Oşt ne demek? | Oşt anlamı nedir? | Oşt

Oşt anlamı nedir?

Oşt ne demek?

Oşt anlamı nedir?

Oşt | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(bk.) Oş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), yaklaşıp hitap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akrostiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havada sabit durabilen balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava kanunları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). en geri, en son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostisizm , bilinemezcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agnostique

fel. bilinemezci

Tanrı’nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnostic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnostic. agnostic bilinemezci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnostic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bilinemezcilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agnosticisme

fel. bilinemezcilik

Tanrı’nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnosticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mısralarının ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca mânâlı bir kelime veya has isim çıkacak şekilde düzenlenmiş manzume.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrostic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). hemen hemen; az daha, takriben, yaklaşık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). irtidat, din değiştirme; bir partiden başka bir partiye geçme; esas doktrinden cayma, prensip ve inançlarında değişiklik yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). din değiştiren kimse; siyasi parti veya inancını değiştiren kimse; s din değiştiren, mürtet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irtidat etmek, dininden dönmek; fikir veya prensiplerinde değişiklik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Tecrübeyi takip ederek, tecrübeden sonra mânâsındaki bu kelime, muhakemenin tecrübeye dayanması prensibini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

fel. sonsal

Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). (man). aposteriori, sonsal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (not)., haşiye, derkenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oniki havariden biri, apostol; herhangi bir ahlaki reform hareketinin öncüsü; Mormon kilisesi idare heyeti üyelerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik makamı ve görevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). oniki havariden birine ait; havarilerin özelliğini taşıyan; Papa'ya ait. apostolically (z). havarilere has bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apostrophe

db. kesme işareti

Özel adlara, kısaltmalara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tepeden virgül, kesme, apostrof; (kon). (san) nutuk esnasında appeal orada bulunmayan belirli bir şahsa hitaben söylenen sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir söylevde hazır bulunmayan bir şahsa hitap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da bu özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar burada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde olduğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olur. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘arabalar görüldüğünden daha yakındadırlar’ şeklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. Şüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdan gösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Önce dikiz aynası ile başlayalım. Dikiz aynasını gece konumuna getirince, arkadaki arabaların farlarının ışıklarının sizi rahatsız etmeden nasıl arkayı görebildiğinizi hiç merak ettiniz mi? Eğer evinizde gece ışıklar açık ve dışarısı karanlık iken pencerenin önünde durursanız, camdan aksinizi bir aynaya yakın netlikte görebilirsiniz. Dikiz aynalarında da b özellik kullanılır.

Dikiz aynasında arka arkaya ama birbirine açılı, ‘V’ şeklinde, önde düz bir cam, arkada ise normal düz bir ayna vardır. Normal gündüz konumunda ayna kısmı dik durumdadır ve camdan geçen ışıklar brada yansıyarak arkanızı görmenizi sağlarlar.

Dikiz aynasını gece konumuna getirince, cam kısmı dik duruma gelir, açılı hale gelen ayna kısmı ise arabanızın tavanını gösterir. Bu pozisyonda ayna kısmı tamamen karanlık olan arabanın tavanını camın arkasına yansıtır ve evdeki cam örneğinde oldğu gibi, dikiz aynasının cam kısmından arkadan gelen ışıkları nispeten az ve gözlerinizi rahatsız etmeyecek şekilde görebilirsiniz.

General Motors ilgilileri, şimdi yeni bir dikiz aynası geliştirdiklerini söylüyorlar. Bunda sadece tek bir yansıtıcı yüzey olacak ve üzerindeki özel film tabakası sayesinde geceleri parlak far ışıklarını düşük düzeyde yansıtacak.

Birçok sürücü arabalarının sağ ve sol tarafındaki aynalardaki görüntülerin farklılıklarına dikkat etmez. Genellikle sürücü tarafındaki ayna, düz ayna olup arkadaki arabaların gerçek boyut ve uzaklıklarını gösterir.

Sağ taraftaki ayna düz değil bombelidir ve cisimleri daha küçük gösterir. Bu da sürücülerin arkalarındaki araba daha uzaktaymış gibi algılamalarına sebep olr. Ancak bu hali ile sağ taraftaki ayna arkayı daha geniş açıdan görme ve özellikle sağ arka kör noktayı daha iyi izleme imkanını sağlar.

80’li yıllarda kullanıcıların istekleri doğrultusunda başlayan bu farklı görüntülü ayna konulmasının getirebileceği sakıncalar göz önüne alınarak, son zamanlarda yeni arabalarda sağdaki aynaya ‘’arabalar göründüğünden daha yakındırlar’’ şekklinde bir ikaz yazılmaya başlanıldı. İüphesiz sağ tarafa da bire bir ölçekte gösteren bir düz ayna konulabilir ama burayı bombeli aynadaki kadar çok geniş açıdangösterebilmesi için, bu aynanın yüzeyinin de çok büyük olması gerekir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karyola direği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petrol gauge. gas gauge. gasoline gauge. gasoline indicator. petrol content gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. afiş asan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. uzuvların bünyeleri ile faaliyetleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital video sistemlerinde en iyi veri depolamasını sağlamak için görüntü verisi sıkıştırılabilmektedir. Bit hızı, resim piksellerinin işlenmesi için gereken hızdır. Resim ne kadar az ayrıntılıysa, o kadar fazla sıkıştırılabilir ve bit hızı o kadar düşük olur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(postada) kitap tarifesiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., A.B.D. arkasından itmek, destek olmak; lehinde konuşarak yardımcı olmak; artırmak ; i. destek, yardım; artma, artış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. ileri götüren şey, yardım eden kimse, propagandacı; rokette yardımcı ek motor; elek. voltajı yükselten alet. booster shot bağışıklığı artırmak için yapılan ek aşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karpuz biçiminde kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapçalaşmışı: Büstân). Bahçe, çiçek bahçesi. 1.Sebze bahçesi. 2.Kavun, karpuz: Bostan ekmek, bostan tarlası. Bostan korkuluğu = Oyük, kuşları korkutmak için bostanlara ve tarlalara konulan kukla. mec. Kalıbı kıyafeti yerinde fakat işe yaramaz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orchard. garden ware. kitchen garden. market garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوستان] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir sebze bahçesini idare eden adam, sebze bahçıvanı.

2.Eskiden has bahçeler muhafızları iken sonra saray-ı hümâyûn muhafazasına memur olmuş bir sınıf askere mensup adam. Bostancıbaşı = Bu sınıf askerin reisi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable gardener. market gardener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze bahçıvanlığı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truck farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market gardening. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saray teşkilâtında padişah saraylarının korunması ile vazifeli olan kimseler, bostancılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dear friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ürünlerde normal olarak bulunan zararlı öğelerden bazılarını tasfiye etmek amacıyla tasarlanmış ya da değiştirilmiş ürünleri ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kolostomi, kolonda açılan bir yarıkla suni anus teşekkülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memeli hayvanların doğumdan sonraki ilk sütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çürümüş yaprak v.b ile karışık gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(it). Amerika'da bulunan Mafia tipinde ve Mafia ile ilişkileri olan bir çete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fiyat, paha, değer, kıymet; zarar, ziyan; sermaye, bedel; (çoğ)., (huk). dava masrafları,mahkeme harcı. cost insurance and freight (tic). sif, fiyat sigorta ve navlun. cost of living hayat pahalılığı, geçim masrafı. cost price maliyet fiyatı. at

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (cost) mal olmak; pahası olmak, kıymette olmak; (maliyet masrafını) hesap etmek. It cost him dearly. ona pahalıya mal oldu. It cost him infinite labor. çok emek sarfetti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kostarika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). kaburgalara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaburgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ingiltere'de) seyyar meyva, sebze veya balık satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabız, peklik çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pahalı, kıymetli; mükellef, muhteşem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kıyafet, elbise; kostüm; (f). kıyafete sokmak. costume jewelry taklit ziynet eşyası, incik boncuk. costumer (i). kostümleri hazırlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Coşmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrapture. titillate. uplift. to carry away. to excite. to enthuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to excite. to stimulate. to incite. elate. enthuse. exhilarate. galvanize. lash. panic. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarating. exhilaratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buzlarını çözmek veya eritmek. defroster (i). buzdolabı v.b.'nde buzları çözme veya eritme tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. defroster

buzçözer

Buzu çözen, donmayı önleyen alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater that removes ice or frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A setting of your car's heating controls that lets you easily remove frost and fog from your vehicle's windows. heater that removes ice or frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. dostân).

