örtü ne demek? | örtü anlamı nedir? | örtü

örtü anlamı nedir?

örtü ne demek?

örtü anlamı nedir?

örtü | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Örtmeye yarayan her şey, Fars. pûşîde: Karyola, minder, masa örtüsü. Kâbe-i Şerife örtüsü = KAbe astarı.

2.Evin üstünü örten çatı ve ona benzer şeyler, yağmur ve güneşten muhafaza eden siper, çardak: Bu binanın daha örtüsü yok, örtü altında işlemek. Eğer örtüsü = Gaşiye, haşa. Başörtüsü = Kadınların saçlarını saklamak için başlarına aldıkları örtü. Yüzörtüsü = Peçe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. veil. wrap. cloth. overlay. covering. blanket. canopy. caparison. cloak. coat. cope. envelope. garment. hood. layout. mantle. shroud. spread. throw. wrapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canopy. cloth. cosy. cover. covering. mantle. mask. rug. shroud. spread. top. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. apron. cover. covering. coverture. mantle. shroud. any cloth covering. roof. coat. coating. cloak. casing. kerchief. baldachin. mask. shade. wall. wagon cover. hood. wrap. vamp. throw. overlaying. shrouding. blind. cloth. cot. rug. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headscarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınların başlarına sardıkları örtü, baş örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headgear. kerchief eşarp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation. flora. greenstuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden top taşıyan büyük harp mavnası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmen taşına tane döken titrek huni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üstü kapalı ağaç oluk.

2.Kalın tulumba ağacı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). evrimin doğal kanunların rastlantılı sonucu olduğuna inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir rastlantı sonucu vaki olan, tesadüfi. fortuitously (z). tesadüfen, kazara. fortuitousness, fortuity (i). tesadüf, rastlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Romada talih tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). talihli, bahtiyar, mesut. fortunately (z). iyi ki çok şükür, Allahtan, bereket versin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). talih, baht; rastlantı, tesadüf; uğur; şans; kader, kaza, kısmet; servet, çok para. fortune hunter bilhassa evlenme yolu ile zengin olmak isteyen kimse, servet avcısı. fortuneteller (i). falcı. fortunetelling (i). falcılık. make a fortune zengin olma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Fil burnu.

2.Tulumbaya takılan plastik, lastik veya sık bez boru.

3.Dar sahalı bir siklon çeşidi. Hortum, buhar veya suyun hızla dönüp sütun halinde yükselmesi şeklinde olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. water hose. hose pipe. tornado. elephant's trunk. twister. whirlwind. cyclone. eddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. waterspout. whirlwind. hosepipe. trunk. proboscis. tornado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. tornado. whirlwind. trunk. proboscis. waterspout. tube. hosepipe. rubber / flexible / elastic pipe. nozzle. cyclone. whirlblast. hurl wind. twister. waterskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli hayvanların, burunları hortum biçiminde uzayanları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorla isteyen, ısrarla bir şey isteyerek rahatsız eden. importunacy, importunateness i. Israrla isteyerek rahatsız etme. importunately z. ısrarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısrarla istemek, tekrar tekrar istemek. importunity i. usandırıcı ısrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamansız, mevsimsiz, münasebetsiz, uygunsuz, sırasız. inopportunely z. vakitsizce, uygunsuz zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir çeşit büyük semer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talihsizlik; bedbahtlık; kaza, belâ, felâket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gömülmeye ait; olümle ilgili; i. cenazelerin geçici olarak konulduğu yer, morg. mortuary chapel mezarlık kilisesi. mortuary urn yakılan ölülerin külünü saklamaya mahsus kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Oportünizm anlayışına, görüşüne uygun hareket eden, idare-i maslahatçı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opportuniste

fırsatçı

Duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunist. temporizer. timepleaser. timeserver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. opportunisme). Hareketlerini, düzenli bir plana veya moral prensiplere göre değil de, zamanın şartlarına göre ve çıkarına uyacak şekilde ayarlayan davranış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opportunisme

fırsatçılık

Güç durumlarda, davranışlarını ahlak kuralları veya düzenli bir düşünceden çok, çıkarlarına uyacak biçimde ayarlamayı amaçlayan tutum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elverişli uygun; tam zamanında olan, vakitli. opportunely z. tam zamanında. opportuneness i. elverişlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.fırsatçılık,oportünizm. opportunist i.fırsatçı kimse,oportünist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırsat, uygun zaman, elverişli durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örtmek işine meVzû olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be covered. to be veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be covered. to be veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Örtülmüş: Örtülü bir masa.

2.Gizil; Gizli, örtülü bir şsy değildir.

3.mec. Kapalı, anlaşılması zor: Orasını pek örtülü geçti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered. veiled. wrapped. under cover. covert. buried. masked. shut. clad. coated. mantled. muffled. submerged. submersed. thick with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implicit. covered. veiled. shut. closed. hidden. hushed up. concealed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ortanca kardeş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş renginde tunç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Üstüne bir şey aiıp korunmak: Bir yağmurlukla örtündü.

2.Yüzüne yaşmak, peçe vs. tutunmak.

3.(eskiden kız) Erkekten kaçmaya başlamak, ferace, yaşmak veya çarşaf, peçe tutunmak: Yeni örtünmüş bir kız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover oneself. to veil oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover oneself. to veil oneself. to cover oneself with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover oneself. to veil oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover oneself. to veil oneself. to cover oneself with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Örtülü olmayan, üstü açık, çıplak: Örtüsüz karyola, minder, masa, sofra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered. unveiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Portekiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Portekiz'le ilgili; i Portekizce; Portekizli; Portekizliler. Portuguese manofwar denizanası, zool. Phy salia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sathı düzgün olmayan, taşlık (yer).

2.Bir şeyin üzerinde hâsıl olan kabarcıklar: Dilin pörtüğü. (bk.) Pürtük.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semizotu, bot. Portulaca sativa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table linen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tablecloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennis court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennist court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı sıvıların dibine çöken koyu şey, çökelek, çöküntü, posa: Şarap, yağ tortusu, tortusu kalmış. Kahve tortusu = Telve. Üzüm tortusu = Cibre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dregs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit. dregs. grounds. residue. scale. sediment. precipitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit. dregs. sediment. residue. the drags of a social group. leaving. fecule. grounds. wash. settling. deposition. marc. sludge. impunity. residuary. tailing. residual. segregation. sedimentary. lees. precipitate. residuum. settlings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (uyd. k.). Tortuların birikmesinden meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökeleği ve posası olan, berrak olmayan, bulanık: Tortulu şarap, yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbid. sth which has sediment in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğri büğrülük, yılankavilik. tortuously z. eğri büğrü bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğri büğrü, dolambaçlı büküle kıvrıla uzayan; hileli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. işkence, eza, eziyet, azap, elem; f. işkence etmek, eziyet etmek, azap vermek; biçimini bozmak, anlamını değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. free of sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. talihsiz, bahtsız, bedbaht, biçare, kimsesiz; başarısız; i. şanssız kimse. unfortunately z. yazık ki, maalesef .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Hıristiyanlarca bayram ve tatil günü: Yortu olduğu için Rumlar’ın dükkânları kapalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feast. fiesta. christen feast. christian feast. festival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by