Own ne demek? | Own anlamı nedir? | Own

Own anlamı nedir?

Own ne demek?

Own anlamı nedir?

Own | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine değgin, özel, kendinin, kendi; öz. Ann's own book Ann'in kendi kitabı. be one's own man başına buyruk olmak. come into one's own kendi malına sahip olmak; layık olduğu mevkie erişmek. hold one's own yerini korumak on one's own kendi hesab

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. malik olmak, sahip olmak; tanımak, kabul etmek, doğrulamak, itiraf etmek; teslim etmek. own up k.dili tam ve doğru olarak itiraf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

2:2 Pulldown diğer Pulldown düzenlerinden farklıdır; çünkü herhangi bir kareyi kopyalamaz. Bunun yerine, video şifre çözücüsüne videoyu tek bir Aşamalı Kare olarak değil, iki birbirine geçmiş alan olarak görüntülemesini söyler. PAL ya da SECAM video standartlarının kullanıldığı ülkelerde, televizyon için çekilen bir saniyede 25 kare olarak çekilir. PAL video standardı saniyede 25 kare görüntüler; böylece filmden videoya aktarım basittir; her film karesi için bir video karesi çekilir. Saniyede 30 kare kullanılarak çekilen program ve filmleri, 60 Hz tarama hızına sahip NTSC videoya aktarmak için 2:2 Pulldown özelliği de kullanılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cayma; (fig). yelkenleri indirme; tam teslimiyet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişmiş; soluğu kesilmiş, nefes nefese olan; içine sürfe bırakılmış; üflemek suretiyle meydana getirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bozulma, durma (makina); asap bozulması, çökme; teferruatlı hesap; analiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kahve rengi; s. kahverengi, kahve renkli, esmer derili; güneşten yanmış; Malezya ırkına mensup; f. karartmak, kararmak; esmerletmek, esmerleşmek; kızartmak. brown bread siyah ekmek. brown paper kahverengi veya diğer koyu renk bir ambalaj kâğıdı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halk masallarında gizlice ev iş1erine yardımcı olan iyi huylu bir peri; A.B.D. fındıklı ve çikolatalı bir çeşit kek. Brownie 7-9 yaş1arı arasında kız izci; bir çeşit ucuz fotoğraf makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmi karartma, voltaj duşüklüğü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kahverengi kumtaşı: bu taştan yapılmış ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin dışındaki büyük şehirlerde Çinlilerin oturduğu semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). soytarı palyaço; köylü; kaba adam; (f). soytarılık etmek. clownish (s). budala; kaba. clownishness (i).soytarılık; kabalık; budalalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal kırıklığı, düşüş, sukut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geriye doğru sayma; hazırlık devresi (bilhassa roket ve atom bombası denemelerinde kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,( ABD)., (k.dili). sıkı tedbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). şehri bir uçtan diğer uca geçen; şehri enine geçen; (z). şehri bir uçtan diğer uca geçerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taç; hükümdarlık; hükümdar; taça benzer şey; şeref ve itibar veren şey; tepe, baş; başlık; beş şilin kıymetinde eski bir ingiliz parası; kron, Çekoslovakya ve Danimarka para birimi; (bot). tohum fidanında sapın kök ile birleştiği nokta; (bot). bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f taç aiydirmek; başlık koymak, tamamlamak, ikmal etmek; süslemek, tezyin etmek; (dama oyununda) dama yapmak; dişe kron takmak; kdili başa vurmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). reddetmek, inkâr etmek, tanımamak, kabul etmemek, sahip çıkmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ince kuş tüyü, yonda; ince tüy, ayva tüyü, hav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aşağı indirmek, alaşağı etmek, yere yıkmak, devirmek, düşürmek; (k.dili). yenmek (sporda); bir yudumda içmek, slang mideye indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). aşağı, aşağıya; güneye doğru; tiyatro sahneye doğru, ileride. down and out hayatta yenilgiye uğramış, bezgin, bitkin. down at the heels perişan bir halde. down at the mouth, down in the dumps üzüntülü, hayal kırıklığına uğramış, meyus, cesareti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşağıya yönelen; (k.dili). üzgün, argın. be down on kızgın olmak, karşı olmak, garez bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş; talihin ters dönmesi. ups and downs hayattaki iniş çıkışlar, iyi ve kötü günler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(A.B.D). New England; Maine eyaleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(k.dili). Avustralya, Yeni Zelanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (müz). öIçünün birinci vuruşu; (s). kötümser, bedbin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aşağıya yönelmiş; üzgün, kederli; (i). aşağıya yönelme; maden ocağına hava veren boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (argo). müsekkin, yatıştırıcı maddeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşüş, yıkılış, sükut, gerileme, çökme, inkıraz; yağmur boşanması. downfallen (s). düşmüş, yıkılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyus, kederli, morali bozuk, maneviyatı kırılmış, mahzun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). yokuş aşağı, aşağıya; (s). inişli, meyilli. go downhill düşüş göstermek, bozulmak (başarı, sıhhat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İngiliz Başvekili 'nin ikamet ettiği sokak; (k.dili). ingiliz hükümeti. down payment taksitle alışverişte peşin ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şiddetli yağmur, sağanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). tamam; kesin, kati; çok; (z). tamamen, büsbütün; doğrudan doğruya, açıkça, dobra dobra, sözunu esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney ingiltere'de yüksek meralar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yağmur suyunu çatıdan yere akıtan oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sahnenin onu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). aşağı kata, aşağı katta, aşağıya, aşağıda; (s). aşağıda olan; (i). aşağı kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıntı yonünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıkma, devirme, yıkılma, devrilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). makul, gerçekçi; uygulanabilir, gerçekleştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (z)., (s). şehrin merkezi, çarşının bulunduğu taraf; (z). çarşı istikametinde, çarşı tarafında; (s). şehrin merkezinde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(den)., (s). ayaklar altında çiğnenmiş; mazlum, haksızlığa uğramış, mağdur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). aşağı doğru; (s). geçmişe ait, maziden intikal eden, kendinden önce gelenlerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). rüzgâr yönu ne, rüzgârla birlikte; (s). rüzgâr yönünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s ince tuylu, havlı; tuy gibi yumuşak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suda boğulmak; suda boğmak; su altında bırakmak, batırmak; bastırmak (keder, üzüntü); out ile gürültü ederek bir sesin işitilmesine engel olmak. drowned in sleep ağır uykuya dalmış. drowned in tears iki gözü iki çeşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). fly.