Ot ne demek? | Ot anlamı nedir? | Ot

Ot anlamı nedir?

Ot ne demek?

Ot anlamı nedir?

Ot | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağaç olmayan ve kışın yaprağı düşen bitki: Yeşil ot, kuru ot.

2.ilâç, devâ: Bir ot içtim (eski tıpta ilâçların çoğu bitkidendi) (bu mânâ ile İstanbul şivesinde kullanılmaz).

3.Hayvan yemi: Hayvana ot ver. Semizotu = Yaprakları kalınca ve ekşice bir sebze. Balıkotu = Balıkları sersem edip avlamaya mahsus hap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Od.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Öd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbal. herby. herbaceous. grass. herb. weed. hay. hashish. joint. greenstuff. herbage. pasturage. pasture. vegetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. grass. pasturage. pasture. pot. herb. weed. fodder. filled or made with straw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herb. weed. wild grass. medicine. poison. plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Occupational Therapy Use of a vocational or vocational tasks as a form of therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Occupational therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Occupational Therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Occupational Therapist. occupational therapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Operational Testing. occupational therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Operational Testing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Occupational therapy, or therapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Occupational Therapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the context of Guardian's Office operations and programmes, an abbreviation for 'Operating Target'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Occupational Therapy Focuses on delays in fine motor areas Delayed pencil control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for overtime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Operating Thetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Open Transport Name for new Macintosh networking protocol that advertises greater connectivity and processor speeds for some Macintosh PCs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Occupational therapy A person who specializes in OT is called an occupational therapist They help with babies who are having feeding difficulties. abbreviation for Operating Thetan See Operating Thetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation of Off Topic Used in message board postings to denote content that is not specifically related to the theme of the message board For example, a posting about a video game in an action figure message board might have the title OT: new Allied A

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Old Testament.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) manastırın baş rahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un haberleri, e-postaları ve ajanda güncellemelerini gerçek zamanlı olarak algılanabilmesini sağlayan programı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden bir bitki. Kökü bazen insanı andıran biçimler aldığından bu adla anılır. Ayrıca eskiden bu bitkide acayip hususiyetler olduğuna inanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Alraunwurzel, Mandragore, Mandrake): Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu. Kullanıldığı yerler: Kökleri % 0,3 oranında Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini taşır. Bundan dolayı zehirli bir bitkidir. Ağrı kesici, yatıştırıcı, cinsel gücü arttırıcı etkileri vardır. Halen tedavide çesitli preparatların terkibinde kullanılmaktadır. Rastgele kullanıldığında zararlı olur.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ayakta; yataktan kalkmış; hareket halinde, ilerlemekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarraflık; borsa oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden topları ateşlemek için, arka deliğin ağzına konan barut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. Sekiz ayaklı).

1.Maruf bir cins deniz hayvanıdır ki kemiksiz olup, uzun ayaklarında nasır gibi çekme kuvveti olan düğümleriyle kayalara yapışır.

2.Kansere benzer bir çeşit çıban: Rahim ahtapotu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus. octopod. devil-fish. polyp. hanger-on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (mat), bir sayıyı tam bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kur'a usulü ile tayin etmek; pay etmek, bölüştürmek; tahsis etmek. allotment (i). hisse, pay; tayin; tahsis; bölüştürme, taksim; tevzi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değişik hal, alotrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Kim.). Kimya bakımından bir değişiklik olmadığı halde bir cismin ayrı hususiyetler göstermesi hali: Kırmızı ve beyaz fosfor arasında, birleşim farkı yoktur. Buna rağmen renklerinin ayrı oluşu bir alotropi halidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Alotropiden ileri gelen.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(solidago officinalis): İdrar tutukluğu, albümin, nefrit, üremi ve sistit tedavisinde kullanılan bir çeşit bitkidir. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğreltiotu çeşidinden tıbda kullanılan bir bitki, iskolopenderyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her iki cinsten; her iki yönden etkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Atgözü, Kızılağaç, Inula, Inula helenium, Annuèe inule): Bileşikgillerden, nemli yerlerde yetişen, 1 metre kadar sapı olan bir çesit ottur. Yaprakları büyük, yumuşak ve yuvarlaktır. Çiçekleri sarı renkte olup, acı ve kokuludur. Kökü kalındır. Meyveleri küçük, fıstık kozalağına benzer. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Balgam söker. Mikropları öldürür. Vücudda biriken tuzu atar. Üremi, nefrit, sistit, İdrar yolları hastalıklarında faydalıdır. Nefes darlığıını giderir. Karaciğer hastalıklarını tedavi eder. Kaşıntıları keser. Fazla kullanıldığı zaman, mide bulantısı yapar.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anekdot, kısa hikâye, menkıbe, fıkra. an'ecdotal (s). fıkra tarzında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anecdote

hikâyecik

Kısa veya özlü anlatımı olan hikâye.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anecdote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şerh etmek, haşiyeler ilâve etmek, notlarla izah etmek. annota'tion (i). not, şerh annotator (i). müfessir, notlar ilâve eden, yorumlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Pozitif elektrot. Bir elektrolitte, elektrik akımının içeri girdiği iletken uç.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anode

fiz. artı uç

Elektrikli çözümlemede, sıvıya batırılıp akımın geçmesini sağlayan iletken uçlardan artı yüklü olanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anode. positive pole. positive electrode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anode. plate. anode artıuç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(zam.) başka, ayrı, diğer, sair, öbür; zam. bir daha, başka, aynı. one after another birbiri arkasından , sıra ile. one another birbirini, yekdiğerini.You're anotherl Sen del

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antibiyotik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Birçok mikroplara karşı öldürücü etki yapan aureomycetin, neomycin, penicillin, streptomycin ve terramycin gibi maddelerin ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic. antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antidote

panzehir

Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antidote , antitoxin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). panzehir, hastalık etkisini giderici madde, ilâç, deva, çare; herhangi bir (bedeni veya akli). bozukluğun etkisini giderici madde. antidotal (s). panzehire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eskiden yara tedavisinde kullanılan bir reçine. Anzarot ağacı: Bu reçineyi veren ve sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç (Penaea sarcocolla).

2.(mec.) Rakı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart hotel. apartment hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Işıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bitkinin topraktan yükseğe büyüme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Likenlerin çiçekliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eczacı. apothecaries' measure eczacı ölçüsü. apothecaries' weight eczacı tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (geom). iç yarıçap, yanal yükseklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâhlaştırma, tanrılaştırma; bir şahsı veya prensibi aşırı derecede yükseltme; kutsal kabul edilen fikir veya ideal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kötülüğe karşı koruyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kayısı, zerdali, (bot). Prunus armeniaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İn. arrowroot). Ufak çocuklara yedirilen besleyici bir cins nişasta ki, Amerika’da hasıl olan bir kökten çıkar.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Maranta nisastası, Arrow-root): Sıcak iklimlerde yetişen “Maranta” adlı kamıştan veya ona benzer başka bitkilerin köklerinden çıkarılan beyaz bir tozdur. Nişastadan daha incedir. Kokusu ve tadı yoktur. Kullanıldığı yerler: Çocuk maması yapımında kullanılır. Süt çocuklarına ve nekahat dönemindeki hastalara verilir. Hastalıklardan sonra görülen halsizlikleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Salyangoz kabuğuna benzeyen kabuğu olan, ahtapota benzer, kafadanbacaklı bir hayvan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). argo, herhangi bir zümrenin kullandığı özel dil, özellikle külhanbeyleri veya hırsızlar arasında parola olarak kullanılan dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). Yunan filozofu Aristo'ya ait; (i). Aristo nazariyeleri taraftarı. Aristotelianism (i). Aristoculuk. Aristotelic (s). Aristo'ya veya felsefesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aristo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ararot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit enli boyunbağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Sonsuz bir eğrinin yakınına çizilmiş bir doğru. Bu doğru uzatıldıkça eğriye yaklaşır, fakat onunla asla birleşmez.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. asymptote

mat. sonuşmaz

Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymptote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İ.). Armonide süs notası olmayan nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Feza yolculuğu yapan vasıtaları kullanan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. astronaute

gök. b. uzay adamı

Uzay gemisini uzayda yöneten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronaut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronaut. astronaut uzayadamı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astronaut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) fotografçılığın astronomiye uygulanması. as'trophotograph'ic (s). gökcisimlerinin foto ğraflannln allnmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,mat.asimptot, sonuşmaz.asymptotic (s) asimptotik, sonuşmazla ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).özünerosçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). otomobillerle ilgili; kendiliğinden hareket edebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kendi kendine tedavi; hastanın kendi vücudundan alınan bir madde ile tedavi edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i)., (tıb). kendi vücudunda hâsıl olan mikroplarla iltihaplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğünçiçeğigillerden zehirli bir bitki (Adonis).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses kontrolünü ya da bir sonraki şarkıya geçme ayarını kulaklık üzerinden yapmaya olanak tanıyan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(zool). bir çeşit salamandra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. İ.). Musikide geçkiyi işaret eden, sürüp giden makamın bünyesine yabancı nota.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(GemeineQecke, Chiendent commun, Common Couch Grass, Scutch, Twitch): Temmuz-agustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli başaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitkidir. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi boştur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarlı, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassı bir başak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli ve uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki taş ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. İdrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarını temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrıkotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve digeri gibi kullanılır. Türkiye’de; İstanbul, Trakya, Mugla, Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(l.)( Yunanca’dan, Fr. Azote). (kimya). Az yahut N sembolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: N

Atom Numarası: 7

Kütle Numarası:14,007

Yoğunluk: 1,2506 g/cm3

Erime Sıcaklığı: -210,1 °C

Kaynama Sıcaklığı: -195,79 °C

Dünya atmosferinin % 78’ini oluşturur. Canlılar için gerekli temel elementlerden biridir.

Bazı azot bileşikleri, tarımda gübre olarak kullanılır. Sıvı azot soğutma amacıyla kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrogenous. nitrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferdeki azotun bitkiler tarafından özümlenmesi, sonra topraktan geçerek atmosfere dönmesi süreci. Azot, proteinlerin önemli bir bileşenidir ve bu nedenle hem bitkiler hem de hayvanlar için gereklidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yanmadan oluşan, havaya bırakılınca zehirli hâle gelen kirletici madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. azotomètre

kim. azotölçer

Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Şifalı Bitki

(hablülhilal): Cava’da ve Malabar’da yetişen ve zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek yakalamaya yarayan zehirli bir bitkidir. 50 santim boyundadır. Dalları yeşil ve tüylüdür. İlaç olarak yaprak ve çiçekleri kullanır. Kullanıldığı yerler: Terletir, idrar söktürür. Vücudu rahatlatır. Had bronşit ve nezlede, bütün bulaşıcı hastalıklarda kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oy pusulası; bir seçimde oyların toplamı; gizli oy usulu ile yapılan seçim; (f). oy vermek; kura çekmek (yer için). ballot box oy sandığı. ballot paper oy pusulası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir seçimde herhangi bir adayın oyların mutlak çoğunluğunu alamaması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henbane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan'da bulunan bir cins büyük fare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ingilizce «bank note»). Banka parası,.her memlekette millî bankanın para makamında tedavül etmek üzere çıkardığı muhtelif miktar ve kıymetli nakdî para, kâğıt para.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bank-note

kâğıt para

Devlet bankası tarafından piyasaya çıkarılan değeri kâğıt üzerinde belirtilen para.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

note. banknote. bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank-note. banknotes. bank note. banknote. paper money. bank bill. banker's note. paper currency. denomination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(konca): Patlıcangiller familyasından; yol kenarlarında, gölgelik yerlerde yetişen, 80 santimetre kadar boyunda uyuşturucu ve zehirli bir bitkidir. Açık yeşil renktedir. Her tarafında beyaz, uzun tüyler vardır. Çiçekleri sarımtırak, kırmızımsı mor renktedir. Meyvesinin içinde yüzlerce tohumu vardır. Ev ilaçlarında kullanılması tavsiye edilmez. Kullanıldığı yerler: Teskin edicidir. Titreme ve çarpıntıyı giderir. Uykuyu kaçırır. Keyif verir. Beyin hastalıkları, kore hastalığı ve nikriste faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(küçük kırlangıç otu): Düğünçiçeğigiller familyasından; ilkbaharda çalılıklar arasında yetişen küçük bir bitkidir. Yaprakları üç parçalıdır. Yeşilimtıraktır. Yumruları yapraklarının arasındadır. Kökü küçüktür. Çiçekleri altın sarısı rengindedir. Sabahları açar, akşamları kapanırlar. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinden doğan şikayetleri giderirler.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,coğ. yatak örtüsü, battaniye gibi yatak takımları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. beget.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabl Mukaddes'te bahsi geçen suaygırına benzer bir hayvan; A.B.D., k.dili iri ve kuvvetli insan veya hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. T.). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi. Meyvenin kabuklarından reçel yapılır ve güzel kokulu bir esans çıkarılır (citrus bergamia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tree of the Orange family , having a roundish or pear-shaped fruit, from the rind of which an essential oil of delicious odor is extracted, much prized as a perfume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of mint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The essence or perfume made from the fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A variety of snuff perfumed with bergamot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coarse tapestry, manufactured from flock of cotton or hemp, mixed with ox's or goat's hair; said to have been invented at Bergamo, Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Encyc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essential oil of the bergamot orange used to flavor a black tea base to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A citrus oil derived from the bergamot orange used to flavor black tea to make Earl Grey tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conditions skin, soothes Antiseptic Photo toxic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bergamot oil acts as a natural astringent and is best suited for oily skin and hair conditions Its spicy scent of oranges and lemons also helps to lift the spirits. small tree with pear-shaped fruit whose oil is used in perfumery; Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus bergamia): Sedefotugiller familyasından bir çeşit narenciye türüdür. Meyvesinin kabuklarından güzel kokulu bir esans yapılır. Dalları seyrek ve kısa dikenlidir. Meyvesi armut şeklinde, sarımtırak yeşil veya altın sarısı rengindedir. 8-10 dilimi vardır. Bergamot meyvasından çıkarılan esans yeşilimtırak veya sarımtırak yeşil renktedir. Acı ama hoş kokuludur. Kullanıldığı yerler: Koku vermesi için bazı ilaçlara ve çaya karıştırılır. Reçeli de yapılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bergamot, bot. Citrus bergamia; bir nevi armut; yağı ıtriyatta kullamlan bir cins portakal veya ağaçkavunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sarhoş etmek, sersemletmek; bunaltmak. besotted s. sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaz otu): Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. benek benek lekelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nişanlanmak, evleneceğine söz vermek. betrothal i. nişanlanma, nişanlama. betrothed i., s. nişanlı kimse; s. nişanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.küçük süs eşyası, biblo, antika küçük parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphane; kitap kataloğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliothèque

kitaplık

Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mutaassıp kimse, bağnaz kimse; dar görüşlü kimse. bigoted s. mutaassıp, bağnaz. bigotedly z. bağnazca bigotry i. bağnazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(hypericum calycinum): Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir coğrafi alan ve jeolojik devrenin karışmış direy ve biteyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canlıların fonksiyonlarını inceleyen bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. biyotit, kara mika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş yoncası, bot. Lotus corniculatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mezevek): Düğünçiçeğigiller familyasından; bir çok çeşidi bulunan ve kuzey yarımkürede yetişen bir bitkidir. Tohumlarında Delphinine vardır. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Bit, pire gibi zararlı asalak ufak böcekleri öldürmekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik).

1.Sıracalıgillerden bir bitki. Birçok çeşidi vardır ve kuzey yarımküresinde yetişir (pedicularls).

