örs ne demek? | örs anlamı nedir? | örs

örs anlamı nedir?

örs ne demek?

örs anlamı nedir?

örs | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde demir vesair madenlerin dövüldüğü, demirden kalın ve bir tarafı sivri Alet ki, yere gömülü bir kütüğün ve küçüğü bir tezgâhın üzerine konur: Demirci, kuyumcu örsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anvil. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anvil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazarlık, muharrirlik, müelliflik; kaynak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). orduda yük beygiri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. bourse). Sarraflarla nakit para ve tahvilât alışverişi edenlerin toplanıp muamele ettikleri yer. Paris borsası. Borsa cetveli, pusulası = Tahviller, para vesairenin her günkü rayicini gösterir cedvel. Borsa komiseri = Hükümet tarafından borsada bulundurulan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock market. stock exchange. money-market. share market. bourse. exchange. market. rialto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock exchange. stock market. exchange. stock exchange. bourse. dealing costs. exchange market. stock- exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock-exchange value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Experts)

Menkul kıymetlere ilişkin alım-satım emirlerinin ilgili iç yönetmelikte belirtilen esaslara göre karşılaştırılması ile fiyatların teşekkülünü izleme ve alım satım işlemlerinin sonuçlandırılmasını sağlamakla yükümlü olan görevlilerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Stock Exchange Orders)

Müşteri emirleri, aracı kurum üye temsilcileri tarafından seans içinde borsa bilgisayar sistemine aktarıldığında borsa emrine dönüşür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Stock Exchange Price)

Borsada belirli kurallara göre işleyen organize pazarlarda işlem gören menkul kıymetlerin, borsadaki arz ve talep koşullarına göre oluşan fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market transaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange commisionary / warden. exchange commissionary. exchange warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Exchange Transaction Fee)

Borsa üyelerinin, Borsa’da gerçekleştirdiği işlem hacmine göre hesaplanarak Borsa’ya ödenen meblağ olup Borsa Yönetim Kurulu’nca belirlenir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jobber. stock broker. floor broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Stock Exchange Members)

Sermaye Piyasası Kurulu’ndan yetki belgesi ve Borsa’dan üyelik belgesi almış aracı kuruluşlardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahvil ve kâğıt para üzerine borsa oyunu yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull. stockbroker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rus sebze çorbası, borş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ABD, (k.dili). adale kasılması, kramp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahta at, oyuncak at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karsak, (zool). Vulpes corsac.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsaj; göğse takılan çiçek buketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, korsan gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müdürlük, direktörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). sırta ait; (bot). arka tarafa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as dorsal, n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The back of a book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Baltic or variable cod , by some believed to be the young of the common codfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan ya da hayvan figürünü, kas yapısını göstermek amacıyla derisi yüzülmüş olarak betimleyen anatomik çizim. 15.yy.da Batılı sanatçıların anatomiye ilgilerinin artmasıyla atölyelerde bu türden yapma modeller kullanma geleneği yerleşmişti. Özellikle Leonardo Da Vinci gibi birçok sanatçı böyle modellerden çizim yapmıştır. Ekorşe figür çalışmalarının en önemli örneği, George Stubbs`ın (1724-1806) Anatomy of the Horse (1766; Atın Anatomisi) adlı aside yedirme baskı dizisidir. Stubbs, bu çalışması için yaklaşık 10 yıl boyunca hayvan kadavralarını incelemiş, 18 ay da çizim yapmıştır. Özgün çizimleri bugün Londra Kraliyet Akademisinde bulunan bu dizi, özellikle veterinerler ve hayvan ressamları arasında gerçeğe uygunluğuyla ün yapmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çek veya poliçenin arakasına imza etmek, ciro etmek, vesika arkasına bir şey yazmak; onaylamak, uygun bulmak. endorsee' i. poliçeyi hamil, poliçeyi elinde bulunduran kimse. endor'ser i. ciranta, bir senedi ciro eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vesika arkasına atılan imza, ciro; tasdik. endorsement in full tam ciro. blank endorsement açık ciro, beyaz ciro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dışa bakan, dışa dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mermer gibi güzel bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. L.).

1.İçinde yüksek bir şahsiyet bulunduğu zaman jemi, otomobil veya binaya çekilen sancak: Cumhurbaşkanlığı forsu; oramiral forsu.

2.Sözünü geçirme, dediğini yaptırma gücü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamer. personal flag. power. influence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag or pennant of office. power. influence. admiral's flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

