öte ne demek? | öte anlamı nedir? | öte

öte anlamı nedir?

öte ne demek?

öte anlamı nedir?

öte | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uzakta, uzakça, uzağa işaret içindir; yakına işaret için olan «beri» zıddı: Ötede otur, öteye git.

2.Daha uzak, daha ileri olan yer: Oraya kadar bilirim, ötesine karışmam.

3.Bir şeyin arkasında bulunan, Ar. mâverâ: Denizin ötesine geçmek, çayın ötesinden gelmek. Uzak zamana işaret içindir, eski ve uzak zaman: Öteden, öteden beri = Eskiden, eskiden beri, Ar. mine’l-kadîm.

4.Diğer, uzakça bulunan. Öte gün = Uzakça bulunan, pek yakın olmayan bir gün, birkaç gün önce.

5.Öbür taraftaki: Nehrin öte yakası, öte taraf. Öteberi = Şu bu, çeşitli şeyler: Öteberi almaya gidiyordum. Ötede beride = Şurada burada, çeşitli yerlerde. Ötesinde berisinde = Çeşitli yerlerinde. Ötesine varmak = Pek ileri varmak, haddi geçmek. Ötesini beri etmek = Düzeltmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. further. over. meta-. trans-. above. past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the further side of. the other side of. other. yonder. far (side. the rest of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. further. over. meta-. trans-. above. past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the further side of. the other side of. other. yonder. far (side. the rest of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her iki cinsten; her iki yönden etkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anekdot, kısa hikâye, menkıbe, fıkra. an'ecdotal (s). fıkra tarzında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). panzehir, hastalık etkisini giderici madde, ilâç, deva, çare; herhangi bir (bedeni veya akli). bozukluğun etkisini giderici madde. antidotal (s). panzehire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart hotel. apartment hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Likenlerin çiçekliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). Yunan filozofu Aristo'ya ait; (i). Aristo nazariyeleri taraftarı. Aristotelianism (i). Aristoculuk. Aristotelic (s). Aristo'ya veya felsefesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,mat.asimptot, sonuşmaz.asymptotic (s) asimptotik, sonuşmazla ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses kontrolünü ya da bir sonraki şarkıya geçme ayarını kulaklık üzerinden yapmaya olanak tanıyan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. bibliothèque

kitaplık

Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örgü bebek patiği; kadın botu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pelerin, kukuleteli pelerin; kadın ve çocukların giydigi başlık; (oto). kapot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savaş veya yarış arabası sürücüsü, arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komposto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). akla getirmek, anlamına gelmek, demeye gelmek, göstermek, ifade etmek. connotation (i). bir şeyin sözlük anlamının yanı sıra akla getirdiği kavram, çağrışım. connotative (s). çağrışım meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağıl, kümes, mandıra gibi hayvanların sığınacağı yer; (leh). kulübe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık avlama sepeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zümre, heyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hemhudut, sınırdaş, bitişik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD'nde bulunan bir çeşit çakal, kır kurdu, (zool). Canis latrans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kreozot, katran ruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). Kıbrıslı, Kıbrıs'a ait; (i). Kıbrıs lehçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aşağı dereceye indirmek, rütbesini indirmek. demotion (i). indirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). delâlet etmek, göstermek, belirtmek, iş'ar etmek, ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). adamak, tahsis etmek, hasretmek, vakfetmek; oneself ile kendini adamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sadık, bağlı, merbut, vakfedilmiş. devotedly (z). fedakârcasına, sadakatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşkün kimse, müptelâ kimse; sofu kimse, dindar kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discotheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discothéque. a collection of recorded music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., on veya upon ile aşırı sevmek, düşkün olmak; bunamak. dotingly (z). düşkünlükle; bunakçasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exothermique

kim. ısıveren

Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili fazla duygulu davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endothermique

kim. ısıalan

Oluşumu sırasında ısı alan (birleşme, tepkime).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endothermic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endothermic ısıalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gücü bir olan; (elek.) aynı voltajda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) belirli bir grup tarafından anlaşılan veya onlara hitap eden, hususi, özel,anlaşılması zor; gizli, saklı, mektum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici,zâhiri; genel, umumi; kolay anlaşılır; (fels). dışrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ésotérique

