Ope ne demek? | Ope anlamı nedir? | Ope

Ope anlamı nedir?

Ope ne demek?

Ope anlamı nedir?

Ope | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

f., şiir, eski açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değişik hal, alotrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. yelkovan , rüzgar pusulası, rüzgârın yönünü veya varlığını gösteren araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir sahadaki bilgileri veya bütün bilgileri sistemli veya alfabetik bir tarzda sıralayan eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedia. encyclopedia. cyclopaedia. cyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedia. enyclopedia. encyclopaedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclopaedia. encyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antilop; ceylan, gazal, ahu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanunlar gereğince seçilmiş Papaya muhalefet eden kanun dışı Papa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). sözünü birdenbire yarıda bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). meyilli, yatyk, eğri; (z). meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting dog. beagle. game dog. hound. retriever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava basıncında meydana gelen değişiklikleri kaydeden alet, baroskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch mastiff. watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap ciltleme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yirminci yüzylın başlarındaki şekliyle sinema oynatma makinası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evlerinde köpek bulunduranlar, köpelkerinin yaşlarını insan yaşlarıyla karşılaştırabilmek için, her köpek yaşının yedi insan yaşına eşit olduğunu varsayarlar. Peki bu doğru mudur?

Tam olarak değil...

Bu konuda üretilen çeşitli formüller var ama en basit ve akla yatkın olanı şu:

Köpeğin birinci yaşı= 21 insan yaşı

Köpeğin sonraki her yaşı:4 insan yaşı

Buna göre 7 yaşında bir köpeğiniz varsa insan ömrüne göre;

21+(6*4)=45 yaşındadır.

Bu hesaba devam edersek 10 yaşındaki bir köpeğin yaşı, insanın 57 yaşına eştir. 15 yaşındaki bir köpek ise 77 yaşındaki bir insanla aynı yaştadır.

Bu hesap şekli akla uygundur. Bir köpek yaşı yedi insan yaşına eşittir düşüncesi seksüel olgunluğa erişmiş bir yaşındaki köpekle 7 yaşındaki bir çocuk arasında farkı düşününce anlamsız kalıyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) hata, tekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yelkenin etrafına sağlamlaştırmak için dikilen halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla sirklerde kullanllan ve buhar ile çalınan org. c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

teneke açacagı, konserve açacagı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Koltuk takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sinemaskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıçıcı. cooperage (i). fıçıcılık; fıçı imalâthanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. coopera'tion (i). birlikte çaIışma, işbirliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). işbirliğineait ; (i). kooperatif; katları ayrı ayrı satılabilen apartman. consumers' cooperative müstehlik kooperatifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (gen). with ile başa çıkmak, başarmak; çaresini bulmak,... ile uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). papaz cüppesi; (f). cüppe giymek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). marangozlukta (iki kirişi) birbirine uydurup birleştirmek; kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kopenhag.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., (argo). güzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Cyclopic (s). iri; büyük taşlarla harç kullanılmadan yapılmış (yapı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ansiklopedi. cyclopedic (s). geniş (bilgi, malumat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mesane muayenesine mahsus alet, sistoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. developer

yıkamaç

Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geliştiren şey veya kimse, tekâmül ettiren şey veya kimse; (foto). develope eden ilaç, revelatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). herhangi koyu bir sıvı veya hamurumsu preparat; (hav). uçak kanatlarının yapımında kullanılan bez cilâsı; dinamit yapımında kullanılan madde; (argo). uyuşturucu madde, narkotik; (argo)., spor doping, uyarıcı ilâç; (argo). budala kimse; (argo)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. evlenmek için evden kaçmak, aşığıyla kaçmak; iş veya vazifeden kaçmak. elopement i. bu suretle kaçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopedi. encyclopedic s. ansiklopedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopediyi yazan veya derleyen veya bu işe katılan kimse; ansiklopedik bilgisi olan kimse. the Encyclopedists on sekizinci yüzyılın büyük Fransız Ansiklopedisini yazmış olan âlimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. endoskop, vucut içi boşluklarını aydınlatarak görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zarf, mektup zarfı; biyol. zar, torba; bot. örtü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épopée

ed. destan

Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epic poem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

epopoeia (i.) destan şeklinde yazılmış şiir, epik şiir tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Avrupa. Europe'an (i.),(s.) Avrupalı; (s.) Avrupa'ya mahsus. European plan otelde oda ve kahvaltı parasını beraber ödeme sistemi. European Economic Community Ortak Pazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). floroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). yelkenin altabaşo halati; (çoğ). marsapetler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i galvanoskop

