Out ne demek? | Out anlamı nedir? | Out

Out anlamı nedir?

Out ne demek?

Out anlamı nedir?

Out | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

önek fazlasıyle, (öbüründen) daha iyi, daha çok: outstay, outbid outdrink.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., edat, i., ünlem, s., f. dışarı dışarıda; dışarıya; dışında; arasından; meydana, ortaya; sız (kalmış); bütün bütün, tamamen: sonuna kadar; yüksek sesle; edat dışarıya, dışarıda; i. işinden çıkarılmış yenik parti üyesi; bahane, çözüm yolu; beysbol v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat -(e) dair, hakkında; çevresine, etrafında; yakında, civarında, havalisinde; ötesinde berisinde, her yerinde; ile meşgul; için About facel (ask)., emir Geriye don I about to come gelmek üzere beat about the bush bin dereden su getirmek abo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). aşağı yukarı, takriben, kadar; her tarafta; etrafa, etrafına; ötede beride, şurada burada; aksi yöne, obur tarafa; sıra ile about half a kilo yarım kilo kadar about 7 o'clock saat yedi sularında Iook about etrafına bakınmak order one abou

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri giyecek vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ).asgari giyecekler ve teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney ve Orta Amerika ile Batı Hint Adaları'na mahsus tavşana 'benzer kemirici bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eti yenen birkaç cins deniz balığı, zool. Sphyraena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kandırarak elinden almak. beguilement i. aklını çelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayvan ağızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. mücevherat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patlama (lastik); (argo) eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet gösterisi, müsabaka; nöbet; devre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. butik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmi karartma, voltaj duşüklüğü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roketde yanmanın bitmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kauçuk, lastik. cap. kıs capital, capitalize, capitalized, ca pta i n.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. check-out

çıkış işlemi

Konaklama yerlerinden ayrılırken yapılan işlem.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işleyiş kontrolu; mağazada kasaya ödeme işlemi. checkout time aynlmayı gerektiren saat. check point trafik kontrol yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cibuti.

Nüfus: 413.000.

Yüzölçümü: 23.200 km2.

Komşuları: Batıda ve Kuzeybatıda Etyopya, Kuzeybatıda Eritre, Güneyde Somali.

Önemli Şehirleri: Cibuti.

Din: %94 Müslüman, %6 Hıristiyan.

Dil: Fransızca, Arapça (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Fransa, 1862-1900 yılları arasında bu toprakların yönetimini aşama aşama ele geçirdi. Etyopya ve Somali bölge üzerindeki iddialarından vazgeçmekle birlikte birbirlerini bölgenin kontrolünü ele geçirmeye çalışmakla suçlamışlardır. 1976’da Afar (Etiyopya asıllı bir grup) ile İssa (Somali asıllılar) arasında çatışmalar oldu. 27 Haziran 1977’de kazanılan bağımsızlığa kadar bölgeye iki ülkeden göçler devam etti.

Çad (Chad).

Başkent: N›Djamena.

Nüfus: 5.467.000.

Yüzölçümü: 1.284.000 km2.

Komşuları: Kuzeyde Libya; Batıda Nijer, Nijerya, Kamerun; Güneyde Orta Afrika Cumhuriyeti; Doğuda Sudan.

Önemli Şehirleri: N›Djamena.

Din: %44 Hıristiyan, %33 Geleneksel İnançlar.

Dil: Fransızca ve Arapça (Resmi Dil) 100 kadar çeşitli diller.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Çad, Sahra Çölü oluşmadan önceki dönemlerde paleolitik ve neolitik kültürlerin yaşandığı yerdi. Fransa›nın 1900›lerde kontrolü ele geçirmesine kadar, bir dizi krallık ve Arap köle tacirleri Çad›a egemen oldu. Ülke 11 Ağustos 1960›ta bağımsız oldu. Bir çok ateşkes ve barış andlaşması yapılmasına rağmen, 1966›dan beri kuzey Müslümanları güneydeki Hristiyan hükümete ve Fransız birliklerine karşı savaşmaktadır. Libya yanlısı Çad hükümetinin isteği üzerine Aralık 1980›de Libya askeri birlikleri ülkeye girdi. Birlikler Kasım 1981›de geri çekildi. Hissene Habre liderliğindeki isyancı güçler, Haziran 1982›de başkenti ele geçirerek başkan Goukouni Oueddei›ye ülkeden kaçmak zorunda bıraktılar.