1.Sevilen insan. Ar. muhib, Fars. yâr: Dost nasihati. 2.Erkek veya kadın sevgili: Ar. mâşuk, maşuka, mahbûb, mahbûbe.

3.(tasavvuf) Hakikî dost ve ariflerin Aşık olduğu Tanrı

4.Gayr-ı meşru zevç veya zevce (Fr. maîtresse): Bir dost tutmuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthcoming. friend. ally. pal. fellow. lover. associate. bean. bedfellow. brother. comrade. connection. connexion. crony. pard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. company. crony. fellow. friend. friendly. mate. pal. steady. lover. mistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of Do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. comrade. friend. confident. lover. mistress. associate. buddy. butty. companion. cully. friendly. kiss- and-tell. love. mucker. opposite number. pal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ دوست] sevgili. 2.yakın arkadaş. 3.Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski do'nun ikinci şahıs tekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dost). Dostlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jovial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraternize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become ally ies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Birini dost tutan, Ar. muhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Niyeti, meramı dostun meramına uygun olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük kadeh. (bk.) Dost-kâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Dostlukla olan, doğruluk ve sevgiye dayanan veya lâyık: Bazı dostâne ihtarlarda bulundu.

2.Dostluğa yakışır surette, dostçasına: Size dostâne söylüyorum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوستانه] dostça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dost gibi, dosta yakışır surette: Dostça muamele, söz; size dostçasına söyleyeyim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. amicable. comradely. neighborly. neighbourly. winning. in a friendly manner. amicably. neighborly. neighbourly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicable. cordial. familiarly. friendly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dostluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوستی] dostluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوستکام] dost canlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dost hali, sevgi: Bana dostluk gösteriyor; onun dostluğuna güvenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. amity. good fellowship. camaraderie. attachment. friendliness. neighborliness. neighbourliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. comradeship. concord. friendship. intimacy. society. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. amity. friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Elektronik posta. Internet üzerinden gönderilebilen metin mesajlarıdır. Görüntü, dosya ya da program gibi diğer veri türleri de ek olarak e-posta ile gönderilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekranda gösterimin büyük karakterleri ve çubuklu grafikleri, TV alıcının tüm önemli çalıştırma durumunu temsil etmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Vizörde ya da LCD monitörde görünür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. statik elektrik bilimi. electrostatic s. statik elektriğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik) Cisimlerin sathındaki durgun elektrikle alâkalı hadiseleriinceleyen fizik kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatic. electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçtaki, en uzaktaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. karın çeperinden bağırsağa doğru suni delik açma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friends and acquaintances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kemik şişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonradan yapılmış olup öncekileride kapsayan; (huk). karar veya kanun yürürlüğe girmeden öncesi için geçerli olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile dostça tenkit etmek, uyarmak, ikaz etmek, nasihat etmek. expostula'tion (i). dostça tenkit,uyarma. expos'tula'tor (i). nasihat eden kimse. expos'tulator'y (s). tenkit veya ikaz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). en uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). başta gelen, en öndeki; (z). başta. first and foremost en başta, evvelâ. head foremost başı önde; çekinmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beslemek, buyütmek, bakmak; teşvik etmek, gayretlendirmek. foster brother süt kardeş (erkek); küçüklükten beri aynı yerde kardeş gibi büyümüş kimse. foster child evlât gibi büyütülmüş çocuk, evlâtlık; süt evlât. foster father çocuğu kendi evinde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlâtlık büyütme; çocuğu kendi evlâdı gibi büyütecek bir ana babaya verme; besleme himaye, teşvik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlatlık, manevi evlât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (parmak, yüz, kulak) soğuk ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmuş, soğuktan çürümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keklerin üzerine konan şekerli karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cam üstünde buz tutmasından meydana gelen çiçek şekilleri, buz çiçekleri; buz çiçeklerinin taklidi olarak maden üzerine yapılan süsler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). don ve ayaz gibi soğuk; buz tutmuş, don yemiş, kırağı düşmüş; soğuk, mesafeli, cana yakın olmayan; saçı ağarmış, kır saçlı. frostily (z). çok soğuk bir şekilde. frostiness (i). soğuk, don.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arz küresinin içindeki tazyikler ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruh, can: hayalet, hortlak, heyulâ, tayf; cin; iz, gölge. ghost town ahalisi olmayan metruk kasaba. ghost writer bir diğerinin hesabına ve onun ismi altında makale veya kitap yazan kimse. give up the ghost ölmek, ruh teslim etmek. Holy Ghost Ruhü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rus.

açıklık politikası

Siyasette açık, şeffaf olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a policy of the Soviet government allowing freer discussion of social problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A domestic initiative of political reform introduced by Soviet president Mikhail Gorbachev in the mid-1980s to allow more freedom in public discussion and the arts, and to foster the process of the democratization of the political process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Russian term, literally meaning 'public voicing ' Applied in the Soviet Union beginning in 1987 to official permission for public discussion of issues and public access to information, initially intended as a means for the regime of Mikhail S Gorbachev to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Policy of openness and freedom of expression introduced by Mikhail Gorbachev in the 1980's as part of his attempt tp reform the Communist system from within.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In 1985 Mikhail Gorbachev acceded to power in the Soviet Union and instituted a sweeping program of political liberalization known as glasnost and economic reform known as perestroika. the Russian name for a policy that eased restrictions on writing and s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An open and frank social approach introduced by Mikhail Gorbachev to solve the Soviet Union's problems. a policy of the Soviet government allowing freer discussion of social problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasnost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çanak çömlek imalâtında kullanılan kurşun sır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. hakiki çeneli omurgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gnostik, arif; ilmi, ilme ait; i. gnostik; çoğ. Hıristiyanlığın başlangıcında ruhani sırları bilmek iddiasında olan dini fırkalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hıristiyanlığın başlangıcında ruhani sırları ve yaradılışın sırrını bilmek iddiasında olan mezhep, gnostisizm. GNP kıs. gross national product.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative. indicative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Bir cihazın işlemesiyle ilgili neticeleri kendiliğinden gösteren Alet, müş’ir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicator. index. sign. cursor. pointer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

index. indicator. pointer. token. needle. chart. table. sign belirtke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicator. legend. pointer. index. charts table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Dikkati çekecek şekilde yapılan hareket veya gösterilen hüner, oyun vs.

2.Bir topluluğun kendi duygusunu gösteren davranışı, tezahürat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing. performance. show. play. program. programme. demonstration. demo. showing. parade. entertainment. exhibition. house. shew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing. performance. show. play. program. programme. demonstration. demo. showing. parade. entertainment. exhibition. house. shew. display. pageant. pomp. spectacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rioter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicative. projector. indicator. projector projektör. demonstrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrator. projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arz edilmek, teşhir edilmek, herkesin görüşüne sunulmak, Osm. irâe edilmek: Sorana yol gösterilir. Müzedeki eserler herkese gösterilmek içindir. Parmakla gösterilmek = Meşhur olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be shown. to be projected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. run. presentation. staging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. showing. variety show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notation. representation. projection. variety show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, projektör lensleriyle projektörün üzerine yansıttığı ekranın merkezi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Göstermek işi, tavır ve şekil, Ar. irâe.

2.Dış görünüş, görünüş, şekil ve bütün: Bu binanın gösterişi güzel. Bu atın gösterişi yoktur.

3.Yalandan meydana koyma, yapmacık; göz boyama: Onunki bir gösterişten ibarettir. Bu hizmetçi yeni geldiğinde gösteriş için epey çalıştı. Bir gösteriş yaptı.

