Owe ne demek? | Owe anlamı nedir? | Owe

Owe anlamı nedir?

Owe ne demek?

Owe anlamı nedir?

Owe | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

f. borcu olmak, borçlu olmak; bir hissin etkisi altında olmak; minnettarı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çançiçeği, bot. Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üfleyici şey veya kimse; havalandırma tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bağırsak; gen. çoğç iç kısımlar; f. bağırsaklarını çıkarmak. bowel movement dışkı çıkarma; dışkıç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafına kameriye yapmak; ihata etmek, kuşatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iç Euchre'' denilen iskambil oyununda bacak;(şiir) bahçe köşkü, kameriye, kulübe; den. pruvada iki lenger çapadan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. çiftlik; sayfiye evi. the Bowery New York şehrinde bulunan, eskiden adi eğlence yerleri ve otellerle dolu olan uzun ve geniş bir cadde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mum (ışık öIçü birimi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnabahar, karnabit, (bot). Brassica oleracea botrytis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

harp gemilerinde kumanda kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peygamber çiçeği, (bot). Centaurea cyanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çömelmek, korkudan yere çökmek, korkup çekilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kızlığını bozmak, bikrini izale etmek; çiçeğinden mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ed, led, ing, ling) bağırsaklarını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tahta çivi, ince yuvarlak tahta; (f). tahta çivi ile tutturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (huk). dul kadına hayatı boyunca kocasının gayri menkullerinden tahsis olunan irat; drahoma, çeyiz parası, ağırlık, başlık; kabiliyet, istidat, vergi; (f) . çeyiz veya ağırlık vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağaçlık veya kameriye gibi gölgeli bir yere koymak, muhafaza etmek gizlemek, gölgelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yetki vermek, salâhiyet tanımak; izin vermek, müsaade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çörek otu, (bot). Nigella sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çiçek; çiçek açan bitki; süs, süsleme, tezyinat; seçkin veya güzide şey, olgunlaşmış veya kemale ermiş şey; (kim)., (çoğ). buhardan toz haline gelmiş olan madde; (f). çiçeklenmek, çiçek vermek, çiçek açmak; açılıp gelişmek, olgunlaşmak, ke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek açan bitki, belirli zamanlarda çiçek veren bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). süslü gösterişli, tumturaklı: çiçeklere ait, çiçekli, çiçeği çok. floweriness (i). gösteriş, tumturak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (k).dili hayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şebboy; kırmızı şebboy, bot. Matthiola incana; bir çeşit parlak koyu kırmızı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dik dik bakmak, öfke ile bakmak; i. öfkeli bakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yetiştirici, üretici .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) 31 Ekim akşamı, çocukların türlü kıyafetlere girerek eğlenceler tertip ettikleri hortlak gecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözleri çukura kaçmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. beygirgücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. mamafih, bununla beraber, ama, fakat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. indirmek; azaltmak, eksiltmek, tenzil etmek; zayıflatmak; alçaltmak, rezil etmek; müz. pesleştirmek; inmek, azalmak, eksilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. daha aşağı; daha alçak. lower case minüskül, küçük harf. lower chamber halk meclisi, avam kamarası. lower class alt tabaka. lower criticism metnin aslını araştıran eleştiri. lower court huk. bidayet mahkemesi, alt mahkeme. lower deck ikinci

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. surat asmak, somurtmak; karartmak (bulut); i. asık surat, kaşlarını çatarak bakma. lowering s. somurtkan; kararmış (gök).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan kuvveti; işçi sayısı, personel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden düşman akınlarına karşı deniz kıyısında inşa edilen yuvarlak kule seklinde kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir tur alıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1620 tarihinde ingiltere'den Amerika'ya meşhur bir göçmen kafilesini götüren geminin ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hiç bir işi beceremeyen (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) noel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zararsız hale getirmek; cebir ve kuvvetle yenmek; çok tesir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkıcı, kahredici; çok kuvvetli (sebep, koku, his).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerinde yükselmek, daha yüksek olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüzgâr çiçeği, bot. Anemone pulsatilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Picture Power, akıllı resim ve kontrast geliştirme teknolojilerini içermektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetenek, kabiliyet; iktidar, kuvvet, kudret, güç; hüküm; etki, tesir, hakimiyet, nüfuz, yetki, salâhiyet; fiz. erk, erke; devlet, hükümet; huk. bir başkası adına herhangi bir işi yapma yetkisi, vekâlet, ve kâletname; melaike; mat. üs, bir sayının k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, kudretli; yetki veya nüfuzu olan; keskin, sert etkili, tesirli; k.dili çok miktarda. powerfully z. kudretle, kuvvetle. powerfulness i. kudretlilik, kuvvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik santralı; (argo) olağanüstü enerjiye sahip kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetsiz, kudretsiz, elinden hiç bir şey gelmeyen. powerlessly z. kuvvetsizce, eli kolu bağlı olarak. powerlessness i. kuvvetsizlik, eli kolu bağlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yiğitlik, cesaret; cesaret isteyen iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) konfeksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mahmuz; f. mahmuzlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci defa biten ot; ikinci mahsul; netice, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aspur, yalancı safran, papaganyemi, bot. Carthamus tincoıtorius; bu çiçeklerin tohumundan yapılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sağanak, sağanağa benzer herhangi bir şey; duş; bol verilen şey; (A.B.D). geline veya bebeğe hediyelerin verildiği parti; (f). yağdırmak, sağanak halinde yağdırmak veya yağmak. shower bath duş. heavy shower sağanak. Iight (slight) shower ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. shower screen

duş kabini

Duş veya banyo küvetinin etrafına takılan, suyun dışarıya sıçramasını önleyen, buharın içeride kalmasını sağlayan, alüminyum veya plastikten yapılmış çerçevelerine cam, mika vb. plastik malzeme yerleştirilmiş, ön panelleri bir ray üzerinde hareket edebilen bir tür kabin, banyo kabini.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayçiçeği, gün çiçeği, günebakan, bot. Helianthus annuus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper devlet; geniş kapsamlı elektrik şebekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşekli yıldırımlı fırtına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havlu, silecek, peşkir; f. havlu ile kurulamak veya kurulanmak. Turkish towel kaliteli havlu. towel(l)ing i. havluluk bez throw in the towel; k.dili pes demek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kule, burç: kale, hisar; f. başkalarından yüksek olmak; dikine havalanmak (kuş). tower over bir diğerinden daha yüksek olmak. a tower of strength insana manevi kuvvet veren kimse. the Tower Londra'nın eski kalesi. water tower yüksek su deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek, kule gibi; çok şiddetli, şiddeti artan towering rage dehşetli öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mala, sürgü; fidanları sökmeye veya dikmeye mahsus el küreği; f. mala ile sıvamak, malalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilmemiş, baş eğmemiş, boyun eğmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdis olunmamış, kutsal olmayan; kutsalllğı bozulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orman asması, bot. Clematis virginiana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sesli harf; s. sesli harf kabilinden. vowel harmony ses uyumu. vowel point hareke, Arapça veya İbranice hareke veya nokta. close vowel dilb. dar sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. harekelerini koymak, noktalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçe şebboyu, bot. Matthiole; sarı şebboy, bot. Cheiranthus cheiri; k.dili. partide dans edecek kimsesi olmadığı için duvara yakın kalan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nöbetçi kulesi, bekçi kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kır çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manisa lâlesi, dağ lalesi, anemon, bot. Anemone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yünü için koyun besleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by