Otomatik Gün Işığıyla Senkro ne demek? | Otomatik Gün Işığıyla Senkro anlamı nedir? | Otomatik Gün Işığıyla Senkro

Otomatik Gün Işığıyla Senkro anlamı nedir?

Otomatik Gün Işığıyla Senkro ne demek?

Otomatik Gün Işığıyla Senkro anlamı nedir?

Otomatik Gün Işığıyla Senkro | Dream Meanings


Teknolojik Terim

Gündüz aydınlatma koşullarında, arkasından ışık gelen nesneler için pozlama seviyesini otomatik olarak ölçer.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Su renginde, gök, mavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبگون] su rengi. 2.mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - 1.Mavi renk. Gök. 2.Parlak. 3.Nişasta.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu, sevinçli gün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç ağacından toplanan bir zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceivable. palatable. reasonable. sensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarımsı pembe renkte olan. mec. ihtiyarlığın son demleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Al renkte, koyu ve parlak pembe renkte.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Aklı alınmış. 2.Al renginde, koyu ve parlak pembe. 3.Tümsek, tepe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nev’i yabanî acı vişne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Serap. 2.Allık.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2.Yanyana iki kamış düdüğünden veya kartal kemiğinden yapılmış kaval. - Argun: İlhanlı hükümdarı. Abaka Han’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, aydınlık gün.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Er - (bkz.Argun). Argunşah. (Nizameddin) Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II’nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan arasında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the day before a religious holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd / leap day. leap-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Başlama ve bitme anları ayrı ayrı olan olaylar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. asynchrone

uyumsuz

Eş zamanlı olmayan, başlama ve bitme anları başka olan (olaylar).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asynchronous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Eski Türklerde hekimlere verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش گون] ateş rengi, kırmızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gösterişli, ay ve güneş kadar güzel anlamında.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Romalılar milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.

Bu ay adlarından Quintilis’den (Temmuz), December’a (Aralık) kadar olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma’lılarca telaffuz ediliş şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5’inci, 6’ncı, 7’nci, 8’inci, 9’uncu, ve 10’uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.

Yedek olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı. Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.

Asırlar sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar), muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan Şubat’a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat’a bir gün ilavesini kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus’u (Ocak) yılın ilk ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen Februarius’a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.

Julius Caesar’ın beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra, Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilİs (Temmuz) ayının ismini July olarak değiştirdiler.

Ondan sora tahta çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sextilis (Ağustos) ayının adını kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya başka bir sorun çıkmıştı. Sezar’ın ayı 31 gün, Augustus’un ayı ise 30 gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün olan Şubat’tan bir gün daha alarak Ağutos’a ekleyiverdi. Böylece iki ay da eşitlenmiş oldu.

İşte size takvimin, niçin 12 ay olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına eklendiğinin küçük bir hikayesi.

Özellikle ortaçağda takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel hesaplamalara göre, İsa’nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa’nın doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra 30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.F).

1.Ateş renginde, kırmızı, al.

2.Ayçiçeği, şakayıka benziyen, ortası siyah, kenarları çok kırmızı bir çiçek.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hava tüfeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the day of a religious festival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BAZ-GUNE bk VAj-gûn, vâjgûne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. begin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bilgin).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) hiçbir, herhangi bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhammed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhamnıed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyerek içinden küçük ok atılan uzun boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's food only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğuk, muhtebes, kesik aralıklı, sağnak zıddı (yağmur vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Boğulma, Ihtinak.

2.Sıkılma, ıstırap.

3.Oyalayıp atlatma: Boğuntuya getirmek = Gürültüye getirmek, atlatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bozulmuş, perişân, harap.

2.Mağlûp, dağılmış: Bozgun asker.

3.Bozulma, perişanlık, haraplık.

4.Mağlûbiyet, inhizam. Bozgun vermek = Sınmak, mağlûp ve perişan olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rout. debacle. defeat. discomfiture. beating. cropper. fiasco. stampede. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkmate. defeat. rout. stampede. unrest. disorder. checkmate hezimet. routed. defeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeat. rout. debacle. discomfiture. fiasco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozgun çıkaran veya çıkarmak isteyen. Eski Osmanlı askerî teşkilâtında görevli bir sınıf. Bozgun havası yaratan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. defeatist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatist. copperhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozguncuya yakışır davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Perişanlık, haraplık.

2.Mağlûbiyet, çözülme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İçinde bulunduğumuz gün.

2.İçinde bulunduğumuz zaman. Bugün bana ise yarın da sana = Bugün birinin başına gelen kötü halin daha sonra başkasına da gelebileceğini hatırlatır. Bugün, yarın = Yakında, nerde ise. Bugünden tezi yok = Hemen şimdi. Bugüne bugün = Unutma ki, şunu iyi bil ki, mânâsında kullanılır ve kendisinden sonra gelen hüküm üzerine dikkati çekmeye yarar: Bugüne bugün ayda binlerce lira kazanıyor. Bugünkü günde = içinde bulunduğu muz zamanda, şimdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today. today. this day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today. present day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today's. of today. current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nowadays. in these days.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nowadays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nowadays. today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bugün için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransa'da bir eyaletin ismi, Burgonya; burada yapılan şarap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful / working day. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğduğu gün çok sevinilen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چگونه] nasıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چگونگی] nitelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Çok defa, ekseriya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. the crowd. bulk. generality. plurality. predominance. preponderance. ruck. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality. majority. the generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. bulk. generality. moneyed people. preponderance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by a majority. mostly. generally. frequently. usually. commonly. in the main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. largely. mainly. mostly. ordinarily. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurial veteran. largely. mainly. mostly. for the most part. predominantly. principally. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmeye, erimeye başlamış, yumuşak (kar). Çubuk

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başka türlü, değişik, Osm. tarz-ı Aharda, Ar. mütegayyir: Hâlim diğer-gûn oldu = Hâlim değişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دگرگون] başka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sabahın ilk ışıklan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of birth. birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur.yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur.yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dolmuş, içi dolu. Ar mâl, meşhûn, mâl-A-mâl. Fars. pür: Dolgun havuz.

2.Kabarık, şişkin: Dolgun minder.

3.Çok yemekten şişmiş: Dolgun mide.

4.Tam, çokça, değerlice: Dolgun fiyat.

5.Hiddet, kin ve öfkeyi içine biriktirip saklamış. Ar. mubattın: Dolgun adam.

6.Son dereceye gelen: Dolgun yürek = Hüzün ve kederin son derecesine gelen yürek: Dolgun göz = Göz yaşı dökmek için küçük bir sebep arayan mahzun göz. Etine dolgun = Tıknaz, orta şişmanlıkta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. well-rounded. chubby. plump. goodly. buxom. succulent. lined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buxom. fat. rich. sonorous. filled. stuffed. full. plump. high. satisfactory. rich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. stuffed. plump. high. charged. loaded. heavy. saturated. replete. wad. solid. liberal. packed. chubby. fat. good. meaty. pregnant. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high salary. fat salary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dolmuş şeyin hali. Ar. meşhûniyet, imtilâ.

2.Garaz, kin, yürekte gizli tutulan hiddet: Birine dolgunluğu olmak.

3.Mide şişkinliği. Ar. imtilâ. Kulak dolgunluğu = Çok işitmekten meydana gelen bilgi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulness. plenitude. buxomness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyice doymuş olan, Ar. meşbû, müstağni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymuş olma hali, işba hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation. satiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: tüğ). Bir adamın evlendiği veya bir çocuğun doğduğu veya sünnet olduğu gün yapılan şenlik. Osm. velîme, sûr, cem’iyyet: Filânın düğününde, düğün yapmak. Sünnet düğünü = Osm. Hıtân cem’iyyeti. mec. Düğün evi = Gürültülü ve kalabalık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponsal. nuptials. wedding. bridal. nuptial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedding. nuptials. wedding feast. marriage ceremony. nuptial. bridal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedding feast. wedding reception. circumcision feast. big time. wedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttercup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(girit lalesi): Düğünçiçeğigillerden; 30-60 cm. boyunda, uzun ömürlü bir bitkidir. Kökleri ipliksidir. Nisan - Haziran aylarında çiçek açar. Zehirlidir. Yaprakları çok küçüktür ve üç parçalıdır. Hekimlikte nadiren kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinin şikayetlerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İki çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti. İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde düğüne, evlenen çift tarafından bir pastanın kesilmesiyle başlanılması vazgeçilmez bir adet haline gelmiştir. Pastanın kat kat yüksekliği biraz da sosyal statü olarak görüldüğünden gelin ile damat, boylarını aşan bu pastaları, kılıç gibi uzun bir bıçak kullanarak ancak kesebiliyorlar.

