Oy Pusulası ne demek? | Oy Pusulası anlamı nedir? | Oy Pusulası

Oy Pusulası anlamı nedir?

Oy Pusulası ne demek?

Oy Pusulası anlamı nedir?

Oy Pusulası | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot. ballot paper. voting paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot. ballot paper. voting paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz.Abuşga.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open ballot. open vote. to open vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Hey ! Hu ! Yahu ! Ship ahoy I Hey gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). maden alaşımı, halita, alaşım; maden alaşımından olan adi maden; değerli bir şeyin kıymetini azaltan unsur; (f). kıymetli madene kıymetsiz maden karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sayılan soydan gelen

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geri tutmak, geciktirmek: Beni yoldan alakoydu.

2.Saklamak: Bunu sizin için alakoydum. (bk.) Bir de: alıkoymak ve alıkomak.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Moğ.) (Kadın İsmi) 1.Altın geyik. 2.Ünlü Moğol destanının kutsal sayılan kadın kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

1. Bir müddet için bir yerde tutmak: Beni yatıya alıkoydular.

2.Bir kimsenin yapmakta olduğu veya yapmak istediği işe engel olmak: Adamcağızı yolundan alıkoydular.

3.Bir maksatla ayırıp bir kenarda tutmak: Bu defteri arkadaşım için alıkoydum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detainment. detention. keeping back. retaining. retention. withholding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detain. keep from. keep. hold up. hold. delay. withhold. restrain. retain. check. constrain. deforce. disable. hinder. incapacitate. intercept. keep in. preclude. retard. stay. stick. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debar. detain. deter. stop. to keep. to keep back. to detain. to delay. to hinder. to stop. to prevent. to deter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold in for a while. to detain. to keep from doing sth. to set aside. delay. hold. hold back. intern. keep. retain. stay. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpkan). Yiğit ve cesur soya mensub.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Musikide oya çeşitlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aniline dyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tâciz etmek, usandırmak, sıkmak, başını ağrıtmak, canını sıkmak; kızdırmak. annoyance (i). sıkıntı, üzüntü, rahatsızlık. annoying (s). sinirlendirici, can sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arısan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuru vadi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar boyamakta kullanılan kırmızı veya sarı toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undercoat. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Eski, köklü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Başöz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out size. unusual size. outsize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. otellerde oda hizmetçisi çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bengi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berksan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same height.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. iyi yolculuklar, yolunuz açık olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uzunluk, Ar. tûl: Boyunu, enini ölçmek, bu arsa ensiz ise de boyu çoktur.

2.Yükseklik, Ar. irtifa: Ağacın boyu.

3.Bedenin uzunluğu ve yüksekliği, Osm. kad, kamet: Boyu uzun, boyu kısa adam, adam boyu.

4.Tam ve münasip kamet, kadd-i mevzûn: Bir kadında boy olmazsa güzelliği de görünmez.

5.Hacim, büyüklük derecesi: Sattığı sandıklar birkaç boydur.

6.Bir aşiretin bölündüğü oymakların beheri: Boy beyi. Boy atmak = (Çocuk) uzamak, boy hasıl etmek. Boy almak = Tam boyunu bulmak, lüzumu derecede uzamak.

2.Boyun ölçüsünü almak, bode uzamak. Boyu uzun =

1.Uzun, Ar. tavil, medîd: Boyu uzun günler.

2.Uzak, bait: Boyu uzun yer. Boyunun ölçüsünü almak = Had ve değerini anlamak. Boyla beraber = Adam boyu uzunluğunda. Boy bos = Kad ve kamet, Fars. mevzûn endâm, Fars. yâl ü bâl: Boyu bosu yerinde. Boy boy = Çeşitli uzunlukta: Boy boy ağaçlar. Bir karış boy = Pek kısa boy. Boyca =

1.Uzunluk cihetinden, tûlen: Tarlayı boyunca ölçmek.

2.Boyla beraber, endam uzunluğunda: Boyunca bir kürk giymiş. Boyca evlâdı yetişmiş, boyunu almış. Boyunca kalıbını basmak = Kuvvetle taahhüt etmek, kabullenmek. Boy çekmek = (çocuk) Uzamak, boylanmak, boy peyda etmek. Boy sürmek = Uzamak, boylanmak. Boy göstermek = Değerini ortaya koymak. Boyuna = Boyunca, Ar. tûlen: Arsayı boyuna ölçmek, yolun boyuna ağaç dikmek. Boy vermek = (nehir) Adam boyu derinliğinde olmak. Adam boyu = Orta boyda bir insanın boy ölçüsü: Bir iki adam boyunda bir ağaç, bir buçuk adam boyunda su vardır. Aşağı, alçak boy = Ar. kasîr-ül-kame. Orta boy = Ar. mutavassıtül-kame. Uzun boy = Ar. tavîl-ül-kame.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Uzun ayaklı bir cins zehirli örümcek, retila (buna böğelen denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clan. extent. figure. length. size. stature. tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A male child, from birth to the age of puberty; a lad; hence, a son.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To act as a boy; in allusion to the former practice of boys acting women's parts on the stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In various countries, a male servant, laborer, or slave of a native or inferior race; also, any man of such a race. offensive term for Black man; 'get out of my way, boy' a friendly informal reference to a grown man; 'he likes to play golf with the boys'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. height. stature. size. edge. bank. extent. magnitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek çocuk, oğlan; delikanlı; aşağ. genç uşak. boy friend k.dili erkek arkadaş. boy scout erkek izci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheval glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheval glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da halbe denilen bir bitki ki tohumuna da «boy tohumu» derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı boyağı)

1.Renk vermek üzere cisimlere ve eşyaya sürülen veya eşya onun içine batırılan nebatî veya madenî sır veya karışım. Ar. levn, Fars. fâm: Yağlı, tutkallı, sulu boya, has boya.

2.Cisimlerin, güneş ışınlarının bir takımını aksettirmekten görünüşte aldıkları çeşitli suretlerin beheri, renk, Ar. levn, Fars. güne. Boya atmak = Solmak. Aşıboyası = Boyamada kullanılan bir cins sarı ve kırmızı toprak. Boya ağacı = Kabuğu dericilerce kullanılan bir çeşit kayın ağacı. Boya almak = Boyanmak, boyanmaya elverişli olmak. Boya vurmak = Boyamak, boya sürmek. Sarı boya = Ar. cehrî. Kara boya = Yalnız siyahla boyanmış, karakalem. Gökboya = Çivit.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring. colouring. paint. color. colour. dye. coloring. colouring. stain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. colouring. paint. stain. dye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. stain. dye. pigment. dyestuff. ink. tinct. tint. tincture. tinge. wash. stainer. blot. artists'medium. colour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paintbrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint brush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya çeşitlerini yapan veya tutan, eşya ve çeşitli maddeleri boyamak sanatiyle ve nakkaşlıkla uğraşıp geçinen adam: Boyacıdan boya aldım, evi boyatmak için bir boyacı arıyorum. Boyacı küpü = Boyacının boyayı koyduğu küp. mec. Pek çabuk ve kolay yapılan basma kalıp ve baştan savma işi anlatır: Boyacı küpü mü bu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painter. dyer. dipper. shoe black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painter. dyer. shoeblack. bootblack. shoeshine boy ayakkabı boyacısı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyer. housepainter. dealer in paints. shoeshine boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya satan veya boyayan ve nakkaşlık eden adamın sanatı: Boyacılık ediyor, boyacılık pek lüzumlu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyeing. house painting. shoeshining. manufacturing or selling of paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyacı dükkânı veya fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyehouse. dye-works. paint-works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye works. dyeing plant. dyehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye-house. dyer's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya ile örtmek, lekelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boyaya bulaşmak, boya sürülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya sürülmüş, renklendirilmiş. Ar. mülevven: Sarı, yeşil boyalı bir ev, boyalı elbise, boyalı saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed. coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyamak fiili. Ar. telvîn.

1.Boyanmış, fırça ile kalem işi boyanma.

2.Tabiî olmayan, sahte, hileli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring. colouring. painting. dyeing. dye. stain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colouring. painting. dyeing. painted. dyed. coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting. painted. dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boya sürerek veya boyaya batırarak bir renk vermek, Osm. telvîn etmek: Evi, esvabı, saçı boyamak: Göz boyamak = Aldatmak, iğfal etmek, sihir gibi bir hileyle kötü şeyi iyi gösterip iğfal etmek, kandırmak.

2.Şiddetle azarlamak, küfretmek: Adamı öyle bir boyadı ki, şaşa kaldım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. dye. color. colour. decorate. engrain. imbrue. stain. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. to paint. to dye. to apply / to spread paint. to spray paint on. to daub paint on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıçtan tek kürekle sandalı yürütme: Boyana küreği, boyana etmek. Boyna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya vurulmak, Osm. telvîn edilmek: Araba boyandı, ahşap binalar dıştan yağlı boya ile boyanır. Boya sürülmek, lekelenmek, kirletilmek. Kana boyanmak = Yaralanmak, ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye. paint. to be painted. to dye. to put on make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be painted. to be dyed. to put on make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İslavca’dan) Balkan ülkelerinde asilzade sınıfı: Eflâk (Romanya) boyarları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of a Russian aristocratic order abolished by Peter the Great.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, one of a privileged class in Roumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ussuran noble. member of the upper stratum of medieval Russian society and state administration Boyars were generally drawn from about 200 families, descended from former princes, old Moscow boyar families and foreign aristocrats; and they participated in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Minor human noble; equivalent of a baron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyestuffs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya sürülmemiş, boya vurulmamış, Osm. gayri mülevven: Boyasız kumaş, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpainted. undyed. unpolished. without make-up makyajsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpainted. undyed. uncoloured. unpolished. without make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya yaptırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya sürdürmek, bir vasıtayla boya yaptırmak: Evi kime boyattınız? Çarşafı kırmızıya boyattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth painted / dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. boykot yapmak; i. boykot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyca eş, bir boyda olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocukluk devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkek çocuk tavırlı, oğlanlara yakışır, oğlanvari; çocukça. boyishly z. oğlanlara yakışır şekilde. boyishness i. oğlanvari oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Fr.).