fel. içrek

Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan (her türlü bilgi, öğreti).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esoteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Varlıkların duyum dışı sayılan temellerini araştıran felsefe dalı. (bk.) Metafizik.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. physiothérapie

tıp fizik tedavisi

Hastalıkları su, ışık, hava, elektrik vb. fiziksel ve mekanik yöntemlerle tedavi etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapy. physical therapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiotherapist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation. foundation cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaya. a six footer aşırı uzun boylu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dipnot, hamiş; (f). dipnot koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD WALKMAN® için koşu gibi hareketli etkinliklerde sorunsuz kullanılmayı sağlayan anti-şok teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr. tıp). Dağlama işlerinde kullanılan ve elektrikle kızdırılan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. İspanya'da eskiden uygulanan vidalı demir halka ile boğarak idam cezası; bu cezanın uygulanmasında kullanılan alet; soymak maksadıyle birinin boğazını sıkma; f. boğarak idam etmek; boğazını sıkarak soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İngç tar. meclis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesquely , ludicrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) acayip, garip; kaba; (i.) soytarı. grotesquely (z.) acayip şekilde. grotesqueness (i.) acayiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Yerin güneşe en uzak bulunduğu nokta, eve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güneşle tedavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Bir dik üçgende dik açının karşısında bulunan kenar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypotenuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. suppositious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Faraziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Merkez alınan bir noktaya göre birer noktasının geometrik yerleri karşılıklı olarak aynı olan iki nokta grupunun hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Aralarında homoteti hali olan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kon. san. sonraki sözü öne alma usulu, takdim tehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kudretsiz, aciz, zayıf; bunak; iktidarsız (erkek). impotence, impotency i. iktidarsızlık, etkisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarım teknolojisidir. Infrared destekli iki cihaz arasında veri aktarımı gerçekleştirebilmek için iki cihazın birbirine belli mesafe ve açıda olması gerekir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (mülk hakkında). Rehin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. hypothèque

tic. tutu

Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. hypothec. lien. security. charge. encumbrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. hypothecation. to redeem a mortgage. heritable security. hypothec. lien. mortgage lien. wadset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to create with a mortgage. to give in a mortgage. to hypothecate. to mortgage. to impignorate. to pledge. to encumber with a mortgage. to deliver with a mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Rehine konulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encumbered. hypothecary. incumbered. burdened with mortgage. mortgaged. servient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Farazi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Sıcaklığı eşit olan noktalar, böyle noktaları birleştiren eğri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isotherme

coğ. eş sıcak

Sıcaklığı eşit olan (yeryüzü noktası).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isotherm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isotherm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chimiothérapie

tıp kimyasal tedavi

Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi edilmesi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., müz. esas nota; temel düşünce, ilke, dayanak; f. temel düşünceleri söylemek. keynote address toplan- tıyı açış konuşması. keynoter i. toplantıyl açmak için konuşan spiker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Işık tayfında kırmızının ötesindeki alanda yayılan ve ısı ışınlarından ibaret olup, gözle görülemeyen ışıltı, enfraru).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Deynek ve sopa ile dövme, dayak, Ar. darb. Kötek vurmak, çalmak = Dövmek. Kötek yemek = Dövülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. thrashing. cudgeling. drubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cudgeling. beating. fustigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çevik, zarif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok diyecek yerde az değil'' der gibi bir fikri olumsuz şekilde ifade etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

metrdotel, baş garson; (tereyağ, maydanoz ve limon suyu ile yapılan) soslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraplı balık yahnisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lüks otel ve lokantalarda başgarson, sofracıbaşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. maître d’hôtel