Buğday, tarih boyunca bereket, doğurganlık ve mutluluğun sembolü olduğundan başlangıçta, düğün törenlerinde, iyi temenniler gelinin başına buğday dökülerek sunuluyordu. Evlenmemiş veya evlenmeyi bekleyen genç kızlar, kısmetleri açılsın diye bu buğday duşunun kendilerinin de başlarına isabet etmesi için uğraşırlardı. Tıpkı günümüzde, gelinin elindeki buketten fırlattığı çiçekleri aynı inanışla yakalamaya çalışan genç kızlar gibi.

Romalılar devrinin başlangıcında aşçılar çok saygın bir meslek grubunu oluşturuyorlardı ve bu aşçılar milattan yaklaşık 100 yıl önce adeti biraz değiştirdiler. Bu buğdaylarla küçük, tatlı kekler yaptılar. Kekler şüphesiz gelinin başına atmak için değil, yemek içindi, ama bir şey atmayı alışkanlık haline getirenler bu tatlı kekleri de gelinin başına atmaya devam ettiler.

Daha sonraları bu adetin devamı olarak, düğüne getirilen keklerin bereket getirmesi için gelinin başı üstünde ufalanması, ardından da evlenen çiftin bu kek kırıntılarını birlikte yemesi gibi bir adet başladı. Zaman geçtikçe misafirler de evlerinden getirdikleri fındık, fıstık, kurutulmuş meyveler ve bala bulanmış bademlerle düğün törenine katkıda bulunmaya başladılar.

Adet hızla Avrupa’nın batısına, oradan da İngiltere’ye geçti, İngiliz aşçılar kekleri bir çeşit biraya batırıp kendilerine has düğün pastalarını yarattılar. Ortaçağın başlarında ise bu adet bir süre unutuldu. Gelinin başına buğday ve pirinç dökülmesi tekrar moda oldu.

Ne zaman ki, dekoratif ve süslü bisküviler, yağlı çörekler ortaya çıktı, adet yine değişti. Misafirler bunları evlerinde yapıp düğüne getirmeye başladılar. İngiltere’de ise bu getirilenler üst üste yığılmaya başlandı. Yiyecek yığını ne kadar yüksekse o kadar iyi, o kadar çok bereket habercisi idi. Evlenen çift bu yığının üzerinden birbirlerini öptükten sonra öncelik gelinde olmak üzere yiyecek tepeciğinin yenilmesine başlanıyordu.

İngiliz ve Fransız aşçılar arasındaki yaratıcılık, en iyi, en dekoratif ve en lezzetli pastayı yapma yarışı süreci içinde düğün pastası adeti de yayıldıkça yayıldı, düğün törenlerinin olmazsa olmazları arasına girdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Duran, kımıldanmayan. Osm. gayri müteharrik, sâkin. Fars. râkid: Durgun su, durgun hava.

2.Çevik olmayan, batî, gevşek, ağır: Pek durgun adamdır.

3.Yorulup bıkmış, usanmış, fütur getirmiş, yorgun.

4.Ruhsuz, hareketsiz: Alış veriş pek durgundur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. quiet. flat. still. untroubled. unruffled. static. airless. bovine. depressed. ditch-water. ditchwater. halcyon. inactive. languid. lifeless. placid. quiescent. serene. settled. slack. sleepy. stagnant. standing. stock-still. tranquil. windless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

placid. quiet. sedate. serene. stagnant. standing. still. tranquil. windless. calm. flat. dull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. quiet. unruffled. subdued. withdrawn. stagnant. inert. level. inactive. streamless. silent. dead. dead-calm. motionless. slack. stockstill. static. smooth. uneventful. slow. stationary. placid. quiescent. serebe. torpid. tranquil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareketsizlik, Ar. sükûn, rükûdet: Havanın durgunluğu.

2.Gevşeklik, sâkinlik, ağırlık: O durgunlukla hizmet göremez.

3.Bıkıntı, usanç, yorgunluk: Bir durgunluğu var.

4.Ruhsuzluk, hareketsizlik: Ticaretin durgunluğu.

5.Hayret, şaşakalma. Ar. veleh: İnsana durgunluk gelir: Gök cisimlerinin azamet ve hareket düzenleri akıllara durgunluk getirir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recessional. calmness. stagnation. stagnancy. stillness. inactivity. backwater. calm. deadlock. deadness. inaction. inanimation. inertness. languor. placidity. serenity. slack. slackness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. slump. calmness. heaviness. dullness. stagnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnation. calmness. dullness. mental dullness. rest. fatigue. standstill. static condition. stillness. tie-up. inertia. inertion. inaction. quiet. statical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. Ar. müstevî: Düzgün yol, düzgün tahta.

2.Yoluna konmuş. Osm. müretteb, muntazam: Düzgün iş, düzgün bahçe.

3.Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz ve kırmızı boya: Düzgün sürmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. clear-cut. shapely. in good trim. straight. formal. fluent. regular. dandy. ordered. shipshape. slick. square. trim. unruffled. right. dandyish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. dress. even. level. presentable. proper. regular. shapely. shipshape. smooth. steady. true. orderly. clean-cut. correct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. neat. orderly. well proportioned. level. well-arranged. correct. regular. flat. plain. glossy. fresh paint. cosmetic. wash. ceruse. even. uniform. plane. uniformly. facial preparation. formal. sleek. straight. laminar. right. taut. clear-cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Girintisi, çıkıntısı, pürüzü olmayan. 2.Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. 3.İyi düzen verilmiş. 4.İntizamlı, nizamlı. 5.Yolunda, rayında. 6.Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz veya kırmızı boya. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kadınların sürdükleri boyaları yapan ve satan adam.

2.Geline düzgün süren kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ak ve kızıl sürmüş, yüzünü boyamış: Düzgünlü bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sert başlı, oynak ve hızlı giden at. Ergun Celaleddin Çelebi: Türk sufı. Mevlananın soyundandır. Kütahya mevlevi hanesine de şeyhlik yapmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yumuşak uysal kimse. 2.Sulu kar, sulu saf kar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Hızlı, çevik, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergün).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Hızlı, çevik erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak huylu, uysal erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski model mitralyöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırlamazsınız, muhakkak zikzaklar oluşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lirleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırtamazsınız, muhakkak zikzaklar ouşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lifleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day and night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day and night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گندمگون] buğday rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kökin.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Fazla çalışmaktan yorulan gözleri dinlendirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates, gülsuyu.

Hazırlanışı : 1 Adet çiğ patates soğuk su ile yıkandıktan sonra ortasından kesilir. İki ince dilim alınıp, göz kapaklarının üstüne konur. 10 dakika sakin bir şekilde istirahat edilir. Daha sonra gül suyu ile göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül renginde, penbe: Yanakları gül-gûn olmuştu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ).

1.Gül renkli. 2.Gül yanaklı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül renkli, gül renginde, pembe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan).

1.Renk, Ar. levn: Gül-gûn = Gül renginde.

2.Türlü, çeşit, nevi: Diğer-gûn =

1.Başka türlü, değişmiş, mütegayyir.

2.Bozuk, perişan: Hâlim diğergûn oldu. Gûnâ-gûn =

1.Çeşit çeşit, cins cins

2.Renk renk, alaca: GÜnâgûn kumaşlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Güneş, Ar. şems, Fars. Aftâb, mihr: Gün doğdu, gün battı. Gün gibi aşikâr = Apaçık.

2.Işık, nûr. Gün görmez = Işık almaz, karanlık. Ar. muzlim. Günbatısı =

1.Batı tarafı, Ar. mağrib.

2.Kuzeybatı rüzgârı, batı. Günbalığı = Değirmi ve eti lezzetli bir cins balık. Gün dönmek = Güneş, ekvatoru geçmek veya seretân ve cedi medarlarına gidip geri dönmek: Martın dokuzunda gün döner. Gün dönümü = Gece ve gündüz uzunluklarının aynı olduğu günler. Gün tutulmak = Güneş tutulmak, küsûf olmak. Gündoğusu veya doğuşu


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Arzın kendi mihveri üzerinde bir kere dönmesinden ibaret yirmi dört saatlik zaman. Ar. yevm, Fars. rûz: Ay otuz gündür, on gün geçti, beş gün evvel.

