Ova ne demek? | Ova anlamı nedir? | Ova

Ova anlamı nedir?

Ova ne demek?

Ova anlamı nedir?

Ova | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F. «jîve» den). Hg senbolü ile gösterilen, 13,59 yoğunluğunda bir eleman. Cıva, eczacılıkta, aynacılıkta, termometre ve barometre yapımında kullanılır. Cıva gibi = Ele, avuca sığmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düz yer: Zümrüt gibi güzel ve münbit ovalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowland. meadow. plain. coomb. coombe. lowland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat. lowland. plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Ovum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grassy plain. savanna. champaign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ova are female gametes; eggs. Organic Vapor Analyzer, gives a preliminary indication of the presence of certain contaminants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fish Eggs. over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ovum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun bulma, onama, onaylama, tasvip, razı olma, resmi izin. on approval muhayyer olarak, beğenilmediği takdirde geri verilmek şartıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digitalis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beehive. hive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bee hive. beehive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslavakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage pail. slop pail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahtiyan gibi ince ve renkli deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kovalent bağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Çekoslovakyalı; (i). ,Çek dili; Çek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çekoslovakya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, hoşnutsuzluk, tasvip etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atomdan atoma elektron verme ile meydana gelen bağlantı; verilen elektron sayısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sefih, çapkın, malını zevk u safa ve sefahatte sarfeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligate. dissolute. rakish. gay. licentious. raffish. riotous. vagabond. wild. profligate. rake. rascal. chaser. gadabout. libertine. masher. rip. spark. sybarite. vagabond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rake. spendthrift. prodigal. gadabout. debauchee. libertine. generous. rich lover of a prostitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spendthrift. profligate. rake. womanizer. rakish. womanizing. a prostitute's rich lover. raffish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rakish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to spend money extravagantly. to become a womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkınlık, sefâhet, zevk, safa ve sefahet yolunda müsriflik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. extravagance. womanizing. squandermia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend money profligately. to chase women. to womanize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kımıldamaz, yerin den oynamaz, sabit; değışmez; kolay etkilenmez; huk. gayri menkul. immovably z. kımıldanmadan, değişmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. daha iyi olabilir, ıslah olunabilir. düzeltilmesi mümkün, yoluna girebilir. improvabil'ity, improv'ableness i. ıslah kabul eder oluş, düzeltilebilir oluş improv'ably z. ıslah edilebilir sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenilik çıkarmak, değişiklik yapmak. innova'tion i. yenilik; icat. in'novator i. yenilik çıkaran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. innovation

yenileşim

Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. innovative

yenileşimci

Değişen koşullara uyabilmek için toplumsal, kültürel ve yönetimsel ortamlarda yeni yöntemleri kullanmaya başlayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sabit; azlolunamaz, yerinden atılamaz. irremovably (z.) sabit bir şekilde; azlolunamaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yehova, Allah (Tanrının İbraniceden İngilizceye geçen bir ismi) Jehovah's Witnesses Yehova Şahitleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. İng.). Bin vatlık elektrik gücü birimi; kilovat saniyede bir kilojul iş meydana getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilowatt-hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bucket. pail. aquarius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bucket. pail. bad goalkeeper/team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bucket. pail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Kuyudan su çıkarmaya mahsus kap, Ar. delv: Demir, ağaç, meşin kova, kuyu kovası, kovayı indirmek, doldurmak.

2.Bahçe sulamaya veya su taşımaya vesair şeyler koymaya mahsus teneke veya çinkodan çeşitli şekillerde kap: Su kovası, süprüntü kovası.

3.Kuyu tulumbalarının pistonuna bitişik kapak.

4.mec. Hakaret sözü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kovalamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Arkasına düşmek, arkasından gidip tutmaya çabalamak, takip etmek: Haydutları hududa kadar kovaladılar; tazı, avı İnine kadar kovaladı.