1.Bir ülkeyi, bir topluluğu veya bir şahsı zarara sokmak maksadıyle onunla her türlü ilgiyi kesme.

2.Bir işten geçici olarak çekilme; işe, çalışmaya hep birlikte katılmama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott. boycotting. debarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata’nın ünvanı olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Yeryüzündeki bir noktanın meridyen dairesiyle, başlangıç kabul edilen Greenwich rasathanesinin meridyen dairesi arasındaki açı, tul. Bu açı Greenvvich’ten başlayarak doğuya ve batıya doğru yüz seksener dereceye varır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boy kazandırmak, uzatmak

2.Boyuna ölçmek, Osm. tûlen mesâha etmek. Boyuna gitmek, uzanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get to. to arrive at. to make for. to end up in (an undesirable place. land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kibirli, mağrur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Boy almak, uzamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boy peyda etmek, boylanmak, uzamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Uzatmak, boylandırmak.

2.Boy boy ayırarak düzenlemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzatmak, boy kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Bu isim işaretinden yakın için olup, uzağa öyle ve orta uzaklığa şöyle denir). Bu türlü, bunun gibi, bu tarz ve üslûpta. Ar. hlkezâ, Fars. çünîn: Böyle yap, böyle söyle. Bu hal ve sıfatta olan, bunun gibi: Böyle adam, böyle hava. Bundan böyle = Bundan sonra. Ar. fîmâbâd. Şöyle böyle =

1.ikisi ortası, oldukça

2.Her ne surette olursa.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such. this kind of. like this. so. thus. of a sort. of sorts. that. this. sic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. such. thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. such. thus. in this way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayniyle bu tarzda, tıpkı bu suretle: Böylece söyliyeceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus. thence. in this way. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this way. consequently. shareholder split. thereby. thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu tarz, bu üslûp, bu gidiş: Böylelikle iş görülmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereby. herewith. in this manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this way. thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this way. laundering. no brainer. francise policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Böylesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike. such a. this kind of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such a one. this in kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f.). Bu şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so excessively. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this. such a. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as this. such a. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Boyu olan, boy ve bos sahibi: Uzun boylu, orta boylu, kısa boylu.

2.Uzun boylu olan: Boylu adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall. high. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at full length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Boyana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bazı hayvanların başında tırnak gibi bir maddeden az çok uzun ve kıvrık çift uzuv ki müdafaa ve hücum silâhlarıdır. Ar. karn, Fars. şâh: Öküz, koç, geyik boynuzu. Böceklerde dahi olup hareket edicidir.

2.Boynuzdan yapılmış boru ki ekseriya celp ve davet alâmeti olmak üzere çalınır. Ar. nefîr, sûr.

3.Hacamat edenlerin kanı çekmek için kullandıkları boynuz hokka. Boynuzdan yapılmış Boynuz kâse, kaşık. Boynuz ağacı = Erguvan. Boynuzotu = Çöpleme. Boynuz çekmek = Hacamat etmek. Koçboynuzu = Yonca çeşitlerinden biri. Kuru boynuz = Hacamatsız yapıştırılan boynuz veya şişeden hokka: Sızıya kuru boynuz çekmek. Keçiboynuzu = Bir meyve. Geyikboynuzu = Bir tıbbî bitki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. kerato-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. antler. antenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. antler. made of horn. trumpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boynuz ile yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. horn. cuckold. butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. to gore. to cuckold. to cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olan: Uzun boynuzlu, kıvrık boynuzlu, mec. Zevcesi tarafından aldatılan koca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antlered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kınkanatlılardan bir böcek cinsi (cerrambyx).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olmayan: Boynuzsuz keçi, inek. mec. Boynuzsuz koyun = Yumaşak huylu ve miskin adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuzey rüzgarı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uzun boylu, yakışıklı delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Uzun boylu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen ve ahududunun birleşmesinden doğan melez bir meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu. Ar. kasîrül-kame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boy eksikliği, kısalık: Boysuzluk ne fena şey!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). T. Vücutte olan uzuv ki başı bedene bağlar, önüne boğaz ve arka tarafına ense derler. Ar. unk, rakabe, Fars. gerdân: insan, deve, kaz boynu, boyun kemikleri. 2.Bazı kapların dar ve uzun olan yukarı kısmı: Şişe, sürahi, testi boynu. Boyna almak = Bir işi üzerine almak, kabullenmek. Osm. deruhte etmek, kefil olmak. Boyun eğmek, bükmek = HAlinden şikâyet etmek. Boynu eğri = Muhtaç. Boyun vurmak = İdam, Osm. siyaset etmek, darb-ı unk etmek. Boyun uzatmak = Teslim olmak. Boynu ince, boynu kıldan ince = Mutî, itaat eden, her emre uyan. Boyunbağı =

1.Tasma, Fars. gerdân-bend.

2.Boyuna veya gömleğin yakasına bağlanan kumaştan giyim eşyası, kravat. Boyun buran = Sarıasmaya benzer benekli bir kuş, şakrak, göçgen. Boyun borcu = Vazife, Ar. vecîbe, farîza. Boyna binmek = Dala binmek, zavallı bulup musallat olmak Boyun çenberi = Köprücük kemiklerinin üstündeki çukur. Boyun kaşımak = Utanmak. Boyun kesmek = Baş eğmek, itaat etmek, tabî olmak, Osm. ser-fürû etmek. Boyun vermek = İtaat etmek, râm olmak. Boyun atkısı = Sargı, şal.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cervical. jugular. neck. cervix. scrag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neck. saddle. cervix. pass. col.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neck. throat. shoulder. gorge. ruff. nape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a binding duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. indomitable. unbending. uncrushable. unruly and dangerous. unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Soğuk almaktan, boynun çarpık durumda bir süre kalmasından veya nezleden kaynaklanır. Aşağıdaki reçetelerden birini uygulayın. 2 gün içinde geçmezse doktora başvurun.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yarım kilogram çilek, iyice ezildikten sonra, temiz bir tülbente konup, boyuna sarılır. 6 saat sonra sargı açılıp, ılık suyla yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I.). Kayıklarda dümen yerine kullanılan yarım kürek, boyuna palası. Boyuna vurmak = Kayığı boyuna ile çevirmek, (bk.) Boyana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on and on. always. contunually. lengthwise. longitudinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. steadily. lengthwise. continually. ceaselessly. on and on. all the time. without cease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthwise. longitudinally. incessantly. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cravat. necktie. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necktie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süs olarak gömlek yakasına bağlanan, renkli kumaş parçası, kravat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. along. all along. round. throughout. along. during. throughout. down. livelong. over. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. during. down. along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along. lengthwise. throughout. during.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift süren ve araba çeken öküzlerin boynuna geçirilen ağaç çerçeve ki, boylu boyuna üstüne konan ağacına sapanın ve arabanın oku bağlıdır, mec. Tahakküm, kahır, tasallut: Boyunduruk altında olmak = Tahakküm çekmek, kahır görmek. Zapt ve işgal altında kalmak, esaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoke. headlock. oppression. lintel. garrot. pass. span. crowfoot. bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyuna sarılan şey, sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.).

1.Hacim, yüzey ve doğruların ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan (yani uzunluk, genişlik ve derinlik) her biri, buut.

2.Bir niceliği meydana getiren çarpanların üsleri toplamına o niceliğin boyutu denir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. size. format. extent. dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. size. extent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir nesnenin uzunluk ölçüsüyle ifade edilebilen büyüklüğü.

2.Sanat yapıtında boyut kavramı, onun algılayıcıyla olan ilişkisini anlatmaktadır. Örneğin, resim sanatı iki boyutludur. Resmin betimlediği obje yüzeysel olmasa bile, sanat ürünü onu iki boyutlu bir yüzey üzerinde sunmakta ve izleyici de onu iki boyutlu algılamaktadır. Buna karşılık, heykel üç boyutlu bir sanat yapıtıdır. Mimari ürün ise dört boyutlu sayılmaktadır, çünkü; mimari ürünü kullanan kişi, onu yalnızca eni, boyu ve derinliği bulunan bir obje olarak değil, içinde eylemde bulunulan bir yapıt olarak algılamaktadır. Kişinin yapıt içindeki ya da dışındaki sürekli devingenliği onu tek bir noktadan algılanan diğer sanat ürünlerinden ayırmaktadır. Mimari mekân, zaman içinde değişen konuma göre, farklı sanatsal yaşantılar edinilmesini sağlar. O hâlde en, boy ve derinlik boyutlarına ek olarak, mimari yapıtta bir de zaman boyutu söz konusudur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

cankurtaran varagelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henceforth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henceforth. as from now. as of now. from now on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. şamandıra; cankurtaran simidi veya yeleği; f. suyun yüzünde tutmak, yüzdürmek, şamandıra ile işaret koymak veya etmek; su yüzüne çıkmak, yüzmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su üzerinde durabilme, yüzme hassası; neşe, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüzen (cisim); batmaz; neşeli, ümitsizliğe kapılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large-sized. large size. ;. jumbo size. king size. large- sized. wide size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otel uşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

