Or ne demek? | Or anlamı nedir? | Or

Or anlamı nedir?

Or ne demek?

Or anlamı nedir?

Or | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de). Hendek, önü hendekli toprak, tabya. Orbeyi = İstihkâm muhafızı. Or kazmak = İstihkâma girmek. «Orhan» buradan gelir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Oregon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bağlaç yahut, veya; yoksa. either this or that ya bu ya o.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-RW. Görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir ve 300 keze kadar biçimlendirilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat), (huk). sofradan ve yataktan (boşanmanın bir çeşidi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) davar hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) hor görmek, iğrenmek abhorrence (i) nefret; nefret edilen veya tiksinilen herhangi bir şey abhorrent (s) nefret uyandıran, iğrenç; (to) ile karşı, muhalif, zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبخورد] nasip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبشخور] sulama yeri. 2.nasip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) anormal, usule veya âdete uygun olmayan; tabii olmayan abnormal'ity (i) anormallik, usule veya âdete uygunsuzluk; bu halde olan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) anormallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Deniz teknelerinin iskeleye, rıhtıma veya başka tekneye yanlamasına yanaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) bir memleketin asıl yerlisi; bir memleketin asıl hayvan ve bitkilerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) çocuk düşürmek; boşa çıkmak; bitirmeden durdurmak; başarısızlıkla bitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) çocuk düşürme; düşük; olgunlaşmadan kurumuş çiçek, meyve veya ekin; tam başarısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vaktinden evvel doğmuş; boş, beyhude, eksik, akim; tıb çocuk düşürmeye sebebiyet veren abortively (z). akim kalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içine çekmek, içmek, emmek, massetmek; yutmak; işgal etmek, zapt etmek absorbent (s).(i). içe çekici, alıcı, emici (madde). absorbent cotton hidrofil pamuk. absorption (i). içe çekme, içme, emme, zihin meşguliyeti, dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. absorbé

fiz. soğurma

Katı veya sıvı bir madde soğurma yoluyla bir gazı içine alma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). yardımcı olan, muavenet eden; suç ortaklığı eden;(i). aksesuar, yardımcı şey; suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uzlaştırmak, telif etmek, uyum sağlamak, ahenk vermek; teslim etmek; uymak, mutabık olmak, ahenkli olmak accord with ahenkli olmak, uygun olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, uzlaşma, itilâf, birleşme, ittifak, ittihat; uyum, ahenk; uygunluk ; istek; (huk). mahkeme haricinde uzlaşma, sulh with one accord hep birlikte of one's own accord kendiliğinden, kendi rızası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyum, ahenk, uzlaşma in accordance with (-e) göre, (-e) uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). uygun olarak, binaen, göre according as göre, tıpkı, aynen according to göre, nazaran accordingly (z). binaen, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akordeon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

“AccuCORE”, Sony disk ortamı teknolojisini tanımlayan bir terim ve bu teknolojinin yüksek teknik beceri ve güvenilirliğini ifade eden bir simgedir. “AccuCORE” (sözcük oluşumu) teriminin kaynağı, “Accurate Compatibility & Reliability” (Hatasız Uyumluluk ve Güvenilirlik)’tir. Amacımız “AccuCORE”un global promosyon ve yayılma etkinlikleri yoluyla Sony disk ortamı için yüksek algılama ve gelişmiş güvenilirlik oluşturmaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplayıcı şey veya kimse; su gücünü toplayan cihaz; (ing). akümülatör, akü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğne biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair / clear visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating ceremony. inaugural ceremonies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Herhangi bir açıyı iki eşit açıya ayıran yarım doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector. bisecting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meşe palamudu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). artist, aktör, oyuncu; yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adapteur

uyarlayıcı

Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter. adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetmen, idareci, mudur, mütevelli; (huk). vasi, vekil, mirası idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ihtar mahiyetinde, nasihat şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tapınmak, perestiş etmek, aşırı derecede sevmek. adorable (s). tapınılacak, perestişe layık, çok güzel ve sevimli. adora'tion (i) perestiş, tapınma, aşk, aşırı sevgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). süslemek, donatmak, tezyin etmek, çeki düzen vermek. adornment (i). süs, ziynet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye niteliğinde; akıl öğreten, öğüt veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava halinde, gaz halinde; hayali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). para dayandırmak; işine gelmek ; hâsıl etmek, meydana getirmek, mahsul vermek. I can-t afford this. Buna bütçem müsait değildir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). orman haline getirmek, ormanlaştırmak, ağa,clamak. afforesta'tion (i) ormanlaştırma, ağaç dikme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat önce, evvel.aforemen tioned (s). evvelce zikredilen, mezkur. as aforesaid evvelce denildiği gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aphorisme

özdeyiş

Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. aphorisme

özdeyiş

Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Papa tarafından bir Hristiyan’ın kiliseden çıkarılması, dinden hariç addolunması. Aforoz etmek, aforoz okumak, aforoz olmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rum.

toplum dışılama

1. Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası.

2.Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excommunication. anathema. banishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anathema. excommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aforoz etmek, kiliseye kabul etmemek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). daha kuvvetli bir sebeple, daha ziyade; (fels). afortiori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An assembly; hence, the place of assembly, especially the market place, in an ancient Greek city. a place of assembly for the people in ancient Greece the marketplace in ancient Greece 100 agorot equal 1 shekel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In ancient Greek cities, the open marketplace, often used for public meetings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SoonMessage-passing OO language w/prototyping, academic, 1994.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The public open space that formed the heart of ancient Greek cities and it's the origin of most western conceptions of public, or civic, space as center of for social interaction for ceremony and democratic life on a pedestrian scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Israeli coin One hundred agorot equal one new Israeli shekel--NIS. 100 agorot equal 1 shekel. the marketplace in ancient Greece. a place of assembly for the people in ancient Greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan'da pazar yeri, meclis; toplanma yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Meydan korkusu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agoraphobie

tıp alan korkusu

Bazı kişilerin alan, park, sokak vb. açık alanlarda duydukları ürkeklik hastalığı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia. agoraphobia alan korkusu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlarger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor. family doctor / physician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agitateur

körükleyici

Körükleme işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabble rouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bora)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi ruhlar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doruğu bulutlu dağ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Akkorluk halinde bulunan cisim, nâr-ı beyzâ. Ark lambasındaki kömürler işlerken akkor haline gelerek ışık verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescent. white heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescent. white heat. white hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işık saçacak aklığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı yukarı 1800 santigrat derecesinde ısıtıldığı halde erimeyen cismin bu sıcaklıktan beyaz renk almış hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Armonide uygunluk. Alt alta sıralanıp, aynı zamanda işitilen seslerin toplamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Accordo). Piyano vesair musiki Aletlerinin düzeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Piyano vesair musiki Aletlerine düzen veren usta, düzenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Körüklü bir musiki Aleti. Körüğün üflediği hava, Aletin içinde maden dilcikleri titreştirerek ses vermelerini sağlar.

2.Kumaşlara makine ile yapılan kırma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordion. pleats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Musiki Aletlerinin seslerini belirli bir sese göre ayırlamak, düzenlemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) akord.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. tune. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chord. tune. tuning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuner. piano tuner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of tune. discordant. dissonant. off key. tuneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. acteur). Tiyatro ve sinemada erkek oyuncu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actor. doer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morals. morality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. the profession of an actor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). (bk.) Albora.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing. overturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overturn. to upset. to overset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. italyanca’dan). (Denizcilik).

1.Serenlerin direklerin üzerine kaldırılıp bağlanması.

2.Floka küreklerinin, selâmlamak için yukarı kaldırılması.

3.Dalyanlarda ağın yukarı alınması ile balığın toplanması.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i, eski Kur'an ı kerim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şansa bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allégorie

ed. yerine

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allégorique

ed. yerinel

Alegori ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). IX. yüzyıl Türk matematikçilerinden Musa oğlu Harezmli Muhammed’e, Araplar’ın verdiği «Alharezmî» kelimesinden, Batılılar’ın yaptığı bir terimdir. Ortaçağ’da ondalık sayı sistemine göre yapılan, sonraları ise, herhangi bir kaideye bağlı bulunan her çeşit hesap işlemine ad olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorithm. algorithm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kanat şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir öykü, bir düşünce ya da kavramın figüratif bir simge hâlinde betimlenişidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alegorik, kinayeli , remzi. allegorically (z). kinaye kabilinden , mecazi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). remiz ve kinaye yolu ile öğüt verici hikâye haline getirmek; bir hikâyeyi remiz ve kinaye şeklinde yorumlamak. allegorist (i). kinayeli hikâyeler meydana getiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). remiz ve kinayeli hikâye , kinaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika timsahı. alligator pear perse ağacı veya meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dalgalı elektrik akımı veren dinamo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan oran. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 “altın sayı” adını alır. Altın oran, geometrik olarak iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağdan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın oran, bu adı XIX.yy da almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir işi para kazanma gayesiyle değil, zevk için yapan kimse: Radyo amatörü, fotoğraf amatörü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amateur

özengen

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur. hobbyist. dabbler. dilettante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur. dilettante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish. unprofessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âşıkane; ateşli, şehvetle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyükelçi, sefir; büyük yetki sahibi siyasi delege; büyük bir davanın temsilci veya savunucusu. ambassador plenipotentiary büyükelçi. ambassadress (i). sefire. ambassador'ial (s). büyükelçi ile ilgili, sefareti ilgilendiren. ambassador -at

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). biraz ıslah etmek, iyileştirmek, düzeltmek; iyileşmek,; düzelmek, biraz ıslah olmak. ameliora'tion (i). iyileşme, düzelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). âdetin anormal zamanda kesilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amphora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amour

aşk

Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god of love; counterpart of Greek Eros.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahlâkdışı, ahlâk ile ilgisi olmayan, ahlâk çerçevesi dışında kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (bk.) ahlâkdışçılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amoralisme

fel. töre dışıcılık

Töreyi inkâr eden öğretilerin genel adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Mayistra ile trinket yelkenlerinin açılması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amorphe

fiz. biçimsiz

Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan (madde).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amorphous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biçimi belirli bir düzene uymayan demektir. Tanımlanması zor, düzensiz biçimlerde bulunan mineral, madde ya da nesneler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşka meyilli, aşk izhar eden, aşktan ileri gelen: of ile aşık. amorous disposition aşka meyilli karakter. amorously (z). aşıkane. amorousness (i). âşıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Sekişsiz, özelliği olmayan. amorphism (i). Şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). I. Bir defada ödenerek faizinin işlemesine nihayet verilen tahvil.

2.Piyangolardaki en küçük ikramiye-


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paying off. the smallest prize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the smallest prize. redemption of a bond issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Demirbaşa yatırılan sermayenin, azar azar kazançtan ayrılması.

2.Faizinin işlemesini durdurmak üzere bir tahvilin birden ödenmesi. 3.Bir borcun azar azar ödenmesi.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amortissement

yıpranma payı

Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation. redemption. degressive depreciation. wear and tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depreciation amortisation. amortization. depreciation. redemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerde ve başka makinelerde sarsıntı, gürültü gibi şeyleri yumuşatmaya yarayan tertibat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock absorber. damper. dashpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). (-tise) (f). (tic). bir borcun anaparasını taksitlerle ödemek, amortize etmek. amortiza'tion (i). itfa, masrafın imhası amortisman, bir borcun anaparasını taksitlerle ödeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kulplu eski bir cins küp, amfor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amplificateur

fiz. yükselteç

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca: Yukarıya rücû). Denizde akıntının yanında veya altında, onun aksine olarak akan su. Akıntı mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undertow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eddy. rip. countercurrent. counterflow. illicit profit. rake-off. loot. boodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countercurrent. eddy. extra profit. illicit gain. windfall. boodle. swirl. undertow. whirlpool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zahmetsiz ve usulsüz kazanç arkasında koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zahmetsiz ve usulsüz.olarak elde etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to obtain by cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a countercurrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. analyseur

çözümler

Analiz yapan cihaz, aygıt veya organ.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer. analyser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Anamorfik zoom modu, HD Ready projektörler yelpazemizde sinemaya özgü en boy oranını sunar. Gelişmiş sinyal işleme özelliği ile, filmleri sinemada izleyebildiğiniz gibi görüntüleyin. İsteğe bağlı anamorfik zoom lensi, görüntüyü yatay olarak genişletir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cet, ata, soy sop, dede. ancestor'ial, ances'tral (s). ecdada ait, ecdattan kalmış, geçmiş zamanlara ait. an'cestry (i). ecdat, nesep; iyi aileden gelme, asalet, soyluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), demirlemek, lenger atmak. anchorable (s). demirlenebilir. anchoringplace (i). demirleme yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). demir, çapa, lenger; iki duvarı birbirine tutturan demir; halat çekişme oyununda en arkada duran adam; çıkar yol, dayanak noktası. anchor ground gemi demirleyecek yer, demir yeri. anchorhold (i). demirin tutması; emniyet. at anchor

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demirleme yeri, liman; demirleme, demirlenmiş olma; güven, emniyet ; demirleme harcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir köşeye çekilmiş olan kimse, münzevi hayat yaşayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. anchorman

ana haber sunucusu

Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu.


Yabancı Kelime by

Ülke

(Andorra) Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Avrupa’da, Fransa ile İspanya ortasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 42 30 Kuzey enlemi, 1 30 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 468 km².

Kara: 468 km².

Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 120.3 km.

Sınır komşuları: Fransa 56.6 km, İspanya 63.7 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: ılıman; kışları karlı ve soğuk, yazları kuru ve ılık geçer.

Arazi yapısı: Dik kayalıklar ve dar vadilere sahiptir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Riu Runer 840 m; en yüksek noktası: Coma Pedrosa 2,946 m.

Doğal kaynakları: hidro enerji, kaynak suları, kereste, demir yatakları, kurşun.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.

Otlaklar: %45.

Ormanlık arazi: %35.

Diğer: %18 (2005 verileri).

Doğal afetler: çığ, kar fırtınaları.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 71,201 (2006 Temmuz ayı tahmini).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %14.7 (erkek 5,456; kadın 4,254).

15-64 yaş: %71.04 (erkek 26,632; kadın 24,172).

65 yaş ve üzeri: %14 (erkek 4,918; kadın 5,029) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.89 (2006 verileri).

Mülteci sayısı: 6.47 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.07 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.9 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.1 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.98 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.08 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 4.04 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 83.51 yıl.

Erkeklerde: 80.61 yıl.

Kadınlarda: 86.61 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.3 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Andoralı (Andorra).

Nüfusun etnik dağılımı: İspanyollar %43, Andoralılar (Andorra) %33, Portekizliler %11, Fransızlar %7, diğer %6 (1998).

Dil: Katalanca (resmi), Fransızca, Kastilyanca.

Din: Katolik.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Andora (Andorra) Prensliği.

kısa şekli : Andora (Andorra).

Yerel tam adı: Principat d’Andorra.

yerel kısa şekli: Andorra.

Yönetim Biçimi: Parlamentoyla Yönetilen Yetkisiz Prenslik.

Başkent: Andorra la Vella.

İdari bölümler: 7 bölge; Andorra la Vella, Canillo, Encamp, La Massana, Escaldes-Engordany, Ordino, Sant Julia de Loria.

Bağımsızlık: 1278.

Milli bayram: 8 Eylül (1278).