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. midenin içine bakmaya yarayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) el yordamı ile yürümek veya aramak; körü körüne araştırmak. gropingly (z.) el yordamı ile .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topaç, ciroskop . gyroseop'ic (s.) muvazene çarkına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözlere zarar vermeden güneşi incelemek için kullanılan araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş çiçeği, (bot). Heliotropium; kediotu, (bot). Valeriana officinalis; açık mor; (mad). kantaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ümit, umut; f. ümit etmek, ummak, beklemek. hopeless s. ümitsiz; ümit vermeyen. hope chest çeyiz sandığı. hoping against hope ümidini kesmeyerek, güvenini sarsmayarak. in hopes ümidi ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümitli, ümit verici. hope fully z. ümitle, ümit verici bir şekilde; k.dili inşallah. hopefulness i. ümit verici durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zayiçe. cast a horoscope zayiçesine bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. higroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. televizyonda resim çeken cihazların tarama kısmı, ikonoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, münasebetsiz, yolsuz, yanlış; yakışık almayan; yakışıksız, çirkin. improperfraction mat. payı paydasından büyuk olan kesir. improperly z. uygunsuz bir şekilde, yanlış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Hint- Avrupa dillerinden birini konuşan kimse; s. Hint-Avrupa dil ailesine ait; bu dillerden birisini konuşana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameliyat edilemez; çalıştırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işlemeyen, tesirsiz; boş, hükümsüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) başkasının işine karışmak, tecavüz etmek. interloper (i.) başkasının işine burnunu sokan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerinde, menü sistemi üzerinden kolay ve anlaşılır çalıştırma için ir joystik/imleç kumandası bulunur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) izotop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek dürbünü, kaleydoskop; çok değişen manzara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). İş birliğine dayanan ortaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. co-op.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative. a co-op. cooperative society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of a cooperative. manage of a cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperative trading system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a cooperative. to be organized on a cooperative basis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Rusya'da rublenin yüzde biri değerinde ufak para, kapik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Köpekgiilerden birçok cinsleri olan ehlt hayvan ki, çeşitli işlere yarar, Ar. kelb, Fars. seg. Av köpeği = Zağar. Bekçi köpeği = Evde bekçilik edeni. Çoban köpeği = Sürüyü muhafaza edeni. Sokak köpeği = Sahipsiz olarak sokaklarda türeyen ve cinsinin özelliğini kaybetmiş olan soysuz cinsi. Fino köpeği = Evin içinde bulundurulan küçük cinsleri. Dişi köpek =

1.Kancık köpek yavrusu, mec.

2.mec. Pis, alçak (hakaret tâbiri, sıfat gibi de kullanılır): Köpek beni aldattı; köpek herif, utanmadan yanıma geliyor. Köpekayası = Bir cins bitki. Ar. keffü’l-kelb. Köpekoğlu (halk dilinde: Köpoğlu) =

1.Hain, korkak, kahbe, alçakça hilekâr: Köpoğlu, etmediği alçaklığı bırakmadı.