koni biçiminde şamandıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Asil, soylu, cana yakın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damacana etrafında sepet örgü veya tahta muhafazası olan büyük şişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(bkz.Çetin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan'da kullanılan karyola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). renk değiştiren; (i). bu şekilde parlayan taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözle görülmeyen şeyleri görme kudreti; basiret; başkalannın zihninden geçenleri okuma hassası, gaipten haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). garipten haber veren, gözle görülmeyen şeyleri gören; (i). bu hassaları haiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bıktırmak, usandırmak, gına getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

child's play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konvoy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). konvoyu korumak; rehberlik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). fitilli kadife, çizgili kadife; (çoğ). bu kumaştan yapllan pantolon; (s). fitilli kadifeden yapılmış; corduroy road bilhassa bataklıkları geçmekte kullanılan ve kütüklerden yapılmıs yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kovboy, sığırtmaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cilveli, nazlı; çekingen, mahcup, utangaç. coyly (z). cilveli olarak; mahcubâne. coyness (i). mahcubiyet, çekingenlik; cilve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇOYGAN veya ÇÖYGEN (i.). Döğülmemiş dökme demir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD'nde bulunan bir çeşit çakal, kır kurdu, (zool). Canis latrans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain sheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength. wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeye atmak, tuzağa düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). av hayvanlarını tuzağa düşürmekte kullanılan herhangi bir şey, yem; teşvikçi kimse, tuzakçı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). plana göre yerleştirmek; sağa sola yaymak veya yayılmak. deployment (i). acılma, yayılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap etmek, mahvetmek, yıkmak; yok etmek, imha etmek, vücudunu ortadan kaldırmak, öIdürmek; iptal etmek, bertaraf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Çok hızlı giden küçük savaş gemisi, torpido muhribi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destroyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destroyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small fast lightly armored but heavily armed warship. a person who destroys or ruins or lays waste to; 'a destroyer of the environment'; 'jealousy was his undoer'; 'uprooters of gravestones'. , the agent employed in the killing of the first-born; the de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naval vessel of small displacement and maximum speed having a battery of light rapid-fire guns and heavy deck torpedo tubes These vessels have a moderate steaming radius and are intended for the protection of capital ships and for convoy and scouting du

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fast warship, smaller than a cruiser, developed to fight torpedo boats about 1890, and later submarines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yok edici şey veya kimse, telef edici şey veya kimse; den torpido muhribi; muhrip, destroyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Deve.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vefasız, sadakatsiz, hain. disloyally (s). vefasızca, haince. disloyalty (i). vefasızlık, hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayalı çörek; (A.B.D)., (k.dili).

1.Dünya Savaşında piyade.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until satiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir grubun en yaşlı veya en kıdemli üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyice doymuş olan, Ar. meşbû, müstağni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymuş olma hali, işba hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation. satiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) Doymak işi: Toprağın suya doyması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation. satiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tok hale gelmek, (karın) tok olmak, açlık giderilmek: Doydunuz mu? Karnım doydu.

2.Kanmak, Osm. iktifa etmek: Suya doyamıyorum; artık o da servete doymadıysa; bu yağmurlardan yerler doydu. Göz doymak = Kanaat gelmek: Haris bir adamdır, ne kadar kazansa yine gözü doymaz,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be sated with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to eat one's fill. to be full. to be satisfied. to be saturated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to eat one's fill. to be full up. to be satisfied. to be saturated with. to eat to one's fill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyle kanaat etmez. Tamahkâr: Ne doymaz adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implacable. importunate. insatiable. greedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. greedy. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyle kanaat etmeyiş, tamahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiability. greed. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Doyma haline gelmiş. Ar. meşbû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturated. satiated. gorged. gratified. satiate. steeped in. impregnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. saturated. satiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturated. satiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymuş olan, tok kelimesinin yeni ve başka şeklidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karın tok olmak, açlık defedilmek: O kadar ekmekle doyulur mu?

2.mec. Kanaat gelmek, iktifa olunmak: Bu manzaraya doyulmaz; sizin sohbetinize doyulur mu?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doyma, kanma. Ar. şib’.

2.Kanaat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. satiety. orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satiety. satisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ganimet almış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir defa doyacak miktar: Bir doyumluk ekmek.

2.Doymaya esas olan: Bu para doyumluk değil a.

3.Yağma, ganimet, çapul.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. greedy. avid. grasping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malcontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik).

1.Bir sıvıyı (içinde eriyerek) doyma haline getiren madde.

2.Bir çelik çubuğu doyma haline getiren indükleyici mıknatıs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improlificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin karnını tok etmek, yedirip açlığını gidermek. Osm. işbâ etmek: Aç doyurmak; kırk fakir doyurmak. Karın doyurmak =

1.Yemek yemek, doymak.

2.Beslemek, faydalı olmak: Bu iş karın doyurmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. satisfy. satiate. saturate. sate. fill. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appease. content. fill. meet. sate. satiate. satisfy. saturate. suffice. to fill up. to satisfy. to satiate. to saturate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fill up. to satisfy. to allay sb's hunger. to saturate. impregnate. quench. sate. satiate. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competent. satisfactory. satisfying. filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. satisfying. satisfactory. convincing. persuasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası tarafından karnı doyurulup açlığı giderilmek. Osm. işbâ edilmek: Oruç yiyen tarafından kırk fakir doyurulmak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be filled up. to be satisfied. to be saturated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lipstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lipstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Durusan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandeer. confiscate. impound. seize. sequestrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impound. arrest. attach. confiscate. expropriate. lay hand on. sequester. usurp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kullanmak, bir hizmet veya işte kullanmak, istihdam etmek; meşgul etmek, iş vermek, görevlendirmek, memur etmek; sarfetmek, vermek (vakit, enerji); i. görev, hizmet, memuriyet. employable s. kullanılabilir, istihdam olunabilir. employer i. pa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memur, işçi, bir başkası hesabına ücret karşılığında çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş verme, istihdam; işi olma; iş, görev, vazife, hizmet, memuriyet, meşguliyet. employment agency iş bulma bürosu, iş ve işçi bulma kurumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir görüntü veya ekranın en ve boy oranı. DVD ve HDTV yayınları gibi geniş ekran yapımları daha iyi görüntüleyebilmek için, her geçen gün daha fazla sayıda dijital TV kanalı 16:9 oranını (1.78:1) kullanmaya başlıyor.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. inside out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zevk almak, beğenmek, hoşlanmak, sevmek; kullanabilme yeteneğine sahip olmak. enjoy oneself zevk almak, keyfine bakmak, hoşça vakit geçirmek. enjoyable s. hoş, tatlı, zevkli, eğlenceli. enjoyably z. zevk alacak surette. enjoyment i. zevk, hoşlanma; b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elçi, sefir, murahhas, özel görevi olan memur; düzyazı veya şiirde yazar veya şairin özellikle ithaf şeklindeki son sözü. envoy extraordinary and minister plenipotentiary fevkalade murahhas ve ortaelçi, büyükelçiden bir alt derecedeki diplomat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kişilerin soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit başkomutan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak, aşırı derecede süslü, şaşaalı, göz alıcı, rengârenk; (mim). alev gibi dalgalı kıvrıntılarla süslü. flamboyancy (i). aşırı derecede parlaklık, süs, saşaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniformalı uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Elmas taşları altına konulan ince yaprak.

2.mec. Sahtelik. Foyası meydana çıktı: Sahteliği anlaşıldı. Foya vermek = Sır saklayamamak, belli ettirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foil trick. foil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tiyatro fuaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çirkin bir insan yüzü veya hayvan başına benzeyen oluk ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret ballot / vote. secret ballot. secrecy of a ballot. silent vote. secret vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.),(aşağ.) Musevi olmayan kimse (özellikle Museviler arasında kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok acı veren bir cins çıban, ateş çıbanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden, muharrem ayında ilâhiler okuyarak dilenen kimselere denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yakmak, alazlatmak, ateşte karatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ufak sUt kabı.

2.Kıldan yoğurt torbası.

3.Arpa torbası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yanmış şey. 2.Kaynayan şeyin köpüğü.

3.mec. Yanık, keder, ye’s, yanıp yakılma.

4.Eski Türkçe’de: Sıtma, humma, nöbet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakmak, alazlandırmak.

2.(meyve vesaireyi) Oldurmak, Osm. kemâle erdirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Yanmak, alazlanmak, ateşte kararmak.

2.(meyve) Olmak, Osm. kemâle ermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vote of confidence. confidence vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plebiscite. referendum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Han sülalesine mensup.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.), oboe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsol, şifoniyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hantal ve beceriksiz delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Köylü, kaba, eli bir şeye yakışmayan, bir şeyi güzel muhafaza etmeyi bilmeyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uşak, erkek hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. direksiz veya tek direkli mavna veya duba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Hey! (dikkat çekme ünlemi); Ho ! (hayvanları uzaklaştırma ünlemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hoiden i. kaba ve arsız kız, erkek Fatma. hoydenish s. arsız kız tavırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (eskiden dervişler). Hep bir ağızdan yüksek sesle zikretmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir salon oyunları ansiklopedisinin ismi. according to Hoyle kurallara uygun, doğru olarak. HP., HP, h.p. kıs. high pressure, horse- power HQ kıs. Headquarters. HR kıs. House of Representatives. hr. kıs. hour.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Horyat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgar. rough. rustic. boorish. ham-fisted. ham-handed. loutish. uncouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. boorish. boor. coarse. clumsy. peasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. coarse. clumsy. bearish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görgüsüzlük, kabalık, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness. horseplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be rough. to act roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazılınca içinden eski eserler çıkan alçak, toprak tepe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumulus. tumulus. barrow. burial mound. cairn. motte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial mound or hill. tumulus. mound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tumulus. artificial mound or hill. mound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenör Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Reonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanzı rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek farketmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hatta bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını araken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınız ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istayonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sevinç, keyif, haz, memnuniyet, neşe. joy ride (özellikle) otomobil ile yapılan gezinti; çalınmış araba ile gezme; kaçarcasına hızlı sürüş. joy stick uçakta manevra kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. joy-stick