Hukuk sistemi: Fransa ve İspanyol hukuku temel alınmıştır. Andoralı seçmenler 715 yıllık feodal sistemi sona erdirmişler ve 14 Mart 1993’te parlamenter bir hükümet sistemi benimsemişlerdir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmi


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Andorra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). solucan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). İngiltere'nin Normanların egemenliğinde olduğu devreyle ilgili; (i). aslen Normandiyalı olup İngiltere'de yaşayan kimse; Normandiyalıların İngiltere'de konuştuğu Fransızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A city of Asia Minor which has given its name to a goat, a cat, etc. a long-haired breed similar to the Persian cat domestic breed with long white silky hair raised for its long silky hair which is the true mohair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hair of the Angora goat Also known as Angora mohair Angora may also apply to the fur of the Angora rabbit However, according to the U S Federal Trade Commission, any apparel containing Angora rabbit hair must be labeled as 'Angora rabbit hair' on the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hair of the Angora goat Also known as Angora mohair Angora may also apply to the fur of the Angora rabbit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hair of the Angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fibre: Hair from the angora rabbit Often blended and mixed with wool to lower the price of the finished article or to obtain fancy or novelty effects Weave: Various weave and knitted Characteristics: Very fine, light weight, extremely warm and fluffy Has

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hair of the Angora goat Also known as Angora mohair Angora may also apply to the fur of the Angora rabbit However, according to the U S Federal Trade Commission, any apparel containing Angora rabbit hair must be labeled as 'Angora rabbit hair' on the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hair of the Angora goat Also known as Angora mohair Angora may also apply to the fur of the Angora rabbit However, according to the U S Federal Trade Commission, any apparel containing Angora rabbit hair must be labeled as 'Angora rabbit hair' on the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A yarn made from the hair of the angora rabbit Prized for its soft feel and fluffy look, angora is often used in blends Adds great warmth to socks Angora is now often simulated by the use of specialty acrylic fibers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name stems from Angora Rabbit whose hair is exceptionally fine and though light gives much warmth to the wearer For commercial reasons Angora fabrics could also be available using MOHAIR COTTON/ MOHAIR YARN BLENDED and also WOOL/COTTON BLENDED KNITTING YA

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ankara. Angora cat Ankara kedisi. Angora goat Ankara keçisi. Angora wool tiftik, moher.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. animateur

canlandırıcı

Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). canlılık veren, canlandıran , hayatiyet veren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay phone. pay telephone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. enquêteur

anketçi

Anket yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pollster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commemorative ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. annonceur

sunucu

Radyoda, televizyonda, bir eğlence yerinde programı sunan, açıklayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak. windcheater. wind cheater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windcheater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of heavy jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anorak , parka , windbreaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iştahsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Normal olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormal. anomalous. unnatural. preternatural. aberrant. freakish. freak. bastard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormal. anomalous. deviant. freak. unhealthy. unnatural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not according to rule; abnormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormal. aberrant. anomalous. off. unnatural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomalous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormality. anomaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözlerin önünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evvelki, önceki, mukaddem , eski; ilerde, önde; (biyol). ön, öndeki, ön tarafta bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insanbiçimcilik, antropomorfizm. anthropomorphous (s). insan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.

Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘anti-firiz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.

Motorun soğutma suyunun içine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.

Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümüzde bu amaçla ‘etilen glikol’ denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.

Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Hastalık Amillerini zararsız kılmak için vücudun çıkardığı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antikörper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iskorbüt hastalığını önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir spor kolunda sporcuları yetiştiren mütehassıs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entraîneur

sp. çalıştırıcı

Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer. coach. skipper. skip. handler. bottle-holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coach. trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer. coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Tanrı veya başka mefhumları insan mahiyetinde ve insan biçiminde tasarlıyan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropomorphisme

fel. insan biçimcilik

İnsanın niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı’ya aktarılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

artık; daha fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-den). daha fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş zaman, muzari, bazı dillerde kesinlikle zaman bildirmeyen zaman; özellikle Yunanca'da haber kipinin geniş zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aorta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aorta. haupstchlagader. hauptschlagader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kanı yürekten vücuda nakleden şahdamar, büyük ortadamar, (aort). aortal, aortic s aortla ilgili. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecize, darbımesel. aphoristic (s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Av köpeğine verilen «getir» emri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On or towards the port or left side; said of the helm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put-in capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z).,(den). sol tarafa, sol tarafta, iskeleye, iskelede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Tecrübeyi takip ederek, tecrübeden sonra mânâsındaki bu kelime, muhakemenin tecrübeye dayanması prensibini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

fel. sonsal

Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). (man). aposteriori, sonsal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aplikator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eşit olarak bölmek, paylaştırmak, taksim etmek. apportionment (i). pay; paylaştırma, bölme, taksim, hisselere ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Tecrübe öncesi verilere dayanarak kabul edilen; tecrübeden önce olan bilgiler. Fizik ilimleri apriori olarak kurulamaz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à priori

fel. önsel

Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). apriori, önsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. arrangeur

düzenleyici

1. Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse.

2.müz. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde değişiklikler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). arbour (i). çardak, kameriye; (mak). mil, dingil. Arbor Day ABD'de ağaç dikmeye tahsis edilen bir ilkbahar günü. arborvitae (i). ömür ağacı, dirim ağacı, mazi ağacı, (bot). Thuya orientalis. arbored (s). kameriyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağaca ait veya ağaç gibi olan; agaçsyl; ağaçlarda yaşayan veya gezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), ağaç gibi; ağaçlı ağaçlık,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), ağaca benzeme, ağaç şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şekil ve büyüklük bakımından ağaca benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

ağaç parkı

Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place in which a collection of rare trees and shrubs is cultivated for scientific or educational purposes. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical tree garden where trees are maintained for display purposes Arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A landscaped space where trees, shrubs, and herbaceous plants are cultivated for scientific study, educational purposes, and to foster appreciation of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical collection of trees, that are normally for public viewing. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilimsel amaçlarla ağaç yetiştirilen alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaç ve fidan yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağaç şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden veya fosillerde bulunan ağaç gibi şekil; (anat). dallanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gayret, şevk, ateş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Geminin direk, seren, ip ve yelken gibi donanımını düzenleyen usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. armatöre, denizcilik).

1.Geminin direk, seren ve yelken gibi teçhizatını yapan adam.

2.Gemide halat iliştirmeye mahsus ağaç veya demir kol: Armatör çeliği. 3.Gemi sahibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the operation of a shipping line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). armour (i). zırh; silâh. armor-bearer (i). silâhtar. armor-piercing (s). zırh delen. armor plate zırhlı levha. armored (s).zırhlı. armored car zırhlı otomobil, zırhlı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zırh ve silâh yapan veya tamir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). silâh veya hanedanIık armasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cephane ve talimhane; silıh deposu; ABD silıh fabrikası, tophane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgi, mekanik bir deklanşör kullanılarak bir bir her satırdan toplanır ve işlenir. Benzer sonuçlar sağlayan Aşamalı Tarama Sistemine benzer bir işlemdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. ascenseur). Büyük ve yüksek binalarda halkı yukarı çıkarıp aşağı indirmek için makine ile çıkıp inen hücre. (Ar.) mısâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevator. lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevator. lift. elevator lift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift. elevator. cage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift shaft. elevator shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift boy. lift technician. lift attendant. elevator boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

C vitamini

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). karaya, karada, kıyıya, kıyıda, karaya oturmuş (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik) Asklı mantarların sporu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hava emme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aspirateur

fiz. emmeç

1. Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt.

2.Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extractor. exhaust fan. suction fan. extractor fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction device. aspirator. exhaust fan. suction fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aspiratör, emici alet; (tıb). emerek vücuttan sıvıları çeken alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).vergi tahakkuk memuru; yargıç muavini veya muşaviri. assessor'ial (s). bu memura ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasnif etmek, sınıflandırmak, cinslerine göre ayırmak; uymak, uygun olmak, yakışmak. assorted (s). çesitli assortment (i). tasnif, sınıflandırma; çesitle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) zamanla ilişkisi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı ‘soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.

Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4’ünü, florasan ampul ise yüzde 10’unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına... Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.

Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.

Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.

Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.

Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Atmosferin alt tabakasında yüksekliğin artması ile oluşan ısı düşmesi oranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear reactor. pile. atomic pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). başkasının kiracısı olmaya razı olmak; devretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vekil, dava vekili attorney at law avukat attorney general devletin en yüksek hukuk memuru (adalet bakanı gibi) ; başsavcı, baş müddeiumumi power of attorney vekâlet, temsil yetkisi; vekaletname attorneyship (i). vekâlet, avukatlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insan kulağı biçiminde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneşteki fırtınalar sonucu meydana gelip kutuplarda geceleri görülen renkli ve hareket eden ışıklar; tan, doğuş, fecir, tulu, seher; (b.h)., (mit). seher tanrıçası. aurora australis güney yarımkürede geceleri gökyüzünde görülen renkli ışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yazar, müellif, muharrir; yaratıcı, müsebbip; yazarın eserleri; (f). yazmak , eser yazmak authoress (i). kadın yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). serbestlige imkan vermeden yöneten; (i). sıkı idare taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yetki, salâhiyet, hâkimiyet , otorite; hükümet; itibar, nüfuz; bilirkişi, ehli vukuf, erbap; şahadet, şahit; yetkili sayılan kitap veya yazar. the authorities yetkili olanlar; polis ve hakimler author'itative (s). yetkili, salahiyettar; itima

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). izin, ruhsat, cevaz; tensip, uygun görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetki vermek, saIâhiyet vermek; yetkili olarak kurmak; izin vermek; ruhsat vermek; müsaade etmek; caiz görmek; teyit etmek, tasdik etmek. Authorized Version Kitabı Mukaddes'in 1611'de yapılan ingilizce tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazarlık, muharrirlik, müelliflik; kaynak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başkalarını da kendi gibi farzeden. automorphism (i). başkalarını da kendisi gibi farzetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilot, tayyareci, havacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ay’ın kütlesi Dünya’nın 81’de biri kadardır ve bir gezegen uydusu olabilmek için çok büyüktür. Güneş sistemimizde başka örneği yoktur. Gerçi Jüpiter, Satürn ve Neptün’ün de Ay’ın boyut ve kütlesine yakın uyduları vardır ama bu gezegenlerin kütleleri de dünyamızdan sırasıyla 318, 95 ve 12 kat daha çoktur. Bu durumda Ay’ın oluşumu özel bir problem niteliğini taşıyor. Dünyamızın tek doğal uydusu, uzaydaki en yakın komşumuz Ay, binlerce yıl önceki uygarlıklar tarafından Tanrıça olarak değerlendirilirken, zamanla düzenli hareketleri ile takvimin oluşmasını da sağlamıştır.

Yakınlığı nedeni ile gözlemlenmesi kolay olan Ay’ın 17. yüzyılın başından itibaren teleskopla incelenmesine de başlandı ve bu gelişim 1969 yılında Ay’a ilk defa bir insanın ayak basmasıyla son aşamasına geldi.

Bütün bu gelişmelere rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu hala bilinmiyor. Yaşının diğer gezegenler gibi dört küsur milyar yıl olduğu, şu anda dışında ve içinde hiçbir faaliyet olmayan ölü bir gök cismi olduğu, Dünya ile karşılıklı çekim gücü sonucunda denizlerde gel-git olayını yarattığı ve Dünya’nın dönüşünü gittikçe yavaşlattığı biliniyor ama nereden geldi, nasıl oluştu halen meçhul. Ayın oluşumu hakkında üç teori vardır. Birincisi, dünyanın oluşumunun başlangıcında çok hızlı döndüğü ve bu nedenle bir parçasının koparak Ay’ı oluşturduğu şeklindedir. Yapılan hesaplamalara göre bu kopma olayının meydana gelebilmesi için Dünya’nın o zamanlar kendi ekseni etrafında iki saatte bir dönüş yapması gerekiyordu ki, bilimsel verilere göre, bu, mümkün değildir. Ayrıca Dünya’mn ve Ay’ın yapılarındaki kimyasal birleşimlerin çok farklı olması ve bunun Ay’dan getirilen aytaşlarının analizleri sonucunda ispatlanması birinci teorinin doğruluğunu mümkün kılmamaktadır.

İkinci teori ise Ay’ın dünyanın yakınlarından geçerken, çekim alanına takılan bir gök cismi olduğudur. Bu tez, birinci teorideki kimyasal birleşim farkını açıklar ama bu şekilde, ayın hızını frenleyerek, yakalamayı sağlayacak büyük enerji miktarını bugüne kadar bilinen hiç bir oluşumun sağlayamayacağı hesap edilmiştir.

Üçüncü teoriye göre, Ay Dünya çevresinde dolanan, gaz, toz ve küçük taşlardan meydana gelen parçacıkların zamanla bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. Ancak bu da Ay’ın yörünge uzaklığını, neden büyük bir demir çekirdeğe sahip olmadığını ve kimyasal farklılığı açıklayamaz. Yani hiçbir teori ayın oluşumuna ait tutarlı bir açıklama getirememiştir.

Günümüzde Ay’ın tarihi çok iyi bilinmesine, 1969 ile 1972 yılları arasında Apollo projesi kapsamında üzerinde insanlar dolaşıp, dünyaya örnekler getirmelerine rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu halen büyük bir sırdır.

Öyle görünüyor ki, günümüz bilimindeki tüm gelişmelere ve bu yoldaki gayretlere rağmen, biricik uydumuz Ay, sırlarını şimdilik bize açıklamak istemiyor. Ancak şurası mutlak ki, Ay genetik olarak dünyamızın yavrusu değil. Nereden geldi, kim bilir?


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asor adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarları yan kesilmiş akik cinsi, ayn-ı bakar (öküz gözü).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). çileğe benzer küçük ve etli meyva şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çubuk şeklinde, küçük çubuklardan ibaret; (tıb). basile ait, sebebi basil olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(zool).çileğe benzer küçük ve etli meyva ile beslenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekâr erkek, evlenmemiş erkek; fen veya edebiyat fakültesi mezunu; bir başkasının bayrağı altında hizmet eden genç şövalye. bachelor'sbutton (i)., (bot). peygamber çiçeği. bachelordom, bachelorhood bachelorship (i). bekârlık. Bachelor of Art

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gizli, el altından yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek yüzlü kılıç; bu çeşit kılıcı kullanan eskrimci. backswordsman (i).kılıç kullanan eskrimci. back talk küstahça konuşma, karşllık verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Affiliate Company, Subsidiary)

İşletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az % 50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). teminatı veren mudi, iade edilmek üzere mal veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise tahsilinden sonra sınavla kazanılan olgunluk. Olgunluk imtihanı ve diploması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri sağlam gibi göründüğü halde kör olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden giyilen bir seşit renkli yünlü kumaştan yapılmış iç etekliği; k.h. bir çeşit bağlı ayakkabı; bir çesit iskoç kasketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

siyah ve portakal renginde Kuzey Amerika'ya mahsus sarıasmagiller familyasından bir kuş, zool. Icterus galbula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-Fr.) [باراپور] rapor ile birlikte, raporlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., A.B.D. (k.dili). taşrada temsil vermek; taşra halkını uçakla gezdirip para kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headscarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınların başlarına sardıkları örtü, baş örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headgear. kerchief eşarp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (bak). basrelief.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). orduda yük beygiri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucuna tüy takılmış mantarla oynanan bir oyun; bu oyunda kullanılan raket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fırtına.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saluting the national flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base morphine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Bazitli mantarların sporlarının adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. yatak yarası, uzun zaman yatmaktan ileri gelen yatak çıbanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat.), (bağlaç). önde, önden, önce, evvel, daha önce; önünde, cephesinde; (edat) tercihen, yerine; huzurunda; (bağ laç) -den önce before-cited, before-mentioned s. yukarıda bahsi geçen before Christ (b.c) milattan önce (m.ö.). beforehand z. önce, ön

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, psik. davranışçılık kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, değişmez töreleri olan, törelerine bağlı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siddetle dövmek; ağır darbelerle vurmak; dil uzatmak, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik eden kimse; hayır sahibi; velinimet. benefactress i. hayır sahibi kadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kısa pantolon, Bermuda pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Baş adet, adetleri yerine getiren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. biklorit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Özellikle güzel sanatlarda, fotoğrafta ve dansta; verilerini doğadan alan ve belirli normların ya da normal (olağan) biçimlerin bulunduğu kabul edilen görüntülerde biçimi abartarak sunma, « normal» in göstergelerini tümüyle yok etmeden değiştirme. Biçim bozmada amaç, daha güçlü bir etki yaratmak ya da güçlü bir anlatım sağlamaktır. Dışavurumculuk ya da Gotik sanat gibi duygu ve anlatımın vurgulandığı, izleyiciyle iletişimin etkili olmasının amaçlandığı sanat türlerinde biçim bozma yoğun olarak kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki renkli, çift renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert report. expert's report. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hızlı Bionz görüntü işleme motoru, kullanıcının ışık hızında resim yakalamasına olanak sağlar. Motor, kesintisiz olarak saniyede üç kareye kadar, 10,2 megapiksel çözünürlükte ve en iyi JPEG sıkıştırma formatında, yüksek hızda burst çekim yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurtluca, zeravent, bot. Aristolochia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurt pençesi, yılankökü, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation. flora. greenstuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Soyut sanatta, geometrik biçimlerden çok bitki ya da hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel dış çizgilerle oluşturulmuş biçimler. En tipik örnekleri Arp’ın resimlerinde görülür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayıplamaya lâyık, mesul, kabahatli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. penceresiz kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lehim lambası, benzinli kaynak lambası, pompa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, ‘ring’ kelimesi, İngilizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle ‘ring’ denilir. Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önlenirdi. Ayrıca sahnedeki boksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek isteğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü uygulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, “ring” kelimesi, İnglizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle “ring” denilir.

Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önerilirdi. Ayrıca sahnedekiboksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek istediğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü ugulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Fr.). Boks yapan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. boxeur

sp. yumruk oyuncusu

Boks yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxer. puncher. fighter. bruiser. pug. pugilist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxer. bruiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pugilism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bits. itsy bitsy. scrappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitabevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap kurdu, kitap okumaya düskün kimse; kağıt kurdu, zool. Ptirida; kitap kurdu, zool. Anobium hirtum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba ve görgüsüz kimse; köylü. boorish s. kaba. boorishly z. kaba bir şekilde. boorishness i. kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı Arapça’dır).

1.işlenmeye elverişsiz ve tesviye edilmemiş çorak yer.

2.Bulanık suyun kapta bıraktığı pas: Bor (ve galatı bora) bağlamak, bora sokmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). B senbolü ile gösterilen 2.45 yoğunluğunda bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

U S Bureau of Reclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bureau of Reclamation. nIII: frontier, border, boundary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SAP's Business Object Repository that contains the definitions of R/3 Business Objects and their associated BAPIs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first god, he was licked out of pure ice by Audhumla ' The Great Nurse' He later married one of the frost giant's daughters see 'Creation'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boric , boron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Birdenbire çıkan fırtına. Pek şiddetli rüzgâr: Bora çıkmak, kopmak, patlamak, zuhur etmek, boraya tutulmak. mec. Pek şiddetli tekdir ve azarlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squall. tempest. flurry. gale. gust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gale. gust. squall. tempest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squall. fresh gale. gust of wind. hurricane. lightning storm. tempest. whole gale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term used to describe a katabatic wind in Yugoslavia. a regional downslope wind whose source is so cold that it is experienced as a cold wind, despite compression warming as it descends the lee slope of a mountain range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cold, often dry, northeasterly wind which blows, sometimes in violent gusts, down from mountains on the eastern shore of the Adriatic It also applies to cold, squally, downslope winds in other parts of the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal.) (Erkek İsmi) - Araziden çıkan şiddetli rüzgar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. asitborik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borasit, Bandırma taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buram buram dönerek kar veya yağmurla karışık esen şiddetli rüzgâr, fırtına: Bir borağana tutulduk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hodan, bot. Borago officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. «bork» tan bude, F. «bore» den borak suretinde Avrupa lisanlarına da geçmiştir) (kimya). Alçıtaşı, tenkâr madeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ziraate elverişsiz, çorak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Borat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borağan. (bk.) Borağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rüzgar, şimşek, gökgürültüsü, sağanak yağmurun birlikte olduğu iklim hadisesi. Boran Hatun: Emevi halifesi Me’mun’un zevcesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Boran).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırdili çeşidinden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Makara dilinin pirinçten olan zıvanası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pirinçle karışık ıspanak veya diğer sebze yemeği. (Halîfe Me’mûn’ un evlendiği Boran’ın meşhur incili yeşil halısına renkçe benzediği için bu isimle adlandırılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). Rumeli derelerinde kullanılan yekpare kütükten mamul tekne gibi balıkçı kayığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ibranîce, Fr. kimya). Yumuşak beyaz kütle veya sert billûr halinde bulunan magnezyum borat ve kloriti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ibranîce, Fr. kimya). Bor asidi ile bir oksidin birleşmesinden meydana gelen tuz. Hekimlikte ve lehim işlerinde kullanılan borat, sodyum boratı olup boraks veya tenkâr adları ile de anılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Boran).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. borat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boraks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. boru F. zeden = vurmak, çalmak). Askere kumandanın talimat ve tenbihatını tebliğ ve meselâ yemek, uyku vesaire vakitlerini ilân için boru çalmakla vazifeli olan ve savaş meydanında kumandanın yanından ayrılmayan çavuş veya er.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borazancıların çaldığı perdesiz boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bugler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bugle. trumpet. trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buggle. trump. trumpet. trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Borazan çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri verilmek üzere faizle veya faizsiz alınan para. Ar. deyn, karz. Borç almak, etmek. İstikraz etmek: Borç vermek = İkraz etmek veya borcunu ödemek. Boru girmek, batmak = Çok borç etmek. Osm. müstağrak-ı düyûn olmak. mec. Vazife, vecibe. Boyun borcu = Yerine getirilmesi şart bilinen vazife: Bu işi yapmak boynumun borcudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit. debt. loan. obligation. liability. accommodation. arrear. care. debit. encumbrance. red. arrears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt. debit. duty. obligation. loan. adjusted trial balance. charge. float. liability. commodate loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon’dan kurtaran demircinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be debited. to be forced to go into debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to debit. to charge. indebt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowing. loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going into debt. loan contracted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Borca girmek, borca batmak, borçlu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into debt. to become indebted to. to take on debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Borcu olan, Ar. medyûn, garım, verecekli. 2.Mecbur, mükellef: Bu işi yapmaya borçluyum.

3.Minnet altında kalmış, minnettar: O adama karşı borçlu kaldık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebted. beholden. owing. in the red. in hock. debtor. obligor. payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. obliged. grateful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debtor. indebted. under obligation to. behindhand. beholden. debitor. in hock. in the red. obligator. obligor. owing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to owe debts. owe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any debt. ungeared. clear of debts. free from debt. debtless. free of debt. not indebted. unembarassed. unencumbered. unincumbered. unindebted. without debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without borrowing any money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom from debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: Bordo). Geminin baş yanı. Borda etmek = Yanyana yanaşmak, rampa etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. boardside. beam. cargo door. topside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuluçka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bordo limanı; Bordo şarabı .Bordeaux mixture ağaçları korumak için kullanılan karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar; hudut, sınır; bir resim veya yazının etrafındaki süs. borderer i. sınırda oturan kimse. borderland i. sınır bölgesi. borderline i., s. sınır s. güçlükle ayırt edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sınır koymak; sınır meydana getirmek; sınırdaş olmak, hemhudut olmak; benzemek, yakın olmak. border on sınır komşusu olmak; eğiliminde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mora çalan koyu kırmızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claret red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maroon. burgundy. claret red. bordeaux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.). Alacak hesabı kâğıdı: Maaş bordrosu. Kasa bordrosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payroll. wage slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payroll. docket. list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payroll. list. register. voucher. bordereau. deposit slip. paying- in slip. payroll sheet. salaries list. pay sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bordure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curb. kerb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curb. border. border print. rand. fillet. rim. welt. cincture. framing. kerb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erkek hayvanı enetmek, iğdiş ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. can sıkmak, bizar etmek, baş ağrıtmak; i. can sıkıcı kimse veya olay, baş belası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. delik açmak, burgu veya matkap ile delmek oymak; i. delik, oyuk; kalibre, çap. bore bit taş delecek kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabarma sonucu oluşan yüksek tepeli dalga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. poyraza ait, kuzey rüzgarına ait; şimali, kuzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan mitolojisinde kuzey rüzgarı, poyrazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıkıntı, can sıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğunda araştırmalar yapmak için açılan kuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). Hamurdan veya yufkadan yapılıp içine kıyma, peynir veya sebze vesaire konmakla tepside veya tavada pişen yemek çeşidi. Peynirli, kıymalı börek, suböreği, pufböreği, sigara böreği, tatarböreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaky pastry containing thin layers of cheese / minced meat. flan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Börek pişirip dükkânında veya sokakta satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Börek pişirip satan adamın sanatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delgi, matkap, burgu; meyva veya ağaç kurdu; beslenmek için diğer balıkların etine gömülen balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Halatın kalınlığını ölçmeye mahsus delikli tahta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. borik, borakslı. boric acid kim. asitborik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde bor bulunan bileşim, borit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Mayistra ve gabya yelkenlerini çeken ip. Borina patesi = Yelkenlerin iki ucuna bağlanıp ortasından borinaya tutturulan halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sondaj, delme; delik; çoğ. delik açılırken cıkan moloz; s. can sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir’e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak ve kürksüz baş kabı, kalpak. Beybörkü = Katmerli horozibiği (çiçek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Geviş getiren memelilerde midenin kısımlarından biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğmuş; doğuştan. He was born in Sivas Sivas'ta doğdu. Where were you born? Nerelisiniz?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bear; s. taşınmış, götürülmüş; tahammül edilmiş, dayanılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe. robe. bathing-gown. bath robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe. robe. barber's jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Banyodan sonra giyilen havlu. (bk.) Burnus.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasaba, kaza, ilçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ödunç almak, borç almak; mat. ödunç almak (çıkarma işleminde). borrow trouble önceden tasasını çekmek. borrowing i. başka bir dilden alınan kelime veya deyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. bourse). Sarraflarla nakit para ve tahvilât alışverişi edenlerin toplanıp muamele ettikleri yer. Paris borsası. Borsa cetveli, pusulası = Tahviller, para vesairenin her günkü rayicini gösterir cedvel. Borsa komiseri = Hükümet tarafından borsada bulundurulan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock market. stock exchange. money-market. share market. bourse. exchange. market. rialto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock exchange. stock market. exchange. stock exchange. bourse. dealing costs. exchange market. stock- exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock-exchange value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Experts)

Menkul kıymetlere ilişkin alım-satım emirlerinin ilgili iç yönetmelikte belirtilen esaslara göre karşılaştırılması ile fiyatların teşekkülünü izleme ve alım satım işlemlerinin sonuçlandırılmasını sağlamakla yükümlü olan görevlilerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Stock Exchange Orders)

Müşteri emirleri, aracı kurum üye temsilcileri tarafından seans içinde borsa bilgisayar sistemine aktarıldığında borsa emrine dönüşür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Stock Exchange Price)

Borsada belirli kurallara göre işleyen organize pazarlarda işlem gören menkul kıymetlerin, borsadaki arz ve talep koşullarına göre oluşan fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market transaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange commisionary / warden. exchange commissionary. exchange warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Exchange Transaction Fee)

Borsa üyelerinin, Borsa’da gerçekleştirdiği işlem hacmine göre hesaplanarak Borsa’ya ödenen meblağ olup Borsa Yönetim Kurulu’nca belirlenir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jobber. stock broker. floor broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Members)

Sermaye Piyasası Kurulu’ndan yetki belgesi ve Borsa’dan üyelik belgesi almış aracı kuruluşlardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahvil ve kâğıt para üzerine borsa oyunu yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull. stockbroker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rus sebze çorbası, borş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşük kalite elmas veya elmas kırıntıları, karaelmas, karbonado.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Burtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden top taşıyan büyük harp mavnası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İçi boş üstüvâne. Ar. enbûbe, karn. Kurşun, demir, saç boru, soba borusu.

2.Dilsiz ve perdesiz olarak nefesle çalınan bir çalgı Aleti ki helezonî şekilde bir maden borudan ibarettir. Boru çalmak, yuf borusu, mec. Boş saçma, mânâsız şey. Boru gibi ötmek = Gür sesli olmak veya mânâsız, münasebetsiz söylemek. Ağaç borusu = Istramonye. Boruçlçeği = Turuncu, boru gibi bir çiçek kl çardağa çıkar ve duvara tırmanır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. tube. trumpet. horn. clarion. conduit. drain. duct. trump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. clarion. duct. flue. horn. pipe. trumpet. tube. tubing. bugle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduit. horn. pipe. trumpet. tube. bugle. cane. spout. orifice. flue. duct. beak. cornet. nose. nozzle. penstock. blare. funnel. trump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe flange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpet flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çan çiçeği): Çançiçekgillerden; çiçekleri boru biçiminde olan bir bitkidir. Çiçekleri turuncu renktedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığı, bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipeline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipeline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortasında koyu bir benek olan bir çeşit ufak fasulye, (vigna sinensis). (bk.) Böğrülce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney-bean. cowpea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Karnıkara): Göbeği koyu renkli bir çeşit ufak fasulyedir. İçeriğinde protein, azot, nişasta ve C vitamini vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar tutukluğunu ve anüs kaşıntısını giderir. Yanık tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rus kurt köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istanbul Boğazı, Karadeniz Boğazı. the Bosphorus and its shores Boğaziçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a binding duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fırtına.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pala; geniş ağızlı kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir akaryakıtı yakıcı bir madde (hava, oksijen) ile birleştirerek tutuşturup, yakmaya yarayan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner yakmaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cehri, bot. Rhamnus infectorius; topalak, bot. Rhamnus chlorophorus globosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık l kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde l-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağırlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1.000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1.000.000 tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2.000 - 6.000 metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6.000 metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbus’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6 bin metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbüs’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürülerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerangın İngilizce’de ‘boomerang’ olan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’da kullanılan ve bu kıtaya özgü isimlerin çoğunun kökeni Aborijinlerden kaynaklanır. Örneğin Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da ‘kanguru’ cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında ‘bilmiyorum’ demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmayan benzerlerinin Aborijinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarından itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarını öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şeklinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere paralel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır.

Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınma düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürelerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerang İngilizce’de “boomerang” lan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da “kanguru” cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında “bilmiyorum” demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmyan benzerlerinin Abojinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarında itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarıı öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şekllinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere parelel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır. Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınına düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) Yel, şimşek ve gökgürültüleri ile karışık yağan ve kısa süren zorlu yağmur: Yazın sık sık buranlar olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). böcek kapan bir bitki, (bot). Pinguicula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ek görev, ilave iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). darbımesel, atasözü;çok kullanılan bir deyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap eden kimse; hesap makinası; hesap cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). simgesi Cf olan radyoaktif sentetik bir eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ısı, hararet; eski fizik kuramlarına göre ısı maddesi; (s). ısıya ait, ısıyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalori, Isı birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ısı meydana getiren, ısıtıcı. calorifica'tion (i). ısıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ısıölçer, kalorimetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şantaj ve soygun ile uğraşan ve Napoli'de 1820 yllında kurulmuş siyasi bir örgüt; (k.h). buna benzer bir örgüt veya grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafur, kafuru. spirits of camphor kafur ruhu. camphorated (s). kafurlu. camphor tree kafur ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). samimiyet, açık kalplilik; dürüstlük; tarafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunan ayinlerinde başının üstünde sepet taşıyan kız; başında yastığa benzer bir şekil bulunan kız heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Büyük Köpek takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahenkli, uyumlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinagog ayinlerinde taganni edenlerin lideri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kondensatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit tütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Oğlak burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esir eden kimse ele geçiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark) zımpara, korindon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). carburettor (i). karbüratör. carburetor nozzle karböratür memesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeden bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etobur, et yiyen hayvan; sinek kapan bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). et yiyen; etoburlara ait. carnivorously (z). et yiyerek.carnivorousness (i). et yeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). yanları açık garaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topluma uyma güçlüğü çeken fert ve ailelerin sosyologlar tarafından incelenmesi ve yönetilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atan kimse veya şey; dökümcü; eşyaların hareketini kolaylaştıran küçük tekerlek; sofrada kullanılan yağ, sirke veya limon şişesi. caster sugar (ing). pudra şekeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). caster.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kunduzun guddelerinden çIkarılan keskin kokulu, eczacılıkta ve parfümeride kullanılan bir madde; kunduz kürkünden yapılmıs şapka; (nad). kunduz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ikizler burcundaki Kastor ve Polluks adlı yıldızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