4.Yakışık, parlak, şan: Kendisi cesur adamdır ama hiç gösterişi yoktur. Onun gösterişine aldanmayın, koftur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put-on. show-off. ostentation. pomposity. show. display. showing-off. showiness. affectation. array. blazon. blazonry. dash. flashiness. flourish. frill. furbelows. gaiety. glitter. glossiness. panache. parade. pretension. pride. shew. splendidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affectation. airs. flourish. ostentation. panache. parade. pretension. show. splash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. ostentation. show. showing. vanity. demonstrating. showing off. imposing appearance. striking appearance. pomp. show-up. presentation. indication. challenge. magnificence. splendure. reading. manifestation. exposition. prospection. parade. moonsh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş yapmayı seven, gösteriş peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentatious. pretentious. poseur. show off. spread eagle. swanky. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostentation. showing off. exhibitionism. showmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve dış görünüşü güzel, kılıklı: Gösterişli adam, at, bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showy. thoroughbred. ostentatious. flashy. spectacular. bombastic. artsy. arty. arty-crafty. baronial. dashing. declamatory. dressy. flamboyant. flash. flatulent. flossy. garish. gingerbread. glossy. meretricious. nobby. polished. posh. sleek. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressy. flamboyant. flashy. florid. garish. gaudy. grandiose. meretricious. posh. pretentious. rakish. smart. sporty. swanky. swish. imposing. dashing. showy. poshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of striking appearance. imposing. brilliant. dashing. deluxe. florid. gallant. garish. grandiose. lush. magnificent. mouth- filling. ornate. portly. pretentious. showy. smart. splendiferous. stilted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). Şekil ve dış görünüşü uygun olmayan, sevimsiz, kılıksız, kıyafetsiz: Hakikatte cesur olan adamlar gösterişsiz olur. Sağlam bina ise de gösterişsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. homely. humble. modest. quiet. severe. simple. sober. unassuming. unpretentious. unimposing. inconspicuous. plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poor-looking. unimposing. inconspicuous. homely. homely atmosphere. quiet. sober. unassuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekil ve bütün uygunsuzluğu, kılıksızlık, biçimsizlik, sevimsizlik: Gösterişsiğliği değerinin düşmesine sebep oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unattractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. exhibition. presentation. representation. showing. indication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indication. showing. denotation. designation. presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gördürmek, Osm. izhâr, ibrâz etmek: Size bir kitap göstereyim. Aldığı atı bana gösterdi. 2.Öğretmek, anlatmak, İlâm etmek: Bana yolu gösterdiler. Ders gösteriyor. Bilmeyenlere doğruyu göstermeli. 3.Çıkarmak, gözüktürmek, takdim etmek, kaçırmamak: Akrabasına kızlarını gösteriyor.

4.Tanıtmak: Kendini göstermek istiyor.

5.Delâlet etmek, delil olmak: Birtakım viraneler orada vaktiyle bir şehir bulunmuş olduğunu gösteriyor.

6.İspat etmek, kabûl ve takdir ettirmek: Bu sözümün doğruluğunu size göstereceğim. Cesaretini gösterdi.Tayin etmek: Kendisine yer gösterdi. Bana iş göstermediler.Karşısında tutmak: Ateşe göstermek, aydınlığa göstermek.Saklamamak, meydana koymak: Hiçbir kitabını göstermez.Güzellik ve yakışıklığını meydana çıkarmak veya arttırmak: Kadını kıyafet gösterir. Atı takım gösterir. Ahşap yapıları gösteren boyadır.Vermek, hasıl etmek, Osm. ikaa eylemek: Allah göstermesin. Kader bana sonunda onun hastalığını da mı gösterecekti?Olduğundan genç görünmek: Elli yaşında vardır ama göstermiyor.Belirtmek, şekil ve biçimini ortaya koymak: Bu ayna iyi gösteriyor. Bu dürbün İyi göstermiyor. Bakalım Aytne-i devran ne sûret gösterir? Parmakla göstermek = Şöhreti olmak: Onu parmakla gösterirler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show. point. point out. display. exhibit. demonstrate. prove. put forth. teach. betoken. denote. depict. designate. disclose. evidence. exercise. expose. hold up. indicate. initiate. introduce. look. manifest. point to. produce. represent. set out. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrate. denote. depict. designate. display. evince. exemplify. exhibit. express. indicate. look. manifest. point. present. produce. promise. record. reflect. register. represent. reveal. show. suggest. tell. tinge. witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicate. show. point. to show. to make sth visible. to demonstrate. to evidence. to expose. to instruct. to teach. to assign. to set off. to display. to indicate. to figure. to manifest. to exhibit. to represent. to illustrate. to point. to prove. to exe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir malı tanıtmak üzere alıcıya gösterilen parça, nümunelik.

2.Karagöz oyunu başlamadan önce hangi oyunun oynanacağını gösteren ve perdede takılı duran surat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. specimen. showpiece. for show only. not real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. specimen. showpiece. scenery put up before the beginning of a shallow show. only for show. non-functional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir vasıtayla göstermek, ortaya çıkarmak.

2.Gösterilmesine müsaade etmek: Nazar korkusu ile çocuğu kimseye göstertmiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display of power. show of force. demonstration of power (in order to impress others. tour de force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yol işareti, yol gösteren direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) va purlarda sallantıya karşıl kullanılan ciroskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) cirostat bahsi, topaç denkliği bahsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) başı önde olarak, baş aşağı; kayıtsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) en baştaki, en ileri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Pırıldak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanamayı kontrol altına alan alet veya ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavuk tüneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics. hydrostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı felsefe ve din nazariyelerinin dayandığı temellerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Histogram ekranı, bir görüntüde her bir aydınlık değerinin kaç kez gösterildiğini belirtilen bir grafiktir. Aydınlatma koşullarını açık ve doğru biçimde gösterdiğinden pozlamanın ayarlanması için mükemmel bir araçtır. Bu işlev bir çok kayıt ve oynatma modunda kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Bir canlı sistemde bulunan, kendi kendini ayarlama ve bazı hallerde onarım gücü olan mekanizma ve yetenektir. Bu sibernetik sistemlerdeki “geri bildirim” (feedback) mekanizması olarak da nitelenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Köpekleri kovmak için söylenir. Çok ağır hakaret maksadıyle insanlar için de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalabalık, çokluk; eski ordu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı Hıristiyan kiliselerinde Aşayı Rabbani ayininde takdis edilen ekmek, okunmuş ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. evsahibi (erkek); mihmandar; otelci, hancı; bir asalağı besleyen hayvan veya bitki; f. ev sahibi olarak eğlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rehine, tutak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bisiklet turuna çıkan veya yürüyerek seyahat eden gençlerin kaldıkları han; talebe yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski han, otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel vücutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Umumî taşıtlarda, bilhassa uçaklarda yolcu ağırlayan kız veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air hostess. hostess. flight attendant. stewardess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airhostess. hostess. stewardess. air hostess. waitress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air hostess. stewardess. flight attendant. airline hostess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a stewardess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evsahibesi; garson kadın; konsomatris; hostes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşmana ait; düşmanca, düşmanlık gösteren, saldırgan. hostilely z. düşmanllkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşmanlık, husumet, çoğ. savaş, çarpışmalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ostler i. seyis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ilgi göstermek, iyi karşılamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hüsn-i kabul göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hidrostatikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrostatik, makina ilminin sıvıların dengesinden ve basıncından bahseden dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel, esas; bir şeyin asıl niteliği; tıb. dolaşım güçlüğünden ileri gelen birikme. hypostat'ic(al) s. esaslı; özdenligi olan; tıb. kan tıkanmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tavan direkler üzerine oturtulmuş; i. damı sütunlar üzerine oturtulmuş bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Doğu kiliselerinde en mukaddes yeri cemaatin bulunduğu kısımdan ayıran üç kapılı ve üstünde azizlerin resimleri bulunan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vergi, gumrük resmi; mim. üzengitaşı; engelli koşuda ata yuklenen ağlrlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahtekar kimse, hilekar kimse, dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hile, sahtekarlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm çekilen resimlere genel olarak bakmanızı sağlar. Resimleri seçebilir, korumaya alabilir, silebilir ya da baskı için işaretleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en içeride olan, dahili, deruni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaburga kemikleri arasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) göğüs kemiğinin iç tarafında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (jeol.) dünya üst tabakasının dengesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair weather friend. fair-weather friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şiddetli ayaz veya kırağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. itip kakmak, dürtüklemek; i. itip kakma, kalabalık arasında sıkışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true friend. friend who sticks by you when you're in trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Posta kartı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture-postcard. card. postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post card. postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. claustrophobie

tıp kapalı yer korkusu

Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Katı atık ve çamur gibi organik maddeleri, anaerobik çürütme yoluyla bir tür gübreye dönüştürmekten ibaret biyolojik bir süreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.).