Fransa, 1983›te başkan Habre›ye Libya destekli isyancılarla mücadelesinde yardım etmeleri amacıyla 3000 asker gönderdi. Eylül 1984›te Fransa ve Libya birlikleri Çad›dan eş zamanlı olarak geri çekilmesinde anlaştılar, ancak Libya güçleri Çad güçlerinin onları son büyük kalelerinden de attığı Mart 1987 tarihine kadar kuzeyde kaldılar.

Aralık 1990›da, Habre Libya destekli bir isyancı grup olan Yurtsever Kurtuluş Hareketi tarafından devrildi.

3 Şubat 1994›te Uluslararası Adalet Divanı Libya›nın kendi sınırlarındaki mineral zengini Aazou Şeridi üzerindeki ülkesel hak iddiasını reddetti. Libya birlikleri Mayıs sonunda geri çekildi.

Çek Cumhuriyeti (Czech Republic).

Başkent: Prag.

Nüfus: 10.480.000.

Komşuları: Kuzey›de Polonya, Kuzey ve Batıda Almanya, Güneyde Avusturya, Doğuda ve Güneydoğuda Slovakya.

Önemli Şehirleri: Prag, Brno, Ostrava.

Din: %39.8 Ateist, %39.2 Katolik, %4.6 Protestan.

Dil: Çekçe.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih:yy›da Büyük Morovya İmparatorluğunun parçası olan Bohemya ve Morovya daha sonra Kutsal Roma İmparatorluğunun parçası oldu. Bohemya krallarının yönetiminde,yy.da Prag Orta Avrupa›nın kültür merkezi olmuştur. Bohemya ave Macaristan daha sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun idaresine geçti.

19


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) sIkI ağızlı, konuşmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (k).dili tokat, darbe; hedef, nişan alma nokta; isabet kaydeden atış; argo etki; nüfuz, slang piston; (f)., (k).dili tokat atmak, vurmak; colloq yama yapmak. clout nai I geniş başlı civi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(ABD).,(k.dili]. piknik,açık havada pişirilen yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD)., (argo). mesuliyetten kaçınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). A.B.D.'nde bulunan zehirli bir yılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erkek terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çorbaya konulan kızarmış küçük ekmek parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesilerek şekil verilmiş şey; siluet; (elek). cereyanı kesen cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dindar, sofu; samimi, ciddi. devoutly (z). imanla. devoutness (i). dindarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karartma, ışıkların kısmen veya tamamen söndürülmesi veya kamufle edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yağmur suyunu çatıdan yere akıtan oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içi oyulmuş kütükten yapılan kayık; yeraltı sığınağı; beysbol üzerinde oyuncuların oturduğu ustu kapalı sıra veya yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yolda, yolu üzerinde giderken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nükleer bir patlama sonucu meydana gelen radyoaktif zerrelerin atmosferde aşağı doğru inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., argo makbul, geçerli; bilgili; tatminkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). açıkça itaat etmemek, karşı koymak, muhalefet etmek; alay etmek, eğlenmek; hakaret etmek; küçümsemek, hor görmek; hürmetsizce davranmak; (i). alay; karşı koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bayt). sığıra mahsus bir çeşit bulaşıcı hastallk, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) gut hastalığı; damla, katre. gouty (s.) gut hastalığına tutulmuş. goutily (z.) gut hastalığına tutulmuş olarak. goutiness (i.) gut hastalığına tutulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oksijen yetersizliğinden meydana gelen ve bilhassa pilotlarda gorülen geçici körlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) duvarcı sıvası, sulu harç; bulgur lapası; (çoğ.) tortu, telve; (f.) tuğla veya taş aralarına sulu harç doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bedava dağıtılan yiyecek, sadaka; bildiri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo ev, mesken, sık gidilen yer .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). buralarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (polisten) saklanacak yer, yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). hideaway.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) her işe gelir; kaba ve dayanıklı (eşya); (i.), (den.) iki yelkenli hafif yat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) Rusya'da adam dövmek için kullanılan bir kamçı; (f.) bu kamçı ile cezalandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) plan, tertip; takım; (matb.) mizanpaj; argo ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her oturum bir başlangıç verisiyle (lead-in) başlar ve bitiş verisiyle (lead-out) sona erer. Lead-in, başlatılan oturumla ilgili bilgiler içerir. Lead-out, sürücüye artık başka veri olmadığını bildirir. Çoklu oturumlarda bir işaretler çok kez yazılır. Tüm lead-in ve lead-out verileri, sonlandırma (finalisation) işlemi sırasında birleştirilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kurtulma çaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokavt; sualtı çalışmalarında kullanılan ve altında denize açık bir çıkış yeri olan tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözetleme yeri; gözetleme; gözleme; bekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba adam, aptal veya maskara kimse; (slang) eşek. loutish s. soytarı gibi; kaba, hoyrat. loutishly z. hoyratça. loutishness i. kabalık, hoyratlık; eşeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da fil seyisi veya sürücüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilhassa Kuzey Afrika'da Allahın adamı sayılan derviş; derviş türbesi; derviş inzivagâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. samimiyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hatiplik taslamak; kelimeleri çiğneyerek konuşmak; geme alıştırmak(atı);nad. surat buruşturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız; ağız gibi şey; haliç, boğaz; surat buruşturma. mouth organ ağız mızıkası, armonika. a hard mouth geme itaat etmeyen ağız (at). down in the mouth cesareti kırılmış, karamsar, meyus. from mouth to mouth dilden dile, agızdan ağıza, live from hand

