Orta Dalga ne demek? | Orta Dalga anlamı nedir? | Orta Dalga

Orta Dalga anlamı nedir?

Orta Dalga ne demek?

Orta Dalga anlamı nedir?

Orta Dalga | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

medium wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-RW. Görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir ve 300 keze kadar biçimlendirilebilir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Herhangi bir açıyı iki eşit açıya ayıran yarım doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector. bisecting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kanı yürekten vücuda nakleden şahdamar, büyük ortadamar, (aort). aortal, aortic s aortla ilgili. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Affiliate Company, Subsidiary)

İşletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az % 50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Burtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultrashort wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multimedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa dini kitap satışına mahsus gezici kitapçılık. colporteur (i). seyyar kitap satıcısı; özellikle dinsel kitaplar satan veya dağıtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rahat, müreffeh; teselli edici, rahatlatıcı; (k).dili yeterli; (i)., A.B.D. yorgan comfortably (z). rahatça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Deniz suyunun veya başka suların rüzgârın tesiriyle oynayıp sallanması ve köpürmesi. Ar. mevc.

2.(fizik). Akışların devirli hareketlerinde bir devir içindeki hareket: İstanbul Radyosu orta dalga üzerinden yayın yapar.

3.Gizli iş, dalavere: Bu işte bir dalga var, ama ne olduğunu anlayamadım.

4.Esrar, eroin gibi uyuşturucu maddelerin verdiği keyif hali. 5.Dalgınlık. Dalga boyu uzunluğu (fizik) = Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklığın ölçümü: Kırmızı ışığın dalga boyu 0,7 mikrondur. Dalga dalga = Açıklı koyulu: Badana dalga dala olmuş. Dalga geçmek = Ortadaki işle uğraşmayarak aklı başka yerde olmak. Dalga gibi gelmek = Birbiri ardınca, çok çok gelmek. Dalgayı başa almak = Gemi veya sandalın başını dalgaların geldiği yöne çevirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave. undulation. crimp. sea. thingumabob. thingumajig. thingummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. gadget. wave. undulation. trick. intrigue. jigger. affair. sweetie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave. band. crimp. sea. swell. hidden catch. billow. surge. oscillation. undulation. jaw. corrugation. absent-mindedness. love affair. upsurge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Denizin yel esince oynayıp kabarması. 2.Denizde hareketli su kütlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength. wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Deniz suyu devinimlerinin oluşturduğu gücün enerji üretiminde kullanılabileceği, potansiyel yenilenebilir enerji kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işine ciddiyet ve dikkatle sarılmayan, teobel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remiss. daydreamer. woolgatherer. shirker. slacker. malingerer. tricky fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who does not take his / her work seriously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir limandaki tekneleri dagalarm tesirinden korumak için denizde yapılan set.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir limanı akıntılardan ve gelgitlerden korumak amacıyla gelgite açık koylarda, göllerde yada ırmaklarda gerçekleştirilen yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater. jetty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jetty. mole. breakwater. wave braker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı.

2.Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undulation. fluctuation. ripple. roll. ruffle. surge. surging. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. surge. fluctuation. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluctuation. undulation. waviness. surging. waving. rolling. undulating. oscillating. wave motion. surge. oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dalga peyda etmek, dalgalı olmak. Ar. temevvüc. Osm. telâtüm etmek: Lodostan deniz dalgalandı.

2.Dalgalı görünmek, temevvüc etmek: Rüzgârdan saçları dalgalanıyordu.