2.Yirmi dört saatlik günün aydınlık olan kısmı ki, ortalama on iki saat olup yazın uzar ve kışın kısalır, gündüz, gece mukabili, Ar. nehâr, Fars. rûz (bu mânâ ile bizce kullanılmaz olmuştur).

3.Zaman, çağ, devir, Fars. hengâm: Sultan Mahmud Han gününde, filân valinin gününde o vilâyette asayiş yerinde idi. 4.Hoş geçirilen zaman, ikbal, saadet, rahat: Zavallı, gün görmedi, gün görmüş, gün geçirmiş adam.

5.Hususî gün, resmî gün, yortu: Yarın İngiltere Kraliçesi’nln günü imiş, dün MÜsevîler’in günü idi. 6.Vakit, zamen: Bir gür zengin de olur, onun da günü var, gün oluı ki, çok kazanır.Hel, iyi gün, kötü gün Günaşırı = Her iki günde bir, bir gül olup bir gün olmamak üzere: Günaşırı gc liyor, günaşırı ders okuyor. Ertesi gün = Bir gün sonra. Evvelki gün = Dünden e’ velki gün. İki gün evvel. İki günde bir = Günaşırı. Bir gün, günün birinde = B vakit, bir zaman: Bir gün gelecek ki, b gün olur ki. Bugün = Bulunduğumuz gü Ar. elyevm. Büngünkü günde = Bu zama da, zamanımızda, bulunduğumuz zamane Öbür gün = Yarından sonraki gün. I gün sonra = Yarın değil öbür gün. Günl den bir gün = Günün birinde. Bir gün vel = Mümkün olduğu kadar çabuk. Gi den güne = Gittikçe (günbegün demer II). Günü gününe = Aynı gün, arada ( geçirmeksizin. İşi günü gününde görmek Ertesi güne bırakmaksızın, Ar. bilâ-te’ Geçen gün = Birkaç gün evvel. Bugün de = Bu birkaç gün zarfında. Gün bu = Tam fırsat vaktidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. bee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. sun. sunlight. sunshine. daytime. today. present. time. age. period. good times. date. at-home day. a lady's at-home day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ned, ning) top, tüfek; tabanca, revolver; kurşun ve gülle atan her çeşit silâh; selamlamada top atışı; (f.) tüfekle avlamak, tüfekle ateş etmek; ABD, (argo.) gazlamak. gun barrel tüfek namlusu. gun carriage top kundağı ve arabası. gun dog

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solstice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daylight. day light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Türlü, çeşit, nevi: Bir gûnâ. Bir güne = Bir türlü, bir veçhile (ve menfi cümle) hiçbir suretle. Bu gûnâ, güne = Bu türlü, böyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alaca, türlü türlü, renk renk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوناگون] rengarenk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜNAh) (i. F.). Öbür dünyada cezalandırılmayı icab ettiren i;, suç. Ar. ism, cürm: Günah etmek, günah işlemek, Allah günahlarımızı affetsin! Hayvanlara eziyet etmek günahtır. Günahı boynuma = Günahı varsa bana ait olsun. Günaha girmek = Günahkâr olmak. Günahına girmek = Birini haksız itham etmek veya hakkında kötü düşünmek: Günahıma girme. Bi-günâh = Günahsız, günahı olmayan, kabahatsiz, mâsum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinful. sin. fault. evil. wrongdoing. iniquity. transgression. trespass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sin. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sin. isn't it a pity. crime. error. hamartia. iniquity. transgression. trespass. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapegoat. fall-guy. fall- guy. fallguy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkâr şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Günah işleyen, kabahatli. Ar. Asim.

2.Kötü yolda bulunan kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinful. sinner. wrongdoer. culpable. impious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Günah ve kabahat işleyen adamın hâli. 2.Fuhş, fahişelik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günah, cürüm ve kabahati olmayan, Fars. bî-günâh. Ar. mâsûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless. innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. sinless. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahsız ve mâsum adamın hâli, mâsûmluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. sinlessness. state of grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gün olup ertesi gün olmayarak ve böylece sürüp giderek, iki günde bir: Gün aşırı gezmeye çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on alternate days. every other d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gündüz, gün aydınlığında ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün söylenen selâmlaşma tabiri (gününüz aydın olsun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning. good morning!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Batı.

2.Bu yönden esen rüzgâr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from day to day. day by day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Yerin güneşe en yakın bulunduğu nokta .

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gambot .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cilve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sığma, sığışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şemsiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. up-to-date. timely. topical. live. living. newsworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. topical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up-to-date. current. contemporary. topical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

updating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring sth up to date. to bring up to date. update.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuality. currency. up-to-dateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currency. current interest. up to dateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayçiçeği, günebakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıkıştırılmış, sıkılmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pamuk barutu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per diem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşçilerin bir günlük iş için aldıkları ücret, yevmiye: Burada rençberin gündeliği kaç liradır? Usta gündeliği, gündelikle çalışıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. informal. day's wages. daily fee. everyday. daily wages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. everyday. daily fee. day's ways. wage. day rate. daily pay. daily wages. daily wage rate. per diem. quotidian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündelikle yani yevmiye ile çalışan adam, rer.çber, amele, ırgat: Gündelikçi kullanıyor, gündelikçi adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dayman. dayworker. hired man. jack. homeworker. utility man. daysman. floater. jobber. time worker. wage worker. wage earner. casual labourer. jobbing man. hack. daily servant. day servant. odd jobber. jobbing hand. day labo u rer. hired labo u rer. surfa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired woman. charwoman. daily help. daily woman. daily woman / help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündelikle, yevmiye ile çalışan: Gündelikli rençber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wager worker. jobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Toplantılarda görüşülecek mevzuların hepsi, Osm. rûznâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agenda. journal. docket. order book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agenda. spotlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agenda. calendar. diary. items of business. journal. memorandum sheet. order of the day. order paper. topics of the topic genda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off the agenda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day after day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day after day. day by day. from d to d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happening on the same day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğu.

2.Bu yönden esen rüzgâr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gündoğrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüz ile gecenin eşit olduğu gün, yılda iki defa olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günün aydınlık olan, yani güneşle aydınlanan kısmı, gece mukabili, Ar. nehâr, Fars. rûz: Ekvatora yakın yerlerde gündüz ile gece daima eşit gibidir, kutuplara yaklaşıldıkça yazın gündüz ve kışın gece pek uzayıp üç ay devamlı gündüz veya gece olan yerler de vardır. Gündüz vakti, gündüzün. Ar. nehâren: Gündüz çalışıp gece dinlenmek daha iyidir. Gündüzsefası = Bir cins çiçek ki, gündüz açılıp gece kapanır. Güpegündüz = İyice gündüz olduktan sonra. Ar. bâdelfecr. Gece, gündüz = Gündüzün ve geceleyin, Ar. leyl-ü-nehâr, Fars. şeb-ü-rûz: Daima gece gündüz çalışır, gece gündüz yürüdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daytime. daylight. day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. daylight. daytime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daytime. by-day. in the daytime. in / by daylight. day time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İşi, okulu gündüz olan.

2.Gündüzleri içki kullanan kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on day duty. day student. outcollege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün geçen ve vâki olan. Geceli gündüzlü = Gece, gündüz, dâimî surette: Geceli gündüzlü çalışarak şu kitabı bitirdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. day student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüze mahsus: Gündüzlük kıyafet, gündüzlük elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahkaha çiçeğinin başka bir adı (convolvulus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüz vakti. Ar. nehâren: Gündüzün uyumayı sevmem. Sıcak yerlerde gündüzün yolculuk olamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گونه] biçim, tarz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayçiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. helianthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. sunflower ayçiçeği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerde güneş ışığı tesiriyle meydana gelen dönüş. (bk.) Göçüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindibâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günâh kelimesinin hafifletilmiş şekli. (bk.) Günah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: gün, günaş, Çağatayca: kuyaş).

1.Bulunduğumuz dünya ile diğer gezegenlerin bağlı oldukları yıldız ki, bize yakınlığı yüzünden pek büyük görünüp doğduğu zaman başka yıldızlar görünmez ve gündüz olur, gün, Ar. şems, Fars. Aftâb, mihr, hurşîd. Güneş dokmak, çıkmak — Osm. tulü etmek. Güneş batmak Gurûb etmek.