2.Bitlere karşı kullanılan bir madde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Defter halinde birleştirilmiş not kâğıtları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad. notepad. writing pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan otu, bot. Sanguinaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızarmış, kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. leke, kağıt üzerindeki mürekkep lekesi; ayıp, kusur; silme (yazıda); f. lekelemek, kirletmek, karalamak; karartmak; kurutma kağıdı ile kurutmak; gelişigüzel boyamak; lekelenmek, kirlenmek; emmek (kurutma kağıdı).blot out bozmak, tanınmaz hale get

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavlada açık pul; herhangi bir meseledeki açık veya zayıf nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. büyük leke, iri mürekkep lekesi; derideki kabartı; f. lekelemek, lekelenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurutma kağıdı; karakolda tutuklananların kayıt defteri. blotting paper kurutma kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ing. (argo) sarhoş, zil zurna sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamber çiçeği, mavi kantaron, bot. Centauria cyanus; iri mavimsi sinek, kurt sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yakın mesafelerde, kablosuz iletişime olanak sağlayan bir teknolojidir. Cep telefonu-kulaklık, cep telefonu-bilgisayar, bilgisayar-bilgisayar arasındaki iletişimde kablo zorunluluğunu ortadan kaldırırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth®, veri ve ses iletişiminde kullanılan düşük maliyetli kısa menzilli kablosuz bir sistemdir. Bir Bluetooth® aygıtında, başka Bluetooth® aygıtlarla iletişimi sağlayan donanım ve yazılım bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili ya da “Ahizesiz Profil”, kablosuz cep telefonunun arabada ahizesiz kullanımına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® teknolojisiyle heyecan verici bir kablosuz işlevler dünyasının kapısını açar. Bluetooth® Temel Görüntüleme Profilini destekleyen herhangi bir aygıttan görüntülerin doğrudan indirmenizi sağlayan Bluetooth®, sizi ‘kablo stresinden’ kurtarmanın yanı sıra, uzaktan video kamera işlevselliğini de sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili “Gelişmiş Ses Dağıtım Profili’. MP3 çalar, cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir ses cihazlarından kablosuz yüksek kalite ses aktarımı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® Stereo, iki uyumlu cihaz arasında dahili Bluetooth® temelli iletişim için geliştirilen kablosuz arayüz özelliğidir. Bluetooth® özellikli WALKMAN® ürününüzü uyumlu cihazlara (araç stereo’su, mini HiFi, kablosuz kulaklıklar, vb.) kolayca bağlamanızı sağlar. Bu teknoloji ile ses sinyallerinin akış biçimi kontrol edilerek kablosuz kulaklıklarınızdan yüksek kaliteli ses elde etmeniz sağlanır. Sonuçta, kablo sıkıntısı olmadan özgürce müzik dinlemenin keyfini yaşayabilirsiniz. İster aracınızda ya da salonunuzda ister hareket halinde olun, en sevdiğiniz şarkıları kablolarla uğraşmadan dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğünçiçeğigillerden bir bitki (aconitim). Bu bitkinin her tarafında bilhassa kökünde akonitin adlı çok tehlikeli bir zehir vardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bogota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Regional Markets)

Ulusal (Kot İçi) Pazar’da işlem görme koşullarını taşımayan ve Borsa Yönetim Kurulu’nca geçici veya sürekli olarak Ulusal Pazardan çıkarılmasına karar verilen şirketlerin hisse senetlerine likidite sağlamak, bu hisse senetlerinin fiyatlarının düzenli ve şeffaf bir piyasada, rekabet koşulları içinde oluşmasını temin etmek amacıyla kurulan pazardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. nükte, espiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çizme, potin; ing. bot; ayak ve bacağı sıkıştıran çizme benzeri işkence aleti; ing. arabanın bagajı; koruyucu tabaka; A.B.D. acemi deniz eri; tekme; (argo) azletme, işten çıkartma. get the boot azlolunmak, colloq. kapı dışarı edilmek. boottree çizme ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çizme giydirmek; çizme şeklindeki aletle işkence yapmak; (argo) tekmelemek, tekme ile uzaklaştırmak; futbolda tekme atmak; (argo) işten çıkarmak, kovmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., (eski) veya (şiir) fayda etmek; yararlı olmak, işe yaramak; i., (eski) fayda; çare. What boots it? Faydası ne? Neye yarar?. to boot ilaveten, fazla olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Intel tabanlı Mac’lerde Windows’dan boot etmeye olanak sağlayan uygulama.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayakkabı boyacısı, lostracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örgü bebek patiği; kadın botu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kulübe, çadır, çardak, barınak; satış pavyonuç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çizme çekeceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., A.B.D. kaçak içki; s. kaçak olarak imal, ithal veya nakledilmiş; kaçak, kanun dışı; kaçakçılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içki kaçakçılığı yapmak; kaçakçılık etmek; satmak üzere üzerinde kaçak eşya bulundurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içki kaçakçısı, kaçakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydasız, boş, gereksiz. bootlessly z. boş yere, neticesiz olarak. bootlessness i. neticesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) dalkavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. otelde boyacılık ve ayak işlerinde çalışan hizmetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ganimet, yağma, çapul; kazanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng). Küçük gemi: Avcı botu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. menşei bilinmiyor). Koncu ayak bileklerini geçen her çeşit potin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot. buskin. boat. rubber boat. rubber dinghi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bots. botfly larva; typically develops inside the body of a horse or sheep or human.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot. boat. dinghy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Derived from the word 'robot,' a bot is a software program that performs repetitive functions, such as indexing information on the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for infobot, robot, or knowbot; a program used to search the Internet for data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for Robot, but this is a special automated program designed to search the Web Search engines use bots regularly to trawl the internet for web pages and key words to store in the search engine database.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'robot ' An automated program On the Internet, the most common bots are the programs, also called spiders or crawlers, that access websites and gather their content for search engine indexes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internet Also known as software agents, bots are 'software robots' that work for human being across computer networks, undertaking tasks such as search operations More information on bots can be found at www botspot com.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'robot ' Describes programs, usually run on a server, that automate tasks like forwarding or sorting e-mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In MUDs, a character whose on-screen actions stem from a program rather than a real person In Internet searching, an automated search agent that explores the Internet autonomously, and reports back to the user when the search conditions have been successf

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An automated software program that can execute certain commands when it receives a specific input The web searching bots, also known as spiders and crawlers, search the Web by retrieving a certain document and recording the information and links found on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'robot,' also known as a shopping agent, shopping bot, shopbot, etc A program or Web site that searched several sites for information for the user, such as finding the lowest price on something you want to buy. build, operate, transfer - a type

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slang term originating from the word 'robot' It is used to describe a program that automates a task This could be searching the Internet for new sites to add to a database or sorting your incoming e-mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for robot, this term is often used interchangeably with 'intelligent agent ' It is a tool for sifting through data and can be tailored to perform a specific function. n A software agent found on IRC channels e g Zakim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'robot' Refers to Internet programs designed to run automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slang expression for robot, a program that runs automatically Among the uses for bots are to locate information on the World Wide Web and for the automatic collection of email addresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bot is short for 'robot ' It is a program on an IRC-or undernet-system, which acts as a real person by accepting certain commands and responding. is an abbreviation of robot but used in a software context A bot automates acomputing function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Board of Transportation The City agency charged with operating the subways from consolidation to the mid 50s Predecessor to the NYCTA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A program that automates mundane or repetitive tasks and runs [usually] 24 hours a day 7 days a week regardless of whether the user is logged-on Somewhat similar to an agent, bots can be used to explore the World Wide Web, retrieving a particular document

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is assumed that an xAIML interpreter is part of a larger application generically termed a bot, which carries the larger functional set of interaction based on xAIML This document does not constrain the specific behavior of a bot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated avatar or utility, usually programmed with AW SDK. botfly larva; typically develops inside the body of a horse or sheep or human.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. botany, bottle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitkibilimsel, botaniğe ait; bitkisel. botanically z. botanik bakımmdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konusu bitkileri incelemek olan ilim kolu, bitki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. botanique

bitki bilimi

Bitkileri inceleyen bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. botany. botany bitkibilim. nebatat. botanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botanist, bitkiler bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise f. inceleme yapmak için kırlardan bitki toplamak; bitkileri yerinde incelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botanik bitkibilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins at sineğinin sürfesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. beceriksizce yamamak; kabaca tamir etmek; bozmak; i. kabaca yapılmış yama; beceriksizlik. botchy s. kaba yamalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürfesi omurgalılara asalak olan birkaç cins sinek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. s. her ikisi, her ikisi de; ikisi de; s. her iki. both he and I hem o hem de ben.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıkıntı, sıkıcı bir iş veya durum, zahmet, üzüntü veren bir şey. It's no bother Bir şey değil Zahmet olmaz. bothersome s. sıkıcı, üzücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canını sıkmak, sıkıntı vermek, üzmek, taciz etmek, rahatsız etmek; endişe etmek, merak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ünlem can sıkıntısı, üzüntü, telaş veya sıkıntı yaratan durum; ünlem Aman ! Bırak şunu !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Asnam incir ağacı, bo inciri, Budistlerin kutsal saydıgı ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Gaborone.

Nüfus: 1.359.000.

Yüzölçümü: 224.607 km2.

Komşuları: Kuzeyde ve Batıda Namibya, Güneyde Güney Afrika, Kuzeydoğuda Zimbabwe.

Önemli Şehirleri: Gaborone, Serowe, Manna.

Din: %50 yerel inançlar, %50 Hristiyan.

Dil: İngilizce, Setswana.

Yönetim Biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Tarih: Bölgeye ilk yerleşen “bushmen”ler idi. Bantus’lar zamanında bölge, 1886 yılında Bechvanaland adıyla İngiliz himayesine girdi ve bu statüsü, güneyden ve güneybatıdan yöneltilen Boer ve Alman işgallerini durdurdu.

Ülke 30 Eylül 1966’da bağımsızlığını kazandı ve ismi Botswana olarak değiştirildi.

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ve madencilik (elmas, bakır, nikel…) ülke ekonomisinin büyümesine katkıda bulunmaktadır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Botswana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe; emzik, biberon. bottle gourd sukabağı. be brought up on the bottle mamayla beslenmek, biberonla beslenmek. the bottle alkollü içki; bebekler için süt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şişeye koymak, şişelere doldurmak. bottle up şişelere doldurup saklamak; susturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişeye kapanmış cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herkesin kendi içkisini getirdiği içkili toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe fırçası; atkuyruğu, bot .Equisetum arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini hava ile şişirebilen bir balık, zool. Saccopharynx ampullaceus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe yapmak için kullanılan adi yeşil cam. bottle green şişe camı yeşili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dar geçit, dar boğaz; engel; iş1erin yürümesini engelleyen kimse veya durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri burun; bir cins diş1i balina, zool. Tursiops.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bulaşıkşı. chief cook and bottlewasher her türlü ev işi yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dip, alt; esas, kaynak, temel; vadi; den. karina, tekne, gemi; dayanma gücü; iskemlenin oturulacak yeri; k.dili kıç, popo. Bottoms up! k.dili içkilerinizi bir yudumda bitirin !. at bottom aslında, esasında. get at the bottom of bir şeyin esasına inmek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dip koymak; bir şeyin asIına inmek, esasını anlamak; tesis etmek, kurmak; esasına dayanmak; dibine inmek, ulaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dipsiz; çok derin. the bottomless pit cehennem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. gemi sahibinin gemiyi karşı1ık göstererek ödünç para almasını sağlayan kontrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit ağır gıda zehirlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ok menzili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da halbe denilen bir bitki ki tohumuna da «boy tohumu» derler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. boykot yapmak; i. boykot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Fr.).

1.Bir ülkeyi, bir topluluğu veya bir şahsı zarara sokmak maksadıyle onunla her türlü ilgiyi kesme.

2.Bir işten geçici olarak çekilme; işe, çalışmaya hep birlikte katılmama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott. boycotting. debarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince pamuklu,yünlü veya suni ipekten dokunmus kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. et veya balık suyu et suyuna çorba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev, umumhane .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek kardeş, birader; aynı cemiyette üye. brotherhood i. kardeşlik, birlik, beraberlik; bir kuruluş veya kuruma üye olanlar. brotherin-law i enişte; kayınbirader: bacanak. brotherliness i. kardeşçe oluş. brotherly s. erkek kardeşe özgü, ağabeyce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dışarıya doğru fırlak olan üst ön diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şemsiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. morina balığına benzer bir balık, zool. Lota lota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burunda et büyümesinden kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde Adenoid ve Polip denir. Hastanın burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, pamuk

Hazırlanışı : 1 avuç tere otu ezilir. Suyuna batırılan pamuk, burun içindeki ete sürülür. Bu işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biraz yakılmış şeker ve tereyağı ile yapılan bir nevi karamela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit balina, kadırga balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, argo ortaklık. in cahoots ortak olarak, ortaklık halinde. go cahoots ortaklık kurmak, ortak olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalot, Katolik papazlarınınkine benzer başın yalnız tepe kısmını örten takke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kral Artür'ün efsanevi Sarayı; ABD Başkan Kennedy'nin maiyeti ve zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). -amaz,-amam, -amazsın(ız), -amayız, -amazlar (Anlamı vurgulamak gerektiğinde can not olarak ayrılır; konuşma dilinde çoğu zaman can't şeklinde kullanılır.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pelerin, kukuleteli pelerin; kadın ve çocukların giydigi başlık; (oto). kapot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). karotis, boynun iki tarafında bulunan iki şahdamar; (s). bu şahdamarlara ait. carotid artery karotis arteri, şahdamar. carotid gland şahdamar guddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havuç, (bot). Daucus carota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). havuç renginde; kırmızı saçlı, kızıl saçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öImüş bir kimseyi anmak için dikilmiş olan ve boş bir mezardan ibaret abide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). kabuklular ve örümcek gibi eklembacaklılarda baş ve göğüs kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla kefen olarak kullanılan mumlu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balmumu ile ilgili. cert (kıs). certificate, certified, certify.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karmakarışık, düzensiz, nizamsız .chaotically (z). karmakarışık bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). eski zamanlarda kullanılan iki tekerlekli savaş veya yarış arabası; dört tekerlekli hafif gezinti arabası; (f). araba ile taşımak; araba ile gitmek; araba sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savaş veya yarış arabası sürücüsü, arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit kremalı pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). 1870' lerde Fransız ordusunda kullanılmaya başlanan bir tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tülbent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kemoterapi; kimya ile tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). simiotropizm, hücrelerin bazı kimyasal maddelere karşı gösterdikleri yaklaşma veya uzaklaşma, kimyadoğrulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçları açık olan puro.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sık yünü ile meşhur bir koyun cinsi; (k.h). (şev'iyıt) bu yönden dokunmuş kalın kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asya üIkelerine mahsus geyiğe benzer birkaç çeşit geviş getiren hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kokarsedefotu): Sedefotugillerden, çayırlarda ve hendek kenarlarında yetişen zehirli bir bitkidir. Yaprakları geniş, çiçekleri küçük ve sarı renklidir. Çiçekleri dallarının dışına çıkmış demetler şeklindedir. Keskin bir kokusu vardır. Acıdır. Kullanırken, tavsiye edilen dozu aşmamak gerekir. Kullanıldığı yerler: Kalp çarpıntılarını giderir. Mide ağrılarını dindirir. Zeytinyağı ile kavrulduktan sonra çıbanların üstüne konulacak olursa, olgunlaştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yapraklı karayosunlarından bir bitki sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pulmonaria officinalis): Nodangiller familyasından; 10-15 santimetre boyunda çok yıllık, otsu bir bitkidir. Çiçekleri; önceleri kırmızımtıraktır. Sonradan morumsu-maviye dönüşür. Gövdesi dik ve tüylüdür. İçeriğinde tanen, müsilaj, şekerler, reçine ve sabit yağ vardır. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler:Göğsü yumuşatır. Öksürüğü keser. Akciğer hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(sarızambak): Zambakgillerden, beyaz çiçekli bir bitkidir. Kökündeki yumrulardan çiriş yapılır. Nisan - Temmuz aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Memeli basuru tedavi eder. Mafsal ağrılarını dindirir. İdrar ve adet kanı söktürür. Saçkıran tedavisinde de kullanılır.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Clear Photo LCD Plus, daha yüksek ekran çözünürlüğe ve daha yüksek kontrastlı çok sayıda renkle gelişmiş görüşe sahip bir LCD ekrandır. Bu, karanlık ya da aydınlık ortamlarda daha iyi film oluşturma ve odaklanmasına, oynatma sırasında daha net görüntüye olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Clip Motion, dijital fotoğraf makinenizde animasyonlu GIF dizisi oluşturmanızı sağlar. Clip Motion modunda çekilen nesnenizin 10 karesi kullanılarak 160 x 120 çözünürlükte 256 renkli bir animasyon oluşturulur. Animasyonlu GIF’ler özellikler e-posta, web sayfaları ve çeşitli sunumlarda kullanılmaya uygundur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f ).(-ted, -ting) pıhtı, toptop olan herhangi bir şey; (f). pıhtıtaşmak, top top olmak, kesilmek (süt); pıhtılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumaş, bez, örtü; rahiplik mesleği, din adamlığı; yelken. the cloth rahipler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (clothed veya clad) giydirmek; üstünü örtmek, kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). elbise, esvap, giysi; yatak takımı. clothes basket çamaşır sepeti. clotheshorse (i). çamaşır askısı; A.B.D., argo giyimine düşkün kimse. clothesline (i). çamaşır ipi. clothes moth güve. clothespin (i). mandal. clothes pole çamaşır ipini tutan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün kumaş veya elbise imalatçısı veya satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). giyim eşyası elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumru ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir işlemden sonra jelatinli filimden doğrudan doğruya fotoğraf basma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(cog -foots) (i). öksürük otu, (bot). Tussilago farfara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gürültü; karışıklık, ayaklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, yurttaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski komplo, suikast, gizli tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komposto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avrupa'da özellikle 14 ve 15 yüzylllarda prenslerin veya devletlerin hizmetine girmiş paralı askerlerin kumandanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). akla getirmek, anlamına gelmek, demeye gelmek, göstermek, ifade etmek. connotation (i). bir şeyin sözlük anlamının yanı sıra akla getirdiği kavram, çağrışım. connotative (s). çağrışım meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sakarmeki, su tavuğu, (zool). Fulica atra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (argo). bit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikinci pilot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siyah susam): Düğünçiçeğigillerden; susam iriliğinde siyah tohumları olan bir çeşit bitkidir. Güzel kokuludur. Hamurişlerine çeşni vermek için kullanılır. Yurdumuzda 12 türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa; baş ağrısını keser. Nezle ve sara hastalığında tütsü yapılır. Suyu ile sivilcelere pansuman yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.). Düğünçlçeğigillerden bir bitki ve tohumu. Çöreotu, çeşni vermek İçin çöreklere ekilir (nigella damascena).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bez karyola, portatif karyola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulübe, sığınacak yer; örtü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). tümey teğet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağıl, kümes, mandıra gibi hayvanların sığınacağı yer; (leh). kulübe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık avlama sepeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zümre, heyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hemhudut, sınırdaş, bitişik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (coğ -ni) eski Yunan ve Romalılarda trajedi aktörlerinin giydikleri sandalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (coğr). gelgit seviyesi aynı derecede olan yerlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadril tipinde dans, kotilyon dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cotopaxi yanardağı, Ekvador'da bir yanardağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük ev, kulübe; yazlık ev, sayfiye evi. cottage cheese süzme peynir. cottage pudding üzerine meyvalı şurup dükülen bir kek. cottager (i)., (ing). rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). anahtar, kama. cotter pin çivi, kopilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (iskoç). rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). pamuk, pamuklu bez; pamuğa benzer herhangi bir tüylü madde; (s). pamuklu. cotton batting tabaka halinde pamuk. cotton belt A.B.D.'nde pamuk ekim mıntıkası. cotton eake çiğit küspesi. cotton slin çiğiti pamuktan ayıran çark, çırçır.cotton gr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (eski). pamuğa sarmak. cotton u p to (k.dili). yaltaklanmak. cotton to, cotton up to (k.dili). geçinmek, anlaşmak; yağcılık yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ABD)., (argo). pis, kahrolası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). A.B.D.'nde bulunan zehirli bir yılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiğit. cottonseed oil pamuk yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). A.B.D.'ne mahsus bir tavşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi kavak ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pamuk gibi, pamuğa ait, pamuklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kesilmiş bir ağacın toprağın üstünde kalan kısmı.