3.Dalgalar peyda ederek yürümek veya koşmak: Koyun sürüsü dalgalanıyordu. Bayrak dalgalanmak = (bayrak) Rüzgâr tesiriyle kıvrılıp açılmak. Mecâzen de kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billow. surge. to wave. to undulate. to billow. to become rough. to float. to fluctuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rough. to be waved. to float. to change with the market. fluctuate. oscillate. roll. surge. undulate. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalgası olan. Ar. mütemevvic: Dalgalı deniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy. undulating. rough. choppy. alternating. waved. undulated. corrugated. billowy. flowing. restless. undate. undated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choppy. corrugated. rough. rough. wavy. undulating. watery. corrugated. alternating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. wavy. rough. undulating. corrugated. moiré. harmonic. fluctuating. oscillating. surging. rolling. curly. floating. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate current, alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. still. not rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidant. agony aunt / uncle. active columnist. agony aunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal accident insurance. auto bodily injury insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). küçük istihkâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hortatory s. nasihat verici, nasihat yollu; teşvik edici, gayret verici, yüreklendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old age insurance. social security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlunun ilk hesap makinesi abaküslerdir ve abaküse benzeyen ilk araçlar bundan 3,000 sene önce kullanılmıştır. Otomatik hareketlerden yararlanan ilk toplama makinesini Blaise Pascal geliştirmiştir. Pascal bu makineyi tasarlarken, bir tarafa doğru döndürülen dişli çarkların hareketinden faydalanmıştır. Daha sonra Leibniz aynı prensiple çarpma işlemi de yapabilen bir makine daha geliştirmiştir.

Hesaplamada elektronik sistemin öncüsü İngiliz bilim adamı Charles Babbage’dir. Babbage’nin Analitik Motor adını verdiği cihaz, belli bir programlama içinde hesapları otomatik olarak yapabilmekteydi.

Gerçek anlamda bilgisayarlar, 1941 yılında Berlin’de Kondrad Zuse tarafından geliştirilmiştir. Onun yaptığı bilgisayar, elektron lambalarından oluşuyordu ve aynı yıllarda Busines Machines Corporation adlı firmanın yaptığı otomatik bilgisayardan çok daha hızlı çalışıyordu.

1946’da, Amerikalı J. Presper Erchert ve John W. Mauchly, yüksek işlem hızına sahip tam elektronik ilk sayısal bilgisayarı geliştirdiler. 17,500 civarında elektron tüpü, 1,500 röle, 70,000 direnç ve 10,000 kondansatörden oluşmuş 30 ton ağırlığındaki bu dev makina, on haneli 5,000 sayıyı bir saniye içinde toplayabiliyordu.

Sonraki yıllarda inanılmaz bir süratle geliştirilen bilgisayarlar, bilgiyi çabuk ve doğru bir şekilde işleme ve saklama özellikleri nedeniyle, kısa sürede günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Bilgi üretimi ve dolaşımı hızlandı. Bu gelişmeler sayesinde, bir toplumun bütün bireylerinin bilgiye kolayca ulaşmaları ve onu tüketmeleri mümkün oldu.

Bilgi toplumunun oluşumunu hızlandıran bu gelişmelerin yanısıra, basımevlerinden uzay gemilerine kadar hemen bütün makina ve araçların kontrolünü de bilgisayarlar üstlenmeye başladı. Böylece insanlar uzun süre alan ve oldukça karmaşık olan yorucu ve bıktırıcı işlerden kurtuldular.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ölmez, ebedi ölümsüz, daim, baki, sonsuz; i. ölümsüz varlık; şöhreti devam eden kimse; coğ. ilâhlar; çoğ.,the ile Fransız Akademisi üyeleri. immortal'ity i. ebedilik, olümsüzlük. immortally z. ebedi olarak, ölümsüz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ebedileştirmek, ölümsüzleştirmek; ebedi şöhrete nail etmek, unutulmaz hale getirmek. immortaliza'tion i ebedileştirme, ölümsüzleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önem, ehemmiyet; etki, tesir, nüfuz, itibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, ehemmiyetli, mühim; gururlu, kibirli, azametli; etkili; nufuzlu, itibarlı. importantly z. önemle, ehemmiyetle; sıkkıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammül edilemez, çekilmez, dayanılmaz; haksız. insupportably z. dayanılmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arnavutça’dan).

1.Yayvan yemiş sepeti. 2.Seyyar satıcı tezgâhı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street vender. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaddy goods. catchpenny article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Malını işportada satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawker. pedlar. peddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street peddler. handseller. pitchman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddling. hawking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik).