1.Bol şekerli hoşaf.

2.Bitki artıklarından yapılan gübre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote. cold stewed fruit. compost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stewed fruit. compute. compost. compote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Bir yapıda taşıyıcı nitelikte olan ya da olmayan bütün imalatlar. Bir inşa etme eylemi sonucunda ortaya çıkan ve bir araya gelerek yapıyı oluşturan öğeler bütünü. (2) İnşa etme etkinliği, yapım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde insan betisi resmedilir ya da heykeli yapılırken kullanılan klasik duruş (poz) biçimlerinden biri. Bu pozda ayakta duran kişi, kalçası ve bacaklarıyla gövdesinin üst kesimi hafifçe farklı yönlere dönük olarak betimlenir. Sözcüğün kökeni İtalyanca “contrapposto”dur.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Amerika, Karayip Denizi ve Kuzey Pasifik Okyanusu, Nikaragua ve Panama arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 10 00 Kuzey enlemi, 84 00 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 51,100 km².

Kara: 50,660 km².

Su: 440 km².

Sınırları: toplam: 639 km.

sınır komşuları: Nikaragua 309 km, Panama 330 km.

Sahil şeridi: 1,290 km.

İklimi: Tropikal iklimin etkisindedir; kuru sezon (Aralık-Nisan) ; yağışlı sezon (Mayıs-Kasım); dağlık bölgeler daha soğuktur.

Arazi yapısı: Dar kıyı şeridi doğuda yükselerek yerini ülkenin belkemiğini oluşturan iç yükseltilere bırakır. Yükseltiler daha geniş bir alan kaplayan Antil Düzlüğüne yumuşak bir biçimde alçalır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Cerro Chirripo 3,810 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma elverişli: %4.4.

Sürekli ekinler: %5.87.

Diğer: %89.73 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,080 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Ara sıra depremler ortaya çıkmakta, Atlas Okyanusu kıyısı boyunca kasırgalar etkindir; yağış sezonu boyunca alçak kısımlarda su baskınları ve toprak kaymaları görülür; volkanik aktivite vardır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,075,261 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %28.3 (erkek 590,261; kadın 563,196).

15-64 yaş: %66 (erkek 1,359,750; kadın 1,329,346).

65 yaş ve üzeri: %5.7 (erkek 108,041; kadın 124,667) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.45 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.49 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 9.7 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.02 yıl.

Erkek: 74.43 yıl.

Kadın: 79.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 12,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - ölümleri: 900 (2003 verileri).

Ulus: Kosta Rikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Beyaz ırk %94, siyah ırk %3, Amerika yerlileri %1, Çinliler %1, diğer %1.

Dinler: Roma Katolikleri %76.3, Evangestler %13.7, diğer Protestanlar %0.7, Yahova şahitleri %1.3, diğer %4.8, inançsız %3.2.

Diller: İspanyolca (resmi), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %96.

Erkek: %95.9.

Kadın: %96.1 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kosta Rika Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kosta Rika.

Yerel tam adı: Republica de Costa Rica.

yerel kısa şekli: Costa Rica.

ingilizce: Costa Rica.

Yönetim Biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: San Jöse.

İdari bölmeler: 7 bölüm; Alajuela, Cartago, Guanacaste, Heredia, Limon, Puntarenas, San Jose.

Bağımsızlık günü: 15 Eylül 1821 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 15 Eylül (1821).

Anayasa: 7 Kasım 1949.

Hukuk sistemi: İspanyol hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BCIE, CACM (Orta Amerika Ortak Paza


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İslâm dünyasında İstanbul için kullanılmış isimlerden biri. «Konstantin şehri» mânâsındadır ve IV. asır Roma imparatoru Büyük Konstantin’in adından gelmedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ver sıçanı, kör sıçan. Köstebek illeti = Sıracanın bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole. spy. infiltrator. taupe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. mole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kaçmasını engellemek için hayvanın iki veye üç ayağına vurulan bağ: At kösteği; ata köstek vurmak. Süs için saate veye diğer süs eşyasına bağlanan ve üste takılan altın veya gümüşten yahut taklit madenden zincir, kordon: Saat kösteği; küpe kösteği. Boyun kösteği = Boyuna geçirilen uzun zincir. (denizcilik) Cıvadra bastonları altından bordalara alınan sabit halat.

4.Kösteği çözmek: Kaçmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Estek kelimesinin tekrarı olarak kullanılır. Estek köstek = Mırın kırın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. tether. fetter. watch chain. albert chain. albert. fob chain. fob. clog. gyve. lanyard. shackle. sprag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shackle. watch chain. fetter. hobble. obstacle. tie. a drag on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. watch charm. key chain. obstacle. impediment. clog. trig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impede. to hinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvanı). Köstekle bağlamak, köstek vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hamper. to bring a job to a standstill. to hobble a house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Köstek vurulmak.

2.Ayağına bir engel takılmak: At birden kösteklendi. 3.mec. Bir iş, yürümez hâle sokulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobbled. having a chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. costume).

1.Giyecek, kıyafet, ziy. 2.Bir çeşit kumaştan giyecek takımı, bir örnek, ceket, pantolon, yelek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man's two or three-piece suit. costume. dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female suit , ladies suit , ladys suit , costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costumier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün giyecek takımı, yani bir örnek ceket, pantolon, yelek yapmaya mahsus veya buna yakışır kumaş: Kostümlük kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material fit for making a suit. suiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Acele İle yürütmek: Hayvanı koşturup ter içinde bırakmış.

3.Sür’atle göndermek, hızla yetiştirmek: Kendisine haber koşturdum.

3.mec. Boşuna yorulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakıştırmak, ekletmek, Osm. izâfe ettirmek, Isnât ettirmek: İslim dini Tanrı’ya asla ortak koşturmaz.

3.Birlikte göndertmek: Yollar emin ama yine de ona bir iki jandarma süvarisi koşturmalı.

3.Araba, sapan vesaireye hayvan bağlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. rush. to cause to run. to make run. to scurry. to buzz about. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have hitched to. to send sb to an errand. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lipostructure

yağ ekletme

Yağ aldırma işlemi sırasında alınan yağların yüzün belli bölgelerine yedirilmesi yoluyla yüze genç bir görünüm kazandırılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaybolmuş, zayi olmuş, telef olmuş, gitmiş; mahvolmuş; aklını şaşırmış, kendini kaybetmiş; yolunu şaşırmış; dalgın, düşünceye dalmış; israf olmuş; duygusunu kaybetmiş. lost cause kaybedilmiş dava, ümitsiz dava. lost in tamamen dalmış. lost to kayb

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Küçük lokanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). «Lostra salonu» sözünde «ayakkabı boyama» mânâsıyla geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabı boyacısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootblack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Kundura cilası: Ayakkabıyı lostro etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Ticaret gemilerinde tayfaların başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain. leading seaman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatswain. leading seaman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcının, ekranda gösterimli menülerle uzaktan kumanda aracılığıyla yönetilmesini sağlayan bir grafik kullanıcı arayüzü (GUI).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mandat-poste). Posta havalesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tropikal memleketlere mahsus kalın kabuklu ve sulu bir meyva; bu meyvayı veren ağaç, bot. Garcinia mangostana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcının düşük ses seviyelerinde bas sesleri güçlendirmesini sağlayarak, kulaklık çıkışının ses kalitesini en üst seviyeye getirir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

varlık göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en ortadaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en orta yerdeki, tam ortadaki; orta yere yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. en çok, en fazla, en ziyade; z. pek, en, en ziyade; son derece; i. en fazla miktar, en büyük kısım, ekseriyet, çokluk. at most olsa olsa, en ziyade. for the most part umumiyetle, ekseriyetle; başlıca. make the most of azami derecede istifa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Örnek, nümûne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Avlanacak kuşları çağırmak için avcı tarafından gösterilen kuş veya kuş taklidi. 2.(bk.) Mostra.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. pattern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Direct, n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model (for display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model (for display. for show only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüleri sırayla makinenin ekranında görüntüler. Slayt gösterileri görsel efektler ve fon müzikleri ile zenginleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. no-frost

karlanmaz

Dondurucu bölümünde karlanma ve buzlanma olmayan buzdolabı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özlem; vatan hasreti, sıla hastalığı. nostalgic (s.) vatan hasreti kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nostalgie

