Our ne demek? | Our anlamı nedir? | Our

Our anlamı nedir?

Our ne demek?

Our anlamı nedir?

Our | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., s. bizim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) tepe penceresi; panjur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ertelemek, tehir etmek, başka güne bırakmak; oturuma son vermek; dağılmak adjournment (i). ertelenme; oturuma son verme; iki celse arasındaki müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). mesai saatlerinden sonraki saatlerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). aşk, aşk macerası. amourpropre (i). izzetinefis, onur, haysiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). arbor

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). armor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). zamana uygun, çağdaş, modern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siddetle dövmek; ağır darbelerle vurmak; dil uzatmak, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her iki saatte bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşter, bisturi, teşrih bıçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. bonjur, günaydın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir hava ile birlikte çalınan alçak sesli ve tek perdeli nağme; orgda pes birtakım notalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., Fr. burjuva; orta sınıf; s. orta sınıfa mensup; zarafet ve incelikten yoksun. bourgeoisie' i orta sınıf, burjuvazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak.burgeon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay, su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) hudut, sınır; hedef, gaye, varılacak yer; ülke, memleket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borsa, özellikle Paris borsası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). samimiyet, açık kalplilik; dürüstlük; tarafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). haykırma, feryat, yaygara; gürültü; (f). yaygara ile istemek; yaygara kopararak zorlamak; haykırmak, feryat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şakırtı, çınlama, madenl ses; gürültü; (f). gürültülü ses çıkarmak. clangorous (s). gürültülü ses çıkaran. clangorously (z). gürültüyle, çınlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Colour Parazit Azaltma, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan bir özelliktir. Görüntünün ışık ve renk frekansları analiz edilir, uzun pozlamalar neticesinde oluşan bozulmalar giderilmiş olur ve doğal tonların resimde oluşumu sağlanır. Özellikle açık mavi gökyüzü, koyu mavi denizler ve yeşil ormanlar gibi büyük alanlarda aynı renklerin bulunduğu manzara fotoğrafları, daha zengin renk tanımlamasından yararlanacak ve daha gerçekçi biçimde oluşturulacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk,boya;canIılık; yüz kızarması; belirgin özellik; düzme görünüş, maske; (çog). bayrak, sancak. color photography renkli fotoğrafçılık. color sergeant tabur veya alay sancağını taşıyan çavuş. color wash renkli badana. bright color parlak renk, açık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı, bir araya gelme; kalabalık, izdiham; bir park içinden geçen araba veya gezinti yolu; istasyon binasındaki hol; atletizm sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yuvarlak taşlan yan yana, üst üste yada çapraz şekilde dizerek dört tane aynı rengi bir araya getirmeye çalışarak oynanan oyun.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dış hatlar, çevre, şekil; (haritada) tesviye hattı, yatay sınır, düzey çizgisi; (f). şeklini meydana getirmek; düzenini takip etmek. contour line eşyükselti çizgisi. contour map düzey haritası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cesaret, yiğitlik, yüreklilik, mertlik. have the courage of one's convictionsdavran ışlarını inançlarına uydurmaya cesaret etmek. take courage cesaretlenmek, kuvvet almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cesur, yiğit,:yürekli, mert. courageously (z). cesaretle, mertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurye, elçilik postasını taşıyan ve diplomatik dokunulmazlığı olan memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). akmak, hızla akmak; koşmak, hızla ilerlemek; av peşinden koşturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yön, cihet, istikamet; ders, kurs; (den). rota; gidiş; yol; ahça kap, tabak, servis; (çoğ). aybaşı. as a matter of course gayet tabii olarak. in due course zamanı gelirce, zamanla. in full course bütün hızıyla in short course kısaca. in the cours

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). av köpeği; koşan sukuşu, (zool). Cursorius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avlu, iç bahçe, saha, meydan; hükümdar sarayı, saray, kralın maiyeti; (huk). mahkeme; dalkavukluk; kur. court fool saray soytarısı. Court of Appeals (huk). istinaf mahkemesi; yargıtay. Court of Common Pleas (huk). medeni hukuk mahkemesi. cour

