Ord ne demek? | Ord anlamı nedir? | Ord

Ord anlamı nedir?

Ord ne demek?

Ord anlamı nedir?

Ord | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. ordained, order, ordinance, ordinary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبخورد] nasip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Deniz teknelerinin iskeleye, rıhtıma veya başka tekneye yanlamasına yanaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uzlaştırmak, telif etmek, uyum sağlamak, ahenk vermek; teslim etmek; uymak, mutabık olmak, ahenkli olmak accord with ahenkli olmak, uygun olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anlaşma, uzlaşma, itilâf, birleşme, ittifak, ittihat; uyum, ahenk; uygunluk ; istek; (huk). mahkeme haricinde uzlaşma, sulh with one accord hep birlikte of one's own accord kendiliğinden, kendi rızası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyum, ahenk, uzlaşma in accordance with (-e) göre, (-e) uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). uygun olarak, binaen, göre according as göre, tıpkı, aynen according to göre, nazaran accordingly (z). binaen, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akordeon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). para dayandırmak; işine gelmek ; hâsıl etmek, meydana getirmek, mahsul vermek. I can-t afford this. Buna bütçem müsait değildir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Accordo). Piyano vesair musiki Aletlerinin düzeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Piyano vesair musiki Aletlerine düzen veren usta, düzenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Körüklü bir musiki Aleti. Körüğün üflediği hava, Aletin içinde maden dilcikleri titreştirerek ses vermelerini sağlar.

2.Kumaşlara makine ile yapılan kırma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordion. pleats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Musiki Aletlerinin seslerini belirli bir sese göre ayırlamak, düzenlemek