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.ağzı olan ağızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağızdolusu, ağzın alabildiği miktar, lokma; az miktar; k.dili telaffuzu güç kelime. say a mouthful argo isabetli bir şey söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağızlık; çalgının dudaklar arasına alınan kısmı; bir diğerinin hesabma söz söyleyen kimse, sözcü; argo suçlunun avukatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gargara, ağız yıkamak için kullanılan antiseptik bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı kalabalık, geveze, lafazan. mouthily z. gevezelikle. mouthiness i. gevezelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işlenmiş koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı açık kalmış (hayret veya saşkmllktan); açgözlü obur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, orangutan i. orangutan, zool. Simia atyrus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., argo şahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha ağır gelmek (tartı): geçmek, daha üstün gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bade, -bidden, -bidding) açık artırmada fiyatı artırmak, fazla fiyat vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. takma motorlu, dıştan motorlu. outboard motor takma motor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehirden veya limandan dışarı giden (tren veya gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feveran, patlama, patlak verme, isyan; baş gösterme, çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birdenbire patlayış, patlak verme; feveran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. toplumdan atılmış kimse; serseri kimse; s. mahrum bırakılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistanda kast dışı olan kimse, parya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstün olmak, üstün gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir arz tabakasının yeryüzüne çıkması; bu suretle çıkıp görünen kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haykırış, çığlık, bağırış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkasından daha çok bağırmak, bağırarak başkasının sesini bastırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçersiz kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstün gelmek, geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıda yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. i. dışarıya; dışarıda, açık havada; i. açık hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dıştaki; dışarıdaki; i. hedef merkezi çevresindeki dairenin dış kısmı.outer space yıldızlar ve gezegenler arasındaki boşlukç outermost s. en dıştaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birinin yüzüne yıldırıncaya kadar bakmak; karşı durmak, meydan okumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., beysbol, kriket iç sahanın dış tarafı veya orada oynayan oyuncular. outfielder i. dış saha oyuncusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ted, -ting) takım donatısı; gereçler; A.B.D., k.dili askeri birlik; bir zaman için ihtiyacı karşılayan giyecekler; f. donatmak, gereçlerini sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teçhizatçı; giyim eşyası satan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yandan geçip arkasına varmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., k.dili daha atik davranıp galip gelmek, kurnazlık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masraf, sarfedilen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-went, -gone) geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sempatik dost tavırlı; giden, çıkan; i. gidiş, çıkış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-grew, -grown) büyüdükçe giysileri küçük gelmek; zamanla bırakmak veya vaz gecmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir başka şeyden gelişerek büyüyen şey; fazlalık; doğal bir sonuç veya gelişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden tahmin edip galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayrı kulübede apteshane; çiftlikte asıl binadan ayrı ufak bina; çoğ. müştemilat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezinti. outing flannel fanila, fanilaya benzer pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuhaf, acayip; k.dili saçma, uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. -dan çok dayanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kanuna karşı gelen kimse; kanuni haklardan yoksun bırakılmış kimse, sürgün; f. yasaklamak; kanun dışı ilan etmek; kanuni haklardan yoksun bı- rakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanuna karşı gelme; kanun dışı kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masraf, giderler; harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dışarı çıkacak yer, kapı; yol, ağız, delik; elek fiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. outlet center

