhoş, kafası dumanlı; alkolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocukluk devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakkam ağacı, kızılağaç; bu ağaçtan elde edilen kızıl boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güvey, damat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eksiz halı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broş, iğne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. kuluçkaya yatmak: derin derin düşünmek, düşünceye dalmak; s damızlık. brooder i. kuluçka makinası; arpacı kumrusu, düşünceli kimse. broody s. kuluçkaya yatmak isteyen; düşünceye dalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay, ırmak küçük nehir. brooklime i. bakabunga, bot. Veronica beccabunga brookweed i. su sıçan kuyruğu bot. Samolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahammül etmek, çekmek, dayanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük çay veya dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saplı süpürge; katır tırnağı bot. Genista scoparia. butcher's broom Yalova mercam; tavşan memesi, yaban mersini, bot. Ruscus aculeatus. spiny broom şimşek ağacı, bot. Calycotome spinosa. broom corn süpürge darısı, bot. Andropogon sorghum. broomrape i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dışarıya doğru fırlak olan üst ön diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soytarı, palyaço. buffoonery i. maskaralık. buffoonish s. soytarı gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. umacı, öcü, korku yaratan hayali bir kavram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şemsiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yulaf ezmesi; A.B.D., leh. etli çorba; çorba ziyafeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoban püskülü, yabani mersin, tavşan memesi, ölmez dikeni, bot. Ruscus aculeatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğme kancası,ayakkabı ve eldiven düğmelerini iliklemede kullanılan kanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili takım. the whole caboodle güruh; hepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD yük katarında tren memurlarının kullandığı en sona takılı vagon; (ing).gemi mutfağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, argo ortaklık. in cahoots ortak olarak, ortaklık halinde. go cahoots ortaklık kurmak, ortak olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, (k).dili hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kamerun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kütükleri devirmeye mahsus ucunda madeni kancası olan tahta kaldıraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenger, kengel, yabanenginarı, (bot). Cynara cardunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karikatür; seri halinde yayınlanan karikatür; hayvanların canlandırıldığı karton filim, Miki Maus; büyük resim taslağı. cartoonist (i). seri halinde karikatür çizen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iağım çukuru; mezbele, çöplük, pislik yuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içinde halk masalları, destanlar vb yazılı olan küçük kitap veya broşür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Doğu Hindistan'a mahsus ve meyvasından deri hastalıklarını tedavide kulıanılan bir ilaç yapllan ağaç, (bot). Taraktogenos kurzii.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vestiyer; emanet odası. checks and balances hükümetin yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerinin ayrılmaları ve karşılıklı olarak birbirlerini denetleyip sınırlandırmaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçları açık olan puro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocukluk devresi. second childhood yaşlılık devresindeki çocukluk hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika'da esen sıcak, kuru bir rüzgâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (chose, chosen) seçmek, ayırmak, tercih etmek, arzu etmek, istemek; tercih yapmak. cannot choose but mecburdur. chooser (i). seçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k.dili). müşkülpesent, zor memnun edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sınıf, dershane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumru ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cooperative.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz ötmesi, kukuriku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok neşeli, şen; çarpık, bozuk; övüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibikli ve rengarenk tüylü birkaç çeşit papağan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). duygusuz, merhametsiz, hunhar; soğuga karşı hassas; (biyol). soğuk kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(cog -foots) (i). öksürük otu, (bot). Tussilago farfara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ötmek, kumru gibi sesler çıkarmak; cilveleşmek; (i). kumru ötüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem)., (ing)., (argo). Eyvah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşçı. cookbook (i). yemek kitabı. Too many cooks spoil the broth idarecinin çok olduğu yerde iş yürümez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pişirmek, pişmek; tahrif etmek; (k.dili). üzerinde oynamak (hesaplar), (argo). suya düşürmek. cook up (k.dili). pişirmek; hazırlamak, uydurmak. cook one's goose mahvına sebep olmak. What's cooking ? (k.dili). Ne dolaplar dönüyor? Ne haber? Ne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşçılık, mutfak işleri, mutfak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatlı bisküvi, çörek; (argo). şahıs. smart cookie açıkgöz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). pişirme, yemek pişirme sanatı; (s). yemeklik, yemek pişirmede kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(ABD).,(k.dili]. piknik,açık havada pişirilen yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). serinlik; (argo). sükünet, soğukkanIılık. He blew his cool. (argo). Soğukkanlılığını kaybetti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). serinletmek, serinlemek, soğutmak, soğumak, teskin etmek, sükunet bulmak. Cool it ! (argo). Sakin ol ! cool off, cool down sükunet bulmak, öfkesi geçmek. cool one-s heels bekleme odasında uzun süre beklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). serin, oldukça soğuk (hava); serin tutan (elbise); sakin, kayıtsız, soğukkanlı, kendine hâkim; (ABD)., (k.dili). hakiki; (argo). iyi, mükemmel; (güz)., (san). mavi ve yeşil tonlarının hâkim olduğu. cool-headed (s). serinkanlı, heyecana kapılmay

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soğutucu; soğutma tertibatında kullanılan gaz veya sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soğutma cihazı, soğutucu; buzlu içki; (argo). hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (Uzak Doğuda, özellikle Hindistan ve çin'de) hamal veya rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bak). raccoon: (aşağ). zenci. coon's age (ABD)., (k.dili). çok zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kümes; (argo). hapishane, kodes; (f). kümese sokmak. coop in, coop up tıkmak, kapamak. fly the coop kodesten kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıçıcı. cooperage (i). fıçıcılık; fıçı imalâthanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. coopera'tion (i). birlikte çaIışma, işbirliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). işbirliğineait ; (i). kooperatif; katları ayrı ayrı satılabilen apartman. consumers' cooperative müstehlik kooperatifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üyelerin oyu ile teşkilât üyeliğine seçmek; tayin etmek, atamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aynı derecede, eşit, müsavi; düzenli, tutariı, muntazam; (fels). düzenleşik; (i)., (mat)., (den)., (astr). koordinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine göre ayarlamak; ahenk kazandırmak, alıştırmak, düzeltmek; aynı sıra veya dereceye koymak. coordinating conjunction bir cümle içinde birbirine eşit durumda olan öğeleri bağlayan bağlaç (and, but, or gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanzim, ahenk verme, düzenleme, tertip, tutarlılık, insicam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sakarmeki, su tavuğu, (zool). Fulica atra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (argo). bit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istif edilmiş odun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi kavak ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahkeme salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dirsek, dönemeç; kıvrılma; çoban değneği, asa, kanca şeklinde herhangi bir şey; (k).dili dolandırıcı, hırsız sahtekâr; (f). iğmek, kıvırmak, bükmek. by hook or crook bir yolunu bulup, ne yapıp yapıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kambur kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğri, çarpık; kancalı; namussuz, kanuna karşı; hileli, dalavereli; dolandırıcı, yalancı, sahtekar. crooked dealings namussuzca yapılan işler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mırıldanmak, alçak sesle şarkı söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğünçiçeği, (bot(. Ranunculus acris ; kazayağı water crowfoot yırtıcılar ayası, (bot). Ranunculus aquatilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). guguk kuşu; bu kuşun ötüşü; (s)., (A.B.D)., argo budala, kaçık, deli. cuckoo clock guguklu saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dana ayağı, (bot). Arum maculatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yevmiye defteri, gündelik alışverişin yazıldığı defter; ajanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Dijital Doğrudan Çift Sürücü Subwoofer) Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağacın kuru dalları, kurumuş dallar veya ağaçlar; (A.B.D). değersiz malzeme, faydasız kişi veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yapıyı bozmadan 4:3 standart letterbox yayına zoom yapar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cerh, ret, aksini ispatlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). iyi niyetli fakat başarısız toplumsal reformcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpekdişi; (mim). yaprak şeklinde bir çeşit süs. dogtooth violet zambakgillerden Alp lalesi, (bot). Erythronium denscanis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kızılcığa benzer bir ağaç, (bot). Cornus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). herkesin katıldığı kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., k.dili küçük süs eşyası, incik boncuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karalama, gelişigüzel yazma veya çizme; (f). karalamak doodlebug (i). maden damarlarını aramakta kullanılan herhangi bir cihaz; uçan bomba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D.)., k.dili şey, asıl ismi bilinmeyen veya hatırlanmayan bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü kader, kör talih; hüküm, mahkumiyet; ölüm, zeval, yok olma; son hüküm, kıyamet günü. crack of doom kıyamet kopması, dünyanın sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hüküm vermek, aleyhinde karar almak, mahkum etmek; kötü bir talihi olmak. doomsday bak. domesday.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapı. doorbell (i). kapı zili. door keeper (i). kapıcı. doorknob (i). kapı tokmağı. doorman (i). kapıyı açıp kapamakla görevli kimse. door (mat). paspas doornail (i). eski zamanda kullanılan iri başlı kapı çivisi. door plate isim yazılı kapı ta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isteğini bütün şartlar karşısında yapmaya kararlı; öIüm kalım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski bir ispanyol altın parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ağır süvari; (f). halka işkence etmek; zor ve şiddete baş vurarak boyun eğdirmek, eziyet etmek, zulmetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ağzı sulanmak, ağzının suyu akmak; aşırı memnuniyet belirtmek; saçmalamak, saçma sapan konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sarkmak bükülmek, tepesi veya yaprakları solup eğilmek (bitki, çiçek); halsiz olmak, kuvvetten düşmek, canlılığını kaybetmek; cesareti kırılmak, ümitsizliğe düşmek; sarkıtmak, düşürmek, asmak; (i). sarkma, bükülme, eğilme. drooping (s). sar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arap'ların giydiği kukuleteli cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toz geçirmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) (z)., eski biraz sonra, çok geçmeden; gene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahatça hareket edilebilecek yer, geniş yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kökleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli bir bölgede görülen (hayvan hastalığı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -zo.a) (zool.) başka hayvanlar üzerinde yaşayan asalak hayvancık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (bayt.) salgın olan (hayvan hastalığı)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çeşitliliği ve kontrolü parmaklarınızın ucuna getiren EPUB, e-kitap meraklılarına hizmetler ve donanımlar arasında daha fazla birlikte çalışabilirlik sağlayan yeni uluslararası açık standarttır – ve Sony’nin yeni Reader’ı bunu destekleyen ilk özel e-kitap okuma aygıtıdır. EPUB metin ‘akışın yeniden düzenler’, bu da yalnızca ‘yakınlaştırmak’ yerine yazı tipi boyutunu ve sayfa düzenini değiştirmenizi sağlar – böylece kitapları en rahat hissettiğiniz şekilde okuma özgürlüğüne sahip olursunuz. Reader, EPUB biçimiyle birlikte BBeB ve Adobe® PDF gibi mevcut e-kitap biçimlerini de destekler®. Açık bir biçim olduğu için, yasal üçüncü taraf e-kitap mağazalarından, web sitelerinden ve hatta halk kütüphanelerinden edindiğiniz çok çeşitli ücretsiz ve ücretsiz içeriğe de erişebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpek dişi, göz dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