2.Dışarıda kalmış ağaç kökü: «Ummadığın çotuk araba devirir.»

3.Asma kütüğü, teğek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yassı.

2.Yassı burunlu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çutra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohumdan ilk çıkan tek veya çift çenekli yaprak, kotiledon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat)., (zool). hokka gibi, cotyloid cavity hokka şeklinde kalça kemiği çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mukabil entrika, karşı tedbir; bir oyun veya edebi eserde ikinci tema; (f). mukabil entrika hazırlamak, karşı tedbir almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD'nde bulunan bir çeşit çakal, kır kurdu, (zool). Canis latrans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (argo). acayip, deli, akılsız; (i). ayrıksı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kreozot, katran ruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çatal, bir ağaçta dal ile gövdenin birleştiği yer; (anat). kasık; (terz). pantolon ağı; (den). puntal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak çengel; garip bir merak, tutku delilik. crotchety (s). ters, tuhaf, acayip, meraklı, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ecza). kroton yağı, kuvvetli bir çeşit müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğünçiçeği, (bot(. Ranunculus acris ; kazayağı water crowfoot yırtıcılar ayası, (bot). Ranunculus aquatilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). soğukla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eteği andıran geniş ve kısa pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çördekotu): Dallı, budaklı, yaprakları sivri ve ayva biçiminde bir çeşit bitkidir. Çiçekleri mavi renkte olup, dikenlidir. Çiçeklerinin tozu; sarı veya sarımsıdır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Hazımsızlık ve mide zafiyetini giderir. Kulunç ağrılarını keser. Zayıf çocukların gelişmesine yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Bu, Sony Dijital Fotoğraf Makinesi serisine verilen addır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot®, yüksek kaliteli fotoğraf makineleridir. Fotoğrafların yanı sıra hareketli görüntüler ve ses de kaydedilebilir. Kayıt ortamı olarak Memory Stick™ kullanılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). siklotron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). Kıbrıslı, Kıbrıs'a ait; (i). Kıbrıs lehçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski, (foto). gümüşlü levha üzerine çekilmiş fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Eğreltiotugillerden bir bitki, duvar sedefi (dichapelatum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurtluca): Eğreltiotugillerden; sıcak bölgelere yetişen bir bitkidir. Güzel kokulu, pembe çiçekleri vardır. Yapraklarının üstü parlak, altı donuk yeşil kadife rengindedir. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Dizanteri ve ishali keser. Nefes almayı kolaylaştırır. Öksürüğü keser. Karaciğer ve mide hastalıklarının iyileşmesine yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Salepgillerden bir bitki (epipactis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aşağı dereceye indirmek, rütbesini indirmek. demotion (i). indirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halka ait; ammeye ait. demotic characters hiyeroglifin el yazısı şekli. demotics (i). geniş anlamda sosyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kelimenin sözlük anlamı, anlam, mana; tarif, tefrik etme, belirtme, ayırma; işaret, alâmet. deno'tative (s). işaret ve delil teşkil eden, tefrik eden, ayırt eden, gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). delâlet etmek, göstermek, belirtmek, iş'ar etmek, ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). depo, ambar; (A.B.D.). istasyon; (ask). cephanelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Maydanozgillerden, güzel kokusundan dolayı bazı yemeklere konulan bitki (anethum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tereotu): Maydanozgillerden iplik biçiminde yaprakları olan güzel kokulu bir bitkidir. Sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Hazmı kolaylaştırır, midenin gereği gibi çalışmasını sağlar. Hıçkırık ve hava yutmayı önler. Sinir zafiyetini giderir. Uyku verir. Aybaşı kanamalarının kolay olmasını sağlar. Anne sütünü artırır. İştah açar. Ağız kokusunu giderir. Çocuklardaki gaz ağrılarını giderir. Yemeklere ve salatalara tat vermek için konur. Hamileler kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y.).

1.Rum piskoposu, metrepolidi. 2.Eskiden Bizanslı ve Balkanlı derebeyi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autocrat. despot. despotic. high-handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A master; a lord; especially, an absolute or irresponsible ruler or sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who rules regardless of a constitution or laws; a tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despot. despotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cruel and oppressive dictator. n an absolute ruler, a tyrant. an absolute ruler or a person who wields power oppressively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). despot, müstebit hükümdar. despotical (s). despotça, müstebitçe despot'ically (z) despotlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. F.). Rum piskoposunun dairesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlakiyet, hakimiyete dayanan idare; despotizm, istibdat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rum piskoposluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism. high hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). adamak, tahsis etmek, hasretmek, vakfetmek; oneself ile kendini adamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sadık, bağlı, merbut, vakfedilmiş. devotedly (z). fedakârcasına, sadakatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşkün kimse, müptelâ kimse; sofu kimse, dindar kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık, düşkünlük, iptila; (gen). (çoğ). ibadet, dua; tahsis, adama, vakfetme. devotional (s). bağlılıkla ilgili; ibadete ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikiye bölme; (astr). ay, Merkür veya Venüs kursunun yarısının ışıklı olması; (biyol). çatallı olma; (man). ikiye bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). iki çenekli bitki, tohum zarfı iki kısma ayrılan bitki. dicotyledonous (s). tohum zarfı iki kısma ayrılan, iki çenekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Dizel motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki dilde, iki dilli: (i). iki dilde yazılmış yazı veya kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dichotomie

biy. ikileşim

İki eşit parçaya ayrılmak üzere büyüme noktasından ikiye bölünerek dallanma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dichotomique

ikileşik

İkişer ikişer ayrılıp bölünen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footnote. annotation. postscript. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footnote. postscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footnote. foot nfr. Postscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dretnot.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diskotek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discotheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discothéque. a collection of recorded music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Kurak yerlerde yetişen, ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). golf sopasıyla acemice vurarak kökünden kopartılan çim parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpekdişi; (mim). yaprak şeklinde bir çeşit süs. dogtooth violet zambakgillerden Alp lalesi, (bot). Erythronium denscanis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yavaş koşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(paronychia serpilifolia): Karanfilgiller familyasından yeşil ve beyaz renkte küçük çiçekleri bulunan bir çeşit bitkidir. Yaprakları beyazımtırak yeşildir. Kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dolama ve çıbanların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dolama otugillerin örnek bitkisi (paronychia serpilifolia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Don Quichotte adından). Lüzumsuz kahramanlık göstermeye kalkışma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tembel ve haylaz kimse; colloq boş gezenin boş kalfası. don't kıs donot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nokta, ufak leke, benek; Mors alfabesinde nokta; (mat). çarpma işareti; (mat). ondalık nokta; (müz). noktadan sonra konan ve uzatma ifade eden nokta. dot the i's and cross the t's bir şeyi doğru olarak ifade etmek. on the dot k.dili dakikası daki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ted, ting) noktalamak, benek benek dağıtmak; sık olarak yayılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bunaklık; düşkünlük, iptila, aşırı sevg.i dotard (i). bunak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., on veya upon ile aşırı sevmek, düşkün olmak; bunamak. dotingly (z). düşkünlükle; bunakçasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski do'nun üçüncü şahıs tekili .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Charadriidae familyasından bir cins kuş, dağ yağmur kuşu, (zool). Eudromias morinellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içtikten sonra piponun içinde kalan tütün kalıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). noktalı, benek benek; k.dili sarsak, aptal, budala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1907’de denize indirilen bir ingiliz harp gemisinin adı (dreadnought). Bu isim daha sonra aynı tipten olan harp gemilerinin cins ismi ola rak kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(daphne mezereum): Dulaptalotugillerin örnek bir bitkisi olan bir ağaçcıktır. Yüksek yerlerde yetişir. Çiçekleri güzel kokuludur. Meyveleri kırmızımtıraktır. Yaprakçıkları ise, açık yeşildir. Kabukları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Zona tedavisinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pıtrak): Bileşikgillerden; yol kenarlarında ve seyrek koruluklarda yetişen bir bitkidir. 1-1,5 metre boyundadır. Kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarından yapılan ilaçlar, romatizma ve nikris ağrılarını giderir. Mide iltihaplarını iyileştirir. Kökünden yapılan ilaçlar ise, deri iltihapları ve egzamanın tedavisinde ve karaciğer hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan1 bir bitki (artium lappe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burdock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toz bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek.) direkt akımın voltajını değiştiren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) işitilecek mesafe, kulak menzili, kulak erimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. İ.). Arap harfleri ile gösterilen ve birkaç çeşidi olan eski Türk notası.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(azakeyeri): Yılanyastığıgiller familyasından; akarsu kıyıları ve bataklıklarda yetişen 60-70 cm. boyunda bir otsu bitkidir. Meyveleri yeşilimsi renktedir. Çiçekleri, siyahımsı-erguvani renklidir. Tadı mayhoştur. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide ekşimesini geçirir. Mide ülserini iyileştirir. İdrar ve adet söktürür. Dişetlerini kuvvetlendirir. Ter söktürür, ateşi düşürür ve ağrıları dindirir. Kusturur, aksırtır. Sinirleri yatıştırır. Sarılık ve nikris tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendinden çok bahsetme, egotizm, kendini beğenmişlik, övünme; hodbinlik, bencillik. egotist (i). kendinden çok bahseden övüngen kimse; bencil kimse. egotistical (s). kendini beğenen; bencil. egotistically (z). kendini överek; bencillikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. égotisme

fel. benlikçilik

Kendi benliğinin gelişimini, bütün davranışlarının ilkesi yapan kişinin niteliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Eğreltiotugillerden, kumlu yerlerde yetişen, bir bitki cinsi (nepkrodium filix mas). Kartallı eğreltiotu = Enine kesiti iki başlı bir kartalı andıran bir eğreltiotu türü (pteris aquilina).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(nepkrodium filixma): Eğreltiotugillerden; kumlu yerlerde yetişen bir cins bitkidir. Çok çeşidi vardır. Boyu 120 cm. kadardır. Kökü kalındır. Dışı siyahi, içi beyazdır. Zehirlidir. Tavsiye edilen miktarı aşmamak gerekir. Hekimlikte erkek eğreltiotu kullanılır. Gebeler ve kansızlar kullanamaz. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanları ve tenyaları düşürür. Memeli basur ve variste de faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exotique

yabancıl

Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exotic. outlandish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exotisme

yabancıllık

Bir eserde uzak, yabancı ülkelerle ilgili olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Yağmur ormanı ile ona bitişik ağaçlık ya da otlak gibi iki ekolojik topluluk arasındaki geçiş alanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişisel tatil ve çevreye verilen önemin bileşimi. Doğa turizmi, çevre tatili de denmektedir. Ekoturizm tabiri, soyu tehlikede olan türler veya yağmur ormanı gibi bir çevresel özellik nedeniyle bir yere giden bireylere ortak bir dizi faaliyeti anlatmak için kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exothermique

kim. ısıveren

Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elektrik akımının geçmesini sağlayan. electromotive force voltaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle tedavi usulü, elektro terapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik akımı geçirildiğinde kas veya sinirde meydana gelen değişiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., matb. elektrikle yapılmış klişe; f. bu şekilde klişe yapmak. electrotyping i. elektrikle klişe yapma; bu şekilde klişe ile basma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.)

1.Elektrik motoru.

2.İki nokta arasındaki potansiyel farkını azaltarak iletken devrenin üzerinde elektrik akımının meydana gelmesine yol açan kuvvet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Bir elektrolitin içindeki iki iletken çubuktan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili fazla duygulu davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heyecan, duygu, his.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygulu, hassas, hisli; heyecanlı, heyecan veren. emotionalism i. duygululuk, çabuk heyecana kapılma . emotionalist i. fazla heyecana kapılan kimse; heyecan uyandırmaya çalışan kimse. emotional'ity i. heyecana kapılma, duygun luk, duyarlık, hassasi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heyecana ait, hissi emotively z. hissi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endothermique

kim. ısıalan

Oluşumu sırasında ısı alan (birleşme, tepkime).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endothermic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endothermic ısıalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. endotermik, ısı alan, hararet alıcı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırdili familyasından, türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen yaprakları sert tüylü bir ot (echium vulgare).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kökleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap. snapshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bağırsak ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, antrepo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli bir bölgede görülen (hayvan hastalığı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) epiglot, gırtlak kapağı epiglottal (s.) bu kapağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (bayt.) salgın olan (hayvan hastalığı)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épisode

ed. dilim

Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gücü bir olan; (elek.) aynı voltajda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) çavdar mahmuzu; (ecza.) ilâç yapımında kullanılan hastalıklı çavdar tanesi. ergotism (i.), (tıb.) mahmuzlu çavdar ekmeği yeme sonucunda meydana gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) cinsel aşkla ilgili; cinsel arzu uyandıran; erosal, şehvani; (i.) âşıkane şiir; şehevî kimse. erotica (i.) şehvet uyandıran resimler ve kitaplar. eroticism (i.) erosallık, şehvetperestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism , erotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) aşırı şehvetperestlik, erosallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) bilhassa Fransa'da yenilen salyangoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) shallot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evliyaotu denilen bir bitkinin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) belirli bir grup tarafından anlaşılan veya onlara hitap eden, hususi, özel,anlaşılması zor; gizli, saklı, mektum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Eurobond)

İhracı yapan ülkenin kendi para birimi dışındaki bir döviz cinsinden ve uluslararası bir konsorsiyum aracılığı ile bir banka ve/veya sendikasyon tarafından birden fazla ülkede eşannlı olarak ihraç edien, genellikle hamiline kayıtlı tahvilerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici,zâhiri; genel, umumi; kolay anlaşılır; (fels). dışrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). ısı veren,hararet neşredici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dışarıdan gelme, ecnebi,harici, yerli olmayan; garip, tuhaf, alışılmamış, dikkati çeken, ekzotik. exoticism (i). dışarımalı, dışarıdan gelme; başka ülkelere ait olanları benimseme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakış, nazar; görüş mesafesi, rüyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). bazı aşağı cins hayvanlarda bulunan basit göz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpek dişi, göz dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ésotérique

fel. içrek

Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan (her türlü bilgi, öğreti).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esoteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâhya, her işi gören memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Batı musikisinde tahtadan, nefesli bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bassoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bundle of sticks, twigs, or small branches of trees, used for fuel, for raising batteries, filling ditches, or other purposes in fortification; a fascine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bundle of pieces of wrought iron to be worked over into bars or other shapes by rolling or hammering at a welding heat; a pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bassoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Fagotto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person hired to take the place of another at the muster of a company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An old shriveled woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make a fagot of; to bind together in a fagot or bundle; also, to collect promiscuously. a bundle of sticks and branches bound together offensive terms for an openly homosexual man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offensive terms for an openly homosexual man. a bundle of sticks and branches bound together. ornament or join by faggot stitch; 'He fagotted the blouse for his wife'. fasten together rods of iron in order to heat or weld them. bind or tie up in or as if

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). ince odun demeti; işlenmek için bağlanmış demir çubuk demeti; (f). böyle demet yapmak, böyle demet bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumaş üzerindeki ajurlu nakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütleğengillerden Amerika’da yetişen bir bitki meyvesi; fareleri zehirlemekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing.). Araba vapuru.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. ferryboat

arabalı vapur

Kara yolu ve demir yolu araçları ile yolcuları bir kıyıdan öbür kıyıya geçirmeye yarayan gemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferryboat. ferry. passage boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferry. ferryboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferryboat. car-ferry. automobile ferry. ferry-boat. ferry craft. ferry steamer. passage boat. seatrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (foto). ince demir levha üzerine çekilen fotoğraf ve bu şekilde fotoğraf çekme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cenine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İsp.) (I ince okunur). Torpidolardan kurulu filo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flotilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flotilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Quotation)