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek yüzlü kılıç; bu çeşit kılıcı kullanan eskrimci. backswordsman (i).kılıç kullanan eskrimci. back talk küstahça konuşma, karşllık verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: Bordo). Geminin baş yanı. Borda etmek = Yanyana yanaşmak, rampa etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. boardside. beam. cargo door. topside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuluçka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bordo limanı; Bordo şarabı .Bordeaux mixture ağaçları korumak için kullanılan karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar; hudut, sınır; bir resim veya yazının etrafındaki süs. borderer i. sınırda oturan kimse. borderland i. sınır bölgesi. borderline i., s. sınır s. güçlükle ayırt edilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sınır koymak; sınır meydana getirmek; sınırdaş olmak, hemhudut olmak; benzemek, yakın olmak. border on sınır komşusu olmak; eğiliminde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mora çalan koyu kırmızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claret red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maroon. burgundy. claret red. bordeaux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.). Alacak hesabı kâğıdı: Maaş bordrosu. Kasa bordrosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payroll. wage slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payroll. docket. list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payroll. list. register. voucher. bordereau. deposit slip. paying- in slip. payroll sheet. salaries list. pay sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bordure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curb. kerb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curb. border. border print. rand. fillet. rim. welt. cincture. framing. kerb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erkek hayvanı enetmek, iğdiş ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pala; geniş ağızlı kılıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). darbımesel, atasözü;çok kullanılan bir deyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). slogan; (matb). sözlük veya ansiklopedilerde sayfanın tepesine yazılan ve o sayfadaki ilk veya son kelimeyi gösteren kelime; bir aktörün diğerine ipucu olabilecek son sözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalgı teli; his, duygu; (geom). kiriş; (müz). bir arada çalınan ahenkli birkaç çeşit nota, akort. dominant chord esas gamın beşinci notası olan akort; sol ile ahenkli akort. spinal chord. (bak). cord chord of an arc yay kirişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). omurgalı hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klavsen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). talim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağdaşma, imtizaç; uygunluk, ahenk; barış geçim; anlaşma, ittifak, ittihat; (gram). uyum; (müz). ses uyumu. Concord grape Kuzey Amerika'ya mahsus iri siyah üzüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, ahenk, uyum, uyuşma; bir kitaptaki bütün kelimelerin metindeki yerini gösteren dizin. concordant (s). uygun, mutabık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antlaşma,muahede; Papa ile hükümet arasında akdolunan antlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aynı derecede, eşit, müsavi; düzenli, tutariı, muntazam; (fels). düzenleşik; (i)., (mat)., (den)., (astr). koordinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine göre ayarlamak; ahenk kazandırmak, alıştırmak, düzeltmek; aynı sıra veya dereceye koymak. coordinating conjunction bir cümle içinde birbirine eşit durumda olan öğeleri bağlayan bağlaç (and, but, or gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanzim, ahenk verme, düzenleme, tertip, tutarlılık, insicam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ip, sicim, kaytan, şerit; yay kirişi, veter, çalgı teli; 3,5 metre küp hacminde bir odun tartı birimi; bir çeşit kabartma çizgili kumaş; manevi bağ; (çoğ). fitilli kadifeden yapılmış pantolon; (f). iple bağlamak; iple süslemek; kütükleri yığma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geminin halat takımı, ipler; kütük ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yürek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iple bağlanmış; kabarık çizgili; kütük öIçüsü ile öIçüIüp yığılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. gemicilik). Gabya serenlerini yukarıya kaldıran donanmalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). samimi, yürekten, candan; (i). Iikör. cordial greeting samimi selam. cordiality (i). samimiyet. cordially (z). candan, samimiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dumansız barut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kordon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahtiyan gibi ince ve renkli deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tenbih edici ve kuvvetlendirici sayılan güzel kokulu bir ot, çördük otu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). fitilli kadife, çizgili kadife; (çoğ). bu kumaştan yapllan pantolon; (s). fitilli kadifeden yapılmış; corduroy road bilhassa bataklıkları geçmekte kullanılan ve kütüklerden yapılmıs yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istif edilmiş odun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anlamını yitirmiş herhangi bir yaygın kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çapraz bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ihtilaf halinde olmak, aralarında anlaşmazlık olmak; (i). anlaşmazlık, ahenksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, fikir ayrılığı, anlaşmazlık, ihtilâf, kavga; (müz). falso, gürültü. sow discord anlaşmazlık yaratmak, mesele çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uymamak, uyuşmamak, çarpışmak. discordance (i). ahenksizlik, uyuşmazlık, anlaşmazlık, düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aralarında uyuşmazlık bulunan, karşı, muhalif, ahenksiz; (müz). uyumsuz, düzensiz. discordantly (z). ahenksizce, muhalif olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). düzensizlik, intizamsızlık, nizamsızlık; karışıklık, gürültü; hastalık, illet; (f). düzenini bozmak, karıştırmak; (sağIığını) bozmak. disordered (s). düzensiz, nizamsız, bozuk, karışık; kaçık, çatlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzensiz, nizamsız, sistemsiz; yolsuz, uygunsuz; açık saçık, ahlâksız; başıboş, gürültülü, velveleli. disorderly conduct (huk). genel ahlâka aykırı davranış. disorderly house umumhane, genelev. disorderliness (i). intizamsızlık, düzensizlik, ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). isteğini bütün şartlar karşısında yapmaya kararlı; öIüm kalım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi). Beherine veya her defasında dört: Parayı bölüşünce adam başına dörder lira düştü; dörder dörder arabalara bindirip götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

four each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (uyd. k.). Ayın yer yuvarlağına karşı gelen sathının yarısı aydın, yarısı karanlık olması hali. Ar. terbi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi). Dört derecesinde bulunan, üçüncü ile beşinci arasında olan. Ar. râbî: Dördüncü gün, dördüncü kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fourth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fourth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dördü bir karından doğmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quad. quadruplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başlangıç; nutuk veya yazının giriş kısmı, mukaddeme, önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). olağan üstü, fevkalade, nadir, garip,müstesna, özel bir durum için görevlendirilmiş. extraordinar'ily (z). fevkalade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fjord (i). fiyort.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). fiord.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ırmakta yürüyerek geçilen sığ yer; (f). sığ yerden yürüyerek geçmek. fordable (s). yürüyerek geçilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). evvelden takdir etmek, önceden tayin ve tertip etmek. foreordination (i). kader, takdir, kısmet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). önsöz mukaddeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Gemilerin su sathından yukarıda kalan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazan familyasından bir balık (rhodeus amarus).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mit.) kördüğüm; Büyük İskender'in çözemeyip kılıcı ile kestiği düğüm. cut the Gordian knot bir müşkülü olağanüstü bir şekilde halletmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Görmeyi sağlamak, göstermek.