kumanda kolu

Genellikle bilgisayar oyunlarında oyunu yönetebilmek için kullanılan özel bir araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevinçli, sevindirici, neşeli, neşeyle dolu, memnun. joyfully z. neşeyle. joyfulness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. neşesiz, sevinci olmayan, kederli, üzgün, tasalı. joylessly z. neşesiz olarak. joylessness i. neşesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevinçli, keyifli, neşeli. joyously z. neşeyle. joyousness i. neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peel. to strip. to skin. to peel off the bark / the skin. bark. pare. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kuvars ve şekilsiz silisten ibaret, mavimtrak beyaz renkte bir cins akik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public opinion. common opinion. vox populi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. lawgiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confront. counter. cross. mind. oppose. resist. withstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to oppose. to resist. contest. defy. deprecate. flout. oppugn. to kick against the prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissential vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, kerestesi marangozlukta kullanılan bir ağaç ve bunun baklamsı meyvesi, harnup (ceratonia siliqua). Keçiboynuzu gibi = İşi çok, verimi az olan şeyler için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust-tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(harnup): Baklagiller familyasından; Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz havzasında yetişen 6-10 metre boyunda, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç ve onun meyvesidir. Çiçekleri yeşilimtıraktır. Meyvesi 10-20 cm boyunda, yassı, etli, açılmayan ve koyu renklidir. İçeriğinde yağ, sakkaroz, glikoz, selüloz ve azotlu bileşikler vardır. Çiğ yendiği gibi reçel ve likör de yapılır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak hastalıklarına faydalıdır. Göğsü yumuşatır, balgam söker ve bronşları boşaltır. İshali keser. Sigara tiryakileri için faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fencing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. neşe bozan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Üzerine ip tutturmaya yarayan iki kulaklı çengel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik).

1.Kökboyasıgillerden, çalı görünüşünde bir bitki, (rubia tinctorum).

2.(kimya) Bu bitkinin köklerinden elde edilen ve alizarin adıyla anılan kırmızımsı sarı bir boya.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder. madder root. alizarin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing.).

1.Savaş gemilerinin himayesinde sefer yapan yük gemileri katarı.

2.Taşıt veya yolcu kafilesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convoy. autocade. motorcade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convoy. road train. trailer unit. truck and full trailer. convoy escort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Koşu zeğarı, tazısı: Rumeli kopoyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing.). Birleşik Amerika’ da sığır çobanlarına verilen ad kl, XIX. asırda «Batı» nın iskânında mühim rol oynamışlardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowboy. cow hand. cowherd. cowpuncher. puncher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowboy. wrangler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowboy. rancher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük körfez, karanın içine girmiş, rüzgârdan saklı deniz parçası, tabii liman.

2.Deniz koyuna benzer, çevresi mahfuz’yer, köşe, bucak: Ova o tarafta, tepelerin arasında bir koy yapıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki binden az nüfuslu küçük meskûn yer ki, kasabadan farkı evlerinin azlığı ile beraber, çarşı ve pazarı olmaması ve ahalisinin ekseriya ziraatle meşguliyetleri sebebiyle tarla, çayır, bağ, bahçe, ahır ve ağıl gibi şeylerle karışık olmasıdır: Köy halkı; köyde oturmak; köy imamı; köy mektebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. inlet. armlet. arm. basin. bight. cove. creek. indentation. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. cove. indentation. inlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cove. small bay. creek. indentation. inlet. sea inlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village. country. peasant. rustic. rural. village. country. kampong. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yeoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Vadi, dere. 2.Dağlar ve kayalıklar üzerindeki doğal çukurlar. 3.Dağ yolu üzerindeki otluk. 4.Etkili, dokunaklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir çayın, bir ırmağa döküldüğü yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güneş. - Erkek ve kadın adı olur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir köy ahalisinden olan, köylü: O, benim köydaşımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth put somewhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural. rustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2.Akdoğan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Köy halkından olan.

2.Biriyle aynı köyden olan: Bir köylüsü gelmiş.

3.Mec. Kaba, nâzik ve zarif olmayan, hoyrat. Bizim köylü = Alaylı olarak chemşehrt» mânâsıyla kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countryman. peasant. villager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peasant. villager. churl. country people. rustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köylü olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a villager or a peasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting. laying. placing. position. put. putting in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eski şekli:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put. place. set. plant. lay. position. rest. stick. closure. dot smb. one. lay down. lay on. park. put down. set down. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. deposit. lay. park. place. post. put. set. stick. wrap. to put. to place. to set. to lay. to pour. to impose. to affect. to sadden. to move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put. to place. to let go. to affect. to upset. to bother. to move. to appropriate. to set aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rüzgar almayan çukur y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dağ bucağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aşağı doğru, aşağıya dönmüş vaziyette. Yüzü koyu (koyun) = Yüzü yere gelecek surette, yüzü aşağıya, bk. Koyun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sıvı şeyin pek sulu olmayanı.

2.Rengin açık olmayanı, beyaza çalmayanı.

3.mec. Bulunulan hâlin pek hâlis ve derini: Koyu Müslüman, koyu milliyetçi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. deep. thick. dense. intense. saturated. sad. black. crusted. darkish. dyed-in-the-wool. sable. somber. sombre. stiff. strong. tenebrous. dyed in the wool. peasoupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. dense. stiff. viscous. thick. deep. husky. strong. fanatic. extreme. fervent. rabid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. thick. dark. deep. extreme. consistent. dense. impenetrable. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crimson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prussian blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyan, koymuş bulunan. Yata koyucu = Kanun yapıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıvı daha kalın ve yoğun olmak: Pekmez, şerbet kaynadıkça koyulaşır.

2.Renk kararmak, daha koyu olmak: Bu çocuk büyüdükçe seçı daha koyulaşıyor. Bazı ağaçlar büyüdükçe yaprakları koyulaşır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to darken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıvıyı daha koyu va kesif yapmak: Şu pekmezi biraz daha koyulaştırmalı.

2.Bir rengi dahe koyu etmek, açıklığını gidermek: Bunun yeşilini koyulaştırıp sarısını açmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condense. congeal. enrich. thicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Konulmak, vaz’edilmek.

2.Düşmek, dökülmek, munsab olmak: Yeşilırmak, Karadeniz’e koyulur.

3.Üzerine düşmek, çok meşgul olmak: Bu aralık yazıya, piyanoya çok koyuldu.

4.Hücum ve takip etmek: Süvarilerimiz büyük bir gayretle düşmana koyuldular (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspissation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir sıvının kalınlığı, Ar. kesâfet: Balın koyuluğu pekmezinkinden fazladır.

2.Rengin karalığa yaklaşması, açık olmaması: Yeşilin koyuluğu iyi ise de kırmızısını biraz daha koyulaştırmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darkness. deepness. thickness. consistency. deep. intenseness. intension. intensity. saturation. somberness. sombreness. stiffness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. thickness. density. depth. darkness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri koyulmak, teşebbüs edilmek, girişilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de «kun» derler). Evcil hayvanların en yararlısı olan meşhur yumuşak huylu ve müdafaasız hayvan ki, insan, bunun yününden, sütünden ve etinden faydalanır. Ar. ganem. Koyun umumî adı olup erkeğine: koç, dişisine: marya, yavrusuna: kuzu, bir yaşındakine toklu, ikisindekine: şişek, üçündekine: ögeç, denir. Kıvırcık, karaman, dağlık, Odesa, İspanyol, Mihaliç, Sakız, koyun cinslerindendir. mec. Halim ve bön adam hakkında kullanılır: Koyun gibi adam. Koyun otu = Ağırotu, kuzu pıtrağı. Boynuzsuz koyun = Yumuşak huylu ve Aciz adam, miskin. Koyun sarmaşığı = Bir bitki. Koyunkıran = Kılıçotu, kantaron. Koyungözü = Papatya çeşidi. Her koyun kendi bacağından asılır = Herkes kendi işinden mesuldür. Koyun yılı = Eski Türk takviminde bir devrin sekizinci yılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elbisenin göğüste kavuşmasından hâsıl olan kuytu yer ki, içine mendil, saat, cüzdan, kitap gibi şeyler konur: Koynuna koydu, koynundan çıkardı.

2.Cep, kese: Masraflarını koynundan etti (eskimiştir).

3.Göğüs, Ar. sadr, sîne, kucak, Fars. Ağûş: Çocuğunu koynuna alıp ayrı yatak yaptırmadı, o daima anasının koynunda yatar. Koyun saati = Koyuna ve cebe konan, cepte taşnınan küçük saat. Koyunkoyuna = Birbirinin koynunda, birlikte: Onlar koyunkoyuna yatıyorlar. O, benim koynumdadır = Benim demektir, bendedir. Koyun ile kucak arasında fark vardır: Kucak, oturan veya ayakta duran, koyun ise yatan adam hakkında kullanılır, meselâ: «Çocuğu kucağına aldı» denildiği vakit alan adamın ayakta veya oturmakta, «koynuna aldı» denildiği vakit de yatmakta olduğu anlaşılır. «Koyunkoyuna» sarılıp beraber yatmış, «kucakkucağa» ise ayakta veya oturmakta iken sarılmış demektir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KOYU) (i.). Yüzü yere gelecek surette, yüzü aşağıya, bk. Koyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheep. ewe. bosom. arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. sheep. breast. arms. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. sheep. breast. buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clap. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Artık tutmamak, bırakmak, salıvermek, engel olmamak: Suyu koyuverdi; köpeği gündüzün bağlı tutup gece bahçeye koyuverirler.