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sinek yumurtası ile dolu; bozuk, kötü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kaşlarını çatmak; hiddetle bakmak; (i). kaş çatma, hiddetli bakış. frown on uygun görmemek; menetmek. frowningly (z). kaşlarını çatarak, memnun olmadığını belirterek; hiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (uzakdoğuda) ambar. godroon (bak.) gadroon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kadın elbisesi, özellikle gecelik; robdosambr; avukat veya profesör cüppesi, resmi elbise, biniş; (f.) elbise giydirmek. town and gown şehir halkı ve üniversite cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) binişli kimse (avukat, hakim, profesör, hoca, papaz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) grow; (s.) yetişmiş, yetişkin, büyümüş grownup (s.) büyümüş. grownup (i.) yetişkin kimse. grownups (i.) yetişkinler .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (k.dili) kullanılmış, elden düşme; (i.) kullanılmış elbise veya eşya .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tumturaklı (söz); mağrur, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(A.B.D).,(k).dili halkoyunları gecesi, folklor programı; halk müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine batmış. ingrown nail etin içine gömülerek büyüyen ayak tırnağı, batan tırnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yere serici (darbe), mat edici; portatif, taşınmak için sökülür kurulur (eşya); (i.) yere serme; portatif eşya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) know.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cahil kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) emlâk ve arazi sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipek ile yün karışımı dokunmuş bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayal kırıklığı; azalma; kuvvet veya enerjinin azalması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili alçak, ahlaksız; alçakça yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili hakikat, bir işin içyüzü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık yakalı (elbise), dekolte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehir merkezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yosun kaplı; eskimiş, modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni biçilmiş (çim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gecelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. abartmalı, şişirilmiş; tazeliğini kaybetmiş (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahip mal sahibi. ownership i. mülkiyet, sahiplik. owneroccupied s. ing sahibinin oturduğu (ev, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mor çiçekli bir süs ağacı, bot. Paulownia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo birisini susturucu veya bastırıcı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şöhret, ün, nam, şan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşhur, şöhretli, namlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. köhne, harap; yorgun, hastalıklı, zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özet, hulasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) yer yatağı; ABD, argo haraca bağlama; (s.) alıştırma amacıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gecekondu bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemi sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambilde eldeki bütün kâğıtları açma; kati bir sonuca varan planların açığa çıkarılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). show.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fabrikada işi tatil etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oturma grevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavaşlama (bilhassa işçi işveren münasebetlerinde işi mahsustan yavaşlatma).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzay gemisinin denize inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. azaltan; i. azalma, düşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş batması, gurup, akşam; geniş kenarlı kadın şapkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. serseri kimse; Avustralya'da dilenci serseri; (argo) çok sıkı disiplinli gemi süvarisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sokulur takılır, portatif; i. portatif alet; (A.B.D.), k.dili. gururunu kırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan futbolunda gol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasaba; şehir; şehir halkı; şehrin iş merkezi. town and gown tüccarlar ile üniversite. town clerk kasaba sicil memuru. town council belediye meclisi. town crier şehir tellâlı. town hall belediye binası. town house şehirdeki ev; İng. belediye dair

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasaba ile yöresi ve bağlantıları, kaza, ilçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sehirli, hemşeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehir halkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılacak gibi, yıkılmak üzere, yarı yıkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devrik (yaka).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (to ile) fark edilmeden; habersizce. do something unbeknown to someone bir işi başka birinin haberi olmadan yapmak. Unbeknownst to us, they had already bought the house. Bizim haberimiz olmadan evi almışlar bile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taçtan mahrum etmek, tahttan indirmek. uncrowned s. taç giymemiş; resmi sıfatı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bilinmeyen, meçhul, yabancı; i. meçhul kimse, yabancı. Unknown Soldier Meçhul Asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dalgalı, alçalıp yükselen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z .tepetaklak olmuş; altüst; z. tepetaklak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. şehir merkezinin dışında; s. şehir merkezinin dışındaki; i. şehir merkezinin dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşhur, ünlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgâr ile savrulmuş; rüzgâr etkisiyle meyilli büyumüş (ağaç); kakül şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by