şef garson

Garsonların başı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. mésotherme

bit. b. ılıkçıl

Ortalama 15 °C sıcaklıkta yaşayan bitki.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış aktarmak, birinin sözünü yanlış tekrarlamak.misquota'tion i.yanlış aktarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hafızayı geliştirme sanatı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monothéiste

top. b. tek tanrıcı

Tek tanrıcılığa inanan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. monothéisme

top. b. tek tanrıcılık

İnsanın, doğada ve toplumda, ilk veya değişmez sebebi araştırmasına yol açan tarihsel şartların etkisiyle her şeye gücü yeten bir tek tanrı düşüncesine varması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zerre, toz tanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. «mo (teur) ve (ho) tel» den). Çok işlek karayollarında; gelip geçen otomobilli yolcuların dinlenmesi için yapılmış otel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a motor hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motel. auto court. front of the house. tourist court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of hotel in which parking is provided at or near the room and the room door gives out onto the parking lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings in which lodging is offered to the general public for compensation, and where entrance to rooms is made directly from the outside of the building Motel includes such terms as tourist cabins and tourist court And transient

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings on the same lot designed or used primarily for providing sleeping accommodations for automobile travelers and providing automobile parking conveniently located on the premises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inexpensive, single-story hotel near a highway with guest rooms facing and directly accessible from the parking lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings, whether detached or in connecting units, used as individual sleeping or dwelling units designed primarily for transient automobile facilities The term 'motel' shall include buildings designed as 'auto courts,' 'tourist co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A facility which offers lodging for the general public. a motor hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilisede müzik eşliği olmaksızın okunan çok sesli ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) not, işaret; tezkere, pusula, betik; (müz.) nota, ses; piyano tuşlarından biri; bir devletin başka bir devlete yaptığı bildiri, nota; alâmet, delil; hesap pusulası; senet; şöhret, itibar; dikkat, hesaba alma. note paper mektup kâğıdı. circular not

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) dikkat etmek, önem vermek; not etmek, işaret etmek; notasını yazmak. note down deftere not etmek. noted (s.) ünlü, şöhretli, meşhur; dikkate alınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. notebook

dizüstü

Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) not defteri, muhtıra defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı hukukî muamelelere muteberlik, kuvvet kazandırmak için bunları hazırlamakla ve hazırlanmışları tescil etmekle görevli resmî memur, Osm. mukavelât muharriri, kâtib-i adi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notary public. notary. writer to the signet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notary. notary public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who takes notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An annotator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notary public. public notary. conveyancing lawyer. greffier. scrivener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notary public's office. work of a notary public. notaryship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dikkate değer, önemli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her şeye gücü yeten. the Omnipotent Kadirimutlak, Kadir, Tanrı. omnipotence i. her şeye gücü yetme. omnipotently z. her şeye gücü yeterek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the other hand. per contra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the other hand. per contra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. over there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Daha uzakça’ bulunan, diğer birine nisbetle uzak olan, uzağa işaret için olup, yakına mahsus olan «beriki» zıddıdır: Berikini bilirim, lâkin öteki kim?

2.Diğer, başka, öbür: Öteki iş nasıl oldu? Öteki eve nakledeceğiz. Öteki beriki = Olur olmaz kimseler: Öteki beriki gelir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. the other. the further. the farther. that. far. off. remaining. other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. second. the other. the other one. the one over there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternative. the other one. the one over there. farther.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Paralı misafirhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel. inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel. civil rights acts. concept facility. front- office. public house. inn. common inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otel işleten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel-keeper. hotelier. innkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotelkeeper. hotelier. common victualler. host. innkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition intikal. translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition intikal. translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beyond. farther on. over there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

further on. yonder. to the other side. beyond. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gereğinden fazla korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üflenince bezelye atan oyuncak boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Çocuk biyolojisi, ruhiyatı ve sosyolojisi prensiplerinin tatbikî maksatla uygulanması, tatbikî çocuk ilmi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İsp., bot. içinde narkotik madde bulunan bir cins kaktüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telle resim gönderme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerinin fotoğrafını çekebilen teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ebrulu karanfil, bot. Dian thus caryophyllus picric.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tam yetkisi olan; i. tam yetkili elçi. minister plenipotentiary and ambassador extraordinary tam yetkili fevkalade elçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet, kudret, güç; yetki, salâhiyet; etki, tesir; nüfuz; potansiyel; erkeğin cinsel iktidarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, güçlü, kudretli; etkili, tesirli, nüfuzlu; yetkili, salâhiyetli; cinsi iktidarı olan (erkek). potently z. etkileyici surette; kuvvetle, tesirli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümdar, kral; büyük yetki ve otorite sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kuvvetli olan; muhtemel; fiz. gizil, potansiyel; i. mümkün olan şey, imkân, ihtimal; güç, iktidar; gram. yeterlik fiili; elek. potansiyel, gerilim. potential energy gizilgüç, potansiyel enerji. potential mood gram. yeterlik kipi. reach its high