Piyasa yapıcının görevli olduğu sermaye piyasası aracında seans sırasında ilan ettiği alış ve satış fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Varlıkların duyum dışı sayılan temellerini araştıran felsefe dalı. (bk.) Metafizik.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. physiothérapie

tıp fizik tedavisi

Hastalıkları su, ışık, hava, elektrik vb. fiziksel ve mekanik yöntemlerle tedavi etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapy. physical therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzme, su üzerinde durma; su üstünde yüzen çöp ve enkaz; (den). geminin su üstünde kalan kısmı; yüzme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzme, su üstünde durma; (tic). sermaye temini; esham ve tahvilât satma; maden cevheri tozunu belirli bir sıvı içinde yüzdürerek ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). flotilla, küçük filo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). gemi enkazı. flotsam and jetsam denizde yüzen veya kıyıya vuran enkaz; ufak tefek şeyler; devamlı bir işi veya evi olmayan kimseler, serseriler, ayaktakımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Germ.). Dört tempolu bir çeşit dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxtrote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation. foundation cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaya yürümek, dans etmek, oynamak; (gen). up ile yekununu çıkarmak; ödemek; gitmek; yol almak, seyretmek (gemi). foot a measure dans etmek. foot it yaya gitmek. foot the bill hesabı ödemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. feet) (i). ayak, kadem; ayak kısmı; en alçak kısım; alt, (dağ) etek, dip; temel esas; son; şiir vezin tef'ilesi; yaya asker, piyade; dikiş makinasında bezi düz tutan parça, ayak; yekun, tutar. foot lathe ayak tornası. foot of a mast (den). dire

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kademlik, (arsa kenarı, filim, tahta) uzunluk; (mad). çalışmaya göre ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bayt). sığıra mahsus bir çeşit bulaşıcı hastallk, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). futbol; (A.B.D). yumurta şeklinde topla oynanan oyun, Amerikan futbolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayakları dayayacak tahta; tahta karyolanır ayak ucundaki parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniformalı uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak freni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yayalara mahsus köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). bir ışık öIçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaya. a six footer aşırı uzun boylu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çorap ve ayakkabılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağ etegi, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak basacak sağlam yer, garantili yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). basılan yer, ayak basacak yer; mevki, hal; ilişki; yekun; temel ayağı, taban. on a better footing than ever araları her zamankinden daha iyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayaksız, asılsız; (k).diliahmak, budala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tiyatro sahne önündeki bir sıra ışık; sahne mesleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemsiz, değersiz; ahmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). serbest, başıboş, kayıtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniformalı uşak; piyade neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dipnot, hamiş; (f). dipnot koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yavaş yürüyüş; merdiven sahanlıgı; ufak sahne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski yaya dolaşan haydut, yol kesen eşkıya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keçi yolu, patika; (ing). yaya kaldırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak-libre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1/32 ayakl-ibre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak izi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak dayayacak yer, ayak konacak yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). yelkenin altabaşo halati; (çoğ). marsapetler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). posa, tortu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürümekten ayakları şişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). siçek sapı, yaprak sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadınlara mahsus eyerin tek üzengisi; (mim). sütun kaidesi veya kürsüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adım; ayak sesi; ayak izi; basamak. follow in one's footsteps bir kimsenin izinde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezarlarda ayak ucundaki taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak taburesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak giyecekleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor ayak hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşınmış, yorulmuş, ayakları acımış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k).dili ahmak, budala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). unutmabeni, (bot). Myosotis palustris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., alay gerçekten, hakikaten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap yapmaya mahsus uzun fıçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Potin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photograph , picture , pic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photoelectric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photofinishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan). Işık vasıtasiyle resim çekme işini bilen ve yapan şahıs. Asıl mânâsı budur. Fakat bugün Türkçe’de yanlış olarak Fr. Photographie = Fotoğraf resmi yerine kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo. photograph. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo. photograph. picture. snap. photography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photograph. photo. picture. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf Haritası teknolojisi, fotoğrafların tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Fotoğraf Haritası için iki şeye ihtiyaç vardır: Etkin İnternet bağlantısı olan bir BRAVIA ve enlem-boylam gibi dahili Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) bilgileri olan bir dijital fotoğraf. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google™ Earth veya Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri BRAVIA TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Photo Map, tüm fotoğraflarınızı BRAVIA TV’nizde tam renkli olarak izlemeye hazır olarak sanal bir haritada bir araya getiren en son Sony yeniliğidir. Photo Map teknolojisi, Sony’nin her 15 saniyede bir bulunduğunuz konumu kaydeden GPS aygıtını kullanarak her karenin tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google Earth™ ve Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera. photographic apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fotoğraf çeken (fotoğraf sözü yerine yanlış olarak kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer. cameraman. photographer. photographer's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photography. the work of a photographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fotoğraf yeri, fotoğraf çekilen dükkân, atelye, ticaret evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer's studio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğroflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabakada retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanz, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinesinin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Fotoğraf işi ve mesleği (şimdi fotoğrafçılık kelimesi kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fotoğraf işi ve mesleği (şimdi fotoğrafçılık kelimesi kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fotoğraf veya sinema filminde yüzü güzel ve ifadeli çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photogenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photogenic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemlerden ve otomobil egzoz gazlarından kaynaklanan hidrokarbon ve azot oksitleri emisyonlarının kirlettiği havada kuvvetli güneş ışığının etkisiyle gerçekleşen fotokimyasal tepkimenin oluşturduğu duman ya da pus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Herhangi bir metnin fotoğrafla çıkarılmış kopyası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photocopie

tıpkıçekim

1. Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi. 2.Bu yöntemle elde edilen kopya.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. xerox. photostat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. xerox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopy. blueprint apparatus. photostatic copy. photocpy. photographic copy. xerox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Işık ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photomètre

fiz. ışıkölçer

1. Işık şiddetini veya enerjisini ölçen araç.

2.Bir ışık kaynağının, belli uzaklıkta oluşturduğu aydınlığı ölçme işinde kullanılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photometer. light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photométrie

fiz. ışık ölçümü

Fiziğin, ışık miktarının ölçülmesini ve cisimlerin ışığı iletme, yansıtma, dağıtma vb. özelliklerini inceleyen bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photomontage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo romance. photo love story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photonovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photosynthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photosynthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Güneşin etrafındaki ışıklı kısım, ışık küresi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photosphère

gök b. ışık yuvarı

Güneş›in veya bir yıldızın görülen yüzeyi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phototaxie

bit. b. ışığa göçüm

Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phototactisme

bit. b. ışığa göçüm

Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phototropisme

bit. b. ışığa doğrulum

Işık etkisiyle bir bitkinin büyüme hareketi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germ.). Çanta, şapka vs. yapımında kullanılan ince ve yumuşak keçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). donma; ayaz, don, kırağı; soğuk davranış; argo başarısızlık, muvaffakıyetsizlik; (f). dondurmak, kırağı tutmak; şekerli bir karışımla kaplamak (pasta); donmak; buz tutmak. frost line toprağın azami buz tutma derinliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomatizm doğrultusunda çalışan Gerçeküstücü sanatçıların uyguladığı “sürtme” tekniği. Ernst tarafından geliştirilen bu teknikte ahşap, taş ya da dokuma gibi dokulu bir yüzey üstüne yerleştirilen kağıda siyah ya da renkli bir malzeme sürtülerek dokunun kâğıda, geçmesi sağlanır. Böyle elde edilen rastlantısal desenler, resimsel tasarımın temelini oluşturur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). köpük; boş laf, saçma; (f). köpürtmek; köpük püskürtmek; köpürmek, köpük bağlamak. frothy (s). köpüklü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gamall haç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD WALKMAN® için koşu gibi hareketli etkinliklerde sorunsuz kullanılmayı sağlayan anti-şok teknolojisi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, gaIlipot i bir çeşit çam sakızu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, galliot i, den eski bir savaş gemisi, hafif kadırga, çektirme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eczacıların kullandlğı ufak toprak merhem kavanozu; bak galipot

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ABD argo aptal kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr. tıp). Dağlama işlerinde kullanılan ve elektrikle kızdırılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Başı ve kıçı bir ve altı düz eski bir çeşit gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ganbot.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. gun-boat

ask. topçeker

Ağır top taşıyan küçük savaş gemisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Küçük yapıda ve az su çeker, fakat nisbeten ağır toplarla silâhlanmış savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. İspanya'da eskiden uygulanan vidalı demir halka ile boğarak idam cezası; bu cezanın uygulanmasında kullanılan alet; soymak maksadıyle birinin boğazını sıkma; f. boğarak idam etmek; boğazını sıkarak soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Barok devri Batı musikisinde bir dans çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski bir Fransız dansı, gavot dansı veya müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, bir bitki familyası. Familyanın örnek bitkisi gebreotu’dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, hızlı hareket eden ayrıntılar içeren resimlerde bile daha net ve daha sorunsuz görüntü sağlayan gelişmiş Dijital Sinyal İşlemcisi ve Hareket Algılayıcısı kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İngç tar. meclis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génotype

soy yapısı

Bir canlının genlerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeryuvarlağının ısısı ile ilgili, bu ısı ile ısınan veya işleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. yeredoğrulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dittany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fransa’da idam cezalarının infazı için kullanılan, kafa kesmeye yarar cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guillotine. guillottine. paper knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guillotine. print cutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kafa keserek mahkumların hayatına son veren “giyotin” adlı ölüm makinesi bir doktorun insan sevgisi yüzünden icat edilmiştir. Dr. Guillotin o yıllarda Fransız devriminin getirdiği eşitlik ilkesine uygun olarak mahkumların ölümününde eşitlik ilkesine uygun olarak yerine getirilmesini öngörüyordu. Bu yüzden projesini çizdiği yüksekten düşen büyük bir bıçaktan ibaret makine onun ismi ile anılmaya başladı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session. secret session. meeting in private. closed-down meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dilbilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek lisan konuşabilen: tetraglot dört lisan bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gırtlaksı; glotise ait. glottal stop dilb. hemze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. nefes borusunun ağzı, glotis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vaftiz anası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Golgota, Hazreti İsa'nın çarmıha gerildiği yer; (k.h.) cefa çekilen yer .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kazayağı, (bot.) Chenopodium .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mit.) kördüğüm; Büyük İskender'in çözemeyip kılıcı ile kestiği düğüm. cut the Gordian knot bir müşkülü olağanüstü bir şekilde halletmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dip, alt: Götü kırmızı mum. Tencere götü.

2.Geri, Ar. mak’ad, dübür.

3.mec. Halk dilinde: Cesaret, cür’ et. Götü var ise, durur. Akgöt = Bir cins ördek ve bir cins kırlangıç. Tavukgötü = İçi su dolu bir çeşit kabarcık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ass. arse. fanny. pluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ass. arse. fanny. pluck. butt. guts. tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ass. bottom. buttocks. anus. courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) get; sahip olma: He has got a fine library Güzel bir kütüphanesi var . mecburiyet belirtme: I've got to go. Gitmem lâzım .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Got, Got kavminden biri; kaba adam, barbar kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Got'lara ait, Gotik; kaba, vahşi; Gotik yazıya ait; (i.) Got dili, Gotça; (mim.) Gotik tarzı; (matb.) Gotik yazı. Gothicism (i.) Gotik mimarisi; kabalık, barbarlık. Gothicize (f.) Gotik tarza uydurmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Gothlar’a ait. Gotik harfler = İlk basın denemelerinde kullanılmış olan köşeli harfler. Gotik sanat = Temel özelliği sivrilik olan ve XII. asırdan sonra Avrupa’da gelişen sanat ve mimarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic. face. c family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gothic period , Gothic style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black letter type. gothic type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğer ve palanın arkasına kaplanan meşin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) get. ill-gotten gains haram para, hak edilmemiş kazanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkaya doğru, gerisin geri, büyük bozgun ile (ekseriya arka arkaya kullanılır): Götün götün döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Götün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Götürmek işi. (bk.) Götürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swap-out. carrying. carriage. traction. conveyance. conduct. dispatch. haul. elimination. cancel. removal. shift. transportation. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Götürmek, yakından uzağa sevk ve nakletmek, getirmek mukabili: İzin verdiğimiz uşak, eşyasını alıp götürdü. On defa eşyasını getirip götürdü.

2.Koparıp almak, Osm. ref ve İzale etmek: Gülle bir kolunu götürdü. Atını su götürdü.

3.Kaldırmak, tahammül etmek, kabil ve mütehammil olmak: Bu pirinç çok su götürür. Sert adamdır, lakırdı götürmez.

4.Almak, taşıyabilmek: Bu kap iki okka götüremez. Su götürmek = Tevile müsait olmak. Başka türlü ifadeye müsait olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take. carry. take away. carry away. lead. guide. bear. bear away. conduce. get. lead on. put across. remove. take off. usher. whip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. deliver. drive. ferry. get. lead. sail. take. transport. usher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take (away. to carry (off. to convey. to accompany. to remove. to destroy. to cause the death of. to stand for. to bear. to put up with. to lead to a result. to take off to jail. to take with. to lead. to guide. to shift. to conduct. to eliminate. to w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Götürmek işini yaptırmak: Şu eşyayı yerine götürtmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartı veya ölçü ile olmayarak toptan ve kesin olan: Götürü satış, götürü pazarlık, götürü bina. Toptan, kesinlikle, tartı ve ölçü ile olmayarak: Bir araba kömürü götürü yüz liraya aldım. Evini götürü yaptırdı, mec. Götürü bina = Götürü usuliyle yapılmış bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the piece. by the job. in the lump. by contract. in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a lot. by the piece. by the job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job work. work by the job. lump / piece work. lump sum job. jobbing. task work. task. lump / contract work / job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump bargain. contracting by the job. contracting for the whole lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eliminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakından uzağa doğru taşınmak: Bu sandık vapura götürülecektir. Onun buraya getirilmesi kolay ama tekrar oraya götürülmesi zordur.

2.Kaldırılmak, katlanılmak: Ağır sözler kolayca götürülemez.

3.Koparılıp alınmak: Kolu bir gülle ile götürüldü. Nehre düşüp götürüldü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be carried away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) salkım, peşrev denilen top mermisi, misket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ufak çimenlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), A.B.D., (k.dili) halka yakın; esas; (i.) bilhassa taşra halkı veya seçmenleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kefen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesquely , ludicrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) acayip, garip; kaba; (i.) soytarı. grotesquely (z.) acayip şekilde. grotesqueness (i.) acayiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mağara; suni yeraltı odası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuzey denizlerine mahsus karabatağa benzer bir deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) giyotin; kağıt bıçağı; (tıb.) bademcik makası; (ing.) (pol.) muzakere tahdidi; (f.) giyotin ile idam etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pamuk barutu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Yerin güneşe en uzak bulunduğu nokta, eve.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) silah atışı; top menzili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden, atropin adlı ilâcın çıkarıldığı bitki (atropa belladonna).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(belladon): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen 180 santimetre kadar boyunda, birkaç sene yaşayan nahoş kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. İçeriğinde Atropin vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Hekimlikte ağrıları dindirmek için kullanılır. Mide ve bağırsak hastalıkları, astım, beyin hastalıkları, kalp hastalıkları ve sinir hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(hav.) otomatik pilot, topaçlı pilot düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kıldan yapılmış sert bir kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) etli yahni; yeşil fasulye. haricot bean kuru fasulye .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fahişe, orospu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fahişelik, orospuluk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hasır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(saz): Hasırgiller familyasından; düz ince uzun, dayanıklı olan yaprakları; minder ve yastık gibi şeyleri doldurmaya, hasır örmeye yarayan bir sazdır. Bataklıklarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Bunlar havayla suyun kalitesini önemli ölçüde etkiler ve kirliliğin başlıca nedenlerini oluştururlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). güneşle tedavi, helyoterapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güneş çiçeği, (bot). Heliotropium; kediotu, (bot). Valeriana officinalis; açık mor; (mad). kantaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günedoğrulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köle; (b.h). eski Sparta'da köle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güneşle tedavi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diğer tanrıların varlığını inkâr etmeden tek bir tanrıya tapınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr). Hipnozla alâkalı tatbikatın ve hadiselerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism. hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism. hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesmerist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippopotamus. hippo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hippopotamus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir dik üçgende dik açının karşısında bulunan kenar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. suppositious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Faraziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. mus- es, Lat. -mi) suaygırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karmakarışık şey; türlü yemeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizhıyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Derisidikenlilerin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Merkez alınan bir noktaya göre birer noktasının geometrik yerleri karşılıklı olarak aynı olan iki nokta grupunun hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Aralarında homoteti hali olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ötmek (baykuş), baykuş gibi ötmek; yuha çekmek; i. baykuş sesi; bağırma; yuhalama; İng., argo güldürücü şey. hoot owl baykuş. not worth a hoot k.dili beş para etmez. hooter i. fabrika düdüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo İndonezya'da saz damlı ev; ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hootenanny i. halk şarkıları gösterisi; k.dili şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seksek oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at çulu, haşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Korkutmak için söylenir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-ter, -test) sıcak, kızgın; acı, yakıcı (biber vb); şiddetli, sert, hararetli; hiddetli; yüksek gerilimli akım taşıyan (tel); tehlikeli miktarda radyoaktivite ihtiva eden; yakın; yeni, taze (haber vb); polisçe aranmakta olan; kızışmış, şehvetli; A.B

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Holanda dilinden). Güney Afrika’da yaşıyan ilkel bir kavim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. limonluk gibi cam altında bulunan gübreli toprak; (fesat, kötülük, huzursuzluk) kaynağı veya yuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetli, kan beynine sıçramaya hazır. hotch pot, hotchpotch bak. hodgepodge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., k.dili aceleyle; i. birinin ayakkabı tabanı arasında kibrit yakarak yapılan eşek şakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öfkeli kimse, çabuk kızan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. limonluk, ser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: eski Türkçe’de: kotaz).