2.Yaman, kurnaz, işgüzar: Çok köpoğlu. Köpoğluluk = Hainlik, ihânet, alçakça hile: Beni öyle bir köpoğlu ile aldattı ki, hiç hatırıma gelmezdi. Köpekbalığı = Vatoz balığının bir cinsi, Fr. requin denilen yırtıcı balık. Köpekdişi = Azı dişleriyle ön dişler arasında bulunan sivri dört diş ki, köpekte vasir yırtıcı hayvanlarda fazla uzun olur. Köpek gibi, köpekler gibi = Alçakça: Köpek gibi pişman olmak; köpek gibi yalvarmak. Kedi ile köpek = Daima hırlaşıp kavga edenler hakkında söylenir. Köpekmemesi = Koltuk altında çıkan bir cins çıban.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 kopecks equal 1 ruble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 kopecks equal 1 ruble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canine. doggy. dog. bow wow. bow-wow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch. dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canine tooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog tooth. canine tooth. canine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppy. whelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden, çiçekleri kokulu bir bitki (marrubim vulgare). bk. Köpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark. dogfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azı dişleriyle ön dişler arasında bulunan sivri dört diş ki, köpekte vesair yırtıcı hayvanlarda çok uzun olur. bk. Köpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Köpek, kurt gibi memelileri içine alan hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Yorgunluk veya korku ve pişmanlıktan köpek gibi solumak veya yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Köpekler, çevrelerine yakın yerlere, ihtiyaçları olacak yiyecekleri gömerek, besinlerini depolarlar. Bu, insanlar tarafından istifçilik veya besin depolama olarak adlandırılır. Ev hayvanları arasında sadece köpekler, kemiklerini gömmeye eğilimi olan hayvanlardır. Vahşi hayatta yaşayan kurtlar, yakaladıkları küçük avları, daha sonra kullanmak üzere gömerler. Evcil köpekler ise kemiklerini gömdükten sonra onunla ilgilenmez, yani daha sonra çıkarıp, kullanmaz ve unuturlar. Evde yaşayan köpekler de gıdalarını koltuk araları, halı veya elbiselerin altına vs. saklar ve koku yardımıyla tesadüfen bulmazlarsa, unuturlar. Demek oluyor ki, evcil köpekler gömme işlemini besin ihtiyaçlarını garanti altına almak için yapmamaktadırlar. Bu, tamamen vahşi hayattan kalma bir içgüdüdür.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cringe. to fawn. to grovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçaklık, hâinlik: O köpekliği kim kabûl eder? Böyle köpeklik olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cringing. fawning. groveling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koltuk altında çıkan çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İtüzümünün başka bir adı (solanum nigrum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (yabancı kelime). İzmarit biçiminde yassı bir balık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütteki yağ miktarını tespit eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karın duvarından geçirilen ve iç organlarının görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğaz muayenesine mahsus aynalı alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesane taşını muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. uzun ve rahat adımlarla koşmak; i. uzun ve rahat adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. dorik mimarisinde. çatıyı taşıyan sütun üstündeki kabartmalı dört köşe taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, misanthropist i. insanlardan nefret eden veya insanlara güvenmeyen kimse; insanlardan kaçan kimse, merdümgiriz kimse. misan- throp'ic s. insandan nefret eden; merdümgiriz. misan'thropy i. insanlardan kaçma veya nefret etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. bitişik taçyapraklı, simpetal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. üzüntülü olmak; üzmek, sıkmak, bunaltmak; i. sıkıcı ve cansız kimse; çoğ. gam, bunaltı, üzüntü, sıkıntı, can sıkantısı. mopish s. gamlı, kasvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden İngiltere ile İskoçya arasındaki sınırda turbalık veya bataklıklarda gizlenip eşkiyalık eden haydut; çapulcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzağı iyi göremeyen kimse, miyop kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), ABD, argo Yok. Hayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yansıma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopée

db. yansıma

Doğa seslerine benzer seslerle yapılan kelime.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopéique

db. yansımalı

Tabiat seslerini andıran seslerle yapılmış (kelime).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. açık, içine girilir, serbest; kabule hazır; açık (hava), uygun; den. sisli olmayan; hazır; samimi, açık yürekli; ask. arasında mesafe olan; müz. kısık olmayan, boğuk olmayan, dolgun sesli; dilb. ses or- ganları nispeten açık olarak söylenen (ün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açmak; işe başlamak; yaymak, sermek; umuma açmak; gevşetmek, çözmek; tiyatro mevsimini açmak; huk. davayı tekrar gözden geçirmek; kesip açmak, yarmak, deşmek; başlatmak; genişletmek; göstermek, bildirmek; görüşmeye başlamak; a- çılmak, çözülmek, gev

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonuca bağlanmamış, açık bırakılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkgöz dikkatli; şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık yürekli; tek dilim (sandviç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eli açık, cömert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kalbi açıp yapılan (ameliyat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık kalpli, samimi. open house herkese açık davet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı; açma, açış; açıklık, delik; başlangıç; açılış; fırsat; satrançta açış. open market serbest piyasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç önemli işlevin yerine getirilmesini sağlayan, Digital Rights Management da dahil olmak üzere telif hakkı koruması teknolojisi: Birden fazla elektronik müzik dağıtımı platformundan müzik indirme. Müzik dosyalarının çalınması ve CD dosyalarının PC’ye atılması (OpenMG® Jukebox). İçeriklerin güvenli biçimde PC’den taşınabilir cihazlara aktarılması

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık fikirli, yeni fikirleri kabule hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı açık kalmış (hayret veya saşkmllktan); açgözlü obur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kafes halinde işlemeli süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki).

1.Musikili sahne eseri, bestelenmiş manzum piyes.

