Ore ne demek? | Ore anlamı nedir? | Ore

Ore anlamı nedir?

Ore ne demek?

Ore anlamı nedir?

Ore | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden cevheri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. öre) İskandinavya parasında kronun yüzde biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

“AccuCORE”, Sony disk ortamı teknolojisini tanımlayan bir terim ve bu teknolojinin yüksek teknik beceri ve güvenilirliğini ifade eden bir simgedir. “AccuCORE” (sözcük oluşumu) teriminin kaynağı, “Accurate Compatibility & Reliability” (Hatasız Uyumluluk ve Güvenilirlik)’tir. Amacımız “AccuCORE”un global promosyon ve yayılma etkinlikleri yoluyla Sony disk ortamı için yüksek algılama ve gelişmiş güvenilirlik oluşturmaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating ceremony. inaugural ceremonies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tapınmak, perestiş etmek, aşırı derecede sevmek. adorable (s). tapınılacak, perestişe layık, çok güzel ve sevimli. adora'tion (i) perestiş, tapınma, aşk, aşırı sevgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). orman haline getirmek, ormanlaştırmak, ağa,clamak. afforesta'tion (i) ormanlaştırma, ağaç dikme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat önce, evvel.aforemen tioned (s). evvelce zikredilen, mezkur. as aforesaid evvelce denildiği gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morals. morality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Mayistra ile trinket yelkenlerinin açılması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir köşeye çekilmiş olan kimse, münzevi hayat yaşayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commemorative ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iştahsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

artık; daha fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-den). daha fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağaca ait veya ağaç gibi olan; agaçsyl; ağaçlarda yaşayan veya gezen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), ağaç gibi; ağaçlı ağaçlık,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), ağaca benzeme, ağaç şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şekil ve büyüklük bakımından ağaca benzeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

ağaç parkı

Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place in which a collection of rare trees and shrubs is cultivated for scientific or educational purposes. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical tree garden where trees are maintained for display purposes Arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A landscaped space where trees, shrubs, and herbaceous plants are cultivated for scientific study, educational purposes, and to foster appreciation of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical collection of trees, that are normally for public viewing. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilimsel amaçlarla ağaç yetiştirilen alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zırh ve silâh yapan veya tamir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). karaya, karada, kıyıya, kıyıda, karaya oturmuş (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asor adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

siyah ve portakal renginde Kuzey Amerika'ya mahsus sarıasmagiller familyasından bir kuş, zool. Icterus galbula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (bak). basrelief.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucuna tüy takılmış mantarla oynanan bir oyun; bu oyunda kullanılan raket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saluting the national flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. yatak yarası, uzun zaman yatmaktan ileri gelen yatak çıbanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat.), (bağlaç). önde, önden, önce, evvel, daha önce; önünde, cephesinde; (edat) tercihen, yerine; huzurunda; (bağ laç) -den önce before-cited, before-mentioned s. yukarıda bahsi geçen before Christ (b.c) milattan önce (m.ö.). beforehand z. önce, ön

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, değişmez töreleri olan, törelerine bağlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Baş adet, adetleri yerine getiren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitabevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. can sıkmak, bizar etmek, baş ağrıtmak; i. can sıkıcı kimse veya olay, baş belası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. delik açmak, burgu veya matkap ile delmek oymak; i. delik, oyuk; kalibre, çap. bore bit taş delecek kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabarma sonucu oluşan yüksek tepeli dalga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. poyraza ait, kuzey rüzgarına ait; şimali, kuzey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan mitolojisinde kuzey rüzgarı, poyrazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıkıntı, can sıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğunda araştırmalar yapmak için açılan kuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). Hamurdan veya yufkadan yapılıp içine kıyma, peynir veya sebze vesaire konmakla tepside veya tavada pişen yemek çeşidi. Peynirli, kıymalı börek, suböreği, pufböreği, sigara böreği, tatarböreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaky pastry containing thin layers of cheese / minced meat. flan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Börek pişirip dükkânında veya sokakta satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Börek pişirip satan adamın sanatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delgi, matkap, burgu; meyva veya ağaç kurdu; beslenmek için diğer balıkların etine gömülen balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etobur, et yiyen hayvan; sinek kapan bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ABD). küçük bir iş; (çoğ). bir evin veya çiftliğin günlük işleri; güç ve zevksiz bir iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kore hastalığı, yüzde, kollarda ve bacaklarda tikler meydana getiren bir çocuk hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreograf, bale direktörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koreografi, bale eserleri yazma sanatı; bale sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatofor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kılıç; iki ağızlı iskoç kılıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

uçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renkli; beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup; tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olmayan; aldatıcı, göz boyayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). melez Güney Afrikalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. komodor; yat kulubü reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elma gibi meyvaların çekirdek yeri, göbek, iç, nüve, öz, esas; zıvana; (mak). maça parçası; (mad). derinden alınan yuvarlak sutun şeklinde taş numunesi; (jeol). öz. core curriculum okutulan muhtelif derslerin ana bir tema etrafında birleştiği müfre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Ufak kangal şeklinde yuvarlak ve yumuşak ekmek: Yağlı çörek, kandil çöreği. 2.Çörek şeklinde çeşitli maddelerin kangalı: Bir çörek kurşun, bakır vs. Çörekotu = Çörek ve ekmek üzerine ekilen siyah bir küçük tane.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea bread. cookie. cake. biscuit. tea cake. bun. scone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. bun. pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çörek yapan veya satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çörek gibi kıvrılıp kangal olmak: Çöreklenmiş bir yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siyah susam): Düğünçiçeğigillerden; susam iriliğinde siyah tohumları olan bir çeşit bitkidir. Güzel kokuludur. Hamurişlerine çeşni vermek için kullanılır. Yurdumuzda 12 türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa; baş ağrısını keser. Nezle ve sara hastalığında tütsü yapılır. Suyu ile sivilcelere pansuman yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dindaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldız çiçeğine benzeyen bir çiçek, (bot). Coreopsis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Düğünçlçeğigillerden bir bitki ve tohumu. Çöreotu, çeşni vermek İçin çöreklere ekilir (nigella damascena).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). zina davasında maznunun suç ortağı olan uçüncü şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzeysel Taç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cismani, bedeni, maddi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bedenen varoluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). taraklıların bir kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ormandan mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). den dolayı kederlenmek, teessüf etmek, acımak; beğenmemek, taraftar olmamak. deplorable (s). müessif, acınacak halde, acıklı. deplorably (z). acınacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ter, terletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). terletici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rite. religious service. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ing). (huk). orman kanununun kapsamı dışında bırakmak, ormanları tahrip etmek, ormansız bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çiçek açmak; (kim). hava ile temas edince ince toz haline gelmek; tozla örtülmek. efflorescence (i). çiçek açma, olgunlaşma; tozlanma; (tıb). derinin kızarması. efflorescent (s). çiçeklenen, çiçek açan; hava ile temas edince tozlanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). sekiz kere yirmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), i., f., Fr. Bir daha ! Tekrar ! Bravo !; i. bir şarkının tekrar edilmesi isteği; bis parçası, ankor; f. bir şarkının tekrar edilmesini istemek. He had an encore Tekrar sahneye çağrıldı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. (spor) zarının iç tabakası; bakt. hücre içinde yetişen cinsiyetsiz spor; iç spor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Töreleri olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) ilelebet, ebediyen, daima. for evermore ebediyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). keşfetmek; incelemek, tetkik etmek, araştırmak; (tıb.) inceden inceye muayene etmek, ameliyatla araştırmak. explora'tion (i). keşif, araştırma, inceleme. explor'atory, explorative (s). keşif kabilinden,tetkik mahiyetinde. explorer (i). kâşif, keşfede

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). irticalen, hazırlıksız olarak, ani olarak; (s). hazırlıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göze çirkin görünen şey,çirkin şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eskrimde, düz ve yuvarlak namlulu, ucu düğmeli kılıç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Floransa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Floransa'ya ait; (i). Floransalı; bir çeşit kabartma çizgili ipek kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent. fluorescent flüorışıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluorescent lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda ‘General Electric’ tarafından sergilendi. Amerikan evlerinin elektrikle aydınlatılmasından yaklaşık 60 sene sonra ortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampul ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi romantik ışığı ile ampul kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampul kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji harcayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine basıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki cıvayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınlar da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktarda enerjiyi bir saatlik açık durumda ancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50.000 saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20.000 saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampullerde açıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşil yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Floresan lambalar ilk olarak 1939 yılında, NewYork Dünya Fuarı’nda “General Electric” tarafından sergileni. Amerikan evlerinin elektrikle ayınlatılmasından yaklaşık 60 yıl sonra oortaya çıkan floresan lambanın bilinen ampül ile savaşı günümüze kadar sürdü.

Aynı evin içinde banyoda yumuşak ışığı ile floresan galip gelebilirken, yatak odasında mücadeleyi rpmantik ışığı ile ampül kazandı. Uzun mücadele sonunda zafer floresanın oldu. Bunun esas sebebi ise evlerdeki tercihin değişmesi değil, elektrik giderlerinin azaltılaması gereken yoğun yaşamın olduğu işyerleri ve okullardı.

18 Watt’lık bir floresan lamba, 75 Watt’lık bir ampül kadar ışık verebilir. Yani floresanlar daha az enerji sağlayıp, daha çok ışık verirler, yaklaşık yüzde 75 enerji tasarrufu sağlarlar. Piyasa satış fiyatları daha yüksektir ama en az on misli daha uzun ömre sahiptirler. Işık tek bir noktadan değil de tüpün her tarafından geldiği için daha fazla dağılır. Mavimsi ışıkları daha yumuşaktır ve gözleri yormaz.

Floresan lambalarda, elektrik düğmesine baıldığında, transformerden geçen elektrik, tüpün bir ucundaki elektrottan diğerine bir ark oluşturur. Bu arkın enerjisi tüpün içindeki civayı buharlaştırır. Bu buhar elektrik yüklenerek gözle görülmeyen ültraviyole ışınları saçmaya başlar. Bu ışınları da tüpün iç yüzeyine kaplanmış olan fosfor tozlarına çarparak görülen parlak ışığı oluşturur.