2.Hapisten veya diğer bir bağlı halden çıkarmak, serbest bırakmak: Esirleri koyuverdiler; bir gece hapsedip gündüz kokuverdi. 3.İzin vermek, gitmeye müsaade etmek, bırakmak; ben gelinceye kadar sen misafirleri koyuverme.

4.Tutmayıp ve zaptetmeyip serbest bırakmak, koparmak: Bir kahkaha koyuverdi.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galanty show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gamble. to play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little suspecting the disaster that awaits him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutsel).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.deniz sigortası işlerine bakan ve gemiciliğe ait haberler neşreden şirket. Lloyd's list denizcilik havadislerini neşreden gazete. Lloyd's Register Lloyd sicil defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak konsol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sadık, vefalı. loyalist i. her zaman krala sadık kalan kimse. loyally z. sadakatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadakat, hulus, bağlılık. loyalty oath A.B.D. sadakat yemini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gül kokulu bir çeşit enfiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir soyadı. the real McCoy A.B.D., (argo) hakikisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötüye kullanmak, suiistimal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci, gazete satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik NTSC (National Television Standards Committee) sistemindeki (örn. ABD’den gelen) video kasetlerin, uyumlu PAL TV’lerde oynatılabilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğan soy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for life. lifelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for life. lifelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during his natural life. man and boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during his natural life. man and boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk soy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurlu soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Zamanlayıcıda standart oynatım moduna göre bir program yapılmışsa ancak kasetteki kalan süre program için yeterli değilse, tüm programın kaydedilmesi için kaset hızı otomatik olarak uzun oynatıma (Long play) geçirilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway. motorway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorway. expressway. freeway otoban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway. motorway. the high roads. trunk road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway. motorway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorway. expressway. freeway otoban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway. motorway. the high roads. trunk road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazlasıyle sevindirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Tutulacak yol üzerine ileri sürülen fikir, rey: Oy pusulası.

2.Bu görüşü belirten kâğıt. Beyaz oy = Müsbet rey. Kırmızı oy = Menfî, muhalif rey. Yeşil oy = Çekimser, müstenkif davranıldığını gösteren rey. Oy sandığı = Seçimlerde oy kâğıtlarının içine atıldığı mühürlü sandık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vote. ballot vote. plumper. suffrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vote. vote oy. ballot. opinion. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot. opinion. vote. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Optimum Yield. yelled to get someones attention. : a cry of astonishment, such as 'Oh, my!'. boy, coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consensus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consensus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voting right. qualification to vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voting right. qualification to vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot. ballot paper. voting paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot. ballot paper. voting paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot box. ballot / voting box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot box. ballot / voting box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poll. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass a vote of non confidence. throw. vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «oymak» tan).

1.Kumaş üzerine ve kenarına iğne ile yapılan veya hazır alınıp dikilen ipek, keten veya iplikten oymalı süs, dantele: Yakası oyalı, oyalı yemeni. 2.(musiki) Notada armonide süs işaretlerinden biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery. lace. pinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinking. embroidery on the edge of a garment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of embroidery. lag. needle lace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Genellikle ipek ibrişim kullanılarak iğne, mekik, tığ ya da firkete ile yapılan ince dantel. 2.İnce, güzel, nazik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Oy al. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delayed. distraction. diversion. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction. diversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Oya ve dantela ile süslemek, oya yapmak.

2.mec. Meşgul edip bir şeyi unutturmak: Şu çocuğu al da biraz oyala.

3.Atlatmak: İki aydır beni oyalıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put off. divert. string along. waste smb.'s time. delay. temporize. entertain. amuse. stall. stall off. embroider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to detain sb. to put sb off with trumped-up excuses. to distract. to keep sb busy. to divert. to amuse. detain. tarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction. amusement. dalliance. procrastination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kandırılmak, aldanmak.

2.Boş şeyle uğraşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste time. dilly-dally. monkey around. fool around. fool about. fool. be amused. amuse oneself. dally. delay. disport oneself. footle. fribble. frivol. hang out. linger. loiter. mess around. piddle. play around. be pleased with. potter. potter about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linger. stall. to loiter. waste time. to amuse oneself. to linger. to hang about. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distract oneself. to keep oneself amused (in order to ward off boredom or sadness. to be detained. to be put off. to be distracted. to be amused. dally. dally with. dawdle. dilly dally. disport. hover. idle. linger. potter putter. stick around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oya ve dantela takılmış, oya ile süslü: Oyalı yemeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edged with Oya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edged with Oya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oy alp.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın başına takılan süsler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğan alp. Güçlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle oymak, çukurlatmak, kazıtmak, Osm. hâkkettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. mahkemeye sunulan belge. oyer and terminer A.B.D. ağır ceza mahkemesi; ing. bir çeşit geçici mahkeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Dinle! (mahkemede mübaşir tarafından halkı susturmakiçin çoğunlukla üç kere barylarak söylenen kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oy han.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oy kan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story. tale. narrative. recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story. short story. narrative. tale. tragicomedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story teller. short-story writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story teller. short-story writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oy kut.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voting. show of hands. vote. ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poll. polling. voting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting sth to a vote. voting. poll. polling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voting. show of hands. vote. ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poll. polling. voting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting sth to a vote. voting. poll. polling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k ).

1.Oy vermek.

2.Oya sunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ballot for. to put to the vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ballot for. to put to the vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Uzağa işaret eder (yakın için «böyle» ve orta için «şöyle» denilir). O yolda, o surette, o tarzda, onun gibi, o misilli: Öyle adam, öyle söylemek, öyle yazmak. Öyle ise (öyleyse) = O halde, o takdirde. Öylesi = O türlüsü. Öylece = O şekilde. Öylelik = O yol, o şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordingly. precisely. so. such. too.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. thus. in that manner. precisely. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Öğle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just so. just in that way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just so. just in that way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such a person. such a thing. sb like that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such a person. such a thing. sb like that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazla; aşırı tarzda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. such. that. excessively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ever so much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. such. that. excessively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ever so much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bacağın kalçadan dize kadar olan yukarı kısmı. Oyluk kemiği = Bu kısmın kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyulmuş, oymalı, delik deşik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volume. capacity. bulk. quantity. amount. hollow place. cavity. hole. hollow. dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Vadi, koyak. Çukur, oyuk. 2.Bir cismin uzayda kapladığı boşluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saw toothed. zigzag. marked by prominences and indentations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saw toothed. zigzag. marked by prominences and indentations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oymak işi. (bk.) Oymak.

2.Tahta, taş, kumaş vesaire üzerine delik deşik edilerek yapılan süs: Mermer oyması, saçak oymaları, örtünün çevresindeki oymalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graven. carving. engraving. sculpture. glyph. intaglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting. chiselling. carving or engraving a design upon sth. hollowing sth out. carved design. the engraved design on a plate. sth which has been cut / chiseled / carved / engraved / hollowed out upon s. cavitation. gouge carving. fret work. fret. chase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrama süsleri yapan doğramacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engraver. carver. chiseler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carving. engraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a carver / chiseler / engraver. the art of carving or engraving. intaglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kazmak, çukurlatmak: Köstebek, yeri oyup içine girer.

2.Kazımak: Mermeri oyup birtakım çiçekler ve yazılar nakşetmiş.

3.Bir şeyi kesip parça çıkarmak: Gömleğin yakasını koltuğunu oymak. Göz oymak = Göz çıkarmak, mec. Çok aleyhte hareket etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabîle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribe. clan. boy-scout troop. carve. engrave. scoop out. excavate. bore. cave. cave in. chase. chisel. cut. etch. gouge. gouge out. grave. hollow. hollow out. incise. recess. sculp. sculpt. sculpture. trace over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. carve. chisel. clan. engrave. incise. put. sculpture. tribe. to engrave. to carve. to scoop out. subdivision of a tribe. phratry. boy scout troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut. to chisel. to carve. to engrave a design in sth. to hollow sth out. to cut-out. to cut-in. to abate. to chase. to cavitate. to indent. to nibble. to pit. to grave. to fret. to groove. to scoop. to hew. bore. carve out. cave. channel. engrave. exci

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyması olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görüş, düşünce sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Evcimen, evine bağlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oynar, hareket eden. Sebatsız, dönek.

3.Şûh, namusu şüpheli


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde 9 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frisky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frisky. mobile. moving. skittish. wonky. playing. unstable. unreliable. playful. fickle. lively. active. flirtatious. wobbly. joint. articulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile. lively. frisky. active. flickering. wavering. vacillating. irresolute. frivolous but charming. loose. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oynamak işi. (bk.) Oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing. move. moving. playing. dancing. acting. play. showing. falsification. fluctuation. hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rendering. representation. playing. moving. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playing. gambling. dancing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kımıldanmak, hareket etmek: Bu taş yerinden oynamaz, zor oynar.

2.Sıçramak, hoplamak, sağa sola atılarak oyunlar yapmak: Bu tay çok oynar.

3.Bükülmek, kırılmak: Bir ayağı oynamaz, bu bebeğin, kolları bacakları oynar.

4.Eğlence için olan oyunların biriyle meşgul olmak: Bu çocuk bütün gün oynar.

5.Oyun gibi boş ve faydasız süsle uğraşıp vakit kaybetmek: Nakkaş, marangoz çok oynuyor.