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. üç bağlantılı reosta; voltölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok güçlü, nüfuzlu; biyol. dölüne daha fazla özellikler geçirme yeteneği olanç prepotency i. nüfuzluluk; biyol. dölüne kendi özelliğini geçirme yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ilerletmek, kıymetini ararmak; geçirmek; rütbesini yükseltmek, terfi ettirmek, terakki ettirmek; tutunmasını sağlamaya çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destekleyen kimse; teşebbüs sahibi, kurucu; tutunmasını sağlamaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dönek tabiatlı, her kalıba giren, çok yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. korumak, muhafaza etmek, saklamak, himaye etmek; ikt. yabancı mallara yüksek gümrük koymak suretiyle yerli malları korumak. protecting s. koruyan, himaye eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koruma, muhafaza, himaye; sığınacak yer, korunacak yer, barınak; serbest seyahat vesikası; ikt. ithalat üzerine gümrük koyarak yerli malları koruma; A.B.D., (argo) rüşvetle elde edilen güvenlik. protectionism i. yüksek gümrük koymak suretiyle yerli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. koruyucu, himaye edici; savunucu. protectively z. himaye edercesine. protectiveness i. himayecilik, himaye temayülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hami olan kimse, koruyucu kimse; kral vekili. protectorship i. hamilik; kral vekilliği. protectress i. hami kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamilik; bir hükümetin daha kuvvetli bir hükümet tarafından kontrol ve idaresi; başka devletin idaresinde bulunan devlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birinin himayesi altında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Tabii, azotlu madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A body now known as alkali albumin, but originally considered to be the basis of all albuminous substances, whence its name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In chemical analysis, the total nitrogenous material in vegetable or animal substances, obtained by multiplying the total nitrogen found by a factor, usually 6.25, assuming most proteids to contain approximately 16 per cent of nitrogen. any of a large gro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large molecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order; the order is determined by the base sequence of nucleotide in the gene coding for the protein Proteins are required for the structure, function, and regulation of the body

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large biomolecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order Proteins are required for the structure, function, and regulation of cells, tissues, and organs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large, complex molecule composed of amino acids The sequence of the amino acids, and thus the function of the protein, is determined by the sequence of the base pairs in the gene that encodes it Proteins are essential to the structure, function, and reg

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large molecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order; the order is determined by the base sequence of nuceotides in the gene coding for the protein Proteins are required for the structure, function, and regulation of the body

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large complex molecule made up of one or more chains of amino acids Proteins perform a wide variety of activities in the cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large molecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order; the order is determined by the base sequence of nucleotides in the gene coding for the protein Proteins are required for the structure, function, and regulation of the bod