gündedün, geçmişseverlik

Geçmişte kalan güzelliklere olan özlem duygusu ve bu duygunun baskın bir duruma gelmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia. nostalgia yurtsama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia. homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgic. nostalgique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) burun deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şartsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kocakarı ilâcı; dertlere çare olarak birinin ortaya attığı fikir; her derde deva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Kurnazca iş, dalavere, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Köpeği kovmak için kullanılı. Of köpek dememek = mec. İltifat etmemek, yüze bakmamak, köpek yerine bile koymamak, (i.). Oş oş; oş oşlar = (çocuk dilinde) Köpek, köpekler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görünüşteki, görünen. ostensibly z. görünürde, görünüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görünüşte olan, açık, belli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteriş, gereksiz gösteriş. ostentatious s. dikkati çekmek amacında olan. ostentatiouily z. gösterişli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. oynak iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kemik dokusu meydana getiren hücre, osteoblast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yanlış kaynamayı düzeltmek için bir kemiği kırma ameliyatı, osteoklazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. büyüme halindeki kemiğin içinde kemik dokusunu yiyerek iç boşlukları meydana getiren çok çekirdekli iri hücrelerden biri; tıb. yanlış kay- namayı düzeltmek için kemik kırma ameliyatında kullanılan alet, osteoklast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kemik gibi, kemiksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ostéologue

kemik bilimci

Kemik bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. osteolojist, iskelet ve kemiklerin yapısıyle uğraşan uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. osteoloji, kemikbilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ostéologie

kemik bilimi

Anatominin kemiklerle ilgili bölümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -mata) tıb. kemik dokusunda meydana gelen tümor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemik iliği iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ilâç kullanmadan ancak kemikleri ve kasları yoklayıp düzeltmek suretiyle hastalıkları tedavi usulü. osteopath i. kemikleri düzelterek hastalığı tedavi eden uzman. osteopath'ic s. böyle uzmanlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. kemik meydana getiren; tıb. kemik düzeltme tedavisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kusurlu kemiği düzeltme veya değiştirme ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemiği kesme veya bir parçasını çıkarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. hostler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. toplum veya dernekten çıkarmak; bir kimse ile ilişkiyi kesip mevcut değilmiş gibi hareket etmek. ostracism i. sürgün etme; ilişkiyi kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (coğ. -ca) üstünde yazılar bulunan eski çanak parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devekuşu zool. Struthio camelus. ostrich plume devekuşu tüyü, özellikle kuyruk ve kanatlarının uzun ve beyaz tüyleri. ostrich tip devekuşu tüyünün ucu. ostrichlike s. görmezlikten veya anlamazlıktan gelerek kendini emniyette zanneden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşinci yüzyılda Roma imparatorluğunu istilâ eden Doğu Gotlanndan biri, Ostrogot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. ing.). Gelip geçen otomobillere işaret ederek, duranlara binip parasız seyahat etme usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking. hitch-hiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch hiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchiker. hitcher. hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch hiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchiker. hitcher. hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en dışarıdaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileri karakol mevkii.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. Hazreti isanın öğrettiği Rabbin duası; tespih; tılsım olarak okunan herhangi bir dua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şavuot, Tevrat'ın verildiği gün, Musevilerin Haftalar Bayramı; Hlristiyanların paskalyadan elli gün sonraki Hamsin yortusu. Pentecos'tal s. bu yortuya ait; çok duygusal ayinleri ve tutucu dini akideleri olan Hristiyan mezheplerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ -tea) anat. kemik diş zarı, periyost, simhak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemik dış zarı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arktik bölgesinde devamlı don altında kalan toprak alt tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotostat, negatife lüzum kalmadan doğrudan doğruya fotoğraf çeken makina; böyle çekilen fotoğraf. photostat'ic s. fotostatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tabanı yaylı olup ayakları koymak için iki çıkıntısı bulunan ve bir kimsenin üstüne çıkarak birkaç zıplamayla yüriyebileceği sırık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fars. deri demek olan «pâst» dan).

1.Deri, cilt: Arslan postu, geyik postu.

2.Üzerine oturmak için tüyü ile beraber kurutulmuş, tabaklanmış deri. 3.Makam, mansıb: Posta geçmek.

4.Şeyhlik makamı: Merkezefendi postu.

5.Adi kürk, koyun vesaire derisinden gocuk. Postu sermek = Bir yerde çok oturmak, (halk ağzında) Pos =

1.Kıllı deriden mamul: Pos kalpak.

2.Pösteki gibi kaba: Pos-bıyık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. fur. hide. pelt. skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prefix signifying behind, back, after; as, postcommissure, postdot, postscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hired to do what is wrong; suborned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of timber, metal, or other solid substance, fixed, or to be fixed, firmly in an upright position, especially when intended as a stay or support to something else; a pillar; as, a hitching post; a fence post; the posts of a house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The doorpost of a victualer's shop or inn, on which were chalked the scores of customers; hence, a score; a debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place at which anything is stopped, placed, or fixed; a station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A station, or one of a series of stations, established for the refreshment and accommodation of travelers on some recognized route; as, a stage or railway post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A military station; the place at which a soldier or a body of troops is stationed; also, the troops at such a station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The piece of ground to which a sentinel's walk is limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A messenger who goes from station; an express; especially, one who is employed by the government to carry letters and parcels regularly from one place to another; a letter carrier; a postman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An established conveyance for letters from one place or station to another; especially, the governmental system in any country for carrying and distributing letters and parcels; the post office; the mail; hence, the carriage by which the mail is transport

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Haste or speed, like that of a messenger or mail carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who has charge of a station, especially of a postal station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A station, office, or position of service, trust, or emolument; as, the post of duty; the post of danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A size of printing and writing paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See the Table under Paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To attach to a post, a wall, or other usual place of affixing public notices; to placard; as, to post a notice; to post playbills.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To hold up to public blame or reproach; to advertise opprobriously; to denounce by public proclamation; as, to post one for cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To enter on a list, as for service, promotion, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To assign to a station; to set; to place; as, to post a sentinel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry, as an account, from the journal to the ledger; as, to post an account; to transfer, as accounts, to the ledger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To place in the care of the post; to mail; as, to post a letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To inform; to give the news to; to make acquainted with the details of a subject; often with up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To travel with post horses; figuratively, to travel in haste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rise and sink in the saddle, in accordance with the motion of the horse, esp. in trotting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With post horses; hence, in haste; as, to travel post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pole or pillar, carved and painted with a series of totemic symbols, set up before the house of certain Indian tribes of the northwest coast of North America, esp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indians of the Koluschan stock. the delivery and collection of letters and packages; 'it came by the first post'; 'if you hurry you'll catch the post' an upright consisting of a piece of timber or metal fixed firmly in an upright position; 'he set a row o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelt. skin. fell. fur. hide. mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the position where someone stands or is assigned to stand; 'a soldier manned the entrance post'; 'a sentry station'. military installation at which a body of troops is stationed; 'this military post provides an important source of income for the town near