6.Halecana uğramak: Yüreğim oynadı.Sarsılıp yerini biraz değiştirmek: Bu bina oynamış, temelinin bir tarafı oynadı. Aklı oynamak = Deli olmak. Gülüp oynamak = Sevinç göstermek.Bir oyun icrâ etmek, bir oyunla uğraşmak: Kâğıt, tavla, dama, satranç, bilardo, kumar oynamak.Kumara koymak, kumarda kaybetmek: Bütün parasını oynadı.Tiyatroda temsil etmek: Bu akşam tiyatroda Hamlet’i oynayacaklar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake a leg. mess smth. about. play. move. dance. act. perform. play with. place one's bet. toy. budge. frisk. hop. interpret. jig. juggle. monkey. play around. play at. play on. play upon. playact. represent. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frolic. juggle. perform. play. sport. tamper. tinker. to play. to dance. to frolic. to romp. to move. to budge. to fiddle with. to toy with. to tamper with. to tinker. to be on. to perform. to act. to enact. to portray. to dally with sb/sth. to risk. to b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to play. to amuse oneself. to fool around. to dance. to gamble. to frisk about. to move. to bulge. to stir. to become loose. to have play in it. to play (a game. to perform (a play. to risk. to play around with. to trifle with. to fluctuate. to move back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oyun icrâ olunmak: Burada oynanılmaz, bu oyun böyle mi oynanılır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oyun (veya tiyatro oyunu) temsil olunmak: Tavla yalnız iki kişi arasında oynanır, bu akşam tiyatroda ne oynanacaktır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevgili, metres. OYNAŞMA (i.). Birlikte oynama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dally with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lover. lovemate. paramour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dally with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lover. lovemate. paramour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dalliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dalliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birlikte oynamak, hep birlikte oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caper. frisk. pet. to play with one another. to carry on. to have it off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to play with one another. to carry on a love affair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caper. frisk. pet. to play with one another. to carry on. to have it off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to play with one another. to carry on a love affair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Oynatılmak işi ve tarzı. (bk.) Oynatılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İ. Yeri değiştirilmek, harekete geçirilmek: Damanın şu taşı oynatılacaktır.

2.Sıçratılmak, oyun ettirilmek: Bu at çok oynatılıp yorulmuştur. (tiyatro oyunu) İcrâ ettirilmek: Bu gece tiyatroda yeni bir oyun oynatılacaktır.

4.Kandırılmak, oyalandırılmak,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be allowed to be played. to be allowed to be shown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be allowed to be played. to be allowed to be shown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmi çektikten sonra Oynatırken Zoom’lama işlevini kullanarak fotoğrafınızdaki nesnelere zoom yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev büyük UXGA 1600 x 1200 piksel resminden 640 x 480 piksel görüntünün alınmasını sağlar. Yeni VGA dosyası Memory Stick™ üzerine kaydedilecektir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Oynatmak işi. (bk.) Oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowing to be played. showing. going off one's rocker. waggle. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowing to be played. showing. going off one's rocker. waggle. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yerini değiştirmek, kımıldatmak, harekete geçirmek: Dama bilen hangi taşı oynatacağını bilir, fidanı yerinden oynatmazsan daha çabuk büyür.

2.Oyun ettirmek, oyun oynamaya zorlamak veya izin vermek: İkisine de oyun için müsaade verdi. 3.Sıçratmak, oyunlar ettirmek: At oynatmak, ayı, maymun oynatmak.

4.Hora teptirmek, raks ettirmek.

5.Tiyatroda bir oyun temsil ettirmek: Bu akşam filân tiyatro Moli&re’in filân eserini oynatacak.

6.mec. Aldatmak, kandırmak, aldatarak yormak: iki aydır benî oynatıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. screen. to put on. to cause to move. to go out of one's head. to cause to play. to cause to dance. to move. to budge. to exhibit. to perform. to show. to dislocate. to go off one's head. to go mad. to flip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to allow sth to be played or performed. to keep sb amused. to allow to play with (another. to go off one's rocker. to loose one's mind. to go off one's nut. dance. dandle. frisk. to lead sb up the garden path. move. waggle. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıçrayıp oynamak iş ve tarzı: Böyle oynayış görmedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(O İSE) (e.). Halbuki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yet. however. but. whereas. while. whilst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whereas. yet. however.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whereas. however. yet. but. hand-washing bond. wheras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yet. however. but. whereas. while. whilst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whereas. yet. however.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whereas. however. yet. but. hand-washing bond. wheras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istiridye, zool. Ostrea edulis; tavuk sırtının iki tarafındaki istiridye şeklindeki lezzetli et parçası. oyster bed isti ridye yatağl, denizin slğ sulannda istiridye yetişen yer. oyster catcher istiridye avcısı, deniz saksağanı, zool. Haemotopus ost

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kutsal, mübarek. 2.Beğenilen, güzel y(Erkek İsmi) Alçak yer, ova. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oy tunç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «oymak» tan).

1.İçi oyulmuş, kof: Oyuk diş, ağaç.

2.Oyulmuş yer, kof yer, in mağara.

3.Diş ve meyve vesaire kovuğu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Höyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. hallow. pit. cavity. cavern. hole. alcove. bore. burrow. excavation. gouge. niche. pocket. sinus. socket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. breach. burrow. cavity. fold. hole. hollow. socket. pit. pitting. hollowed out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavity. socket. hollow place. hole. cave. grot. slap. crater. cavitation. indentation. rabbet. scoop. pit. groove. chasm. pocket. pitter. gain. rut. gully. pigeon hole hollow. concave. bore. chute. fold. niche. recess. vein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyulmak işi, çukurlanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çukur ve oyuk olmak: Ağacın kabuğu oyulmuş, yerler selden oyulmuş, kuyunun bileziği ipten oyulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oymak fiili ve tarzı, oyma.

2.Oyulmuş. Göz oyumu = Gözün yerleştiği oyuk.

3.(e.). Mükerrer olarak mübalağa gösterir. Oyum oyum oynak = Çok ve her tarafını oymak.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Oymak işi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğlenmek ve vakit geçirmek için bütün vücutla yahut el ile arkadaşlar arasında yapılan şey ki, çocuklara ve büyüklere mahsus olarak pek çok çeşidi vardır: Oyun oynamak.

2.Para konularak oynanılan oyun, kumar: Servetini oyunda yedi, oyuna verdi. 3.Dansöz, canbaz vs.nin, halkı eğlendirmek veya hüner göstermek üzere yaptıkları şey: Bu gece oyun var, oyuna gittiler

4.Hile, ustalıklı aldatma, dolap.

5.Tiyatroda sahneye koymaya mahsus eser, piyes (buna «oyun» denmesi ortaoyunu’na benzetilmesi dolayısıyledir). Oyun almak = Kumarda kazanmak Oyun ebesi = Oyunun başı Oyun etmek, yapmak = Hile yapmak, dolap çevirmek. Oyun çıkarmak = Bir oyun düşünüp meydana koymak. Ortaoyunu = Gelenekten gelen eski Türk tiyatrosu. Kılıç oyunu = Kılıç talimi. Kâğıt oyur.u = iskambil kâğıdı ile oynanılan oyun ve kumarların çeşitleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play. game. performance. stage play. act. acting. dance. sport. trick. canard. device. frolic. hoax. presentment. representation. wheeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

device. dodge. game. hoax. performance. piece. play. prank. representation. ruse. sell. show. spectacle. trick. wiles. drama. dance. deception. joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dance. game. play. ruse. trick. theatrical presentation. folk dance. a movement designed to throw one's opponent off guard. artifice. chicane. delusion. device. dodge. drama. fetch. filmization or filmisation. frisk. hand. hoax. jape. lark. pa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play area. playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play area. playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ön A/V girişini seçer, 16:9 TV’leri geniş ekran moduna getirir ve renk ile parlaklık ayarlarını bilgisayar oyunu grafiklerinin en iyi şekilde gösterilmesini sağlayacak biçimde düzenler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde oynak saz eseri. Bazen güfteli de olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaming table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaming table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play wright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(OYUN-BAZ) (i.) (Türkçe oyun ile Farsça bâzîden fiilinden yapılmıştır ve galattır).

1.Sıçrayıp oynayan ve yaltaklanan (yavru hayvan): Oyunbaz kedi. 2.mec. Hile yapan, dubaracı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoilsport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do. spoilsport. killjoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickery. deceitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çocukların eğlenip oynaması için yapılmış tuhaf şey: Çocuk oyuncağı.

2.Ehemmiyetsiz ve lüzumsuz şey: Böyle oyuncaklarla uğraşmamalı.

3.Pek kolay ve asla düşünmeksizin ve yorulmaksızın yapılan iş: O benim nçin oyuncaktır.

4.Herkesin eğlencesi olan adam, gülünç, maskara: Ben, senin oyuncağın mıyım?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy. toy. plaything. putty. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaything. tool. toy. cinch. child's play. laughingstock. trifle. easy job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy job. duck soup. child's play. trifling matter. unimportant thing. puppet. pawn. novelties. plaything. sport. tie in. tool. toy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuklar için oyuncaklar yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy maker. toy seller. toymen. toyman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy maker. toy seller. toymen. toyman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of toys. the toy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of toys. the toy business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oyun oynayan.

2.Kumarbaz.

3.Tiyatro aktör veya aktrisi. 4.Canbaz, dansöz, şarkıcı vs. gibi halkı eğlendirmeye mahsus oyunlar yapan erkek veya kadın.