2.Elmas, harç vesaireden güneş gibi etrafı ışınlı resim, şekil ve çiçek. Akşam güneşi = Turuncu kızıl renk. Güneş vurmak = Çarpmak, geçmek, tesir edip hasta etmek. Deniz güneşi — Deniz memesi gibi bir çeşit deniz bitkisi. Güneşi balçıkla sıvamak = Apaçık olan bir şeyi örtmeye, saklamaya ve inkâra çalışmak. Günaş gibi =

1.Parlak, Fars. tâbân, revnaklı.

2.Apaçık, Ar. zâhir, lyân, Fars. Aşikâr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar. sun. sunshine. daystar. helio-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun. sunshine. eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çevresindeki sisteme ait gezegenlerin etrafında döndüğü, ışık ve ısı yayan büyük gök cismi, şems.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın koyulaşması şeklinde kendini gösterir. Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddi ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür. Mümkün değilse, aşağıdaki reçete uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sofra tuzu, su.

Hazırlanışı : İki bardak suya 1 tatlı kaşığı sofra tuzu konur. Karıştırılıp içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat stroke. heatstroke. insolation. sunstroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunrise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark glasses. goggles. sun glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnomon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasol. sunshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun güneşte kalan kısımlarında bir süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre sonra da su toplar. Güneş yanığını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler ugulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kalamin losyonu.

Hazırlanışı : Kalamin losyonu sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunburn. suntan. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunanve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip

3.tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunanve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip

3.tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Güneşe serilip kurumak.

2.Güneşin karşısında oturup ısınmak. Kendini güneşe göstererek ışınlarından yararlanmak: Çocuklar biraz güneşlensin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunbathe. tan. sun. bask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bask. sun. sunbathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sunbathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Güneşe çıkarmak, güneşte tutmak.

2.Güneşe göstererek ve güneşe karşı sererek kurutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave in the sun to dry. to expose to the sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunny. sunlit. bathed in sunlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Güneşli yer

2.Güneş siperi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunshade. visor. vizor. awning. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. solarium. sunshade. sunshield. sunny place. awning. sunblind. parasol. visor. sun visor. sun-shield. peak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visor. sunshade. sunny place. visor of a cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cenup, dört yönden biri. Kuzeyin karşısına raslayan yön. Güney, solunu doğuya veren kimsenin karşısına gelen yöndür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south. southern. southerly. southernly. austral. meridional. south.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south. southern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south. southern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dört ana yönden biri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Güney Afrika’da, Afrika kıtasının güney kısmında yer alır.

Coğrafi konumu: 29 00 Güney enlemi, 24 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 1,219,912 km².

Sınırları: toplam: 4,862 km.

sınır komşuları: Botsvana 1,840 km, Lesotho 909 km, Mozambik 491 km, Namibya 967 km, Svaziland 430 km, Zimbabve 225 km.

Sahil şeridi: 2,798 km.

İklimi: Çoğunlukla yarı çöl iklimi, doğu kıyısında subtropikal iklim görülür.

Arazi yapısı: İç kısımdaki geniş platolar engebeli tepeler ve dar kıyı ovaları ile arazi yapısını oluşturur.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Njesuthi 3,408 m.

Doğal kaynakları: Altın, krom, antimon, kömür, demir, manganez, nikel, fosfat, kalay, uranyum, değerli taşlar, platin, bakır, vanadyum, tuz, doğal gaz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.1.

daimi ekinler: %0.79.

Diğer: %87.11 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 14,980 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Uzun süreli kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 44,187,637 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.4 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.16 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 60.66 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 42.73 yıl.

Erkeklerde: 43.25 yıl.

Kadınlarda: 42.19 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.2 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %21.5 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5.3 milyon (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 370,000 (2003 verileri).

Ulus: Güney Afrikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: zenci %75.2, beyaz %13.6, Hintli %2.6, diğer.

Din: Hıristiyan %68, Müslüman %2, Hindu %1.5, yerel inançlar ve animizm %28.5.

Diller: 11 resmi dil: Afrikanca, İngilizce, Ndebele, Pedi, Sotho, Swazi, Tsonga, Tswana, Venda, Xhosa, Zulu.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %86.4.

erkekler: %87.

kadınlar: %85.7 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Güney Afrika Cumhuriyeti.

kısa şekli : Güney Afrika.

Eski adı: Güney Afrika Birliği.

kısaltma: RSA.

ingilizce: South Africa.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Pretoria.

İdari bölümler: 9 bölge; Doğu Cape, Serbest Bölge, Gauteng, KwaZulu-Natal, Mpumalanga, Kuzey Batı, Kuzey Cape, Kuzey Eyaleti, Batı Cape.

Bağımsızlık günü: 31 Mayıs 1910 (İngiltere’den).

Milli bayram: Özgürlük Günü, 27 Nisan (1994).

Anayasa: 10 Aralık 1996.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), BIS (Uluslararası İmar Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Ulusla


Ülke by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın Güneyinde, Güney Atlas Okyanusunda adalar. Güney Georgia Falkland Adaları’nın yaklaşık 1300 km doğu-güneydoğusunda yer alır. Güney Sandwich Adaları ise Güney Georgia’nın yaklaşık 640 km güneydoğusunda bulunmaktadır.

Coğrafi konumu: 54 30 Güney enlemi, 37 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Antarktik Bölgesi.

Yüzölçümü: 3,903 km².

Sınırları: 0 km.

İklimi: Çeşitlilik göstermektedir. Batıdan esen rüzgarlar yıl boyunca çeşitli aralıklarla görülmektedir. Bütün yağışlarla birlikte, adalara kar da düşmektedir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Paget Dağı (Güney Georgia) 2,934 m.

Doğal kaynakları: Balık (Adaların toprakları ya koruma altında alanlar ya da özel bilimsel bölgelerdir; dört özel fok türü ve dört özel penguen cinsi yaşamaktadır.

Doğal afetler: Volkanik aktivite ve gemiler için zor deniz şartları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır. (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları.

ingilizce: South Georgia and the South Sandwich Islands.

Bağımsızlık durumu: Birleşik Krallıklara bağlıdır. Adalar şimdi aynı zamanda Falkland Adaları’nın valisi de olan bir Komisyoner tarafından yönetilen bir Birleşik Krallık Denizaşırı Toprak alanıdır.

Milli bayram: Liberasyon Günü, 14 Haziran (1982).

Anayasa: 3 Ekim 1985.

Hukuk sistemi: İngiltere hukuku.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomi balıkçılık ve çevre turizmi güdümlüdür. Güney Georgia’yı ziyaret başvuruları, ziyaretçilere bir enformasyon bülteni sunan Komisyoner’e yazılı olarak yapılmaktadır. Grytviken’da bir balina avcılığı müzesi mevcuttur. Isles Koyu fok ve kuş gözlemciliği için pek çok fırsat sunar.

İletişim Bilgileri

İletişim notu: Bütün telefon, faks ve e-posta iletişimleri uluslararası uydu sistemleri vasıtasıyla kullanılmaktadır. Halka açık telefon ve faks imkanları yoktur. Güney Georgia’yla yapılacak telefon görüşmelerinin uluslararası operatör tarafından kaydının alınması gerekir. Güney Georgia pulları kullanılarak posta gönderilebilir, fakat postanın ulaşması iki aya kadar uzayabilir.

Internet kısaltması:.gs.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: Grytviken.

Hava alanları: yok.


Ülke by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Doğu Asya, Kore yarımadasının güney kısmında, Japon Denizi ve Sarı Deniz kıyısında yer alır.

Coğrafi konumu: 37 00 Kuzey enlemi, 127 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 98,480 km².

Sınırları: toplam: 238 km.

sınır komşuları: Kuzey Kore 238 km.

Sahil şeridi: 2,413 km.

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Çoğunlukla tepelikler ve dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Japon Denizi 0 m; en yüksek noktası: Halla-san 1,950 m.

Doğal kaynakları: Kömür, tungsten, grafit, molibden, kurşun, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %16.58.

daimi ekinler: %2.01.

Diğer: %81.41 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 8,780 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Tufanlar, sismik aktivite.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 48,846,823 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.42 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.16 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.04 yıl.