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States aviator who in 1933 made the first solo flight around the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States female author who wrote a book and a syndicated newspaper column on etiquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of sending a message to a particular network newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A newsgroup article Also, the act of sending an article to a newsgroup so that others can read and reply to it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Power On Self Test When a computer starts or boots, the BIOS carries out a procedure that verifies that all the system's components are operating properly The single beep you hear during booting indicates that POST has been successful If POST is not succe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Posting is Internet talk for sending a message to a newsgroup, where it can be read by anyone looking over the newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An article in a newsgroup Posting is the act of sending a post to the newsgroup so that other subscribers can read the article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To post is to submit or send a message to a discussion list A post is a message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To send a message to a mailing list or newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A post is a single message sent to a newsgroup or message board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To send a message to a discussion group or list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To send a message to an Internet newsgroup or to place an HTML page on the web or on an intranet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To post is to send an article or an article response to a newsgroup To post means the message will be seen publicly by thousands of people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Firmer density of midsole material added to the inner side of the shoe A post is designed to reduce overpronation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When you send a message to a newsgroup, you are posting a message to a newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of placing a message in an on-line conference The noun 'posting' is sometimes used to refer to a conference message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Posting is what you do when you add a message to a mailing list or Usenet discussion Your article might be called a 'post '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text writing that a visitor types in and 'posts' to a message board or forum for others to read and reply to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message sent to a newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A user-generated message or reply found within a forum or discussion area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To post a bet is to place your chips in the pot In poker, posting usually means a forced bet, such as a blind. when you turn on your PaceBook, it will first run through the POST, a series of software-controlled diagnostic tests The POST checks system memo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put in a blind bet, generally required when you first sit down in a cardroom game You may also be required to post a blind if you change seats at the table in a way that moves you away from the blinds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place on a stock exchange's floor where transactions in the listed stocks occur To transfer financial data from a journal of original entry into a ledger book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To post is to send a message to a newsgroup or forum for other members to read and respond to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail , mailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست] hayvan derisi. 2.post. 3.makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kazık, destek; f. yapıştırmak (ilân); afişlerle ilan etmek; kusurlarını açığa vurmak; adını listeye koymak; den. (geminin) geciktiğini veya battığını ilan etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. memuriyet, mahal, bir memurun tayin edildiği yer, hizmet; ordugah, kışla, askeri menzil; kol, karakol, devriye; polis noktası; yabancıların kurdukları alış veriş yeri; A.B.D. savaşa katılmış kimselerin kurdukları dernek; f. koymak, yerleştirme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., z., İng. posta; ing posta servisi, posta kutusu, postane; atlı postacı, posta tatarı; atlı postacının at değiştirdiği yer, menzil; f., İng. postaya vermek, posta ile göndermek; bilgi vermek, bildirmek; hesapları yevmiye defterinden ana deftere

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek), Lat. sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. post-it

pusulacık

Üstüne hatırlanması gereken notlar yazılan, kendinden yapışkanı olan küçük kâğıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyhlik makamında oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. posta).

1.Bir yere gönderilen, bir yerden gelen mektup ve emanetlerin bütünü: Avrupa postası daha gelmedi. 2.Muhabere, münasebet, gidip gelme. Postayı kesmek = Gidip gelmekten vazgeçmek.

3.(askerlik) Selâma veya karakola çıkan küçük askerî birlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postal. mail. post. postal service. post-boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. post. relay. gang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. shift. watch. post. postal service. the post office. mail train. orderly. trip. run. team. crew. gang. postillion. section. course. group. labour shift. frame. postal. upright. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence card. letter card. postal card. postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zip code. post code. postal code. postcode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailbox. postbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail box. post. post office box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Posta işlerinde çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailman. postman. despatch rider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postman. letter carrier. commissionnaire. letter messenger. mail carrier. postal official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta ücreti. postage due eksik ödenmiş posta ücreti; taksalı. postage due stamp taksa pulu. postage meter posta metresi. postage stamp posta pulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Posta idarehanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kaba yapılı potin.

2.mec. Sürtük karı,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belonging to the post office or mail service; as, postal arrangements; postal authorities. of or relating to the system for delivering mail; 'postal delivery'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta ile ilgili. postal clerk postane memuru. postal convention milletlerarası posta anlaşması. postal money order, postal order posta havalesi. postal savings bank posta idaresine bağlı banka, tasarruf sandığı. postal union milletlerarası posta bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailing. posting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clap. mail. post. to post. to mail. to send away. to send off. to dismiss. to sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. to mail. to post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mailed / posted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post office. letter office. mail station. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine ileri bir tarih atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Tufandan sonra yaşayan (canlı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun veya keçi postu. Deliye pösteki saydırmak = Birine içinden çıkılmaz bir iş verip uğraştırmak. Pöstekisini sermek, çıkarmak = Şiddetle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepskin. goatskin. fell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

placard. poster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large bill or placard intended to be posted in public places.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who posts bills; a billposter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who posts, or travels expeditiously; a courier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A post horse. a sign posted in a public place as an advertisement; 'a poster advertised the coming attractions'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poster. advertisement. display poster. pancarte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Signs used to advertise simple messages Classic posters, such as those of Toulouse-Lautrec, are considered art masterpieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Four-color lithographic reproductions of a painting, usually with type on or around the image to advertise an artist, show or event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An enlargement of a photo used to advertise a product or service This can be a great way for a model to get visibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A single sheet advertising or promotional piece intended for mounting and display for a product, service or event Does not include point-of-purchase materials or any 'signage' that is eligible in the Out-of-Home categories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intended for presentation at the conference and not for publication. a) Editorial - Pictures, usually in a large format, sold retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advertisement appearing outdoors, usually on a vertical board erected especially for the purpose which is called a hoarding, otherwise on windows or walls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reproduction that is usually printed in unlimited quantities with a lower grade of paper and inks than a limited or open edition prints Poster often include graphics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inexpensive way to decorate a dormroom while making people think you've been to foreign lands and done things you never have.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generally, a pictorial advertisement for an exhibit, event or product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally used to identify those prints created to advertise an event Now this term designates any print produced with a decorative boarder The Art Nouveau and Art Deco periods are identified with vintage posters. an outdoor advertising medium; a billboa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poster , posters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yafta, afiş; yaftacı, yafta yapıştıran kimse; menzillerden at alarak seyahat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. postrestant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sonra gelen, sonraki; gerideki; anat. kıça yakın; i., çoğ. insan kıçı, kaba etler. posterior chamber anat. ardoda. posteriorly z. sonradan gelerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zürriyet; gelecek nesiller, halefler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. arka kapı; yan kapı; ufak kapı; s. arkadaki; yandaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Babil sürgününden sonraki Yahudi tarihi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (sonek); f. kelime sonuna ek ilave etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta ücretine tabi olmayan; İng. posta ücreti ödenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. buzul devrinden sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üniversiteden mezun olduktan sonraki tahsile ait; i. doktora talebesi, üniversiteden mezun talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. büyük bir süratle, çok acele, ivedilikle; i. sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. babasının ö1ümünden sonra doğmuş; yazarın ölümünden sonra yayınlanmış; bir kimsenin ölümünden sonra vaki olan. posthumously z. ölümden sonra (özellikle yazarın).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bitiminden sonra eklenmiş; suni, yapmacık; i. taklit, yapmacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soldaki beygire binerek araba ve özellikle posta arabasına sürücülük eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,güz. san. özellikle yirminci yüzyılın başlarında Fransız sanatkarlarınca rağbet gören ve kübizm ile fütürizmi içine alan resim ekolü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kürk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پستين] kürk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harp esirlerinin ve ganimet olarak alınmış malların harpten sonra evvelki yerlerine veya hukuki sahiplerine iadesi kanunu, postlimini. post liminiary, postliminious s. bu kanunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. kilise ayini sonunda özellikle orgla çalınan parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postacı, posta müvezzii.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. posta damgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. postmaturé

tıp geçdoğan

Normal zamanından sonra doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğleden sonraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postane müdiresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the late 20th-century tendency to distrust objectivity, authority, universality, and moral and ideological absolutes Postmodern artists tend to mix styles, cultures, techniques, and high and low forms of art. a view that social and cultural reality, as we

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In its most general sense, describes the blurring and breakdown of established canons , categories, distinctions, and boundaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previously, philosophy was a study seeking the truth Since the days of Plato we've been attempting to define the Universal Truths by which we can all agree and to determine how we can know these are Universal Truths In the Postmodern world, philosophy tak

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i öldükten sonra; i. otopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğumdan sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست نشي ن] postta oturan. 2.pîre vekaletle postta oturan, tekke şeyhi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. posta ücreti ödenmiş (olarak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ertelemek, tehir etmek, geri bırakmak; ikinci planda bırakmak. post ponement i. erteleme, tehir, geri bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sonrasına koyma veya konma; bir kelime sonuna ilave edilen kelime veya ek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yemek sonrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). «Kalan posta» mânâsındaki bu kelime, postacılıkta bir usuldür. Postrestant olarak gönderilen mektup vs. postahanede bekler. Alıcı, hüviyetiyle postahaneye gidip, gelen şeyi alır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postane müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. not, dipnot, hamiş, haşiye, derkenar; kıs. p.s.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talip olan kimse; bir şey üzerinde hak iddia eden kimse; namzet, özellikle papazlığa namzet kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. mantık ve matematik). Bir ilmin kuruluşunda temel vazifesi olmakla beraber mütearifeden daha az olan ve tarif edilmeyen iptidaî gerçek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. postulat

man. ve mat. ön doğru

1. man. Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek.