1.Geminin içini aydınlatmak, havalandırmak ve girip çıkmaya matısus iskeleleri asmak üzere güvertelerine açılan anbar ağzını örtmek için etrafı camlı ve üzeri beşik örtüsü gibi kapaklı örtü ve modern gemilerde yalnız iskele ağızlarını örtmek için yapılan küre şeklinde kapı.

2.Otomobil motorunun sac kapağı. Otomobil karoserisinin sac kısımları.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate. hood. bonnet. skylight. cowling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. hatchway. hatch ; hood. bonnet. air intake. bottom skin. cowl. cowl panel. folding top. motor hood. protection cap. nacelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otomobil kaportalarını tamir eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Ko Profit and Loss Sharing Certificate)

Ortaklıkların, kar ve zarara ortak olmak üzere iştigal sahalarına giren tüm faaliyetlerin gerektirdiği finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ihraç veya halka arz edebilecekleri bir tür sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. geometri) (uyd. k.). Üçgenin her tepesinden karşı kenarın ortasına çekilen doğru parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

median.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yanan, sıcak ten. 2.Yalçın ve kesik kaya. 3.Pelikan kuşu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı kalıbının çapı. Baş lorta = Büyüğü. Orta lorta = Ortalaması. Aşağı lorta = Küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ölümlü, geçici, fani; insani, beşeri; öldürücü, amansız; ölümcül; k.dili çok büyük; k.dili uzun ve sıkıcı; k.dili olası; i. insan, insanoğlu, beşer, ölümlü yaratık. mortal enemies birbirinin can düşmanı. mortal remains cenaze, ceset. in mortal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havan, dibek; havan topu; bina yapımında kullanılan kireçli harç; f. harç ile sıvamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harç tahtası veya tepsisi;üniversite mezuniyetinde giyilen kep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Argoda ölmek mânâsındaki mortoyu (mortayı) çekmek deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T ).

1.Hıristiyanlar’da cenaze taşımak için tutulan kimse.

2.Cenazelerde aşir okuyarak para alarak geçinen kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.iki uçtan eşit mesafede olan yer veya zaman, vasat: Yolun ortası, senenin ortası, günün ortası.

2.Bir şeyin bütün kenarlarından eşit mesafede yahut ona yakın yer, vasat, merkez: Meydanın, odanın ortası.

3.Yarı: Kışın ortasını bulduk.

4.Meydan, ara: İşi ortaya dökmeli. 5.Yeniçeri ocağında: tabur.

6.Deniz açığı, engin. Ortaoyunu = Eski tarzda ve meydanda oynanılan bir çeşit eski Türk tiyatrosu. Uluorta = Açıktan açığa, doğrudan doğruya bir şey söylemek veya yapmak. Ortaya almak = Her taraftan çevirmek. Ortasını bulmak = Çözmek, yapmak. Ortaya dökmek = Her şeyi meydana çıkarmak. Ortadan kaldırmak = Yok etmek. Orta malı = Müşterek mal (mec. Adî, düşkün kimse, fâhişe). Orta yazıcısı = Yeniçerilerde tabur kâtibi.Arada, ortada bulunan, vasatî: Orta parmak, orta kat, orta direk.Ortalama, ne az, ne çok: Orta boy. Ortaelçi = Elçi, büyükelçi olmayan sefir. Ortahalli = Ne zengin, ne fakir. Ortaya atmak = İleri sürmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle. mid. central. medium. middling. intermediate. fair. in-between. intermediary. mean. medial. median. mediate. mediocre. mesial. mesne. moderate. passable. secondary. middle. center. centre. mean. midst. bosom. c. median. medium. mid-. meso-. m.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. centre. fair. indifferent. intermediate. medial. median. mediocre. medium. middle. middling. moderate. normal. tolerable. central. midst. center. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediate. medium. middle. middling. moderate. middle part. central part. central (thing. average. centre. centrum. the common run. heart. in between. mainstream. medial. mediocre. mesne. mid. midst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Afrika’da, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 7 00 Kuzey enlemi, 21 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 622,984 km².