Floresan lambalar ilk açılışları sırasında çok elektrik çekerler. Halbuki bu miktardaki enerjiyi bir saatlik açık durumdaancak harcarlar. Ayrıca çok sık açıp kapama ile ömürleri de kısalır. Örneğin tipik bir floresan lamba devamlı açık bırakıldığında 50 bin saat çalışabilir. Üç saatlik aralarla kapanıp açıldığında ömrü 20 bin saate düşer. Sonuç olarak floresan lambaları bir saat sonra açacaksanız hiç kapatmamanız daha ekonomik olabilir. Normal ampüllerde açılıp kapamanın ciddi bir etkisi yoktur.

Bazı insanların floresan tipi ışıklara duyarlıkları vardır. Aslında ayırt edemeyiz ama floresanın ültraviyole içeren arkı saniyede 120 kez çakar. Işığın bu frekansı bazı insanlarda migren denilen baş ağrıları yaratabilir. Bu titreşimleri lambaya doğrudan baktığınızda göremezsiniz ama gözünüzün köşesinden baktığınızda görebilirsiniz.

Evlerdeki çiçekler genellikle yeşi yapraklı olup, ışığın kırmızı ve mavi kısmını absorbe ederler. Mavi onlar için özellikle önemlidir. Ampul ışığında mavi renk çok azdır. Bu nedenle evdeki çiçekler için floresan lambalar daha faydalıdır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçeklenme, çiçek açma zamanı; başarı devresi. florescent (s). çiçek açmış, donanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ayçiçeği ve nergis gibi bileşik çiçeklerin ortasındaki ufak çiçekçik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). bazı cisimlerin ışık ve röntgen ışınlarına arzedilince kendiliklerinden çeşitli renklerde ışıklar saçma niteliği, flüorışı. fluorescent (s). böyle bir niteliğe sahip olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürümekten ayakları şişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forbear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ön taraftaki, öndeki; ilk; daha evvelki; (i). ön; önde olan şey; (den). baş taraf, pruva. come to the fore başa geçmek, öne geçmek. the fore part ön taraf, baş taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., ünlem ön tarafta, baş tarafta önde; ünlem Dikkat ! (golf oyununda önde bulunanlara tehlikeyi ihtar için bağırma). fore and aft (den). bas ve kıç istikametinde (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek önde veya önceden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). önkol,kolun dirsekle bilek arasındaki kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden silâhlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen). (çoğ). ata cet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden haber vermek; (özellikle uğursuz bir şeyi) önceden hissetmek. foreboding (i). kötü bir şeyin vuku bulacağını önceden hissetme, önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahmin, hava tahmini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (cast veya casted) önceden tahmin etmek; belirtisi olmak: tasarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). baş kasarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (huk). parayı ödemediği için ipotekli malı sahibinin elinden almak; imkânsızlaştırmak, engellemek; önceden halletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön avlu ön bahçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). güvertenin ön tarafı, bilhassa palavranın ön tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden mahkum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ata, cet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işaret parmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). en öndeki yer, ön taraf, ön sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forgather.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forgo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (went, gone) önce gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önceden gitmiş, geçmiş; bitmiş. foregone conclusion kaçınılmaz sonuç, mukadder olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön plan. in the foreground ön planda, ön tarafta, göze çarpacak yerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., tenis sağ vuruş, forhend; atın boynu ve omuzları; menfaatli mevki; (s). sağ vuruşla yapılan; önderlik eden; önceden yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D). ihtiyatlı, tedbirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alın; herhangi bir şeyin ön tarafı veya cephesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yabancı, ecnebi; harici, dış; ilgisi olmayan. foreign accent yabancı aksanı. foreign affairs dışışleri. foreign-born (s). ikamet ettiği memleketten başka bir memlekette doğmuş. foreign exchange döviz; döviz alım satımı. foreign minister dış işleri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forjudge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden hüküm vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (knew, known) önceden bilmek. foreknow'ledge (i). önceden bilme, önceden alınan haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). burun, çıkıntı; bir şeyin önündeki arazi parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (hayvanlarda) ön ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alın üzerine sarkan saç demeti perçem; (mak). başlık çivisi, kilit pini. take time by the forelock fırsatı yakalamak, fırsatı kaçırmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ustabaşı, baş kalfa; reis, başkan, özellikle jüri başkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). baş direği, pruva direği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). başta gelen, en öndeki; (z). başta. first and foremost en başta, evvelâ. head foremost başı önde; çekinmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birinci isim, küçük isim, şahıs ismi, vaftiz ismi. forenamed (s). yukarıda ismi geçen, mezkur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğleden evvel, sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahkeme veya munazaraya ait, munazara kabilinden. forensic medicine adli tıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). evvelden takdir etmek, önceden tayin ve tertip etmek. foreordination (i). kader, takdir, kısmet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön taraf, ilk kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kasap). ön ayak ve yanındaki kısımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ran, run) önden koşmak, koşup geçmek, önünden gitmek; müjdelemek. forerunner (i). selef; cet, ata; müjdeci, haberci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). trinketa yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (saw seen) önceden görmek ileriyi görmek, önceden bilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden ima etmek, (colloq). dokundurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). trinketa yelkeninin bir kısmı; (çoğ). kayığın ön tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inme sırasında suların çekildiği kıyı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (güz. san). resimde yandan görülen bir şeyin boyunu kısa göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (showed, shown) önceden göstermek, önceden söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtiyat, tedbir, önceden görme, basiret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). sünnet derisi, gulfe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). orman; (f). ağaç dikip orman haline getirmek, ağaçlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). pruva ana istralyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ormancı; siyah bir cins pervane, (zool). Ageristus; bir çeşit büyük kanguru, (zool). Macropus giganteus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ormancılık; orman, ormanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). önceden alınan tat; önceden tadına varma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (told telling) önceden haber vermek; kehanette bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtiyat, tedbir; basiret; evvelden düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçmiş zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ihtar, bir şeyin olacağına dair belirti; (f). evvelden uyarmak, ikaz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (den). pruva çanaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pruva babafingo yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pruva gabya çubuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pruva gabya yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (ing). for ever ebediyen daima: mütemadiyen, durmadan. forevermore (z). ebediyen, ilelebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden ikaz etmek, uyarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkalfa kadın: jurinin kadın başkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). önsöz mukaddeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). trinketa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z bol bol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parade. procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing parade. muster parade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (görmek fiilinden). Nazaran, tatbikan, tevfikan, bakılırsa, kalırsa, nisbeten, itibariyle gereğince mûcibince: Büyüklüğüne göre, büyüklüğüne nazaran, büyüklüğü itibariyle, bana göre: Bence, bana kalırsa. Herkes iktidarına göre = İktidarı nlsbetinde. İşittiğime göre = Duyduğum gibi, Osm. mesmOStıma nazaran. Aldığı emre göre = Aldığı emir gereğince. Zamaneye göre = Zaman gereğince.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