FACEBOOK . Facebook Inc, insanların arkadaşlarıyla iletişim kurmasını ve bilgi alışverişi yapmasını amaçlayan bir sosyal paylaşım web sitesidir. 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi 2006 sınıfı öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu. Daha sonra Boston civarındaki okulları da içine kapsayan facebook, iki ay içerisindeki Ivy Ligi okullarının tamamını kapsadı. İlk sene içerisinde de; Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm okullar facebook’da mevcuttu. Üyeler önceleri sadece söz konusu okulun e-posta adresiyle (.edu,.ac.uk,vb.) üye olabiliyordu. Daha sonrasında da ağ içine liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise facebook tüm e-mail adreslerine, bazı yaş sınırlandırmalarıyla açıldı. Kullanıcılar diledikleri ağlara; liseleri, çalışma yerleri ya da yaşadığı yerler itibarıyla katılım gösterebilmektedirler. Alexa istatistiklerine göre facebook 31 Ekim 2010 itibarıyla; Dünya’nın en fazla ziyaret edilen 2’inci sitesidir. Bunun yanı sıra; Kanada, Güney Afrika ve Norveç’in en fazla ziyaret edilen sitesi;İngiltere ve İsveç’in 2'inci en fazla ziyaret edilen sitesi, Mısır ve Panama’nın 3.üncü ABD, Avustralya ve Türkiye’nin de 5'inci fazla ziyaret edilen sitesidir. Facebook ismini “paper facebooks”dan alır. Bu form A.B.D.üniversitelerinde okulların öğrencilerine, öğretmenlere ve çalışanlara doldurduğu onları tanıtan bir formdur. Facebook’un şu anda 800 milyondan fazla kullanıcısı bulunmaktadır. Site kullanıcılara ücretsizdir ve gelirini banner reklamlarından ve sponsor gruplarından almaktadır (Nisan 2006’da gelirlerin haftalık 1,5 milyon dolar olduğu öne sürülmüştür). Kullanıcılar profilleri fotoğrafları, ilgi alanları, gizli ya da açık mesajları ve arkadaş grupları sergilemektedir. Profillerin gösterimi sadece arkadaşlara görünecek şekilde veya belli ağların dışındakilere açık olmayacak şekilde sınırlandırılabilir. TechCrunch’a göre; A.B.D.’deki üniversitelerdeki öğrencilerin %85’inin facebook’da bir hesabı bulunmakta ve bunların %60’ı her gün bağlanmaktadır. %85 her hafta, %93 her ay bağlananlar arasındadır. Facebook sözcüsü Chris Hughes ise kullanıcıların her gün ortalama 19 dakika facebook’da vakit geçirdiğini söylemektedir. Facebook’un Kurucusu, eski Harvard Üniversitesi Öğrencisi Mark Zuckerberg 13 Mart 2009 itibarıyla facebook’un yeni arayüzü tüm hesaplarda kullanılmaya başlamıştır. Ancak bu arayüz, kullanıcılar arasında ikilik yaratmıştır. Bazı kullanıcılar bu arayüzü çok başarılı bulurken, bazı kullanıcılar protesto etmektedir. Facebook yöneticileri ise bu yeni arayüz için ısrar etmektedirler. Teknik açıdan ise facebook, web otoriteleri tarafından en başarılı Web 2.0 uygulamalarından biri olarak gösterilmektedir. 2006 yılında, MySpace’in News Corporation’a satılmasıyla facebook’un da satılacağı söylentileri çıkmıştır. Zuckerberg ise facebook’u satmak istemediğini belirtmiş ve söylentileri yalanlamıştır. İlk teklifin Viacom tarafından 975 milyon dolar olduğu öne sürülür

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilisede diz çökmek için kullanılan alçak tabure.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fast food

hazır yemek

Kısa sürede hazırlanan ve yemek için az zaman harcanan hafif yiyecek.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kavis şeklinde sarkan çiçek veya krepon kâğıdından yapılmış kordon; (güz.san). bu desende kabartma süs: (f). böyle çiçek veya kâğıtla süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karayib Adalarına mahsus bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo saçmalık, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sel, taşkın tufan, seylap: met, kabarma; su, deniz, derya, nehir: bolluk: (f). üstüne sel gibi su salıvermek, sel basmak, istilâ etmek: sel gibi akmak, taşmak coşmak; (tıb). (rahim) fazla kanamak. flood control su baskınını önleme. floodgat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). taş veya tahta döşeme, yer, zemin; dip; kat; yasama meclisi salonunun üyelere ayrılmış kısmı; mecliste söz söyleme hakkı; taban ücret, asgari ücret veya fiyat; (f). taş veya tahta döşemek, kaplamak: vurup yere yıkmak; (k).dili şaşırtmak, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo hafifmeşrep kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek, yiyecek; gıda, besin; iaşe; (for animals) yem. food card yemek karnesi. food control yiyecek maddelerinin kontrol altına alınması. food poisoning gıda zehirlenmesi. foodstuff (i). yiyecek, gıda maddesi. food for thought düşünülecek şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmak veya budala kimse, enayi veya aptal kimse, alık veya akılsız kimse; soytarı; küçük düşürülen kimse. fools cap soytarı külâhı; okullarda oğrencilere eskiden ceza olarak giydirilen yüksek ve sivri tepeli külâh. foolscap (i). yaklaşık olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak,oynatmak; delilik ve maskaralık etmek; boşuna vakit geçirmek, eğlenmek. fool around kdili aylak aylak dolaşmak fool around with kurcalamak, ile oynamak. fool away (k).dili delice sarfetmek, israf etmek, boşuna geçirmek; kaçırmak. fool wit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). delice cesur, atılgan, çılgın. foolhardily (z). delicesine bir cesaretle, çılgınca. foolhardiness (i). delice cesaret, çıIgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). akılsız mantıksız, saçma, budalaca. foolishly (z). akılslzca, budalaca, enayice. foolishness (i). enayilik, akılsızlık, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salim, kazadan belâdan uzak; kusursuz, başarı kazanamaması imkansız olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaya yürümek, dans etmek, oynamak; (gen). up ile yekununu çıkarmak; ödemek; gitmek; yol almak, seyretmek (gemi). foot a measure dans etmek. foot it yaya gitmek. foot the bill hesabı ödemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. feet) (i). ayak, kadem; ayak kısmı; en alçak kısım; alt, (dağ) etek, dip; temel esas; son; şiir vezin tef'ilesi; yaya asker, piyade; dikiş makinasında bezi düz tutan parça, ayak; yekun, tutar. foot lathe ayak tornası. foot of a mast (den). dire