FOcal Reducer/low dispersion Spectrograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Federal Office of Road Safety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Federal Office of Road Safety, Commonwealth Department of Transport and Regional Development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ ). Eski gemilerde kürek çeken esir veya mahkûm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (sook, saken) vaz geçmek; yüzüstü bırakmak, terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

force majeure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., alay gerçekten, hakikaten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., eski bitkin, bezgin, yorgun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). erken davranıp önlemek, önüne geçmek; daha evvel davranmak; fiyatı yükseltmek için önceden satın almak veya istif etmek, kapatmak (mal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (swore, sworn) bırakmak için yemin etmek; yeminle inkâr etmek, yeminle reddetmek; bırakmak. forswear oneself yalan yere yemin etmek. foresworn (s). yalan yere yemin etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hor çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah tarafından terkedilmiş; vicdansız; kahrolası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerde yatan karın en üstteki donmuş tabakası ki, güneşten eridikten sonra tekrar donup buz halini almıştır: Görşe havası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ing.) katırtırnağına benzer bir bitki, (bot.) Ulex europaeus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visual. pertaining to sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Görmekle ilgili manasına kullanılan uydurma bir kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Görsel İndeks Taraması ekranı dokuz parçaya bölünmüştür. İndeks işareti konulmuş başlangıç sahneleri otomatik olarak bulunur ver fotoğraflar şeklinde gösterilir. Böylece kayıtlı kaset içeriğine kolayca bakılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audiovisual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Göstermek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sallanan oyuncak at; çocuğun at diye bindiği değnek; bir kimsenin merakla takip ettiği konu veya iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, horrorstricken s. korku veya dehşetten do- nakalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. savaşamaz halde, savaş dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. ordövr, çerez, meze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at, beygir; aygır; at familyasından hayvan; süvari birliği; kasa (jimnastik); A.B.D, argo öğrencilerin derslerde gizlice kullandıklan çeviri veya benzeri yardımcı şey; A.B.D, argo eroin. horse bean bakla. horse chestnut atkestanesi, bot. Aesculus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ata bindirmek; at tedarik etmek; kamçılamak; sırtına binmek; ata binmek; A.B.D, argo eşek şakası yapmak; oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. at sırtı; z. at sırtında, ata binerek. on horseback ata binmiş, at üstünde, beygirle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binektaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiyecisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlı tramvay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at çulu, haşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at satıcısı, cambaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at eti; at sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atsineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kılı; at kılından dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba kahkaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kenesi, zool. Haemopsis sangui sorba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binici; süvari. horsemanship i. binicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşek şakası; hoyratlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at sulama veya yıkama havuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. beygirgücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanturpu, bayırturpu, yabani lahana, acırga, karaturp, bot. Armoracia lapathifolia. horseradish tree banağacı, bot. Moringa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at nalı; nal şeklinde şey; çoğ. nal ile oynanılan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kuyrugu; Osmanlılarda tuğ; kırkkilit, atkuyrugu, bot. Equisetum arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kamçı, kırbaç; f. kamçılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ata iyi binen kadın. hort. kıs. horticulture.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a ridge of the earth's crust that has been forced upward between two faults and so is higher than the surrounding land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upthrown block lying between two steep-angled fault blocks See also graben.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A block of rock that lies between two faults and has moved upward relative to the two adjacent fault blocks See also graben. a block of rock thrown up between normal faults.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elongate fault block that has been uplifted in relation to the adjacent rocks. n a large block of crust uplifted along a normal fault in an area of extensional stress forming a mountain; found in conjunction with grabens. an up-faulted block of rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upthrown block between two faults. a ridge of the earth's crust that has been forced upward between two faults and so is higher than the surrounding land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aery , ayrie , eyrie , eyry , horst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z .ev içinde, ev içine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. endorse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black market. under the counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black marketeer. black-market operator. illicit dealer. clandestine trader. illicit trader. trafficker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black marketeering. illicit trade. illegal traffic. trafficking. underhand trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ten üzerine giyilen hafif kadın fanilası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camisole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's cotton or flannel underwaist. camisole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir ülkeye maddî yardımda bulunmak maksadıyla iki veya daha çok ülkenin malî bakımdan anlaşması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consortium

ekon. şirketler birliği

1. Uluslararası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadi ve mali yardımları yürütmek üzere oluşturdukları geçici yardım kurulu.

2.Köprü, yol, baraj vb. büyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin geçici olarak bir araya gelmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium. business on joint account. combine. syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Korse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. corsare).

1.Deniz haydudu, denizlerde haydutluk edip bilhassa tüccar gemilerine musallat olan silâhlı gemici. 2.Deniz haydudu gemisi, deniz haydutlarının bindikleri gemi. 3.Savaş zamanında düşman gemilerini çapul etmeye devlet tarafından izinli olarak çıkarılan gemi ve bu geminin mensûbu olan denizci.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pirate. pirate. corsair. privateer. buccaneer. filibuster. freebooter. picaroon. rover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hijacker. pirate. pirate. hijacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pirate. buccaneer. corsair. filibuster. freebooter. marooner. picaroon. rover. sea robber. sea rover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz haydutluğu: Korsanlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buccaneering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piracy. hijacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. corset). Kadınların göğüslerini düzgün tutmak için elbisenin altına giydikleri balinalı sert ve dik yelek. Kalça ve karnı sıkarak muntazam tutmaya yarayan kadın iç giyeceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corset. girdle. bodice. supporter. stays. foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

girdle. corset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corset. girdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Corsican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corsetier. girdler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Securities Exchanges)

Menkul kıymetlerin arz ve talebinin karşılaştığı örgütlenmiş piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (Morse özel adından). Harfleri nokta ve çizgilerle ifade eden ve telgrafçılıkta kullanılan alfabe sistemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Laponca, zooloji). Kuzey Kutbu’nda yaşayan memeli bir deniz hayvanı (Lat. pdobenus rosmarus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman god of death; counterpart of Thanatos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Morse code. morse key. morse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman god of death; counterpart of Thanatos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morse code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1835'te telgraf makinasnı icat eden Amerikalı Samuel Morse Morse alphabet, Morse code Mors alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokma, parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dizel motorlu gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) İskandinavya'ya veya İskandinav dillerine ait; (i.) İskandinavya dili; Norveç lisanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek atlı; ikinci derecede, adi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.).