according to. in respect of. accordingly. with respect to. in accordance with. for all. pursuant. in pursuant of. pursuant to. by the side of. than. inasmuch as. according as. according to. to. by. for. after. considering. as regards. accord. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

according to. as to. in respect of. relative. according. according as. as per. by. considering. for. in. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chit , brat , brat , cheeky little miss , saucy little miss , hussy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kan, pıhtılaşmış kan; (f.) boynuzla yaralamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) peş, üç köşeli parça (kumaş); (f.) kumaşı bu şekilde kesmek; peş koymak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative bağıl. izafi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative. notional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görünüş, gösteriş, manzara, dış görünüş: Bu binanın göreği güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative. relative. relative bağıntılı. izafi. nispi. rölatif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativity bağıntılılık. izafiyet. rölativite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dum ağacı, Hind hurması.

2.Bu ağacın zamkı, Mısır mumyası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insanların birbirine bakarak yaptıkları şey, İdet, usul, alışılmış olan tarz, hareket: Göreneğe tlbi olmak: Düğün masrafları hep görenek bellsıdır.

2.Görgü, tecrübe, görgü ile kazanılan malûmat: Göreneksiz adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. observance. routine. usage. use. tradition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. usage. practice. tradition. experience. unwritten law. manner. observance. empical. traditional. sanction by usage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional. customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). Vazife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty. mission. job. work. function. service. part. assignment. commission. appointment. billet. business. charge. devoir. employment. incumbency. office. piece of work. position. situation. stint. task. workings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. assignment. commission. duty. function. job. office. onus. part. place. position. post. service. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

task. duty. function. office. administrative function. assignment. bailiff. billet. business. cakewalk. charge. commission. employment. incumbency. job. jurisdiction. onus. part. place. portfolio. position. business position. role. service. station. stint

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

co worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be entrusted with a task. to be charged with a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrusting. employment. commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delegation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrust. employ. place. give work. commission. deploy. draft. draught. draw out. elect. instruct. post. set on. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. commission. designate. employ. to commission. to charge. to employ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to charge sb with a duty. to entrust sb with a task. charge. nominate. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be assigned duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vazifeli, görevi olan, vazifedar, memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on duty. employee. attendant. functionary. incumbent. office-bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. officer. official. charged. employee. in charge. on duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged. assigned. appointed. on duty. commissional. commissioned. functionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonjurisdiction. lack of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Doğu Asya, Kore yarımadasının güney kısmında, Japon Denizi ve Sarı Deniz kıyısında yer alır.

Coğrafi konumu: 37 00 Kuzey enlemi, 127 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 98,480 km².

Sınırları: toplam: 238 km.

sınır komşuları: Kuzey Kore 238 km.

Sahil şeridi: 2,413 km.

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Çoğunlukla tepelikler ve dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Japon Denizi 0 m; en yüksek noktası: Halla-san 1,950 m.

Doğal kaynakları: Kömür, tungsten, grafit, molibden, kurşun, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %16.58.

daimi ekinler: %2.01.

Diğer: %81.41 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 8,780 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Tufanlar, sismik aktivite.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 48,846,823 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.42 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.16 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.04 yıl.

Erkeklerde: 73.61 yıl.