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kademlik, (arsa kenarı, filim, tahta) uzunluk; (mad). çalışmaya göre ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bayt). sığıra mahsus bir çeşit bulaşıcı hastallk, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). futbol; (A.B.D). yumurta şeklinde topla oynanan oyun, Amerikan futbolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayakları dayayacak tahta; tahta karyolanır ayak ucundaki parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniformalı uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak freni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yayalara mahsus köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). bir ışık öIçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaya. a six footer aşırı uzun boylu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çorap ve ayakkabılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağ etegi, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak basacak sağlam yer, garantili yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). basılan yer, ayak basacak yer; mevki, hal; ilişki; yekun; temel ayağı, taban. on a better footing than ever araları her zamankinden daha iyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayaksız, asılsız; (k).diliahmak, budala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tiyatro sahne önündeki bir sıra ışık; sahne mesleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemsiz, değersiz; ahmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). serbest, başıboş, kayıtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniformalı uşak; piyade neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dipnot, hamiş; (f). dipnot koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yavaş yürüyüş; merdiven sahanlıgı; ufak sahne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski yaya dolaşan haydut, yol kesen eşkıya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keçi yolu, patika; (ing). yaya kaldırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak-libre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1/32 ayakl-ibre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak dayayacak yer, ayak konacak yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). yelkenin altabaşo halati; (çoğ). marsapetler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). posa, tortu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürümekten ayakları şişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). siçek sapı, yaprak sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadınlara mahsus eyerin tek üzengisi; (mim). sütun kaidesi veya kürsüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adım; ayak sesi; ayak izi; basamak. follow in one's footsteps bir kimsenin izinde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezarlarda ayak ucundaki taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak taburesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak giyecekleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor ayak hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşınmış, yorulmuş, ayakları acımış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili ahmak, budala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). beceriksizce yapmak, yüzüne gözüne bulaştırmak; (i). beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden mahkum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğleden evvel, sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., alay gerçekten, hakikaten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD WALKMAN® için koşu gibi hareketli etkinliklerde sorunsuz kullanılmayı sağlayan anti-şok teknolojisi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, mim kabartma pervaz üzerine yapılan oyma süs; guz san gümüş kapların kenar kabartma veya aynası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ABD argo aptal kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sıkıntı, can sıkıntısı; karanlık kasvet; kasvetli yer; f. canı sıkkın olmak, surat asmak; kararmak (hava); kederli olmak, meyus olmak; karartmak, kasvet vermek, kederlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karanlık; kasvetli; sıkıcı, sıkıntılı; ümitsiz. gloomily z. kasvetle, ümitsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) karışık ve anlamsız yazı veya söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilâhilik, tanrılık vasfı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İran isi beyaz porselen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D., argo yapışkan madde; çamur .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D. Amerikan fıstığı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (better, best) (i.), ünlem iyi, âIâ, güzel, hoş; uygun, münasip, yerinde; faydalı; doğru; hayır sahibi, kerim, cömert; uslu, itaatli; dini bütün; muteber; şerefli; sağlam, mükemmel, dolgun; çok, büyük; hünerli; güvenilir; hayırlı; bozulmamış; sı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (s.), (i.) Allaha Ismarladık. Hoşça kal. Güle güle. Selametle; (s.), (i.) veda .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) güzel, hoş görünüşlü; büyük. goodliness (i.) iyilik, iyi huyluluk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ünlem iyilik, güzellik; erdem, mükemmellik; cömertlik, ne- zaket; fazilet; faydalı kısım; ünlem Allah! Goodness knows! Allah bilir! For good ness' sake! Allah aşkına ! Thank good ness! Allaha şükür! have the goodness to lütfen, nezaketen . I wis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) eşya, mal; kumaş; gayri menkul eşya; A.B.D., argo gerekli vasıflar. goods train (ing.) marşandiz, yük katarı. deliver the goods A.B.D., (k.dili) beklenilen bir şeyi muvaffakıyetle yapmak. get the goods on argo suç delillerini elde etmek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), good will iyi niyet, hüsnüniyet, hayırhahlık; neşe; (ikt.) bir ticaret yerinin itibar ve müşteri ilişkileri gibi manevi değerleri. good-will ambassador iyi niyet elçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili), (s.), ünlem şekerleme, bonbon; (s.) sahte sofu; ünlem, (ç.dili) ne iyi. goody-goody (i.) hanım evlâdı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (k.dili) yapışkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), argo ahmak kimse; hata; (f.) hata yapmak. goof up argo bozmak; becerememek, altüst etmek. goof off argo işten kaçınmak, atlatmak, başından atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), argo ahmak akılsız, budala; saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Amerika’lı matematikçi Edward Kasner, bir matematik teorisi üzerinde çalışırken işlemleri kısaltmak için 100 sıfırlı sayıya bir isim bulayım demiş ancak isim yada soyadını vermek yerine bir bebek olan yeğeni Milton Sirotta‘ya bu sayının yazılı olduğu bir kağıdı göstermiş ve “bu ne?” diye sormuş? Bebekte kendine yakışır şekilde gogol demiş.Sadece bir bebek hecelemesi ve son derece anlamsız, üstelik hiçbir matematikçide bu ismi bir teorisinde kullanmamış diyor ve adını gogol olarak koyuyor. Zamanla “Googol” diye daha sempatik okunan kelimemiz, Kasner’in “Mathematics and the Imagination” adlı kitabıyla birlikte popülerleşiyor. Google’ı kuran yazılımcı mühendis arkadaşlarda hayatları boyunca matematikle cebelleştikleri için ilk akıllarına bu kelime geliyor. Aramalar da birçok sonuç çıkacak, goooooooooooooogle diye uzayıp gider diyede bir mantik yürürüyorlar ve bu ismi begeniyorlar tabi anlamsız oldugu için internet isim hakkıda boşta bulunuyor ve birkaç doları bastırıp isim hakkınıda alıyorlar... Google şu anda 3 milyar siteyi sizin için tarıyor. Bilgiye ulaşmak dipsiz bir kuyuda dolaşmaya benziyor. İnternet’te dolaşmakta bundan farksız. Bu dipsiz kuyuda size en büyük yardımcıların başında ise arama motorları geliyor. Bu arama motorlarının başında ise iki genç adamın kurduğu Google şirketi geliyor. Google 1998 Eylül'ünde kurulmuştur. Google’da günde 400 milyon arama yapılıyor. Google ismini veren şirket kendini şöyle tanıtıyor: hayal edilemeyecek kadar büyük bir sayıya (10 üzeri 100) verilen ad.Evrendeki atomların sayısından bile daha fazlaymış! Buna kaçımız inanır bilinmez ama,şu ana kadar bilgilerin derlenip toparlandığı tek adres olarak karşımıza çıkıyor. Google ana sayfası hiç reklam almıyor ama aradığınız her kelime ile ilgili bir firma karşınıza çıkıyor. Kurumsal reklamlar ile google cirosu Dünyanın en fazla artış gösteren şirketi oldu. İKİ GENÇ ADAM KURDU Google’ın kurucuları ve şu andaki başkanları 30 yaşında, gencecik iki adam: Larry Page (Kurucu Ortak ve Ürün Başkanı) ve Sergey Brin (Kurucu Ortak ve Teknoloji Başkanı) 2002 yılında dünyaca ünlü teknoloji dergisi Wired tarafından “Yılın İşadamları” seçildiler. Google’da 88 dilde arama yapabiliyor. Ve yarım saniye içinde 3 milyar siteyi tarıyor. Google’ın arama sonuçları anahtar kelimeyle sitenin birbirine olan uyumluluğuna ve o sitenin o anahtar kelimeye verdiği öneme dayanıyor. Herkesin en objektif ve aradıklarıyla en alakalı sonuçları bulabilmesi için değişik teknolojiler kullanarak siteleri belirliyor Şu anda 3 milyardan daha fazla adres var Google’da. Ve hepsi tek tek inceleniyor. Aranan anahtar kelime sitenin neresinde geçiyor, kaç kere geçiyor ve nasıl geçiyor diye bakılıyor. Bu arada sitenin başka hangi sitelere link verdiğine ve bunun tam tersine de dikkat ediliyor. NET’TE BAŞLANGIÇ NOKTASI Google, internette bilgi bulmak isteyen kişilerin adeta başlangıç noktası oldu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) 10100, onun yüzüncü kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) (10 1o) 100.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D., argo çamur, balçık, yapışkan pislik; A.B.D., (asağ.) Endonezyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo bir şantajcının adamı olan katil, kundakçı; işverenin grevcilere karşı şiddet kullanan adamı; ahmak kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D., (k.dili) yapıştırıcı madde; kaba kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), argo poposuna vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. gooses) terzi ütüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. geese) (i.) kaz, (zool.) Anser; kaz eti; budala kimse, ahmak kimse. goose egg argo sıfır. goose flesh tüyleri diken diken olmuş deri. goose step kaz adımı; Alman askerinin yürüyüşü. cook one's goose işini bozmak. fox and geese kör- ebe oyunu; b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bektaşi üzümü, (bot.) Ribes grossularia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kazayağı, (bot.) Chenopodium .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz çobanı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz boynu şeklinde şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz kanadı tüyü; tüy kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), A.B.D., (k.dili) halka yakın; esas; (i.) bilhassa taşra halkı veya seçmenleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tiyatroda oyunculann dinlenme odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iokanta .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) seyis, uşak; güvey; İngiliz sarayının hademelerinden biri; (f.) tımar etmek; çeki düzen vermek; giyinip kuşanmak, kendine itina etmek; özel eğitim vererek siyasi memuriyete hazırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sağdıç, düğünde güveye refakat eden erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) oluk, yiv, saban izi; alışkanlık, itiyat, âdet; (f.) oluk açmak; argo bir şeye kendini vermek, dalmak. in the groove A.B.D., argo mükemmel bir durumda. groovy (s.), argo son modaya uygun, mükemmel .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bekçi odası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rehber, rehber kitabı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yarımay .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (i.), (f.) dikkati çekme ünlemi; avda köpekleri saldırtma ünlemi; (i.) hayret ifade eden ses; (f.) bağırarak cesaret vermek veya canlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (ing.) Hayret! Hey !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el kitabı, rehber .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cüret; arsızlık, küstahlık yiğitlik, cesaret;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (gürgen, meşe, karaağaç gibi) sert tahtalı ağaç; bu ağaçların keresteleri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD şamata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) büyük balıkları avlamakta kullanılan zıpkın; (f.) zıpkınlamak, zıpkınla öIdürmek. harpooner (i.) zıpkıncı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü kalitesini korurken elektronik olarak zoom mesafesini artırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nesilden nesle intikal eden değerli şey; (huk). evladiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kümes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavuk tüneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüksek derecede alkol ihtiva eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Hintli, Hindu: (s). Hintlilere ait. Hinduism, Hindooism (i). Hintlilerin dini ve sosyal sistemi, Hinduizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hollywood.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, eski, argo içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kukulete, başlık; kukuleteye benzeyen herhangi bir sey; A.B.D, oto. motor kapagı; şahinin başına geçirilen göz bağı; üniversitelerde rütbe göstermek için pro- fesörlerin cüppelerine takılan başlık şeklindeki parça; A.B.D, argo hayta; f. kukulete