1.Kadınların kendi saçlarından veya yemeni vesaire ile yaptıkları baş süsü veya giyeceği: Hotoz giymiş; hotozu yakıştırmış.

2.Binalarda yapılan bir çeşit süs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Hotoz giyen (kadın).

2.Başında geniş tepesi olan (kuş).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ısıyla işleyen cilalama makinası; f. bu makina ile cilâlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atılgan veya çabuk öfkelenen adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hotanto; bu kabile'nin dili; mec. kara cahil kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız talebe yurdunda idare memuru kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransız Protestan (16. ve 17. yuzyıllarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroterapi, su tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıcak suya ait; sıcak suyun yeryüzü kabuğundaki cisimler üzerindeki etkisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitkilerin rutubete doğru veya tersine dönme eğilimi, suya doğrulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ipnozla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uyutucu, suni uyutma usulüne ait; i. uyuşturucu madde; suni uyutma usulü ile uyutulmuş kimse. hyp'notism i. suni uyutma, hipnotizma. hyp'notist i. hipnotizma yapan kimse. hyp'notize f. suni uyutma usulü ile uyut mak, hipnotize etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. tutu, ipotek, rehin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. borca karşılık rehin olarak vermek, tutuya koymak, ipotek etmek. hypotheca,tion i. rehin verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom hipotenüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. varsayım, faraziye, hipotez; kaziye, önerme; kuram, nazariye. working hypothesis geçici var- sayım. hypothet'ical s. varsayımlı; kuramsal, nazari. hypothet'ically z. varsayımılı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nazariye kurmak, farzetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kon. san. sonraki sözü öne alma usulu, takdim tehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. rahim ameliyatı; sezaryen ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bir fikrin ifadesi olarak vücutta hâsll olan çoğunlukla istem dışl bir harekete dair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri zekâlı kimse; ahmak veya bön kimse idiot box argo televizyon idiot's lantern ing, argo televizyon idiot'ic s., ahmak idioticslly z. budalaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins ayrıkotu (andropogon).

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Additional Listing)

Hisse senetleri Borsa kotunda bulunan bir ortaklığın sermaye artırımı nedeniyle ihraç ettiği yeni hisse senetlerinin kotasyon işlemini ifade eder.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Initial Listing)

Ortaklık hisse senetlerinin ilk kez Borsa kotuna alınmasını, ortaklığın borçluluğu temsil eden menkul kıymetlerinin Borsa kotuna alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kudretsiz, aciz, zayıf; bunak; iktidarsız (erkek). impotence, impotency i. iktidarsızlık, etkisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarım teknolojisidir. Infrared destekli iki cihaz arasında veri aktarımı gerçekleştirebilmek için iki cihazın birbirine belli mesafe ve açıda olması gerekir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) bütünüyle, hep beraber, tamamıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunan alfabesinin dokuzuncu harfi, yota; çok küçük herhangi bir şey. not one iota hiç, asla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hipnotizma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (mülk hakkında). Rehin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. hypothèque

tic. tutu

Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. hypothec. lien. security. charge. encumbrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. hypothecation. to redeem a mortgage. heritable security. hypothec. lien. mortgage lien. wadset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to create with a mortgage. to give in a mortgage. to hypothecate. to mortgage. to impignorate. to pledge. to encumber with a mortgage. to deliver with a mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Rehine konulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encumbered. hypothecary. incumbered. burdened with mortgage. mortgaged. servient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Farazi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(urtica urenus): Isırgangillerden ilkbaharda yetişen, her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur. Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır. Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar. Tohumları da kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dıştan tatbik edildiği zaman, iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir. Burun kanamasını keser. Egzamanın şikayetlerini giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür. Haricen tatbik edildiği zaman, dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Büyük yelkenleri kullanmaya yarayan ip.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kalite ve dosya boyutunu en iyi hale getirmek için sensörden gelen sinyalleri bellek kartına saklamadan önce işleyen, fotoğraf makinesinin içindeki dijital devre.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Sıcaklığı eşit olan noktalar, böyle noktaları birleştiren eğri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (meteor.) izoter, yaz eşsıcağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşsıcağı gösteren çizgi, eşsıcak, izoterm. isothermal (s.) eşit ısıda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) osmotik basınçları eşit olan; (müz.) eş aralıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir elemanın, kitle sayısı farklı, fakat hususiyetleri hemen hemen aynı olan çeşitleri: Deuterium, hidrojenin bir isotopudur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) izotop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Stenotip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing. steambot). Küçük vapur, çatana.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. steamboat

den. çatana

Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steamboat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Senbolü İ, atom ağırlığı 126,92 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iodine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iodine. iodine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iodine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isotherme

coğ. eş sıcak

Sıcaklığı eşit olan (yeryüzü noktası).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isotherm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isotherm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. fizik). Fizik hususiyetleri aynı olan cisimler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isotope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isotope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) büzgülü dantel veya muslin göğüslük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (s.) kaba kuvvet; kaba kuvvet kullanan kimse; (f.) kaba kuvvet kullanarak başkasını boyun eğmeye zorlamak; (s.) kaba kuvvete dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), iskambil pot, ortada biriken para. hit the jackpot ABD, (k.dili) en büyük hediyeyi kazanmak, büyük bir başarı kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. géotropisme

bit. b. yere yönelim

Bitkilerde kök ve sapların, yer çekimi etkisi ile belli bir doğrultu almaları özelliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Para yerine kullanılan marka. Kumarda, telefonlarda, garsonların kasa ile hesaplaşmasında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili her zaman yardım etmeye hazır becerikli kimse, Hızır gibi yetişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pek az şey, zerre; f., down ile yazmak, kaydetmek, deftere işaret etmek, kısa not almak. jot or tittle zerre, en ufak nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkenin kendi limanları arasında gemi işletme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabotage. coasting trade. coast navigation. coasting navigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of coast trading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bireylere mutsuzluk getirecek şekilde yönetilen toplum kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan’ın Kalikat şehrinde yapılan bir çeşit bez ve bunun Avrupa’da yapılan taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Gemilerde yolcuların hizmetine bakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin boy. steward (on a ship. cabin attendant. steward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(senecio): Bileşikgiller familyasından bir bitki cinsidir. Adikanaryaotu denilen çeşidi, bütün yıl boyunca çiçek açan 10-40 santimetre boyunda bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri küçük silindir şeklindedir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu yağ, tanen, reçine, inulin vardır. Köklerinde ise; “Senecin” ve “Senecionin” adlı iki alkoloid bulunur. Kullanıldığı yerler: Aybaşı kanamalarını düzenler. Aybaşı ağrılarını keser. Bağırsak kurtlarını düşürür. İshal, dizanteri ve kanamalarda faydalıdır. Yaraları iyileştirir. Romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. musiki). Türk musikisinde 1700 yıllarında kullanılmış bir ebced notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed / executive session. within closed doors. closed-door hearing. hearing in camera / chambers. private sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lavadula stoechas): Ballıbabagiller familyasından, bir veya çok yıllık otsu yahut dip kısmı odunsu bir bitkidir. Ezildiği zaman çok kuvvetli ve hoş olmayan bir koku çıkarır. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Bir türünden karabaşyağı denilen bir esans çıkarılır. Yurdumuzda alçak makilerde bulunur. Kullanıldığı yerler: Ağrıları geçirir. Kalbe kuvvet verir. Damar sertliğinde faydalıdır. Balgam söker. Sara ve beyin hastalıklarında kullanılır. Uyuşukluğu giderir, zindelik verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run aground. to go aground. to run ashore. to run on the beach. go aground on. strike the sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, küçük ve güzel çiçekler açan bir bitki (agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, yaprakları kaşığı andıran bir bitki (cohlearia officinalis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(fıtıkotu): Karanfilgiller familyasından; Avrupa’da, Asya’da ve yurdumuzda yetişen, toprak yüzeyinde yatık olarak gelişen bir veya çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları küçüktür ve kümeler halindedir. Hekimlikte; toprağın üstünde kalan kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Böbrek ve mesane hastalıklarını giderir. Fıtıkta faydalıdır. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kasık şişmelerini indirir. Bademcik iltihap ve şişmelerini tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(cochleria): Turpgiller familyasından; Mart’tan Temmuz’a kadar beyaz çiçekler açan, güzel yeşil renkli bitkidir. Hardala benzer. Lezzeti acı, kokusu keskindir. Yaprakları etli, kenarları kaşık gibi içeri doğru kıvrıktır. Taze yapraklarında acı ve yakıcı bir esans vardır. Yaprakları ve kökü kullanılır. Taze iken kullanılır. Kullanıldığı yerler: Skorbütte ve sıracada faydalıdır. Diş eti iltihaplarını giderir. Diş etlerini kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Geceleri dışarıdan gelen bir ışığın tesiriyle görünen cihaz, reflektör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Negatif elektrot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cathode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cathode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kedi tırnağı): Bir çeşit çalıdır. Fransa’da ve ülkemizin Akdeniz bölgesinde yetişir. Yemişi nohuttan büyüktür. Turşusu yapılır. Kökünün kabukları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. İştah açar. Skorbüt tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(keçisedefi): Baklagiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında açık mor renkli çiçekler açan 50 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşildir. Çiçekleri gövde ve dalların ucunda salkımlar şeklindedir. Meyvesi; esmer kırmızımtırak renkli, tüysüz ve çok tohumludur. Toprak üstündeki kısımların içeriğinde “tanem” ve “galegin” adlı alkoloid ve acı maddeler vardır. Bitkinin tamamı toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Anne sütünü artırır. Az miktarda verildiği takdirde kandaki şeker miktarını düşürür. Fazla kullanmamak gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i ). İkiçeneklilerden, kökü hekimlikte kullanılan bir bitki (valeriana). bk. Kedi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(valeriana): İkiçenekliler sınıfının, kediotugiller familyasından; kökü az etli, çok yıllık bir otsu bitkidir. Boylarına göre iki gruba ayrılır. Bir kısmının boyu 5-50 santimetre kadardır. Diğerleri ise, 2 metreyi bulabilirler. En yaygın türü tıbbi kediotudur. Yurdumuzda büyük yapraklı kediotu, küçük kediotu ve dağ kediotu gibi türleri vardır. Tıbbi kediotu: Avrupa ve Kuzey Asya’da yabani olarak yetişir. Öneminden ötürü kültür bitkisi olarak da yetiştirilir. 1-1,5 metre yükseklikte çok yıllık bir kediotu türüdür. Gövdesinin içi boştur. Yarprakları karşılıklı olarak dizilmiştir. Sapları kısa, kenarları dişlidir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri küçük ve tüylüdür. Rizom ve köklerinde nişasta, şeker, reçine, chatin, valerin ve uçucu bir yağ vardır. Kökü tazeyken kokusuzdur. Kuruduğu zaman keskin fena bir kokusu vardır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri telkin eder. Nevrasteni ve isteride faydalıdır. Ateş düşürür, spazm çözer. Sinirsel baş ağrılarını, sinirsel çarpıntıları teskin eder. Tıbbi kediotunun kökünden elde edilen kediotu esansı isteri, kore ve epilepside kullanılır. Baş dönmesi, taşıt tutması ve heyecanlanma hallerinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Yabancı Kelime

Fr. chimiothérapie

tıp kimyasal tedavi

Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi edilmesi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., müz. esas nota; temel düşünce, ilke, dayanak; f. temel düşünceleri söylemek. keynote address toplan- tıyı açış konuşması. keynoter i. toplantıyl açmak için konuşan spiker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Siklotron.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sarıkantaron): Kılıçotugiller familyasından; Mayıs - Eylül ayları arasında sarı renkli çiçekler açan, 30 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları sapsızdır. Koyu yeşildir. Çiçekleri dallarının ucundadır. Çiçek dallarında; pinen, cadinen, tanen, reçine, zamk, acı maddeler ve boya maddeleri vardır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. İdrar ve balgam söktürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. İştah açar. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi yaraları iyileştirir. Filizlenmiş uçlarından yapılan haşlama, bağırsak kurtlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.1000 ton’a eşit ağırlık birimi. 2.Atom bombası gibi nükleer silâhların kudretini gösteren birim. Bir kiloton 1000 ton T.N.T. (trinitrotolüen) nin patlamasıyle meydana gelen enerjiye eşittir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a measure of explosive power equal to that of 1000 tons of TNT one thousand tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The energy of a nuclear explosion that is equivalent to the explosion of 1,000 tons of trinitrotoluene explosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The energy of a nuclear explosion that is equivalent to an explosion of 1,000 tons of TNT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nuclear explosive force equal to a thousand tons of conventional high explosives. one thousand tons. a measure of explosive power equal to that of 1000 tons of TNT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cryptogamae): Damarlı çiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar çeşidi vardır. Kibritotları, atkuyrukları ve eğreltiotları bu familyadandır. Yol kenarlarında ve kumlu topraklarda yetişirler. Kullanıldığı yerler: Burun kanamasını keser. Kesiklerde ve çıbanda faydalıdır. Balla karıştırılıp yenecek olursa, nefes darlığını giderir. Yaraları iyileştirir. Kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(hilaliye): Gelincikgiller familyasından, Nisan - Mayıs ayları arasında sarı renkli çiçekler açan, 30 - 70 cm yüksekliğinde çok yıllık otsu bir bitkidir. Kuzey Anadolu bölgesinde yetişir. Çiçekleri dallarının ucundadır. Bitkinin tamamında ve özellikle yapraklarında sarı renkli boya maddesi ve alkoloidler vardır. Sapı kırıldığı zaman sarı renkli bir süt akar. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Sütü siğil ve nasırların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Işık tayfında kırmızının ötesindeki alanda yayılan ve ısı ışınlarından ibaret olup, gözle görülemeyen ışıltı, enfraru).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ted, ting) düğümlemek, düğüm halinde bağlamak; karmakanşık etmek; budaklanmak; saçaklık düğüm yapmak; düğümlenmek, düğüm olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğüm; müşkül; rabıta, bağ; küme; güç durum; (bot.) nod; birkaç hat veya sinirin birleştiği nokta, yumru; (den.) halat cevizi, parakete savlasında mil taksimatlı işaret; geminin deniz mili hesabıyle hızı; (den.) deniz mili. Gordian knot (bak.) Gor

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobandeğneği, (bot.) Polygonum aviculare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) budak yeri, budak deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düğümlü, düğüm düğüm; karışık; güç; dolaşık; sert ve budaklı. knottiness (i.) karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örülmüş veya düğümlenmiş şeritten esvap süsü, bir çeşit dantela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cahil kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Fr.). Koket, hafif kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast or loose woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulated bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. geometri). Bir noktanın, esas olarak alınan satıhtan uzaklığı ve bu uzaklığı gösteren rakam. Ar. râkım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jean. denim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denim. jeans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure indicating elevation or altitude. bluejeans. denim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scat , dung , excrement , feces , ordure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ayrılan bir para ile alınacak malın çeşidini ve miktarını gösteren liste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quota.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Dravidian language spoken by the Kota people a member of the Dravidian people living in the Nilgiri hills in southern India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quota. basis of allocation. basis of comparison. distribution key. distribution ratio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of the Dravidian people living in the Nilgiri hills in southern India. a Dravidian language spoken by the Kota people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç demirli büyük pulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir açının tamamlayıcısının tanjantı, bk. Tanjant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kotra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boşaltmak.

2.Yemeği tabaklara bölüştürmek: Yemeği pişirip kotardı.

3.mec. Bir İşi tamamlanmış hâle getirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dish up. to complete. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hotoz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cotation

geçer değer

Bir malın veya hisse senedinin borsadaki değeri.


Yabancı Kelime by

Finansal Terim

(Listing)

Bir şirkete ait menkul kıymetlerin borsa listesine alınmasıdır. Menkul kıymetlerin Borsa kotuna alınması ile şirketin Borsa tarafından gerekli görülen şartları yerine getirmiş olduğu anlaşılır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Deynek ve sopa ile dövme, dayak, Ar. darb. Kötek vurmak, çalmak = Dövmek. Kötek yemek = Dövülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. thrashing. cudgeling. drubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cudgeling. beating. fustigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). Bir harita ve taslaktaki noktaların kotlarını koymak, râkımlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put down the elevations of places on a map. to show the dimensions of things on a plan. to spell out a word using the first letters in the name of cities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Pirzola.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Galeta tozuna bulanarak yağde kızartılmış pirzola.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) Çinlilerde diz çöküp alnı yere vurmak suretiyle ibadet veya hürmet; (f.) bu suretle ibadet etmek ve hürmet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Koyunların erkeğini, dişisini ve yavrularını ayrı ayrı bulundurmak için mandıra bölüğü, parmaklık veya çitle ayrılmış küçük mandıra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing. denizcilik). Tek direkli yelkenli narin küçük gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruiser. cutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İyi olmayan, fena, Fars. bed: Kötü mal; kötü adam; kötü iş («fena» kelimesini yerli yersiz kullanıp «kötü» kelimesini unutmamalıdır).