keneotu tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hintyagı. castor-oil plant keneotu,(bot). Ricinus communis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). slogan; (matb). sözlük veya ansiklopedilerde sayfanın tepesine yazılan ve o sayfadaki ilk veya son kelimeyi gösteren kelime; bir aktörün diğerine ipucu olabilecek son sözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sınıflandırmak; vasıflandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kategori, bölüm, sınıf, tabaka, zümre. categor'ical (s). kategorik, kesin, kati. categor'ically (z). kategorik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(z). çapraz; (z). çaprazlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., ABD sıçramak, oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sansürcü kimse, sansur memuru; başkalarının ahlâki davranışlarını kontrol eden kişi; eski Roma cumhuriyetinde nüfus ve ahlâk meselelerine bakan yüksek rütbeli görevli; (f). sansürcülük görevi yapmak; sansür koymak. censor'ial (s). sansüre ait,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). durmadan kusur bulan, tenkitçi. censoriously (z). durmadan kusur bularak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kabuklular ve örümcek gibi eklembacaklılarda baş ve göğüs kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bir alt derecedeki mahkemenin gördüğü bir davanın dosyasının bir üst mahkemede incelenmek üzere celbini isteyen müzekkere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Potansiyel olarak tehlikeli atık maddelerin çevreye boşaltılmasının asgariye indirilmesi ya da önlenmesi amacıyla kaynakların yönetimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek rütbeli hakim veya diğer devlet memuru; saray katibi; rektör; (Almanya'da) şansölye, başbakan. Chancellor of the Exchequer ingiltere'de Maliye Bakanı. Lord Chancellor ingiltere'de Lordlar Kamarası Başkanı ve Adalet Bakanı. chancellorship (i).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ABD, (k.dili). adale kasılması, kramp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hindiba, frenk salatası, güneğik, (bot). Cichorium intybus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kloralhidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). klorik asit tuzu. chlorate of zinc lehim suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). klorik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klorid. chloride of lime kalsiyum klorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). klorlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). klor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). kloroform; karınca yağı; (f). kloroformla uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). klorofil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). içinde klorofil bulunan protoplazma, kloroplast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kloroz, sarıcalık; (tıb). genç kızlarda demir eksikliğinden meydana gelen kansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). kloröz asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -gi). eski Yunan korolarının şefi; herhangi bir festivalin idarecisi.choragic (s). koro şefiyle ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). koro ile ilgili; bir koro tarafından söylenmiş; koro için yazılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâhi beste, koral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalgı teli; his, duygu; (geom). kiriş; (müz). bir arada çalınan ahenkli birkaç çeşit nota, akort. dominant chord esas gamın beşinci notası olan akort; sol ile ahenkli akort. spinal chord. (bak). cord chord of an arc yay kirişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). omurgalı hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ABD). küçük bir iş; (çoğ). bir evin veya çiftliğin günlük işleri; güç ve zevksiz bir iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kore hastalığı, yüzde, kollarda ve bacaklarda tikler meydana getiren bir çocuk hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreograf, bale direktörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreografi, bale eserleri yazma sanatı; bale sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (siir). dört heceli bir öIçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). koroya ait, koro için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat)., ceninin dış zarı,koryon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). ceninin dış zarı, koryon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koro üyesi; kilise korosunda şarkı söyleyen erkek çocuk; koro şefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bölgenin haritasını çıkarma ve arazi karakterini inceleme iimi. chorographer (i). haritacı. chorograph'ical (s). haritacılıkla ilgili veya ona ait. chorograph-ically (z). haritacılıkla ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). gözün damar tabakasının arka parçası; (s). buna benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). renk, renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kıkırdamak, kahkahaları zaptetmek; (i). kıkırdama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). koro, koro parçası; bir şarkının koro kısmı; koro ekibi; (f). koro halinde şarkı söylemek veya konuşmak. chorus girl kabare kızı. in chorus hep beraber, hep bir ağızdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatofor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ-ria)., (mim), büyük kiliselerde mihrabın üstüne çekilen sayvan; Katolik kilisesinde içine takdis edilmiş ekmek konan kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). hindibaya benzeyen it (çoğ -bei). evli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce

3.yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddiyüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

13 yüzyılda ingiltere'nin deniz savunmasına yardım etmelerine karşılık kendilerine bazı haklar tanınan Güneydoğu ingiltere'deki beş liman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devir ettirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaşıma ait: kan dolaşımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). haykırma, feryat, yaygara; gürültü; (f). yaygara ile istemek; yaygara kopararak zorlamak; haykırmak, feryat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültülü, patırtılı; yaygaracı, şirret. clamorously (z). gürültüyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şakırtı, çınlama, madenl ses; gürültü; (f). gürültülü ses çıkarmak. clangorous (s). gürültülü ses çıkaran. clangorously (z). gürültüyle, çınlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klavsen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çomak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kılıç; iki ağızlı iskoç kılıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ClearVid CMOS sensörü, ışığı dijital sinyale dönüştüren video kameranın gözüdür. Daha fazla ayrıntı ve netlikle ve aralarında Kesintisiz Yavaş Kayıt, yüksek ışık hassasiyeti ve Çift Kayıt da bulunan daha gelişmiş işlevlerle daha yüksek kaliteli resme yol açar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). clerestory.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). bir bina, kilise, vagon vb'nin pencereli üst kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). fercin dili, klitoris, bızır, dılak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). talim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı müessesede çalışan kimselerden her biri; meslektaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardımcı (piskopos).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük horoz; büyüklük taslamaya özenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahta at, oyuncak at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da piyade taburu, kohort, bir lejyonun onda biri; bir grup asker; herhangi bir insan topluluğu; arkadaş; (k).dili işbirlikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multimedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soğuk iken kırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

uçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk hava deposu; kdili geçici olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. eollabora'tion (i). beraber çalışma, işbirliği. eollaborator (i). beraber çalışan kimse, işbirliği yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askeri birlikler tarafından işgal edilmiş memleketin düşman ile işbirliği yapan vatandaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koleksiyoncu; alımcı, tahsildar; (elek). transistörde cereyanın çıkış noktası; elektrikli trende cereyanlı tele dayanan boynuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paralel ışınları husule getiren ayar aleti, kolimatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boyamak, renk vermek; olduğundan başka göstermek, gerçeği tahrif etmek; renk katmak, hava vermek; renklenmek; renk değiştirmek yüzu kızarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). alay sancağından sorumlu olan nöbetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk,boya;canIılık; yüz kızarması; belirgin özellik; düzme görünüş, maske; (çog). bayrak, sancak. color photography renkli fotoğrafçılık. color sergeant tabur veya alay sancağını taşıyan çavuş. color wash renkli badana. bright color parlak renk, açık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk körü. color blindness renkkörlüğü, akromatopsi, Dalton hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir bitki veya hayvanda görülen renk düzenlemesi; renklendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). renkli televizyon yaymı; (f). renkli televizyon yayım yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli; beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup; tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olmayan; aldatıcı, göz boyayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). melez Güney Afrikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). solmaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli, canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renk veren, renk meydana ,getiren; renk ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolorimetre, renk ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk; boya; boyama, boyayış tarzı; görünüş; sahte görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkleri ustalıkla kullanan sanatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz, soluk; solgun, donuk, anlamsız; tarafsız, yansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

beyaz ve diğer ırklar arasındaki toplumsal ayrılıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa dini kitap satışına mahsus gezici kitapçılık. colporteur (i). seyyar kitap satıcısı; özellikle dinsel kitaplar satan veya dağıtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). rahat, refah, konfor; teselli; A.B.D. yorgan; (f). rahat ettirmek; teselli etmek; yatıştırmak; (huk). yardım etmek. comfort station umumi helâ. creature comforts bedeni rahatı sağlayan konfor comfortless (s). kasvetli; konforsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rahat, müreffeh; teselli edici, rahatlatıcı; (k).dili yeterli; (i)., A.B.D. yorgan comfortably (z). rahatça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rahatlatıcı şey; teselli edici kimse veya şey; A.B.D yorgan; yün boyun atkısı; bh Ruhulkudus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anmak, zikretmek, hatırasını yad etmek commemora'tion (i). anma, hatırasını yad etme; anma töreni. commemorative (s). anma vesilesi oian; hatıra serisi olarak basılmış (pul).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salık veren, tavsiye eden; metheden, öven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştirmeci; yorumcu, şarih, tefsirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. komodor; yat kulubü reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). çevirgeç, komütatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telafi eden şey veya kimse; dengeleme tertibatı. compensator coil (elek). dengeleme bobini. compensator spring saatte dengeleme yayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). telafi etmeye yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakip, yanşmacı, yanşçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). davranmak; with ile uymak, uygun olmak. He comported himself well. iyi davrandı. The results comportwith our expectations. Netice beklediğimiz gibi oldu. comportment (i). davranış, hal ve gidiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). mürettip, dizgici, dizici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Uzak Doğu'da yabancı firmalar hesabına çalışan yerli acente.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kompresör, sıkıştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mecburi, yükümlü; zorunlu. compulsorily (z). zorla, mecburi olarak, zorunlu olarak, metazori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağdaşma, imtizaç; uygunluk, ahenk; barış geçim; anlaşma, ittifak, ittihat; (gram). uyum; (müz). ses uyumu. Concord grape Kuzey Amerika'ya mahsus iri siyah üzüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, ahenk, uyum, uyuşma; bir kitaptaki bütün kelimelerin metindeki yerini gösteren dizin. concordant (s). uygun, mutabık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antlaşma,muahede; Papa ile hükümet arasında akdolunan antlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus bir çeşit büyük akbaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kılavuz, önder, lider, şef; (A.B.D). kondoktör, biletçi; orkestra veya koro şefi; müdür, idareci; iletken madde, geçirgen şey. conductor ducts (bot). iletken damarlar. non-conductor (i). iletici olmayan madde, yalıtkan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günah çıkartan papaz; itiraf eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tasdik anlamında teyit edici (söz, vesika, delil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uydurmak; umuma tabi olmak; to veya with ile uymak: itaat etmek, boyun eğmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, yerinde, muvafık, benzer, mutabık; boyun eğen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekil; parçaları bir araya getirme düzeni; uygun olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçerli olan fikirlere veya inançlara uyan kimse; toplum kurallarını çiğnemeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, benzeyiş; biteviyelik. in conformity with mucibince,... e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (isp). 16. yüzyılda Meksiko veya Peru fatihlerinden herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konservatuvar, müzik ve tiyatro okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iimonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise idare heyeti; Papanın başkanlığındaki kardinaller kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teselli edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkadaş; eş, karı, koca; (den). yoldaş gemi; eski birleşme, ahenkli olma. prince consort hükümdarlık eden kraliçenin kocası. queen consort kralın karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile arkadaşlık etmek; uymak muvafakat etmek; birleşmek, arkadaş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsorsiyum; (huk). erkek veya kadının evlilikteki hakları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suikastçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inşaat müteahhidi, inşaatçı; yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çadaş, muasır; aynı zamanda vaki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çağdaş, muasır; aynı yaşta olan; günümüze ait. contemporary with ile çağdaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). burmak, bükmek, eğmek, çarpıtmak. contorted (s). buruşuk, bükük. contortion (i). burulma, bükülme, eğilme. contortionist (i). vücudunu türlü şekillere sokan akrobat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müteahhit, mukavele yapan kimse; kasan şey, kısaltan şey daraltan şey büzen şey, çeken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inkâr ve tekzip manasında; aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yardımcı, iştirakçı; to ile dolaylı olarak sebep olan, katkıda bulunan. contributory negligence (huk). bir kaza vukuunda kazazedenin kısmen suçlu olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakledici şey veya kimse. conveyor belt taşıyıcı kayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aynı derecede, eşit, müsavi; düzenli, tutariı, muntazam; (fels). düzenleşik; (i)., (mat)., (den)., (astr). koordinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine göre ayarlamak; ahenk kazandırmak, alıştırmak, düzeltmek; aynı sıra veya dereceye koymak. coordinating conjunction bir cümle içinde birbirine eşit durumda olan öğeleri bağlayan bağlaç (and, but, or gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanzim, ahenk verme, düzenleme, tertip, tutarlılık, insicam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litter bag. bin liner. refuse bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). ince çöp. Çörçöp = Çalı çırpı. Çörçöpten bir ev = Pek çürük ve hafif keresteden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). corner, coroner, corpus, correct, correspondence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köşe, köşe başı; dönüm yeri; (tic). tekelcilikle piyasayı ele geçirme. cut corners tutumlu davranmak; kaçamak yolu ile bir işten sıyrılmak. drive into a corner bir çıkmaza sokmak; köşeye kıstırmak. four cornersof the earth dünyanın dört bucağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bez veya deri ile kaplı sepet işi bir çeşit kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahsul vermez, verimsiz, kıraç: Çorak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. infertile. waste. barren. bitter. undrinkable. impervious clay. saltpetre bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. barren. infertile. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çorak yer. Fars. şûrezâr, kıraç yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). mercan, (zool). Corallium rubrum; (s). mercandan, mercana benzer. coral creeper mercan çiçeği, (bot). Kennedya. coral reef mercan kayalığı. coral snake mercan yllanı, (zoo).l Micrurus corallinus. coralloid (s). mercan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). koralina, bir çeşit deniz yosunu; (s). mercandan, mercana benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). mercanın tek polipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çoraniko, çobaniko = Hep beraber, kapı kapamaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa giyilen yün veya pamuktan örme şey; konçlu, konçsuz çorap. Çorap örmek = Çorap yapmak, mec. Hile ve tuzak kurmak. Çorap söküğü = Biribiri ardınca vuku bulan, uzayıp giden şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stocking. sock. hose. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock. stocking. hose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. stocking. sock. footwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çorap ören, çorap yapan.

2.Çorap satan, çorap tüccarı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hosiery business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemeğin başında kaşıkla içilen sulu sıcak yemek ki, pek çok çeşidi olur: Pirinç, şehriye, tarhana, işkembe, mercimek, kulak, düğün çorbası. Terbiyeli çorba = Limonlu, yumurtalı çorba. Sade suya çorba = Hastalara yedirilen yavan pirinç çorbası. Çorba tası, kâsesi = Çorba koymaya mahsus kap. Çorba gibi karışmak, çorbaya dönmek = Pek alt üst olmak, kargaşalık ziyadeleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broth. soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table spoon. soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir köyde misafir doyuran esnaf, muhtar, kocabaşı, aksakal.