2.Baktırmak: Bir şeyi yaptırmak: İş, hizmet gördürmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assign to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) klavsen gibi eski tip piyano, harpsikord .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeme, yiyinti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horda, göçebe aşiret; kalabalık; güruh. Golden Horde Altınordu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.düzensizlik, ahenksizlik, uyumsuzluk (hareketlerde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.. aşırı, hadden fazla, oransız; düzensiz. inordinately z. aşırı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., asi, itaatsiz, kafa tutan, baş kaldıran,isyan eden. insubordination i. baş kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ürdün, Ürdün nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Ekseriya üç tümen ve başka tamamlayıcı birliklerden meydana gelen askert birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps. army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Borçlarının tamamını ödeme imkânı kalmayan bir tüccarın, bir kısım borcunu ödeyerek borçlarının hepsinden kurtulmak üzere alacaklılarıyla yaptığı anlaşma.

2.(tarih) Papalık makamıyla Katolik devletler arasında yapılan anlasm»


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. concordato

ekon. ve huk. anlaşmalı iflas

Batık durumunda alacaklıların, alacaklarını belli bir plana göre almaları için aralarında yaptıkları sözleşme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt's certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concordat. composition of debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement of bankruptcy. composition with creditors. scheme of / compulsory composition. composition of debts. scheme of arrangement. composition agreement. deed of arrangement. bankrupt's certificate. certificate in bankruptcy. composition in bankruptc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Concordat, Composition with Creditors)

Kendi kusuru olmaksızın mali durumu bozulmuş olan bir borçlunun alacaklıları ile yaptığı bir anlaşmadır. Bu anlaşma sonucunda alacaklıların en az üçte iki oranındaki çoğunluğu alacaklarının belirli bir bölümünden vazgeçer, borçlu ise geri kalan borçlarını bir plan dahilinde ödemeyi kabul eder. Konkordato, Ticaret Mahkemesi’nin onayı ile geçerlilik kazanır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Çeşitli, işler arasında düzen sağlama düzenleştirme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordination

eş güdüm

Belli bir amaca ulaşmak için türlü işler arasında bağlantı, ilişki, düzen ve uyum sağlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordination. coordination eşgüdüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordination. posdcorb : planning , organising , staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. matematik). Bir noktanın düzlemdeki veya uzaydaki yerini belirtmeye yarayan kot, apris ve ordinatın ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate. coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordinateur

eş güdümcü

Türlü işler arasında düzen ve uyum sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordonné

eş güdümlü

Aralarında eş güdüm bulunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. kaytan demek olan cordelle’den galat). Bir, İki nihayet dört, beş parmak eninde ipek kumaş ki, başlıca kadın giyeceğinde fiyong vesair süse alt şeylere yarar. Bilhassa kız çocukların saçlarına takılır (nişan asmakta kullanılana şerit ve kordon denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir memleketteki diplomatların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic corps. corps diplomatique. diplomatic body. consular corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. cordon).

1.İpekten, az çok kalın, kaytan ve İp: Kanepenin etrafına kordon geçirmek, çıngırak kordonu.

2.Saat asmaya mahsus altın vesaireden zincir: Kordonunu çalmışlar.

3.Nişan asmaya mahsus enli ve kalınca kordele: Birinci rütbeden nişanlar büyük kordon ucuna takılırdı.

4.Bir sıra teşkil eden tahta veya taş çıkıntısı, çıkıntılı oyma sırası.

5.Bir yerin karantinaca veya gümrük, vesairece muhafazası için tayin olunan ve kolcularla muhafaza olunan sınırı: Şehrin. etrafına kordon çekmişlerdi. 6.Bir sınırın muhafazası için konulan karakol silsilesi.(denizcilik) Kullanılmış halattan ayrılan kolların her biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cordon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braid. cordon. esplanade. flex. reglet. string. cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braid. cordon. cord. shoulder knot. rope. pull. cord of an appliance. string course. plaster molding. cordon. cord. tube. sentry line. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gordian knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot that can't be untied. gordian knot. deadlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot that refuses to come undone. very complicated situation. gordian knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mucir kimse, emlâkini kiraya veren mal sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başka bir lisandan alınan kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.).