2.Opera oynanan bina: Paris, İstanbul operası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera. grand opera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impresario. opera. operatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drama, either tragic or comic, of which music forms an essential part; a drama wholly or mostly sung, consisting of recitative, arials, choruses, duets, trios, etc., with orchestral accompaniment, preludes, and interludes, together with appropriate cost

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The score of a musical drama, either written or in print; a play set to music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The house where operas are exhibited. theater where opera is performed a drama set to music; consists of singing with orchestral accompaniment and an orchestral overture and interludes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera. opera house. libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a drama set to music; consists of singing with orchestral accompaniment and an orchestral overture and interludes. theater where opera is performed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A musical play, usually entirely sung, making use of costumes, staging, props, sets, and dramatic elements Operas usually consist of two types of musical elements, the aria, which primarily expresses a single idea or theme, and the recitative which advanc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic work in which the characters sing, rather than speak, the text, and in which music links themes, story and characters Originated in 17th-century Italy. a dramatic performance presented through music in which all or most of the characters sing t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of music in which an orcherstra plays and singers sing Operas have a plot and are meant to tell a story Some are funny, some are tragic Essentially, they are stories put to music There is very little, if any, spoken text in an opera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A multi-media extravagance in which the drama renders the music formless, and the music renders the drama unintelligible In other words, the music and drama mutually annihilate each other, leaving a noisy and over-long visual spectacle Extremely absorbent

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic work in one or more acts, set to music for singers and instrumentalists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There is an analogy I made in the Chinese dictornay with the Chinese opera, will if you don't know Chinese, it probably would be difficult to undertand the analogy Anyhow, opera is just like a theatre show, the only difference is that it's based on music

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic stage production that involves soloists who sing arias and recitatives, solo ensembles, choruses, dancing, dramatic action, costumes, staging, and orchestral accompaniment It began at the beginning of the baroque era and evolved into a genre th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Drama that is sung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Observatoire Permanent de l'Atlantique Tropical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pearl necklace that is 28-32 inches in length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the important music drama genres, usually featuring a full orchestra, several soloists, and sometimes a chorus More often than is the case with musical theater, operas have virtually continuous singing, no spoken dialog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the generic term for musical dramatic works in which the actors sing some or all their parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. opera; opera müziği; opera binası. opera glasses opera dürbünü. opera hat erkeklere mahsus katlanabilen silindir şapka. opera house opera binası. comic opera operakomik. grand opera ciddi konulu birtür opera. operat'ic s. opera nev'inden, operaya ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. fars şeklinde opera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera comique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompütörde kullanılan bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. opiration). Bir cerrah tarafından canlı bir vücut üzerinde yapılan cerrahî müdahale, ameliyat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opération

1. dizi eylem,

2.ask. harekât,

3.tıp ameliyat

1. Elde edilecek sonuç için alınan önlem ve yürütülen işlemlerin bütünü.

2.Belli bir amaç gözetilerek bir askerî birliğe yaptırılan manevra, çarpışma, çevirme, kovalama vb. işler.

3.Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operational. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operational. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iş görmek, işlemek; etkilemek; borsada alışveriş yapmak (özellikle spekülasyon için); tıb.ameliyat et- mek; işletmek, idare etmek. operate on a person birini ameliyat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş, fiil; etki, hüküm; süreç; işleme, çalışma, çalışma tarzı; harekat, tatbikat; tıb. ameliyat; mat. bir niceliğin değer veya şeklinde deeğişiklik yapma; alış veriş (borsada). delicate operation tıb. güç ve tehlikeli ameliyat. extend operations har

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ameli; kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. işleyen, faal; etkin; etkili; tıb. ameliyata ait, ameliyat edilebilir; ameli; i. usta işçi; teknisyen; k.dili hafiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.).

1.Operasyon, ameliyat yapan hekim, cerrah.

2.Bazı teknik makineleri kullanan kimse: Matbaa operatörü.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opérateur