2.Kötülükle, kötü surette: Kötü yazıyor; kötü söylüyor.

3.Kötülük, fenalık. İyi kötü = Ar. hayr-ü şer, Fars. nîk-ü bed; iyiyi kötüden fark etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. ill. evil. wicked. horrible. black. chintzy. dark. devilish. dread. dreadfull. feeble. fierce. grotty. harmful. haunted. hedge. hellish. horrid. indifferent. iniquitous. lousy. malign. miscreant. nasty. nefarious. obnoxious. off. offensive. poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. bad. beastly. bitter. black. corrupt. deep. dissolute. dreadful. evil. evildoer. fatal. foul. hopeless. ill. iniquitous. miserable. nasty. nice. obnoxious. off. offensive. pernicious. poisonous. poor. reprobate. rotten. seamy. sinful. sinister. ugl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. evil. wicked. poor in quality. deleterious. disgusting. egregious. foul. graceless. grotty. hard. horrid. ill. iniquitous. lousy. maleficent. malign. malignant. manky. naughty. nefarious. pernicious. satanic. shady. squalid. unholy. unsavory. venomou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damaged condition. mire. plight. predicament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad news. evil news. evil tidings. alarming news. bad tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolence. malicious. mala fide. bad faith. bad intention. bad will. ill- will. wicked will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundiced. malevolent. malignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mala fide. malevolent. in bad faith. baleful. corrupt intent. malicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obloquy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbiting. obloquy. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry down. detraction. obloquy. put down. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin veya insanın aleyhinde konuşmak.

2.mec. Zayıflamak, hastalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander. speak ill of. denigrate. dispraise. back bite. backbite. cry down. decry. defame. discredit. disparage. do down. revile. revile against smth. revile at smth. run down. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decry. malign. vilify. to speak ill of. to run down. to backbite. to decry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak ill of. to run down. cry down. decry. defame. denigrate. detract. discredit. disparage. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtham olunmak, adı kötüye çıkmak, zarara sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be disparaged. to be run down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relapse. slump. growing worse. deterioration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. pejoration. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötü olmak, fenalaşmak, bozulmak: O iş kötüleşti; hasta yeniden kötüleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get worse. worsen. deteriorate. go down. retrograde. retrogress. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deteriorate. relapse. to become bad. to worsen. to deteriorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bad. to deteriorate. to go downhill. regress. worsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fenalaştırmak, fena hâle getirmek, bozmak: O işi kötüleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravate. bastardize. corrupt. deteriorate. exacerbate. to worsen. to exacerbate. to aggravate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to go wrong. to spoil. to make a mess of. to worsen. aggravate. bastardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenalık, Ar. sû, şer, zarar verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harm. evil. malice. misdoing. badness. wickedness. blackness. darkness. devilry. disservice. enormity. iniquity. malfeasance. malignity. misdeed. perversity. spitefulness. vice. viciousness. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bane. disservice. evil. harm. ill. malice. misdeed. vice. wrongdoing. badness. bad action. wrong. wickedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition. malicious or evil action. wrong. badness. wickedness. cancer. devilry. harm. ill. ill- doing. iniquity. malfeasance. malice. malignancy. malignity. mischief. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harm. to do harm. to act maliciously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâdiseleri umumiyetle menfî tarafından gören; her işin sonunu kötü gören, iyimser karşıtı, Fars. bedbin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist. pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimistic. pessimist. downbeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worrywart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyarlıktan veya inme vesair bir Arızadan dolayı ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen, oturan, sakat: Kötürüm bir ihtiyar; otura otura kötürüm olacak. Köskötürüm = Büsbütün kötürüm, hiç yerinden kalkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crippled. paralyzed in the legs. paralyzed. cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misusage. adverse use. improper exploitation. misapplication. misemployment. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu, kibirli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kotuz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Astronot, feza pilotu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rus.

gök b. uzay adamı

Uzay gemisini uzayda yöneten kimse.


Yabancı Kelime by

Şifalı Bitki

(peucedanum ostruthium): Dantela gibi güzel yeşil yapraklı bir bitkidir. Çiçekleri pembe ve beyaz renkte olup, dallarının ucuna toplanmıştır. Yaprakları ilkbahar, kökü ise sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. Kanı temizler. Damar sertliği ve nikriste faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Kayın ağacı katranından çıkarılan renksiz, sert kokulu bir sıvı, tıpta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuduz.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(dişotu): Dişotugiller familyasından, koyu yeşil renkli, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 30-120 cm arasındadır. Yaprakları sert ve dalgalıdır. Çakıllı, çorak arazide yetişir. Çiçekleri salkım şeklindedir. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Ödem hastalığında faydalıdır. Mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Spazm ve ağrıları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.XIX. asırdan önce erkek pantolonu.

2.Kadın iç çamaşırı (dilimizde yanlış olarak erkek iç çamaşırı için de kullanılmaktadır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. underpants. panties. briefs. drawers. a pair of drawers. scanties. shorts. step-ins. undershorts. panty-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underpants. panties. underpants. pants. briefs. knickers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefs. underpants. panties. undershorts. drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panty hose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantihose. tights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fodder. hay. rick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chickweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, dokunulduğu zaman yaprakları pörsüyen bir bitki (Lat. mimosa pudica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hotoz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karın yarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) boğaz yarma ameliyatı; gırtlağa nefes deliği açma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Bir musiki parçasında, belirli bir şeyi işaret etmek üzere tekrarlanan nağme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -tif i., müz. bir opera veya müzik parçasında zaman zaman tekrarlanan nağme, kılavuz motif, ana motif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. dansöz ve akrobatlann giydiği vücuda oturan esnek bir giysi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lesotho.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çevik, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Matbaa harflerini birleştirip satır halinde döken dizgi makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linotype. letterpress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matbaa harflerini satır halinde dizip döken makina, linotip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesaneden taş çıkarma ameliyatı. lithotomic(al) s bu ameliyata ait.lithot'omist i. bu ameliyatı yapan cerrah. lithotomize f. bu ameliyatı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesane taşını kırarak çıkarma ameliyatı.lith'otrite i. mesane taşını kırma aleti. lithot'ritist i. bu ameliyatı yapan cerrah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok diyecek yerde az değil'' der gibi bir fikri olumsuz şekilde ifade etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isteksiz, istemeyen. nothing loath isteyerek, karşı koymayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beynin bir kısmını kesip çıkartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hareket; bir yerden bir yere gidip gelme veya gezme hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. harekete ait; hareket edebilen; i. lokomotif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. hareket intizamsızlığı, ataksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. işaret olarak kullanılan desen, harf veya kelime; alameti farika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, tırmanıcı bir bitki (aristolochia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demiryolu taşıtlarını çekmekte kullanılan, buhar, elektirik veya akaryakıt enerjisiyle çalışan tekerlekli makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. locomotive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locomotive. railway engine. iron horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi cins pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yağma çapul, ganimet, kanunsuz kazanç; A.B.D., (argo) para; f. yağma etmek, ganimet olarak zaptetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lot

ekon. tutam

Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which happens without human design or forethought; chance; accident; hazard; fortune; fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything used in determining a question by chance, or without man's choice or will; as, to cast or draw lots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part, or fate, which falls to one, as it were, by chance, or without his planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A separate portion; a number of things taken collectively; as, a lot of stationery; colloquially, sometimes of people; as, a sorry lot; a bad lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distinct portion or plot of land, usually smaller than a field; as, a building lot in a city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large quantity or number; a great deal; as, to spend a lot of money; lots of people think so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prize in a lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To allot; to sort; to portion. a parcel of land having fixed boundaries; 'he bought a lot on the lake' nephew of Abraham; God destroyed Sodom and Gomorrah but chose to spare Lot and his family who were told to flee without looking back at the destruction

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large number or amount or extent; 'a batch of letters'; 'a deal of trouble'; 'a lot of money'; 'he made a mint on the stock market'; 'it must have cost plenty'. a parcel of land having fixed boundaries; 'he bought a lot on the lake'. your overall circum

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plot of ground, which may or may not be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measured section of land, often a particular parcel of land on a registered plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Government lot or subdivision lot representing the boundary of a legally conveyable unit of land identified on a record document A lot may or may not be coterminous with an Assessor parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any parcel of wool offered for sale as one unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any portion, piece, division or parcel of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generally, one of several contiguous parcels of land making up a fractional part of subdivision of a block, the boundaries of which are shown on recorded maps and 'plats'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generally, any portion or parcel of real estate property Usually refers to a portion of a subdivision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a large scale legal land survey, the smallest geographical unit of land Lots are differentiated from each other by numbers Lots are usually 100 acres in size, their boundaries are called lot lines. shall mean a portion of a subdivision or a parcel of l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quantity of microelectronic devices built at the same time It is typical for an ASIC lot to consist of all parts built from a certain set of wafers Typical wafer sets range in size from five wafers to twenty five wafers and are physically moved throug

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One or more objects/specimen lots acquired in a single transaction, as by bequest, field collection, gift or purchase, and covered by a single record in the accession file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A defined quantity of product accumulated under conditions considered uniform for sampling purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of trading See Even Lot, Job Lot, and Round Lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measured parcel of land having fixed boundaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A production run or batch that can be isolated from other runs and identified with a specific set of material, production facility and process characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixed minimum number in which shares are bought and sold Trading lots can comprise 5, 10, 50 or 100 shares depending on the face value of shares Such numbers make round lots, anything less makes odd lots. a number of units of an article or a parcel of a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A parcel of land occupied or capable of being occupied by at least one building and the accessory buildings or uses customarily incidental to it, including such open spaces as are required by this Ordinance, and having frontage upon a street, road, or pri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An area of land, undivided by any street, in one ownership with definitive boundaries ascertainable from the most recently recorded deed or plan or certificate of title which is:.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measured parcel of land having fixed boundaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solder , perpendicular , plumbline , plummet , plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which happens without human design or forethought; chance; accident; hazard; fortune; fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything used in determining a question by chance, or without man's choice or will; as, to cast or draw lots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part, or fate, which falls to one, as it were, by chance, or without his planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A separate portion; a number of things taken collectively; as, a lot of stationery; colloquially, sometimes of people; as, a sorry lot; a bad lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distinct portion or plot of land, usually smaller than a field; as, a building lot in a city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large quantity or number; a great deal; as, to spend a lot of money; lots of people think so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prize in a lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To allot; to sort; to portion. a parcel of land having fixed boundaries; 'he bought a lot on the lake' nephew of Abraham; God destroyed Sodom and Gomorrah but chose to spare Lot and his family who were told to flee without looking back at the destruction

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large number or amount or extent; 'a batch of letters'; 'a deal of trouble'; 'a lot of money'; 'he made a mint on the stock market'; 'it must have cost plenty'. a parcel of land having fixed boundaries; 'he bought a lot on the lake'. your overall circum

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plot of ground, which may or may not be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measured section of land, often a particular parcel of land on a registered plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Government lot or subdivision lot representing the boundary of a legally conveyable unit of land identified on a record document A lot may or may not be coterminous with an Assessor parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any parcel of wool offered for sale as one unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any portion, piece, division or parcel of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generally, one of several contiguous parcels of land making up a fractional part of subdivision of a block, the boundaries of which are shown on recorded maps and 'plats'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Generally, any portion or parcel of real estate property Usually refers to a portion of a subdivision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a large scale legal land survey, the smallest geographical unit of land Lots are differentiated from each other by numbers Lots are usually 100 acres in size, their boundaries are called lot lines. shall mean a portion of a subdivision or a parcel of l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quantity of microelectronic devices built at the same time It is typical for an ASIC lot to consist of all parts built from a certain set of wafers Typical wafer sets range in size from five wafers to twenty five wafers and are physically moved throug

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One or more objects/specimen lots acquired in a single transaction, as by bequest, field collection, gift or purchase, and covered by a single record in the accession file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A defined quantity of product accumulated under conditions considered uniform for sampling purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of trading See Even Lot, Job Lot, and Round Lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measured parcel of land having fixed boundaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A production run or batch that can be isolated from other runs and identified with a specific set of material, production facility and process characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fixed minimum number in which shares are bought and sold Trading lots can comprise 5, 10, 50 or 100 shares depending on the face value of shares Such numbers make round lots, anything less makes odd lots. a number of units of an article or a parcel of a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A parcel of land occupied or capable of being occupied by at least one building and the accessory buildings or uses customarily incidental to it, including such open spaces as are required by this Ordinance, and having frontage upon a street, road, or pri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An area of land, undivided by any street, in one ownership with definitive boundaries ascertainable from the most recently recorded deed or plan or certificate of title which is:.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measured parcel of land having fixed boundaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solder , perpendicular , plumbline , plummet , plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ted,- ting) kısmet, kader, talih, baht, nasip; kura; İng. vergi; arazi parçası; hisse, pay; gen. çoğ. birçok, çok miktar; kısım, parça; nevi, tip; f. taksim etmek, hisselere ayırmak; kısımlara ayırmak (arazi); kur'a ile taksim etmek. a lot ç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Lot)

Hisse senetleri piyasasında işlem birimidir. İ.M.K.B. Hisse Senetleri Piyasası’nda, 1 lot. 1 lot 1 adet hisse senedi veya 1 YTL nominal değerli hisse senedini ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Tatlı sularda yaşayan, yırtıcı bir balık cinsi (Lat. lota).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burbot a globular water bottle used in Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a globular water bottle used in Asia. burbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burbot a globular water bottle used in Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a globular water bottle used in Asia. burbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Numara veya isim çekierek oynanan bir çeşit kumar, piyango.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. loath.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baştan çıkartan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vücudun bir yerini yıkamak veya yumuşatmak için kullanılan ilaçlı su, losyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyango, lotarya, kur'a; kader, kısmet, tesadüf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tombala oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus of the lotuseaters, probably a tree found in Northern Africa, Sicily, Portugal, and Spain , the fruit of which is mildly sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was fabled by the ancients to make strangers who ate of it forget their native country, or lose all desire to return to it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lote, or nettle tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of leguminous plants much resembling clover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ornament much used in Egyptian architecture, generally asserted to have been suggested by the Egyptian water lily. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians native to eastern Asia; widely cultivated

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native to eastern Asia; widely cultivated for its large pink or white flowers. annual or perennial herbs or subshrubs. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Famous for the Lotus 1-2-3 spreadsheet of the 1980's, and more recently for it's Notes Groupware system Bought by IBM in 1995.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database or look-up table that contains standard parts and their associated part parameters The Relex CAD Import/ExportWizardTM is completely compatible with Lotus files, able to import information from, and export data to, the Lotus format. [n] a water

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus is a water lily whose leaves, root, and seeds are used in oriental cooking The root can be used as a vegetable The seeds are used in desserts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classic ornament in the shape of a conventionalized water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flower; Hindu symbol of beauty, purity and good fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Chinese water lily whose root, leaves and seeds are often used in oriental cooking. common term for the plant nymphaea caerulea, which was not a lotus at all, but rather the Blue Water Lily Its buds and blossoms were the emblem of Upper Egypt and a symb

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus of the lotuseaters, probably a tree found in Northern Africa, Sicily, Portugal, and Spain , the fruit of which is mildly sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was fabled by the ancients to make strangers who ate of it forget their native country, or lose all desire to return to it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lote, or nettle tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of leguminous plants much resembling clover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ornament much used in Egyptian architecture, generally asserted to have been suggested by the Egyptian water lily. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians native to eastern Asia; widely cultivated

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native to eastern Asia; widely cultivated for its large pink or white flowers. annual or perennial herbs or subshrubs. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Famous for the Lotus 1-2-3 spreadsheet of the 1980's, and more recently for it's Notes Groupware system Bought by IBM in 1995.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database or look-up table that contains standard parts and their associated part parameters The Relex CAD Import/ExportWizardTM is completely compatible with Lotus files, able to import information from, and export data to, the Lotus format. [n] a water

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus is a water lily whose leaves, root, and seeds are used in oriental cooking The root can be used as a vegetable The seeds are used in desserts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classic ornament in the shape of a conventionalized water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flower; Hindu symbol of beauty, purity and good fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Chinese water lily whose root, leaves and seeds are often used in oriental cooking. common term for the plant nymphaea caerulea, which was not a lotus at all, but rather the Blue Water Lily Its buds and blossoms were the emblem of Upper Egypt and a symb

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nilüfer çiçeği, bot. Nymphaea lotus; hünnap, çiğde, bot. Zizyphus jujuba; ark. eski binaların üstüne süs olarak yapılan nilüfer çiçeği şekli; mit. meyvasının yiyenlere tatlı bir uyuşukluk verdiği farzolunan ağaç. lotus eater kendini hayali bir uyu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürfe, kurt, kurtçuk, sinek kurdu, peynir kurdu; eski delice arzu, merak, sevda. woodboring maggot ağaç kurdu. maggoty s. kurtlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

metrdotel, baş garson; (tereyağ, maydanoz ve limon suyu ile yapılan) soslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayar ve görüntü düzenleme yazılımına gerek kalmadan yanlış pozlama ve diğer sık rastlanan görüntü sorunlarının telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Maximum Lot)

Hisse senedi bazında belirlenen ve alım satım sistemine limit fiyatlı emir olarak bir defada girilebilen en yüksek miktardır