indirim merkezi

Mağazaların seri sonu mallarını ucuz olarak sattığı alışveriş yeri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. resim veya haritanın ana hatları; taslak; f. taslağını çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birinden fazla yaşamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görünüş, genel görünüş, manzara; seyredilen yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzakta bulunan, sınır dışındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. demode, modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en dışarıdaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sayıca fazla gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. dışarıda; i. dışarıda olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak, zor ulaşılan, sapa; acayip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayakta tedavi edilen hasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ileri karakol mevkii.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dökülme, taşma, akma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. randıman, verim; elektrik enerjisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zulüm; rezalet; namusa tecavüz; hakaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fena surette bozmak, kötü davranmak; sövüp saymak; tecavüzde bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok çirkin, pek fena; edebe aykırı; pek insafsız. outrageously z. fazlasıyle; taşkınca; rezilce. out rageousness i. rezalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. mübalağalı, abartmalı; acayip, garip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir arabanın yanı sıra giden atlı uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. avara demiri; patrisa mataforası; uskundra; dirsekli futa veya bunun ıskarmozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. sınırsız olarak, birden, yekten; bütün bütün, tamamen; dosdoğru; doğrudan dogruya; s. sınırsız; tam, bütün; devam eden; karşılıksız; düpedüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir arabanın önünde veya yanında koşan uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başkasını gölgede bırakmak, daha fazla parlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. vuruşta geçmek; dışarı uzamak; i. dışarı çıkan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z., edat dış taraf; dış görünüş; s. dış; azami, en fazla;z. dışarıda,dışarıya; edat dışında. at the outside k.dili azami, olsa olsa. outside of A.B.D., k.dili -dan başka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir grubun dışında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. çok büyük boy; s. büyük boyda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. varoş, civar, dış mahalleler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., k.dili daha akıllı olup galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözünü sakınmaz, doğru sözlü, samimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, göze çarpan; kalmış (borç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılmış, serilmiş, uzanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) yarışta geçmek; herhangi bir şeyde üstün çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. dış, harici; z. dışarıya doğru; görünüşte; i. dış, dış kısım; dıştaki alem; dış görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dıştan; dışa doğru; dıştan görünüşe göre, görünüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. dışarıya doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha fazla dayanmak; yıpranmak; tüketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha ağır gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha akıllı olup galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla eskimiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. bantla çerçevelenmiş camlı resim; bir binadaki bütün kilitleri açan anahtar ana anahtar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yayın tipinden bir çeşit balık, zool. Gadus luscus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. surat asmak, somurtmak; dudaklarını sarkıtmak; yüzünü ekşitmek; i. somurtma, surat asma, küs olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. somurtkan kimse; kursağını şişirme kabiliyeti olan bir güvercin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komputör ve başka makinalardan çıkan yazılı bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa cıvadralı yarış şalopası; yarış otomobiline benzer bir ceşit küçük araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sebzeli yahni; f. sebzeli yahni pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc, DAT ya da kompakt kasete beslenecek ses sinyalini seçer. Bu, başka bir kaynağın hoparlör ya da kulaklıklardan dinlenmesini sağlayan özel bir çıkıştır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşl taraf; karşı tarafa dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dolambaçlı, dolaşık; dolaylı; yeterli, geniş kapsamlı; çevreleyen; i. ceket; İng. atlıkarınca, dönme dolap; İng. tek yönlü yuvarlak kavşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rıhtım veya gemi işçisi; ufak tefek işlerle geçinen adam, yanaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bozgun; düzensiz kalabalık, halk yığını, ayaktakımı; huk. birkaç kişinin ayaklanma niyetiyle bir araya toplanarak huzuru bozması; f. bozguna uğratmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. burnu ile yeri eşmek (domuz); kökünden sokup çıkarmak. rout out eşelemek, kurcalamak, açığa çıkarmak; gizlendiği yerden çıkarmak, zorla çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yol, tarik, rota; f. belirli bir yolla göndermek. en route yolda. go the route sonuna kadar devam etmek. mail route posta yolu; postacının gittiği yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. freze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. şartların gerektirdiği alışılmış iş veya hareket yöntemi; iş programı; s. alışılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük ve üstü açık otomobil; üstü açık talika; küçük motorbot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. izci, gözcü, keşif kolu; casus (asker, gemi veya uçak); keşif, gözcülük; kriket açık saha oyuncusu; izci çocuk; f. keşif yapmak, keşfe çıkmak; dolaşıp keşfetmek. scout around arayıp taramak. scout plane keşif uçağı. boy scout erkek izci, girl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçümseyerek reddetmek, alay etmek. scout at küçümsemek, hakir görmek, alaya almak, istihza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izcibaşı, oymak beyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elden çıkarma, elde bulunanı satma; k.dili kapalı gişe; (argo) gizli bir anlaşma yoluyle ihanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). bağırmak, çağırmak; haykırmak, yaygara koparmak; (i). bağırma, feryat, çığlık, velvele. shout at bir kimsenin yüzüne karşı bağırmak; bağırarak konuşmak. shout down bağırarak bir kimsenin sesini bastırmak. shout out yüksek sesle bağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taraflardan birinin hiç sayı kaydetmediği top oyunu; lokavt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanın uzun burnu; böceklerde hortum; su borusunun ağızlığı; aşağ., (şaka) insan burnu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. sutaşı, suyolu, harç, işlemeli kenar şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz cüppesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z., f. güney, cenup, kıble yönü; güney memleketi; b.h. (the ile) A.B.D.'nin güneydoğu eyaletleri; s. güneysel, cenubi, güneyden gelen; z. güneye doğru; güneyde; f. güneye yönelmek, güney tarafına dönmek. south by east kıble kerte keşişleme. sout