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). davet etmek, aramak; kur yapmak, ile flört etmek; dalkavukluk etmek; fırsat vermek, yol açmak. court danger tehlike peşinde koşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ courts -martial). (f). askeri mahkeme; (f). askeri mahkemede yargılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nazik, kibar, ince, hürmetkâr, saygılı. courteously (z). nazikâne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zenginlerle düşüp kalkan fahişe; fahişe, kahpe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, kibarlık; saygı, hürmet; iltifat, teveccüh, Iütuf; umumun rızası. courtesy title resmi olmayan ünvan. by courtesy of sayesinde, müsaadesi ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adliye sarayı, mahkeme binası; ilçe hükümet binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saray mensubu, padişahın nedimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarayla ilgili; zarif, nazik, azametli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahkeme salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kur yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avlu, iç bahçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sapma, dolambaçlı yol, geçici yol; (f). dolambaçlı yoldan gitmek veya göndermek. make a detour dolambaçlı yoldan gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hırsla yemek, yutmak, informal gövdeye indirmek; yok etmek, bitirmek; hırs ve istekle bir nefeste okumak, informal yutmak (kitap). devoured by fear korkudan bitmiş, eli ayağı titrer vaziyette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir biçimin veya hacimin dış çizgisi veya en dış kenarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rengini bozmak, soldurmak, lekelemek; rengini değiştirmek. discolora'tion (i). rengini bozma, rengi bozulma, solma; leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, gözünü korkutmak, hevesini kırmak, cesaretini kırmak. discourage somebody from doing something birini bir işten vaz geçirmek; fikrini değiştirmek. discouraging ly (z). hayal kırıklığına uğratarak, hevesini kırarak. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karşılıklı konuşma, mükâleme, muhavere; tez, makale, broşür; söz, hitabe, nutuk; (f). söylemek, bahsetmek, konuşmak, hitap etmek, bir konuyu sözle veya yazılı olarak işlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nezaketsiz, kaba, saygısız, hürmetsiz. discourteously (z). saygısızlıkla discourtesy (i). nezaketsizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D.)., (k.dili). yardımsız yapılabilecek şekilde hazırlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asık yüzlu, ters, haşin, aksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şiddetli yağmur, sağanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cesaret vermek, teşci etmek, teşvik etmek; himaye etmek. encouragement i. cesaret verme, teşvik etme, himaye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici, cesaret verici, teşvik edici. encouragingly z. cesaret verici bir surette, teşvik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maiyet, arkadaşlar; etraf, çevre, muhit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). varoş, şehir dışındaki mahalle, banliyö.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. final-four

sp. dörtlü final

Dört takımın katılımı ile oynanan final maçları.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). un, ince toz; (f). öğütmek, un serpmek, una bulamak. flour beetle un kurdu, un böceği. flour mill un değirmeni. flour moth un güvesi. floury (s). una bulanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). serpilmek, gelişmek, büyümek, neşvünema bulmak, inkişaf etmek; başarı kazanmak, muvaffak olmak, zenginleşmek, yıldızı parlamak, gözde olmak; süslü bir dil kullanmak; gösterişli hareketlerde bulunmak; süslemek; tezyin etmek; sallamak, kibir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön avlu ön bahçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dört; (i). dört rakamı (4, IV); dörtlü (kağıt veya domino); dört kişilik takım. four by four dörder dörder; dört inç kare kereste. four corners of the earth dünyanın dört bucağı. fourcycle (s)., (mak). dört devirli. fourdimensional (s). dört

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). mühimmat veya eşya vagonu, furgon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). on dört (14, XIV).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). on dördüncü; on dörtte bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dördüncü; (i). dörtte bir; (müz). do ile fa arasındaki aralık. fourthly (z). dördüncü olarak. fourth class mail (A.B.D). ucuz tarife ile gonderilen eşya postası. fourth dimension varsayılan dördüncü boyut. fourth estate gazetecilik, basın. th

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. tenasül ve idrar yollarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gâvur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sukabağı, (bot.) Cucurbita pepo; kantar kabağı; bunların kabuğundan yapılan kap veya maşrapa. bitter gourd hanzal, (bot.) Citrullus colocynthis dish cloth gourd lif, (bot.) Cucurbita luffa. snake gourd yılan kabağı, (bot.) Trichosanthes angunia .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğazına düşkün kimse; eski obur kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing,), (bak.) gormandize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ağzının tadını bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) liman; sığınacak yer, sığınak; (f.) barındırmak; misafir etmek; beslemek. harborage (i.) barınacak yer, sığınak, melce .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askeri taarruzun başlaması için tespit edilmiş saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saat; vakit zaman; bir saatiik yol; astr. ekvatorda on beş derecelik mesafe. hour circle astr. gök kutuplarından geçen büyük daire, saat dairesi. hour hand akrep (saat). after hours çalışma saatlerinden sonraki zaman. an idle hour boş vakit. at