Kara: 622,984 km².

Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 5,203 km.

sınır komşuları: Kamerun 797 km, Çad 1,197 km, Demokratik Kongo Cumhuriyeti 1,577 km, Kongo Cumhuriyeti 467 km, Sudan 1,165 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklim: tropikal; kışlar sıcak ve kur, yazlar ılıman ve nemli geçer.

Arazi yapısı: Çok geniş, yassıdan inişli çıkışlıya değişen tekdüze yaylalar, kuzeydoğu ve güneybatı boyunca serpilmiş tepelikler yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Oubangui Nehri 335 m.

en yüksek noktası: Ngaoui Dağı 1,420 m.

Doğal kaynakları: Elmas, uranyum, kereste, altın, petrol, hidrolik güç.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

Otlaklar: %5.

Ormanlık arazi: %75.

Diğer: %17 (1993 verileri).

Doğal afetler: Sıcak, kuru, tozlu rüzgarlar güney bölgelerinde etkindir; su baskınları ülke genelinde görülmektedir.

Coğrafi Not: kara ile çevrili; hemen hemen Afrika’nın tam ortasında yer almaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,576,884 (Temmuz 2001 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %43.23 (erkek 778,885; kadın 767,414).

15-64 yaş: %53 (erkek 929,717; kadın 965,947).

65 yaş ve üzeri: % 3.77 (erkek 59,364; kadın 75,557) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.85 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.01 erkek/kadın.

15-64 yaş: 0.96 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.79 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.98 erkek/kadın (2001 verileri).

Bebek ölüm oranı: 105.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 43.8 yıl.

Erkek: 42.17 yıl.

Kadın: 45.48 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.86 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %13.84 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 240,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 23,000 (1999 verileri).

Ulus: Orta Afrikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Baya %34, Banda %27, Sara %10, Mandjia %21, Mboum %4, M’Baka %4, Avrupalı 6,500 (1,500 Fransız dahil).

Din: Yerel inançlar %24, Protestanlar %25, Roma Katolikleri %25, Müslümanlar %15, diğer %11.

Diller: Fransızca (resmi), Sangho, Arapça, Hunsa, Swahili.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %60.

Erkek: %68.5.

Kadın: %52.4 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Orta Afrika Cumhuriyeti.

Yerel tam adı: Republique Centrafricaine.

Eski adı: Ubangi-Shari, Orta Afrika İmparatorluğu.

kısaltma: CAR.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Bangui.

İdari bölümler: 14 eyalet, 2 ekonomik bölge ve 1 genel bölge; Bamingui-Bangoran, Bangui, Basse-Kotto, Gribingui, Haute-Kotto, Haute-Sangha, Haut-Mbomou, Ke


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 9/4 ile yazılan Aksak usûlü. Ağır Aksakia Aksak arasında bir harekettedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark ages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle Age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle Ages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark ages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle Age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle Ages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mainmast. middle class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mainmast. middle class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle East.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle East.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a middling amount of suger in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a middling amount of suger in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle aged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle aged. middle-aged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle aged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle aged. middle-aged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle course. mean course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle course. mean course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k.). Partisip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

participle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tepe, ozanların bulunduğu. 2.Mirasçı. 3.Veliaht. 4.Sıfat fiill(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Batı Roma İmparatorluğunun düşmesinden (M.S. 476). Doğu Roma İmparatorluğunun düşmesine (M.S. 1453) kadar devam eden tarih çağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediaeval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the middle. in between. exposed. obvious. clear. apparent. evident. evidential. evidentiary. between. betwixt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. borderline. clear. demonstrable. evident. halfway. indecisive. indeterminate. overt. palpable. patent. a) in the middle b) clear. obvious. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amid. halfway. median. midway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the middle. in between. exposed. obvious. clear. apparent. evident. evidential. evidentiary. between. betwixt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. borderline. clear. demonstrable. evident. halfway. indecisive. indeterminate. overt. palpable. patent. a) in the middle b) clear. obvious. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amid. halfway. median. midway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. lift. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. axe. blot out. bring away. cut out. eliminate. kill. make away. prescind. remove. shuffle aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Elçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «orta» dan).