Erkeklerde: 73.61 yıl.

Kadınlarda: 80.75 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.27 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 8,300 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Koreli.

Nüfusun etnik dağılımı: Homojen (20,000 Çinli haricinde).

Din: Hıristiyan %49, Budist %47, Konfüçyanist %3, Şamanist, diğer %1.

Diller: Korece, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.9.

erkekler: %99.2.

kadınlar: %96.6 (2002 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kore Cumhuriyeti.

kısa şekli : Güney Kore.

Yerel tam adı: Taehan-min’guk.

kısaltma: ROK.

ingilizce: Korea, South.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Seul.

İdari bölümler: 9 eyalet ve 7 metropoliten şehir; Cheju-do, Cholla-bukto, Cholla-namdo, Ch’ungch’ong-bukto, Ch’ungch’ong-namdo, Inch’on-gwangyoksi, Kangwon-do, Kwangju-gwangyoksi, Kyonggi-do, Kyongsang-bukto, Kyongsang-namdo, Pusan-gwangyoksi, Soul-t’ukpyolsi, Taegu-gwangyoksi, Taejon-gwangyoksi, Ulsan-gwangyoksi.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1945 (Japonya’dan).

Milli bayram: Liberasyon Günü, 15 Ağustos (1945).

Anayasa: 25 Şubat 1988.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southwest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southwest. southwestern. southwesterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southwest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. southerly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Afrika’nın güney kısmında, Hint Okyanusu’nun güneyinde yer alan adalar, Afrika, Antarktika ve Avustralya arasında kalmaktadırlar.

Coğrafi konumu: 43 00 Güney enlemi, 67 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Antarktik Bölgesi.

Yüzölçümü: 7,781 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 1,232 km.

İklimi: Antarktik iklim.

Arazi yapısı: Volkanik.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kerguelen Adasındaki Ross Tepesi 1,850 m.

Doğal kaynakları: Balık, kerevit.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal kaynakları: Amsterdam Adası ve Saint-Paul Adası volkanik özelliğe sahiptirler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Güneydeki Fransa ve Antarktik Bölgesi.

yerel uzun adı: Territoire des Terres Australes et Antarctiques Francaises.

yerel kısa adı: Terres Australes et Antarctiques Francaises.

Bağımsızlık durumu: 1955 yılından beri Fransa’nın müstemlekesidir; Paris Komisyon üyeleri tarafından yönetilmektedir.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinlikleri meteorolojik hizmetler, jeofizik araştırma istasyonları ve Fransa balıkçılık filoları ile sınırlıdır. Kerguelen adası civarında avlanan balıklar gemilerle Fransa ve Reunion’a ihraç edilir.

İletişim Bilgileri

Internet ülke kodu:.tf.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: yok; sadece kıyıdan uzakta demir atılması mümkündür.

Hava alanları: yok.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south-eastern. southeast. south-easterly. southeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southeast. southeastern. southeasterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southerner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

southerner. southern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) top ateşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ABD, (argo.) hevesli, çok istekli,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tecrübeli. 2.İyi günler yaşamış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Batı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜNKİ) (i.). Bir güne mahsus olan, bir gün vaki olan (yalnız kullanılmayıp aşağıdaki gibi terkiplerde ge;er): Bugünkü, o günkü, geçen günkü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gün geçirmek, bir gün kalmak, bir gün durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for days.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Güne mahsus veya lâyık ve yetecek kadar olan (bu da yalnız kullanılmayıp aşağıdakiler gibi terkiplerde geçer): Bir günlük iş, beş günlük yol, bugünlük bu kadar kâfidir.

2.Ömrü şu kadar günden ibaret olan, şu kadar gün eskimiş olan, şu kadar gün evvel yapılmış veya meydana gelmiş olan: Kırk günlük bir çocuk, üç günlük et, on günlük bir mezar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel kokusu için ve bir yerin kötü kokmasını önlemek maksadıyla yakılan zamk cinsi buhûr: Günlük yakmak, günlük kokusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. day-to-day. of every day. everyday. fresh. diurnal. per diem. quotidian. workaday. casually. per diem. diary. daybook. journal. frankincense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual. daily. diary. everyday. incense. journal. mundane. frankincense. myrrh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per diem. journal. log. daily. daily. diary. of the same day. so many days old. everyday. usual. day to day. diem per. diurnal. journal book. local customer. quotidian. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(buhur): Tropik bölgelerde yetişen sığala ağacından elde edilen reçinedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığını giderir, vücuda rahatlık verir Tütsü olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetgum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) silâhlı kimse, silâhlı gangster; tüfekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Yıldızın güneşin merkezinden bakıldığına göre ölçülen koordinatları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Burundan ve genizden telâffuz olunan ses, burundan çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) küçük bir balık, (zool.) Pholis gunnellus; (bak.) gunwale .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topçu; topçu subayı; avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) topçuluk, topçuluk tekniği

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) avcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çuvallık bez, (çul.) gunny sack çuval.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Yerin güneşe en uzak bulunduğu nokta, eve.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) barut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) silah kaçakçılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı akan sel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) silah atışı; top menzili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) silâh sesinden ürken (köpek, at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tüfekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tüfek kundağı,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Kökbacaklılardan ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla ötekilerden ayrılan tek hücreli bir hayvan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. covetousness. grudge kıskançlık. çekememezlik. haset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day-to-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir günlüğüne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confined to the day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Uyuklamış, uyumuş, uykuya varmış: Gunüde-i hâk-i gufrân (rahmet toprağında uyuyan) Merhum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنوده] uyumuş. 2.ölü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man of the hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on a given day. on a given d. some d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) filika küpeştesi, borda tirizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in broad daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گلگون] gül renkli. 2.pembe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tabanca .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

each day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day in day out. every day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diurnal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of every day. quotidian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of reckoning. settlement day. day of account. account day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Halk, ahali.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sabahın erken saatleri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labor day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekday. workday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work day. working day. business day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Weekday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair weather friend. fair-weather friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İzgü).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peel. to strip. to skin. to peel off the bark / the skin. bark. pare. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çeşitli nedenlerle yorulan kalbi dinlendirmek ve ortaya çıkan şikayetleri gidermek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuşkonmaz.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tutam kuşkonmaz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black day. time of trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true friend. friend who sticks by you when you're in trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2.Akdoğan.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doomsday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgement day. day of reckoning. the last day. the day when the dead will be resurrected. crack of doom. the last d. doomsday. judgment judgement day. last judgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2.Akdoğan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Uygurca’da kuz ve kuzak gölgelik ve karanlık demektir). Pek iri, kara karga. Kuzgunayağı = Hilal otu. Kuzgunekmeği — Eğrelti otu. Kurzgundenizi = Hazar Denizi. Kuzgunkılıcı = Tedavi maksadıyla kullanılan bir çeşit ot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raven. gray crow. grey crow. corbie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raven. black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hapishane kapısındaki demir parmaklıklı pencere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek siyah, koyu siyah: Kuzgunl bir zenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raven black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Napolyon savaşlarına kadar, askeri üniformalar çok renkli ve gösterişli idi. Ancak savaş teknolojisi geliştikçe bunun da bazı sakıncaları ortaya çıkmaya başladı. Kılıç ve kalkanla yapılan savaşlarda gösterişli üniformalar düşmanda moral bozukluğu yaratıyordu ama ateşli silahlar bulununca, bu parlak ve renkli giysiler uzaktan iyi bir hedef olmaya başladı. Bugün askerler savaşa en uygun sadelikte giyinerek giderler ve sadece gerekli teçhizatı taşırlar.

Üniformalardaki haki renk ise ilk kez İngilizler tarafından 1850’li yıllarda Hindistan’da kullanılmaya başlanmıştır. Britanya ordusundan Hary Lumsden İngiliz askerlerinin beyaz üniformaları nedeni ile kolay hedef olduklarını fark edince, üniformaların üzerine toz ve çamur sürerek ve biraz da çay ile boyayarak renklerini gölgeli kahverengine dönüştürmüş ve giysilerin rengini araziye uydurmaya çalışmıştır. Toprak rengine benzeyen bu üniformalara Hintçe toprak rengi anlamına gelen ‘Khaki’ adı verilmiş ve Türkçe’ye de ‘haki’ olarak geçmiştir.