1.Geminin sol tarafı, iskele.

2.Geminin, rüzgârın geldiği tarafa yakın bir cihete döndürülmesi: Gemiyi orsa etmek. Orsa alabanda = Birdenbire sola dönmek. Orsa boca = GAh sola ve gâh sağa dönerek yürümek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the weather side of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the weather side of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemi). Sol tarafa, iskeleye dönmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce adı olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ör sel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Eskitmek, bozmak, bozup zedelemek: Yolculuk, elbiseyi örseler.

2.Zedelemek, vurmak, bereleyip bozmak: Hayvan üstünde getirilmesi meyveleri örseler.

3.Tâkat bırakmamak, kırıklık vermek, zayıflığa, dermansızlığa uğratmak: Bu sıtma beni çok örseledi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knock about. to handle roughly. crumple. mishandle. ruck. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örselemek işine mevzû olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffeted about. to be knocked about. to be handled roughly. to be drained of strength. crumple. ruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. i. dışarıya; dışarıda, açık havada; i. açık hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. dışarıda; i. dışarıda olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük beygiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D. benekli at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, ödlek, yüreksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. porcelaine).

1.Çini, fağfurî.

2.Telgraf telini direkten tecrit için direğe tutturulan fincan şeklinde çini.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china. ceramic. china. porcelain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china. porcelain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porcelain. made of porcelain. china.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir tabaklık yemek miktarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helping. portion. a dish of food. serving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helping. serving. portion. go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tilki büyüklüğünde vahşî bir hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buruşuk, sarkık, sölpük, gevşek: Porsuk yemiş. Porsuk ardıç = Yay yapılan bir ağaç. (bk.) Pörsük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevşeyip sarkmış, (bk.) Porsuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

badger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaccid. wrinkled. shrivelled. saggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Açıktohumlulardan bir familya. Örnek bitkisi porsuk ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gevşeyip sarkmak ve buruşmak, (bk.) Pörsümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pörsük hâle gelmek (bk.) Porsumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become flaccid / wrinkled. flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koşu atı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vicdan azabı, pişmanlık, nedamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeis derecesinde pişman olan. remorsefully z. nedametle, vicdan azabı çekerek. remorsefulness i. nedamet, vicdan azabı halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nedamet bilmez, merhametsiz, amansız. remorselessly z. insafsızca, acımayarak. remorselessness i. insafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. retortion.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geriye doğru eğik, arkaya doğru bükülmüş, geriye dönük. retrorsely z. geriye yönelerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

psik. Rorşah testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. testere tezgahı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tek makas; güreşte ayakla köstek. scissors kick makaslama (yüzüş). a pair of scissors makas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senatorlük .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sporty. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sports fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkasında avcının siper aldığı at veya at şeklinde şey; arkasında gizlenilen şey, maske.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aygır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodity exchange. commercial exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burma, bükme kıvırma; burulma bükülme, kıvrılma; mak. burulmuş tel veya cubuğun eski haline dönmesini gerektiren kuvvet. torsion balance burulmalı terazi. torsion meter burma ölçeği torsion scale tel veya maden çubuklarının burulması ile işleyen t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezgitgillerden herhangi bir balık, zool. Gadidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kollar, bacaklar ve baş dışında kalan insan gövdesinin heykeli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan gövdesi; heykel gövdesi; güdük şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. attan düşürmek; atın. almak; düşürmek, yerinden çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beygir; çok çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. daha fena, daha kötü, beter; daha hasta, z. daha fena bir şekilde; i. daha fena şey, beteri; kötü durum. He got worse. Hastalığı ağırlaştı. It got worse and worse. Gittikçe daha kötü bir hal aldı. It will be the worse for him. Kendisi için kötü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötüleştirmek; kötüleşmek, fenalaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ed, -ing, veya -per, -ping) ibadet, tapınma perestiş; aşırı sevgi veya hürmet, tapma, f. tapınmak, ibadet etmek, perestiş etmek; aşırı derecede sevmek veya hürmet etmek, tapmak. your worship zatıaliniz. worshiper i. ibadet eden kimse, tapan kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. huşu uyandıran; İng. saygıdeğer, muhterem. worshipfully z. tapınırcasına. worshipfulness i. hürmet, saygı, ihtiram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. en fenası, en kötüsü; z. en fena surette, en kötü şekilde; i. en kötü şey, en fena durum; f. yenmek, mağlup etmek, üstün gelmek. in the worst way (argo) pek çok, fena halde, adamakıllı. at worst en kötü ihtimale göre. if worst comes to wors

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bükme yün, yün ipliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by