2.Osmanlı devrinde taşrada Hıristiyanlar’ın ileri geleni, mağaza ve dükkân sahibi. 3.Yeniçerilerde (çorbası bir kazanda pişen) bir taburun subayı, orta kumandanı, binbaşı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çorba yapmaya mahsus, çorbaya yarar: Çorbalık irmik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). heykeltıraş işi çiçek veya meyva dolu sepet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). dirsek. corbel block kısa dirsek tahtası. corbel out böyle bir dirseğe dayanıp çıkmak. corbel table böyle dirseğe dayanan çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). yanları basamak şeklinde sivri tepelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çakmaklı topun zemberek ipi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ip, sicim, kaytan, şerit; yay kirişi, veter, çalgı teli; 3,5 metre küp hacminde bir odun tartı birimi; bir çeşit kabartma çizgili kumaş; manevi bağ; (çoğ). fitilli kadifeden yapılmış pantolon; (f). iple bağlamak; iple süslemek; kütükleri yığma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geminin halat takımı, ipler; kütük ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yürek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iple bağlanmış; kabarık çizgili; kütük öIçüsü ile öIçüIüp yığılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. gemicilik). Gabya serenlerini yukarıya kaldıran donanmalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). samimi, yürekten, candan; (i). Iikör. cordial greeting samimi selam. cordiality (i). samimiyet. cordially (z). candan, samimiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dumansız barut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kordon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahtiyan gibi ince ve renkli deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tenbih edici ve kuvvetlendirici sayılan güzel kokulu bir ot, çördük otu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). fitilli kadife, çizgili kadife; (çoğ). bu kumaştan yapllan pantolon; (s). fitilli kadifeden yapılmış; corduroy road bilhassa bataklıkları geçmekte kullanılan ve kütüklerden yapılmıs yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istif edilmiş odun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elma gibi meyvaların çekirdek yeri, göbek, iç, nüve, öz, esas; zıvana; (mak). maça parçası; (mad). derinden alınan yuvarlak sutun şeklinde taş numunesi; (jeol). öz. core curriculum okutulan muhtelif derslerin ana bir tema etrafında birleştiği müfre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Ufak kangal şeklinde yuvarlak ve yumuşak ekmek: Yağlı çörek, kandil çöreği. 2.Çörek şeklinde çeşitli maddelerin kangalı: Bir çörek kurşun, bakır vs. Çörekotu = Çörek ve ekmek üzerine ekilen siyah bir küçük tane.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea bread. cookie. cake. biscuit. tea cake. bun. scone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. bun. pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çörek yapan veya satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çörek gibi kıvrılıp kangal olmak: Çöreklenmiş bir yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siyah susam): Düğünçiçeğigillerden; susam iriliğinde siyah tohumları olan bir çeşit bitkidir. Güzel kokuludur. Hamurişlerine çeşni vermek için kullanılır. Yurdumuzda 12 türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa; baş ağrısını keser. Nezle ve sara hastalığında tütsü yapılır. Suyu ile sivilcelere pansuman yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dindaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldız çiçeğine benzeyen bir çiçek, (bot). Coreopsis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Düğünçlçeğigillerden bir bitki ve tohumu. Çöreotu, çeşni vermek İçin çöreklere ekilir (nigella damascena).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). zina davasında maznunun suç ortağı olan uçüncü şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog. corves) madencilikte kullanılanküçük vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ı). Korfu adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kösele gibi, sert; deriden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kişniş otu, kişniş, (bot). Coriandrum sativum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanistan'daki Korint şehri. Corin'thian (s)., (mim). Korint üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). koryum, derma, altderi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). mantar, tıpa; (f). mantarla kapamak tıpalamak; (ABD). kömürleşmiş mantarla siyahlaştırmak; (s). mantardan yapılmış. cork oak dış kabuğundan şişe mantarı yapılan bir cins meşe ağacı, sezü, (bot). Quercus suber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tıpalanmış; mantar kokusu ile bozulmuş;(ABD). mantar siyahı ile boyanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tıpalayan kimse veya şey; (argo). olağanüstü bir kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo). fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şişe açacağı, tirbuşon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mantara benzer, kuru, hafif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bazı bitki saplarının alt kısmında bulunan soğanımsı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). karabatak kuşu, (zoo).l Phalacrocorax carbo; obur adam; (s). açgözlü; yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). mısır, (bot). Zea mays; tahıl tanesi; tane; (ing). buğday, hububat, tahıl. corn belt mısır yetiştiren bölge (ABD'nin orta eyaletleri). corn bread mısır ekmeği. corn drill mısır ekmeye mahsus makina. corn flour mısır unu; (ing). mısır nişas

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nasır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bıldırcın kılavuzu, (zool). Crex crex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır koçanı. corncob pipe mısır koçanından yapılmış pipo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır ambarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kornea, gözdeki saydam tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salamura edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karaniya, (bot). Cornus cornel cherry kızılcık, (bot). Cornus. wild cornel kızıl çubuk, (bot). Cornus danguinea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akik taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuzdan yapılmış, boynuz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. corner

bayi

Belli bir kuruluşun mallarını satma izni olan işletme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkmaza sokmak, bir köşeye kıstırmak; tekelcilik suretiyle piyasayı ele geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temel taşı üzerinde binanın inşa edilme tarihi bulunan taş; bir şeyin dayandığı esas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çapraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kornet. cornettist (i). kornet çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mısırla beslenmiş besili, gürbüz; taşralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır tarlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peygamber çiçeği, (bot). Centaurea cyanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır koçanı kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korniş; (mim). geniş silme. corn poppy gelincik çiçeği, (bot). Papaver rhoeas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır nişastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Amalthea'nın boynuzu ; sanatçılar tarafından bolluk sembolü olarak kullanılan, içinden meyvalar taşan boynuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuzlu, boynuz şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo). aşırı romantik, eskimiş, basmakalıp, klişe, adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taç giyme töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). taçyapraklar, korol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat)., (man). bir önermenin tabii sonucu, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hale, ağıl, ayla; (anat). kafatasının üst düzeyi; (bot). korona. corona discharge (fiz). korona akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güneysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzeysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskoç cenaze havası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taç veya koronaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). taç ile ilgili; (tıb). kalbi besleyen damarlara ait: i kalp damarlarının kan pıhtısı ile tıkanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şüpheli ölüm vakalarının sebebini tahkik eden memur. coroner's inquest bu memurun tahkikatı. coroner's jury bu tahkikatı yürütüp hüküm veren juri heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asillerin giydiği taç, küçük taç; (bayt). at ayağında deri ile parmağın birleştiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taç şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ domuzu yavrusu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bedeni, cismani; (zool) gövdesel. corporal punishment bedeni ceza, dayak. corporally (z). bedenen, cismen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). onbaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anonim şirkete ait; bir dernek veya bir şirket halinde hukuken birleştirilmiş, birlik olmuş, toplu. eorporate image bir şirketin kamuoyunda bıraktığı intiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anonim şirket, tüzel kişi; (k.dili). şişko göbek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cismani, bedeni, maddi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedenen varoluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz)., (bazan gemilerde görülen ) korona akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolordu, müfreze, kıta; topluluk. corps de ballet bale topluluğu. diplomatic corps kordiplomatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ceset, ölü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şişmanlık, etlilik. corpulent (s). şişman, etli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). külliyat, mecmua; (anat). esas; ana para, sermaye. corpusdelicti esas ve cismani delil (bir cinayet vukuunda) ceset. corpus juris kanun külliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hücre, yuvar kan küreciği; zerre. red corpuscle alyuvar. white corpuscle akyuvar.corpuscular (s). zerrevi yuvara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (jeol). yıpranmak aşınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (-led -ling) (at, davar vb'ne mahsus) ağıl; (f). ağıla kapamak, kuşatmak; yakalamak, tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzeltmek doğrultmak, tashih etmek , ıslah etmek; tekdir etmek, cezalandırmak; ayarlamak; gidermek. correction (i). tashih, düzeltme, ıslah; ihtar, nasihat, cezalandırma; giderme; ayar etme. correction fluid (matb). korektör house of correction

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğru yanlışsız, tam; dürüst; uygun, münasip, layık. correctly (z). tam tamına, doğru olarak. correctness (i). dürüstIük, doğruluk; uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). düzeltici ıslah edici, giderici; (i). çare, ıslah eden veya düzelten şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzeltici; (ing). tashih eden kimse, musahhih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). karşılıklı ilişkisi olmak, aralarında uygunluk sağlamak, (iki şey, netice, rakam) arasında ilişki kurmak; (i). birbiri ile ilgisi olan şeylerin her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı ilişki; (mat). değişkenlerin birbiri ile bağlantısı; (biyol). organların birbirleriyle olan bağlantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). karşılıklı, mütekabil; (i). karşılıklı ilişkisi olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uymak, uygun gelmek, tekabül etmek, karşılamak; benzemek. correspond to tekabül etmek, benzemek. correspond with mektuplaşmak muhabere etmek, haberleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tekabül, uygunluk; mektuplar, mektuplaşma, yazışma muhabere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). muhabir; tekabül eden şey; (s). karşılıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yerini tutan; mektuplaşan, muhabere eden. correspondingly (z). mukabil olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koridor, geçit, dehliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -da) hata, yanlış; baskı hatası; (çoğ). hata sevap cetveli, yanlış-doğru cetveli, düzeltmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzeltilebilir, tashihi mümkün; ıslahı kabil (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). destekleyici; (i). kuvvetlendirici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bir fikri) desteklemek, doğrulamak, teyit etmek. corroboratives doğrulayan, teyit edici. corroboratively (z). doğrulayarak. corrobora'tion (i). doğrulama, onaylama, teyit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çürütmek, aşındırmak, yemek; çürümek, paslanmak, aşınmak, yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşınır, paslanır, çürür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paslanma, aşınma, çürüme; bozukluk, çürüklük, korozyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çürütücü, aşındırıcı, kemirici. corrosive sublimate (kim). biklorit, süblime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). kırıştırmak, buruşturmak; buruşmak; (s). kırıştırılmış. corrugatediron oluklu demir levha. corrugatedpaper oluklu karton .corrug'ation kırışık, buruşuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). namussuz, fırsatçı, rüşvet almaya alışmış, kötü, pis; bozuk, çürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bozmak, ifsat etmek, ayartmak, baştan çıkarmak. corrupt text hata ve düzeltmelerle kıymeti azalmış yazı. corruptibles rüşvet kabul etmeye hazır; ayartılabilir; çürüyebilir. corruption (i). irtikâp, rüşvet yeme, fesat; kötü yol; çürüklük, küf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karsak, (zool). Vulpes corsac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsaj; göğse takılan çiçek buketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, korsan gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kortej, merasim alayı; maiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gargoyle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -tices)., (bot). kabuk, kışır; (anat). kabuk, korteks. cortical (s). kabuğa ait ; bir uzvun dış zarına ait. corticated (s). kabuklu, kışri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kortizon; böbreküstü bezlerinin salgısı olan bir hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmen taşına tane döken titrek huni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üstü kapalı ağaç oluk.

2.Kalın tulumba ağacı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toplanıp gelme: Balık cörümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school of fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korindon; zımpara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). parıldamak, ışıIdamak. coruscant (s). ışıldayan. corusca-tion (i). parıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). angarya, ücretsiz iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). korvet; ufak torpido muhribi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karga gibi, kargaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Sibel tanrıçasına ayin esnasında refakat eden ruh veya ilâh , Sibel rahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). salkım, korimb, demet (bir çiçek durumu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bale topluluğunun üstünde fakat solo dans edenlerin altında olan balerin veya dansör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). burun nezlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). birlikte imzalayan; (i) . müşterek imza atanlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). encümen üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışman, müşavir; öğüt veren kimse; (çocuk kamplarında) yardımcı; (pol). müsteşar, bir elçilikte elçiden sonra gelen dışişleri memuru; avukat, dava vekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

onaltıncı yüzyılda Protestan reformu başladıktan sonra Katolik kilisesinde meydana gelen reform hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anlamını yitirmiş herhangi bir yaygın kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kontrtenor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıt gitmek, engellemek, mâni olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbur gibi delikli. cribriform tubes (bot). kalbur damarlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çapraz bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). taraklıların bir kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). çivi yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müze veya kütüphane müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). koşmaya uygun yapıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gelişigüzel, aceleye gelen, dikkatsizce yapılan. cursorily (z). gelişigüzel olarak, bir bakışta, çabucak. a cursory glance göz gezdirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tükürük hokkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fisto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danaburnuna benzeyen ve otsu bitkileri yiyen bir kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silindir şeklindeki bir odanın duvarlarına yapılan resim; tiyatro sahnenin silindir şeklindeki arka duvarı veya arka perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Demkoruğugillerden, bir bitki (sedum). Buna kayakoruğu da denir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kulakotu): Damkoruğugillerden ılık iklimlerde yetişen bir bitkidir. Çiçekleri kırmızıdır. Yaprakları etli ve çiçeklerin dibindedir. Haziran - Ağustos ayları içinde toplanır. Çoğu zaman taze halde kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerini giderir. Nasırları söker.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkl;eneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). takbih veya lanet if ade eden veya onlara sebebiyet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dans etmeyi meslek edinen erkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. insular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow-minded. hidebound. illiberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanepe, sedir, divan; (ing). küçük yazıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). borçlu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s). hitabete ait; tantanalı, heyecanlandırıcı (konuşma tarzı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beyan eden, ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beyazlatıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini açmak, soldurmak, ağartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). süslemek, tezyin etmek; nişan vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süslemek; ziynet, tezyinat, süs; nişan, madalya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süsleyici, süslü, tezyini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekoratör, tezyin eden kimse. interior decorator iç mimar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âdetlere uygun, alışılagelmiş,terbiyeli , rabıtalı decorously (z). alışılagelmiş şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabuğunu soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). edebe uygun olma, terbiyeli olma, rabıtalı olma; münasip surette hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hüküm veya iradeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Detektör.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détecteur

algılayıcı

Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya, tanımaya yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tarafa kaçan kimse. defence (ing)., (bak). defense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déflateur

ekon. para kısıtlayıcı

Para kısıtlaması işlemini yapan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kızlığını bozma, bikrini izale etme; bir şeyin tazeliğini ve taravetini bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). zorla alıkoymak (başkasının malını), zorla geri tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ormandan mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şeklini bozmak, biçimini bozmak; sakat etmek; çirkinleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeklini veya biçimini bozma, çirkinleştirme; sakatlık; (fiz). tazyik altında şekil değişimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimsizlik, sakatlık, çirkinlik; sakat kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shutter release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızının kullanıcı tarafından manuel olarak ayarlandığı çekim modu. Ardından doğru pozlamayı sağlamak için diyafram açıklığı makine tarafından otomatik olarak belirlenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.)

1.Tiyatro, sinema ve televizyon sahnelerindeki eşyanın tamamı.

2.İnsanın yaşadığı muhit: Hayatını bu dekor içinde geçirdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenery. setting. decor. scene. adornment. get-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decor. scene. decoration. set. setting. scenery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. décor. artistic getup. decor. scenery. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

décor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dekor yama işi, dekor teşkil eden şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. scene-making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. interior decorating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dekorasyonla alâkalı, dekorasyona mahsus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative. ornamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative. ornamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dekor ve dekorasyon yapan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décorateur

iç mimar

Bir yapıyı, kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator. interior decorator. house painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).davranışlar, hal, tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démoralisation

moral çöküntüsü

Manevi dirençsizlik, ruhsal yönden direnememe, cesareti yitirme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. démoralise

morali bozulmuş

Manevi gücü azalmışi


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ahlakını bozmak, ifsat etmek; cesaretini kırmak, moralini bozmak, maneviyatını bozmak, gözünü korkutmak, yıldırmak. demoraliza'tion (i). maneviyatın bozulması, ahlakın bozulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). payda, bir sayının kaça bölündüğünü gösteren rakam. Ieast common denominator (bak). Ieast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deodorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A deodorizer. a toiletry applied to the skin in order to mask unpleasant odors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll on / adj , n / (.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any substance that masks, removes, or prevents unpleasant body odors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects liver and detoxification systems due to its ability to absorb or destroy foul odors. a chemical which inhibits the growth of bacteria, rather like an antiseptic Used to control body odour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that reduces or removes smells. a toiletry applied to the skin in order to mask unpleasant odors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiperspirant , deodorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koku giderici madde; deodoran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f ).kokusunu gidermek. deodorizer (i). koku giderici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). den dolayı kederlenmek, teessüf etmek, acımak; beğenmemek, taraftar olmamak. deplorable (s). müessif, acınacak halde, acıklı. deplorably (z). acınacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(t). hudut harici etmek. deport oneself davranmak, hareket etmek. deporta'tion (i). hudut harici etme. deportee' (i). hudut harici edilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavır, davranış hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emanetçi, depo, ambar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tevdi eden kimse, mudi, para yatıran kimse; tortu bırakan şey, birikinti bırakan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıkan şey veya kimse; indiren şey; (anat). aşağı çeken (kas). tongue depressor (tıb). dili aşağıda tutan pens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâyık, münasip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درخور] layık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). küçültücü, aykırı, karşı, zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidant. agony aunt / uncle. active columnist. agony aunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dessiccateur

tek. kurutma kabı

İçinde nemçeker bir kimyasal madde bulunan ve bazı maddeleri kurutmak veya nemlenmelerini önlemek için kullanılan kapaklı cam kap.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desiccator kurutucu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couturier. designer. stylist. styler. couturiere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stylist. designer. couturier. sketcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer. creator of designs and patterns. design engineer. designer of patterns. pattern designer. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamslı, istikrarsız, birbirini tutmayan; tertipsiz, düzensiz, aralannda bağlann olmayan, rabıtasız, dağmık rasgele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bulan şey veya kimse; (elek). dedektör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gizli bir madde veya hadiseyi meydana çıkarmaya, tesblt etmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fenalaşmak, bozulmak, alçalmak, gerilemek. deteriora'tion (i). fenalaşma, gerileme, bozulma, çürüklük, çürüme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapsül, fitil, patlayıcı maddeyi ateşleyen şey, funya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Devenin ana yurdu Kuzey Amerika’dır. Tarih içinde oradan Güney Amerika ve Asya’ya yayılmış, Kuzey Amerika kıtasında ise zamanla yok olmuştur. Güney Amerika’daki lama, alpaka (bir cins koyun), guanako {lamanın irisi) gibi hayvanlar devenin akrabaları sayılabilirler.