5.mec. Dolap çevirici, hilebaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playful. tricky. tricksy. sportive. frisky. prankish. player. performer. actor. play actor. trickster. gambler. hoaxer. thespian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frisky. performer. player. playful. scorer. skittish. sportive. actor. actress. trickster. frolicsome. tricky. actor. dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

player. actor. actress. trickster. playful. frolicsome. tricky. deceitful. doer. megastar. performer. rookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. fun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a player (of a game. acting. being an actor or actress. trickery. deceitfulness. playfulness. frolicsomeness. gamesmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make into a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güzel konuşan, şiir yazan bir soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Toygar).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

DHR-1000’inizde PALplus sinyallerini kaydedebileceğinizi gösterir. Bu sistemde 16:9 geniş ekran TV’ler/Monitörler için yüksek kaliteli görüntü sağlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Olmayacak şeylerden mânâ çıkarmak, yersiz korkulara kapılmak şeklinde kendini gösteren ruh hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoiac. paranoiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoiac. paranoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoiac. paranoiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paranoiac. paranoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarpuz, kabak, yaban fesleğeni, filiskin, bot. Mentha pulegium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciddi bir işi olmayan ve zevk peşinde koşan erkek; mirasyedi erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçi yamağı; köylü çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .desise, manevra, hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallet. purse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portfolio. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Portfolio)

Sahip olunan varlıkların aynı veya farklı özelliğe sahip birden fazla kıymete yatırılması sonucu oluşan toplam değerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Portfolio Management)

Kıymetli madenlere dayalı olanlar dahil olmak üzere sermaye piyasası araçlarından oluşturulan portföylerin müşteriler hesabına vekil sıfatıyla yönetilmesidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. lokantada bulaşıkçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A support; used in composition; as, teapoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ropedancer's balancing pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long boat hook by which barges are propelled against the stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekerleğin ortasında parmakların sokulduğu etrafı delikli ağırşak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hub of a wheel. axle end. hub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. «vuryas» tan). Şimal rüzgârı. Ağzını poyraza açmak = Nafile bekleyip bir şey kazanamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

northeast wind. northeast. northeaster. north-east wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

northeast wind. boreas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) 1.Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgar. 2.Kuzey. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. krala ait, krala yakışır; kral himayesinde; şahane, muhteşem, saltanatlı; muazzam, çok büyük; i. büyük tabaka kağıt; den. kontra babafingo. royal mast den. kontra babafingo direği. Royal Navy İngiltere deniz kuvvetleri. royally z. görkemle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kralcı. royalism i. kralcılık. royalist, royalis'tic s. kralcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. royalty

huk. telif hakkı

Bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, hükümdarlık; kral ailesinden kimseler; saltanat; mülk sahibine verilen işletme payı; bir kitabın yayımlanmasından sonra yazarına verilen pay; hak sahibine verilen pay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stage manage. to stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çesit kıvırcık kış lahanası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Savoylu kimse; Gilbert and Sullivan operalarının oyuncusu veya meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek oğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEBBÜY) (i. F. şeb = gece, bûy = koku). Güzel kokulu bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(matthiola): Turpgiller familyasından; güzel kokulu, kırmızı, açık sarı veya mor çiçekleri olan çok yıllık bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Şekerciboyasıgillerden, üzüme benzer meyvesinden kırmızı bir boya çıkarılan bitki (phytolacca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklllerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Kaliforniya yerlilerinin dilinden). Kaliforniya’da yetişen, kozalaklıların porsukgiller familyasından, ömrü binlerce yılı, boyu 100130 metreyi bulan bir ağaç (sequoier).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. serbest çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeli soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hintli asker, İngiliz ordusuna mensup Hintli asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemici çocuk, miço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basit tahta eşyalar yapma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Irk, neseb: iyi soydandır.

2.Ecdad, sülâle: Soyu orada yaşamış.

3.Zürriyet: Onun soyu devam etmektedir.

4.Cins, çeşit: O soydan mal kalmadı.

5.Akrabâ ve yakınlar: Soyu sopu arı gibi çok.

6.Asil, soylu: Soy adam, soy at.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noble. family. ancestors. stirpes. race. stirps. breed. lineage. birth. ancestry. ancestor. cion. extraction. flesh and blood. genealogy. offshoot. parentage. pedigree. posterity. progeny. stock. strain. phylo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancestry. birth. blood. breed. descent. extraction. family. genealogy. kindred. lineage. parentage. pedigree. race. stem. stock. strain. ancestors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Chinese and Japanese liquid sauce for fish, etc., made by subjecting boiled beans , or beans and meal, to long fermentation and then long digestion in salt and water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The soja, a kind of bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Soja. most highly proteinaceous vegetable crop known erect bushy hairy annual herb having trifoliate leaves and purple to pink flowers; extensively cultivated for food and forage and soil improvement but especially for its nutritious oil-rich seeds; n

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descendance. descent. generation. line. race. sort. stock. lineage. family. people descended from a common ancestor. kind. species. genus. cast. range. quality. stem. nature. birth. blood. breed. genealogy. genealogical line. origin. parentage. pedigree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a source of oil; used for forage and soil improvement and as food. erect bushy hairy annual herb having trifoliate leaves and purple to pink flowers; extensively cultivated for food and forage and soil improvement but especially for its nutritious oil-ric

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soya; bu fasulyeden yapılan sos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soya salçasi. soya. soya fasulyesı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. relations. line. ancestor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Mançu dilinden). Yağ çıkarılan bir cins fasulya (Soia his pida).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soybean. soy. soya bean. soya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soybean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erect bushy hairy annual herb having trifoliate leaves and purple to pink flowers; extensively cultivated for food and forage and soil improvement but especially for its nutritious oil-rich seeds; native to Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soya bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Veraset, irsiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aile adı. Erkekler ve kızlar baba, kadınlar ise koca soyadını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

last name. surname. patronymic. family name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family name. surname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surname. family name. cognomen. last name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(soja hispida): Baklagiller familyasından; 1 - 1,5 m boyunda, bir yıllık otsu bir tarım bitkisidir. Çiçekleri menekşe sarısı rengindedir. Tohumu küre şeklinde, üzeri pürtüksüzdür. Bir yanında siyah leke vardır. Besleme gücü yüksek bir gıdadır. Kullanıldığı yerler: Vücudun geliişmesini sağlar. Şeker hastaları için faydalıdır. Sinirlerin ve adalelerin güçlenmesini sağlar. Zihin yorgunluğunda faydalıdır. Nekahat devresinin kısalmasını sağlar. Guatr olanlar kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soya, bot. Glycine max.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Soyları bir olan, hemcins.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consanguine. cognate. agnatical. agnatic. agnate. kin. cognate. collateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb of the same line or race as another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being of the same line. race or strain as another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Giyeceğini çıkarmak: Çocukları soydurup yatırmalı.

2.Derisini veya kabuğunu çıkarmak, yüzdürmek: Kuzuyu, portakalı, elmayı soydurmalı.

3.Birinin eşyasını, parasını çaldırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb peel undress rob (another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit alakarga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızlık, gasbetme: Soygun vermek = Soyulmak, yol kesenlerin eline düşüp soyulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robbery. pillage. despoilment. heist. rip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robbery. pillage. spoliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robbery. despoliation. burglary insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soygun yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burglar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highwayman. robber. pillager. plunderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway robber. bribour. mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyguncu işi, soygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despoilment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway of robbery. brigandage. crimen roberiae. depredation. despoliation. heist. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Han soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ölünün veya esirin üzerinden çıkarıp alınan elbiseler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Asil, soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genocide. battue. holocaust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genocide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genocide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakını gösteren «böyle» ile uzağı gösteren, «öyle» arasında ortada bulunanı İşaret eder: Öyle yapma, şöyle yap. Şöyle böyle — İkisi ortası, ne pek iyi, ne pek fena. Şöyle dursun = Osm. Sarf-ı nazar: Yazmak şöyle dursun okumaya bile gücü yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus. in this way. like this. so. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after a fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy. fair. indifferent. mediocre. patchy. tolerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so-so. fair to middling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the effect that. namely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu suretle, böylece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. pronunciation telaffuz. sesletim. söyleyiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söylemek işi, söyleyîç-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mention. saying. singing. disclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saying. uttering. bid. breathing. disclosure. utterance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Söz, lâkırdı etmek.

2.Demek: Ne söylediniz?

3.Anlatmek, haber vermek, ifade ve beyan etmek: Hâlini söyledi; gezdiği yerlere dair çok şeyler söylüyordu; bunu size kim söyledi?

4.İhtar ve tenbih etmek, uyarmak: Çocuklara söyleyin derslerini hazırlasınlar; Ben ona söylerim siz merak etmeyin.

5.Haber vermek, gammazlık etmek: Çocuklara tenbih etmeli bu meseleyi kimseye söylemesinler. Açık söylemek = Kapalı ifadeyle değil, doğrudan doğruya söylemek. Allah için söylemek = Tanrı aşkına doğrusunu söylemek. İyi söylemek = Övmek: Hakkınızda çok iyi söylüyordu. Büyük söylemek = Övünmek. Türkü, şarkı söylemek = Tegannî ve terennüm etmek, okumak. Çok söylemek = Gevezelik etmek, sözü uzatmak. Doğru söylemek = Sözünde isabet etmek. Yabana söylemek = Saçma, yersiz ve haksız konuşmak, yalancı çıkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bade. say. tell. speak. utter. give voice to. deliver. sing. affirm. confess. air. apprise. assert. aver. bid. break. call. couch. drop. enunciate. hazard. impart. name. observe. order. pass. pronounce. remark. report. sound. speak of. spill. spit. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprise. betray. disclose. impart. observe. pronounce. recite. remark. report. say. speak. tell. utter. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say / to utter sth. to say sth to sb. to tell sb sth. to tell sb to do sth. to speak to. to direct one's words to. to sing. affirm. apprise. bid. blare. deliver. enounce. give forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denilmek: Öyle söz söylenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be told / said.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kelimenin söylenme terzi, telâffuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. pronunciation telaffuz. sesletim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouch. grumble. murmur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendi kendisine konuşmak: Bir şeyler söyleniyordu.