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sokak serserisi, kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyü; k.dili uğursuz kimse veya şey; f., k.dili uğursuzluk getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözlerini bağlamak; aldatmak, göz boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ünlem, A.B.D, argo saçma şey, zırva; saçmalık; ünlem Saçma !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. hoofs, hooves) f. toynak; toynaklı hayvan ayağı; toynaklı hayvan; f. tekmelemek, tepmek, çifte atmak; gen. it ile, k.dili yaya gitmek, taban tepmek: dans etmek. on the hoof ayakta, sağ, kesilmemiş (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toynak patırtısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bayt. tırnağı sıkışmış, sakat tırnaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toynak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanca, çengel; kopça; orak; çengel gibi kıvrılmış şey; akarsuyun çengel şeklinde kıvrılan kısmı. hook and eye erkek ve dişi kopça. hookandladder company itfaiye teşkilatı. hook, line and sinker k.dili tamamen, olduğu gibi: He swallowed my story hook,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .,cengel ile yakalamak, tutmak, çekmek, bağlamak; ucu çengelli olta ile balık tutmak; çengel şekline sokmak, çengel şeklinde bükmek; tos vurmak; argo çalmak, aşırmak; kanca şeklini almak; takılmak, asılmak. hook up kancayla bağlamak; birleştirmek. h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hooka i. nargile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çengelli; çengel şeklinde; çalınmış; argo müptela, düşkün; argo evlenmiş, evli. hooked rug tığ ile örülmüş halı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek direkli balıkçı gemisi; eski veya hantal gemi; argo bir bardak sek viski; argo fahişe, orospu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gaga burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç cihaz veya elektrik devresinin birbirine bağlanması; k.dili ilişki, bağlantı; birkaç radyo istasyonunu birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince bağırsaklarda bulunan azı kancalı bir çeşit solucan, kancalı kurt, zool. Ancylostoma. hookworm disease tıb. bu solucandan ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili mektep kaçağı. play hooky mektepten kaçmak, slang okulu asmak; kaçamak yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili sokak serserisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ,çember, kasnak; ,çocuklann oyuncak çemberi; eskiden kadınların eteklerinin içine geçirilen çember; çember şeklinde herhangi bir şey; f. çemberlemek, çemberle bağlamak. hoop skirt içine ,çember geçirilmiş etek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo gürültü, heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çavuşkuşu, ibibik, hüthüt, zool. Upupa epops.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., A.B.D İndiana eyaleti yerlisi; s. İndiana ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ötmek (baykuş), baykuş gibi ötmek; yuha çekmek; i. baykuş sesi; bağırma; yuhalama; İng., argo güldürücü şey. hoot owl baykuş. not worth a hoot k.dili beş para etmez. hooter i. fabrika düdüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo İndonezya'da saz damlı ev; ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hootenanny i. halk şarkıları gösterisi; k.dili şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., İng. elektrikli süpürge ile temizlemek. hooves bak. hoof.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden kullanılan ince ve şeffaf boynuzla kaplı levha şeklinde çocuk alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetli, kan beynine sıçramaya hazır. hotch pot, hotchpotch bak. hodgepodge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., k.dili aceleyle; i. birinin ayakkabı tabanı arasında kibrit yakarak yapılan eşek şakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir evde barınacak yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültü, velvele, yaygara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimolann kar veya buzdan yapllmlş evi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.düzensizlik, ahenksizlik, uyumsuzluk (hareketlerde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ev içine ait, ev içinde yapılan. indoor games ev içinde oynanan oyunlar. indoor life ev hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z .ev içinde, ev içine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Independent Order of Odd Fellows.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (s.) kaba kuvvet; kaba kuvvet kullanan kimse; (f.) kaba kuvvet kullanarak başkasını boyun eğmeye zorlamak; (s.) kaba kuvvete dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (min.) zirkonyum taşının renksiz veya sarı bir çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .kanguru kangaroo. court (A.B.D.) kanunların horlandığı ve yanlış uygulandığı usulsüz ve yetkisiz mahkeme. kangaroo rat Avustralya ve Kuzey Ameri ka'da bulunan keseli fare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Guney Afrika'nın kurak yaylalarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahatça oturacak mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 1849'da İngiltere kral tacına konulan meşhur Hint elması; pek kymetli şey .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Afrika'ya özgü beyaz çizgili iri ceylan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo, slang antika kimse. kooky (s.) antika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). İş birliğine dayanan ortaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. co-op.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. a co-op. cooperative society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of a cooperative. manage of a cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative trading system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a cooperative. to be organized on a cooperative basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Çeşitli, işler arasında düzen sağlama düzenleştirme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordination

eş güdüm

Belli bir amaca ulaşmak için türlü işler arasında bağlantı, ilişki, düzen ve uyum sağlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordination. coordination eşgüdüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordination. posdcorb : planning , organising , staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. matematik). Bir noktanın düzlemdeki veya uzaydaki yerini belirtmeye yarayan kot, apris ve ordinatın ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate. coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordinateur

eş güdümcü

Türlü işler arasında düzen ve uyum sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordonné

eş güdümlü

Aralarında eş güdüm bulunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) hiciv, tezyif; (f.) hiciv ile tezyif etmek, hakkıda hiciv yazmak . lampooner, lampoonist (i.) hicivci, hiciv muharriri, hiciv yazan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) arazi sahibi olduğu halde fakir olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanunname, kanun dergisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşamak için gerekli olan kan; hayat veya kuvvet veren tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çevik, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihtimal, olasılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yünle karışık keten veya pamuktan yapılmış kaba kumaş; eski ne olduğu belirsiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçim, geçinme; geçim vasıtası, rızk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi jurnalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakkam ağacı, bot. Haematoxylon campechianum; bu ağacın gayet sert kerestesi; bu ağaçtan çıkan kırmızı boya maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit iskambil oyunu, lu; bu oyunda ceza kâsesi; İng., k.dili tuvalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lif kabağı; bu kabaktan çıkan banyo lifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bakmak, nazar etmek, dikkatle bakmak, görmek; düşünmek, mütalaa etmek; gözetmek; yönelmiş olmak; görünmek, gözükmek, benzemek; i. bakış, nazar, bakma; görünüş, ifade; yüz ifadesi. look about etrafına bakmak, dört yanını gözlemek veya kollamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) bakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakan kimse;( argo) güzel ve yakışıklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters yönde olan; karmakarışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözetleme yeri; gözetleme; gözleme; bekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dokuma tezgâhı; dokuma; den. küreğin topacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. uzakta hayal gibi gözükmek; aslından daha kocaman ve korkunç gözükmek; büyük önem kazanmak; i. uzakta hayal gibi belirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yapılmış şerit