Kadınlarda: 80.75 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.27 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 8,300 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Koreli.

Nüfusun etnik dağılımı: Homojen (20,000 Çinli haricinde).

Din: Hıristiyan %49, Budist %47, Konfüçyanist %3, Şamanist, diğer %1.

Diller: Korece, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.9.

erkekler: %99.2.

kadınlar: %96.6 (2002 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kore Cumhuriyeti.

kısa şekli : Güney Kore.

Yerel tam adı: Taehan-min’guk.

kısaltma: ROK.

ingilizce: Korea, South.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Seul.

İdari bölümler: 9 eyalet ve 7 metropoliten şehir; Cheju-do, Cholla-bukto, Cholla-namdo, Ch’ungch’ong-bukto, Ch’ungch’ong-namdo, Inch’on-gwangyoksi, Kangwon-do, Kwangju-gwangyoksi, Kyonggi-do, Kyongsang-bukto, Kyongsang-namdo, Pusan-gwangyoksi, Soul-t’ukpyolsi, Taegu-gwangyoksi, Taejon-gwangyoksi, Ulsan-gwangyoksi.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1945 (Japonya’dan).

Milli bayram: Liberasyon Günü, 15 Ağustos (1945).

Anayasa: 25 Şubat 1988.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security employees / guard / man / officer. security guard. security man. security officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ABD sabit, kararlı, sabit fikirli, colloq. çetin ceviz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çirkin, sert ifadeli .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) başı önde olarak, baş aşağı; kayıtsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çöpleme, (bot). Helleborus. black hellebore kara çöpleme, karacaot, (bot). Helleborus niger. white hellebore akçöpleme, (bot). Veratrum album. helleborin (i). çöplemeden elde edilen zehirli bir madde. helleborism (i)., (tıb). bu maddeyi ilaç olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otçul hayvan. herbivorous (s). otçul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bundan evvel, şimdiye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok baharatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hora.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hoarhound i. köpekayası, kavkas, bot. Marrubium vulgare; bu bitkiden çıkanlan öz veya bu öz ile yapılan şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. kapris, fantezi ve oynak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., mit. kuzey daglarının ötesinde ebedi ışık ve bolluk ülkesinde yaşadığı farzolunan bir top- lumun ferdi; s. bu ülkede yaşayanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önem vermemek, bilmezlikten gelmek, anlamazlıktan gelmek; huk. delil yetersizliğinden kabul etmemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. niyaz etmek, yalvarmak, istirham etmek, dilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tinsel, manevi, cisimsiz; tinsel olana ait; huk. yalnız tinsel varlığı olan haklara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek açma; top halinde çiçek açma; çiçeklerin sapları üzerinde umumi duruşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böcekçil hayvan. insectiv'orous s. böcek yiyen, böcekçil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. kıyıya yakın; z. sahile doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Intel’İn eski İşlemcilere göre iki kat güçlü fakat aynı boyutta olan işlemcisi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) ikaz etmek için, korkutmak için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo cümbüş, eğlenti, slang gırgır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welcoming ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Şişe sarılarak ateşte kızartılan koyun barsağı yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb's/sheep's intestines grilled on a spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roasted sheep's intestines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

korean. korea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

korea. korean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Korea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daughter of Zeus and Demeter; made queen of the underworld by Pluto in ancient mythology; identified with Roman Proserpina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kore. Korean (s.) Koreli; Korece; Koreyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri bağlanan birinin arkadaşlarından birini el yordamıyla yakalamaya çalışması şeklinde olan bir çocuk oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind man's buff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

korean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Korean language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Baleyi sahneye koyma san’at ve ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. corrélation

biy. ve jeol. bağıntı

1. biy. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi. 2.jeol. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

korean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Korean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get dull. to atrophy. the waste away. to decline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kuyu veya kaynak kurumaya; ateş, sönmeye yüz tutmak.

2.(biyoloji) Bir organ şu veya bu sebepten beslenmeyerek küçülmek, dumura uğramak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dull. to become blunt. to die down. to dry up. to atrophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrophy. dull. rust. blunt. damp. damp down. dampen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choreograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choreographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choreography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choreography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Asya, Kore yarımadasının kuzey yarısında, Kore Körfezi ve Japon Denizi kıyısında, Çin ve Güney Kore arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 127 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 120,540 km².

Sınırları: toplam: 1,673 km.

sınır komşuları: Çin 1,416 km, Güney Kore 238 km, Rusya 19 km.

Sahil şeridi: 2,495 km.

İklimi: Yağmurlu yazları ile birlikte ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Çoğunlukla tepelikler ve dağlarla çevrilidir, dar vadiler, batıda kıyı ovaları yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Japan Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Paektu-san 2,744 m.

Doğal kaynakları: Kömür, kurşun, tungsten, çinko, grafit, manganez, demir, bakır, altın, tuz, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %22.4.

daimi ekinler: %1.66.

Diğer: %75.94 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 14,600 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuraklıklar, su baskınları, tufanlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 23,113,019 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.84 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 23.29 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.65 yıl.

Erkeklerde: 68.92 yıl.

Kadınlarda: 74.51 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.1 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Koreli.