2.Bir şeyin arkasına düşmek, elde etmeye çatışmak, aramak: Bir iş kovalıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. run after. pursue. give chase. drive. follow up. hunt. run out. tag. tag after. tag along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. pursue. to chase. to pursue. to run after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chase. to try to catch or get. to pursue. make after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz çeşidinden bir cins hasır otu, tüylü saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Arı yuvası, arıların içinde bal yaptıkları yuva.

2.Fişeklerin mahafazası İçin barut ve kurşun İle dolu bakır veya teneke zıvana: Fişek kovanı. Kocanotu =» Yüksük otu. Kovançlçeğl = Arı üşen, oğulotu çeşidi, mec. Arı kovanı mec. = Çok kalabalık yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Arkasına düşen, takip eden. Yelkovan =

1.Rüzgâra göre dönen şey kl, rüzgârın semtini göstermek İçin yüksek yerlere konulur.

2.Ocağın veya soba borusunun tepesine konup rüzgârın takip ettiği tarafa doğru dönerek tütmeye engel olan başlık.

3.Saatin Ikl İbresinden, dakikaları gösteren uzunu (diğerine «akrep» denir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expulsive. beehive. hive. case. shell. barrel. snout. socket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beehive. hive. cartridge case. shell case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hive. beehive. cartridge case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevilir, sevimli, cana yakın, hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i selam otu, yaban kerevizi, bot. Levisticum officinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moldova. moldovan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in eastern Europe; formerly a European soviet but achieved independence in 1991.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a landlocked republic in eastern Europe; formerly a European soviet but achieved independence in 1991.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Avrupa’da, Romanya’nın kuzeydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 47 00 Kuzey enlemi, 29 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Doğu Avrupa.

Yüzölçümü: 33,843 km².

Sınırları: toplam: 1,389 km.

sınır komşuları: Romanya 450 km, Ukrayna 939 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Sert olmayan kışlar, sıcak yazlar.

Arazi yapısı: İnişli çıkışlı stepler, Karadeniz’in güneyinde aşamalı yokuşlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Nistru (Dnister) Nehri 2 m.

en yüksek noktası: Dealul Balanesti 430 m.

Doğal kaynakları: Linyit, fosfatlar, alçıtaşı, işlenebilir toprak.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %54.52.

daimi ekinler: %8.81.

Diğer: %36.67 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,000 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Toprak kaymaları.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,466,706 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.28 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.23 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 38.38 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.65 yıl.

Erkeklerde: 61.61 yıl.

Kadınlarda: 69.88 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.85 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5,500 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 300 den az (2001 verileri).

Ulus: Moldovalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Moldovalı/Romen %78.2, Ukraynalı %8.4, Rus %5.8, Gagauz %4.4, Bulgar %1.9, diğer %1.3 (2004 verileri).

Din: Doğu Ortodoksları %98, Museviler %1.5, Baptistler %0.5 (2000).

Diller: Moldovaca (resmi), Rusça, Gagauzca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.1.

erkekler: %99.6.

kadınlar: %98.7 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Moldova Cumhuriyeti.

kısa şekli : Moldova.

Yerel tam adı: Republica Moldova.

eski: Moldavia Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Kişinev.

Bağımsızlık günü: 27 Ağustos 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ağustos (1991).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu),Intelsat, Inter


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moldovan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ham şeker, şeker kamışından alınan nemli esmer şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Eski Asurlular’ın merkezi olan şehir ki, harabeleri Musul’un karşısındadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nova.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A new star, usually appearing suddenly, shining for a brief period, and then sinking into obscurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Such appearances are supposed to result from cosmic collisions, as of a dark star with interstellar nebulosities. a star that ejects some of its material in the form of a cloud and become more luminous in the process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nova.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star that abruptly increases in brightness by a factor of a million A nova is caused in a binary star system where hydrogen-rich material is transferred to the surface of a white dwarf until sufficient material and temperatures exist to kindle explosive