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahmak kimse; değersiz kimse; serseri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gerdanlı dalgıç, zool. Gavia. crazy as a loon bütün bütün sersem, zırdeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) deli, çılgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ilmek; ilik halkası; ırmağm yılankavi aktığı yer; kroşe ve örgü işlerinde bir ilmek; doğum kontrolü için dölyatağına konulan halka, spiral; f. ilmek yapmak, ilmeklemek; ilmek olmak, ilmekle tutulmak. loop back bir eğri meydana getirerek aksi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mazgal deliği, duvar kovuğu; kaçamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilmekli; (argo) deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. gevşek, sıkı ve bağlı olmayan, başıboş; dağınık, ayrı ayrı, seyrek, sıkışık olmayan; ahlakça serbest, hafifmeşrep, iffet sahibi olmayan; şüpheli, müphem; yumuşak (öksürük); ishal olmuş, kabız değil; f. gevşetmek, çözmek, açmak; salıvermek, hapi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gevşetmek, çözmek, açmak; salıvermek; tıb. ishal etmek; gevşemek, çözülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altın kamış, bot. Lysimachia vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yağma çapul, ganimet, kanunsuz kazanç; A.B.D., (argo) para; f. yağma etmek, ganimet olarak zaptetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sandviç ve hafif yemekler yenilen lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acıbadem kurabiyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ısmarlama; tam uygun, yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, erdenlik, bakirelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkeklik, yiğitlik; erkeklik hali veya çağı; insanlık. manhood suffrage bütün ergin erkeklerin rey verme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kestane rengi, maron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir kimseyi ıssız ada veya kıyıya çıkarıp yalnız bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrit yapmaya yarayan kereste; kibrit çöpü gibi ufak tahta parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcının düşük ses seviyelerinde bas sesleri güçlendirmesini sağlayarak, kulaklık çıkışının ses kalitesini en üst seviyeye getirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla devirli plaklarda gayet ince çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyol. mikroorganizma, mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Mikrop.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (chose, chosen) yanlış seçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mistake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavun faresi, Hindistan'da bulunan ve gelinciğe benzeyen bir hayvan, zoo. Herpestes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğanotu, bot. Aconitum; kaplanboğan, bot. Aconitum napellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muson; mevsimine göre yön değiştiren rüzgar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. böğürmek; i. böğürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., argo. beleşe konmak; aşırmak; aylakça dolaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. bir önermede esaslar ile neticeler arasındaki bağlantı; gram. kip, bak. mode; müz. makam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruh durumu, hal; çoğ terslik, huysuzluk, karamsarlık. in the mood for - e hazır. mood music duygulandırmada kullanılan müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karamsar, umutsuz, bedbin, içedönük, içekapanık, meyus. moodily z. karamsarca moodiness i. karamsarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ay, kamer, mah; uydu; dolunay veya hilâl şeklindeki şey; ay ışığı, mehtap; f.,k.dili dalgın dalgın gezinmek. moon blind ness bayt. atlara mahsus bir çeşit göz iltihabı; tıb tavukkarası, gece körlüğü. moonshine i. mehtap; saçma, boşlakırdı, kur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay ışınıı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğuştan geri zekâlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözleri gece körlüğünden rahatsız olan; gözleri fal taşı gibi açılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ay yüzlü, mehlika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay ışığı, mehtap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo. asıl işinden başka bir işte de çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ayın doğması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .aytaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aysar, çılgın, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayda yürüyüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .ay ışığı ile aydınlanmış; mehtap gibi; hilâl şeklinde; k.dili dalgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. demir atmak, palamarla baglamak, şamandıraya bağlamak; palamarla bağlanmak. mooring post palamar babası. moorage i. geminin bağlanacağı yer veya şey; demir atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kır; avlak. moor cock orman horozu. moorfowl i. ormantavuğu. moor hen dişi ormantavuğu; yeşil ayaklı su tavuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Magribi; Faslı. Moorish s. Mağribi; Fasa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geminin bağlanmasına mahsus lenger, palamar veya şamandıra, geminin bağlanacağı yer.ç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. kır, bozkır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok iri ve yassı boynuzlu bir çeşit geyik, zool. Alces americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. münakaşalı, tartışılabilir; i. münazara, tartışma; ing., tar. idare meclisi; f. müzakere etmek, münazara etmek, tartışmak. moot case tartışma konusu olan dava. moot point tartışılacak mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden İngiltere ile İskoçya arasındaki sınırda turbalık veya bataklıklarda gizlenip eşkiyalık eden haydut; çapulcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anallk, validelik; analar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güve yemez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. mantar; mantarımsı şey: türedi şey veya kimse; s. mantarımsı; türedi; f. yayılıp büyümek; mantar şeklinde yayılmak. mushroom cloud (özel likle nükleer patlama sonucunda) mantar şeklinde yükselen bulut. mushroom growth birdenbire büyüyüp y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nansuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sığır paçasından alınan ve köseleyi yumuşatmak için kullanılan yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civar, yöre, havali, semt, mahalle; yakın komşular. in the neighborhood of a hundred kilo meters yaklaşık olarak yüz kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çiçekleri yalnız gece açılan bir kaktüs, (bot.) Selenicereus grandiflorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahmak ve budala kimse, sersem kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) budala veya sersem kimse; (k.dili) kafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şehriye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuytu yer, köşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öğle vakti: en parlak ve en başarılı devre, doruk. noonday (i.), (s.) öğle vakti; (s.) öğle vaktinde olan. noon hour öğle paydosu. noontime, eski noontid (i.) öğle vakti; en parlak veya en başarılı devre. high noon tam öğle vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ilmik; bağ; (f.) ilmikle tutmak; ilmik bağlamak; ilmiklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. notebook

dizüstü

Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) not defteri, muhtıra defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dal; yan çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. olgunlaşmamış dişi gamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili büyük miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık yumurtası gibi taneli bir çeşit kireçtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. omitolojinin yumurtalar üzerine ilim yapan dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzel kokulu bir çeşit siyah çay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo fiziki çekicilik, cinsi cazibe; azim, şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ovogonlu mantarlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

unlem Ay! Abo!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Bitkilerde döllenerek yumurtayı meydana getiren dişi unsur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Döllenebilecek hâle gelmemiş yumurtacık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. döllenmiş yumurtacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. (bazı böceklerde) yumurta zarfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu çamur; okyanus diplerinde bulunan ve böcek kabuklarından meydana gelmiş sulu çamur; bataklık; sepicilikte kullanılan meşe kabuğu suyu; sızıntı, sızan şey. oozy s. sızıntılı; sızdıran; sulu çamur gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sızmak, sızıp akmak; dışarı sızmak, duyulmak (sır veya haber); sızdırmak, dışarı vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Optik zoom, uzaktaki nesneleri net ve ayrıntılı yakın çekimler için büyütür. Görüntü kalitesi, resmin orta kısmını büyüterek resmin genelinde ayrıntı ve çözünürlük kaybına neden olan dijital zoom’dan üstündür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Basma düğme ile objektifin odak uzunluğunu değiştirerek optik zoom yapmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıda yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. i. dışarıya; dışarıda, açık havada; i. açık hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görünüş, genel görünüş, manzara; seyredilen yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. dışarıda; i. dışarıda olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. vuruşta geçmek; dışarı uzamak; i. dışarı çıkan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir uçak veya otelde mevcut yerlerden fazla rezervasyon kabul etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gözden kaçırmak, dikkate almamak; önem vermemek; yüksek bir yerden bakmak; muayene veya teftiş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakış, yukarıdan seyretme; yüksek yer; gözden kaçırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (shot) nişandan öteye atmak; geçmek; aşırılığa kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmi çektikten sonra Oynatırken Zoom’lama işlevini kullanarak fotoğrafınızdaki nesnelere zoom yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev büyük UXGA 1600 x 1200 piksel resminden 640 x 480 piksel görüntünün alınmasını sağlar. Yeni VGA dosyası Memory Stick™ üzerine kaydedilecektir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. (argo) beceriksiz boksör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (tiyatro) çağdaş pandomimde soytarının yerini alan ihtiyar bunak adam. pantaloons i. eski moda pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika kızılderililerinin çocuklarına verilen isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., ask. paraşütçü kıtası. paratrooper i. paraşütçü asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hesap cüzdanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üflenince bezelye atan oyuncak boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuklara ce yapılan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaya ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Phone Tools yazılımı, faks işlemlerini gerçekleştirmek, GSM mobil telefonlar, ISDN ve PSTN şebekelerle iletişim kurmak için kullanılır. Yazılım kısa mesaj (SMS) gönderip alabilir ve mobil telefonun rehberini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla ışık veren lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. foto ofset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askeri müfreze; takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kontrplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzdan; ufak boy kitap, cep kitabı; cep defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korkak adam, alçak adam, namert kimse. poltroonery i. korkaklık, alçaklık, namertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duba, tombaz. pontoon bridge dubalar üstüne kurulan köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) it.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 16,4 kiloluk bir Rus ağırlık ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun ve kıvırcık tüylü fino köpeği, kaniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Öf! (sabırsızlık veya küçümseme belirtir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçümsemek, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bahis tutuşmada veya kumarda ortaya konulan para; on beş bilye ile oynanan bir çeşit bilardo; tic. rekabete meydan vermemek için mal fiyatlarını kontrol altmda tutan tüccarlar birliği; çalışma grubu, ekip; f. ticaret birliği kurmak amacıyle par