1.Şerîk, ortaklama iş yapan.

2.Eskiden bir kocanın karılarından birine nisbetle diğeri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. collective. joint. conjunct. consociate. fellow. identic. mutual. sympathetic. partner. associate. shareholder. collaborator. consociate. cooperator. copartner. dormant partner. mate. pard. party. privy. sidekick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. common. communal. concerted. corporate. joint. mutual. partner. unanimous. universal. associate. shared. accomplice. in common. any wife in a polygamus household.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate. partner. accomplice. hold in common. shared. fellow wife (in a polygamous household. associated. collective. companion. conjoint. consociate. copartner. fellow partner. interested partner. joint partner. kiss- and-tell. law partner. mutual. par

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lingua franca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lingua franca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to associate. to make sb a partner. to take sb on as a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to associate. to make sb a partner. to take sb on as a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common multiple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common multiple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. participate. to be at a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. participate. to be at a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor / factor. common diviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor / factor. common diviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahsule ortak olarak başkasının tarlasında çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share cropper. sb who assists a farmer in return for a share of the crop. metayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share cropping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share cropping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortaklıkla, müştereken: Ortaklaşa bir dükkân açalım veya bir çiftlik alalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint. in collaboration with. jointly. collectively. in common. in cahoots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. as a partner. in common. sharing equally. collectively. jointly. together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jointly. together. as partners. collectively. joint. common. shared. in common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe).

1.Ortak olarak bir varlık meydana getiren fertlerin bütünü.

2.Ortak mülkiyet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ortak olmak: Hepimiz ortaklaşırsak bir mağaza açabiliriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şirket: Ortaklık, ticaretin ruhudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. association. company. community. coparcenary. copartnership. joint adventure. joint undertaking. joint venture. participation. privity. tie-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. incorporation. partnership. society. firm company. partnership iştirak. müşareket. firm. company. corporation şirket. kumpanya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. company. consortium. copartnership. corporation. firm. interestedness. joint partnership. participating state. participation. partnership firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kulak zarının arkasındaki boşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortalamak işi, ortasını bulma, alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium. average. mean. equated. fair average. medial. normal. par. average. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. normal. medium. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center alignment. mean. average. mean average.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on an average. average propensity to consume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Average Collateral)

Üçer aylık hesaplama dönemlerinde tüm Borsa üyeleri için hesaplanan oransal teminat tutarlarının basit ortalamasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ortaya, meydana koymak.

2.Bir şeyin ortasına varmak, yarısını bulmak: Kışı ortaladık.

3.Yarı yarıya bölmek, ortasından ayırmak: Kârı iki ortak arasında ortalamalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the middle. to center. to centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the middle of. to reach the midpoint of. to divide sth in half. to kick the ball towards the goal. centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ortasına varılmak, yarısı bitmek: Bu iş ortalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Yeryüzünün görünen kısmı, ufuklar: Ortalık ağardı, ortaIık karardı, ortalıkta kimse yok.

2.Halk: Ortalıkta bir büyük sevinç hüküm sürüyor.

3.Oda veya evin içi: Ortalığı biraz toplayın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the world around. surroundings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the area around one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the world around. surroundings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the area around one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in view. in sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. Bu, bir ağaç kovuğu, kayaların arası veya saklanabilecekleri herhangi bir yer olabilir.

Buradaki içgüdü, hayvanın kendisini güçsüz hissetmesi nedeniyle bir düşmanla karşılaştığında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur.

İehir hayatının bir parçası haline gelen serçe, güvercin, karga gibi kuşlar da etrafta çok miktarda bulunmasına rağmen bunların ölülerine aynı nedenle hiç rastlayamazsınız. Saklandıkları yerlerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya bir başka hayvan ya da böcekler tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.