1.İngiltere’de asilzâdelere verilen umumi isim. Asıl lordlar, baronlardır; fakat vikont, kont ve markilere de «lord» denir.

2.mec. Çok zengin kimse: Lord gibi yaşıyor. Lordlar Kamaralı = İngiliz parlamentosunun senato kısmı, İngiliz Ayân meclisi kl, lordlardan müteşekkildir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. efendi, sahip, mal sahibi; hakim, hükümdar; lord (bir asalet unvanı); b.h. Rab, Allah, Tanrı; Hazreti İsa; f. lord payesi vermek. Lord bless me! Aman ya Rabbi! Lord Chamberlain İngiltere'de baş mabeyinci. lord it over someone gururlu dav- ranm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. amirane, lordvari, lorda yaraşır bir sekilde; azametli, muhteşem, asil; gururlu, kibirli, küstah. lordliness i. azamet; gurur, kibirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. omurga kemiğinin alt kısmının ileri doğru fazla çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lordluk sıfatı veya payesi; egemenlik, üstünlük; his veya your ile lord cenapları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay roll. pay list. salary roll. pay bill. payroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay roll. pay list. salary roll. pay bill. payroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ısmarlama; tam uygun, yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta siparişiyle alınan. mailorder house posta ile sipariş kabul eden mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. mos) saray veya malikânede vekilharç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İngiliz asilzadesi (bu tabir Fransa'da kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda yaralı şovalyeyi azaptan kurtarmak için son darbenin vurulduğu hançer; manastırda oruç gibi bir vecibeden affedilme; manastırda böyle affedilenlere mahsus oda; kilisede ayakta ilâhi soyleyenlerin dayandığı küçük çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. merhamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. nota aralıkklarını ölçmek için kullanılan tek telli alet, sesölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin; alaycı, iğneli, istihza türünden. mordacity i. keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (musiki). Musikide süs işaretlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. keskin, iğneli, içe işleyen; renkleri sabit kılan; i. renkleri sabit kılan ecza; bakır üzerine oyma işinde kullanılan aşındırıcı ecza. mordancy i. keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. melodi süslemelerinden biri, mordan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) özellikle İskandinavya'da bulunan dolikosefal uzunboylu ve sarışın ırka ait; (i.) bu ırka mensup kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) yürek şeklinde ve sivri ucu sapa yapışmış olan (yaprak), obkordat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takdir etmek, mukadder kılmak; papazlığa atamak, papazlık rütbesini vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karakter veya dayanıklılık denemesi, ateşten gömlek, büyük slkıntı; eskiden kullanılan işkence ile yargılama usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Perde ayaklılardan bir su kuşu. Angıt ördeği = Ayakları pek geride ufacık çeşidi. 2.Hastaların yataktan kalkmadan su dökmelerine mahsus ördek şeklinde, yani boynu bir ucunda ve yukarıya doğru kap. Ördek edalı = Paytak. Ördekbaşı = LAciverde çalar zümrüt yeşili. Ordekbalığı = Yassıca bir balık. Ilıca ördsği = Rahata alışık insan. Ördek muhabbeti = Dostların acılarına sade vah vah demekle yetinmek. Kaz yerine ördek almak = Aldanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duck. quack-quack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duck. urinal. bedpan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duck. urinal. bedpan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşille lâcivert arası bir renk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. emir vermek, emretmek, buyurmak; ısmarlamak, sipariş etmek; düzenlemek, sıraya koymak, tertip etmek. order around emir yağdırmak.order up getir- mesini emretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzen, nizam, sıra: dizi; usul, yol, kural; emir, yönerme, buyrultu; ısmarlama, sipariş; havale; tarikat, mezhep fırkası; şeref rütbesi; cins, çeşit; mimari tarz; biyol. takım, silsile. order of business gündem. order of knighthood şövalye örgütü; ş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. düzgün; itaatli, uslu; emre ait; i., ask. emir eri, emir çavuşu; hastane hademesi. orderliness i. intizam, düzenlilik, derli topluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sıra veya derece gösteren; biyol. takıma ait; i. kilise ayinleri kitabı. ordinal numbers mat. sıra sayıları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzen, kural; emir; kanun: alın yazısı, vazgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. adi, alışılmış, alelade, bayağı, usule göre; huk. doğal, tabii (hak); i. alışılmış şey; Katolik kilisesinde ayinin değişmez kısmı. ordinarily z. genellikle, çoğunlukla. ordinariness i. bayağılık. out of the ordinary adi olmayan, olağan dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Üstün derecede profesör mânâsındaki «ordinaryüs profesör» sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior professor holding a chair in a university. professor in ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior professor holding a chair in a university. professor in ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. matematik). Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. düzenli; i., geom. ordinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. papaz atama ve kutsama töreni; atanma ve kutsanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: ordino) (ekonomi).