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complex biological molecule composed of a chain of units called amino acids Proteins have many different functions: structure; movement ; catalysis ; transport ; regulation of cellular processes ; and response to the stimuli The information for making p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A polymer of amino acids linked via peptide bonds and which may be composed of two or more chains The uniqueness of individual proteins depends on the length and order of amino acids within the proteins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule made up of a sequence of amino acids Proteins are the most common organic molecule found in living organisms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the group of large molecules that are composed of a linear sequence of amino acids Proteins account for more than 50 percent of the dry weight of most cells, and are involved in most cell processes Examples of proteins include enzymes, collagen in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An important kind of molecule in the human body, consisting of a sequence of amino acids The shape of a protein depends on the number and sequence of amino acids that make it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large molecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order; the order is determined by the base sequence of nucleotides in the gene that codes for the protein Proteins are required for the structure, function, and regulation of the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule composed of many amino acids There are many types of protein with a range of functions Proteins are important as enzymes Egg white is almost pure protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Macromolecules consisting of long sequences of amino acids Protein is three-fourths of the dry weight of most cell matter and is involved in structures, hormones, enzymes, muscle contraction, immunologic response, and essential life functions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the three main classes of food Proteins are made of amino acids, which are called the building blocks of the cells The cells need proteins to grow and to mend themselves Protein is found in many foods such as meat, fish, poultry, and eggs See also:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Proteins are essential molecules in the body made up of many amino acids strung together DNA encodes the proteins and the cells can then turn the DNA into RNA and ultimately into proteins Clotting factors are one of many types of proteins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molecules composed of amino acids Proteins constitute the enzymes and many of the structural components of cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A macromolecule formed from a sequence of amino acids synthesized according to the genetic information coded by RNA Proteins are the fundamental functional and structural constituents of cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of a group of complex organic macromolecules that contains carbon, hydrogen, oxygen, nitrogen, and usually sulfur, and composed of one or more chains of amino acids, and include many substances, such as enzymes, hormones, and antibodies, that are nece

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule made up of a number of amino acids arranged in a specific order determined by the genetic code Proteins are essential for all life processes 2 Return to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Proteins are large molecules required for the structure, function, and regulation of the body's cells, tissues, and organs Each protein has unique functions Proteins are essential components of muscles, skin, bones and the body as a whole Protein is also

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound formed from a chain of amino acids Proteins are present in all living things, and are used for enzymes, hormones and other essential molecules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

What it's good for: Keeps the body running, made from different combinations of amino acids Where you get it: Meat, eggs, dairy products, beans, whole grains, and vegetables RDA: Between 46 and 63 g for adults. any of a large group of nitrogenous organic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protein.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. geçici olarak, muvakkaten, şimdiki zaman için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. hazım sırasında proteinlerin parçalanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. hazım usaresinin tesiriyle proteinden meydana gelen bileşimlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birinci zamanın ikinci dizgesi, hayatın ilk belirdiği zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. protesto etmek; itiraz etmek; temin etmek, ciddi olarak taahhüt etmek, kuvvetle iddia etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protesto; itiraz, itiraz beyannamesi; den. sig. bir kazadan sonra gemi limana gelince bu kazadan hiç kimsenin mesul olmadığına dair kaptan tarafından verilen resmi takrir, prova di fortuna; bir vergiyi istemeyerek ödediğine dair mükellefin itirazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. protestant). Protestanlık mezhebi mensubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evangelical. protestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katoliklikten ayrılmış, Papanın ruhânî reisliğini tanımayan Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestantism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. itiraz eden kimse; b.h. Protestan; s. itiraz eden; b.h. Protestanlara ait. Protestantism i. Protestanlık, Protestan mezhebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protesto etme, itiraz; temin, teyit, doğrulama, taahhüt; itirazname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. proteste).

1.(hukuk) Bir kimsenin, menfaati aleyhinde verilen kararı tanımadığını resmen beyan etmesi. 2.Böyle bir karara karşı verilen resmî beyanname: Protestosunu verdi. 3.Zamanında ödenmeyen bir poliçe veya senedin ödenmesi için alacaklının gönderdiği ihtarname.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest. protestation. remonstrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest. protestation. protesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest. protestation. protesting. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to protest against sth. to enter / to lodge / to raise a protest against sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. istediği şekle girebilen eski bir deniz tanrısı; değişken adam, dönek tabiatlı kimse; k.h., tıb. şekil değiştiren bir cins bakteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prothèse

1. tıp takma,

2.db. ön ses türemesi

1. Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılan (organ veya parça).