Sokaklarda, meydanlarda insanlardan hiç çekinmeden dolaşan güvercinler bazen balkonlarımıza bile konarlar. Hiç dikkat ettiniz mi? Bütün bu güvercinlerin boyutları üç aşağı beş yukarı aynıdır. Öbür hayvanlar gibi yanlarında yavruları, minik güvercinler yoktur.

Bunun nedeni güvercinlerin yuva kurdukları yerlerdir. Onlar yeterince emniyetli görmedikleri ağaçlara yuva yapmazlar. Güvercinlerin ana yurdu Kuzey Afrika’dır. Buralarda yuvalarını kayalıkların üst noktalarına kuruyorlardı. Bu sayede aşağıdan gelecek düşmanlarını görebiliyorlardı.

Sonradan başka bölgelere göç eden güvercinler bu içgüdüsel alışkanlıklarını buralarda da sürdürdüler. Yuvalarını yüksek binaların pencere, çatı gibi yüksek yerlerine kurdular. Yavrularını gelişene kadar buralarda büyüttüler.

Zaten güvercin yavruları çok hızlı büyürler. Kısa bir süre içinde vücutları tüy ve teleklerle örtülür, birinci ay sonunda uçarak anne ve babalarını izlerler. Yani yavrular uçabilecek hale gelince boyut olarak büyüklerinden farkları kalmaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Vasat, çevredeki şartlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambient. atmospheric. environment. atmosphere. ambiance. ambience. medium. ambit. aroma. occasion. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambient. atmospheric. environment. atmosphere. ambiance. ambience. medium. ambit. aroma. occasion. stage. climate. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

media. medium. atmosphere. miliev. environment. surroundings. ambience. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş renginde kızıl tan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «orta» dan). Ortada bulunan, vasati, üç şeyin ortasındaki, ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrangea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle. middle child. hydrangea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the second child in a family which has three children. middle-sized thing. hortensia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Pek çok türü bulunan süs bitkisi. 2.Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasındaki kardeş. İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Japonya asıllı bir çiçek, Japon çiçeği

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. middle school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. middle school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. emergence. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. taşınabilir, nakli mümkün, portatif; i. taşınabilir şey, portatif eşya. portabil'ity i. ta şınabilme, nakledilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., Kan taşıma, nakletme; karadan kayık nakliyatı; nakliyat yolu; nakliye, hamaliye, hamallık; f. kayık nakletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekiz «portugal» İsminden). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi, Ar. nârenc. Çin portakalı = Mandalina. Kan portakalı = İçi kırmızı cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange. orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus aurantium var): Turunçgiller familyasından bir ağaçtır. Boyu 2-10 m arasında değişir. Yaprakları sert dayanıklı ve düz kenarlıdır. Meyvesi C vitamini bakımından zengindir. Kabuğunun altında sarımtırak, bazılarında ise kırmızı renkte sulu ve dilimli bir öz bulunur. Kabuklarından portakal esansı elde edilir. Eczacılıkta ve gıda sanayiinde kullanılır. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılır. Kullanıldığı yerler: Çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su, spazm giderir. Kabuklarından yapılan şurup ise, mide hastalıklarında kullanılır. Damar sertleşmesini ve felci önler. Soğuk algınlığı, grip ve nezlede faydalıdır. Yorgunluğu ve sinir bozukluğunu giderir. Cildin güzel olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır. Karaciğeri çalıştırır ve safra ifrazatını artırır. Ateşi düşürür. Nekahat devresini kısaltır. Vücuda enerji verir. Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Zayıflatıcıdır. Mide hastalıklarından şikayet edenler portakal yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal şerbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal renginde (turuncu demek daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A door or gate; hence, a way of entrance or exit, especially one that is grand and imposing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lesser gate, where there are two of different dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly, a small square corner in a room separated from the rest of the apartment by wainscoting, forming a short passage to another apartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By analogy with the French portail, used by recent writers for the whole architectural composition which surrounds and includes the doorways and porches of a church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space, at one end, between opposite trusses when these are terminated by inclined braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prayer book or breviary; a portass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a porta, especially the porta of the liver; as, the portal vein, which enters the liver at the porta, and divides into capillaries after the manner of an artery. a grand and imposing entrance ; 'the portals of the cathedral'; 'the port

