Opp ne demek? | Opp anlamı nedir? | Opp

Opp anlamı nedir?

Opp ne demek?

Opp anlamı nedir?

Opp | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. opposed, opposite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa saplı balta, satır; elektrik akımını kesen alet; (argo). helikopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesiş, vuruş. chopping block kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). değiken, yön değiştiren (ruzgâr); çırpıntılı (deniz, su).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).bakır kaplamak; bakır rengi vermek; (argo). bahis tutuşmak. coppery (s). bakır gibi, bakırımsı, bakırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). bakır; ufak para; (argo). polis; (çog)., (den). bakır kazan; (s). bakırdan yapılmış,bakıra benzer, bakır renginde; copperbottomed (s). bakır dipli, karinası bakır kaplı. copper-colored (s). bakır renginde. copperhead (i). Amerika'da bulunan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demir sulfat, zaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük koru, ağaçlık, çalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırkma aleti veya makinası; (A.B.D). başkasının toprağında çalışan ve ekine ortak olan tarımcı. come a cropper baş aşağı gitmek, bozguna uğramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Al). hayatta olan bir kimsenin eşruhunu taşıdığı tasavvur edilen ve yalnız o kimseye görünen hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damlama, düşme; (çoğ).. damlayan şeyler (mum, yağ), birikinti, sızıntı; (çoğ). gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) evvelce yapılan bir işin veya verilen ifadenin sonradan ileri sürülen bir iddiayı savunmaya engel olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavuk pençesi, (bot). Biyophyllum pinnatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntü depolaması için hem floppy disket hem de Memory Stick™ kullanılabilir. Resimler, floppy disketten Memory Stick™’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekirge; çekirge şeklinde balık yemi; A.B.D., argo bir çeşit küçük uçak, pırpır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hop diye her şeye girişen, düşüncesiz ve hafif mizaçlı, çocuk mizaçlı, delişmen: Hoppa bir adam, pek hoppa alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flyaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flighty. frivolous. cronk. flyaway. giddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birdenbire atlamayı tasvir ve taklid eder: Pencereden hoppala aşağıya atladı.

2.Damdan düşer gibi münasebetsiz bir söz söyleyen hakkında alay yollu kullanılır: Hoppala! Hoppala beyim.

3.Küçük çocukları sıçratır veya uyuturken söylenir: Hoppala oğlum! Uyusun çocuğum hoppala!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

there you go ! that's it ! how strange ! what an idea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoppa olma hâli, hoppaca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolity. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do sth frivolous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıçrayan kimse veya şey; sekerek yürüyen kimse; pire gibi sıçrayan böcek; silo, sarpın; gemi yüklemek veya boşaltmak için kullanılan dibi açılır büyük kova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. hobble.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamansız, mevsimsiz, münasebetsiz, uygunsuz, sırasız. inopportunely z. vakitsizce, uygunsuz zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo külüstür otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi kelime).

1.Yumuşak ve kalın bir şeyin düştüğünü ve düşerken çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder: Et loppadak yere düştü.

2.Hız, acele ve hırsla yutmayı tasvir eder:


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kendine paye vermek için şöhretli isimlerden bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kasabaya ait; i., İng . şehirli, kasabalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşıki, karşı; karşıt, zıt; i. hasım, düşman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elverişli uygun; tam zamanında olan, vakitli. opportunely z. tam zamanında. opportuneness i. elverişlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.fırsatçılık,oportünizm. opportunist i.fırsatçı kimse,oportünist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırsat, uygun zaman, elverişli durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı konulabilir, muhalefet edilebilir; karşısına konulabilen (baş parmağın diğer parmakların karşısına konulabilmesi gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşılaştırmak; karşı koymak, karşı çıkmak, direnmek; engel olmak, mani olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşıki, karşıda olan; zıt, aksi, karşıt, ters; bot. karşılıklı, yaprakları karşı karşıya olan; i. karşı olan şey veya kimse; karşıda olan şey veya kimse. opposite number tekabül eden kimse veya şey. oppositely z. zıt olarak. oppositeness i. zı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhalefet; karşıtlık, zıtlık; mücadele; karşı durma, karşı koyma: engel olma; pol. muhalif parti; astr. birbinden 180 derece uzaklıkta olan iki gökcisminin durumu. oppositionist i. muhalefetçi, muhalif partiden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkmak, sıkıştırmak, baskı yapmak: zulmetmek, canını yakmak; yormak, canını sıkmak, üzerine yüklenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zulüm, baskı, ceza, cefa; zulmetme; zulüm ve cefa görme; sıkıntı, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ezici, zulmedici; sıkıcı, bunaltıcı. oppressively z. zulmederek; bunaltıcı bir şekilde. oppressiveness i. sıkıcılık; gaddarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakaret dolu; utandırıcı, yüz kızartıcı. opprobriously z. utanç verecek şekilde. opprobriousness i. rezillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rezalet; hakaret; ayıp; rezalet sebebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karşı koymak, tenkitle hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı koyan. op pugnancy i. karşıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patlangaç; mısır patlatmak için kullanılan kalbur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. minyon kimse. poppet valve buharlı makinalarda kullanılan bir cins valf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i dalgalanmak; çağlamak; i. dalgalanma; çağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gelincikgillerden herhangi bir bitki, bot. Papaver; afyon; kızıl renk. opium poppy haşhaş, bot. Papaver somniferum. corn poppy, field poppy, red poppy gelincik, bot. Papaver rhoeas. poppy seed haşhaş tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşhaş tohumu, haşhaş başı; mim. suslü başlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak kirasını ürünle ödeyen çiftçi, ortakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dükkân.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarşıya çıkma, alışveriş etme. shopping center alışveriş merkezi, büyük çarşı. shopping district çarşı. shopping list alışveriş listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zifoslu, çamurlu, sulu; kirli su ile lekelenmiş veya ıslatılmış; şapşal, çapaçul, dökük saçık; dikkatsiz, dikkatsizce yapılmış; k.dili. fazla hissi. sloppily z. şapşalca. sloppiness i. şapşallık, dökük saçıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tirit gibi; sırsıklam, çok ıslanmış; yağmurlu; İng., (argo) aşırı duygusal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkama; durdurma, kesme; maaşa haciz koyma; stopaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tapa, tıkaç; durduran kimse veya şey; f. tapa ile tıkamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tıkaç, tapa; f. tapa ile tıkamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baskı durduğu sırada gazeteye eklenen; zamana uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki hippi kız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şeyin tepesini kesen kimse veya alet; kaban; (argo) üstün kimse; (argo) kaliteli şey; (argo) silindir şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstün, âlâ; İng., k.dili zinde, çok sıhhatli; çok iyi; i. tepesini kesme; tepe; sos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. devirmek; devrilmek, düşecek gibi yana yatmak; itip yuvarlamak, düşürmek. topple over düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı gelinmemiş; rakipsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. büyük şey; kuyruklu yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. çok iri, çok büyük, okkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by