Din: Geleneksel Budizm ve Konfüçyüsizm, Hıristiyanlık, Chondogyo.

Dil: Korece.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Demokratik Kore Halk Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kuzey Kore.

Yerel tam adı: Choson-minjujuui-inmin-konghwaguk.

kısaltma: DPRK.

ingilizce: Korea, North.

Yönetim biçimi: Tek Partili Sosyalist Cumhuriyet.

Başkent: Pyongyang.

İdari bölümler: 9 eyalet ve 3 özel şehir; Chagang-do (Chagang Eyaleti), Hamgyong-bukto (Kuzey Hamgyong Eyaleti), Hamgyong-namdo (Güney Hamgyong Eyaleti), Hwanghae-bukto (Kuzey Hwanghae Eyaleti), Hwanghae-namdo (Güney Hwanghae Eyaleti), Kaesong-si (Kaesong Şehri), Kangwon-do (Kangwon Eyaleti), Namp’o-si (Namp’o Şehri), P’yongan-bukto (Kuzey P’yongan Eyaleti), P’yongan-namdo (Güney P’yongan Eyaleti), P’yongyang-si (P’yongyang Şehri), Yanggang-do (Yanggang Eyaleti).

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1945 (Japonya’dan).

Milli bayram: Demokratik Kore Halk Cumhuriyetinin kuruluşu, 9 Eylül (1948).

Anayasa: 1948 yılında kabul edilmiştir, 1972, 1992 ve 1998 yıllarında yeniden düzenlenmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ARF, ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), IOC (Uluslararası Olimpiyat Ko


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işçi, rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Lahor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herdemtaze, bot. Sedum purpureum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi yükletme ve boşaltma gibi liman işlerinde kullanılan işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilim, bilgi, irfan (özellikle eski zaman bilgileri).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuşlarda gaga dibi ile göz arasındaki bölge, ağız ile göz arasındaki düzlük (kuş, sürüngen, balık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delikli mercan; bu mercanı yapan hayvancık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. bando önünde caka satarak yüruyen kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mermere benzer, mermere ait, mermerden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. megastore

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. mikrospor, pek ufak tohum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. denizdanteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Portekiz altın parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. daha ziyade, daha fazla, daha çok; biraz daha; z. daha, bir kat fazla; i. fazla bir şey, fazlalık. more or less oldukça, takriben, az çok. more than one birden fazla. neither more nor less ne fazla ne eksik, tam öyle, tam o kadar. nothing

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elbiselik veya perdelik yünlü veya pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenilebilen bir cins mantar, siyah mantar, bot. Morchella esculenta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vişne, bot. Prunus cerasus austera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moraine

min. buzul taş

Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çok kez parıltılı veya çizikli taşlar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moraine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. bundan başka, bundan fazla, üstelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. âdetler, töreler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Morali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. asla, bundan böyle, hiç bir zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. off-shore

ekon. kıyı bankacılığı

Bir ülkede vergi mevzuatı, kambiyo sınırlamaları dışında faaliyetini sürdüren bankacılık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyıdan uzak; kıyıdan esen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z .sahile doğru olan; z . sahilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. dağ perisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani mercanköşk, farekulağı, bot. Origanum vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yün, keten eğirirken kullanılan bir ucu çatal deynek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eski duvar.

2.Şehir ve kale yıkıntısı, harabe, virane. Ören gülü = Yaban gülü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruin. ruin harabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruins of a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruin. ruin harabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruins of a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Eski yapı ya da kent kalıntısı. 2.Şehir kent. Köy. 3.Bitek ova. 4.Ormanlık y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert ve geniş el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş, güven veren yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaban gülü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Antibiyotik bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ornithorynque

hay. b. gagalı memeli

Tek deliklilerin gagalı memeliler familyasından, vücudu yumuşak tüylerle kaplı, eti yenen, Avustralya ve Tasmanya ırmaklarında yaşayan bir memeli türü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rengârenk, alaca, iki veya daha fazla rengi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sweet yeast bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sweet yeast bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karanlıkta fosfor gibi ışıldamak. phosphorescence i. ısı vermeden fosfor gibi karanlıkta ışıldama. phosphorescent s. fosfor gibi ışıldayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışığa hassas olan alıcı sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk önlüğü, göğüslük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resim mevzuu olmaya uygun manzara.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pittoresque

resimsi

Durumu ve görünüşü resim konusu olmaya değer (görünüş).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picturesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Estetik etkiyi matematiksel düzen bağıntılarıyla değil de, doğadaki gibi bir rastlantısallıkla elde etmeye çalışan her tür sanatsal tutumu niteler. 18.yy. İngiliz bahçe tasarımı, Yakın Çağda Pitoresk tutumun ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde doğanın Baroktaki gibi geometrik biçimde düzenlenmesi yadsınıp doğal öğeler kullanılarak “düzenlenmemiş”, “el değmemiş” doğa izlenimi yaratacak bahçeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı tutum hemen hemen zamandaş olarak resim sanatında da görülür. Bu anlayıştaki resimler doğayı bir yandan “olduğu gibi” yansıtmaya çabalarken öte yandan da onu “yabani” olmaktan uzaklaştırmışlardır. Dolayısıyla pitoreski Romantizmden bağımsız düşünmek olanaksızdır.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Marking to the Market)