Khaki 20. yüzyılın başlarında günün standartlarına göre değiştirildi. Bu model Amerikan özel timleri tarafından tehlikeli görevlerde kullanılmaya başlanıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda da kullanılan bu renkteki kumaşlar çok sert oldukları için askerlerin hareket kabiliyetlerini azaltıyor ve ıslandıkça daralıyorlardı. 1932 yılında pamuktan üretilen ‘cramerton’ ordu elbisesi dayanıklı olması ve içinde kolayca hareket edilebilmesi açısından İkinci Dünya Savaşı’nda ordunun kullandığı en yaygın arazi elbisesi haline geldi.

Bir sonraki aşama ise askerlerin düşman tarafından görülmemesini sağlayacak kadar araziye uygun ama aynı zamanda aynı tarafın askerlerinin birbirlerini vurmamasını sağlayacak şekilde ayırt edilebilir kumaş renk ve desenini yaratmaktı.

Aslında kamuflaja ilk olarak askerler tarafından değil, hayvanların kendilerini fark etmelerini önlemek için avcılar tarafından başvurulmuştu. Kamuflaj desenlerini yaratabilmek için İngiliz ve Fransız orduları ressamlarla işbirliği yapmıştır. Hatta Picasso’nun ordu giysilerini görünce, ‘Bunlar benim desenlerim’ diye bağırdığı bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Lağım çamurunun işlenmesinde kullanılan oksitleme havuzu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lagune

coğ. deniz kulağı

Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lagoon denizkulağı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lagoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (lâle, gûn = renk). Lâle renginde, penbe.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mey = şarap, gûn = renk). Şarap renginde, kırmızı, penbe, al.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميگون] şarap rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a la mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashionable. modish. sleek. stylish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion look. chic. conformity to fashion. dressy. elegant. all the kick. modish. posh. ritzy. snappy. stylish. swagger. swish. switched on. trendy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikte yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıkla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyah da değildir. Biz gökyüzünde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan 100.000 kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampul, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampulün ışığını doğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise ayın gündüz görünme durumudur.

Genellikle ‘ayın karanlık yüzü’ diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun ‘ayın arka yüzü’ olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikta yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyahta değildir. Biz gökyüzde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan bin kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampül, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampülün ışığını dğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise aynı gündüz görünme durumudur.

Genellikle “ayın karanlık yüzü” diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun “ayın arka yüzü” olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Başaşağı, tersine dönmüş. Ser-nigûn = Başaşağı.

2.Ters, aksi, uğursuz. Nigûn-baht = Talihsiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Nil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيلگون] lacivert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çividî, çivit renginde, lacivert.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative majority. proportionate majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) 1.Nurlu gün, ışıklı gün. 2.Günün ve bütün hayatın nurlu parlak olması.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Objektif kapağı açıldığında, fotoğraf makinesi otomatik olarak açılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the day after tomorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meal. repast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mealmeal. meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meal. repast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Anımsanan belirli bir günde doğan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kendini yücelt, gurur duy. 2.Zaman vakit. 3.Kez, defa. 4.Önde, ileride olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Önden, ilerden, önde, ilerde: Öğün öğün gitmek.

2.Defa, kere: Bir öğün yemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ağınmak» tan galat). Bayılmak, sıkıp içi ezilmek, (bk.) Ovunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Kendi kendini öğmek.

2.Iftihâr etmek.

3.Kendine güvenmek.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok ergin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Olmuş, yetişmiş: Olgun armuş, şeftali. 2.Kültürlü, ağırbaşlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze ve bitkilerin sıcaktan veya susuzluktan tazeliğini kaybedip pörsümesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. ripe. grown. mellow. seasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruity. mature. mellow. ripe. experienced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. ripe. mature. mellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gelişmiş kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Olgunay, dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun (Erkek İsmi) Yetişmiş, iyi gelişmiş kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ripening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturation. ripening. maturing. efflorescence. elaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Olgun hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blossom. mature. mellow. ripen. to ripen. to mature. to mellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become ripe / mature. age. blossom. head. maturate. mellow. ripen. to cut one's wisdom teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immature. unripe. sucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embryo. immature. tender. unripe. unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature plan. matured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. ripen. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature. mellow. ripen. to ripen. to mature. to mellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mature sb / sth. to bring to maturity. mellow. ripen. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmuş şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. matureness. ripeness. mellowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. ripeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adolescence. ripeness. maturity. ful l ness. nubility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age of maturity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgunsu

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totem. flourishing. prosperous. blessed. happy. productive. fertile. flourishing bayındır. happy mutlu. totem totem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very productive. flourishing prosperous. happy. at peace with oneself. lucky. totem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Eksiksiz, tam. 2.Verimli, bol, Bayındır. 3.Kutlu, uğurlu, beğenilen. 4.Kurtulmuş, onmuş. 5.Gelişmiş, gürbüz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu, beğenilen yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gelişmiş, gürbüz genç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ongün-(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ongün-eş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bol ve gür akan su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gizli saklı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sıcak gün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Orgun alp.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Örgün alp.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Orgun tay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tamamen mekanik vasıtalarla çalışan: Otomatik pikap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. robot. self-acting. servo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. self-acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. system in which electric lights are turned on manually and turned off autom. mechanical. self- action. self-driven. self-winding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yayın istasyonundan gelen kodlanmış bir sinyali aldığında TV’yi otomatik olarak 16:9 tam ekran moduna geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV ilk kez açıldığında, ekranda çıkan mesajlar, kullanıcıya TV’sinin tüm alınan kanallara göre ayarlanmasını isteyip istemediği sorulur. Evet yanıtı verilirse, tüm kanallar otomatik olarak ayarlanır. Hayır yanıtı verildiğinde, kullanıcı tek tuş ayarlama ya da el ile ayarlama işlevini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Seçilen Sony DVD kaydedicilerde bulunan ve kaydedilmiş TV programının adını otomatik olarak DVD başlık listesine ekleyen, zaman tasarruflu ve kullanışlı bir özelliktir. Ad bilgisi yayıncının Teletekst hizmeti tarafından sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Programın sonunu kaçırırsanız, Otomatik Bekleme Modu özelliği, TV’yi bekleme modunda otomatik olarak 60 dakika geç geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CRT arkadan projeksiyonlu TV’nin ön panelinde bir düğmeye basıldığında, gerçek resim saflığını sağlayacak kırmızı, yeşil ve mavi CRT’lerin birleşimini otomatik olarak ayarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, parçalar arasında otomatik olarak 3’er saniyelik boşluklar yerleştirilmesini sağlar. Bu özellik sayesinde AMS özellikli bir kaset deck’i, kayıtlı parçanın başlangıcını çok daha kolay biçimde bulacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Etiket işlevi, ayrı ayrı istasyonlardan yayınlanan teletekst mesajlarından alınan ek bilgileri kullanır. Tanımlama etiketi, ön-ayarlı istasyonu otomatik olarak tanımlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geniş Ekran TV’yi, 4:3 ya da letterbox yayınlarda otomatik olarak gerekli zoom moduna geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gündüz aydınlatma koşullarında, arkasından ışık gelen nesneler için pozlama seviyesini otomatik olarak ölçer.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Freeze)

Bir menkul kıymet yada menkul kıymet grubununfiyat ve/veya işlem miktarının, belirlenen bi r süre içerisinde belirlenen bir parametreyi aşan bir değişim göstermesi durumunda, o menkul kıymetlere aitişlemlerin geçicibir süre için otomatik olarak durdurulmasıdır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Video kasetlerden en iyi sonuçları almak için video kafalarının kayıtlı video izi bilgisine en iyi şekilde temas etmesi gerekmektedir. Gelişmiş bir elektro mekanik sistem, bunun, el ile ayarlama gereksinimi olmadan yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaset her takıldığında video kafasını otomatik olarak temizler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kablolu yayın şebekenizde bu özellik varsa, TV’niz tüm kanal göstergeleri ve etiketleriyle birlikte otomatik olarak ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sadece ülkeyi seçerek, VCR’ın tamamen ayarlı ve programı hale getiren otomatik kurulum işlevi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük ya da yüksek ışık koşullarında çerçevenin belirlenmesine yardımcı olmak için CCD kazanımı hafifçe artırılarak pozlamadan hemen önce LCD vizörde ekstra parlak görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Poz (AE) braketi özelliğiyle fotoğraf makinesi aynı resmi, üç farklı pozlama ayarında ayrı ayrı çeker: ayarlanan pozlamada, bir adım açık ve bir adım koyu (kullanıcı tarafından seçilebilir) çekilir. Kullanıcı hangisinin daha iyi olduğuna sonradan karar verebileceğinden, bu işlev özellikle zorlu aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken ya da fotoğrafı doğru çekmek için tek şansınız varsa çok işe yarayacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony DVD kaydedicinizdeki, sahnede ya da ses düzeyinde belirgin bir değişiklik olma zamanına göre bir bölümü otomatik olarak işaretleyen akıllı bir özelliktir. Bölümler kullanımı kolay bir grafik kullanıcı arayüzünde (GUI) görüntülenir ve böylece en sevdiğiniz sahneleri hızlıca bulabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş giriş kısmını dinlemeden, seçimi tam başlangıcından başlatır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Surround modunda, uygun Dolby® Pro Logic® sinyaliyle yayınlanan bir program algılandığında Dolby® Pro Logic® dekoderi otomatik olarak devreye sokulur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