1.Yerine ödenmek üzere yazılan tahvil, emir ve havale.

2.Bir yükleme konşimentosunun kumpanya tarafından değiştirilmesiyle gümrükten eşyayı çıkarmak için verilen yazı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructions to a shipper concerning the taking on and delivery of a consig. waybill. air way-bill. airfreight bill. airway bill. mate's receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructions to a shipper concerning the taking on and delivery of a consig. waybill. air way-bill. airfreight bill. airway bill. mate's receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gereçleri; ağır çaplı toplar; askeri gereç ve silahlar dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Ordu donatım sözünün kısaltılmışı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir resim veya binanın düzeni; düzen, tertip; kanun, kural.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. hors-doeuvre

yemekaltı

Yemekten önce sofraya getirilen soğuk yiyecekler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hors d'oeuvres. hors d'oeuvre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hors d'oeuvres. hors d'oeuvre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Asker, bir devletin bütün kara kuvvetleri. Orduy-ı Hümâyûn = Osmanlı ordusu.

2.Kara kuvvetlerinin bölündüğü en büyük birlik: Birinci, ikinci... ordu. Hâssa ordusu = Merkezi İstanbul›da bulunan I. orduya imparatorluk devrinde verilen ad. Ordu kadısı = Seferde, orduy-ı hümâyûnla beraber giden kadı. Ordu kurmak = Asker toplamak. Ordu (Urdu) dili = Hintçe’nin büyük bir edebî lehçesi ki, Arap harfleri ile yazılır ve PAkistan’ın resmî dilidir. Büyük ölçüde Türkçe kelimeler ihtivâ eder. Ordu merkezi = Ordu karargâhının bulunduğu şehir: Konya, İkinci Ordu’nun merkezidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

army. the military. host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

army. military. the military. ordu city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed force. army. array. host. legion. ranks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ordunun kurulduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nifakçı, karıştırıcı, iş bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oficiers' club. officer's club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officer's club also accommodating army members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oficiers' club. officer's club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officer's club also accommodating army members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encampement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pislik, gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örmek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk gemi, Van gölünde, 16. yüzyılda, Osmanlı ordusunun Doğu seferi sırasında bir yeniçeri askeri tarafından yapılmıştı. Bu sanatkar asker sonralarda adını yaptığı eserlerle duyuracak olan Mimar Sinan’dı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahakküm eden kimse; başkasından üstün kimse; derebeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. bağlı erkek ayakkabısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden buyurmak veya karar vermek, önceden nasip etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden takdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. başlangıçta mevcut olan, ilk; esasi; biyol. bir fert veya uzvun ilk büyüme devresinde görülen; i. temel ilke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kişisel görüntü kaydedici.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yazmak kaydetmek; deftere kaydetmek; banda almak, plağa almak; kaydını yapmak; tescil etmek. recording angel insanın emellerini kaydeden melek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) kayıt, vesika; sicil, defter; (çoğ.) arşiv; tasdikli suret; zabıt varakası, fezleke; gramofon plağı; (huk.) sicil, dosya; rekor; (s.) rekor kıran, rekor yapan, en yüksek, en çok. beat veya break the record rekoru kırmak. court of record sici