Vadeli işlem sözleşmesinde pozisyon alındığı tarihten itibaren cari uzlaşma fiyatı ile bir önceki gün piyasada oluşan uzlaşma fiyatı arasındaki farkın, açık pozisyon sahiplerinin hesaplarına yansıtılmasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözenek, mesame; herhangi bir katı cismin üzerindeki deliklerden her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikkatle bakmak, gözünü dikmek; on, over, upon ile derin derin düşünmek, mütalâa etmek, zihninde tartmak; üzerinde durmak; kendini vererek okumak veya çalışmak. pore one,s eyes out çok okuyarak gözleri yormak, göz nuru dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. geçici olarak, muvakkaten, şimdiki zaman için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blintz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puff pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide kapısını kesme ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. milâttan altı yüzyıl evvel yaşamış Yunan filozofu Pitagor'a ait; i. Pitagor taraftarı kimse. Pythagoreanism i. Pitagor tarafından öğretilen ruh göçü felsefesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

R-Core, maksimum çıkış ve kompakt boyut güvenilirliği sunan kompakt ve düşük profilli bir transformatördür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keskin bıçak ağzı, keskin uç; sivri dağ yamacı; zor durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesilmiş ormanda yeniden ağaç dikmek. reforesta'tion (i.) yeniden orman yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To store again; as, the goods taken out were re-stored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring back to its former state; to bring back from a state of ruin, decay, disease, or the like; to repair; to renew; to recover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give or bring back, as that which has been lost., or taken away; to bring back to the owner; to replace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give in place of, or as satisfaction for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make good; to make amends for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring back from a state of injury or decay, or from a changed condition; as, to restore a painting, statue, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a picture or model of, as of something lost or mutilated; as, to restore a ruined building, city, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Restoration. give or bring back; 'Restore the stolen painting to its rightful owner' bring back into original existence, use, function, or position; 'restore law and order'; 'reestablish peace in the region'; 'restore the emperor to the throne' return to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return to its original or usable and functioning condition; 'restore the forest to its original pristine condition'. return to life; get or give new life or energy; 'The week at the spa restored me'. give or bring back; 'Restore the stolen painting to its

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To refurbish a building or other asset to its original condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A function that allows users to copy files from the backup storage pool to an on-line storage device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return a window to its previous size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return a wetland to a close approximation of its condition prior to disturbance by modifying conditions responsible for the loss or change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return an icon or maximized window to its normal size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system, zone, or sensor that is returned to normal status This does not necessarily mean that the alarm system is considered to be back to full operating status by the monitoring facility However, the term tends to be used interchangeably with Reset, an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make service operative following an interruption by repair, reassignment, rerouting, substitution of parts, or otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A function that permits users to copy a version of a backup file from the storage pool to a workstation or file server The backup copy in the storage pool is not affected Contrast with backup. to return something to its original condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To retrieve a backup copy of data from the Vault Server and upload it to a computer If a file has been accidentally erased or corrupted, it can be restored if there is a backup LiveVault Service can restore data over the Internet directly to the Agent com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To copy files that once resided on your hard disk from another disk or a tape back onto your hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of returning a backup copy to an active storage location for use TSM has processes for restoring its database, storage pools, storage pool volumes, and users' backed-up files For example, users can copy a backup version of a file from the stor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To retrieve a file from backup If a file has been accidentally erased or corrupted, it can be restored if there is a backup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To recall a previously used lighting state later in the performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return your device to the state it was in when data was last backed up This involves copying your backup data to your hp Jornada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Administrator can restore -- bring back -- an archived TechPak or TechNeed and actively work on it again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return data on a disk to its previous state, typically by using a backup copy of the files You can restore files that have been damaged or corrupted back to the state they were in when you backed them up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Restores the state of livingstone to what it was when the Checkpoint was stored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of taking data saved to tape and putting it back onto disk See also backup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Restore Helper is that top hat with the cute little bunny ears in the upper right corner of some screens Basically, Restore is used to restore default values.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A restore is a computer program or process that copies information from a diskette or tape onto the system's hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previously backed up data can be restored or retrieved with the File, Restore selection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Use all original parts possible to reconstruct the original look and structure of the volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring a window back it its original size after having been minimised or maximised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iade etmek; geri vermek; eski haline koymak, onarmak, restore etmek, yenilemek: iyileştirmek, sıhhatini iade etmek, sağaltmak; eski mevkiini iade etmek; bozulmuş yerini onarmak (resim); zararı ödemek. restorable s. yeniden sağlanabilir; onarılabili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restore etmek. yenıleştırmek. eskı halıne getırmek. onarmak. görevıne ıade etmek. gerı vermek. ıade etmek. kavuşturmak. yenıden tahta geçırmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gül renkli. see the world through rose-colored glasses dünyayı toz pembe görmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kızılderili kabilelerinde reis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government health official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oyunda her iki tarafın kay dettiği sayı veya puan; sayı yapma; sebep; çizgi, işaret; çetele kertiği; çetele kertiği ile tutulan hesap; hınç; müz. bütün çalgıların ve bütün seslerin notalarını ayrı ayrı gösteren müzik parçası, partitur; yirmi sa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. scoreboard