01.01.1998 ile 31.12.2100 arası tarihlerin kayıtlı olduğu saatli radyo. Bu, aygıtın tarihi bir kez ayarlandığında, bir kez daha ayarlama gerektirmeden (31 günden az olan aylar ve artık yıllar da dahil olmak üzere) her zaman doğru olacağı anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tarihi otomatik olarak kaydeder.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yanlış dönüş olması durumunda seyahatinizi otomatik olarak yeniden yapılandıran araba navigasyon sistemi

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Zamanlayıcıda standart oynatım moduna göre bir program yapılmışsa ancak kasetteki kalan süre program için yeterli değilse, tüm programın kaydedilmesi için kaset hızı otomatik olarak uzun oynatıma (Long play) geçirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATP (Otomatik Tuner Belleği), tüm mevcut kanalları otomatik olarak belleğe alan bir işlevidir. ITP (Akıllı Tuner Belleği), bellekteki kanalları, kanal adına ve ShowView® numarasına göre sıralar ve ayrıca saati otomatik olarak ayarlar ve düzeltir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. individual. distinctive. unique. genuine. characteristic. inventive. peculiar. typical. way-out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. sole. original orijinal. authentic. genuine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

original. genuine. authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Çeşitli basım teknikleriyle çoğaltılmış resimsel sanat yapıtı. Bir yapıtın özgün baskı sayılabilmesi için, çoğaltılmak amacıyla yaratılması gerekir. Örneğin, ünlü tabloların basım yoluyla çoğaltılması (reprodüksiyon) tekniği bir özgün baskı türü değildir. Özgün baskı yapımında her türlü kazı resim tekniği yanında, serigrafi, taşbaskı vs. gibi teknikler de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Özgün ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Üstün, kerem sahibi cömert el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz gün(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güneş gibi parlak ve kapsamlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orginality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orginality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizi USB ile PC’nize bağladığınızda görüntülerin otomatik olarak aktarılmasını sağlayan PC görüntü transferi yazılımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyuncak tüfek, mantarlı tüfek, patlangaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Şafak renkli, kızıl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i) (Erkek İsmi) - Şafak renkli, kızıl.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, kutsal.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soğuk et ve ançüez beraberinde yumurta ve soğan ile yapılmış bir yemek; herhangi bir karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute majority. bare / salt / overall / simple majority. clear majority. overall majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

SDRAM, veri yolu saat frekansıyla aynı hızda (örneğin 33 ya da 66 MHz) çalışan bir DRAM’dir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Kadın İsmi) - Sevinçli, ferah gün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Başlama ve bitine zamanlan aynı olan, aynı zamanda meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synchrone

eş zaman

Aynı zaman içinde hareket eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchroneity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchronous eşzamanlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchroneous. synchronic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synchronie

db. eş zamanlılık

Belli bir evrede görülen dil bilimi olgularının, olaylarının özelliği.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. synchronique

eş zamanlı

Başlamalarıyla bitmeleri arasında geçen zaman eşit olan (olaylar).


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. synchronisation

sin. ve TV eşleme

Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchronization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synchronization. sync. sychronization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazındaki bilgiler ile masaüstü bilgisayarınızdaki bilgilerin, birbirine aktarılarak güncellenmesi işlemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Senkronize algılama, AM istasyonlarındaki kısılma ve parazitleri azaltmak için kullanılan bir demodülasyon yöntemidir. LW, MW ve SW bantlarını en iyi koşullara ayarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu tuşa bir kez basıldığında oynatıcı ve kaydedici aynı anda çalışmaya başlar. İkinci basışınızda kayıt durur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

STP, kullanılabilir tüm kanalları otomatik olarak kaydeder ve VCR kanallarını TV’nizdeki sırada kaydetmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr synchronisme). Senkron olan bir şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synchronisme

db. eş zamanlılık

Belli bir evrede görülen dil bilimi olgularının, olaylarının özelliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. F. ser = baş, nigûn aşağı).

1.Başaşağı, Ar. mâkûs.

2.mec. Talihsiz, bedbaht. Ar. menkûb.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرنگون] başaşağı, tepetakla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tepetakla olmak, başaşağı gelmek, yenilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sevgün).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 1868'den evvel Japonya'da başkumandan. shogunate (i). başkumandanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). av tüfeği, av çiftesi; (s). zorla yapılan; gelişigüzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Solmuş, soluk renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourless. green. pallid. white. pale. faded. wilted. pasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pale. faded. wilted. dead. mealy. pallid. peaky. sickly. wan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow pale / dim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleness. fadedness. pallor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sonuncu, son olan. Eğilim, yetenek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Söğüt ağacının bir çeşidi, mısırkavağı, bân.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bir tür söğüt ağacı. 2.Sıtkı, sert. 3.Çok uzun ve güzel saç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızlık, gasbetme: Soygun vermek = Soyulmak, yol kesenlerin eline düşüp soyulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robbery. pillage. despoilment. heist. rip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robbery. pillage. spoliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robbery. despoliation. burglary insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soygun yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highwayman. robber. pillager. plunderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway robber. bribour. mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyguncu işi, soygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despoilment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway of robbery. brigandage. crimen roberiae. depredation. despoliation. heist. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hafif makinalı tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yetenek. 2.Bağış, ihsan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumcision feast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Kovalama, takip, arkası sıra gitme. Sürgün avı = Kalabalıkla ve ekseriya atlı olarak her taraftan sıkıştırıp takip etmekle yapılan büyük av.

2.Kovma: Sürgün cezası, Sürgün etmek, Sürgün olmak.

3.İnsanın sürüldüğü yer. Ar. menfâ.

4.Sürülmüş kimse, Ar. menfî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deportee. banishment. deportation. exile. shoot. bud. expatriation. expellee. growth. ostracism. outgrowth. outlaw. outlawry. proscription. relegation. spine. spray. sprout. transport. transportation. twig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deportee. banishment. deportation. exile. shoot. bud. expatriation. expellee. growth. ostracism. outgrowth. outlaw. outlawry. proscription. relegation. spine. spray. sprout. transport. transportation. twig. diarrhoea. offshoot. sucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banishment. exile. offshoot. sprout. sucker. tiller. shoot. diarhea. leader. scours. spring. offset. switch. bud. button. outlaw. relegation. twig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to banish. to exile. relegate. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I, Sürgün adamın hâli, menfîlik,

2.Sürgün yeri, Ar. menfâ.

3.Amel, ishâl: Bu şurup sürgünlük verir.

4.Amel ilacı, müshîl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whose lids are langourously lowered. thin. gaunt. haggard. drawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاغون] azılılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok noktalı otomatik odaklama, geniş açıdan makro çekimlere kadar tüm zoom aralığında müthiş net görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully automatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kompakt tasarımın yanı sıra özel montaj çerçevesi, hoparlörlerin, ekstra delik açılmasına gerek olmaksızın bir çok popüler araba markasının mevcut hoparlör yerlerine doğrudan takılabilmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafakla başlayan aydınlık gün.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çocuk, torun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek torun

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolunay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geleneksel, geleneğe uygun, gündemde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Genç, delikanlı. 2.Çakırdoğan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türe - gün.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Genç, güçlü. 2.Çılgın, şımarık. 3.Duygulu, hassas.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ün gün.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Vurulan, vurulmuş. Vurgun, aşık. 2.Gizli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «uymak» tan).