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük göl; havuz; su birikintisi; herhangi bir sıvı birikintisi; bir nehrin derin ve durgun kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilardo salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. pupa, geminin kıçı; zarta; f. gemi kıçından içeriye dalga girmek; zarta çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., (argo) yormak, takatini kesmek. pooped s., A.B.D. bitkin bitap, takati kesilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fakir, yoksul, muhtaç; zayıf; kıt, az; kuru, kuvvetsiz; sıhhati bozuk; zavallı, biçare; fena, adi, bayağı; rahatsız (gece); i., the ile fakir fukara. poor box sadaka kutusu. poor farm fakirlere iş bulunan ve bakılan kurum. Poor fellow! Vah zav

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. darülaceze, düşkünler evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. kötü bir şekilde, başarısızlıkla: kusurlu olarak; s. k.dili hasta, rahatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fakirlik, yoksulluk, züğürtlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, ödlek, yüreksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tencereyi ateş üzerine asmaya mahsus S şeklindeki çengel; özellikle el yazısı öğrenenlerin S şeklindeki çizgileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. para harcamasını bilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden pişirmek..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okul öncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dikiş makinasında ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basım odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazlık; papazlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) geçirmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ispat, delil, kanıt, tanıt; imtihan, tecrübe, deneme; matb. prova; ayar; alkol derecesi; mat. sağlama; s. dirençli, kuvvetli, dayanıklı; geçirmez; miyar olarak kullanılan; belirli ayarda olan. artist's proof basma resmin ilk provası. proof posi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. provaları düzeltmek, tashih yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matbaa provasını düzelten kimse, düzeltmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıt yapımında kullaınlan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kedi gibi sessizce yürümek; kendi fikrini belirtmemek; i. fikrini belirtmeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyükanne ve büyük babalarından biri zenci diğer üçü beyaz olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tilkiden büyücek, ayıya benzer ve kuyruğu alaca halkalı olup ağaçta yaşayan bir Kuzey Amerika hayvanı, zool. Procyon lotor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Rangun, Burma'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) budanmış bitki kökünden süren filiz; (f.) filiz sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) ratoon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mert, erkekçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırmızı kereste veren bir çeşit ağaç; Kaliforniya'ya mahsus ve dünyanın en yüksek ağacı olan bir cins servi ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azar, tekdir, paylama, sitem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişi ile oynanan oynak bir dans: bu dansın havası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yırtılmaz, dikişleri sökülmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haç; eski dönüm, yeni dönümün onda biri; beş buçuk metreden yedi buçuk metreye kadar değişen bir uzunluk ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dam, çatı; dama benzer şey; f. çatı ile örtmek, üstünü kapamak. roof garden dam üstü bahçesi. roof'ing i. çatı yapma; çatı malzemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satrançta kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ekinkargası, zool. Corvus frugilegus; hilekâr adam; f. hile ile kapmak; aldatmak. rook'y s. karga gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karga ve diğer kuşların ürediği yer; ayıbalıklarının meskeni; çok sefil insanların oturduğu kalabalık ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) acemi asker; yeni polis; acemi oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oda; yer meydan; f. oturmak. room'mate i., A.B.D. oda arkadaşı. make room for birisi için yer açmak. There is no room for doubt. Şüpheye mahal yok. take up a lot of room çok yer tutmak. room'er i. pansiyoner. room'ful i. oda dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş. roominess i. genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tünek; kuşların gecelediği yer; f. tünemek. rule the roost k.dili baş olmak, hakim olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kökleştirmek, tutturmak; kökleşmek, tutmak. root for k.dili desteklemek. root out, root up kökünden sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kök; kaynak, temel; kelime kökü; mat. kök. root and branch tamamıyle, kökten, toptan, hepsi. root beer bazı köklerden yapılan içecek. root borer kökleri kemiren bir böcek. root gall parazitlerin köklerde meydana getirdiği şişlik. root leaf kök fili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. rhizome.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kök, asıl kaynak; bot., bak. rhizome.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tropikal bir ağacın koyu kırmızı ve güzel kokulu odunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

birinin kenarı keskin olan üç dişli çatal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutsilik, evliyalık; azizler, evliyalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satış yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransız Krallık Resim ve Heykel Akademisi üyelerinin sergilerine verilen ad. Sözcük, bu sergilerin Louvre`daki Apollon Salonu`nda açılmasından kaynaklanmaktadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. meyhane; ing. bar; büyük salon; galeri; gemi salonu; lokanta. saloon deck gemi salonunun bulunduğu güverte. saloonkeeper i. meyhaneci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızı veya sarı boya veren bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağacın özlü ve canlı kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iş Hint ağacı; mobilya yapımında kullanılan sertçe bir çeşit sarı Hint ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. testere gibi dişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. okul, mektep: öğrenim devresi; güz. san. bir ustadın öncüsü olduğu tarz veya üslup, ekol; herhangi bir şeyin öğrenildiği yer; okul binası; f. okula göndermek; ders vermek, öğretmek, okutmak; terbiye etmek, alıştırmak. school age okul çağı. schoo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. balık sürüsü; f. sürü halinde yüzmek (balık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ders kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek oğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğitim ve terbiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda bilgin; iskolastik görüşlü veya eğilimli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıkı disiplinli kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek oğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul arkadaşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınıf, dershane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul ödevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okulda oyun sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki veya üç direkli ve yelkenleri yandan olan gemi, uskuna; büyük bira bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük kepçe; tıb. kaşık şeklinde cerrah aleti; çukur; kepçe ile alma; k.dili vurgun; gazet. atlatma; f. kepçe ile çıkarmak; k.dili toplayıp yığmak; içini boşaltmak; içini oymak; gazet atlatmak; kapmakc scoop net nehir dibini taramaya mahsus ağc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili birden kaçmak veya koşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trotinet; küçük motosiklet; dibi düz ve tabanına iki demir ray takılı kuvvetli buz kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete kupürleri veya resim yapıştırmaya mahsus defter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gıcırdamak; i. gıcırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişilik, şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sütotu bot. Polygala; sütotunun öksürük söktürücü kurutulmuş kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) su kaldıracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) astarlık ince yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) başı sabunlayıp yıkamak; (i.) başı ovalayıp yıkama, şampuanlama; şampuan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keskin nişancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dağılmaz cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kurşun işlemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (f). Haydi! Defol! Kışt! Hoşt!; (f). kovmak. shooin (i)., (A.B.D)., (k).dili kolay kazanılan seçim veya yarış; kazanacağı önceden belli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D). ayak sürterek yapılan dans; bir çeşit tart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). fıçı veya sandık yapmak için hazırlanmış malzeme; başak demetleri kümesi; (f). fıçılık tahtaları demet haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). shake.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (shot shooting) (i). atmak, fırlatmak; ateş etmek; (gen). out ile (filiz) sürmek; silâhla öldürmek veya yaralamak, vurmak; (sekstantla) ölçmek; akıntı ile geçmek; üzerinden hızla geçmek; fotoğraf çekmek; içine başka renk karıştırmak; tüfek kullanma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

avcı kulübesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vurucu, nişancı, atıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hasta odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. samyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızkardeşlik, kızkardeşlik görevi; rahibeler birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. altı atar, altıpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim müsvedde defteri; taslaklar kitabı; kısa hikâyeler kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), (argo) Defol !.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. navi, şalopa, tek direkli yelken gemisi. sloop of war eskiden brik armalı küçük savaş gemisi. slooprigged s. yan yelkeni ve floku olan (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. A.B.D., (argo) öpüşmek; I. öpücük, buse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. düzeltmek, düzleştirmek; kolaylaştırmak; tatlılaştırmak (ses); yatıştırmak, teskin etmek; tesviye etmek, düzlemek; kolaylaşmak; i. düzeltme, düzleştirme; düz şey veya yer. smooth away kurtulmak (üzüntüden). smooth down yatıştırmak. smooth one

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düz, pürtüksüz, müstevi, pürüzsüz, düzgün; perdahlı; engelsiz; kolay; hoş, yumuşak, mülâyim; sakin, telâşsız; akıcı, kaygan; yağcılık eden; tüysüz, kılsız; tatlı, sert olmayan (içki); sürtünmeyen; aşınmış. smooth breathing eski Yunancada başında