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mamut; s. gayet iri, dev gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ sıçanı, bobak, zool. Marmota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden düşman akınlarına karşı deniz kıyısında inşa edilen yuvarlak kule seklinde kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uğur getirdiği farz olunan hayvan ile eşya veya kimse, maskot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mascotte

uğurluk

Uğur sayılan kimse, hayvan veya nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mascot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mascot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i boya maddesi olarak kullanılan sarı toz halinde kurşun oksidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraplı balık yahnisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(egzamaotu): Ballıbabagillerden; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde yetişen, beyaz tüylerle kaplı, alçak bir bitkidir. Yaprak kenarları alta doğru kıvrıktır. Çiçekleri beyazdır. Ev ilaçlarında çiçekli bitki kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide rahatsızlıklarını giderir. Sinirleri uyarır. Ateşi düşürür. Egzamaya faydalıdır. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Petrol damıtımından elde edilen bir yakıt.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(angelica): Maydanozgiller familyasından; dere kenarlarında, çayırlarda ve ormanlardaki ağaçsız alanlarda yetişen, boyu 3 m kadar, hoş kokulu, otsu bir bitkidir. İstanbul, Marmara Bölgesi, Doğu Karadeniz ve Beyşehir dolaylarında yetişir. Boyu 1- 1,5 m kadardır. 2 veya çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi silindiriktir. Boyuna çizgiler vardır. İçi boştur. Mavimtırak yeşil veya kırmızı renktedir. Çiçekleri beyazdır. Kökü ve rizomlarında uçucu bir yağ ve tanen ihtiva eder. Yaz ve sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir. Sinirleri kuvvetlendirir. Spazmları giderir. Astım nöbetlerini giderir. Kuvvet ve iştah verir. Nekahat devresinin kısa sürmesini sağlar. Yapraklarından çıkan suya, bir parça pamuk bastırılıp, diş çürüğüne konursa, ağrıyı keser. Kandolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu, dövülüp başa sürülecek olursa, bitleri öldürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kokulu yonca, sarı yonca, bot. Melilotus officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(): (mübarekotu): Gülgiller familyasından; Doğu, Güney ve Karadeniz bölgeleri ile İstanbul çevresinde yetişen bir bitki türüdür. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ve kökü kuvvet verici olarak kullanılır. İshali keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mezopotamya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ortakulak iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birtakım sinir hastalıklarının maden tuzları ile tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Metod.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthode

yöntem

Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

method. method yöntem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lüks otel ve lokantalarda başgarson, sofracıbaşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. maître d’hôtel

şef garson

Garsonların başı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesopotamia. mespot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesopotamia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mésotherme

bit. b. ılıkçıl

Ortalama 15 °C sıcaklıkta yaşayan bitki.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit bakır veya çelik klişe; f. böyle klişe ile resim basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikroskopla muayene için ince dilimler kesme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikroskopla muayene için ince dilimler kesme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. Girit'te yaşadığı zannedilen ve insan etiyle beslenen yarı insan yarı boğa şeklinde bir canavar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. piç, veledi zina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(amberçiçeği): İkiçenekliler sınıfından; 50-100 cm boyunda, sarımtırak renkli, güzel kokulu bir bitkidir. Yapraklarında şekerler, uçucu yağ, A ve B vitaminleri vardır. Çiçekli dalları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Sinirleri uyarır. Aybaşı tutukluğunu giderir. İştah açar. Safra ifrazatını artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış aktarmak, birinin sözünü yanlış tekrarlamak.misquota'tion i.yanlış aktarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hafızayı geliştirme sanatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

molotofkokteyli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tek çenekli bir bitki, monokotiledon. monocotyledonous s. tek çenekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monothéiste

top. b. tek tanrıcı

Tek tanrıcılığa inanan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. monothéisme

top. b. tek tanrıcılık

İnsanın, doğada ve toplumda, ilk veya değişmez sebebi araştırmasına yol açan tarihsel şartların etkisiyle her şeye gücü yeten bir tek tanrı düşüncesine varması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tektanrıcılık, monoteizm. monotheist i. tektanrıcı kimse. monotheistic s. tektanrıcılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Harfleri ayrı ayrı döküp dizen dizgi makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeknesak, bir düziye, bitevi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monotone

tekdüze

Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan, sürüp giden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. drab. humdrum. opaque. pedestrian. soul-destroying. soulless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. drab. humdrum. opaque. pedestrian. soul-destroying. soulless. dull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. all in the same key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous , monotonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aynı perdeden ses; yeknesaklık; müz. tek ve değişmez perde; yeknesak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotone. monotony. sameness. vapidity tekdüzelik. yeknesaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. sameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeknesaklık, tekdüzelik, monotonluk, aynı perdeden ses çıkarma. monotonous s. yeknesak, tekdüze, monoton, sıkıcı monotonously z. tekdüze olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. tek tip; matb. tek tek harflerle otomatik dizgi; levhadan baskı; monotip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. münakaşalı, tartışılabilir; i. münazara, tartışma; ing., tar. idare meclisi; f. müzakere etmek, münazara etmek, tartışmak. moot case tartışma konusu olan dava. moot point tartışılacak mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zerre, toz tanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. «mo (teur) ve (ho) tel» den). Çok işlek karayollarında; gelip geçen otomobilli yolcuların dinlenmesi için yapılmış otel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a motor hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motel. auto court. front of the house. tourist court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of hotel in which parking is provided at or near the room and the room door gives out onto the parking lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings in which lodging is offered to the general public for compensation, and where entrance to rooms is made directly from the outside of the building Motel includes such terms as tourist cabins and tourist court And transient

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings on the same lot designed or used primarily for providing sleeping accommodations for automobile travelers and providing automobile parking conveniently located on the premises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inexpensive, single-story hotel near a highway with guest rooms facing and directly accessible from the parking lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings, whether detached or in connecting units, used as individual sleeping or dwelling units designed primarily for transient automobile facilities The term 'motel' shall include buildings designed as 'auto courts,' 'tourist co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A facility which offers lodging for the general public. a motor hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilisede müzik eşliği olmaksızın okunan çok sesli ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pervane; güve. moth ball güveden korumak için elbiseler arasına konulan naftalin topu. clothes moth güve, zool. Tinen pellionella paper moth kâğıt biti. moths i., zool. pulkanatlılar. mothy s. güve dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., ask., den. gemileri veya harp malzemesini depolamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güve yemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. anne, ana, valide; analık; baş rahibeye verilen unvan; f. annesi olmak, annelik etmek; evlât edinmek. mother country anayurt, anavatan, memleket.Mother's Day Anneler Günü. mother earth toprak ana; zemin, yer. mother lode mad zengin maden daman

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sirke tortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fırtınaa kırlangıcı, zool. Procellaria pelagica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anallk, validelik; analar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayınvalide, kaynana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. annelik etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anasız, öksüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ana gibi,ana yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ana gibi; anaya yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sedef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güve yemez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir araya gelerek bir musiki eserini veya bir süsleme işini meydana getiren ve başlıbaşına bir birlik olan unsur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Motive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In literature and the fine arts, a salient feature or element of a composition or work; esp., the theme, or central or dominant feature; specif. , a motive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A theme, character type, image, Metaphor, or other verbal element that recurs throughout a single work of literature or occurs in a number of different works over a period of time For example, the various manifestations of the color white in Herman Melvil

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually called OSF/Motif The UNIX industry's standard user interface originally developed by the Open Software Foundation Motif is based on the X-Window system and is a Presentation Manager look- alike Motif is available for all IBM AIX workstations. an i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Graphical user interface specified by the Open Software Foundation and built on the Massachusetts Institute of Technology's X Windows. A short melodic or rhythmic idea that recurs within a work or movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short conserved region in a protein sequence Motifs are frequently highly conserved parts of domains [NCBI Bioinformatics].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A meaningful pattern of nucleotides or amino acids that is shared by two or more molecules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A GUI based on the X window system and distributed by the Open software foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the French for 'motive ' 1) A usually recurring distinctive feature or thematic element of design or ornament, especially a dominant idea or central theme 2) A single or repeated design or color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The duplicated design of vertical and horizontal repeats in a wallpaper pattern Motif refers to the recurring subject matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short musical idea, or melodic theme that runs through a piece. [n] a single decoration or image, such as a flower, a shell, or a circle, that is repeated in a design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An element in a film that is repeated in a significant way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any movement that has development possibilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A recurring thematic element in a work of art or a single or repeated design or color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nucleic acid or protein sequence that is associated with a function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A graphical user interface for the UNIX operating system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A decorative theme, element or component.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A distinctive element or theme, often repeated within a work of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtta yinelenen çizgi ve renklerin her birine verilen addır. (1) Heykel yapımı için alçı ya da metal eriyiğini kalıba dökme işlemi. (2) Herhangi bir nesnenin alçı ya da balmumu ile kalıbının alınması işlemi. (3) Yukarıdaki işlerin sonucunda elde edilen kalıp.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. kendiliğinden hareket edebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hareket, devinme, devinim; teklif, talep; huk. hâkime arzolunan teklif; takrir, önerge; güdü; f. el ile işaret etmek. motion picture sinema filmi. in motion hareket halinde .lateral motion yandan hareket. make a motion bir meclise teklifte bulu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı VAIO dizüstü bilgisayar modellerinde bulunan ve gelişmiş video konferansı olanağı sağlayan dahili kamera. Net görüntü aktarımı ile kesintisiz iletişim için, en uygun şekilde LCD’nin üst çerçevesine yerleştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow +100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow 100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow 200Hz, TV kare hızını dört katına çıkaran dünyanın ilk teknolojisidir ve görüntü netliğini dev bir adım ileri götürmüştür. Her aksiyona bir değil, üç yeni görüntü eklenir ve her yöndeki hareket tahmin edilerek şaşırtıcı 200 kare/saniye hızında görüntülenen güçlü ve keskin görüntüler oluşturulur. Spor görüntülerinde aksiyonun hiçbir ayrıntısını kaçırmayacaksınız. 24 kare/saniye hızında çekilmiş filmler ve çizgi filmler de yedi yeni görüntü eklenerek Motionflow 200Hz ile geliştirilir ve rahatsız edici titreşim ve bulanıklık ortadan kaldırılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow Karanlık Kare Ekleme özelliği 50Hz’den 100Hz’e kadar BRAVIA projektörlerinin kare hızını iki kat arttıran, Sony’e özel bir teknolojidir. Hızlı hareket eden görüntüler için daha fazla pürüzsüzlük sağlar, sıra dışı bir kontrast oranı sunar ve kamera sarsıntısını ortadan kaldırır. Gördüğünüz şey ise akıcı ve doğal hareketlerle gerçeğe dönüştürülen yüksek hızlı aksiyondur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Motionflow PRO 100Hz, BRAVIA TV’lerde hareketli görüntülerde bulanıklığı azaltıp standart kare hızını iki katına çıkararak bugüne kadarki en net, en kesintisiz ve gerçeğe en yakın yüksek hızlı görüntüler sınar. Saniyedeki kare sayısını akıllı bir şekilde iki katına çıkaran Motionflow Pro 100Hz, arka ışığı yakıp söndürme teknolojisi de kullanır. Motionflow’un yeni bir özelliği olan Arka Işığı Yanıp Sönme teknolojisi performansı daha da artırmaktadır. İlave karelerle ekranda kesintisiz bir aksiyon akışı yaratılmasına ek olarak, Arka Işık Yanıp Sönme hızlı aksiyonları zirveye çıkarır. Resimler daha net, daha keskin ve nerdeyse hiç ‘titreşim’ olmadan görüntülenir. Arka ışığı kapatıp açmak suretiyle çalışır, böylece hızlı spor veya macera sahneleri ekrandan hızla geçerken daha az bulanıklık görürsünüz.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. motivation

1. isteklendirme,

2.güdüleme

1. İsteklendirmek işi. 2.Güdülemek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motivation. motivation güdülenme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevketmek, harekete getirmek. motiva,tion i. harekete getirme; saik, dürtü, güdü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. motivé

isteklendirilmiş, güdülenmiş

“İsteklendirmek, güdülemek” anlamındaki motive etmek, “isteklenmek, güdülenmek” anlamındaki motive olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. güdü, saik; müz. motif; s. hareket meydana getiren, itici; devindirici, muharrik; harekete ait; güdüsel; f. hareket ettirmek, harekete getirmek; edeb. başlıca konuya bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hareket kuvveti, tahrik kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. tam kelime, en uygun kelime, yerinde söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çeşitli kısımlardan meydana gelmiş, birbirine benzemez, ayn cinsten, karmakarışık; karışık renkli, alaca, rengârenk; rengârenk giysili; i. uyumsuz karışım; rengârenk giysi. wear motley soytarılık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu tulumba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı ve doğrusu: MOTOR) (i. Fr.).

1.Herhangi bir enerjiyi harekete çeviren cihaz: Benzin motoru, elektrik motoru.

2.Benzin veya mazot motoru vasıtasıyle hareket eden bisiklet veya deniz teknesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. motor. motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of internal- combustion engine in which the air drawn in by the suction stroke is so highly compressed that the heat generated ignites the fuel , the fuel being automatically sprayed into the cylinder under pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Diesel engine has a very high thermal efficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, imparts motion; a source of mechanical power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prime mover; a machine by means of which a source of power, as steam, moving water, electricity, etc., is made available for doing mechanical work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing or setting up motion; pertaining to organs of motion; applied especially in physiology to those nerves or nerve fibers which only convey impressions from a nerve center to muscles, thereby causing motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A motor car; an automobile. machine that converts other forms of energy into mechanical energy and so imparts motion a nonspecific agent that imparts motion; 'happiness is the aim of all men and the motor of all action'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. motor. motorboat. motorcycle. promiscuous. loose. power plant. motorship. launch motor. motor ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device or machine that converts other forms of energy into mechanical energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In R/C racing this generally refers to an electric motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device which converts fluid power into mechanical force and motion It usually provides rotary mechanical motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Principally a machine that converts electrical energy into mechanical energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are more than 150 variations of motors that drive power tools Among the quality features are welded connections, built-in fans and commutators welded to motor windings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rotating machine that converts electrical power into mechanical power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine that converts electrical energy to mechanical energy It is activated by ac or dc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to convert electrical or air power into a rotational force 1 Pump Motor - used to drive the hydraulic pump 2 Stepper Motor - used to drive the rollers of the roll feeds or move the bolster in the Y or Theta-axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referring to nerves that give signals to muscles or glands in the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine that produces motion or power for doing work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine which transforms electric energy into mechanical energy Standard motors are dual voltage and operate at 1725 RPM. adj Of, relating to, concerned with, or involving muscular movement. a device that provides rotary movement, see electric motor and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relates to movements of muscles. neurological term to represent that portion of the nerve or joint responsible for activity or motion, as compared to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 1930's economy grade of gasoline, usually with low tetraethyl lead content and correspondingly low octane rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Word used by student pilots and Yankees when referring to the engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An actuator that converts linear power to rotary mechanical force and motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ability to move Motor skills can be thought of as 'output' signals from the brain Many visual skills involve motor components.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A source of mechanical power. related to moving the muscles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit equivalent to vehicle Not to be confused with engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used as a verb, it is to travel by car. generally refers to an electric motor. machine that converts other forms of energy into mechanical energy and so imparts motion. a nonspecific agent that imparts motion; 'happiness is the aim of all men and the moto

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine , motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. motor; elektrik motoru; makina; ing. otomobil; s. hareket meydana getiren, muharrik; motorlu; tıb. hareket kaslarına ait; hareket nakleden; psik. hareki, devimsel, adaleleri harekete getirici; f. otomobille gitmek veya götürmek. motor nerve m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine oil. motor oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motorlu sandal, motorbot, deniz motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İng.). Motorlu sandal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launch. motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba korteji, konvoy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator of a motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motosiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diesel oil. diesel fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To substitute motor- driven vehicles, or automobiles, for the horses and horse-drawn vehicles of. equip with a motor; 'motorized scooters are now the rage' equip with a motor vehicle; 'The police around here are not motorized and patrol the streets on hor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized as opposed to mechanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equip with a motor vehicle; 'The police around here are not motorized and patrol the streets on horseback'. equip with a motor; 'motorized scooters are now the rage'. equip with armed and armored motor vehicles; 'mechanize armies'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor. motorized. motor-driven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized. motor-driven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Motorlu giriş seçici, CD, radyo ve kaset giriş sinyallerinin yüksek kaliteli, kayıpsız değiştirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor vehicle. automotive / motor vehicle. motor transport. prime motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatman; makinist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dizel motorlu gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu bisiklet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorbike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bike. chopper. cycle. motorbike. motorcycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorcycle. motor bicycle. motor cycle. motorcyle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu tren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Birkaç arabadan mürekkep bir katarda, motorlu olup diğerlerini çeken araba.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. beneklemek, türlü renklerle doldurmak; i. benekli görünüş; benek,leke. mottled s. benekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. motto

özdeyiş, slogan

Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- toes) düstur, vecize; yazıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamaları onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziğiyüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu.yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi.yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi, F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığındanyüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradanyüzyılda Sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamak onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof’ sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziğiyüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu.yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi.yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi (C=do, D=re, E=mi, F=fa, G-sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığındanyüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz Iohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradanyüzyılda Sanete Iohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mantarda bulunan zehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. unutmabeni türünden çiçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uyuşturucu, uyuşukluk verici, narkotik; i. uyuşturucu ilâç, narkotik; narkotiğe alışmış kimse; uyuşturucu herhangi bir şey. narcotize f. ilâç ile uyuşturmak veya uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Afyon, morfin gibi uyuşturucu maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcotique

uyuşturucu

Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sığır paçasından alınan ve köseleyi yumuşatmak için kullanılan yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşma ümidiyle tartışılabilir; tertip edilir, akdolunabilir; ciro edilebilir, devredilebilir (çek, bono). negotiabil'ity i. tertip veya akdolunma imkanı; satılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. anlaşmayı müzakere etmek; tertip etmek, akdetmek; ciro etmek (çek, bono); üstesinden gelmek, başarmak, (engelleri) aşabilmek. negotiator i. delege; arabulucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müzakere, görüşme; tic. ciro edip satma; bir meseleyi tedbirle halletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. böbrek taş ameliyatı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akrabalara yapılan iltimas, akraba kayırma; akrabasını işe alarak maaş bağlama. nepotist i. akraba kayıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who practices nepotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinir hastalığı tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. nevrozlu, sinir hastalığı olan; k.dili evhamlı; sinirlere ait; nevrozlu kimse; fazla duygulu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. nevralji tedavisi için yapılan sinir ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asla unutulmayacak, unutulmaz, her zaman anılmaya layık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toadflax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(linaria): Sıracagiller familyasından; düzensiz çiçekli otsu bir bitkidir. Çiçekleri aslanağzına benzer. En güzel türü mor çiçekli nevruzotudur. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Kanı temizler.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nikotin. nicotined s. nikotinli, nikotin dolu. nicotinic acid ecza. nikotinik asit. nicotinism i. nikotinle zehirlenme, fazla tütün içmekten ileri gelen zehirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok zayıf aydınlatma koşullarında bile yakın çekimler yapmanızı sağlayan bir moddur. Ek “IR verme birimi” HVL-IRC ile bu mesafe 30 metreye kadar genişletilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (k.dili) gece kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Nicot şahıs adından) (kimya). Tütünden elde edilen zehirli bir alkaloit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicotine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nicotine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Nil'e veya yöresine ait; bu civarda yaşayanlara ait; Sudan dillerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanun koyan; bilimsel kanunlar meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir şeyi hatırlamak üzere yazılan kısa yazı.