2.Aslında kelimede bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün ön seste belirmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosthesis. prothesis. replacement. plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denture. prosthesis. artificial substitute for a missing part. dental prosthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychotherapy. mind cure / healing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -nical s. fişeklere veya fişekçiliğe ait. pyrotechnics i. fişekçilik; fişek eğlenceleri; ortalığı birbirine katan hareket. pyrotechnist i. eğlence fişekleri yapan usta. py'rotechny i. mihaniki işlerde ateş kullanma sanatı; fişek yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. aktarmak, aktarma yolu ile söylemek, birinin sözünü tekrarlamak; tic. (fiyat) söylemek; piyasa fiyatını söylelemek; matb. tırnak içine almak; i., k.dili aktarılmış söz; tırnak işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelgraf, telsiz telgraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Telsiz telefon.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiotéléphone

telsiz telefon

Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telefon.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Telsiz telgraf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiotélégraphe

telsiz telgraf

Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telgraf düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.). Röntgen ile tedavi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiothérapie

fiz. ve tıp ışın tedavisi

X ışınlarının biyolojik etkisine dayanan tedavi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) redingot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak, ırak; yabancı, ecnebi; ayrı; pek az. remote control uzaktan idare (cihazı). remotely z. uzaktan. remoteness i. uzaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belirli iş sırası, alışılmış hareket, âdet. by rote mekanik olarak, düşünmeden, ezberden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki köklerinden elde edilip böcek ilâçlarında kullanılan etkili bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Psikolojinin sınırları dışında kalan telepati gibi hallerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. saboté

baltalama

Bilinçli ve kasıtlı olarak bir işi veya bir durumu bozarak zarara yol açan harekette bulunma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabotajcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trotinet; küçük motosiklet; dibi düz ve tabanına iki demir ray takılı kuvvetli buz kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara ördek, zool. Melanitta nigra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scotch tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sellotape. scotch tape. adhesive tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellophane tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scotch tape. sellotape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keskin nişancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ağıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). domuz yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vurucu, nişancı, atıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfrontier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. altı atar, altıpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. smite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saute. saute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sauté.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sauté.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ilah. Hazreti İsa'ya itikat ederek kurtulma doktrini. soteriologic(al) s. bu doktrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. huk. borçlunun senedi protesto etmesinden sonra kefilin ödemeyi kabul etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayağını sıkı basan, düşmez, kaymaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. tabldot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thermothérapie

tıp ısı tedavisi

Hastalığın iyileştirilmesi için herhangi bir biçimde ısı uygulamasıyla yapılan tedavi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., A.B.D., k.dili taşımak; i. taşıma; yük. tote bag kadınların büyük el çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Amerika yerlilerinin dilinden). Bir cemiyetin ceddi yahut koruyucusu sayılan hayvan ve bu hayvanın temsilî şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rude picture, as of a bird, beast, or the like, used by the North American Indians as a symbolic designation, as of a family or a clan. emblem consisting of an object such as an animal or plant; serves as the symbol of a family or clan a clan identified

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a plant or animal associated with a clan as a means of group identification It may have other significance for the group as well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object or thing in nature, often an animal, assumed as a token or emblem of a clan, tribe, family or related group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most commonly an animal utilized by nomadic tribesmen as a representation of mythic ancestor of the group; venerated as a progenitor and protector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An animal symbol or spirit that guides one throughout life. in Australia, used to refer to the connection between people, ancestral beings and the landscape and includes the fauna and flora associated with it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object, such as an animal or plant, that serves as the emblem for a lineage or clan The totem often serves as a symbolic representation of a guardian spirit or an ancestor. a clan identified by their kinship to a common totemic object. emblem consistin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ongun, totem: totem heykeli. totem pole totem heykeli. totemism i. ongunculuk, totemizm. totemist i. onguncu, toteme inanan kimse; totem uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Totemlere inanış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksaklıkları saptayıp çözümleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aktarılan parçanın sonuna tırnak işareti koymak, tırnak işaretini kapamak. quote unquote onun sözleriyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Al. yasak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. rey, oy; oy hakkı; oyu belirten vasıta; oy toplama suretiyle ifade olunan şey; alınan oyların toplamı; f. oy vermek; oyla seçmek; oy verir gibi ifade etmek. vote down yenilgiye uğratmak. vote in kazanmasına sebep olmak. vot'er i. seçmen, oy ve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayakları kanatlı; çabuk koşar; zool. ayakları uçmaya yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzel ötüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. write.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hayvan yetiştirme tekniği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. zigot, 2 gametin birleşmesiyle meydana gelen hücre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by