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pig; a porket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The coarse-grained brownish yellow wood of a small tree of Florida and the West Indies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called pigeon wood, beefwood, and corkwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lascivious; licentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to pornography; lascivious; licentious; as, pornographic writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Licentious painting or literature; especially, the painting anciently employed to decorate the walls of rooms devoted to bacchanalian orgies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A treatise on prostitutes, or prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quality or state of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a grand and imposing entrance ; 'the portals of the cathedral'; 'the portals of heaven'; 'the portals of success'. a site that the owner positions as an entrance to other sites on the internet; 'a portal typically has search engines and free email and cha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a web site that is or is intended to be the first place people see when using the web Typically, a portal site has a catalog of web sites, a search engine, or both A portal site also may offer e-mail and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site that offers services to entice Internet surfers to use the site as their main 'point of entry' to the Web Typically, a portal will provide a directory of links to sites, a search engine, and other services such as free e-mail, or filtering and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a Web site that is or intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'Portal site' has a catalogue of web sites, a search engine, or both A Portal site may also offer email and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site or service that offers a broad array of resources and services, such as e-mail, forums, search engines, and on-line shopping malls The first Web portals were online services, such as AOL, that provided access to the Web, but by now most of the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually Portal is used as a marketing term to described a Website that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a Portal site has a list of sub-sites, a search engine, news, weather, etc A Portal site may also offer

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site or service that offers a broad array of resources and services, such as email, forums, search engines, and on-line shopping malls The first Web portals were online services, such as AOL, that provided access to the Web, but by now most of the t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to describe a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically, a portal site has a catalog of web sites, a search engine or both A portal site may also offer email and other se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a term used to describe a web site that is intended to be the first place people when using the web A portal site may offer e-mail and other services to entice people to use that site as their main point of entry to the web It typically has a cata

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portal is a Web site that serves as a gateway to the Internet, often consisting of a collection of links to the most popular Web services on the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'Portal site' has a catalogue of web sites, a search engine, or both A Portal site may also offer email and oth

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'Portal site' has a catalog of web sites, a search engine, or both A Portal site may also offer email and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is generally used as a marketing term to describe a website that is or is intended to be the first place people see when using the Web Generally, a portal site has a catalog of websites, a search engine and it may offer email service to entice people

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to describe a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'portal site' has a catalog of web sites, a search engine, or both A portal site may also offer email and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An integrated and personalized web-based interface to information, applications and collaborative services Access to most portals is limited to corporate employees or corporate employees and certain qualified vendors, contractors, customers and other part

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term, generally synonymous with gateway, for a World Wide Web site that is or proposes to be a major starting site for users when they get connected to the Web or that users tend to visit as an anchor site There are general portals and specialized or ni

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gateway or entrance to the web In common usage it has come to describe a starting point page with a hierarchical, topical directory, a search window, and added features like news headlines and stock quotes For typical examples, see Yahoo and Netscape Ne

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A web site that becomes a user's primary starting point for access to the Internet AOL and Yahoo! are examples of portal sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high-traffic Web site with a wide range of content, services and vendor links It acts as a value-added middleman by selecting the content sources and assembling them in a simple-to-navigate and customize interface for presentation to the end user Portal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internet A web site aiming to be a first 'port of call' for Internet users Most portals are search engines offering news and other content facilities in their attempt to become the best place to start when browsing the web Successful portals are likely to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site that acts as a doorway to a variety of other sites and services Since healthcare portals can guide high volumes of users to search engines, drug databases, consumer content, online prescription services, medical supplies and physician continuin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A site which provides wide variety of information and services such as e-mail, chat rooms, shopping and search facilities to attract and retain a greater number of visitors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A web site designed to be a 'first port of call' when you go online such as Excite and Yahoo Portals offer a mixture of news and information, a search engine and/or a directory Portals are search tools, Most started life as search tools but have had addit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Web sites that serve as starting points to other destinations or activities on the Web Initially thought of as a 'home base' type of Web page Most major search engines and directories have positioned themselves as 'portals' Often portals offer free servic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web 'supersite' that provides a variety of services including Web searching, news, white and yellow pages directories, free e-mail, discussion groups, online shopping, and links to other sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gantry , portal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı, süslü ve büyük kapı; medhal, girilecek yer. portal-to-portal pay (maden ocağı veya fabrikada) işçinin işyerinde harcadığı zamana göre ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. kapıya ait (karaciğer deki); tıb. bağırsaklardan karaciğere kan nakleden büyük damara ait. portal vein tıb. kapı toplardamarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İt., müz. portamento, ses kaydırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Taşınabilir, sökülüp, taşınabilen: Portatif gardırop.