2.mat. İspatsız kabul edilen önerme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. talep etmek, istemek, dilemek; ispatsız olarak ifade etmek, kaziye diye kabul etmek; var saymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. önerme, kaziye, ispatına lüzum görülmeden kabul edilen mesele; kabulü zaruri olan esas, her şeyden evvel lâzım olan şart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duruş, poz, vaziyet; hal, işlerin gidişi; zihni vaziyet, tefekkür hali; f. suni vaziyet vermek veya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl almaz, inanılmaz, mantığa aykırı, abes. preposterously z. mantıksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. prognozla ilgili; neticeyi önceden gösteren, kılavuzluk eden; i. alâmet, belirti; kehanet; tıb. prognoz için hüküm verdirecek belirti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ileride meydana geleceğini söylemek; belirtisi olmak; belirtisinden anlayıp söylemek, ilerisini tah- min etmek. prognostica'tion i. kehanet, önceden tahmin; belirti. prognosticator i. kehanet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( ünlem ) Sıhhate ! Afiyete ! şerefe !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Erkekte idrar borusunun arka tarafını kuşatan bez.

2.Bu bezin İltihaplanması hastalığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostate. prostate gland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostate. prostate gland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Prostat bezi, idrar torbasının boynu ile idrar yolu başlangıcını çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir guddedir. Yalnız erkeklerde bulunur. Prostat bezi, 50 yaşını geçen erkeklerde büyümeye başlayıp, rahatsızlık verebilir. Hastalığın belirtileri gecenin son kısmında idrara kalkmak, gündüzleri sık sık idrar yapmak, idrar yapmakta zorluk, idrarın yavaş yavaş akması, idrarın başında veya sonunda bir damla kan şeklinde görülür. Kesin tedavi ameliyatla gerçekleşir. Ancak tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Mazı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam mazı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Vücudun herhangi bir yerindeki iltihabın, kan dolaşımı aracılığı ile prostat bezine gelip yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Hastada titreme, halsizlik, ateş, sırt ve bacak ağrıları görülür. Hasta, İdrarını ve büyük abdestini yapmakta güçlük çeker. Tedavi sırasında en az 10 gün yatak istirahati şarttır. Ayrıca 6 hafta süreyle aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Servi yaprağı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam servi yaprağı konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Prostat bezinin genişleyip, büyümesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastanın karın bölgesinin alt kısımlarında ve bacak aralarında ağrı vardır. Bazen sırtta ve kollarda da ağrı hissedilir. Doktor tedavisi gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Atkestanesi, su.

Hazırlanışı : Bir tencere suda 2 avuç atkestanesi haşlanır. Günde 5 tane yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. prostata ait; prostat, erkeklerde mesanenin boğazına yakın gudde, kestanecik. prostate gland prostat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önlük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sakat bir yere suni uzuv ilavesi, protez. prosthetic s. protez kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fahişe, orospu; f. fahişeliğe sevketmek; kötü maksatla kullanmak. prostitu'tion i. fahişelik, fuhuş; kötü maksada veya işe kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. yüzükoyun yatmış, yere uzanmış; birinin ayağına kapanmış, insafına kalmış; halsiz kalmış, takati kesilmiş; bot. yerde uzanan; f. yere sermek, yere yıkmak; halsiz bırakmak, bitkin hale koymak. prostrate oneself secde etmek. prostrate oneself bef

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resmi amir; bazı üniversitelerde dekan; İskoçya'da belediye başkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inzibat amiri, adli subay. provost guard askeri polis karakolu. provost marshal inzibat amiri, adli subay. provost sergeant inzibat çavuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyanın kendisi, çekirdeğindeki soğumamış kısımlarından dolayı dev bir mıknatıstır. Bu büyük mıknatısın artı ve eksi uçları kuzey ve güney kutuplarındadır. Ancak bildiğimiz coğrafi kutuplarda değil. Pusulanın minik ucu tam kuzeyi göstermez, gösterdiği noktaya magnetik kutup denir.

Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü devamlı takip ederseniz kuzey kutbuna hiçbir zaman ulaşamazsınız. O noktadan 7 derece yani kilometrelerce uzaklıktaki magnetik kutba varırsınız. Olayın ilginçliği bu kadarla da bitmiyor. Bilimin kesin olarak saptadığı bir sürpriz daha var. Bu magnetik kutupların yerleri de sabit değil, zamanla değişiyor, kuzey güneye, güney kuzeye geliyor.

Eğer elinize bir pusula alıp zaman yolculuğu yapabilseydiniz, birkaç milyon yıl önce pusulanızın kuzey gösteren ucuna bakarak seyahat edince sizi penguenlerin büyük atalarının karşıladığım, yani güney kutbuna vardığınızı şaşırarak görürdünüz.

Magnetik kutupların niçin ve nasıl yer değiştirdikleri henüz tam bilinmiyor. Bu olayın dünyada kraterlerin oluşması, iklimlerin değişmesi, bazı canlı türlerinin yok olması gibi olaylarla yakın ilgisi olduğu sanılıyor. Bilim insanları magnetik kutupların yer değiştirmesinin 170 milyon yılda yaklaşık 300 defa tekrarlandığını, bugünkü konumuna en son 750 bin yıl önce geldiğini ileri sürmektedirler.

Sadece magnetik kutupların yer değiştirmelerinin değil dünyanın magnetik alanının bile başlangıçta nasıl oluştuğu tam açıklığa kavuşmuş değil. Teorilere göre dünyanın merkezindeki sıvı halindeki çekirdek bölümündeki ısı, dış demir katmanlara ulaşarak dünyanın dönüşü ile beraber bir dinamo etkisi yaparak magnetik alanı meydana getirmiştir.

Yerkürenin magnetik alanının şiddet ve doğrultusunu ölçmek için 1979 Ekim’inde uzaya gönderilen ‘Magsat’ uydusu 3 yıla yakın görev yapıp da yanmadan önce gönderebildiği en önemli bilgi, magnetik alanının şiddetinin gittikçe azaldığı, her on yılda şiddetinden yaklaşık yüzde birini yitirdiği, böyle giderse muhtemelen bin yıl sonra magnetik kutupların yerlerinin tekrar değişebileceği bigisiydi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., min. bir madenin erime kabiliyeti veya alevinin rengi gibi ateş tesiriyle meydana çıkan hususiyetleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pirostat, yüksek ısı için termostat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. direnç aygıtı, reosta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karşılık, hamle; çabuk ve zekice verilen cevap; f. çabuk karşı hamle yapmak; çabuk ve zekice cevap vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tünek; kuşların gecelediği yer; f. tünemek. rule the roost k.dili baş olmak, hakim olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. subayların nöbet sıralarını gösterir liste veya defter; isim listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Haşlandıktan sonra kesilip kızartılmış et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roast. roast meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roasted meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rosbi oğlu. Orostopoğlu, orospu oğlu. mec. Kalleş, karaktersiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çoğ., bak. rostrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geminin kıvrık pruvasına ait; hatiplik kürsüsüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. rostra, rostrums) hatiplik kürsüsü, platform; eski Roma'da kıvrık veya gaga gibi pruva; zool., bot. gaga şeklindeki uzuv, rostrum. rostriform s. kıvrık veya gaga şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümen anası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir süreyi ölçmek veya bir şeyi ayarlamak için saatimizin saniye göstergesine pek sık baktığımız söylenemez. Halbuki hemen hemen tüm kol saatlerinde saniye göstergesi vardır. Tık tık ilerleyen saniye göstergesinin belki de en önemli faydası, kımıldadıklarını gözle fark edemediğimiz o yavaş akrep ve yelkovanın yanında zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini bize göstermesidir.

Günümüzde özellikle erkek kol saatlerinde bırakın saniyeyi, onda birini bile ölçebilen göstergeler var. Aslında saniyenin onda birinin yaşantımızda ne derecede etkili bir zaman süresi olduğunun farkına varamayız. Atletizmde kısa mesafe koşucularının yaptıkları derecelerin değerlendirilmesi dışında pek karşımıza çıkmaz.

Saniyeden küçük zaman dilimler biz insanlar için sıfır gibi bir şeydir. Bu süreleri insanlar son yüzyılın başından itibaren ölçmeye başladılar. Halbuki eski insanlar için zaman Güneş’in hareketi demekti. Hayat o kadar yavaştı ki dakikaların insan yaşamında hiçbir önemi yoktu.