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc, DAT ya da kompakt kasete beslenecek ses sinyalini seçer. Bu, başka bir kaynağın hoparlör ya da kulaklıklardan dinlenmesini sağlayan özel bir çıkıştır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaydedici kimse; hakim; kayıt aleti; teyp; (müz.) bir çeşit zurna veya flavta, çığırtma. recordership (i.) kaydedicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) plak; bant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden sipariş etmek; yeniden tanzim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrarlamak; yeni kelimelerle söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskandinav usulü soğuk büfe; İskandinav usulü ordövr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirli, pis; alçak, sefil; çıkarcı, paragöz; zool. çamur renkli. sordidly z. alçakça, sefilâne; hasisçe. sordidness i. pislik, alçaklık, sefillik; hasislik, pintilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. çalgının sesini kısmaya mahsus cihaz, sordin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sual ettirmek, biri vasıtasıyla sormak: Bir kere sordurunuz evde midir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb ask about sb / sth. have sb inquire about sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. alttakım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. aşağı alt, küçük, ikincil; tabi; gram. bağlı; i. ast; ikinci derecede memur. subordinate clause gram. bağımlı cümlecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikinci dereceye koymak; birinin emri altına koymak; tabi kılmak. subordina'tion i. ikinci derecede veya planda olma; itaat, boyun eğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. teşvik edici sesleniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç, pala; yetki, salâhiyet, kudret, hükümdarlık, askeri kuvvet, silâh gücü; savaş, tahribat; kılıçtan geçirme. sword bayonet kılıç şeklinde süngü. sword bearer silâhtar. sword belt kılıç kayışı. sword blade kılıç namlusu. sword dance kılıç dan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kullanma hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıçbalığı, zool. Xiphias gladius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrim, kılıç oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kullanmakta usta olan kimse. swordsmanship i. kılıç kullanmada ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç kuyruk, zool. Xiphophorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırık taşla çakıl ve kumdan yapılmış (yol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) dört notadan ibaret yarım oktavlık akort.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Ürdün (devleti).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .kaydedilmemiş, banda allnmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. sofra şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. militarizm uğruna diktatörce davranan yönetici; mahalli diktatör (özellikle Uzak Doğuda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parola; düstur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırım, firavun sicimi; kabarık çizgili bir çeşit kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. söz; sözcük, kelime; lafız; lakırdı, laf; vaad, söz; haber, malumat; parola; emir, işaret, kumanda; gen. çoğ. konuşma; çoğ. ağız kavgası, münakaşa; kelam; f. sözle ifade etmek, söylemek, ifade etmek. word blindness okuma yitimi, aleksi. word for wo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelime sayısı, kelimelerin toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lügatçe, lügat, sözlük; libretto, betikçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazılış tarzı, üslup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kelimesi çok; kelimelerden ibaret. wordily z. çok kelime ile. wordiness i. çok kelimelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çabukluk, süratli hareket, çâlâklik.

2.Edâ.

3.Debdebe, tantana, Fars. Alâyiş. El yordamı =

1.Eline yıkışır olma, elden gelme, meleke, cerbeze.

2.El İle yoklama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procedure. technique. method. way. routine. agility. dexterity. skill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procedure. routine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kılavuz, rehb(Erkek İsmi) 2.Beceri, yatkınlık. 3.Gelenek, görenek. 4.Anlayış, yerinde davranış. 5.Kural, yöntem, düzen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Edalı, çelimli. Eli yordamlı = Eline yakışır, elinden gelir, Ar. müstaid, mâhir.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Makedonya Kralı Büyük İskender, M.Ö. 333 yılında Anadolu’nun içlerine girerek Frigya’nın başkenti Gordion’a ulaşır. Kendisine kentin ilk kurucusu Gordios’un arabası gösterilir. Arabanın boyunduruğu, ucu görülmeyen bir düğümle arabanın okuna bağlanmıştır. İnanışa göre bu düğümü çözen Asya’nın fatihi olacaktır. Büyük İskender düğümü kılıcıyla keser. Bugün bu terim, çözümü çok zor olan olaylar için kullanılıyor.

Genel Bilgi by