Oyma Baskı ne demek? | Oyma Baskı anlamı nedir? | Oyma Baskı

Oyma Baskı anlamı nedir?

Oyma Baskı ne demek?

Oyma Baskı anlamı nedir?

Oyma Baskı | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geri tutmak, geciktirmek: Beni yoldan alakoydu.

2.Saklamak: Bunu sizin için alakoydum. (bk.) Bir de: alıkoymak ve alıkomak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir müddet için bir yerde tutmak: Beni yatıya alıkoydular.

2.Bir kimsenin yapmakta olduğu veya yapmak istediği işe engel olmak: Adamcağızı yolundan alıkoydular.

3.Bir maksatla ayırıp bir kenarda tutmak: Bu defteri arkadaşım için alıkoydum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detainment. detention. keeping back. retaining. retention. withholding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detain. keep from. keep. hold up. hold. delay. withhold. restrain. retain. check. constrain. deforce. disable. hinder. incapacitate. intercept. keep in. preclude. retard. stay. stick. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debar. detain. deter. stop. to keep. to keep back. to detain. to delay. to hinder. to stop. to prevent. to deter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold in for a while. to detain. to keep from doing sth. to set aside. delay. hold. hold back. intern. keep. retain. stay. stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Basıp sıkacak, tazyik edecek şey Mengene, cendere, mâsara.

2.Sıkı, tazyik. Baskı altında olmak.

3.Basan, ağırlık veren şey: Saban baskısı.

4.Kalıp, damga.

5.Bir eserin yeni basılışlarının her seferi: Büyük Türk Sözlüğü ikinci baskısını yaptı.

6.Bir basmanın bir defada basılan miktarının tamamı: Bu gazetenin baskısı 350.000’dir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographic. edition. print. printing. press. the press. oppression. pressure. restraint. discipline. arm-twisting. coaction. coercion. compulsion. constraint. crackdown. crush. duress. force. heat. impression. leverage. repression. screw. squeeze. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coercion. compulsion. constraint. edition. force. hem. impression. issue. oppression. press. pressure. printing. repression. restraint. stress. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edition. impression. imprint. press. pressure. printing. number of copies printed. bailing press. stamp. constraint. restraint. compression. brake. squeezing. squeezer. set hammer. mintage. punch. swage block. actual coercion. implied coercion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographical mistake. printing error. error of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodblock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merdiven, basamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tülbende baskı yapan

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppressive. overbearing. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one that exerts pressure. stamper of fabrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paperweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağır, sakîl.

2.Basıp geçen, galip, faik, üstün: Bu, hepsinden baskın çıktı.

3.Ansızın hücum, birden basıp gafil tutma, şebhûn. Baskın vermek = Ansızın hücuma uğramak, kabahat işlerken tutulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominant. prepotent. predominant. preponderant. overpowering. heavy. raid. sudden attack. descent. forage. foray. incursion. inroad. irruption. surprise. swoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust. descent. foray. incursion. inroads. predominant. raid. surprise. inroad. bust. descent. unexpected visit. dominant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raid. unexpected visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

güneslenmek için su yüzüne çıkan çok iri cüsseli fakat zararsız bir cins köpek balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undisciplined. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Doymak işi: Toprağın suya doyması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation. satiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tok hale gelmek, (karın) tok olmak, açlık giderilmek: Doydunuz mu? Karnım doydu.

2.Kanmak, Osm. iktifa etmek: Suya doyamıyorum; artık o da servete doymadıysa; bu yağmurlardan yerler doydu. Göz doymak = Kanaat gelmek: Haris bir adamdır, ne kadar kazansa yine gözü doymaz,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be sated with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to eat one's fill. to be full. to be satisfied. to be saturated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to eat one's fill. to be full up. to be satisfied. to be saturated with. to eat to one's fill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyle kanaat etmez. Tamahkâr: Ne doymaz adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implacable. importunate. insatiable. greedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. greedy. voracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyle kanaat etmeyiş, tamahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiability. greed. voracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandeer. confiscate. impound. seize. sequestrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impound. arrest. attach. confiscate. expropriate. lay hand on. sequester. usurp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peel. to strip. to skin. to peel off the bark / the skin. bark. pare. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confront. counter. cross. mind. oppose. resist. withstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to oppose. to resist. contest. defy. deprecate. flout. oppugn. to kick against the prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting. laying. placing. position. put. putting in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eski şekli:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put. place. set. plant. lay. position. rest. stick. closure. dot smb. one. lay down. lay on. park. put down. set down. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. deposit. lay. park. place. post. put. set. stick. wrap. to put. to place. to set. to lay. to pour. to impose. to affect. to sadden. to move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put. to place. to let go. to affect. to upset. to bother. to move. to appropriate. to set aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splendid edition. de luxe edition. cabinet edition. edition de luxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splendid edition. de luxe edition. cabinet edition. edition de luxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oymak işi. (bk.) Oymak.