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star that flares up to several times its original brightness for some time before returning to its original state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star which suddenly becomes many times brighter than previously, and then gradually fades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star that explodes, temporarily increasing its brightness 100000 or more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star which, from natural causes, experiences a sudden increase in brightness Stars experiencing an explosive increase are called supernovas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An existing star which suddenly increases its brightness by more than 10 magnitudes and then slowly fades O.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star which suddenly flares up to many times its original brightness before fading again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An explosion on the surface of a binary star because of a chain reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star that suddenly and temporarily brightens, thought to be due to new material being deposited on the surface of a white dwarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of suddenly brightening star resulting from explosive brightening when gas is dumped from one member of a binary star pair onto the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Star that suddenly erupts into an object of great brilliance, surpassing the Sun's luminosity by a factor of hundreds of thousands to millions of times and then fading more slowly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A faint star that suddenly becomes bright, becoming visible from where no star had been seen before Only two or three novae are discovered each year Most novae are binary stars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (astr.) birden parlayan yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) obovat, ters yumurtamsı (yaprak), geniş ucu yukarıya doğru olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yumurta biçiminde, söbe, beyzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egg shaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elliptical. oval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to eggs; done in the egg, or inception; as, oval conceptions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having the figure of an egg; oblong and curvilinear, with one end broader than the other, or with both ends of about the same breadth; in popular usage, elliptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Broadly elliptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A body or figure in the shape of an egg, or popularly, of an ellipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oval. elliptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a closed plane curve resulting from the intersection of a circular cone and a plane cutting completely through it; 'the sums of the distances from the foci to any point on an ellipse is constant'. rounded like an egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Broadly elliptical. broadly elliptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Broadly elliptical but with rounded ends; similar to oblong, but not as long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The American-style stock car type of racing, where cars compete on oval tracks of different shapes and are tuned to only go straight or left Other types of vehicles not covered in this glossary also compete on ovals, including sprint cars, midgets, motorc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Some forms of karting take place on oval tracks These may be dirt ovals or asphalt ovals An oval may be either banked or flat See speedway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Window [with Anatomists] one of the holes in the hollow of the ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Twice as long as broad, widest at the middle, both ends rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Egg-shaped; ellipsoidal or elliptical. represents the Ether with the colours Black or Indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This shape is self explanatory. palmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The shape that describes a bottle that has an elliptical cross-section perpendicular to the major axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coaster layout that traces an oval shape This is very common with Junior Coasters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egg-shaped , oval , ovally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yumurta biçimindeki, beyzi; i. yumurta. biçiminde şey. ovally z. yumurta şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El ile ovup ufaltmak: Tarhanayı, nişastayı ovalamak. Bağı ovalamak = Kütükleri ovup kabuklarını düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. scrub. to break up small. crumble. to rub. to scrub. to break sth up. to crumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break up. to crumble sth with one's fingers. to message. to knead. rub. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crumbled. to be messaged. to be kneaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crumbled. to be messaged. to be kneaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb crumble sth. to have sb knead or message sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb crumble sth. to have sb knead or message sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ovalardan ibaret (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which contains grassy plains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which contains grassy plains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat., zool. yumurtalık; bot. yumurtalık, ovar. ovarian s. yumurtalığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. yumurta şeklindeki (yaprak), yumurtamsı, ovat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. coşkunca alkış; eski Romalılann ikinci derecede bir zafer için yaptıklan geçit töreni veya zafer alayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. prova). Deneme, tecrübe. Elbiseyi prova etmek = İğreti dikilmiş elbiseyi giyip nasıl geleceğini denemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitting. trial. proof. dry-run. try-on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. rehearsal. proof. revise. fitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test. testing. rehearsal. fitting. proof. bow. head. trail. try. proof sheet. tryout. road test. try on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fit. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıtlanabilir, ispatı mümkün, ispat edilebilir. provably z. ispatlanacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzaklaştırılabilir, kaldırılır, azlolunur. removabil'ity, removableness i. uzaklaştırılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaldırılma, kaldırma, yerini değiştirme, nakil; yol verme, işinden çıkarma; ihraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenileştirmek, tazelemek, tazeleştirmek. renova'tion i. yenileme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return match. revenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. return draft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.