1. cerrah,

2.bl. işletmen

1. Ameliyat yapan uzman hekim.

2.Bilgisayar vb. teknik aletleri işleten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator. surgeon. operating surgeon. attendant. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgeon. operator. saw bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. operator; teknisyen; ticari veya sınai kuruluş sahip veya yöneticisi; telgraf veya telefon memuru; tıb. cerrah, operatör; komisyoncu; argo beleşçi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Küçük opera. Yer yer musiki ile konuşmaların karışık olduğu hafif sahne eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. operet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ortopedi. orthopedist i. ortopedi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözün içini muayeneye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Tıbbın vücuttaki şekil bozukluklarını düzelten veya önleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics. orthopaedy. orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics. orthopaedy. orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedic. orthopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedic. orthopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutsal yazıların küçük bir pasajı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. periskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz çulluğuna benzer bir kuş, zool. Phalaropus lobatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gırtlak muayenesine mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içi çift çıkan yemiş üzerine oynanan bir çeşit lâdes oyunu; lades oyununu kazanana verilen hediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses dalgalarını gözle görülen şekiller halinde kaydeden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerinin fotoğrafını çekebilen teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maddelerin özelliklerini polarılmış ışıkta incelemeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., b.h. papa; Ortodoks papazı. pope's nose k.dili kuş kıçı, tavuğun gerisi. popedom i. papalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. papalık sistemi: Katolik kilisesinin usul ve ayinleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlak gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-led, -ling) ileriye doğru sürmek; itmek, sevketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileriye sevkedici şey; kurşunu veya uzay gemisini ileri süren kuvvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ileriye sevkedici şey; s. itilebilen; yürütücü, sevkedici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileriye yürüten şey, vapur veya uçak pervanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğiklik, eğilim; eski arzu, istek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münasip, layık, yakışır, uygun; has, hususi, kendine mahsus, zati; doğru, gerçek, tam; hürmete lâyık; asıl (yer); (eski ) güzel, fevkalade. proper fraction tam kesir. proper name özel isim. the proper time uygun zaman. properly z. uygun şe- kilde;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mülkiyet; mal, mülk, emlak, arazi; hususiyet, özellik; mahiyet, tabiat; sahne donatımı. property man sahne eşyalarını temin eden kimse. property qualification bir kimseye oy hakkı sağlayan mülk sahipliği. property tax emlâk vergisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. bir nevi grena taşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoizotop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden açmak, tekrar başlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. burnun içini muayeneye mahsus ayna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. mikroskop. microscop'ic(al) s. ancak mikroskopla görüle bilen, mikroskobik; çok ufak. microscop'ically z. mikroskobik şekilde; çok ufak miktarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ip, halat; idam; ip gibi dizilmiş şey; nemli veya yapışkan lif veya iplik; A.B.D. kement; f. iple bağlamak; A.B.D. kementle tutmak; ip haline gelmek. rope in k.dili kandırmak. rope off ip çevirerek sınırlamak. rope yarn halat ipi. be at the en

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ip cambazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipçi, halatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halat bükme yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kırkayak familyasmdan bir hayvan. scolopendrine s. kırkayağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) gözlem aygıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saha, faaliyet alanı; fırsat, vesile; genişlik, vüsat; k.dili teleskop, mikroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sismografın basit şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gözbebeği üzerindeki gölge ve ışıkları muayene ederek gözün durumunu anlamakta kullanılan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. meyilli yüzey veya hat; bayır yokuş; f. meyletmek, meyilli olmak veya kılmak. slope angle meyil açısı. slop'ing s. meyleden. slop'ingly z. meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spektroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. spintariskop, alfa ışınları göstericisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek kişilik dört tekerlekli açık at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük basınç derecelerini gösteren hassas barometre; hav. çok hassas yükseklik ölçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. kristallerde ışık titreşim düzeylerinin ölçülerini tayin eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stereoskop. stereoscopic s. stereoskopik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göğus dinleme cihazı, stetoskop. stethoscopicals. stetoskopla ilgili. stethoscopically z. stetoskopik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. maden tabakalarını birer birer çıkarmak için yapılan kazı; f. böyle kazı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stopper

sp. kesici

Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin veya bir şeyin hareketlerini incelemek için kullanılan aralıklı ışık veren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. kelimenin ortasında bir sesin kaybolması; (tıb.) beyne kan gitmemesinden ileri gelen baygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f .dürbün, teleskop: f. teleskop ayar kısımları gibi birbirine geçirmek; iç içe geçmek: kısaltmak: birbirinin içine girmek. reflecting telescope aynalı dürbün. refracting telescope iki ucunda merceği olan teleskop. telescopy i. dürbün kullanma us

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini gösteren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cambazlara mahsus sıkı gerilmiş ip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok içki içmek, ayyaş olmak. top'er i. ayyaş kimse, bekri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak kubbeli Buda tapınağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. camgöz, zool. Galeus canis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyindeki ön lobun kısmen çıkarılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekme halatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süvari askeri veya atlı; asker gemisi; atlı polis; il jandarması. swear like a trooper çok ağır sözlerle sövüp saymak, ağzını bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, kon san mecaz, kinaye; metne ilave .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. iki penilik İngiliz parası; az miktar; önemsiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., İng. iki peni kıymetinde, adi, değersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ufak cisimleri yandan verilen ışık vasıtasıyle görülür hale getiren mikroskop, ültramikroskop. ultramicroscopic s. mikroskopla görülemeyen; ültramikroskopa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az gelişmiş; geri kalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelişmemiş; foto banyo edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit edilmedik, beklenilmedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrar yolunun içini gösteren alet. urethroscopy i. bu aletle idrar yolunun içini muayene etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producers'cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski biçim sinema makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), i. Yaşa! i. gurültülü şenlik. make whoopee şamata yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardına kadar açık; k.dili. kanun bakımından gevşek (şehir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by