2.Bir şey hakkında, bir başkasının kanaati: Senin bu hareketine iyi not vermediler.

3.Okullarda talebelerin bilgi derecesini belirtmek üzere öğretmenlerce verilen sayı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grade. mark. memorandum. note. reminder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wot not; know not; knows not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shorn; shaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word used to express negation, prohibition, denial, or refusal. negation of a word or group of words; 'he does not speak French'; 'she is not going'; 'they are not friends'; 'not many'; 'not much'; 'not at all'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

note. memorandum. minute. mark. grade. annotation. billet. chit. flapper. line. memo. scrip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negation of a word or group of words; 'he does not speak French'; 'she is not going'; 'they are not friends'; 'not many'; 'not much'; 'not at all'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Boolean Operator NOT is a word used to exclude terms in a computer search For example: clinton not hillary See also Boolean Logic, And, Or.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The renovation committee, in a particularly bizarre and retro mood, feels that the best course of action is to paint the walls lime green and replace the carpets with a plush orange shag. apply if the caller has a pre-existing contractual agreement with a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Logical negation A 0 becomes a 1 and a 1 becomes a 0. a reserved word used as a unary Boolean operator and in membership tests 3 1, A

1.require the development a formal written charter. a report; be sure you understand the difference!.


Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The SQL negation operator Used in the WHERE lause to reverse the truth value of a statement See DeMorgan 's law. use this operator to exclude terms If you want to narrow your search use NOT to search for one term and not another This search will return re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An operator used in Boolean searches to return a value when an item is not present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distress , hardship , misery , necessity , need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) değil, olmayan. not a little epey not at all hiç, asla, katiyen. Not guilty. Suçsuzdur. Not half bad. Çok iyi. Hiç fena değil. not only this yalnız bu değil. Not that it matters. Mühim değil. whether he goes or not gitse de gitmese de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copybook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary. jotter. pocketbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook. blank book. copybook. jotter. memo book. memorandum book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

değıl. yok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a note. to note. to note down. to take down notes of sth. get down. to make a nfr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. note).

1.Musiki yazısı: Nota öğrenmek, nota ile çalgı çalmak.

2.Nota yazısı ile kaleme alınmış musiki eseri: Yeni bir nota çıkmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

note. syllable. written music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum. music. note. musical note. diplomatic note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical note. piece of written music. score. diplomatic note. music book. verbal note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) iyice dikkat et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Sesleri belirtmeye yarayan musiki yazısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dikkate değer; belli; tanınmış; hatırlanacak, unutulmaz; i tanınmış kimse, şöhretli kimse; (çoğ.) itibarlılar, ileri gelenler, kodamanlar, ekâbir. notabil'ity (i.) şöhret; şöhretli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) notere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) noterde tasdik ettirmek, noter tarafından onaylatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) noter. notary public noter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Nota yazısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işaret veya rakamlarla gösterme usulü; özellikle matematikte rakamlar ve işaretler sistemi veya müzikte notalar ile işaretler sistemi; not etme, kayıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) çentik, diş; dar ve derin dağ geçidi; (k.dili) derece; (f.) çentmek, diş diş etmek; çentiklerle hesap tutmak; oku yaya yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) not, işaret; tezkere, pusula, betik; (müz.) nota, ses; piyano tuşlarından biri; bir devletin başka bir devlete yaptığı bildiri, nota; alâmet, delil; hesap pusulası; senet; şöhret, itibar; dikkat, hesaba alma. note paper mektup kâğıdı. circular not

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) dikkat etmek, önem vermek; not etmek, işaret etmek; notasını yazmak. note down deftere not etmek. noted (s.) ünlü, şöhretli, meşhur; dikkate alınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. notebook

dizüstü

Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) not defteri, muhtıra defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı hukukî muamelelere muteberlik, kuvvet kazandırmak için bunları hazırlamakla ve hazırlanmışları tescil etmekle görevli resmî memur, Osm. mukavelât muharriri, kâtib-i adi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notary public. notary. writer to the signet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notary. notary public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who takes notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An annotator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notary public. public notary. conveyancing lawyer. greffier. scrivener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notary public's office. work of a notary public. notaryship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dikkate değer, önemli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (z.) hiç bir şey; sıfır; önemsiz şey veya kimse; hiç; hiçlik, yokluk; (z.) hiç, hiç bir suretle, asla, katiyen. Nothing doing (k.dili) Olmaz. Ben karışmam. nothing like benzemez, hiç de değil. for nothing bedava; boşuna; sebep yokken. in nothin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yokluk, hiçlik; anlamsızlık, önemsizlik; şuursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ilan, ihbarname, haber, bilgi; ihtar, uyarma, ikaz; dikkat, önemseme; riayet; eleştiri (kitap); saygı; (f.) dikkat etmek; bahsetmek; önem vermek; farkına varmak; saygı göstermek. give notice işten çıkacağını önceden haber vermek. serve not

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) bildirmek. notification (i.) bildirme, haber verme; ihbar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zan, sanı; fikir, bilgi; tasarım, tasım; (çoğ.), ABD tuhafiye. notional (s.) hayali, tasarım halinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şöhret, ün (kötü anlamda); adı çıkmış kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) adı çıkmış. kötülüğüyle ün salmış, dile düşmüş. notoriously (z.) dile düşmüş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Taraf tutmayan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. neutre

1. etkisiz,

2.kim. yansız

1. Etkisi olmayan.

2.Turnusol gibi bir ayıraç karşısında, asit ve alkali tepkisi göstermeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral. inactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neuter. neutral. neutral yansız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral. neuter. on the fence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. neutralisation

fiz. ve kim. yansızlaştırma

Asit veya alkali niteliğini yok etme, etkisiz hâle getirme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. neutralize

yansızlaştırılmış

“Yansızlaştırılmak” anlamında nötralize etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. neutralisme

fiz. ve kim. yansızlık

Asit veya alkali niteliği yok olma, etkisiz hâle gelme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Neutrine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become neutral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutralization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Neutron.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), briç kozsuz oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.) (uyd. k.). Nötr hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç, edat gerçi, her ne kadar; bakmayarak; bağlaç mamafih, bununla birlikte; edat rağmen, gene de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif kapağı açıldığında, fotoğraf makinesi otomatik olarak açılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Orta ve Güney Amerika'ya mahsus kaplana benzer bir kedi, (zool.) Felis pardalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital ve 35 mm fotoğraf makineleri, farklı odak uzaklıklarına sahip objektiflere sahiptirler. Odak uzaklığı, objektif ile sensörün yüzeyi arasındaki mesafedir. Tipik dijital sensörler, 35 mm filmin doğrusal boyutlarının yaklaşık altı biri kadardır. Görüntünün daha küçük dijital sensör üzerine yansıtılabilmesi için, odak uzaklığının aynı ölçüde küçültülmesi gerekmektedir. Örneğin 1/4 inç CCD kullanırken, odak uzaklığının 35 mm filme göre düzeltilmesi için 9,5 faktörüyle çarpılması gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dal; yan çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muşamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Sea of Ohotsk Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistletoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ökseotugillerden, parazit olarak yaşayan, zararlı bir bitki (viscum albüm).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gökçe): Ökseotugiller familyasından; genç sürgünleri yeşil, ufak çalı halinde bir bitkidir. Adi ökseotu ve Zeytin ökseotu yurdumuzda doğal olarak yetişir. Yapraklarında tanen, urson, inosit, saponin ve viscine adı verilen gayet yapışkan, elastiki, yumuşak bir reçine vardır. Kullanıldığı yerler: Yüksek tansiyonu düşürür. Nabzı yükseltir. Kalbin atışlarını artırır. Damar kireçlenmesinde faydalıdır. Sara ve Akciğer kanamalarında kullanılır. Spazmları giderir. Hazmı kolaylaştırır. Fazla kullanıldığı takdirde zararlıdır. Bilinci uyuşturur. Adaleleri zayıflatır ve ishal yapar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tussilago farfara): Bileşikgiller familyasından; yurdumuzda gevşek topraklı ve nemli sırtlarda yetişen çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları dairemsi-köşeli, etlice ve alt yüzü sık tüylü, beyaz görünüştedir. Yapraklarında müsilaj, acı bir glikozit, tanen, inülin, şekerler ve fitosterol vardır. Çiçeklerinde de aynı maddeler ve bunlara ilave olarak da uçucu bir yağ vardır. Ev ilaçlarında yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Balgam söker. Diğer solunum yolu hastalıklarında da yumuşatıcı olarak faydası görülür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(pembe pireotu): Bileşikgiller familyasından; Doğu Anadolu’da yetişen, 60 cm kadar boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi dik ve seyrek tüylüdür. Çiçekleri dil biçiminde olup, gül rengindedir. İçeriğinde “piretrin” vardır. Kuvvetli bir böcek öldürücüdür. Kullanıldığı yerler: Bit, pire, tahtakurusu gibi böceklerin öldürülmesinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her şeye gücü yeten. the Omnipotent Kadirimutlak, Kadir, Tanrı. omnipotence i. her şeye gücü yetme. omnipotently z. her şeye gücü yeterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. (bazı böceklerde) yumurta zarfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolgun ve berrak sesli, gümrah ve ahenkli; tumturaklı (yazı veya söz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. geçişmeli, osmotik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemiği kesme veya bir parçasını çıkarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşinci yüzyılda Roma imparatorluğunu istilâ eden Doğu Gotlanndan biri, Ostrogot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Hekim, doktor. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Otak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pavilion. marquee. tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’ya da geçmiştir). Hükümdar ve vezirlere mahsus büyük çadır. Otağ-ı hümâyûn = Osmanlı padişahlarına mahsus olanı («oda» buradan gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Otak yapan ve satan çadırcı.

2.Osmanlı ordusunda otak kurmakla görevli askerî sınıf.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kulak ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. euthanasie

ölme hakkı

İyileşme olasılığı olmayan hastaların veya yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan kimselerin yaşamını sona erdirme hakkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayvanları otlatan çoban.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. «ot» tan). Otlatmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ateş renginde ay. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i. zooloji). Otla beslenen (hayvan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbivorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbivorous. herbivore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbivorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbivorous. herbivore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uzakta, uzakça, uzağa işaret içindir; yakına işaret için olan «beri» zıddı: Ötede otur, öteye git.

2.Daha uzak, daha ileri olan yer: Oraya kadar bilirim, ötesine karışmam.

3.Bir şeyin arkasında bulunan, Ar. mâverâ: Denizin ötesine geçmek, çayın ötesinden gelmek. Uzak zamana işaret içindir, eski ve uzak zaman: Öteden, öteden beri = Eskiden, eskiden beri, Ar. mine’l-kadîm.

4.Diğer, uzakça bulunan. Öte gün = Uzakça bulunan, pek yakın olmayan bir gün, birkaç gün önce.

5.Öbür taraftaki: Nehrin öte yakası, öte taraf. Öteberi = Şu bu, çeşitli şeyler: Öteberi almaya gidiyordum. Ötede beride = Şurada burada, çeşitli yerlerde. Ötesinde berisinde = Çeşitli yerlerinde. Ötesine varmak = Pek ileri varmak, haddi geçmek. Ötesini beri etmek = Düzeltmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. further. over. meta-. trans-. above. past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the further side of. the other side of. other. yonder. far (side. the rest of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. further. over. meta-. trans-. above. past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the further side of. the other side of. other. yonder. far (side. the rest of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the other hand. per contra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the other hand. per contra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. over there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Daha uzakça’ bulunan, diğer birine nisbetle uzak olan, uzağa işaret için olup, yakına mahsus olan «beriki» zıddıdır: Berikini bilirim, lâkin öteki kim?

2.Diğer, başka, öbür: Öteki iş nasıl oldu? Öteki eve nakledeceğiz. Öteki beriki = Olur olmaz kimseler: Öteki beriki gelir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. the other. the further. the farther. that. far. off. remaining. other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. second. the other. the other one. the one over there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternative. the other one. the one over there. farther.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Paralı misafirhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel. inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel. civil rights acts. concept facility. front- office. public house. inn. common inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otel işleten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel-keeper. hotelier. innkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotelkeeper. hotelier. common victualler. host. innkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition intikal. translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition intikal. translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. farther on. over there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

further on. yonder. to the other side. beyond. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., zam. başka, diğer, gayri, sair; z. başka suretle, baska türlü; zam. başka birisi, başkası, başka kimse; diğeri. some day or other günün birinde, bir gün. the other day geçen gün. every other day gün aşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. başka suretle, başka türlü; yoksa, olmazsa, aksi takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öteki dünya işlerine dalmış, bu dünyadan olmayan; hayali işlerle meşgul. otherworldliness i. öteki dünya işlerine dalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aylak, tembel, atıl; faydasız, verimsiz, boş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kulak iltihabı. otitis media ortakulak iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). İçe kapanış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autisme

ruh b. içe yöneliklik

Gerçeklerden kaçarak hayalî olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri, genellikle dileklerin yönetmesine bırakma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism içeyöneliklik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism içeyöneliklik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «otlamak» tan).

1.Hayvanlara otlatacak yer, mer’a.

2.Otu çok yer, çayır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasturage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field. grass. grassland. meadow. pasturage. pasture. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasture. grassy area. feeding ground. field. pasture field. grass. grassland. grazing. grazing land. lea. meadow. meadowland. pasturage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otlamak yoluyla geçinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. cadger. sycophant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. cadger. sycophant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galat kelime). Beylik otlaklardan alınan eski bir vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ateş demek olan «ot» tan). Ateş vurmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ot» tan).

1.(hayvan) Gezerek yerden ot yemek.

2.Şunun bunun sırtından geçinmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to sponge. to freeload. feed. grass. mooch. pick. scrounge. sponge on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to be graved over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to be graved over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasturage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasturage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvanları). Gezdirip ot yedirmek: Koyunları otlatmak için mer’a lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graze. pasture. to pasture. to pasture. to graze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put an animal out to pasture. grass. graze. put out to graze. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırcık çeşidinden çok öten bir cins siyah küçük kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kurbağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ot» dan). Otla örtülü yer, çayır, mer’a.

2.Kuru otun yığıldığı yer, ot yığını.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ateş» demek olan «od» dan). Falya deliğine mahsus ince barut (sıfat gibi de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay field. hayloft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ötmek işi. (bk.) Ötmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kuş şakımak: Kuşlar, bülbül, horoz ötmek: Bu kanarya ne güzel ötüyor.

2.(Nefes veya hava ile çalman bir çalgı) çalınmak, ses çıkarmak: Boru öttü, bu klarnet ötmüyor.

3.(İçi boş şey) ses çıkarmak: Bu teneke ötüyor.

4.Yankı ile çınlamak: Hamamın kubbesi ötüyordu, şarkılarından dağlar ötüyordu.

5.mec. Mânâsız, rasgele söz söylemek, çançan etmek: Bütün gün ötüp durdu. Borusu ötmek = Nüfuzlu olmak, sözü geçmek. Kulak ötmek = Kulak çınlamak.


Türkçe Sözlük by