Böylece güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.

Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.

Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi, hatta sağa doğru dönüşler ‘saat yönüne dönüş’ diye adlandırılır oldu.

Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i semaver.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Slavca). Kuzey Slavları’ndan Katolik, Slovakça konuşan bir kavim. Çekler’in en yakın akrabasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Slavic language spoken in Slovakia a native or inhabitant of Slovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a native or inhabitant of Slovakia. the Slavic language spoken in Slovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Slovakyalı, Slovak; Slovak dili. Slovakia i. Slovakya. Slovakian s., i. Slovakyalı; i. Slovakça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Slovak language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slovakia. slovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Polonya’nın güneyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 48 40 Kuzey enlemi, 19 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 48,845 km².

Sınırları: toplam: 1,355 km.

sınır komşuları: Avusturya 91 km, Çek Cumhuriyeti 215 km, Macaristan 515 km, Polonya 444 km, Ukrayna 90 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Orta kısımlar ve kuzeyde dağlar, güneyde alçak araziler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Bodrok Nehri 94 m.

en yüksek noktası: Gerlachovsky Stit 2,655 m.

Doğal kaynakları: Kömür ve linyit, demir, bakır, manganez, tuz, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %31.

daimi ekinler: %3.

Otlaklar: %17.

Ormanlık arazi: %41.

Diğer: %8 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 800 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 5,414,937 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.13 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0.53 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.97 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.97 yıl.

Erkeklerde: 69.95 yıl.

Kadınlarda: 78.2 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.25 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 400 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Slovak.

Nüfusun etnik dağılımı: Slovak %85.7, Macar %10.6, Roma %1.6, Çek, Ukraynalı %0.6, Alman %0.1, Polonyalı %0.1, diğer %0.2 (1996).

Din: Roma Katolikleri %60.3, ateist %9.7, Protestan %8.4, Ortodoks %4.1, diğer %17.5.

Diller: Slovak (resmi), Macar.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Slovak Cumhuriyeti.

kısa şekli : Slovakya.

Yerel tam adı: Slovenska Republika.

yerel kısa şekli: Slovensko.

Yönetim biçimi: Parlamenter demokrasi.

Başkent: Bratislava.

İdari bölümler: 8 bölge; Banskobystricky, Bratislavsky, Kosicky, Nitriansky, Presovsky, Trenciansky, Trnavsky, Zilinsky.

Bağımsızlık günü: 1 Ocak 1993.

Milli bayram: Anayasa Günü, 1 Eylül (1992).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: Avustralya Grubu, BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kız


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ressamların, üzerinde resim yaptığı sehpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Şövale üzerinde yapılan ve taşınabilir boyuttaki küçük yağlı boya resim. 17. yy.da burjuvazinin gelişimi sonucunda yaygınlaşmış ve resmin evlere girmesine olanak vermiştir

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Avrupa’da esâletin ilk basamağında olan asılzâde. Şövalye yüzüğü = Taşı kalın ve köşeli bir çeşit yüzük.

2.mec. Yiğit, kahraman, süvari.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knight. chevalier. paladin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knight. chevalier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chevalier. knight. cavalier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knighthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chivalry. knighthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Köprücük kemiği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Ru. yoldaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Saatin iki ibresinin büyüğü.

2.Türlü biçimlerde hafif levha (dik bir eksene geçirilerek rüzgârın istikametini göstermeye yarar).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand. minute hand. weathercock. minute hand of a watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vane. minute hand. weatercock. weather vane. watchand. clockhand. hip. dog vane. index hand. flier. flyer. wind-up vane. anemoscope. wind vane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by