2.Tahta, taş, kumaş vesaire üzerine delik deşik edilerek yapılan süs: Mermer oyması, saçak oymaları, örtünün çevresindeki oymalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graven. carving. engraving. sculpture. glyph. intaglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting. chiselling. carving or engraving a design upon sth. hollowing sth out. carved design. the engraved design on a plate. sth which has been cut / chiseled / carved / engraved / hollowed out upon s. cavitation. gouge carving. fret work. fret. chase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrama süsleri yapan doğramacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engraver. carver. chiseler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carving. engraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a carver / chiseler / engraver. the art of carving or engraving. intaglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kazmak, çukurlatmak: Köstebek, yeri oyup içine girer.

2.Kazımak: Mermeri oyup birtakım çiçekler ve yazılar nakşetmiş.

3.Bir şeyi kesip parça çıkarmak: Gömleğin yakasını koltuğunu oymak. Göz oymak = Göz çıkarmak, mec. Çok aleyhte hareket etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabîle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribe. clan. boy-scout troop. carve. engrave. scoop out. excavate. bore. cave. cave in. chase. chisel. cut. etch. gouge. gouge out. grave. hollow. hollow out. incise. recess. sculp. sculpt. sculpture. trace over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. carve. chisel. clan. engrave. incise. put. sculpture. tribe. to engrave. to carve. to scoop out. subdivision of a tribe. phratry. boy scout troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut. to chisel. to carve. to engrave a design in sth. to hollow sth out. to cut-out. to cut-in. to abate. to chase. to cavitate. to indent. to nibble. to pit. to grave. to fret. to groove. to scoop. to hew. bore. carve out. cave. channel. engrave. exci

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyması olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görüş, düşünce sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Çeşitli basım teknikleriyle çoğaltılmış resimsel sanat yapıtı. Bir yapıtın özgün baskı sayılabilmesi için, çoğaltılmak amacıyla yaratılması gerekir. Örneğin, ünlü tabloların basım yoluyla çoğaltılması (reprodüksiyon) tekniği bir özgün baskı türü değildir. Özgün baskı yapımında her türlü kazı resim tekniği yanında, serigrafi, taşbaskı vs. gibi teknikler de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stage manage. to stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soymak işi. (bk.) Soymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeling. stripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Giyeceğini çıkarmak, çıplak etmek: Çocuğu soy da yatır.

2.Kabuğunu, zarını çıkarmak, ayıklamak: Şu elmayı soy. 3.Derisini çıkarmak, yüzmek Kuzuyu kim soydu?

4.Giyeceğini, eşyasını ve üstünde ne varsa çalmak: Yolda kendisini hırsızlar soymuş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peel. skin. flay. strip. rip off. undress. unclothe. unrobe. plunder. rob. sack. knock off. burglarize. burgle. bare. bark. clean out. decorticate. denude. deplume. despoil. disrobe. divest. fleece. heist. hold up. housebreak. pluck. pull off. rifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare. denude. fleece. mug. ravage. rifle. rob. strip. undress. to peel. to skin. to shell. to undress. to strip. to rob. to hold up sth. to burgle. to burglarize. to fleece. to clear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peel. to skin. to undress. to drop. to strip. clip. denude. despoil. disrobe. divest. fleece. harry. pillage. pluck. ransack. rifle. rob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deluge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water flood. inrush of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to endanger. to imperil. risk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

substitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by