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sakalsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sakalsız; güler yüzlü; mürai, ikiyüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nabza göre şerbet veren, riyakâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. namlusu yivsiz, kaval (tüfek veya top).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düzeltmek; yatıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili. kandırıcı ve tatlı dilli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan sokmasında ilâç olarak kullanılan birkaç cins kök veya ot; loğusa otu, bot. Aristolochia; kurtluca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. saç filesi; f. saça file geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçümseyici hareket. cock a snook nanik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokmak; i. burnunu sokan kimse snoopy s., k.dili. üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. burun; yüz, surat. snooty s., A.B.D., k.dili. züppe, kendini beğenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. kestirmek, şekerleme yapmak; i. kısa uyku, şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Saatli radyonun alarmının, belirlenmiş bir süre sonra tekrar etkinleşmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöven, helvacıkökü, sabunotu, bot. Saponaria officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çam; tahtası yumuşak olan ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı renkler bize soğuk olan şeyleri anımsatırlar; buz grileri veya teskin edici maviler gibi. Her renk beyaz katılarak daha “cool” yapılabilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkı kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hemen, şimdi, derhal, çok geçmeden; çabuk, süratle; kolayca, kolaylıkla; tercihen. sooner or later er geç. as soon as derhal, hemen. I would as soon go as not. Bana göre gitmekle gitmemek birdir. Gitsem de bir, gitmesem de. no sooner than olur olma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) vaktinden önce davranıp en gözde hazine arsasına ucuza konan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. is, kurum; f. ise bulaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., (eski) gerçek, hakikat, doğruluk; s. gerçek, doğru; yatıştırıcı; pürüzsüz. in sooth hakikatte, gerçekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yatıştırmak, teskin etmek, yumuşatmak; rahat ettirmek, mülâyimleştirmek, hafifleştirmek. soothing s. yatıştırıcı. soothingly z. yatıştırıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., eski gerçek, hakiki; hakikatli, sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-said, -saying) gaipten haber vermek, geleceği söylemek. soothsaying i. kehanet, falcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâhin, gaipten haber veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isli, kurumlu. sootiness i. islilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. ses geçirmez, ses vermez; f. ses geçirmez hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara pelin, bot. Artemisia abrotanum; kafuriye, bot. Artemisia arborea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık sırtı dam, adi çatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-zoa) sperma hayvancığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgârın denizden getirdiği hafif su serpintisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tükürük hokkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enli ve yayvan ayak, taraklı ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlayan mermi parçalarının geçmesini engelleyen; çatlamaz, dağılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. şaka yapmak, muziplik etmek; i. şaka, müziplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., k.dili. hayalet, tayf; A.B.D., (argo) casus; A.B.D., (argo), asağ. zenci; f. hayalet halinde görünmek; korkutmak; zıvanadan çıkarmak. spookish, spooky s., k.dili. hayalet gibi; tekinsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. makara; makara şeklindeki şey; f. makaraya sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kaşık; kasık şeklindeki şey; golfta topu vurup havalandırmaya mahsus bir çeşit değnek; f. kaşıkla almak; kaşık ile balık tutmak; kroket veya golfta topu vurup havalandırmak; k.dili. oynaşmak, sevişmek. born with a silver spoon in one's mouth

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaşıkçı balıkçıl, spatül kuşu, zool. Platalea; kaşıkçın, zool. Spatula clypeata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mısır unu ve yumurta ile yapılan yumuşak ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. spindrift.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses veya heceleri konuşurken yanlışlıkla karıştırma: our dear old queen'' yerine ''our queer old dean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzına beslenmiş; nazlı büyümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaşık dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaşıkotu, bot. Cochlearia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. sersem, aklı başından gitmiş; sevgilisine aşırı derecede düşkün. spoonily z. budalaca. spooniness i. aşırı düşkünlük, aklı başından gitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vahşi hayvan izi; f. (hayvan) izlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.) eyalet olma durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususi vapur kamarası; yataklı vagon kompartımanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, depo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stand .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yardakçı: komedi oyuncusuna seyircilerin arasında laf atıp espri yapmasını sağlayan ikinci plandaki oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. başak demetleri; büyük mısır demeti; f. demetleri kümelemek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. iskemle, tabure; ayak taburesi; oturak, lâzımlık; dışkı; çığırtkan kuş; bot. yeni filiz veren eski kök veya kütük; yeni filiz; f. yeni filiz vermek; çığırtkanlık yapmak; dışkı defetmek; (A.B.D.),(argo) gammazlamak, ihbar etmek. stool pigeon çığı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. eğilmek; kamburunu çıkarmak; tenezzül etmek, alçalmak, kendini küçük düşürmek; üstüne atılmak; eğmek; i. eğilme; kambur duruş; tenezzül, alçalma; üstüne atılma (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.) ufak veranda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar; sandık odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınaya karşı dayanıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hikâye kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazine odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. safkan atların şecere defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (ev yapımında) tabanın alt ve kaba tahta döşemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi için sol ve sağ kanallardan beslenen bir düşük frekans hoparlörü. İnsan kulağının, düşük frekanslı seslerin yönünü ayırt edememesi gerçeğine dayanan bir çalışma sistemi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bas ses üretimi İçin sol ve sağ kanallardan beslenen düşük frekanslı hoparlördür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir subwoofer amplifikatörü için özel olarak tasarlanmış bir preamp çıkış.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneş geçirmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bol pencereli ve güneşli oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (bir sıvıyı) donma derecesinin altında dondurmadan soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayağını sıkı basan, düşmez, kaymaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bayılmak, üzerine baygınlık gelmek; i. bayılma, baygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kapmak için üstüne çullanmak (çaylak); i. üstüne çullanma; ani saldırış. swoop up kapmak. with one fell swoop bir hamlede, bir çırpıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. servis kaşığı; yemek kaşığı, çorba kaşığı; yarım (ounce'lık) miktar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tabu olan şey; s. tabu, yasak, dokunulmaz, memnu; f. yasaketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. meyhane, bar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkinin toprağa inen ana kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Ar. fes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. koğuş borusu veya trampeti. beat a tattoo trampet çalmak, parmaklarla masayı tıkırdatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. vücuda dövme yapmak; i. dövme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay kaşığı. teaspoonful i. çay kaşığı dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (ço. foots, feet) Batı Amerika'nın çetin şartlarına henüz alışmamış kimse, güçlüklere alışkın olmayan kimse; başlangıç sınıfındaki erkek izci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kumaşı çerçeveye germeye mahsus kancalardan biri. on ten terhooks endişe içinde, sabırsızlıkla bekleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) on altıncı yüzyılda kullanılan bir Fransız gümüş parası; aynı yüzyılın İngiliz şilini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ders kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fas'a mahsus santarak ağacının güzel kokulu kerestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sapkalı mantar; k.dili zehirli mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili çok ahmak adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahmaklık; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lamba ve zıvana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. fazla, lüzumundan fazla, hadden ziyade; de, dahi, ilâveten, ek olarak, hem de. Too bad! Vah vah! I am too going. Ne yaparsan yap, gideceğim. This has gone too far. Bu mesele sıktı artık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. take.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alet, el aleti, kalem; çoğ. takım, avadanlık; herhangi bir işi görmek için gerekli olan vasıta; herkesin oyuncağı olan kimse; (argo) penis; f. aletle şekil vermek veya yapmak; kalıp gibi aletle süslemek; (argo) arabaya binip sürmek. tool box ta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Batı Hint adalarına mahsus ve kırmızı olan kerestesi mobilya için kullanılan bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. boru çalmak, boru gibi ses çıkarmak; i. boru sesi; düdük sesi; (argo) içki alemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. teeth) f. diş; diş gibi çıkıntı, diş şeklinde şey; diş gibi kesen şey; belirli bir yemeğe olan aşırı düşkünlük; çoğ. keskin ve içine işleyen şey; f diş diş etmek, kenarına diş yapmak. armed to the teeth baştan tırnağa kadar silâhlı. a bone i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş fırçası. tooth brush tree misvak agacı, bot. Salvadora persıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş macunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kürdan, diş karıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lezzetli, tadı güzel, iştah açıcı; hoş. toothsomely z. lezzetle; hoşça. toothsomeness i. lezzetlilik; hoşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişotugillerden herhangi bitki, bot. Dentaria; gizli otu, bot. Lathraea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nefesli sazlarda yavaş ve devamlı ses çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) kız; gen. ünlemle kullanılır: Hi, toots! N'aber kız?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(argo) (çocuk, kadın) ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. küme, sürü; bölük, tabur, alay; cemaat, güruh: gen. çoğ. asker; süvari bölüğü; f. sürü halinde toplanmak; ileri yürüyüşü yapmak; küme veya sürü halinde toplamak. troop away yürüyüş yapmak, ilerlemek, gitmek. troop carrier asker taşıyıcı uçak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süvari askeri veya atlı; asker gemisi; atlı polis; il jandarması. swear like a trooper çok ağır sözlerle sövüp saymak, ağzını bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asker gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksaklıkları saptayıp çözümleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baykuş ötüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından, gelişmiş dayanıklılığıyla birlikte, özel olarak tasarlanmış koni şekli sayesinde olağanüstü güç ve ses performansı sunan Yenilikçi Subwoofer tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili. çok zengin ve nüfuzlu iş adamı; eskiden yabancıların Japon ordusu kumandanlarına verdiği ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiddetli kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. ayaklar altında; yolda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-shot) hedefe isabet ettirememek, hedefe erişememek; uçağı normal inişinden önce piste temas ettirerek tekrar havalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farz edilmiş; söylenmeden anlaşılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük orman ağaçları altında büyüyen ufak ağaç veya çalılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çengelden çıkarmak; çengelini çıkarmak; çengelden çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beklenmedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çözmek; serbest bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çözmek; gevşetmek; serbest bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. (çift demirde) demirin birini vira etmek; rıhtımdan fora etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çatısını açmak, üstünü açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kökünden sökmek veya kazımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kökünden sökmek, kökünden söküp çıkarmak; yok etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producers'cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzatılabilir snooze (kısa süre sonra alarm tekrarlama) işlevi, snooze düğmesine tekrar tekrar basarak tekrarlama süresini 8-60 dakika arasında ayarlamanıza olanak sağlar. Düğmeye her bastığınızda snooze süresi sekiz dakika uzatılır. Düğmeye basılı tutarak, erteleme süresini yeniden sekiz dakikaya getirebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, vamose f., (ünlem), A.B.D., (argo) defolmak; (ünlem) Çek arabanı! Toz ol! Defol!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. zencilere has bir çeşit büyü; zenci büyücü; s. zenci büyücülüğüne ait; f. büyü yapmak. voodooism i. zenci büyücülüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Valon; Valon dili, Valonca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Seylan adasına özgü bir maymun, langur, zool. Presbytis cephalopterus; aslankuyruklu maymun, zool. Macaca silenus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gemisinde oyun salonu ve yemekhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. depo, imalât yerinde satış bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıcakkanlı; enerjik; tutkulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuvalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Waterloo savaşı; kesin yenilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. su geçirmez; i. yağmurluk, empermeabl; f. sugeçirmez hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her türlü hava şartlarına karşı dayanıklı, havadan bozulmaz, rüzgâr geçirmez. weather strip, weather stripping pencere keçesi, tecrit şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