Yaşadıkları kum fırtınalarına ve diğer olumsuz şartlara uyabilmek için iki sıra koruyucu kirpikleri ve tüylü kulak delikleri oluşmuş, burun deliklerini açıp kapayabilme, çok uzaktan görebilme ve koku alabilme yeteneklerine sahip olmuşlardır.

Develerin tek hörgüçlülerine Arap devesi, çift hörgüçlülerine ise Baktriane (Bactrian) devesi adı verilir. Baktriane Afganistan’ın kuzeyinde bir yer olup bugün adı pek bilinmemesine rağmen çok çeşitli medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış, çok önemli tarihi geçmişi olan bir bölgedir.

Her iki cins deve de yük hayvanı olarak kullanılırlar. Çift hörgüçlü deve daha yavaştır (3-5 kilometre/saat) ama bir günde kervan içinde durmadan 50 kilometre yol gidebilir. Hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metre iken Arap devesinin sadece bacak yüksekliği neredeyse 2 metredir. Arap devesi 18 saat boyunca saatte 13-16 kilometre hızla yol alabilir. Develerin yük hayvanı olmalarının yanında etlerinden, sütlerinden, yünlerinden ve derilerinden de faydalanılır.

Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğuna, bu sayede çöllerde uzun süreli yolculuklara bu kadar dayanıklı olduklarına inanılır ama gerçek bu değildir. Öyle olsaydı deve vücudundan su tükettikçe hörgücünün de bir balon gibi porsuyup inmesi gerekirdi.

Develerin hörgüçlerinde sadece yağ bulunur. Burası 30-35 kilogramlık bir yağ deposudur. Genellikle bir çok hayvan ilerde enerji kaynağı olarak kullanmak üzere vücudunda yağ depolar ama develer bunu hörgüçlerinde yaparlar. Yiyecek bulamadıkları zaman buradan faydalanırlar. Hörgücün bir ikinci işlevi de deveyi çölün kızgın güneşinden korumasıdır.

Develer zaten çölde suya az gereksinim duyarlar. 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda iki haftaya yakın susuz kalabilirler. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Bu sayede nefes verirken havada bulunan nemin üçte ikisini geri kazanabilirler.

Bir devenin vücudundaki toplam suyun yüzde 22’sinin kaybı halinde karnı çekilir, kasları büzüşür ama bu, onun performansını çok etkilemez. Buna karşın bir insan vücudundaki suyun yüzde 5’ini kaybedince görme duyusunda azalma başlar, yüzde 12’sini kaybedince de ölebilir.

Develerin susuzluğa dayanıklı olmalarının nedeni su kayıplarının büyük bir kısmının dokularındaki sudan olması, kandaki suyun pek etkilenmemesidir. Ancak bütün bu özelliklere rağmen susuzluğa dayanma rekoru develerde değil, farelerdedir. Bu konuda zürafa da her ikisiyle yarışabilir.

Yeri gelmişken develerin bir başka özelliğine de değinelim, hayvanlar arasında sadece deve, kedi ve zürafa önce sağ taraftaki ön ve arka ayaklarını, sonra sol taraflakileri atarak yürürler. Yani sol - sağ seklinde değil sol - sol, sağ - sağ şeklinde. Hatta şiirdeki aruz vezninin ritminin Arap yarımadasındaki develerin bu yürüyüşlerindeki ritimden doğduğu bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Government Debt Securities)

Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Government Debt Securities Indices)

Bu tür menkul kıymetlere yatırım yapanlarının kıymetleri fiyat ve getirilerindeki gelişmeleri basit ve anlaşılabilir göstergeler yardımıyla izleyebilmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuşlardır. Ayrıca yatırımcıalrın sabit getirili menkul kıymetlere yaptıkları yatırımlar ile diğer yatırım seçenekleri arasında kolay karşılaştırma yapabilmelerini sağlar.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Fr. désinformation

bilgi çarpıtma

Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ter, terletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). terletici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

kopuntu

1. Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu.

2.Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lit., 'Dispersion.' applied collectively: To those Jews who, after the Exile, were scattered through the Old World, and afterwards to Jewish Christians living among heathen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

James i. 1.By extension, to Christians isolated from their own communion, as among the Moravians to those living, usually as missionaries, outside of the parent congregation. the dispersion or spreading of something that was originally localized the disp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

areas of the world outside of the Land of Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The forced exiles of the Jewish people from Palestine by the Babylonians in the sixth century BCE and by the Roman Empire in the middle of the 2nd century CE. The technical term for the dispersion of the Jewish people, a process which began after defeats

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The worldwide Jewish dispensation after the destruction of the second Temple in 70 C E Refers to all Jews living outside of Israel also known as the 'exile ' In Hebrew, the word for exile is 'galut '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Those Jews living outside the land of Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jews who lived outside Israel after the Exile, especially around the Mediterranean Basin They mainly spoke Greek and the Septuagint was their Bible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish dispersion or exile from the Land of Israel Also the term used to refer to Jews and Jewish communities living worldwide beyond the borders of the State of Israel. the movement, migration or scattering of people from their original homelands. forced

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Greek for 'dispersion,' most commonly used of Jews living outside the land of Israel anytime after the Babylonian Exile, but also used by other groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes the scattering of the Jews after the Fall of Jerusalem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Exile The dwelling of Jews outside the land of Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jews living in Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dispersion of the Jews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the Jews living in scattered communities outside Eretz Yisrael during and after the Babylonian Captivity and, especially, after the dispersion of the Jews from the region after the destruction of the Temple by the Romans in A D 70 and the Bar-Ko

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The offspring of an area who have spread to many lands. the Dispersion, the scattering of the Jews into excile to the four corners of the earth However it is starting to end, with the Jews returning to Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish communities outside of Israel. the body of Jews outside Palestine or modern Israel. the dispersion of the Jews outside Israel; from the destruction of the temple in Jerusalem in 587-86 BC when they were exiled to Babylonia up to the present time. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diaspora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürgünden sonra Yahudilerin dünyanın her tarafına yayılması; İncil'de Kudüs'ün dışında bulunan Yahudi Hıristiyanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). başka bir elemanla iki atom klordan mürekkep kim yasal bir madde, diklorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diktatör; mutlak hakimiyeti elinde tutan kimse; dikte eden kimse, yazdıran kimse. dictatorship (i). diktatörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diktatörce; amirane. dictatorially (z). amirane, sert ve kati bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Dizel motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DCI, LCD projektörler için tamamen titreşimsiz bir ekran görüntüsü oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectangle. oblong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblong. rectangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectangular. rectangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Her türlü yetkiyi kendisinde toplamış bulunan devlet yahut hükümet başkanı, memleketi dikta ile idare eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator. autocrat. warlord. big brother. caesar. fuhrer. strong man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator. big brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Diktatör olma hali. 2.Bir diktatör tarafından idare edilen ülke.

3.Diktatör idaresi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship. rule of force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb).. bir uzvu genişletmek için kullanılan alet; (anat). vücut boşluklarını genişleten adale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). işini sonraya bırakan, ağırdan alan, sürüncemede bırakan; ağır, üşenen. dilatorily (z). ağırdan alarak, üşenerek, dilatoriness (i). işini ağırdan alma, geciktirme: üşenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki şekilde görülebilen veya gözüken, iki şekilli. dimorphism (i). aynı bitki ve hayvan üzerindeki iki değişik şekil; aynı maddenin iki değişik şekilde kristalleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Odaklama devresi, tüm ekranda net odaklanmış, temiz bir görüntü sağlar. Gelişmiş elektronik devre, ışının nokta çapını ayarlayarak, resmin şeklinin, köşelerde ve ekranın kenarlarında da doğru kalmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinosaur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinosaurier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rite. religious service. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diyorama. dioramic (s). diyoramik, diyoramaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). diyorit, yeşil taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). direktör, müdür, idareci, müdürler kurulu üyesi; herhangi bir şeyi idare eden şef. directorate (i). müdüriyet; müdürler kurulu; müdürlük. director'ial (s). idareye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müdürlük, direktörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). rehber, nizamname; Fransız ihtilalinde Cumhuriyet Hükümetini idare eden beşler heyeti; (huk). açıklayıcı hüküm; (s). idare eden, istişareye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Müdür.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. directeur

yönetmen

Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director. principal. manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate. direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign debt. external debt. overseas debt. oversea loan. oversea debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external borrowing. foreign indebtment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tooth doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterior. face. semblance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external appearance. outside appearance. exterior view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ihtilaf halinde olmak, aralarında anlaşmazlık olmak; (i). anlaşmazlık, ahenksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ing). (huk). orman kanununun kapsamı dışında bırakmak, ormanları tahrip etmek, ormansız bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). plak veya disk şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). rahatsızlık, huzursuzluk, sıkıntı, ağrı, keder; (f). sıkıntı vermek, rahatsız etmek, üzmek, canını sıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, fikir ayrılığı, anlaşmazlık, ihtilâf, kavga; (müz). falso, gürültü. sow discord anlaşmazlık yaratmak, mesele çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uymamak, uyuşmamak, çarpışmak. discordance (i). ahenksizlik, uyuşmazlık, anlaşmazlık, düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aralarında uyuşmazlık bulunan, karşı, muhalif, ahenksiz; (müz). uyumsuz, düzensiz. discordantly (z). ahenksizce, muhalif olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aleyhte davranan ile ilgili; ayırt edebilme kabiliyeti ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). vour (i)., (f). itibarsızlık, gözden düşme; zarar; (f). gözden düşürmek, rağbet etmemek, hoşlanmamak; taraftar olmamak, aleyhinde olmak, karşı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kusmak; boşaltmak; teslim etmek, zorla vermek. disgorgement (i). kusma; zorla verme, teslim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). our (i)., (f). ayıp, rezalet, namussuzluk, utanç leke, şerefsizlik; (huk). ödemeyiş; (f). şerefine halel getirmek; namusuna leke sürmek; ırzına tecavüz etmek; (huk). tediyeyi reddetmek. dishonorable (s). namussuz, haysiyetsiz, şerefsiz. dish

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). düzensizlik, intizamsızlık, nizamsızlık; karışıklık, gürültü; hastalık, illet; (f). düzenini bozmak, karıştırmak; (sağIığını) bozmak. disordered (s). düzensiz, nizamsız, bozuk, karışık; kaçık, çatlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzensiz, nizamsız, sistemsiz; yolsuz, uygunsuz; açık saçık, ahlâksız; başıboş, gürültülü, velveleli. disorderly conduct (huk). genel ahlâka aykırı davranış. disorderly house umumhane, genelev. disorderliness (i). intizamsızlık, düzensizlik, ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzenini bozmak, nizamını bozmak, karmakarışık etmek, altüst etmek, karıştırmak. disorganiza'tion (i). düzensizlik, nizamsızlık, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir kimsenin) yolunu şaşırtmak; zihnini karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâçların ter kibini izah eden kitap, kodeks; eski dispanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oynama, oyalanma, eğlenme; (f). oynamak, oyalanmak, eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nispetsizlik, fark. disproportional (s). nispetsiz olan disproportionally (z). nispetsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nispetsiz, gereğinden fazla, aşırı, ifrata kaçan, uymayan. disproportionately (z). nispetsizce. disproportionateness (i). nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eğri büğrü etmek, çarpıtmak, biçimini bozmak, kırmak, bükmek; tahrif etmek, olduğundan başka anlam vermek; azdırmak. distortion (i).çarpıklık, bükülme; tahrif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. distributeur

tek. dağıtıcı

Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributer. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributing agency. distributing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributing trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). bölen. greatest common divisor en büyük ortak bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). boşama, boşanma, talâk; ayrılma, ayrılık; (f). boşamak; ayırmak; ayrılmak; alâkasını kesmek. divorcee (i). boşanmış kimse. divorcement (i). boşama, boşanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileri de onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten ‘aspartame’ denilen tatlandırıcı, şekerden 200 kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yazan yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekinmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten “aspartame” denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Birçok madenlerden meydana gelmiş pürtüklü külte.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). doktor, tabip, hekim, veteriner, diş doktoru; herhangi bir bilim dalmda doktora yapmış olan kimse; makinalarda birtakım kolaylıklar sağlayan kısımlar; (f)., k.dili doktorluk etmek, tedavi etmek; ilaç içmek, tedavi edilmek; tamir etmek; düze

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur.yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur.yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Yüksek tahsilini tamamladıktan sonra, kendi sahasında çalışmalarına devam ederek o İlim kolunda yüksek bir mertebeye vardığını imtihanla isbat edenlere verilen ilmî unvan: Edebiyat doktoru, tıp doktoru, hukuk doktoru.

2.Hekim, tıp doktoru.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-. practitioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physician. doctor. person with a doctorate. graduate. healer. medical man. medic medico. public liability insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral , doc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Doktor payesi. 2.Doktor olmak için verilen imtihan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postgraduate. doctorate. doctor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. doctoral examination. doctor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Canlılarda yaşama savaşı her zaman en hızlı tepkileri olan türlerin yararına sonuçlandığından, en basit organizmalarda bile haber alma organları (duyu organları), hareket organları (kaslar) ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlayan organlar, yani sinir sistemi gelişmiştir.

Vücudumuzun her yanı sinirlerle örtülü olduğu halde sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Bütün vücuda dağılmış milyonlarca sinire karşılık beyinden ve omurilikten yalnızca 43 çift sinir çıkar. Bunlar merkezden ayrıldıkları sonra gitgide dallanarak vücudun her yanına dağılırlar.

Refleks bir uyarıya vücudun ani ve otomatik olarak cevap vermesidir. Örneğin elimiz sıcak bir tencereye değdiğinde aniden çekmemiz bir reflekstir. Reflekslerde komuta omuriliktedir. Beyne bilgi gidebilir ama refleks olayında beyin aktif olarak rol oynamaz.

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle sertçe vurursa bacağınız ileri doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki gösterirler ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğe iletirler.

Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir ve bacak tekrar geri hareket eder. Görüldüğü gibi refleks, beynin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan, doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmiştir.

Diz kapağı refleksinin sınanması özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ve ne kadar sağlıklı olduğuna ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Çekiçle vurulduğunda bacağın normalden fazla hareket etmesi tümörden kalsiyum eksikliğine kadar bir çok hastalığın habercisi olabilir.

Dize çekiçle vurularak yapılan kontrol tek başına tabii ki yeterli bilgi vermez. Doktorlar bir ön bilgi almak için bu çabuk ve kolay testi yaptıktan sonra vücut üzerinde diğer muayene ve kontrollerine devam ederler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doktor, doktor olma hali, payesi. 2.Hekimlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral. medicine. physic. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,şiir keder, gam, elem, azap. dolorous (s). acıklı, kederli, elem veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. donneur

tıp verici

Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). veren veya hediye eden kimse; bağışta bulunan kimse; (tıb). kan veren kimse, verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapı. doorbell (i). kapı zili. door keeper (i). kapıcı. doorknob (i). kapı tokmağı. doorman (i). kapıyı açıp kapamakla görevli kimse. door (mat). paspas doornail (i). eski zamanda kullanılan iri başlı kapı çivisi. door plate isim yazılı kapı ta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isteğini bütün şartlar karşısında yapmaya kararlı; öIüm kalım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pis yerlerde yaşayan bir cins böcek, (zool). Geotrupes ster corarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi). Beherine veya her defasında dört: Parayı bölüşünce adam başına dörder lira düştü; dörder dörder arabalara bindirip götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

four each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (uyd. k.). Ayın yer yuvarlağına karşı gelen sathının yarısı aydın, yarısı karanlık olması hali. Ar. terbi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi). Dört derecesinde bulunan, üçüncü ile beşinci arasında olan. Ar. râbî: Dördüncü gün, dördüncü kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fourth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fourth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dördü bir karından doğmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quad. quadruplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Dorlara ait; (i)., (mim). en eski ve sade Yunan mimari üslubu, Dorik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayaklarında beşer tane parmak bulunan İngiliz tavuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., k.dili yatakhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uykuda olan, uyuşuk, cansız; colloq rafa kalkmış; keşfedilmemiş. (kabiliyet); (bot)., (zool). geçici bir süre için uykuya yatmış, hareketsiz. dormancy (i). uyku hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., dormer window çatı penceresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatakhane, kouş; örenci yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Gliridae familyasından ufak sincaba benzer fare, kakırca, (zool). Muscardinus avel lanarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). sırta ait; (bot). arka tarafa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as dorsal, n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The back of a book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Baltic or variable cod , by some believed to be the young of the common codfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Uç ile beş arasındaki sayı, 4; iki defa iki. Ar. erbaa, Fars. çihar: Dört yüz, dört bin; on dört, yirmi dört: Dörtte bir = Çeyrek. Dört ayak = Elleri dahi ayak gibi kullanarak (yürümek). Dört el = iki kişi tarafından çalınan piyano usulü. Dört elle yapışmak (sarılmak) = Büyük gayret ve ehemmiyetle teşebbüs etmek. Dört baş = Dört cihet, her taraf, her yan. Dört kaş = Bıyığı yeni terleyerek dört kaşlı gibi görünen. Fars. çâr-ebrû 300 Dört gözle beklemek = Sabırsızlıkla beklemek. Dört köşe = Murabba (kare) biçiminde. Dörtnal = Doludizgin, hayvanı koşturarak. Dört yanına bakınmak = Şaşırmak. Dört yol ağzı = İki yol veya sokağın kesiştiği yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

four. quadruple. four. quaternary. tetrad. quadr-. quadro-. quater-. tetra-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

four. quadruple. quaternary. tetrad. quadr-. quadro-. quater-. tetra-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

four.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all fours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavla zarlarından ikisinin de dördü gösteren taraflarının üste gelmesi ile elde edilen tavla sayısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunky dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the four arithmetical operations. four arithmetical / basic operations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foursquare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrangular. four-cornered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Üçgen piramit gibi dört yüzü olup bu yüzlerin hepsi birer üçgenden ibaret olan cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetrahedron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i matematik) Dört kenardan meydana gelen geometrik şekil. Dikdörtgen = Açıları dik olan paralelkenar. Eşkenar dörtgen = Dört kenarı birbirine eşit olan dörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrilateral. quadrangle. square. quad. tetragon. quadrilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrangle. quadrilateral. tetragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrilateral. quandrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bıyığı yeni terleyen genç adam.