Bırakın tarihteki güneş ve kum saatlerini, 18. yüzyıla gelene kadar kullanılan saatlerde bile dakikayı gösteren yelkovan yoktu. Saniye ibresinin konulması ise 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Günümüzde fizikçiler saniyenin milyarda birini bile ölçebilmektedirler.

Aslında çevremizde saniyede değil, saniyenin binde birinde bile çok şeyler olmaktadır. Bu sürede bir tren 2 - 3, uçak 25, ses 33 santimetre yol alır. Dünya yörüngesi üzerinde 30 metre ilerlerken aynı sürede ışık 300 kilometre uzağa ulaşır.

Canlılar dünyası için de saniyenin binde biri pek kısa bir süre sayılmaz. Henüz kan emmemişken, yani boş depo ile bir sivrisinek kanatlarını saniyede 1000 kere çırpar. Diğer bir deyişle saniyenin binde biri kadar bir zamanda kanatlarını kaldırır ve indirir.

İnsanlar çok kısa bir zaman süresini belirtmek için göz kırpma süresini esas alır ve “göz açıp kapayıncaya kadar” derler. Halbuki göz kırpma 0,4 saniye, yani neredeyse yarım saniye kadar sürer, ama bu arada sivrisinek 400 kere kanat çırpınıştır bile.

Gelişen uçak teknolojisi sayesinde dünyada Güneş’in hareketlerine bağlı zaman kavramları da biraz kafa karıştırır hale geldi. Örneğin aralarında yeterli mesafe olan iki kent arasında batıya doğru uçan bir uçak, birinci kentten sabah 09:00’da kalkıp, binlerce kilometre yol katettikten sonra ikinci kente aynı gün yine sabah 09:00’da inebilir, tabii yerel saatle.

Bu gelişmeler doğrultusunda zamanı ölçmek için artık Güneş’e de güven kalmadı. Çünkü Dünya üzerinde 77. paralelde saatte 450 kilometre hızla batıya doğru uçan bir uçakta bulunanlar Güneş’in hiç batmadığını, gökyüzünde hep aynı yerde asılı kalmış olacağını göreceklerdir. Bunun nedeni 77. paraleldeki bir noktanın, dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında saatte 450 kilometre hızla doğuya doğru yol almasıdır. Yani gökyüzündeki Güneş ile uçağın hızları aynıdır.

Yeryüzünden 250 - 300 kilometre yükseklikte bulunan astronotlar için Güneş 24 saat boyunca 16 kez doğar ve batar. Çünkü uzay aracı Dünya çevresindeki bir dönüşünü yaklaşık 90 dakikada tamamlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir süreyi ölçmek veya bir şeyi ayarlamak için saatimizin saniye göstergesine pek sık baktığımız söylenemez. Halbuki hemen hemen tüm kol saatlerinde saniye göstergesi vardır. Tık tık ilerleyen saniye göstergesinin belki de en önemli faydası, kımıldadıklarını gözle fark edemediğimiz o yavaş akrep ve yelkovanın yanında zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini bize göstermesidir.

Günümüzde özellikle erkek kol saatlerinde bırakın saniyeyi, onda birini bile ölçebilen göstergeler var. Aslında saniyenin onda birinin yaşantımızda ne derecede etkili bir zaman süresi olduğunun farkına varamayız. Atletizmde kısa mesafe koşucularının yaptıkları derecelerin değerlendirilmesi dışında pek karşımıza çıkmaz.

Saniyeden küçük zaman dilimleri biz insanlar için sıfır gibi bir şeydir. Bu süreleri insanlar son yüzyılın başından itibaren ölçmeye başladılar. Halbuki eski insanlar için zaman Güneş’in hareketi demekti. Hayat o kadar yavaştı ki dakikaların insan yaşamında hiçbir önemi yoktu.

Bırakın tarihteki güneş ve kum saatlerini, 18. yüzyıla gelene kadar kullanılan saatlerde bile dakikayı gösteren yelkovan yoktu. Saniye ibresinin konulması ise 19. yüzyılın ortalarına rastlar. Günümüzde fizikçiler saniyenin milyarda birini bile ölçebilmektedirler.

Aslında çevremizde saniyede değil, saniyenin binde birinde bile çok şeyler olmaktadır. Bu sürede bir tren 2 - 3, uçak 25, ses 33 santimetre yol alır. Dünya yörüngesi üzerinde 30 metre ilerlerken aynı sürede ışık 300 kilometre uzağa ulaşır.

Canlılar dünyası için de saniyenin binde biri pek kısa bir süre sayılmaz. Henüz kan emmemişken, yani boş depo ile bir sivrisinek kanatlarını saniyede 1000 kere çırpar. Diğer bir deyişle saniyenin binde biri kadar bir zamanda kanatlarını kaldırır ve indirir.

İnsanlar çok kısa bir zaman süresini belirtmek için göz kırpma süresini esas alır ve “göz açıp kapayıncaya kadar” derler. Halbuki göz kırpma 0,4 saniye, yani neredeyse yarım saniye kadar sürer, ama bu arada sivrisinek 400 kere kanat çırpmnıştır bile. Gelişen uçak teknolojisi sayesinde dünyada Güneş’in hareketlerine bağlı zaman kavramları da biraz kafa karıştırır hale geldi. Örneğin aralarında yeterli mesafe olan iki kent arasında batıya doğru uçan bir uçak, birinci kentten sabah 09:00’da kalkıp, binlerce kilometre yol katettikten sonra ikinci kente aynı gün yine sabah 09:00’da inebilir, tabii yerel saatle.

Bu gelişmeler doğrultusunda zamanı ölçmek için artık Güneş’e de güven kalmadı. Çünkü Dünya üzerinde 77. paralelde saatte 450 kilometre hızla batıya doğru uçan bir uçakta bulunanlar Güneş’in hiç batmadığını, gökyüzünde hep aynı yerde asılı kalmış olacağını göreceklerdir. Bunun nedeni 77. paraleldeki bir noktanın, dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında saatte 450 kilometre hızla doğuya doğru yol almasıdır. Yani gökyüzündeki Güneş ile uçağın hızları aynıdır.

Yeryüzünden 250 - 300 kilometre yükseklikte bulunan astronotlar için Güneş 24 saat boyunca 16 kez doğar ve batar. Çünkü uzay aracı Dünya çevresindeki bir dönüşünü yaklaşık 90 dakikada tamamlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteem. observe. respect. venerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to esteem. to respect. to behave respectfully. admire. esteem highly. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret direği, işaret gönderi; kılavuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Saklanan görüntülerin sürekli çalınmasını sağlar. Kayıtlı görüntülerin, tümleşik renkli LCD ya da ayrı bir monitörde görülebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. uzatarak çalma veya söyleme tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en güneyde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıç bodoslaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

react.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to react. make a response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir makinenin veya bir yerin sıcaklığını bir seviyede tutmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thermostat

fiz. ısıdenetir

Bir yer veya nesnenin ısısını kendiliğinden düzenleyen, aynı derecede kalmasını sağlayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermostat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermostat. heater timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testosterone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testosterone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyokim.) testosteron, erkeklik hormonlarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. termostat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcaklığı bir düzeyde tutma ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzel sesli ardıçkuşu, zool. Turdus ericetorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toasted sandwich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toasted sandwich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of bread suitable for making toasted sandwiches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grill for making toasted sandwiches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamıyle toparlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Birtakım firmaların tekel kurarak piyasayı elde tutmak için aralarında yaptığı anlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trust. trust. monopoly. business trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. en alttaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gösterişsiz, dikkati çekmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en yukarı, en yukarıki, en üst.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en üst,enyukarıdaki; akla ilk gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. en uzak, en son: azami en büyük, en yüksek, en fazla; i. son derece, azami derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.).

1.Eskiden sahil muhafaza gemilerine verilen ad.

2.Gösterişli ve iriyarı erkek veya kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guide. marshal. pilot. shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduct. guide. instruct. lead. pilot. take in tow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن دوست] zampara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zen = kadın, dûst = seven). Kadınlardan hoşlanan, zanpara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunanistan'da özellikle erkeklerin taktığı kemer veya kuşak;tıb. zona.

İngilizce - Türkçe Sözlük by