2.Denilmek, ifade olunmak: Öyle bir söz söylendi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grumble. murmur. grouch. grouse. snarl. snarl at. complain. chide. fret and fume. make a noise. repine. be told. be said.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouse. grumble. murmur. mutter. repine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be said / spoken / uttered. to be told. to grumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğruluğu belli olmayan haber, rivâyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumor. talk. story. whisper. hearsay. rumour. account. fame. grapevine. report. scuttlebutt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapevine. hearsay. report. rumour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buzz. grapevine. hearsay. report. rumour. scuttlebut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. causerie. chat. chatting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. chat. conversation sohbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversation. dialogue. chat. informal essay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müzakere etmek, bir iş hakkında karşılıklı konuşmak: Biz onunla söyleştik, (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk informally with each other. to chat. to converse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Söylemeye zorlamak veya müsaade etmek: Söyleyecektim ama söyletmedi. 2.İtiraf ettirmek: İyi bir savcı suçluya her şeyi söyletir. ( «Söylettirmek» demeye hâcet yoktur), (mec.) Sazı söyletmek = Güzel çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb say. to let sb say. to draw sb out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb say sth. to allow sb to say sth. to make sb talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Nutuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. discourse. oration. address. allocution. dissertation. harangue. sermon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address. discourse. oration. speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. public address. oration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Söyleme, ifade: Onun söyleyişine göre. Söylemek tarz ve uslûbu: Söyleyişten söyleyişe fark vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of speaking. way of saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi soydan olan, Ar. asil, necîb: Soylu adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noble. of good family. well-born. well-bred. aristocratic. aristocratical. gently born. born in the purple. genteel. of gentle birth. grand. high. patrician. pedigreed. princely. thoroughbred. titled. truebred. u. noble. blue blood. aristocrat. silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. august. noble. nobleman. thoroughbred. of a good family. noblewoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noble. highborn. of a good family. elevated. genteel. gentle. high. high- born. nobleman. princely. thoroughbred. titled. well born.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genteelness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. ancestry. aristocracy. gentility. peerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soymak işi. (bk.) Soymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeling. stripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Giyeceğini çıkarmak, çıplak etmek: Çocuğu soy da yatır.

2.Kabuğunu, zarını çıkarmak, ayıklamak: Şu elmayı soy. 3.Derisini çıkarmak, yüzmek Kuzuyu kim soydu?

4.Giyeceğini, eşyasını ve üstünde ne varsa çalmak: Yolda kendisini hırsızlar soymuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peel. skin. flay. strip. rip off. undress. unclothe. unrobe. plunder. rob. sack. knock off. burglarize. burgle. bare. bark. clean out. decorticate. denude. deplume. despoil. disrobe. divest. fleece. heist. hold up. housebreak. pluck. pull off. rifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare. denude. fleece. mug. ravage. rifle. rob. strip. undress. to peel. to skin. to shell. to undress. to strip. to rob. to hold up sth. to burgle. to burglarize. to fleece. to clear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peel. to skin. to undress. to drop. to strip. clip. denude. despoil. disrobe. divest. fleece. harry. pillage. pluck. ransack. rifle. rob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çam ağacının çiğnenip emilen iç kabuğu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uygar, medeni.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soyu genişledi, tanındı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uygar Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu soyundan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kötü soydan olan, alçak: Soysuz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. degenerate. person who comes from bad stock. low born of. small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gemein. minderwertig. verwerflich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degeneration. depravation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to degenerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soysuz olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlendirmek için garip kıyafete girip türlü maskaralıklar yapan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clown. buffoon. jester. fool. harlequin. merry-andrew. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoon. clown. jester. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoon. clown. fawning. untrustworhy person. fool. harlequin. jester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Soytarının işi. 2.Güldürmek için kendi de gülünç duruma düşen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoonery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clowning. buffonery. fawning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit. - (bkz.Tekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yolcuların üstünde bulduğunu alan, hırsız, Ar. harâmt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeling. peeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being robbed. denudation. being peeled. peeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divestiture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Giyeceği çıkarılmak.

2.Deri veya kabuğu çıkarılmak, yüzülmek, ayıklanmak.

3.Giyecek ve eşyası ve üstünde nesi varsa çalınmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peel off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be peeled. to be robbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be robbed / peeled / stripped. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking off one's clothes. undressing oneself. stripping. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undressing oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disvestment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Kendi giyeceğini çıkarmak.

2.Bir hizmete mahsus kıyafete girmek: Hizmete soyunmak. Soyunup dökünmek = Dinlenmek üzere gecelik kıyafete girmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take off one's clothes. undress. disrobe. peel. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strip. undress. to undress. to get undressed. to undress oneself. to take one's clothes off. to strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to undress oneself. to take off one's clothes. to strip. disrobe. peel. undress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyulup atılan şey, kabuk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İhsan, bağış, hediye, armağan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uy. k.). Mücerret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. intangible. discrete. notional. transcendental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. academic. pure. abstract mücerret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract noun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstraction. abstracting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to abstract. to consider sth abstractly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become abstract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyis yamağı, ahırda hizmet eden uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soyun sürsün, soyun genişlesin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint designed to be used in a spray gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng.) şifoniyer, konsol; baca külâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak gibi aydınlık soyu olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday village. holiday camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to endanger. to imperil. risk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eşsiz bir soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz ve dürüst soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oğlan gibi kız, erkek tavırlı kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Renkli taş ya da toprağın öğütülmesiyle elde edilen doğal boya. Maden oksitlerini içerir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kazdan büyük bir yabanî kuş ki, iki cins olup, büyüğüne «toydan», küçüğüne «toylak» ve «Arabistan toyu» dfnir.

2.mec. Akılsız, idrâksiz, acemî ve ham: Toy adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: tügün). Düğün: Toy günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brash. callow. child. colt. cub. fresh. green. ingenuous. naive. novice. simple. tender. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plaything for children; a bawble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thing for amusement, but of no real value; an article of trade of little value; a trifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wild fancy; an odd conceit; idle sport; folly; trifling opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amorous dalliance; play; sport; pastime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An old story; a silly tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A headdress of linen or woolen, that hangs down over the shoulders, worn by old women of the lower classes; called also toy mutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dally amorously; to trifle; to play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To treat foolishly. a nonfunctional replica of something else ; 'a toy stove' manipulate manually or in one's mind or imagination; 'She played nervously with her wedding ring'; 'Don't fiddle with the screws'; 'He played with the idea of running for the Se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

green. inexperienced or immature person. callow. green horn. immature. inapt. inept. jackaroo. naive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an artifact designed to be played with. a nonfunctional replica of something else ; 'a toy stove'. copy that reproduces something in greatly reduced size. any of several breeds of very small dogs kept purely as pets. behave carelessly or indifferently; 'P

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. oyuncak; oyuncak gibi ufak şey, önemsiz şey; f. eğlenmek, oynamak: s. oyuncak gibi, küçük, ufak. toy shop oyuncakçı dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki katlı bir ipi büke büke germek için, araya geçirilen tahta parçası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç boğa.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok genç ve tecrübesiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Toy kuşunun iri çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: doğdarı). Toy denilen iri kuşun büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toy - demir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toy - deniz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Doğan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarlakuşunun bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lark tarlakuşu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tarla kuşu, turgay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Genç, delikanlı. 2.Çakırdoğan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük, kalın sopa.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Acemîlik, hamlık, tecrübesizlik, cahillik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greenness. inexperience. immaturity. naivety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At, eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoof. hoof duynak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). At, su aygırı gibi parmakları toynak biçiminde olan hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuyumcuların kullandığı tartı sistemi. troy weight kuyumcu tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Truva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Rus.

üçlü

Üç parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden üç tane bulunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kökü güçlü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid. stereoscopic. d- dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-dimensional film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğurlu soydan gelen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu, yüce, soylu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saf, karıştırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istediği şekilde iş bulamayan, kâfi derecede çalıştırılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalıştırılması için gerekli vasıfları olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. işsiz: yeterince kullanılmayan; i. işsiz kimse; the (ile) işsizler. unemployment i. işsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş olmayan, zevk vermeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dizden kalçaya kadar olan kemik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi nitelikli soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartmak için, kaset hareket hızının yarıya indirilmesi işlemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartarak, bir 120 dakikalık Video8 PAL kasetine 240 dakika kayıt yapılabilmesini sağlar. MiniDV ve Digital8 için kayıt süresi %50 artar. Yani 60 dakikalık MiniDV kasete, 90 dakika kayıt yapılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genel vali; eskiden Hindistan'da ingiltere kralını temsil eden vekil; Kuzey Amerika'ya özgü bir çeşit kelebek. viceroy'alty, viceroyship i. genel valilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Volatility)

Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yolculuk; deniz yolculuğu, seyahat; f. yolculuk etmek. on the voyage out gemiyle dışarı gidişte. on the voyage home memlekete dönüşte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (Kanada) kürk ticaretinde nehirlerde sandal işleten gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). Vaktiyle Osmanlı ordusunda çalışan Bulgar askeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca). Alay ederek sataşmak için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Slavca’dan). Vaktiyle bazı yerlerin idaresine memur prenslere denilirdi: Eflâk Boğdan voyvodası.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

17’nci Yüzyılda yaşadığı öne sürülen ve zalimliğiyle ünlü Bosnalı İbrahim Voyvoda aslında 18 yaşında Rabia adlı bir kızdı. Kimsenin baş edemediği Rabia’nın ölümü biraz acı oldu. Bir çengele asıldı ve halkın gözü önünde ölüme terk edildi...

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie. perjure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeniden boyutlandırma işlevi, yüksek çözünürlüklü görüntülerin daha düşük çözünürlüğe indirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

substitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,s., f. yoyo; ahmak kimse; s. değişen, değişken; f. değişmek, değişken olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, ulu, soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü yere gelecek şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prone. face downwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Cihazın oynatmaya ya da kaydetmeye başlamasını sağlayan bir harici zaman anahtarının kullanılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by