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kum saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huri, cennet perisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. saatte bir; s. her saat başı vuku bulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) görüşme, konuşma, münasebet; cinsi münasebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günlük, muhtıra; den. seyir jurnalı; yevmiye defteri; gazete; mecmua; parlamentonun her günkü çalışmasının yazıldığı defter, meclis zabıt defteri; mak. milin yataklara oturan kısmı. journal bearing çarkın mil yatağı. journal box mil kovanı. keep a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. gazeteci üslubu, gazeteci ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetecilik, gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını, basın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. journalise f. yevmiye defterine geçirmek; muhtıra defteri tutmak veya bu deftere kaydetmek; gazetecilik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yolculuk, gezi, seyahat sefer, yol; f. yolculuk etmek. take a journey yolculuk etmek. undertake a journey uzun bir yolculuğa hazırlanıp çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dış çizgi. Bir nesnenin dış hatları, sınırları anlamına gelen terim, nesnelerin silüetlerinin ya da kütle içindeki biçimlerinin çizgisel olarak belirlenmesine yarar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Live Colour ile BRAVIA TV’nizdeki görüntüler parlak, canlı ve gerçekçi. LCD ekranlarda özellikle kırmızı ve yeşil renk üretimi oldukça zordur. Live Colour bu renkleri gerçeğe yakın görüntüler üretmek için güçlendirir, böylece bir doğa belgeseli veya gişe rekortmeni bir Hollywood filmi izlerken, daha net ve gerçekçi görüntülerin keyfine varabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Live Colour Creation sadece BRAVIA televizyonlarda bulunan yeni bir Sony teknolojisidir. Geleneksel LCD teknolojisine kıyasla %30 daha geniş renk skalası sağlar. Bu da çarpıcı renk gösterimi için tam olarak doğada olması gerektiği gibi, çok daha derin ve daha doğru renk tonlarının elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Plazma Ekran Paneli: ekrandaki her bir pikselin küçük bir plazma parçacığı veya küçük bir neon lambaya benzeyen, dolu bir gaz tarafından aydınlatıldığı ekran.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. surat asmak, somurtmak; karartmak (bulut); i. asık surat, kaşlarını çatarak bakma. lowering s. somurtkan; kararmış (gök).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lüksemburg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir insanın bir saatlik çalışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta yol, itidal yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikada Missouri nehri; Missouri eyaleti. from Missouri A.B.D., k.dili şupheci, delilsiz inanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. matem tutmak, yas tutmak; ağlamak, kederlenmek. mourner i. yaslı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, üzgün, mahzun, yaslı; hazin, acıklı, dokunaklı. mourn fully z. kederle .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kederlenme, ağlama, ağıt, yas tutma; matem, yas; matem elbisesi; yas süresi. half mourning yas süresinin son kısmı; yas, matem elbisesi. in mourning matem elbisesi giymiş; yaslı. mourning dove bir çeşit kumru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. komşu; yakın kimse veya şey; f. komşu olmak; yakın olmak; yaklaşmak, yaklaştırmak. good neighbor policy iyi komşuluk siyaseti. Howdy, neighbor! Merhaba kardeş! next door neighbor kapı komşu, yakın komşu. neighboring on komşu, yakın. neigh borly

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) beslemek, gıda vermek; destek olmak, bakmak, büyütmek. nourish false hopes gerçekleşemeyecek ümitler beslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gıda, yemek; besleme, beslenme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koku; şöhret, itibar. be in bad odor adı çıkmak, kötü şöhreti olmak, itibarsız olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) odor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süprüntü, çerçöp, kir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. bizimki. a friend of ours dostlarımızdan biri, bir dostumuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., çoğ. kendimiz, bizler. We ourselves will help. Biz kendimiz yardım edeceğiz. We will help our selves. Biz kendimize yardım edeceğiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dökülme, taşma, akma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Avusturya ordusunda bulunan bir çeşit Hırvat neferi; hoyrat ve yağmacı asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşık, sevgili, metres, gayri meşru karı ve koca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oturma odası, salon; bir otelde umumi salon. parlor car rahat koltuklarla döşenmiş vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaldırımcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetede çok fotoğraf kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkeklerde saçları arkaya doğru tarama usulü; kadınlarda öndeki saçların altına ilâve bir kısımla kabartıldığı saç şekli; pembe veya kırmızı rengin bir tonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. odaya güzel koku vermek için kavanoz içinde biriktirilen gül yaprakları ve baharat; müz. potpuri; edebi seçmeler, müntahabat, seçmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dökmek, akıtmak, boşaltmak; bardaktan boşanırcasına yağmak; dokülmek, akmak; çay servisi yapmak; i. dökülen miktar; akma, yağma; şiddetli yağmur. It never rains hut it pours. Hepsi bir arada gelir (bazen iyilikler bazen de aksilikler). pour co