sayı göstergesi

Sayıları veya sayı durumunu gösteren levha.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sahil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. semafor; f. semaforla konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahil, kıyı. shore dinner deniz mahsullerinden ibaret yemek. in shore kıyıya yakın. off shore kıyıdan biraz uzak, açıkta. on shore karada. shoreless (s). sahili olmayan, kıyısız; hudutsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dayanak, destek, payanda; (f)., up ile payanda ile desteklemek. shoring (i). destekleme; payandalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahil hattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it. bey, bay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Singapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. namlusu yivsiz, kaval (tüfek veya top).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. horlamak; i. horultu, horlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. lise ve üniversitede ikinci sınıf talebesi. sophomor'ic(al) s. ikinci sınıf talebesine ait; bilgiçlik taslayan; pişmemiş, toy; üslup ve davranışlarında aşırılığa kaçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. dokununca acıyan; çok hassas; kederli, müteessir, mustarip; k.dili. kızgın, sinirli; şiddetli, aşırı, âcil; sinirlendirici, çıldırtıcı; i. yara; acıyan yer; acı veren şey; z., eski şiddetle, fena sürette. sore spot, sore subject nazik konu. so

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) yenilgiyi hazmedemeyen kimse, kinci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot., zool. spor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yükleme veya boşaltma işçisi, istifçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (A.B.D. mağaza, dükkân; biriktirilmiş şey, stok; hazne, ambar; çoğ. levazım, kumanya; bolluk; f. saklamak; biriktirmek; levazımını tedarik etmek .store away biriktirip saklamak. store up biriktirmek, yığınak; depo etmek, ambara koymak. store teet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, ardiye, depo, mahzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkâncı, mağazacı; ambar memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar; sandık odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng), bak. story.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina katı; bir katta bulunan odalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavuninciri; A.B.D. çınar. sycamore fig firavuninciri, bot. Ficus sycomorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak dümbelek; arkasız iskemle, tabure; elişi için kasnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coronation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafakta çalışan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik), ispat edilebilen teklif, dâvâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theorem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theorem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) dans perisi. terpsichore'an (s.) dansla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teorem, dava. theoremat'ic (s.) teorem kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nazariyeye ait, nazari, kuramsal. theoretically (z.) kuramsal olarak. theoretics (i.) bir ilmin nazari kısmı, nazariyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç bu yüzden, bundan dolayı, onun için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) o vakte kadar, o zamandan evvel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. altmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s eski zamandan beri icra olunan, eskiliğinden dolayı muteber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanun, nizam, yasa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. morals. observance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. rite. mores. customs. traditions. rules. moral laws. traditional practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law. custom. accepted practice. consuetude. customs. mores. ethics. morals. jurisprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. tam kaval (yarım daire profilinde yuvarlak silme kısmı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Eğitim, görgü, gelenek. 2.Soyluluk, asalet. 3.Eksiksiz, mükemmel. 4.Geline verilen armağan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. ispanyolca «torero»dan). Boğa güreşçisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. toréadore

boğa güreşçisi

Boğa güreşi yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bullfighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who fights bulls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğa güreşçisi, toreador. toreador pants balıkçı pantolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ahlâk dışı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geleneksel, geleneğe uygun, gündemde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görgülü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional. ethical. moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Töreye uygun olan, töre ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. ceremonial. celebration. exercise. formality. investiture. solemnity. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. ceremony. service. celebration merasim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. ritual. rite. function. pageant. parade. service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonious. ceremonial. ritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İsp. torero

boğa güreşçisi

Boğa güreşi yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a matador or one of the supporting team during a bull fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toreador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a matador or one of the supporting team during a bull fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maden oymacılığına ait. toreutics i. maden oymacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boyasız; tarafsız, renksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (önemini belirtmek için) altına çizgi çizmek; üstünde durmak; i. bir kelimenin altına çizilmiş çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keşfedilmemiş, araştırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beklenmedik, umulmadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sereflendirilmemiş; yerine getirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahat, kolay; tabii; işlenmemiş, çalışılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğretilmemiş, öğrenim görmemiş; saf, basit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçeği önceden görebilen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel, güzel görunuşlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z.,(bağlaç) niçin, neden, ne sebepten; (bağlaç) bu sebepten, bundan dolayı, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fahişe, orospu; f. fahişelik etmek. whor'ish s. fahişe gibi; fuhşa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) orospuluk, fahişelik, fuhuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev, umumhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zampara; kerhaneci: pezevenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı şarap renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. wear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevreden daha uzaklara yayılan yerler, havâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precincts. region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. country. locality. neighbourhood. region. vicinity. environs. district. neighborhood. suburb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district. locale. neighbourhood. precinct. vicinage. zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçmiş zamanlar. of yore eski zamanlarda olan. in days of yore bir varmış bir yokmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endemic. regional. topical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local. regional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endemic. local. topical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. zoospor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. 2 gametten teşekkül eden tohum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by