2.Kolay taşınabilen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. folding. collapsible. foldaway. knockdown. transportable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. movable. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. portatif, taşınabilen, nakledilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Venture Capital Investment Trust)

Kayıtlı sermayeli olarak kurulan ve çıkarılmış sermayelerini esas olarak sermaye ve faiz kazancı elde etmek amacıyla risk sermayesi yatırımlarına yönelten halka açık anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yazarın, gördüklerini anlatan yazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. reportage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. reporting. set of articles on a topical subject. report. reportage. commentary. running commentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feature report. programme which gives a detailed report on a particular topic. newspaper report. feature. interview. reportage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reporter. interviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writer of feature articles. interviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance. health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus ve kuyruğu makas şeklinde olan bir cins sinekyutan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine fazla önem verme, kendini fazla yüksek görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksiklik, açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ. sicurta). t. Mal ve paranın her türlü kazaya karşı tazmini: Evi, gemiyi, eşyayı, sigorta etmek, sigortaya koymak.

2.Bu şekilde tazminini üzerine alan ve bu maksatla teşekkül etmiş şirket ve idare.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance. insurabile. insurance. assurance. fuze. fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. fuse. insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance. assurance. fuse. aids to trade. cover. safety net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assure. to insure. to underwrite. cover. introduce an insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance policy. policy of assurance / insurance. attachment. documentary bill. insurance certificate. policy of insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance premium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance premium. premium paid for insurance. class rate. insurance portfolio. policy premium. rate of insurance. insurance rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sigorta işleri ile uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance agent. insurer. insurance broker. assurer. underwriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underwriter. insurer. insurer agent company. insurance agent. insurance canvasser. placing broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insurance. selling insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selling insurance. insurance trade. underwriting business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. cover. to insure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insure. to issue the safety of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sigorta ettirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insured. assured. insurant. secured. the insured. the insured party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insured. the insured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assured. insured. covered by an insurance policy. covered. insurance holder. insuree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being covered by old age insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social security. social insurance. social insurance / security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abettor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abettor. accessory. accomplice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplice. associate in crime. associate in guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dahili lens motoru, daha hızlı otomatik odaklamanın yanı sıra daha sessiz ve sorunsuz bir çalışma sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilir, tahammül edilebilir; ispat edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. nakil, yerden yere taşıma, münakalât, ulaştırma; nakil vasıtası; nakil vasıtası bileti; taşıt ücreti; sürgünlük cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aslını bilmeden, düşünüp danışmadan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahatsız; rahatsız edici, nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, unimportance i. önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Company)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dışarıda yerleşik kişilerden ilgili ülke mevzuatına göre yabancı sermaye piyasası araçlarını çıkaran ortaklıklar ile yatırım ortaklıklarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın ya da organizma grubunun yerleştiği, fiziksel çevrenin görece birörnekliği ve ilgili bütün biyolojik türlerin sıkı etkileşimi ile belirlenen doğal çevre. Yaşama ortamı çöl, tropik orman, çayırlık alan, kutup tundrası ya da buz denizi olabilir.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Investment Trusts)

Sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midsummer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by