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek saat, saat başından bir çeyrek evvel veya sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koşu meydanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yardım dileme, müracaat; müracaat edilecek yer veya kimse. have recourse to baş vurmak, müracaat etmek, yardım veya öğüt dilemek. right of recourse (huk.) kefilden parayı alabilme hakkı. without recourse başka taahhüt altına girmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynak; çare; dayanak; çoğ. araçlar, olanaklar, mali vasıtalar; halletme yeteneği. inner resources manevi kuvvet. natural resources doğal kaynaklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. becerikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tat, lezzet. saporous s. tadı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurtancı, halaskar; b.h. Hz İsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tat, lezzet, çeşni; koku, rayiha; hassa; f., of ile tadı olmak, lezzeti olmak; çeşni vermek; lezzet vermek; kokusu olmak; zevk almak, tadına varmak. savorless s. tatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. lezzetli iştah açıcı; hoş kokulu, rayihalı; baharatlı; uygun; i., ing. yemeğin başında veya sonunda yenen sıcak bir yemek. savorily z. iştah açacak sekilde. savoriness i. lezzetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. koşmak, seğirtmek; acele geçmek; arayarak dolaşmak, taramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ovalayarak temizlemek; kum veya fırça ile parlatmak; bol su ile temizlemek; süpürüp götürmek; müshil vermek; i. ovarak temizleme; akan suyun aşındırarak düzlettiği yer; çoğ. hayvanlarda ishal ve dizanteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kamçılamak; şiddetle cezalandırmak; i. kırbaç, kamçı; ceza vasıtası; afet, musibet, felaket çoğ. ovalayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çıkarılan kir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kalmak, geçici olarak kalmak, misafir olmak; i. konukluk, misafir olarak kalma. sojourner i. misafir, konuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f., i. ekşi; ters, huysuz, hırçın, titiz; (eski) tatsız; asitli (toprak); acı, acıklı; f. ekşitmek, ekşimek; kesilmek, bozulmak; i. ekşi şey; ekşi içki; asit mahlülü ile yıkama. sour cherry vişne. sour cream ekşi krema, smetane. sour grapes ulaşıl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynak, menşe, köken; pınar, pınar başı, kaynak, memba; asıl, sebep, esas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sordine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya olarak kullanılan ekşi hamur; (argo) Alaska'da altın arayıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) mızmız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlaklık, şaşaa, nur; ihtişam, saltanat, debdebe, tantana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yardım etmek, imdadına yetişmek, sıkıntıdan kurtarmak; i. yardım, imdat; imdada yetişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dümbelek; zilli tef; f. dümbelek çalmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak dümbelek; arkasız iskemle, tabure; elişi için kasnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümbelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. trampet, ufak davul; kasnak; kasnak işi; f. kasnağa gerip işlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Renkli taş ya da toprağın öğütülmesiyle elde edilen doğal boya. Maden oksitlerini içerir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. devir; gezi, tur, seyahat; dünya seyahati, uzun yolculuk; turne; nöbet; f. seyahat etmek, tur yapmak, gezintiye çıkmak; turneye çıkmak. tour of duty tayin edilen bir yerde çalışma süresi. tour the Continent Avrupa'yı dolaşmak. the grand tour t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika muzculu, zool. Turacus fischeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. helezoni şekilde havaya yükselen fişek; kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. üstün kudret veya hüner gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turizm; zevk için yapılan geziler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turist. tourist agency seyahat acentesi. tourist class bazı vapurlarda ikinci ve üçüncü mevkiler arasında yolcu mevkii, turistik mevki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıymetli taş gibi kullanılan ve birçok renkleri bulunan şeffaf bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarışma, turnuva; ortaçağda mızrak oyunu; turnuva oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. turnuva; f. turnuvaya katılmak; mızrak oyununa katılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan akıntısını durdurmak için kola veya bacağa sarılan sıkı sargı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransa ve İtalya'da on bir ile on üçüncü yüzyıllar arasında saz şairi, âşık, ozan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiş, yumru, ur, tümör; (eski) mübalâğa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 5 x 10 cm büyüklüğünde; i. bu büyüklükte kiriş tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nezaketsiz, kibar olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi beslenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal kırıklığına uğramamış, cesareti kırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yiğitlik, cesaret, mertlik, bahadırlık, kahramanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. buhar, buğu, duman; gaz haline gelmiş madde; geçici şey; uçucu şey; çoğ, (eski) karasevda; f. buhar çıkarmak; buharlaşmak, buhar olup uçmak; övünmek. vapor lock buhar ile tıkama. vapor pressure fiz. buhar basıncı. vapor trail yüksekte uçan uçağı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadife taklidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok renkli, rengarenk; yanardöner, şanjan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet, dinçlik, gayret, enerji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su yolu, kanal; dere, su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

x.v.Colour özelliği, tam RGB paletinden iki kat daha fazla renk sağlar. x.v.Colour özelliği, ekranda çok daha gerçekçi görüntüler sunulmasını sağlar ancak, bu görüntüleri en iyi şekilde izleyebilmek için bir High Definition TV’ye sahip olmanız gerekir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., s. senin, sizin, kıs. yr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. seninki, sizinki. yours sincerely, yours truly hürmetle, saygılarımla. yours truly k.dili. ben.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam. (çoğ. -selves) kendiniz, kendin; kendi kendinize. be your self tabii olunuz. behave yourself. pull yourself together kendine gel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by