renkli zemin üzerinde beyaz süsü olan bir çeşit ingiliz çömleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanaldatana benzer A.B.D.'ye özgü bir gece kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çevrinti, su çevrisi, burgaç, eğrim, girdap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak eibise fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hayhrmak, çığlık atmak, bağırmak: baykuş gibi ötmek; boğmaca öksürüğünde olduğu gibi ses çıkarmak: i. çığlık, haykırış,bağırtı; baykuş sesi; boğmaca öksürüğü sesi. not worth a whoop k.dili. beş para etmez. whoop it up (argo) ortalığı heyecana b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) gürültü; tantana, gösteriş; çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), i. Yaşa! i. gurültülü şenlik. make whoopee şamata yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayakları kanatlı; çabuk koşar; zool. ayakları uçmaya yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlık, kadınlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kur yapmak; kazanmaya çalışmak; korte etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tahta, kereste, ağaç; odun; orman, koru; s. tahta, ahşap; f. ağaçlandırmak, orman haline getirmek; odun tedarik etmek. woods i., çoğ. orman, koru. wood alcohol odun ispirtosu, metanol, metil ispirtosu. wood coal odun kömürü, mangal kömürü; liny

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filelması, bot. Feronia elephantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanımeli, bot. Lonicera periclymenum;frenk asması, bot. Parthenocissus quinquefolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta basma kalıbı; tahta kalıp ile basılmaş desen veya resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oymacılık; tahtada oyma işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya özgü bir çeşit dağ sıçanı, zool. Marmota monax.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çulluk, zool. Scolopax rusticola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormancılık, orman bilgisi, avcılık; oymacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. woodblock.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baltacı, odun kesicisi, odun yarıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağaçlı; odunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahtadan yapılmış, tahta, ağaç, ahşap; odun gibi, kalın kafalı; cansız, ruhsuz, etkisiz. wooden horse Truva atı, tahta at. wooden Indian tahtadan oyulmuş kızılderili heykeli; odun gibi adam. woodenware i. tahtadan yapılmış sofra takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ormanlık, ağaçlı arazi; s. ormanlık; ormanda yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaççıl tarla kuşu, zool. Lullula arborea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) baltacı; orman adamı; ormancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzel ötüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçkakan, zool. Picidae. green woodpecker yeşil ağaçkakan, zool. Picus vridis. lesser spotted woodpecker küçük ağaçkakan, zool. Dendrocopus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odun istifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. woodblock.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince otu, yapışkan otuna benzer bir bitki, bel'umotu, bot. Asperula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keresteci, oduncu; korucu, ormancı; ormanda yaşayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ormanla ilgili, orman havası veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç tornacılığı. woodturner i. ağaç tornacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., müz. tahtadan yapılmış nefesli sazlar, tahtalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina içindeki ahşap kısımlar; dülgerlik; tahta işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ormanlık, ağaçlık, ormanı çok; ağaç veya odun cinsinden, oduna benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. flört eden kimse, aşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atkı, argaç; dokum, dokumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havlama sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses yelpazesinin alt frekanslardaki sesleri oluşturmak için tasarlanmış hoparlör sürücüsü birimi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak titreşimlli ses hoparlörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yün, yapağı; yün gibi yumuşak ve tüylü şey; kıvırcık ve kısa saç. wool comber yün tarayıcısı. all wool and a yard wide halis, saf, katışıksız. dyed in the wool dokunmadan önce boyanmış; sabit fikirli, önyarıglı. glass wool cam elyafı. pull the wool ove

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir koyundan bir senede kesilen yapağı miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokunmadan önce boyanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yünden yapılmış, yünlü, yün; i. yünlü; çoğ. yünlüler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. post.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aklı başka yerde olma, hayal kurma, dalgınlık, dalgacılık. woolgatherer i. dalgın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yünü için koyun besleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yünlü, yün gibi; yumuşak; bulanık, karışık, dağınık; flu, net olmayan, yoz; i. yünlü iç çamaşır; yünlü. woolliness i. yün gibi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yün balyası; yün balyası bağı; bulut yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yün çuvalı; İng. Lordlar Kamarası başkanının meclisteki yün minderi. be raised to the woolsack İng. Lordlar Kamarası başkanı ve adalet bakanı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yün tüccarı; yün çeşitlerini ayırıp tasnif eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) şaşkın, sersem, sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lügatçe, lügat, sözlük; libretto, betikçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alıştırma kitabı, egzersiz kitabı; çalışma kayıt defteri; çalışma rehberi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalışma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pelin, bot. Artemisia; acı veren şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan gibi insan, insan azmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıllık, salname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Hey, buraya bak!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanat bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) hayvan, hayvanlarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan dokularının kimyasal bileşiminden bahseden kimya dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tanıtımsal zooloji, zoografi.zoographer i. zoografi alimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. zoologue

hayvan bilimci

Hayvan bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanlar ilimi, zoologist i. zoolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hayvanlar ilmi, Osm. ilm-i hayvânât.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. zoologie

hayvan bilimi

Biyolojinin, hayvanların yapı, görev, davranış ve sınıflandırmaları, yeryüzündeki dağılışlarıyla uğraşan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Kullanıcının, özel bir görsel efekt yaratmak için çekim sırasında bir fotoğraf çekmesini ya da bir nesneyi yakın çekime almasına olanak verir. Bu sürekli değişken bir işlevdir ve objektifin odak uzaklığı değiştirilerek elde edilir. Zoom hızı kontrol edilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. vınlamak; foto. mesafeyi ayarlamak; i. ani yükseliş; zoom lens foto. mesafeyi ayarlayan mercek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Zoom Modu, 4:3 filmleri, dikey ve yatay olarak ayarlayarak 16:9 ekrana sığdırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. hayvanların vücutlarını ölçerek büyüklüklerini tespit etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir insan veya ilahın hayvan biçiminde gösterilmesi; sanatta hayvanların resmedilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,zool. bitkimsi hayvan. zoophytic s.bitkimsi hayvan gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sperma hayvancığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı su yosunlarınki gibi titrek tüyleri olup suda yüzen spor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. zoospor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hayvan yetiştirme tekniği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanları otopsi ilmi ve ameliyesi, karşılaştırmalı anatomi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by