2.Kalın ve gür kaşlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dört beyi vesairesi olan, dört beyli oyun kâğıdı: Kupanın dörtlüsü bendedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadruple. quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quad. four. quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dört kilo vesaire ağırlığında olan: Dörtlük bir balık.

2.Dört lira vesaire kıymetinde olan: Dörtlük şeker.

3.Dört karış veya metre vesaire boy veya eninde olan: Dörtlük direk, tahta.

4.(argoda) Ehemmiyetsiz, değersiz, parasız, pulsuz: Haydi şuradan dörtlük!

5.(şiirde) Kıt’a.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quatrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quatrain. crotchet. quarter note. quadrature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın en hızlı koşuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dörtnal koşarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a gallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. chestunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zirve, tepe: Dağ doruğu.

2.Uç, tütün fidesinin doruğu.

3.Tepeleme dolgunluk, pek ziyade doldurulan şeyin teşkil ettiği tepe, küme.

4.Tepe teşkil edecek surette çok dolmuş, kümeli. 5.Saf. (bk.) Duru.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apical. summit. peak. crest. zenith. top. apex. apogee. climax. culmination. high tide. acme. cusp. height. heyday. meridian. pinnacle. sum. vertex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acme. apex. apogee. crest. height. high. peak. pinnacle. summit. top. vertex. zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peak. summit. top. apex. acme. apex / n /. apogee. cap. climax. crest. culmination. culminating point. eminence. head. height. hilltop. peak level. pinnacle. sum. tip. vertex. zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tepe, ağaç tepesindeki körpe filiz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yassı bir çeşit kayık; (zool). Zeidae familyasından bir çeşit yassı balık. John Dory dikenli dülger balığı, (zool). Zeus faber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doubleur

sin. ve TV benzer

Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stunt man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stunt man. stunt woman. stand-in. double. dubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubber. lining. stand in. understudy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tencere dahayüzyılda hemen hemen tamamıyla bugünkü şeklini aldı. O zamanlar tencereler sadece yemek pişirmek için değil, su kaynatmak hatta içinde çamaşır yıkamak için bile kullanılıyordu. En eski tencereler dökme demirdendiler. Sonraları toprak, bakır, alimünyum, emaye ve camdan olanları da yapıldı

Bakır tencerelerin, kullanış ve dayanma bakımından iyi olmalarına karşın sık sık kalaylanmaları gerekir. Alimünyum tencerelerin sakıncalı yanları ise kesif soda ve alkali eriyiklerin alimünyum üzerine olan etkileridir. Sıcak-soğuk farkından etkilenip çatlasalar da en sağlıklı tencereler cam (payreks) olanlarıdır. Pişirme sırasında içleri görülebildiğinden sık sık kapaklarının açılması gerekmez, yiyeceğin vitamini kaçmaz.

Düdüklü tencerelerin yan yüzleri basınca dayalı malzemeden yapılır. Kapakları ise ilginçtir. Çevrilince tencerenin ağzını içten sıkı sıkı kapatırlar ve buharın kaçmasına mani olurlar.

Düdüklü tencerenin kapağında herhangi bir patlama tehlikesine karşı, istenen basınca, dolayısıyla pişme derecesine göre ayarlanabilen bir subap vardır. Basınç ayarlananın üstüne çıkınca subap açılır, buhar buradan dışarı kaçar, hızla çıkan buharın çıkardığı düdük sesi de etrafı olaydan haberdar eder. Düdüklü tencere ismini de bu nedenle almıştır.

Düdüklü tencerenin pişirme prensibinde suyun kaynama özelliği yatar. Su 100 derecede kaynar demek tek başına doğru bir ifade değildir. Kaynama sıcaklığı atmosfer basıncı ile doğrudan ilgilidir. Basınç atmosfer basıncından düşükse, su daha düşük sıcaklıklarda da kaynayabilir veya basınç atmosfer basıncından yüksekse suyun kaynaması için daha yüksek sıcaklıklar gerekir.

Normal tencere ısıtıldığında su 100 derecede kaynar ve tüm su kaynayana kadar bu sıcaklık sabit kalır, yemek de bu sıcaklık da pişer. Düdüklü tencerede ise buhar dışarı kaçamadığından tencerenin içindeki basınç gittikçe artar, dolayısıyla su 100 derecede kaynamaz, tenceredeki sıcaklık 130 dereceye kadar çıkar.

Böylece pişirilmesi istenen besinlerin ısısı suyun kaynama derecesinden çok daha yükseğe çıkar. Bu yüksek sıcaklık yiyeceğe süratle nüfuz ederek, vitamin ve minerallerini kaybetmeden daha çabuk pişmesini sağlar. Bundan dolayı et haşlaması en çok yarım saatte, kuru sebzeler yirmi dakikada pişebilirler.

Gelelim düdüklü tencerenin öyküsüne. 1682 yılının 12 Nisan akşamı Londra’da bir evde kraliyet sosyetesinden bir grup yemek yiyeceklerdir. Bu yemek o güne kadar yenmiş yemeklerden farklıdır çünkü davetlilerden Fransız mucit, 35 yaşlarındaki Deniş Papin, yemeği son buluşu olan, her tarafı kapalı, üzerinde emniyet vanası olan bir kap içinde pişirecektir.

Papin, gazlarla ilgili ana kanunları formüle eden İrlandalı fizikçi Robert Boyle’nin asistanıdır ve kabın içindeki buhar basıncını arttırarak, yemeğin sıvı kısmının kaynama noktasını yükselten bu buluşunu 1679’da gerçekleştirmiştir. Yemekte bulunanlar pişen etten o kadar memnun olmuşlardır ki, bu buharlı tencere süratle yayılmış, hemen hemen bütün yiyeceklerin hatta pasta ve pudinglerin pişirilmelerinde bile kullanılmıştır.

Her icadın ilkinde olduğu gibi, bunda da bazı aksamalar olmuş, emniyet valfı sık sık tutukluk yapmış, güzel bir akşam yemeği yemeye hazırlananlar, tencere patlayınca yiyecekleri duvarlarda seyretmek zorunda kalmışlardır. Bu patlamalar düdüklü tencerenin neredeyse 150 yıl unutulmasına yol açmıştır. Tekrar popüler olması ise Napoleon Bonaparte sayesinde olmuştur.

‘Bir ordu midesi üzerinde hareket eder’ diye bir vecizenin sahibi olan Napoleon askerlerine yiyecek ikmalini sağlıklı yapamamaktan şikayetçi idi. Bu sorunu çözmek için parasal ödül vaat etmesi üzerine Fransız şef Nicholas Appert, Papin’in buluşunu geliştirerek günümüzdekine benzer pratik bir düdüklü tencere yapmış ve tekrar yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti. İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti, İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

world view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toz yuvası, toz kapanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD, MPEG-2 olarak adlandırılan bir video-veri sıkıştırma yöntemi kullanır. Bu sistemde elde edilen görüntü kalitesi, profesyonel video masterlerinde kullanılan Digital Video Format D1’in kalitesine yakındır. DVD Video, VHS (250 satır), Video CD (250 satır) ve Lazer Disk (420 satır) sistemlerine göre daha yüksek bir yatay görüntü çözünürlüğü sunar (yaklaşık 500 TV satırı).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MP3 çalarınızla müzik dinlerken ses düzeyinin şarkılar arasında değişmesi keyfinizi kaçırabilir. Dynamic normaliser, WALKMAN® MP3 ve MP4 çalarlarda bulunan ve ses düzeyini otomatik olarak dengeleyip eşit ses kalitesi sağlayan bir Sony teknolojisidir. Böylece bir şarkıdan diğerine geçerken sesi ayarlamaya gerek kalmaz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek.) direkt akımın voltajını değiştiren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insanoğlu; fani, dünyevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask.) toprak tabyası, topraktan yapılan set, siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). solucan, yer solucanı, (zool.) Lumbricus terrestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (fizyol.) en çok sinirleri ve beyin kısmı gelişmiş olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ekvador Cumhuriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éditeur

yayımcı

Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publisher. editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kitabı matbaaya gitmek üzere tertip edip hazırlayan kimse, müellif, editör; gazete müdürü, başyazar. editorship (i). kitap hazırlama veya yazma, müelliflik, editörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). gazete vb'nin müdürüne ait veya böyle bir kimsenin uslubuna göre; (i). başmakale. editorialize (f). haber naklederken yorum yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çiçek açmak; (kim). hava ile temas edince ince toz haline gelmek; tozla örtülmek. efflorescence (i). çiçek açma, olgunlaşma; tozlanma; (tıb). derinin kızarması. efflorescent (s). çiçeklenen, çiçek açan; hava ile temas edince tozlanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gayret, çaba, çabalama, kendini sıkma; (mak). kuvvet, kudret. effortless (s). gayretsiz, çaba göstermeyen; kolay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. effort

çaba, güç

Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exertion. effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exomorphisme

jeol. dış başkalaşım

Magmanın sokulmasıyla, komşu kayaçların uğradığı başkalaşma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). sekiz kere yirmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kızıl buğday, (bot). Triticum monococcum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éjecteur

fışkırtıcı

Belli hızla hareket eden bir akışkan yardımıyla, başka bir akışkanın boşalmasını sağlayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

İnsan ya da hayvan figürünü, kas yapısını göstermek amacıyla derisi yüzülmüş olarak betimleyen anatomik çizim. 15.yy.da Batılı sanatçıların anatomiye ilgilerinin artmasıyla atölyelerde bu türden yapma modeller kullanma geleneği yerleşmişti. Özellikle Leonardo Da Vinci gibi birçok sanatçı böyle modellerden çizim yapmıştır. Ekorşe figür çalışmalarının en önemli örneği, George Stubbs`ın (1724-1806) Anatomy of the Horse (1766; Atın Anatomisi) adlı aside yedirme baskı dizisidir. Stubbs, bu çalışması için yaklaşık 10 yıl boyunca hayvan kadavralarını incelemiş, 18 ay da çizim yapmıştır. Özgün çizimleri bugün Londra Kraliyet Akademisinde bulunan bu dizi, özellikle veterinerler ve hayvan ressamları arasında gerçeğe uygunluğuyla ün yapmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Screen Saver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kazı makinası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. excavateur

kazaratar, kazmaç

Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. digger. power shovel. steam shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. power shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraisal report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yer küresini eksenine dik olarak iki eşit parçaya ayırdığı farzedilen düzlemle, yeryüzü arasındaki arakesit, hatt-ı istiva: Ekvatorun uzunluğu 40.000 km.’dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equator. equator eşlek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ecuador. equator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Quito.

Nüfus: 10.677.000.

Yüzölçümü: 269.178 km2.

Komşuları: Kuzeyde Kolombiya, doğuda ve güneyde Peru.

Önemli Şehirleri: Guaya quil, Quito.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: İspanya, kuzey inka imparatorluğu olan bölgeyi 1633’te fethetti. 24 Mayıs 1822’de Kurtuluş güçleri Quito yakınlarında İspanyolları yenilgiye uğrattı. Ekvator önce Büyük Kolombiya Cumhuriyeti’nin parçası oldu ama 13 Mayıs 1980’de ayrıldı. 1968’den itibaren sivil ve askeri diktatörlerce yönetildi. 1979’da askeri cunta idareyi demokratik sivil hükümete devretti.

1972’den beri ekonomi petrol ihracatına dayanmaktadır. Ekvator, 20 bin kişiyi evsiz bırakan ve ülkenin önemli petrol hatlarını harap eden 5-6 Mart depremini takiben 8.2 milyara yakın dış borcu nedeniyle faiz ödemelerini 1987’de erteledi.

Ülkedeki Hintliler 1990’larda daha fazla hak talep eden bir dizi protesto düzenlediler.


Ülke by

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T).

1.Ekvatorla ilgili. 2.Astronomi araştırmalarında kullanılan bir cihaz.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équaritoral

coğ. eşleksel

Ekvator’la ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: San Salvador.

Nüfus: 5.753.000.

Yüzölçümü: 21.041 km2.

Komşuları: Batıda Guatemala, Kuzeyde Honduras.

Önemli Şehirleri: San Salvador.

Din: %75 Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: 1821’de İspanya’dan ve 1839’da Orta Amerika Federasyonu’ndan bağımsız oldu. 1969’da Honduras ile 300.000’den fazla Salvadorlu işçi arasındaki savaşta 2.000 kişi öldü. 1979’da askeri bir darbe ile başkan Carlos Humberto Romeno hükümeti devrildi ama iktidardaki askeri-sivil cunta Küba ve Nikaragua’nın silahlandırdığı solcu isyancıları durdurmayı başaramadı. Mayıs 1984’teki seçimlerde Hıristiyan Demokratiklerden Jose Nopoleon Duarte oyların %54’ünü alarak başkan seçildi. Hükümet ve solcu isyancıların imzaladığı resmi bir barış andlaşması ile 12 yıl süren ve 75.000 kişinin ölümüne yol açan ve iç savaş 16 Ocak 1992’de sona erdi.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

El Salvador Cumhuriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatle işlenmiş, özenilmiş, mükellef, tafsilâtlı, ayrıntılı, inceden inceye işli. elaborately z. üzerinde dikkatle durarak, inceden inceye işleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ince işle ve emekle meydana getirmek, incelikle işlemek, ihtimam etmek, ayrıntılı bir şekilde hazırlamak, genişletmek. elabora'tion i. ihtimam, inceden inceye işleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

isp. altın ülkesi diye şairlerce hayal edilen bir Güney Amerika ülkesi; altınlarla donanmış yalancı cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçmen, seçme hakkı olan kimse; orta çağda Kutsal Roma Germen imparatorluğunda imparatoru seçme hakkına sahip prens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçim veya seçmenlerle ilgili. electoral college A.B.D. Cumhurbaşkanı seçmek için toplanan seçmenler kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy verme hakkına sahip kimseler, seçmenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ri) i, fiz endüksiyon yoluyla elektrik toplamaya yarayan alet, elektroforus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50 - 60 Hz.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse ‘Volt’ta odur. ‘Amper’ de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre l ila 5 miliamper akımın vücutta hissedilme seviyesi; 10 miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50-60 HZ.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse “Volt” da odur. “Amper” de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre bir ila beş miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Tam renkli, elektronik vizör, LCD’ye, daha alışıldık, geleneksel SLR fotoğraf makinesi stili alternatif olarak kullanılabilir. Sistemde tüm menüler gösterilmektedir. Gözünüzün yaklaştığını algılayan sensör içermektedir ve kullanıldığında görüntüyü otomatik olarak vizöre yönlendirebilir. Vizör ve LCD arasındaki bu otomatik “bu veya şu” çıkış seçimi, güç tüketimini azaltmakta ve pil ömrünü uzatmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.)