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Afrika Cumhuriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Amerika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Çin Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Okyanusya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Pasifik Okyanusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Vietnam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Yemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. güney güneydoğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. güney güneybatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneye yönelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. güneydoğu, keşişleme; z. keşişlemeye doğru. southeasterly z., s. keşişlemeye doğru; keşişlemeden (esen). southeastern s. keşişleme yönünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. keşişleme rüzgârı veya fırtınası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. keşişleme yönünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güney fırtınası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. güneye doğru olan; z. kıble tarafından veya kıbleye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneysel, cenubi, güneyden gelen veya güneye ait. southern lights güney yarımkürede geceleri gökyüzünde görülen renkli ışıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güneyli; A.B.D.'nin güneydoğu eyaletlerinden olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en güneyde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara pelin, bot. Artemisia abrotanum; kafuriye, bot. Artemisia arborea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneye doğru mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güney bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., k.dili. solak oyuncu; s. solak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., İskoç. güneyli; b.h. Güneyli, İngiliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. güneye doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z. güneybatı, lodos yönü; s. lodosa doğru; lodostan esen; z. lodostan veya lodosa doğru. southwester i. şiddetli lodos rüzgârı; geniş kenarlı gemici şapkası. southwesterly s. lodostan veya lodosa doğru. southwestern s. lodos tarafında olan. sout