1.Uyar, muvafık, mutabık, tâbî: Efendisine uygun uşak.

2.Münâsip, lâyık: Pek uygun bir iştir.

3.Ucuz, ehven: Uygun bir fiyatla almalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable. agreeable. conformable. appropriate. favorable. favourable. convenient. proper. eligible. due. fair. well-matched. acceptable. accommodating. adaptable. adequate. advisable. allowable. answerable. applicable. apposite. apropos. apt. becomin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceptable. adequate. agreeable. amenable. applicable. appropriate. apt. becoming. central. coherent. commensurate. congruous. consistent. convenient. corresponding. decent. decorous. due. eligible. expedient. favourable. fit. fitting. good. happy. likely

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best fit. favorable. acceptable. adequate. advisable. agreeable. apposite. appropriate. apt. becoming. commensurable. commensurate. compatible. concordant. conformable. conformation. congenial. congruous. consistent. consonant. convenable. convenient. cor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı. 2.Oranlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authorization. concurrence. discretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uygun el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uygun uyumlu, olumlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasebet, lâyık olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congruity. suitability. convenience. accordance. conformity. concord. relevance. handiness. acceptability. adaptation. adequacy. advisability. appositeness. aptitude. coherence. coherency. comeliness. compatibility. conformation. congeniality. congru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. coincidence. convenience. correspondence. expediency. fit. fitness. harmony. propriety. appropriateness. agreeableness. favourableness. suitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. appropriateness. coherence. compatibility. concordance. conformance. conformation. conformity. congruence. congruity. consonance. convenience. correctitude. correspondence. eligibility. felicity. fitness. harmony. orthodoxy. pertinency. proportion

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uymaz: Bana uygunsuz geliyor. 2, LAyık ve münasip olmayan: Uygunsuz bir iştir.

3.Kötü harekette bulunan, terbiyesiz: Uygunsuz bir adam.

4.Yoldan çıkmış: Uygunsuz kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuitable. inconvenient. improper. wrong. indecent. unhandsome. incorrect. unseemly. derogatory. illegitimate. impolitic. inapposite. inappropriate. incongruous. indecorous. indelicate. ineligible. inexpedient. infelicitous. near the knuckle. malapr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. improper. inappropriate. inconvenient. indecent. inept. inexpedient. inopportune. obnoxious. undue. unearthly. unfortunate. unhappy. unseemly. untimely. wrong. unsuitable. out of turn. out of place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill- assorted. ill- matched. impolitic. improper. inapposite. inconvenient. inimical. inopportune. off. out of the way. ratty. tasteless. unapt. unbecoming. undue. unearthly. unfit. unhappy. unseemly. unsuitable. unsuited. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uymazlık.

2.Münasebetsizlik, uygun olmayan iş ve hareket.

3.Kötü hareket, kötü muamele, yaramazlık: Bu adamın uygunsuzluğu mâlûm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuitability. unseemliness. impropriety. indecency. disorderliness. inexpediency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impropriety. inconvenience. mismatch. unsuitability. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. inaptitude. inconvenience. indelicacy. ineptitude. inexpediency. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üzülmüş.

2.Bir cins balık ki, isminden dolayı hastalara yedirilmesinin faydalı olduğuna inanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afflicted. aggrieved. bleak. careworn. chagrined. crestfallen. dejected. downcast. downhearted. glum. sick at heart. heartsick. heartsore. heavy-hearted. pained. regretful. rueful. sad. sorrowful. sorry. low-spirited. stricken. tearful. troubled. unh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue. crestfallen. dejected. depressed. disappointed. doleful. down. downcast. downhearted. dreary. forlorn. funereal. glum. heavy. heavyhearted. leaden. sad. sorry. upset. worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despondent. disgruntled. down. downcast. downhearted. glum. heavy hearted. injury. low. lugubrious. melancholic. morose. pained. pensive. pushed. sad. sorry. to keep one's tail down. troubled. uneasy. weighed down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzgün olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low spiritedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(DTM – Days to Maturity)

Menkul kıymetin valör tarihinden itfasına kalan gün sayısıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) VAj-gûne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ters, aksi, uğursuz, kötü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [واژگون] baş aşağı, tepetakla, tersyüz olmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birine vurulmuş, Aşık.

2.Kanunsuz şekilde elde edilmiş kazanç, ihtikâr.

3.Derine dalan dalgıçların hızla su yüzüne çıkması neticesinde başgösteren bir hastalık: Geçen dalışında vurgun yedi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haul. killing. scoop. smitten. speculation. in love with. struck on. smitten. booty. the bends. caisson disease. rapture of the deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in love with. smitten with. struck on. sweet on. ill-gotten gain. gravy. quick buck. scoop. smitten. stuck on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birine aşık, tutkun.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.

Deniz seviyesinde hava basıncı l atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetrekaresine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla üç mislidir.

Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dalışın da kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.

Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına ‘yüzeye gelen en küçük bir hava kabarcığından daha hızlı çıkma’ şeklinde öğretirler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.

Deniz seviyesinde hava basıncı 1 atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç 1 atmosfer daha artar. 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.

Ancak tüple dalışında kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.

Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.

Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkılmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına “yüzeye gelen en küçük hava kabarcığından daha hızlı çıkma” şeklinde öğretirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Vurgun yapan, yolsuzca kazanç elde eden, muhtekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profiteer. bull. puffer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profiteering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profiteering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu seçenek, alacakaranlık fonların önündeki nesnelerin çekilmesi için fotoğraf makinesini düşük enstantane hızında çalıştırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koyu, kalın, kesif, katı olarak.

2.Kalın, kaba, galiz: Yoğun boyun.

3.Yontulmamış, kaba, terbiyesiz: Yoğun adam.

4.iri, Ar. azîm, cesîm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

busy. compact. concentrated. crash. dense. gross. hectic. intense. intensive. rich. rush-hour. stiff. thick. turbid. peasoupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. concentrated. deep. dense. hard. heavy. intensive. keen. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistent. dense. done. intense. intensive. murky. solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oylumuna oranla ağırlığı çok olan. 2.Dolu, sık. 3.Kalabalık. 4.İri, kaba, kalın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yoğun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoğun hâle gelmek, Osm. tekâsüf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik).

1.Bir cismin hacmine göre ağırlığı, kesafet.

2.Kalınlık, kabalık.

3.Hamlık, terbiyesizlik.

4.İrilik, büyüklük, azamet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compactness. congestion. consistency. denseness. density. depth. intenseness. intension. intensity. thickness. turbidity. volume. consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. density. intensity. thick. thickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorulmuş: Yoldan geldim, yorgunum. Yorgun gitmek = Dünyada beyhude yere çok çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all in. all out. bushed. done. drawn. effete. forworn. worn to a frazzle. jaded. languorous. off. pooped. pooped out. run down. spent. stale. tired. toilworn. used up. wan. washed out. washed-out. weary. whacked. worn. worn-out. tuckered out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listless. shot. strained. tired. weary. beat. all in. jaded. worn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bushed. jaded. strained. weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorulmuş adam veya hayvanın hâli: Bu kadar yorgunluk çekmemiştim. Yorgunluk almak = Yorulduktan sonra durup dinlenmek, teneffüs ve istirahat etmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Uzun süre çalışmaktan sonra görülen durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu bozulmasına da sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama, isteksizlik, halsizlik, baş veya sırt ağrıları, hazımsızlık, huzursuzluk ve huysuzluk, can sıkıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. En kolay tedavi, ılık duş alıp, istirahat etmektir. Sabah akşam, kol ve bacakları soğuk su ile yıkamak da çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Taze fasulye, su.

Hazırlanışı : Taze fasulye yemeği yenir. Veya taze fasulyeler yeteri kadar suda haşlanıp, günde 3 kere birer çay bardağı suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fag. fatigue. lassitude. staleness. tiredness. weariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. tiredness. weariness. fatigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fatigue. frazzle. languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zer = altın, gûn = renk). Altın renginde, altın renkli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Altın renkli, altın gibi san olan.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Aklın geçmiş olayları, öğrenilen şeyleri saklayıp, zamanı gelince şuur üstüne çıkarıp, hatırlaması kabiliyetine hafıza denir. Bu yeteneklerin geçici olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir. Zihin yorgunluğunu gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, kereviz.

Hazırlanışı : İki adet elma ile 2 adet kerevizin suları çıkarılır. Karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by