1.Elektrik motoru.

2.İki nokta arasındaki potansiyel farkını azaltarak iletken devrenin üzerinde elektrik akımının meydana gelmesine yol açan kuvvet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. Lazer pikap, bir darbe ya da titreşim sonucunda yerinden oynarsa, bu belleğe yazılı veriler, sesin kesilmesini önler. Yeni Sony CD tepsili cihazlarda bulunan gelişmiş G-PROTECTION™ teknolojisi, yalnızca 0,5 saniye içinde lazerin yeniden odaklanmasını sağlarken “alpha GEL®” sönümleyici düşük frekanslı titreşimleri emmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. asansör; yükselten veya kaldıran araç; bir uzvu kaldıran adale; A.B.D. tahıl ambarı; tahılı üst katlara nakleden makine; hav. irtifa dümeni. elevator controls goşisman kumandaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patates gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her bir hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların veya patateslerin kesildiklerinde kararmaları işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijenini alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

Şimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve bu esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonlayarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Meyve ve sebzelerin bazılarında kesildiklerinde, kabukları soyulduğunda veya herhangi bir şekilde zedelendiklerinde farklı tonlarda renk değişimleri oluşur. Elma, armut, ayva, patetes gibi birçok sebze ve meyve bu özelliği gösterir.

Eğer canlılardaki hücre yapısını biliyorsanız, her hücrede binlerce enzim olduğunu da biliyorsunuz demektir. Enzimler hücrenin yaşaması için gerekli her türlü görevi yerine getirirler. Elmaların ve pateteslerin kesildiklerinde kararmalrı işte bu enzimlerden birinin ‘polifenol oksidaz’ diye adlandırılanın (biz kısaca -PPO- diyeceğiz) yarattığı bir sorundur. Bu enzim, yani PPO, havanın oksijeni alıp, elmada bulunan ‘tanin’ adlı kimyasalla birleştirerek kararmaya neden olur.

Elmayı kestiğiniz veya kabuğunu soyduğunuz zaman, kesilme yüzeyindeki hücreler de bölünür, açılır. Buradaki PPO’lar havanın oksijeni ile birleşerek aynen demirin paslanması gibi bir renk değişimi olayı yaratırlar. Yere düşen elmaların yüzeyinde oluşan kahverengi noktaların nedeni de aynıdır.

Kahverengi renge dönüşmeyi önlemenin bir yolu onları keser kesmez bir suya koymak ve hava ile ilişkilerini kesmektir, ancak sudan çıkarıldıklarında yine koyulaşmaya devam ederler. C vitamini kararmayı önleyebilir. Meyvenin kararan kısmına limon dökerseniz, içindeki C vitamini, taninin oksijen ile temasını önler ve kararma hızını azaltır. Bu nedenle meyve ve sebze işleyen yerlerde kabuklar soyulduktan veya dilimleme işlemi yapıldıktan sonra meyve ve sebzeler limon tuzu içeren suya atılır.

Bütün enzimlerin ortak özelliği 75 derece sıcaklığın üzerinde etkisiz hale gelmeleridir. Yani ısıtmak da bir çaredir. Bu tip sebze ve meyveler haşlandıklarında enzimlerin faaliyetleri durur ve ‘enzimatik esmerleşme’ denilen bu olay görülmez.

İimdi müjdemizi verelim. Meyve işleyicilerini, salata hazırlayıcılarını, ev kadınlarını deli eden bu olayın da çaresi bulundu. Çekirdeksiz meyve yetiştirebilmek için çalışmalarını sürdüren genetik mühendisleri, meyve sineğinin oluşumu ve b esmerleşme üzerine de gittiler. Özellikle beyaz üzümden şarap ve şeker kamışından şeker elde etmede sorun olan bu esmerleşmeyi genetikçiler enzim klonloyarak önlemeyi başardılar.

Pratikte uygulandığında büyük bir ekonomik fayda da sağlayacak bu araştırma sonuçları, kesildiklerinde benzer esmerleşmeyi gösteren ağaçlara da uygulanacak ve böylece kağıt üretimindeki bir sorun daha ortadan kalkacaktır.

Bileşimlerinde okside olabilecek enzim bulunmayan turunçgillerde, yani portakal, limon ve mandalinada esmerleşme olayı görülmez.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparator. emperor butterfly iri ve mor bir çesit kelebek, zool Apatura iris veya Asterocampa clyton. emperor goose Alaska kıyılarına mahsus bir çeşit renkli kaz, zool. Philacte canagica. emperor penguin Güney Buz Denizine mahsus penguenin en büyük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ticaret yeri, ticaret merkezi, dükkân, mağaza. empoverish bak. impoverish.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bedenin ifrazatını dışarı atan uzuv; s. bu gibi fazlalıkları atan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir görüntü veya ekranın en ve boy oranı. DVD ve HDTV yayınları gibi geniş ekran yapımları daha iyi görüntüleyebilmek için, her geçen gün daha fazla sayıda dijital TV kanalı 16:9 oranını (1.78:1) kullanmaya başlıyor.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. âşık etmek, meftun etmek, büyülemek, teshir etmek, kendine bağlamak; k.dili aklını başından almak. enamored of someone birine âşık, tutkun, meftun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerli; halka ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), i., f., Fr. Bir daha ! Tekrar ! Bravo !; i. bir şarkının tekrar edilmesi isteği; bis parçası, ankor; f. bir şarkının tekrar edilmesini istemek. He had an encore Tekrar sahneye çağrıldı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yapmaya çalışmak; gayret etmek, çalışmak; i. emek, çaba, gayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. bir cins maden billuru içindeki diğer bir cins maden billuru; fizyol. nispeten kısa boylu, iri yapılı ve adaleli kimse, endomorfik tipte kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çek veya poliçenin arakasına imza etmek, ciro etmek, vesika arkasına bir şey yazmak; onaylamak, uygun bulmak. endorsee' i. poliçeyi hamil, poliçeyi elinde bulunduran kimse. endor'ser i. ciranta, bir senedi ciro eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vesika arkasına atılan imza, ciro; tasdik. endorsement in full tam ciro. blank endorsement açık ciro, beyaz ciro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. (spor) zarının iç tabakası; bakt. hücre içinde yetişen cinsiyetsiz spor; iç spor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mecbur etmek, icbar etmek; zorla almak veya yaptırmak; uygulamak, tatbik etmek, yerine getirmek, yürütmek; kuvvetlendirmek. enforceable s. uygulanabilir, tatbik edilebilir. enforcement i. uygulama, tatbik. law enforcement officer polis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. informatique

bilişim

İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tıkanmak, kan hucum etmek; oburca yemek, informal silip süpürmek, yutmak, tıka basa yemek. engorgement i. tıkanma, kan hücumu; oburca yeme, tıkınma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. injecteur

tıp iğne

Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injector. syringe. needle. injection syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injector. nozzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syringe. injector. injection nozzle. jet pump. injection syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçaklık, habislik, iğrençlik, büyük kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok iri, pek büyük, müthiş, aşırı. enormously z. aşırı derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. muvafık, uygun, mutabakat halinde, uyuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bot. kılıç şeklinde kılıçsı (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -ors, Lat. -ori) i. eski Isparta'da beş kişiden kurulu hükümet üyesi; bügünkü Yunanistan'da bayındırlık müfettişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ekvator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ekvator ile ilgili; ekvatoral; (i.), (astr.) iki eksen üzerinde dönen ve eksenlerinden biri dünyanın eksenine paralel olan teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaldıran veya diken şey; anat bir uzvu kaldıran veya dik tutan kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö.

4.yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS.yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

male organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yanlış, hata, galat yanlışlık; yanlış hareket; yanlış fikir; günah; (ölçülerde)elde edilen sonuçla gerçek ölçü arasındaki muhtemel fark; (huk.) muhakemede usul hatası; spor oyuncu hatası, faul. clerical error yazı hatası. commit an error hata yapmak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Töreleri olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yürüyen merdiven. escalator clause (i.), A.B.D. hayat pahalılığına göre ücret artışlarını ayarlamak üzere toplu sözleşmelere konan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kavalye; (ask.) muhafız takımı; maiyet, himaye için refakat eden kimse; konvoy. under escort himaye altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) himaye veya nezaket gayesiyle refakat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lozenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar. Başlangıçta hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar. İşlerini en yakın çalının dibinde veya bir ırmak kenarında görebiliyorlardı. Ancak toplumlar geliştikçe, köyler, kasabalar ortaya çıktıkça tuvalet ihtiyacını karşılamak için daha uzak mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın zamanının geldiği bilincini oluşturdu.

Binlerce yıl önce Sümerler, Mısırlılar ve Hindistan’da yaşayanlar oturakta oturup, ihtiyaçlarını giderdikten sonra oturağa düşenleri uzakta bir yerlere döküyorlardı. İki bin yıl önce ise Romalılar ilk basit tuvaleti kullanmaya başladılar. Atıklar oturdukları deliğin içine düşüyor, deliğin altından akan su onları uzağa taşıyordu.

Çiftçilerin, açık arazide çalışanların ise zaten böyle bir dertleri yoktu. Tarlanın bir köşesine çukur kazıyor, çukur yeterince dolunca, toprakla dolduruyor ve başka bir çukur kazıyorlardı. Geceleri ise yataklarının altında bir lazımlık bulunduruyorlardı.

Ortaçağda kale ve şatolarda atık bir delik vasıtası ile binanın etrafındaki su birikintisine düşürülüyordu. Bir yere tuvaletini yapıp, onu bir tanktan gelen su ile sürükleyip, uygun bir yere bırakma fikri ilk olarak Kraliçe

1.Elizabeth zamanında, 1589 yılında John Harrington’dan geldi. Ancak o zamanlar İngiltere’deki evlerde ne böyle bir tankı dolduracak, ne de atığı alıp götürecek su sistemi vardı.

Günümüzdekilere benzer bir tuvalet ancak iki yüzyıl sonra 1778’de İngiltere’de bir saat yapımcısı olan Alexander Cumming tarafından tasarlandı ve Joseph Bramah tarafından geliştirildi. Tuvaletlerden evlere yayılan kötü koku ise 1849 yılında Stephen Green’in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile son buldu. Tuvaletlerin ve günümüzde lavaboların da altında bulunan bu ‘U’ şeklindeki boruda her zaman bir miktar su kalır ve kokunun oluşmasını önler. Tabii o zamanlar tuvaletler dökme demirden yapılıyordu. Sonra düzgün yüzeylerinin temizlenme kolaylığı bakımından seramik tuvaletler üretilmeye başlanıldı. 1888 yılında ise tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edildi.

Bizde tuvaletler için hela, kenef, ayakyolu, WC., 00, yüznumara gibi birçok isim kullanılır. ‘WC.’ İngilizce ismindeki ‘Water Closet’in baş harfleridir. Yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere numarasız demişler ve ‘00’ diye işaretlemişlerdi. Fransızca’daki ‘numarasız’ kelimesi ile ‘100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ‘yüznumara’ olarak yerleşmiştir.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. escorte

koruma aracı

Önemli kişileri yolculukları sırasında varacakları yere ulaştırmak ve korumakla görevli kişilerin bulunduğu araç.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütleğen, (bot.) Euphorbia .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) öfori, kendini aşırı derecede zinde hissetme hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) buhar haline getirmek, buharlaştırmak, uçurmak; buhar olup uçmak, buharlaşmak, buğu çıkarmak. evapora'tion (i.) buharlaşma, buğulanma. evap'orator (i.) sebze, meyve ve başka maddeleri kurutmaya mahsus alet. evap'orated milk kısmen suyu alınmış yoğun

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) ilelebet, ebediyen, daima. for evermore ebediyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) talaş, ince yonga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), fizyol adaleyi harekete geçiren sinir, uyarıcı sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) deriyi sıyırmak, deriyi yüzmek; şiddetle suçlamak, itham etmek. excoria'tion (i.) deriyi sıyırma, sıyrılma; şiddetle suçlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kimse. exec'utory (s.) icrai.; (huk.) ileride veya belirli şartlar altında yürürlüğe girecek olan. exec'utrix (i.), (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) teşvik etmek; öğüt vermek,akıl öğretmek, nasihat etmek; uyarmak, ikaz etmek, ihtar etmek. exhortation (i.) teşvik; nasihat, öğüt, vaız. exhortative, exhor'tatory (s.) teşvik veya öğüt niteliğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Işığı yakalayarak elektrik sinyaline dönüştüren bir yarı iletken çip. ‘Tamamlayıcı Metal Oksit Yarıiletken’ anlamına gelen CMOS sensörleri, daha az görüntü lekesi, daha geniş dinamik aralık ve daha düşük güç tüketimi sunar. Exmor™ teknolojisi çip üzerinde analog/dijital (A/D) sinyal dönüştürme ve kurursuz, temiz görüntüler iki aşamaları gürültü azaltma gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aşırı, had derecede, fahiş (fiyat), çok fazla, ifrata kaçan; (huk.) kanun dışında kalan. exorbitance, cy (i.) fazlalık, aşırılık, ileri gitme, haddini aşma. exorbitantly (z). aşırı olarak, had derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dualarla defetmek,okumakla çıkarmak (cinleri); cinlerden kurtarmak; (nad). çağırmak (cinleri). exorcismi dualarla defetme (cinleri); böyle dua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başlangıç; nutuk veya yazının giriş kısmı, mukaddeme, önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). balgam söktüren: (i). balgam söktürücü ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balgam çıkarmak, tükürmek. expectora'tion (i). tükürme; tükürük, balgam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). keşfetmek; incelemek, tetkik etmek, araştırmak; (tıb.) inceden inceye muayene etmek, ameliyatla araştırmak. explora'tion (i). keşif, araştırma, inceleme. explor'atory, explorative (s). keşif kabilinden,tetkik mahiyetinde. explorer (i). kâşif, keşfede

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıklayıcı, izahat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihraç etme, ihracat; ihraç malı. export duty ihracat resmi. export license ihracat lisansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ihraç etmek, dışarıya mal göndermek, ihracat yapmak. exporta'tion (i). ihraç etme, ihracat; ihraç edilen mal. ex'porter (i). ihraç eden kimse, ihracatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şerh eden kimse,yorum yapan veya tefsir eden kimse. expository (s). şerh ve izah eden, açıklayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticali, önceden yapılan bir hazırlığa dayanmayan. extemporaneously (z). doğaçtan, irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticalen yapılan veya söylenen, evvelce düşünülüp hazırlanmamış. extemporar'ily (z). irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). irticalen, hazırlıksız olarak, ani olarak; (s). hazırlıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irticalen söylemek, hazırlıksız söz söylemek. extemporiza'tion (i). ani olarak tertipleme. extemporizer (i). irticalen söyleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). bir uzvu çekip uzatan kas, açıcı, ekstensor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dış, harici, zahiri; hariçten gelen; yabancı memleketlere ait; (i). hariç, dış taraf dış, gösteriş, görünüş. exterior angle dış açı. exterior planets (astr). dünyanın yörüngesi dışında kalan gezegenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). extraterritorial.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). zorla almak, koparmak,gaspetmek, slang sızdırmak (para); zorla yaptırmak. extortion (i). zorla alma, zorbalık,kanunsuz şekilde baskı yaparak alma; zorla alınan şey; şantaj. extortioner, extortionist (i). zorla alan kimse, zorba kimse, görevin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zorbalığa ait, zalim, insafsız, görevini kötüye kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). olağan üstü, fevkalade, nadir, garip,müstesna, özel bir durum için görevlendirilmiş. extraordinar'ily (z). fevkalade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilinen duygulara dayanmayan. extrasensory perception altıncı his.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulunduğu memleketin kanunları dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dışa bakan, dışa dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göze çirkin görünen şey,çirkin şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fabrikacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer. mill-owner. fabricator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist. manufacturer. factory owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer. factory owner. fabricant. fabricator. industrial producer. maker. manufacturing man. mill owner. millowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the manufacturing business. factory business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bina veya duvar cephesine konan mermer gibi şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by