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney-batı Afrika, Namibia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) uyuşturucu madde tesirinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük ve biçimsiz ağız, yayvan ağız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fışkırtmak, kuvvetle dışarıya atmak; heyecanla okumak: fışkırmak, feveran etmek; k.dili. nutuk atar gibi konuşmak; İng., (argo) rehine koymak; i. içinden sıvı akan ağız veya uç, musluk, meme, emzik; fışkırma; kasırganın denizden kaldırdığı s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fışkıran petrol kuyusu; su fışkırtan balina; balina avlama gemisi; lugat paralayıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sürmek, filiz vermek; filiz sürdürmek; i. yeni sürmüş dal veya sürgün, filiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünlük ve kıymeti ile göze çarpan şey veya kimse; k.dili. eski görüşünü muhafaza edip umumun kararına iştirak etmemekte ısrar eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ing.) yulaf veya mısır lapası; kıpırdak kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kalın; kuvvetli, sağlam; iri, iman, enine boyuna; yiğit, cesur; i. iri yarı kimse; kuvvetli siyah bira, sert bira . stout'hearted s. cesur, yiğit, yürekli. stout'ly z. kuvvetle; cesaretle. stout'ness i. şişmanlık; cesaret, yüreklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. açık sözlü, çekinmesiz; gerçek, hakiki; sözünün eri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işçilerden aynı ücretle fazla iş talep etme; işçilerin maksatlı olarak işi yavaşlatmaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.ağzı geme alışmamış (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) o civarda, oralarda, o sularda. there or thereabouts orada veya o civarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünüp taşınılmış, tasarlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z. baştan başa, her yerinde, her hususta; z. baştan başa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., spor oyunda kısa ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili müşteri aramak, simsarlık etmek; oy toplamak; yarış taliminde atları gizlice gözetlemek; bahis tutan kimseye atlar hakkında önceden bilgi vermek; i. yarış taliminde atları gözetleyip bahisçilere önceden bilgi veren kimse; simsar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. derhal, hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alabalık, zool. Salmo. brook trout dere alabalığı, zool. Salmo fontinalis. lake trout göl alası, zool. Salvelinus namaycush, zool. Salmo lacustris. sea trout deniz alası, zool. Salmo trutta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabiliyet denemesi, deneme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlıkarınca; aksi yöne veya fikre dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katılanlar toplantı mevcudu; istasyonlarda yan hat; mahsul, ürün, verim; trafikte sapma; İng. grev; sapak; malzeme; at ve koşum takımları ile beraber araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV-out teknolojisi ile TV-out destekli telefonlarda telefonun ekranındaki görüntüleri projektör ve televizyon gibi aygıtlara aktarılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaba, inceliksiz; tuhaf; (eski) görülmemiş. uncouthly z. kabaca. uncouthness i. kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vermut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. işçi grevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solmuş, solgun, soluk; k.dili. çok yorgun, bitkin; batkın, müflis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sel basması ile meydana gelen çukur; sel sularının sürüklemesi;( argo) başarısızlık; yıkama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizden veya gölden kasırga kuvvetiyle hortum halinde yukarı çekilen su, deniz hortumu; oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) yepyeni, özgün, ileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i. nerelerde; i. olduğu yer veya semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., meteor. kutup bölgelerinde kar örtüsü ile bulutların birbirine karışmasından doğan beyazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z., i. -sız, -meyerek, -meden, -meksizin, hariç; dışında; z. dışarıda; i. dış. without fear korkusuz. without taxes vergiler hariç. without thinking düşünmeden, gayri ihtiyari. do without, go without -sız olmak; yetinmek. times without number def

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. idman, antreman; deneme çalışması; kabiliyet testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yııpranmış, aşımış, eskimiş; işi bitmiş, kullanılmaz hale gelmiş; bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ( çoğ. youths) delikanlı, genç adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gençlik; gençler. the flower of youth gençliğin baharı. youth hostel genç yuristler için ucuz otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. genç; dinç; gençliğe yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by